Çocuk ve Ergende Öğrenme Güçlüğü

Çocuklarda Öğrenme Güçlükleri nedir? Belirtileri nedir?  Nasıl ilerler?

Öğrenme güçlüğü çocuğun okuma/ anlama, matematik ya da yazma becerilerinde çocuğun başarısı standart ölçme ve değerlendirme gereçlerine göre çocuğun kronolojik yaşının, zeka düzeyinin ve yaşına uygun eğitim düzeyinin aşağısında kaldığında ele alınan bir sorundur.  Öğrenme güçlüğü teşhisi konduğunda çocuğun okumada anlamada, matematikte ya da yazmada yetersizliğinin akademik başarısını ya da ilgili becerileri gerektiren günlük eylemleri belirgin olumsuz etkiliyor olması gerekir.  Disleksi yani okuma güçlüğü görülme oranı populasyonda %4 tür.  Diskalkuli yani matematiksel hesaplama güçlüğü görülme oranı %1 dir.

Öğrenme güçlüğü görülen çocuklarda gelişim genel olarak normal seyreder ve hiçbir sosyal sorun gözlenmez.  Ancak okul çağında derslerde diğer çocukların başarısına erişememenin getirdiği utanç, akran ilişkilerini olumsuz etkiler. Öğrenme güçlüğüne bağlı tekrarlı yaşanan utanma hali en sonunda öz güven gelişimini engelleyebilir.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda bu sorunu tanımlayan belirgin bir duygusal, zihinsel, somatik ya da ilişkilerle ilgili bir nitelik tanımlanmamıştır.

Disleksi Belirtileri Nelerdir ve Tedavisi

Disleksi bir öğrenme bozukluğudur ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ve matematik becerilerinin öğrenilmesinde ve uygulanmasında yaşanan güçlükleri ifade eder. Disleksi sahibi kişiler dilin işitsel parçalarını işlemede sıkıntı çektiklerinden iletişimde ve öğrenme de sıkıntılar yaşarlar.

Disleksiye Ne Sebep Olur?

Disleksi genellikle çocuklukta teşhis edilir ve kökenlerinin nörolojik olduğu düşünülmektedir. Disleksi ayrıca beyin hasarlarının sonucu da olabildiği gibi temelinde dil işleme ile ilgili sorunların yattığı öğrenme bozukluklarının da bir sonucu olabilir. Beynin sadece dili işleyen kısımlarının değil aynı zamanda hafıza ile ilgili kısımlarındaki anormalliklerin de dislekisye sebep olacağına inanılır.

Disleksi Belirtileri Nelerdir?

-Konuşma becerisinin gelişiminde yavaşlık ve güçlük
-Yazılı ve sözel dili kavramada ve ifade etmede yaşanan zorluk
-Harfleri öğrenmede ve sesleri çıkarmada yaşanan sorunlar
-Kelimenin tümünü ya da parçalarını okuyamama
-Kafiye türetmede sorun yaşama
-Heceleme becerisindeki eksiklikler
-Ritm temelli aktiviteleri yaparken zorlanma

Bunların yanı sıra görme ile ilgili ya da odaklanma, depresyon gibi çeşitli rahatsızlıklar da disleksinin belirtileri olarak görülebilir.

Disleksinin Tedavisi Var Mıdır?
Disleksinin erkenden teşhis edilmesi öğrenmede, yazmada ve konuşmada oldukça etkili olmaktadır. Disleksinin seviyesine ve diğer öğrenme bozuklarının varlığına göre tedavi değişebilmektedir. Özel dersler, okuma iyileştirici sınıflar ya da sınavlar ve dersler için ayrılan fazladan süreler bu sorunun ortadan kaldırılmasında yardımcı olmaktadır. Konuşma ve dil terapistleri de rahatsızlığın düzeltilmesinde etkin bir şekilde rol almaktadırlar.

Disleksi Başarıyı Engeller Mi?
Disleksi teşhisi almış birçok insanın hayatlarında başarılı olduğu bilinmektedir. Özellikle bazı örneklerde disleksi ve ortalama-üstü zekâ arasında ilişki bulunmaktadır.

Thomas Edison ve Albert Einstein disleksi rahatsızlığına sahip olmalarına karşı başarılı olan iki ünlü bilim insanıdır.

Öğrenme Güçlüklerinin Belirtileri Nelerdir?

Öğrenmenin gerçekleşmesi için nörolojik 4 temel işlevin koordinasyon içinde çalışması gerekmektedir. Bu işlevler bir ya da bir kaçında sorun yaşandığında öğrenme becerileri olumsuz olarak etkilenmektedir.

Bu işlevlerden ilki olan giriş; duyu organlarından gelen bilgi/uyaranın beynimize iletilmesidir. Bu aşamada öğrenme güçlükleri nedeniyle görsel ya da işitsel algı alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkabilir. Örneğin yazıda ya da okumada harflerin ters algılanması (b ile d harfinin karışması gibi), öğretmenin verdiği sözlü açıklamanın bir kısmını uygulayabilmesi (kitabınızı açıp, 12. sayfayı okuyun yönergesinin sadece ilk bölümünü algılayıp yapmak gibi) bu alandaki sorundan kaynaklanabilir.

İkinci aşama ise işlem sürecidir. Bu süreçte beyine iletilen uyaran/bilgi değerlendirilir, anlamlandırılır ve kaydedilir. Bu süreçte sıralama, soyut düşünme ve planlama-organizasyon becerilerine ihtiyaç vardır. Bu süreçteki bir sorun çocuğun işleri sıraya dizme, planlama ve organizasyon alanlarında problem yaşamasına neden olabilir. Örneğin günü planlamak, çanta-masa organizasyonu sağlamak, ders çalışmak için gerekli planlamayı ve düzenlemeyi yapmaktaki zorluklar bu alandaki problemden kaynaklanabilir.

Üçüncü aşama olan bellek, bilginin depolanması ve gerektiğinde kullanılmak üzere hatırlanmasını sağlar. Öğrenme güçlüklerinde bu aşamada sorun yaşayan bireyler öğrendikleri bilgiyi kısa süreli ya da uzun süreli hafızaya uygun olarak kaydedilmediği için bilgiyi hatırlamakta zorlanabilirler (örn: evde çok iyi çalıştıkları konuyu sınavda hatırlayamamak ya da çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanmak gibi)

Dördüncü aşama ise çıktı olarak tanımlanır. Bu aşamada ise bilgi ya da uyaran bilişsel süreçlerin sonunda yazı, hareket, okuma, çizim olarak ortaya çıkar. Öğrenme güçlüklerinde bu alandaki sorunlar okuma-yazmada hata ya da sakarlık olarak kendilerini gösterebilirler.

Bilişsel öğrenme süreçlerindeki sorunlar farklı öğrenme alanlarında farklı sorunlar olarak ortaya çıkabilir. Öğrenme güçlüklerinin belirtileri bu nedenle her bireyde farklılık gösterebilir. Özellikle de yaşanılan sorunun şiddetine ve etkilediği öğrenme alanlarının işlevlerine göre belirtiler de değişebilir. Genel olarak en sık karşılaşılan belirtileri sıralamak gerekirse aşağıdaki semptomlar öğrenme güçlükleri yaşayan çocuklarda gözlemlenebilir.

  • Okuma-yazmayı yaşıtlarından daha sonra öğrenebilirler. Özellikle ses-sembol olarak birbirine benzeyen örneğin b-d, k-t, s-z gibi harfleri karıştırırlar.
  • Aritmetik sembolleri karıştırırlar. (+ yerine – yazmak, + işaretini x olarak algılamak gibi)
  • Okurken ve yazarken harf, hece atlar ya da harf eklerler. Ters okur veya yazarlar (ev yerine ve çok yerine koç gibi). Okurken satır kaybedebilirler.
  • Bilişsel çaba gerektiren işlerde isteksiz olurlar, dikkatlerini toplamakta zorlanırlar.
  • Unutkan ve dalgın olabilirler. Zamanı verimli kullanamazlar. Sınıf arkadaşlarının 30 dakikada tamamladığı ev ödevi 2 saate kadar uzayabilir.
  • Yazıları okunaksız olabilir, yazarken çok çaba harcayıp çabuk yorulabilirler. Kompozisyon yazmak gibi yazılı anlatımlardan kaçınırlar.
  • Yaşıtlarına göre okuma hızları yavaştır. Bilgileri ya da yazılı sorularını eksik okuyabilirler.
  • Çanta ve masalarını toplamakta, organizasyonu sağlamakta zorlanırlar. Eşya-oda düzeninde sorun yaşarlar.
  • Çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanırlar. Bazı harfleri karıştırdıkları gibi bazı rakamları da karıştırır ya da ters yazarlar.
  • Okuduklarını anlamakta ve anlatmakta zorlanırlar. Ayrıca kendi duygu ve düşüncelerini anlatmak ve ifade etmekte zorlanabilirler.
  • Dikkat konsantrasyonları kısa sürelidir. Kolay sıkılırlar, bu nedenle tek başına çalışmak yerine birinin gözetiminde çalışmaya ihtiyaç duyabilirler.
  • Zaman (saat-gün-aylar) ve yön (sağ-sol-doğu-batı) kavramlarını öğrenmede zorlanabilirler.
  • Motor koordinasyon becerilerinde yaşadıkları sorunlar nedeniyle sakar olabilirler.

 

Öğrenme güçlüğü olan her çocuk bu sorunların hepsini bir arada ya da aynı derecede yaşamayabilir. Ancak sorunun doğru tanımlanması ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmesi önemlidir. Yaşanılan sorunlar ne kadar erken tanımlanıp, uygun uzman yardımıyla okul, aile ve çocuğun gereken desteği alması sağlanırsa sorunların çözümü o kadar kolaylaşacaktır.

Öğrenme güçlüklerinin etkileri

Öğrenme güçlüğü birincil olarak akademik alanları etkiler gibi görünse de aslında çocuğun duygusal gelişimi üzerindeki etkileri de oldukça fazladır. Öncelikle okulun ilk yıllarından başlayarak başarısızlık kavramıyla tanışan ve mücadele etmek zorunda kalan çocuklar bu durumdan olumsuz olarak etkilenmektedir. Arkadaşlarının kolayca çözebildikleri matematik problemini yanlış yapmak, çarpım tablosunu birçok kez ezberlemesine rağmen sürekli unutmak, sınıfta en yavaş okuyan çocuk olmak, çocuğun yetersizlik hissetmesine neden olmaktadır.

Okulda ve günlük yaşamda karşılaştıkları olumsuz deneyimler benlik algılarını olumsuz yönde etkilemektedir. Öğrenme güçlüğü olan çocukların aileleri ve öğretmenleri genellikle onların “yapamadıklarına” ve “beceremediklerine” odaklanmışlardır. Sıklıkla olumsuz uyarı alırlar. Bu tutum da çocuğun kendine ilişkin olumsuz düşüncelerinin pekişmesine neden olur.

Organize olmakta güçlük yaşıyor olmaları ve yeterli ders çalışma becerisi geliştirememiş olmaları ders çalışmayı bir kabusa dönüştürebilir ve bu da derslere ve okula karşı ciddi motivasyon kayıplarına neden olabilir. Bu noktada okula gitmek istememe, okumaya karşı isteksiz olma, okul arkadaşlarıyla sosyal ilişki kurmakta ve sürdürmekte güçlük, agresyon eğilimi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.