Pedagog seçimi nasıl yapılır?

Çocuğunuz veya Aileniz için destek  almaya karar verdiniz . Bu desteği almak için doğru bir uzman bulmak istiyorsunuz ve araştırdığınızda karşınıza çok fazla seçenek ve kafanızı karıştıracak önerileri görebilirsiniz.

Doğru bir Pedagog, Psikolojik Danışman seçimi nasıl yapılır? Öncelikle Şu kavramları, uzmanlıkları ve bu uzmanların nasıl kullanıldığını bilmeniz gerekir.

Pedagog unvanını günümüzde Sadece Üniversitelerin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) bölüm mezunları kullanabilirler. (1982 yılında çıkarılmış olan bir yasa kapsamında pedagog olmak isteyenler Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) bölümü okumak zorundalar.) Bu bölüm dışındaki uzmanlar bu unvanı kullanamazlar. PDR mezunları sadece bölümden mezun olmaları yeterli değildir. Eğer Pedagog unvanını kullanmak isteniyorsa pedagoji alanında kendisini geliştirmesi için kurslara katılması sertifikasyonları almalıdır. Çocuk gelişimi ve eğitimi alanında da kendisini geliştirmesi gerekiyor.

Bir Pedagog tercihinde bulmuş olduğunuz uzmana diplomasını, uzmanlık alanındaki sertifikalarını, uyguladığı psikolojik destek süreci hakkında bilgi isteyiniz. Doğru uzman hem zaman hem doğru süreç işlemesinde size daha hızlı yardımcı olacaktır.

Bir Terapist Uzman Alanına Hakim Olmalı ve Bu Konuda Yeterli Eğitime Sahip Olmalıdır. Ruh Sağlığınızı Korumak Adına Bir Psikolojik Destek Almadan Araştırdığınız Uzman Hakkında

-Mezun Olduğu Üniversite Bölüm

-Almış Olduğu Eğitim ve Terapi Uygulamaları

-Meslekteki Tecrübesi

Hakkında Bilgi Sahibi Olmalısınız.

Şu Kavramları Bilmenizde Yarar Var

Pedagog: Üniversitelerin 4 Yıllık Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü Mezunudur. Çocukların psikolojik ve ruhsal açıdan doğru gelişmeleri ve onların bu doğrultuda eğitimleriyle uğraşan kişilere pedagog denir. Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı olan pedagoglar; 0-16 yaş çocuklarının tüm gelişimlerini takip ederler. (İlaçlı Tedavi Uygulayamaz)

Psikolojik Danışman: Psikolojik danışman, üniversitelerin Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, bölümlerinden mezun olan ve dört yıllık lisans eğitimi alan kimselerdir. (İlaçlı Tedavi Uygulayamaz)

Psikolog: Üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültesi,  Psikoloji bölümlerinden mezun olan ve dört yıllık lisans eğitimi alan kimselerdir. (İlaçlı Tedavi Uygulayamaz)

Psikiyatri: (İlaçlı Tedavi Uygular) Üniversitelerin Tıp Fakültesi bölümlerinden mezun olan, Kişilik bozukluklarına yol açmış, kökleşmiş, ağırlaşmış ve bilinçaltına inmiş problemlerin çözümüyle uğrasan kişilerdir. Psikoterapistler; altı yıllık tıp eğitiminden sonra üç yıllık uzmanlık eğitimi almış kişiler ve patolojik psikolojide en az üç yıllık doktora eğitimi yapmış ve ruh sağlığı hastanelerinde bir yıl kadar bir uygulamalı eğitim görmüş kişilerdir. 

Çocuk Psikiyatri: (İlaçlı Tedavi Uygular) Çocuk Psikiyatrisi; Tıp eğitimi üzerine, çocuk-ergen ruh sağlığı alanında ihtisaslaşmış kişidir. Çocuğun ruhsal, bilişsel, akademik ve sosyal alanlardaki tüm zorlukları çocuk psikiyatrisinin kapsamındadır.

Eğitim Başarısını Arttırmada Ailenin Rolü

Anne babanın, gencin eğitim başarısı konusunda yapabilecekleri ,“katkı” ve “yardımla” sınırlıdır. Temel kural yardıma ihtiyacı olanın yardım istemesidir.

Bu nedenle ona yapmak istediğiniz yardımlarda onunla işbirliği içinde olmanız ve

Onun, söyledikleriniz ve yapmak istedikleriniz konusunda ikna olması ve inanması esastır.

Geçmişte başarı çok çalışmak iken, şimdi ise başarı etkili çalışmak olarak tanımlanmaktadır.

Etkili çalışmak, zamanı, belirlenmiş öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Etkili çalışmak için dinlenmeye, eğlenmeye, dostlarla vakit geçirmeye de gereksinim vardır. Eğitim başarısı ders başında ne kadar zaman geçirildiğine değil, çalışılan konudan öğrencide geriye ne kaldığına bağlıdır.

Çalışma ile ilgili önemli ilkeler vardır. Bunlar:

1)     Öğrenci problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar ara vermemesi,

(en fazla 40 dakika)

2)     Çalışmadan sonra 10 dakika tekrar, 10 dakika mola vermesi.

3)  Gece yatmadan öğrendiklerini 10 dakika tekrar etmesi

4)     Notların tekrar yazılması veya çalıştıktan sonra notların tekrarı ve hızla gözden geçirilmesi.

5)     Çalışma zamanının, çizelgeli çalışma programına göre planlanması.

6)     Çocuğunuza uygun çalışma ortamı hazırlamak için 18–20 derece oda ısısında derli toplu bir oda ya da köşe, sessiz ve ışığı yeterli düzeyde çalışma masası ve malzemelerin düzenli bir şekilde masanın üzerinde durmasıdır.

Çocuğunuzun Yanlış Çalışma Alışkanlıkları:

1)     TV izleyerek ya da müzik dinleyerek çalışmak,

2)     Yatarak, uzanarak çalışmak,

3)     Çalışırken atıştırmak,

4)     Posterle dolu bir oda,

5)     Çalışmayı sürekli erteleme alışkanlığı,

6)     Önemsiz işlere verimsiz saatleri harcamak,

7)     Programsız çalışmak olarak sayılabilir.

Çocuklarınızın başarıya ulaşmaları için düzenli aile hayatı, problemleri kabullenmek, sosyallik konusunda model olmak, ergeni iyi tanımak, yaratıcılığını desteklemek gerekir.

Olgun insanlar yetiştirebilmek için ebeveynlerin de olgun olması, olumlu benlik duygusuna sahip olması, yani yapıp yapmayacaklarının, sınırlarının farkında olması gereklidir.

Olgun biri diğerleriyle hem yakın hem de genel ilişkilerde sıcak bağlar kurma yeteneğine sahiptir. Dış gerçeklerle bağlantı içinde düşünür, hareket eder yani durağan değildir, değişikliklere uyum gösterir ve kendini yeniler. Değiştiremeyeceği durumu kabullenir ve soruna o noktadan yeni bir çözüm arar.

Unutmayın, “Hoşgörü, karşımızdakini istediğimiz gibi olmaya zorlamak değil, kendi istediği gibi mutlu olmasına imkân verme büyüklüğüdür.”

Çalışan Kadın İş ve aile hayatı arasındaki denge

Günümüzde çalışan kadınların en önemli sorunlarının başında iş ve aile hayatı arasında denge kurmak geliyor. Kariyer mi? Aile mi? Terfi etmek mi? Çocuk yetiştirmek mi? Bunlar kadınların hem akıllarını kurcalayan hem de bir kısır döngüye girmelerine neden olan sorular.

Bundan belki de elli sene öncesine kadar kadınlar arasında çalışmamak ve ev hanımı olmak, bir yandan da çocuklarının bakımlarının her aşamasını üstlenmek bir normken, son yıllarda bu durumun hızlı bir değişime girdiğini, var olan işgücünün erkekler kadar olmasa da büyük kısmının kadınlar ve daha da önemlisi anneler tarafından oluştuğunu görüyoruz.

Kimileri tarafından “süper” kadınlar olarak ilan edilen bu kadınların iş hayatlarında yaşadıkları mücadelenin yanında hepimizin bildiği gibi aynı zamanda evlerini idare etme ve çocuklarının bakımını üstlenme gibi birden çok görevleri var. Her ne kadar buna paralel olarak birçok ailede erkeklerin de ev idaresi ve çocuk bakımı konusunda eskiye kıyasla rollerinin biraz daha arttığı söylenebilse de bazen tüm bunlara ek olarak ailedeki yaşlı ve/veya hastaların bakımına destek olmak da kadınların sorumlulukları arasına girebiliyor. Hal böyle olunca da tüm bu sorumluluklar arasındaki dengeyi kurmak büyük bir maharet istiyor.

Kadınların %50’si aile ve iş arasında denge kurmakta zorlanıyor!

Kadınlar hayatlarının bir döneminde kariyer mi yoksa aile mi kendileri için daha öncelikli diye bir karar vermek durumunda hissedebiliyorlar. Özellikle çoğu kadın çocuk doğurma kararıyla bu konuda belli bir yol ayrımına gelebiliyor. Birçok araştırma ise bu dengeyi kurmanın neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor. Araştırma sonuçları kadınların yaklaşık yarısının aileleri ve iş hayatları arasındaki dengeyi kurmakta güçlük çektiğine işaret ederken, kadınların yaklaşık üçte birinden fazlası ise bu dengeyi yaratmak ve her şeye yetişebilmek uğruna sürekli bir koşturmaca içerisinde olduklarından yakındıkları görülüyor. Bu duruma bir çözüm olarak son yıllarda batılı ülkelerde yapılan birçok bilimsel çalışma kadınların erkeklerden farklı olarak yüksek maaşlar almak yerine aile ve iş hayatları arasındaki dengeyi kurmalarına yardımcı olacak şekilde daha esnek çalışma koşullarını arzu ettiklerini gösteriyor. Elbette ki bu sonuçlar özellikle orta ve üst sosyoekonomik sınıfa mensup kadınlar için daha anlamlı; zira ekonomik koşullar bozulduğunda ya da kriz dönemlerinde kadınların da ev ve iş dengesini zora sokma pahasına daha yüksek oranlarda tam zamanlı bir işi tercih ettiklerini söylemek mümkün.

Her çocuğun mutlu, hayatından memnun bir anneye ihtiyacı var!

Aslında “denge” ile vurgulanmak istenen her yeni gün yapılacaklar listesine yenilerini eklemek değil, her gün yapılan şeylerden daha fazla tatmin sağlamak olarak algılanmalıdır. Bu noktada var olan yaygın bir yanlış kanı nedense her kadın için aile ve iş hayatı arasındaki bu dengenin aynı anlama geldiğidir. Özellikle toplumsal normlar gereği kadınların işlerine daha az, ev ve çocuklarının bakımlarına ise daha fazla zaman ayırmaları gerektiği yönünde sosyal bir baskının varlığından bahsedilebilir. Ancak bu dengenin ne yazık ki yazılı bir reçetesi bulunmamaktadır. Aile yaşantısı ve iş hayatı arasındaki dengenin nasıl kurulduğu tamamen kişisel bir meseledir. Eğer her gün zihninizde yapılacaklar listesi ile dolaşıyor ve birçok şeye yetişememekten yakınıyorsanız o zaman sizin için var olan bir dengeden bahsetmek mümkün olmayabilir. Söz konusu kişi için hangi tarafa ağırlık vermek daha az kaygı uyandıracaksa o doğrultuda hareket etmekte fayda var. Malum, her çocuğun en başta mutlu ve seçimlerinden, hayatından memnun hisseden bir anneye ihtiyacı var. Ne aklı evinde ve çocuğunda kalan bir anne iş dünyasında istediği kadar verimli ve başarılı olabilir ne de aklı işinde kalan ve içten içe bir kariyer özlemi olan bir annenin çocuğu ile kurduğu ilişki sağlıklı olabilir. Örneğin özellikle toplumsal normlar ya da “sağlıklı” çocuk yetiştirme öğretileri nedeniyle çoğu annenin çalışma ihtiyacı ya da arzusu doğrultusunda suçluluk hislerine kapıldığını görebiliyoruz. Ya da çalışan annelerin birçoğunda çocuklarla geçirilen zamanın azlığı da benzer suçluluk duygularına sebep olabiliyor. Ancak çalışmayan ve ev hanımlığını seçen birçok kadının dahi gün içerisinde çocuklarını oyun gruplarına dahil ettiklerini, kendi sosyal alışkanlıklarını devam ettirmeye çalıştıklarını (ör: bir arkadaşla kahve içme, spora gitme vb.), hobi edindiklerini biliyoruz. Tüm bunlar bize hiçbir kadından 7/24 annelik yapmasının beklenemeyeceğini, bunun hem çocuk hem de anne açısından hiç sağlıklı olmadığını gösterir niteliktedir. Çocuklarla geçirilen sürenin miktarı değil içeriği ve duygusal açıdan doyuruculuğu, annenin de bu ilişkide gönüllülük ve arzu ile kendini var etme esası önemlidir.

Önemli olan kişisel dengeyi oluşturabilmek!

Günümüz kadınları hem çok iyi bir anne, hem çok iyi bir eş, hem de kariyer sahibi bir iş kadını olmayla başa çıkmaya çalışıyorlar. Ancak, ne yazık ki aile ve iş yaşantısı arasında kurulabilecek tam bir dengeden bahsetmek, bunu elde edebilmek mümkün değil. Hiçbirimizin hayatı bu anlamda eşit parçalara ayrılabilecek bir pasta değil. Önemli olan herkesin kendine uygun, kişisel bir denge, bir uyum ve ahenk oluşturarak çocuklarına, eşine, evine, işine ve elbette kendine ayıracağı zamanı hayattan tatmin olacak şekilde ayarlayabilmesidir. Birçok bilimsel çalışmanın erkeklerin kadınlara kıyasla kendilerine daha fazla boş zaman yaratabildikleri ve bu zamanlarda kendilerine iyi gelebilecek aktivitelerle meşgul olabildikleri yönünde hemfikir olduklarından da yola çıkarak dengeyi kurma adına oluşturulan denklemin içine mutlaka günde 10–15 dakikalık dahi olsa kadınların kendilerine ait bir zamanı dahil etmeleri ve özellikle evin sorumlulukları konusunda eşlerine biraz daha rol vererek bu yükü paylaşmalarının onlara yardımcı olacağı söylenebilir.



Gaziantep Öğrenci Koçluğu

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.
Adresimiz

Sinerji Danışmanlık
Yasem İş Merkezi Kat:3 No:317
Çetinkaya Arkası Şehitkamil /Gaziantep

Takip Et
İletişim & Randevu

Adress: Mücahitler Mah. 52083 Sok. Yasem İş Merkezi (Çetinkaya Arkası) Şehitkamil / Gaziantep

Telefon: 0 534 363 98 96  
Email: bilgi@okanbal.com
Çalışma Saatleri:
Pazartesi – Cuma; 12:00 – 20:00
Cumartesi; 12:00 – 20:00
Pazar; 12:00 – 20:00

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?
Merhabalar Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?
Bize Yazın yada Arayın 0 534 363 98 96
Uzman Psikolojik Danışman Okan Bal, Pedagog, Aile Danışmanı ve Öğrenci Koçu, Başlıca Danışmanlık Konuları, Aile Danışmanlığı, Evlilik Danışmanlığı, Anne Baba Danışmanlığı, Öğrenci Koçluğu, Çocuk Danışmanlığı, Çocuk Pedagog, Ergenlik Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık Desteği, Zeka Testleri, Çocuk Gelişim Testleri Konuları. Başta Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey Olmak Üzere Çevre İller Olan Adıyaman, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Kilis, Nizip, Besni gibi yaşam alanlarından destek almak için randevu oluşturabilir destek alabilirsiniz.