‘’Patronum beni sürekli kötü hissettiriyor, ne yapsam yaranamıyorum.’’
‘’Eşimin bencilliği ve düşüncesizliği yüzünden çok mutsuzum.’’
‘’Yüzüme gülüp arkamdan söylediklerini öğrenince delirecek gibi oldum.’’

Bu örnek durumlarda haklı da olsanız, karşınızdakinin sizi negatif etkilemesine izin vererek kendi gücünüzü teslim etmiş oluyorsunuz. Fark etmeden enerji kaybediyorsunuz. Aslında maruz kaldığınız etki ne olursa olsun, bilinçli bir seçim yapıp gücünüze sahip çıkmanız mümkün.

Bu kolay değil ama mümkün. Yazar ve psikoterapist Amy Morin, Psychology Today dergisinde gücünüze sahip çıkmanın yollarını anlatmış:

Şikâyet etmeyi bırakın

Ailenize, arkadaşlarınıza, eşinize ve iştekilere sürekli birilerini veya bir durumu şikâyet etmek sizi çözüme değil probleme odaklar. Enerjinizi problemi tekrar tekrar anlatıp sempati toplamaya değil, çözmeye verin.

Sürekli şikâyet, sadece durumu değil, durum karşısında kendi tutumunuzu da kontrol edemediğinizi gösterir.

Hislerinizin sorumluluğunu alın

Moralinizi, nasıl hissettiğinizi başka insanların davranışlarının belirlemesine izin vermeyin. Arkadaşınız sizi gittiği yere davet etmediği için kötü hissediyor ya da eşinizin annesi sizi eleştirdiğinde küplere biniyorsanız bu onların sizin üzerinizde güç sahibi olduğunu gösterir. Başkalarının düşünce ve davranışlarını kontrol edemezsiniz. Ama kendi hislerinizi kontrol ederek zarar görmemeyi başarabilirsiniz.

Sağlıklı sınırlar çizin

Yersiz suçluluk hislerine kapılmak, ne istediğinizi, neye ihtiyacınız olduğunu söylemek yerine susmak, sürekli fedakârlık yapmak ya da saldırganlaşarak kırıldığınızı saklamaya çalışmak gibi davranışların hepsi gücünüzden vazgeçtiğinizi gösterir.

Eğer bir fedakârlık yapacaksanız, bunu başkaları sizi ‘’zorladığı’, ‘’başka şans bırakmadığı’’ için değil kendi seçiminiz olduğu için yapın.

Duygusal ve fiziksel sınırlarınızı sağlıklı çizerseniz enerjinizi fazla çaba göstermeden yukarıda tutabilirsiniz.

Kurban psikolojisine girmeyin

İşim için şunu feda ettim, eşim için bunu yapmak zorunda kaldım, arkadaşlarıma ayıp olmasın diye evet demek zorunda kaldım gibi sürekli kendinizden verdiğinizi anlattığınızı fark ederseniz durun ve bir düşünün. Bu sizin sürekli dram yaşayan bir kurban rolü üstlendiğinizi işaret ediyor olabilir. Verdiğiniz kararların istemediğiniz bazı sonuçları olabilir ama kararı sahiplenerek çıkış yolları aramak da sizin elinizdedir.

Affedin

Sizi kıran veya haksızlık eden birine karşı taşıdığınız öfke diğer kişiyi değil sizi cezalandırır. Size yanlış yapan birini düşünerek harcadığınız zamanı aslında kendinizden çaldığınızı unutmayın. Gücünüzü geri almanın en iyi yolu karşınızdakini affetmektir.

Affetmek karşınızdakinin yaptıklarının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. Hayatınıza tekrar girebileceği anlamına da gelmez.

Affetmek karşınızdakinin davranışlarının sizinle değil kendi kapasitesi ile ilgili olduğunu fark edip, size zarar veren öfkeyi içinizden atmaktır.

Değerinizi başkalarının ne düşündüğü değil siz belirleyin

Eğer kendi doğrularınız net değilse, başkalarının düşünceleri sizi kolayca etkiler.

Unutmayın ki herkes hayatı kendi süzgecinden geçirir ve pek çok farklı önyargı ile karşılaşabilirsiniz. Önemli olan inandığınız, doğru bildiklerinizle tutarlı yaşamanızdır.

Eğer değerinizi başkalarının sizinle ilgili olumlu izlenimleri belirliyorsa hayatınız sürekli birilerini memnun etmekle geçer. Herkesin sizi sevmesi gerekmez, yaşam tarzınızı onaylamaları da gerekmez. Tabii ki yapıcı eleştirilere kulak verin ve değerlendirin ama kendinize asla başka birinin hakkınızda düşündüklerinden değer biçmeyin.

Farklı olmaktan korkmayın

Özgüven eksikliği ve sosyal kaygılar çoğunluğa uyum sağlamak için farklılıklarınızı yok edip, başkalarına benzemeye çalışmanıza yol açabilir. Ancak çoğunluğa uyum sağlamak için kendinizi gizlemeye çalışmak aslında enerjinizi tüketir ve gizlenerek mutlu olmak zordur.

Vaktinizi ve enerjinizi sizi farklı olduğunuz için eleştiren ve dışlayanlarla değil, olduğunuz gibi kabul eden ve seven, farklılığınızla dünyaya renk kattığınız için değerinizi bilen insanlara saklayın.