Planlı Ders Çalışmanın Kuralı Nelerdir?

Birçok öğrenci,  “Bu kadar dersi nasıl yetiştireceğim?”, “Okul dersleriyle birlikte sınavı nasıl birlikte götürebilirim?”, “Çalışmaya nereden başlamalıyım?”, “Konuları hangi sırayla çalışmalıyım?”, “Günde kaç saat ders çalışmalıyım?”, “Hazırladığım ders çalışma programına bir türlü uyamıyorum, hep aksatıyorum. Ne yapmalıyım” sorularına cevap bulamadığı için ders çalışma isteğinden uzaklaşıyor. Plan yapmak, programlı ders çalışmak birçok öğrencinin en büyük problemi arasında yer alıyor. Ne yazık ki birçok öğrenci vaktini plana uymak yerine plan yaparak geçirmektedir. Kendini doğru tanıyan öğrenci başarılı bir çalışma planı hazırlayarak ona uyabilir, öncelikle kendinizi doğru tanıyın.

Descartes’in ‘Plansız çalışan bir kimse, ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer. Plansızlık dikkatsizliğe, yorgunluğa, bitkinliğe, isteksizliğe ve dalgınlığa neden olur. Bu durum öğrencilerde psikolojik baskı, kararsızlık, çalışmaya motive olamama ve verimsiz çalışma gibi olumsuz birçok sonuca yol açar. Başarılı olan insanların hayatlarını incelediğimizde karşımıza çıkan temel nokta belli bir plan ve program dâhilinde çalışmış olmalarıdır. Neye, ne kadar zaman harcayacağını bilmek, hem zamanı planlamak hem enerjiyi doğru kullanmak hem de hedefe konsantrasyonu devam ettirmek açısından çok önemlidir.

Çok çalıştığını, ama bu çalışmanın sonucunu alamadığını söyleyen birçok öğrenci bulunmaktadır. Bu tipteki öğrencilerin genel özelliği kendilerini yeterince tanımamalarıdır. Doğru bir çalışma programı oluşturulabilmesinin asgari şartı kişinin kendini tanıyor olmasıdır. Çünkü öğrencilerin çalışma alışkanlıkları, bilgi birikimi, hedefleri, zayıf ya da güçlü yönleri, zekâ potansiyeli, çalışma koşulları birbirinden farklı. Dolayısıyla herkes için genel geçer bir çalışma programından bahsetmek de doğru olmaz.

Program kim tarafından, nasıl hazırlanmalı?

Öğrenciyi yakından tanıyan, potansiyelini, çalışma alışkanlıklarınızı bilen, tecrübeli eğitimcilerin programı hazırlamasının doğru olacaktır. Programın ana iskeletini siz belirlemelisiniz. Bünyeniz ne kadarını kaldırabilecekse o kadar saat çalışacak şekilde programınızı düzenlemelisiniz. Daha sonra çalışma saatlerinizi bir süreç dâhilinde artırmalısınız. Hazırlanan program, hedeflenen belli bir döneme ait olmalıdır. Durumunuza göre bu dönem 1 ay ya da daha fazla bir zaman dilimini kapsayabilir. Bünye alıştıkça ders çalışma saatinizi artıracağınızdan dolayı planlamanızda bir takım düzenlemelere gitmeniz gerekecektir.

Okul başarısızlığının sebepleri nelerdir?

  • Bilgisayar oyunları ve televizyon, öğrencilerin vaktini fazlaca harcayıp sorumluluklarını aksatmalarına yol açar.
  • İlgisizlik, motivasyonun düşük olması ders çalışmak istememesine neden olur.
  • Hedefin çok büyük ya da çok küçük görülmesi yani “Ben çalışsam da yapamam, bunu kimse yapamaz.” ya da “Yapmayı istesem çok basit ama istemiyorum.” vb düşünceler ile çalışma konusundaki yetersizlik örtülmeye çalışılır.
  • Ders çalışmayı seven, başarılı arkadaşlar çalışmaya teşvik ederken; ders çalışmayan arkadaşlar da çalışmama konusunda dolaylı bir mesaj verir.
  • Başka alanlara yönelerek başarısızlığı örtebileceğine inanmak okul başarısızlığının devam etmesini tetikler. Örneğin, bilgisayar oyununda çok iyi bir skora ulaşmaya çalışır ve böylelikle başarılı olma duygusu yaşamayı hedefler.
  • Güven eksikliği yaşayan bir öğrencide gerekli iradede azalma olur ve derslerde olan başarı aksar.
  • Aşırı disiplin, çalışma sırasında yeterli molanın verilmemesi, sık sık ders çalışmaya zorlanmak, baskıcı-müdahaleci tutumlar çocuğu derslerden uzaklaştırabilir.
  • Öğrencinin sorumluluk bilinci az ise çevresindekilere sinirlenerek görevlerini aksatmaya çalışır.
  • Zamanı iyi değerlendirememek ve plan yapamamak vaktini etkili kullanamamaya ve dolayısıyla başarısızlığa neden olabilir.
  • Yıkıcı rekabet çocuğu mutsuzluğa ve başarısızlığa sürükler.
  • Sık sık “Hava çok güzel bugün gezeyim, yarın çalışırım.” vb ertelemeler ya da “Biraz başım ağrıyor.”, ” Canım sıkkın.”, “Bu ders çok sıkıcı ve zor.” gibi bahanelere sığınarak çalışmamak başarıyı olumsuz etkiler.
  • Ders dışı faaliyetlere çok fazla vakit ayırmak çocuğun dikkatini dağıtarak derse karşı ilgisini azaltabilir.
  • Okulu sevmemek, arkadaşları ile çatışmalı iletişim, öğretmenler ile yaşanan zorluklar başarılı olma oranını negatif yönde etkiler.
  • Çalışma süresinin olması gerekenden daha kısa olması ve yeterli gelmemesi de beklenen başarıya ulaşmayı engeller.
  • Çalışma ortamının uygun koşullarda olmaması çocuğun motivasyonunu düşürür ve başarısızlığın kaynaklarından birini oluşturabilir.
  • Dikkat eksiklikleri, öğrenme güçlükleri, zeka sorunları, kaygı ve stres, kişilik problemleri, uyku ve yeme bozuklukları, davranış bozuklukları, depresyon ve duygu durum problemleri, madde kullanım bozuklukları gibi psikiyatrik sebepler de okul başarısını düşüren diğer faktörlerdir ve psikiyatrik problemler için bir uzmana başvurmak en doğru adımdır.

 

Okul başarısını arttırmak için neler yapılabilir? 

  • Çalışma ortamı öncelikle temiz, havadar ve gürültüden uzak olmalı, dağınık ve sıkışık olmayacak şekilde düzenlenmelidir. En iyi çalışma alanı ışığı 75 Watt`lık bir ampulün ışığıdır.  Açık renk eşyalar tercih edilmelidir. Çalışma masası yüzeyi için hiperaktif ve bu sebeple de konsantrasyon sorunu yaşayan çocuklar için koyu yeşil; yorgunluk ve dolayısı ile dikkatsizlik hakim ise portakal rengi tercih edilebilir.
  • Çocukla okul hakkında sohbetler yapılabilir, onu dikkatle dinleyerek “Anlaşıldım.” duygusunu hissetmesi ve kendisini aile sohbetlerinin değerli bir üyesi olarak değerlendirmesi sağlanabilir.
  • Herhangi bir akademik alana ilgi duyuyorsa, örneğin matematiğe ilgisi var ise mental aritmetik dersleri, satranç gibi ekstra takviyelerle desteklenebilir.
  • Eğer çocuğun sıkıcı bulduğu bir ders ya da konu varsa çocuğa bunun eğlenceli yanını göstermek gerekir. Örneğin matematikten hoşlanmayan bir çocuk için, matematiği gündelik yaşama dahil etmek, sayıları daha nesnel kılmak etkili olabilir.
  • Herhangi bir derste başarılı olmakta zorlanıyor ise yardım edilebilir, ihtiyaçlarını anlatmasına fırsat verilip, onun için neler yapılabileceği üzerine etkili iletişim kurulabilir.
  • Çalışması için destekleyip, gerekli imkanlar sağlanırken; performans kaygısı yaşamasını engellemeye çalışmak, aldığı notlar ile onu yargılamamak gerekir.
  • Aşırı müdahaleci bir tutumdan uzak durulmalı, kimseyle karşılaştırma yapılmamalı, “Tembelsin!”, “Sen zaten çalışmayı sevmezsin!” gibi etiketlemelerden uzak durulmalıdır.
  • Öğrenmeyi keyifli hale getirerek çocuğun duyduğu stres ve kaygı azaltılmaya çalışılmalıdır.

Çok Ders Çalış Baskısı Çocuktaki Kaygıyı Arttırıyor

Velilerin sıkça tekrarladığı çok çalış cümlesi, başarıyı getirmediği gibi kaygıyı artırıyor. Başarıya ulaşmak için zaman kavramı önemlidir. Zaman kavramı çocuklarda beş yaşından itibaren gelişmeye başlıyor, başarı için neler yapılması gerektiği üzerinde duruluyor. Velilerden çocuklarına güvenmeleri ve onlara zaman ayırmaları çok çalış baskısının kaygıyı artırmaktan öte rol oynamaktadır. Velilerin hedef belirlemede çocuklara yardımcı olması öğrencinin motivasyonunu artıran en önemli faktörün ana-baba takdiri olduğudur. Velilere, çocuğunuzu takdir edin. Zamanı verimli kullanmalarını sağlamak için çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren bazı alışkanlıkların kazandırılması gerekiyor.

Öğrenciler neler yapmalı?

* Amaç ve hedeflerinizi belirleyin.

* Plan yapma alışkanlığı kazanın ve önceliklerinizi belirleyin.

* Kişisel gelişime zaman ayırın (kitap okuma alışkanlığı, hobi alışkanlığı vb.).

* Çok çalışmak başarıyı getirmez, planlı çalışarak başarıyı elde edebilirsiniz.

* Düzensiz aralıklarla sadece sınavlarda ders çalışacağınıza, her gün yarım saat ders çalışarak başarıyı elde edebilirsiniz.

* Zamanınızı planlayarak arkadaşlarınıza vakit ayırın.

* Ders sırasında not tutma alışkanlığı edinin.

* Erteleme alışkanlığından vazgeçin.

* Başarılı olacağınız konusunda kendinize güvenin.

Gaziantep Tercih Danışmanlığı

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.