Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

OKB Nedir ?

Obsesyonlar istenmeden akla gelen, kişiyi rahatsız eden, bireyin iradesi ile uzaklaştıramadığı, inatçı biçimde tekrarlayan, benliğe yabancı (ego-distonik) düşünceler, dürtüler ya da hayallerdir. Tipik obsesyonlar arasında bulaşma, kendine ya da başkasına zarar verme düşünceleri, cinsel-dini içerikli obsesyonlar, simetri-sayma-sıralama obsesyonları, biriktirme-istifleme obsesyonları sayılabilir. Obsesyonlar çoğu zaman hastanın düşünce/değer sistemi ile çelişen özellikler taşır.

Kompulsiyonlar ise haz amacı olmayan, çoğu zaman obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmayı amaçlayan ya da korkulan sonuçları engellemek için yapılan davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Yıkama, kontrol etme, düzenleme, sıralama, tekrarlama da sık görülen kompulsiyonlardır.


Bu bozukluk beyin kimyasında ve işlevselliğinde bozulma sonucu oluşur.

Çocuk ve ergenlerde OKB’nin başlangıç yaşı 9-12 yaş olarak görülmektedir. Genetik geçiş özelliği olabildiğinden ailenin diğer üyelerinde de olma ihtimali vardır.

Tedavi

Tedavide psikoterapi, gerekirse ilaç tedavisi psikiyatri uzmanı tarafından uygulanmaktadır.Bazı olgular kronik seyirli ve dirençli olduğundan tedavi süresi en az 6 ay-1 yıl arasında değişebilmektedir.

İnternet Bağımlısı Çocuk

Aileler ilk önce çocuklarının bilgisayarı öğrenmesini keyifle izler ve bununla gururlanır. Sonrasında evde dağıtan ve koşturan bir çocuk yerine, yerinden kalkmayan, oyuncaklarını dağıtmayan bir çocuk anne-babalara daha avantajlı gelir. Zamanla bilgisayar oyunlarının keyfine varan çocuk ise gerçek oyunlardan tat alamaz olur. Gün geçtikçe bilgisayarda geçirilen süre artar ve ortaya bağımlılık çıkabilir. Kendini durdurmakta zorlanan çocuklar, bilgisayar başında geçirdikleri süreyi kontrol edemezler. Bu kontrolsüzlüğün sonu bağımlılıkla biter.

Bilgisayarın ve İnternetin Zararları

Bilgisayar ve internetin zararları küçük çocuklar üzerinde oldukça çoktur. Bilgisayar ve internet yoluyla çocuklar, erken yaşta sanal da olsa ölüme-öldürmeye ve şiddete maruz kalırlar. Dolayısıyla benlik hamurları, şiddet, öfke ve kanla yoğrulur. Bu durum öfkeli, tepkisel, merhametsiz nesiller yetişmesine sebep olabilir. Bunun zararını ise sadece çocuğun kendisi değil, tüm toplum çeker.Aynı şekilde erken yaşta cinsellikle tanışan çocuklar, ileride cinsel sapmaların eşiğine yanaşabilirler.

Bilgisayar bağımlılığının diğer olumsuz bir sonucu da, sosyal ilişkiler üzerindedir. Yalnızlığını teknolojik bir makine ile gideren çocuklar, zamanla ilişkileri de aynı mekaniklikle yaşamaya başlar. Diğeri ile ilişki kur(a)mayan, öteki ile varoluşsal alanda gerçek bir buluşma yaşayamayan çocuklar kendi yalnız dünyasının mahkumu olurlar. Bir süre sonra evden hiç çıkmak istemezler ve toplumdan uzaklaşırlar. Evde ise ailelerinden uzaklaşırlar. Aile hemen yanı başındaki çocuğunu, toplum bir bireyini kaybederken çocuğun kendisi ise tüm hayatını kaybeder. Zamanla yalnızlaşan çocuk, bu yalnızlığını gidermek için haz aldığı şeylere daha fazla yoğunlaşır. Adeta onda yok olmak ister. Bunun sonucunda da, ortaya derin bağımlılıklar çıkar.

Bilgisayarın bir diğer zararı çocuklarımızı hayalle-gerçek arası bir hayata hapsetmesidir. Bilgisayar ortamında sanal arkadaşlıklar kurup, sanal sohbetler eden çocuklar, dışarı çıkmak gereği bile duymazlar. Hareket etmeye, hele spor yapmaya hiç mecalleri yoktur. Bizden daha yorgun, bizden daha tahammülsüz ve sabırsızdırlar. Çünkü doyasıya koşmadan, hoplayıp zıplamadan, düşüp kalkmadan büyümektedirler. Gerçek hayattan kopan, tüm ilişkilerini ve iletişimini sanal ortama taşıyan çocuk, gerçek hayata çıktığında bocalar. Oradaki ilişki tarzının gerçek hayatta işe yaramadığını görünce yeniden sanal dünyasına döner. Sonuçta gerçeğe temas edemeyen, sanal bir nesil ortaya çıkar.

Bilgisayarda görüntülerin hızlı akışına, peş peşe gelen sahnelere alışan çocuk beyni, okul hayatına adapte olmakta zorlanır. Çünkü beyni daha fazla uyaran istemektedir. Öğretmenin ders anlatımı ona sıkıcı gelmeye başlar ve dikkatini derse yoğunlaştırmakta zorlanır. Bunun neticesinde motivasyon ve konsantrasyon sorunları yaşar ve akademik başarısı düşer.

Boşa harcanan zaman, tükenen ömür, cinsel içerikli sitelere ulaşımın kolay olması ile yitirilen ahlak, ciddi beden sağlığı sorunlarını bilgisayarın diğer zararları arasındadır.Bağımlılığın yanında, bunca zararı da bünyesine alan çocuk, başta kendisi, sonra ailesi ve yaşadığı toplum için riskli bir birey halini getir.

Bağımlılık Belirtileri

Birçok çocuk bilgisayarda oyun oynar. Bağımlı çocukların durumu ise farklıdır. Eğer çocuğunuz;

  • Bilgisayar karşısında vaktinin çoğunu geçiriyorsa, oturduğunda uzun süreli kalıyorsa,
  • Gerçek hayattaki oyunları oynamıyor ve sevdiği başka etkinlikleri yapmıyorsa,
  • Bilgisayar ile vakit geçirmediği zaman sıkılıyor ve huzursuz oluyorsa,
  • Ödev yapması ve ders çalışması gereken zamanı bilgisayarla geçiriyorsa,
  • Bilgisayarı sosyal faaliyetlerine ve arkadaşlarına tercih ediyorsa,
  • Öğretmenleri de çocuğunuzla ilgili farklılıklar gözlemlemişlerse bağımlılıktan şüphelenebilirsiniz. Bu durumda çocuğunuzun bilgisayar kullanımı ile ilgili adım atmak gerekir. Bu adımların ilki çocuğunuzu ve yaşadığınız durumu kabullenip çözüm arayışına girmektir.

Çözüm Önerileri

Çocuğumuzun bilgisayar bağımlılığını önlemek ve azaltmak için adım adım aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.

  • Teknolojiyi hayattan çıkaramayacağınıza göre, yetişkin olarak sizler teknolojiyi yararlı kullanma konusunda çocuklarınıza örnek olabilirsiniz. Öncelikle bilgisayarla kendi ilişkinizi gözden geçirmeniz güzel olur. Akşamları işten gelen anne-baba evdeki tüm vaktini bilgisayar karşısında geçiriyorsa, çocuklarıyla oynamak ve onları sevmek yerine ellerini tuşlardan, gözlerini ekrandan ayıramıyorsa, çocuklarına koyacağı bilgisayar yasağının hiçbir anlamı olmayacaktır.
  • Çocuklarınıza varoluşlarını özgürce sergileyerek, üretken olabilecekleri imkanlar sunarak bilgisayara alternatifler oluşturabilirsiniz. Bu işlemi çeşitli kurslarla yapabileceğiniz gibi, eve aldığımız etkinlik malzemeleri ile de yapabiliriz.
  • Başta bilgisayar olmak üzere teknolojik aletleri kullanma konusunda yasaklayıcı değil yönlendirici bir tutum sergileyerek, çocuklara yararlı kullanımı öğretebilirsiniz.
  • Bilgisayarda oyun oynamayı bir hak olarak değil, ödül olarak verebilirsiniz. Örneğin ders çalıştıkları süre kadar bilgisayarda oynamalarına müsaade edebilirsiniz. Yine bilgisayarda oyun oynamaya sadece hafta sonu müsaade etmeniz yerinde olacaktır.
  • Bilgisayarın üretim ve fayda amaçlı kullanımı için çocuğunuzla çalışmalar yapabilirsiniz. Faydalı programlar alıp, onlarla birlikte çeşitli ürünler üretebilirsiniz. Bir yazıcı ile çıktılar alıp ev gazetesi çıkarmak, posterler hazırlayıp duvarlara asmak,her haftanın önemine göre pano hazırlamak gibi.
  • Çocuklarınızla daha fazla vakit geçirip onlardaki aidiyet duygusunu geliştirebilirsiniz. Hem bu şekilde çocuğunuzun maddi ihtiyaçlarını karşıladığımız gibi ruhsal ihtiyaçlarını da karşılamış olursunuz.Birlikte oyun oynamak, etkinliklere katılmak, yarışma yapmak hem çocuklardaki aileye olan aidiyeti geliştirir hem de sevildiği mesajını onlara verir.
  • Bilgisayarı evin ortak kullanım alanının olduğu bir yerde bulundurmak güzel olacaktır.
  • Bilgisayarı, amacı dahilinde kullanabilmek için teknik önlemler alabilirsiniz. Filtreleme yöntemleri, belirlenen süreden bilgisayarın sonra kendini otomatik olarak kapatması gibi.
  • Çocuğumuzun sağlıklı arkadaşlıklar kurması, yaşına uygun sosyal faaliyetlerde bulunması noktasında teşvik edici olabiliriz. Onu olabildiğince arkadaş ortamlarına sokmak, komşu ziyaretlerini sıklaştırmak, maçlar ve buluşmalar organize etmek hem çocuğunuzun sosyalleşmesini sağlar, hem de onu bilgisayardan uzak tutar.
  • Asıl alınması gereken tedbir ise çocuğu bilgisayar dışı etkinliklere yönlendirmektir. Ona yetenekleri doğrultusunda beceriler kazandıracak ortamlar hazırlayabilirsiniz. Müziğe yeteneği olan bir çocuğa bir çalgı aleti çalması konusunda fırsatlar oluşturabilirsiniz. Resim yeteneği olan bir çocuğa gerekli boya ve malzemeler sağlanıp, evde küçük ressama ait bir köşe hazırlayıp, resim yapmaya teşvik edebilirsiniz. Ayrıca bir sporla ilgilenmesi sağlayabilirsiniz. Bir hayvan beslemesi için onu teşvik etmek, koleksiyon yapmaya yönlendirmek gibi diğer etkinlikler de çocuğun meşgul olmasını sağlayacak ve eğlenmek ve can sıkıntısını gidermek için bilgisayara olan ihtiyacını azaltacaktır.

Eğer tüm çabalarınıza rağmen çocuğunuz bilgisayara bağlanmaya devam ediyorsa, o olmadan mutlu olamıyorsa, vaktinin çocuğunu onun başında geçiriyorsa bir uzmandan yardım almanız yerinde olacaktır.

Pedagoji Derneği

Çocukta Mahremiyet Eğitimi

Mahremiyet eğitimi, cinsel eğitimden daha kapsamlı bir kavramdır. Cinsel eğitim, çocuğun kendi cinselliğini tanıması, gelişim sürecinde cinsellikle ilgili yaşayacağı fiziksel ve duygusal farklılıkları öğrenmesi yanında, anne babasına sorduğu cinsellikle ilgili soru ve cevapları kapsar.  Mahremiyet eğitimi ise cinsel bilgilerin yanında daha çok kendisinin ve diğer insanlarının özelinin/özel alanının farkına varması, sosyal hayatın içinde kendi özel alanını koruması, diğer insanların özeline saygı duyması, kendisi ile çevresi arasında sağlıklı sınırlar koyması gibi bilgileri içerir. Mahremiyet eğitimi anne baba tarafından verilir. Bu eğitimin verilmesi çocuğun ruhsal ve cinsel açıdan korunması adına çok önemlidir. Çocuğa mahremiyet eğitimi verirken aşağıda belirtilen konulara dikkat etmekte fayda vardır.

1.Adım: Özel Alan Tanımlama

Çocuğun kendi mahremini, özel alanını koruyabilmesi için öncelikle bu alanı çocuğa tanımlamak gerekir. Vücudun kişiye özel olan bölgeleri, bu bölgelerin gizlenmesi gerektiği çocuğa iki yaşından itibaren yavaş yavaş anlatılabilir. Bu özel alan ailenin yaşadığı topluma ve sahip olduğu inanca göre değişmekle birlikte genel olarak cinsel bölgeleri kapsar. Her aile kendi inancına, düşüncesine göre çocuğun vücudunda mahrem alan tanımlayabilir. Bu alanın başkalarından gizlenmesi ve anne-baba ve doktorlar dışında bu bölgeye kimsenin dokunmaması gerektiği çocuğa öğretilmelidir.

Çocuk için tanımlanan özel alan aynı zamanda anne-babanın da özel alanıdır. Çocuk anne-babasının bu alanları görmek istediğinde aile izin vermemeli, bu alanların kişiye özel olduğunu belirtmeli ve kimseye gösterilemeyeceğini anlatmalıdır. Çocuğa cinsel organlar, ancak o sorduğunda onun anlayacağı dille ve yumuşakça anlatılmalıdır. Cinsel organlar çocuk sorduğunda anne-baba üzerinden değil, çocuğun kendi cinsel organları ya da kitaplar üzerinden öğretilmelidir. Bu şekilde yapıldığında çocuk, kendi özel alanını korumayı, başkalarının da özel alanlarına dokunmamayı ve bakmamayı öğrenecektir.

2.Adım: Odanıza İzin Alarak Girmesi Gerektiğini Öğretme

Çocuklara dört-beş yaştan itibaren anne-babanın odası kapalı ise odaya kapıyı çalarak ve izin alarak girmesi gerektiği öğretilmelidir. Çünkü bu oda anne-babanın özel alanıdır ve özel alanlara girişte izin alınır. Çocuğun odasına girerken kapısının çalınması çocuğa iyi bir model oluşturacaktır. Odaya izinsiz girdiğinde çocuğa, “Odamızda giyiniyor olabiliriz, bu yüzden kapı kapalı ise tıklatıp izin alarak içeri girmelisin şeklinde” açıklama yapılabilir.

3.Adım: Tuvaletin Kapısını Kapalı Tutması Gerektiğini Öğretme

Çocukların iki yaşında tuvalet alışkanlığını kazanması, en geç dört yaşında tuvalet sonrası temizliklerini yapmayı öğrenmesi beklenir. Anne-baba bu dönemleri dikkate alıp çocuğa tuvalet eğitimi verebilir ve eğitimin bir parçası olarak tuvalette yalnız olunması, başkalarının göreceği şekilde tuvaletini yapmaması gerektiği çocuğa anlatılabilir. Anne-baba belirlediği bu kurala kendisi uyarsa, çocuğun bu kuralı öğrenmesi daha kolay olacaktır. Çocuk oturak (lazımlık) kullanıyorsa, bu oturak evin ortak kullanım alanlarına konmamalı, tuvalet ya da banyoda kullanılmalıdır.

4.Adım: Çocuğun Özel Alanlarına Saygılı Olma

Çocuğu küçük yaştan itibaren çocukları başkalarının yanında giydirmemek, altlarını değiştirirken bile bir başka odaya götürmek çocuğun mahremiyetine saygıyı gösterir.”Daha küçük” diye düşünerek çocuğu iç çamaşırına varıncaya kadar başkalarının önünde soyup giydirmek doğru değildir. Özellikle dört-beş yaşından sonra çocuğu iç çamaşırı ile yıkamak, iç çamaşırı çıkarırken ve temizlerken gözleri kısarak ya da başı hafif yana çevirerek o alana saygı gösterdiğimizi hissettirmek çocuklarda mahremiyet duygusunun gelişmesine katkı sağlayacaktır. Yedi yaşından sonra banyoda çocukların kendi mahrem alanlarını kendi temizlemelerine fırsat tanımak da mahremiyet duygusunun gelişimi açısından güzel olacaktır. Yine kardeşleri dört-beş yaşından sonra birlikte banyoya sokmamak, sokulması zorunlu olan durumlarda ise onları iç çamaşırları ile yıkamak gerekmektedir. Sağlıklı bir mahremiyet duygusu açısından çocuğun başkalarının önünde elbiselerini çıkarmaması, giyinip soyunmaması gerektiği ayda birkaç defa tekrar edilerek çocuğa hatırlatılmalıdır. Tabi ki anne-babanın da çocuğun görmeyeceği bir alanda giyinip-soyunması da çocuğun bütüncül bir mahremiyet duygusu geliştirmesi açısından önemlidir.

5.Adım: Çocuğun Cinsel Organlarını Sevgi Objesi Yapmama

Küçük çocukları cinsel organlarına dokunarak, onları konu yaparak sevmek doğru değildir. Çünkü bu durum, onların özel alanlarının ihlalidir. Çocuk bu şekilde hem mahremiyet ihlaline uğramış olur, hem de başkalarının özel alanlarının kullanılarak onlara şaka yapılabileceği inancını taşır. Ayrıca çocukları cinsel organlarını konu ederek sevmek, onları kendilerini kötü niyetli yabancılardan korumak konusunda etkisiz kılabilir. Çocuk, bir başkası özel alanına dokunmak istediğinde bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunun ayrımını yapamayabilir. Bu sebeple bezlemek, pişik kremi sürmek ve temizlemek durumlarında bile abartıya kaçmamak, aşırı baskı uygulayarak silmemek, çocuğun cinsel organlarıyla oynamamak daha doğrudur. Çocuğun cinsel organlarını şaka konusu yapmak, göstermesini istemek, onlara dokunmaya çalışmak çocuğun cinsel kimlik gelişimi açısından oldukça sakıncalıdır.

6.Adım: İlk Okulla Birlikte Özel Mekan Tanımlama

İlkokul dönemi ile birlikte çocuklar için evde bir çekmece ya da sepet belirlenip, çocuğa özel eşyalarını buraya koyabileceği söylenebilir. İlk başlarda çocuklar buraya gerekli gereksiz birçok şeyi koyabilir, ancak zamanla daha seçici davranacaklardır. Onun bu özel alanını anne-babanın izin alarak kullanması çocuğun özel alan düşüncesini pekiştirir. Ergenlik dönemi ile birlikte gençler, kilidi olan daha güvenli özel alanlar talep edebilirler. Ergenler yalnız kalmak isteyebilirler, çocukluk dönemine göre daha utangaç olabilir.Vücudunu anne-babasından gizlemek isteyebilir. Onların bu taleplerini normal karşılamak, özel alanlarına izinsiz girmemek, telefonlarını karıştırmamak, günlüklerini okumamak daha doğru bir davranıştır.

7.Adım: Ebeveynle ve Kardeşle Yatakları Ayırmak

Bebeğin yatağının anne-baba yatağından ne zaman ayrılacağı tartışmalı bir konudur. Kimi ebeveynlik ekolleri çocuğa dilediği kadar müsaade ederken, kimi yaklaşımlar ise daha katı bir yaklaşımla çocuğun odasının ve yatağının ayrılmasını savunmaktadır. Bu konuda genel yaklaşım şu şekildedir: Altı aya kadar çocuk annesi ile yatabilir. Altı aydan sonra ise annesi ile aynı odada yer yatağında ya da beşikte yatabilir. İki yaşla birlikte çocuk yavaş yavaş bağımsızlığını kazanır ve kendi başına yemek yemeye, yolda kendi başına yürümek istemeye başlar. Bu dönem gelişim olarak da çocuğun odasının ayrılabileceği bir zamandır. Ancak yalnızlık, anneden ayrılma, karanlık gibi konularda aşırı duyarlı ve kaygılı olan çocukların zorla yataklarını ayırmak doğru değildir. Öncesinde var olan kaygılar uzman yardımı ile giderilmeli, sonrasında yatak ayrımına gidilmelidir. Birlikte aynı yatakta yatan kardeşlerin yataklarını ise dört-beş yaşından itibaren ayrılabilir.

8.Adım: Kız ve Erkek Çocukların Odalarını Ayırma

Kız ve erkek kardeşlerin ilkokul dönemiyle birlikte odaları ayrılmalıdır. Çünkü beraber bulundukları odada, giyinip soyunurken, yatarken, temizlenirken birbirlerinin özel alanını ihlal edebilirler. Ayrıca okulla birlikte çocuklara vücudunun dışında iç çamaşırlarının belki de özel eşyalarının (günlük vb.) bulunduğu bir özel alan da gerekebilir. Bu alanın farklı odalarda olması daha doğru olacaktır. Yer darlığı gibi sebeplerle bu konu ertelenmemelidir. Gerekirse diğer bir odada bir köşe oluşturularak çözüm bulunmalıdır. ‘Onlar kardeş bir sorun olmaz’ diye düşünmek kadar, bu konuda aşırı kaygılı davranıp endişelerimizi çocuklara hissettirmek de sakıncalıdır.

9. Adım: Özel Alan İhlallerine Tepkinizi Belli Etme

Çocukla birlikte dışarıda gezerken veya televizyon izlerken aniden karşımıza mahremiyet ihlali içeren sahneler ve durumlar çıkabilir. Bu gibi durumlarda çocuğa bir şey demeden onun duyacağı şekilde mahremiyet ihlali yapan kişiye tepki belli edilebilir. Örneğin bir televizyon sahnesinde arkadaşlarının mahrem alanına şaka amaçlı dokunan kişiye seslice kızılabilir. “İnsanların özel yerlerine dokunulmaz” gibi cümlelerle tepki belli edilebilir. Böylece çocuk anne-babanın tepkilerini modelleyerek mahremiyet ihlallerine karşı duyarlı hale gelir. Çünkü çocuklar anne-babaların kendilerine değil de başkalarına verdikleri tepkiler yoluyla daha kolay öğrenmektedirler.

Mahremiyet eğitimini alan çocuklar kendi özel alanını bilir, bu alanını korur ve başkalarının özel alanlarına da saygı gösterir. Bu durum, aynı zamanda çocuğun sağlıklı bir kişilik gelişimine zemin hazırlar. Cinsel tacizlerin arttığı günümüzde çocukları korumanın ilk adımı onlara mahremiyet eğitimi vermektedir. Bu eğitim sayesinde onlar kendilerinin ve başkalarının özel alanını korumayı öğrenerek daha sağlıklı bireyler olabilirler.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.