Kimler öğrenci koçluğuna ihtiyaç duyar?

Kimler öğrenci koçluğuna ihtiyaç duyar?
👇🏻👇🏻👇🏻
🚩 Sınavlara hazırlanan, kendisini stres altında hisseden öğrenciler [stres yönetimi]
🚩 Sınav esnasında çok heyecanlanarak bildiklerini unutan öğrenciler [sınav kaygısı]
🚩 Sınavlardan korkan öğrenciler [NLP teknikleri]
🚩 Ders çalışma esnasında zihnini derse odaklanmada zorlanan öğrenciler [odaklanma becerileri]
🚩 Verimli ders çalışma yöntemini bilmeyen öğrenciler [ders çalışma teknikleri]
🚩 Ders çalışmayı erteleyen öğrenciler [planlama becerileri]
🚩 Çalıştıkları dersi hafızalarında tutamayan öğrenciler [hafıza teknikleri]
🚩 Özgüven sorunu yaşayan öğrenciler [özgüven geliştirme teknikleri]
🚩 Başarısız olacağından korkan öğrenciler [pozitif yaşam becerileri]
🚩 Gelecekte hangi mesleğin kendine uygun olduğunu tespit edememiş öğrenciler [kendini tanıma ve ilgi alanlarına göre doğru meslek seçimi]
🚩 Zaman yönetimi yapamayan öğrenciler [etkin zaman yönetimi becerileri]
🚩 Sosyal anlamda problem yaşayan öğrenciler [sosyal becerileri geliştirme/kendini ifade edebilme]

 

Uzman Pedagog Desteği İle Öğrenci Koçluğu
İletişim: 0 534 363 98 96

Geç Algılama ve Anlama Durumu İçin Ne Yapılmalı?

Günümüzde öğrenme çocukluk döneminden başlar. Bir insanın öğrenmesi hiçbir zaman bitmez, yaşı ilerledikçe çeşitli konularda bilgi sahibi olmaya devam eder. Bilgi dediğimiz kavramın tabiri caizse sonu yoktur, dolaylı olarak öğrenmenin de bir sonu yoktur. Bu beynimizin normal durumdayken yaptığı bir aktivitedir. Fakat bazı durumlarda algılama konusunda sıkıntı yaşanabilir, anlamakta sıkıntı çekebiliriz. Bu durum doğuştan olabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabilir. Çeşitli nedenler etki olarak kişide algılama ve anlama konusunda yavaşlama yapabilir.

Geç Algılama ve Anlama Durumu Nedir?

Beynimiz yukarıda bahsedildiği gibi normal aktivitelerinde öğrenmeye açık bir organımızdır. Tabii ki her kişinin bir algılama kapasitesi vardır fakat bu farklar bir sorun niteliğinde değildir. Geç algılama ve anlama durumu, adı üstünde kişinin normal bir insana göre algılama ve anlama durumlarında yaşadığı sıkıntılardır. Fakat başta da örnek verildiği gibi bu durum normal insandakine göre fazla bir farklar barındırır. Bu yüzden her geç algılama durumunu sorun olarak görmek doğru değildir.

Geç Algılama ve Anlama Durumuna Neler Sebep Olur?

Bu sorun doğuştan olabileceği gibi sonradan da olabilir. Doğuştan olabilen durumlar bebeklerin kafasının üst kısmında bulunan bıngıldak bölgesinden ve doğuştan zeka seviyesinin daha az olmasıdır. Sonradan olabilen durumları ise yüksek ateş, sinir sisteminin yıpranması, hamilelikte kullanılan sigara ve rastgele ilaçlar, uyku bozukluğu şeklinde sıralamak mümkündür.

1. Doğuştan Kaynaklı Sorunlar

Bebekler doğduklarında bıngıldak bölgeleri açık olur ve bu bölge zamanla kapanır. Bebeğin bu bölgesinin kapalı olarak doğması veya normal zamandan daha geç kapanması durumları zeka seviyesini olumsuz etkileyebilir. Bu konuda bir doktora gitmek en doğru tercih olacaktır. Ayrıca bir bebek doğuştan zeka seviyesi düşük olarak doğabilir. Bu durum da geç algılama ve anlama konusunda sıkıntı yaşanmasına nedendir.

2. Yüksek Ateş

Yüksek ateş hemen hemen herkesin başına gelebilen fakat bebekler ve çocuklarda daha fazla görülen bir durumdur. Vücudumuzun normal sıcaklığı 36 derece civarındadır. Bu sıcaklığın artması ve yüksek ateş olarak tanımlanır. Uzun süre yüksek ateş durumda kalan bir kişinin havale geçirmesi sonucu beyin hücrelerinde sorunlar meydana gelebilir.

3. Sinir Sisteminin Yıpranması

Sinir sistemlerinin yıpranması durumu algılama ve anlama konusunda sorunlar çıkarabilir. Aşırı yorgunluk gibi durumlar sinir sistemini olumsuz etkileyebilir.

4. Hamilelikte Kullanılan Sigara ve Rastgele İlaçlar

Sigara kullanımı kişinin kendi sağlına dahi zarar vermekle beraber hamile olan bir kadının sigara kullanması bebeği için olumsuz bir durumdur. Hamilelik döneminde sigara kullanımının etkilerinden bir tanesi de bebekte oluşabilen zeka geriliğidir. Hamilelik döneminde yapılan bir başka yanlış da doktorun önermediği ilaçları kullanmaktır. Bazı ilaçlar özellikle hamilelik döneminde kullanılmaz.

5. Uyku Bozukluğu

Uyku düzeni bir insanın sağlığı için önemli bir konudur. Uyku zamanında vücut toparlanır ve yeni güne kendini hazırlar. Uyku düzenin bozulması çeşitli sorunlara yol açabilir. Bu sorunlardan bir tanesi kişinin gün içinde algı ve anlama konularında sıkıntı yaşamasıdır.

Geç Algılama ve Anlama Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Bahsi geçen durumların sebepleri yukarıda görüldüğü gibi çeşitli konulardan olabilir. Doğuştan kaynaklı sorunların belli başlı kesin çözümleri yoktur. Tabii ki bir doktora görünmeli ve neler yapılabileceği konusunda danışılmalıdır. Ayriyeten yüksek ateş ve sinir sisteminde kalıcı sorunlar için de bilindik kesin bir çözüm yoktur. Aynı şekilde bu gibi yaşanılan durumlar bir doktora görünmekte fayda vardır. Bunlar dışında hamilelik döneminde kullanılan sigara ve rastgele ilaçlar bebeğin zekası konusunda sorun yaratabileceği için dikkat edilmelidir. Uyku düzeni konusunda ise kişinin en uygun düzeni kendisine belirlemesi ve buna uyması gerekir.

Her kişinin kendine has uyku ihtiyacı vardır. Bunun dışına çıkmaz ve uyku düzeninizi korursanız gün içinde uykudan kaynaklı algılama ve anlama konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Vitamin eksikliği gibi durumlar da algı ve anlama konusunda sıkıntı yaratabilir. Bu sebeple kan değerleri ve vitaminleri ölçtürmek için test yaptırılıp doktora danışılmasında fayda vardır. Son olarak olabildiği kadar stresten ve sıkıntıdan uzak durulmalıdır. Kafanızın yoğun olduğu zamanlarda algılama ve anlama konularında sıkıntı yaşamak doğal bir sonuçtur. Bu yüzden bu konuya dikkat etmekte fayda vardır.

Ev ödevlerini yaptırmanın kolay yolları

Okul çağındaki çocukların en büyük sorunu; eve geldikten sonra ödevlerini yapmaları için ebeveynlerinin verdiği mücadeledir.

Okulun en büyük gerekliliklerinden biri de ev ödevidir. Özellikle 5-7 yaş arasındaki çocuklar günde en az bir saat ev ödevi yapmalıdır.

İşte çocuğunuza ev ödevlerini yaptırmanın 6 kolay yolu;

1. Çocuğunuzun ödevlerine bakıp hangisi için kaç dakika ayıracağına siz karar verebilirsiniz. Böylelikle onun da bu zaman limitine uymasını sağlayabilirsiniz.

2. Ev ödevinin ne zaman yapılacağına dair birtakım kurallar belirleyebilirsiniz. Örneğin; Fayda sağlaması için ev ödevini okuldan gelir gelmez yapması için yönlendirebilirsiniz.

3. Okuldan geldikten sonra biraz ara verip, başka aktiviteler yaptıktan sonra da ödeve başlatabilirsiniz. Ancak hangi zaman aralığını seçerseniz seçin, ev ödevi söz konusu olduğunda bunu düzenli olarak uygulamaya çalışın.

4. Bir okuma günlüğü tutabilir, çocuğunuzla birlikte kitap okurken yaşadıklarınızı bu günlüğe yazabilirsiniz.

5. Her gece aynı saatte çocuğunuzla birlikte bir kitap okuyabilirsiniz.

6. Çocuğunuzun okul sonrası yaptığı spor, resim veya müzik gibi aktivitelerin saatlerini de çocuğunuzun ev ödevlerine göre ayarlamaya dikkat edin.

Öğrenme Güçlükleri Eğitimi Nasıldır

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yaşıtlarıyla birlikte okul ve sınıf düzeni içinde eğitimlerine devam etmektedirler. Çok ağır öğrenme sorunları olanlar dışında özel bir sınıf ve eğitim sistemine gerek duyulmamaktadır. Ancak var olan sistemde kendi hallerine bırakıldıklarında bu çocuklar akademik ve duygusal olarak zarar gördükleri, var olan potansiyellerini kullanmakta zorlandıkları bilinmektedir. Bireysel farklılıklarının değerlendirildiği ve dikkate alındığı eğitim sisteminde çocukların öğrenme becerilerinde gelişmeler gözlemlenebilmektedir.

Öğrenme bozukluğu yaşayan çocukların eğitimsel terapi olarak adlandırılan profesyonel yardıma ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Ama sadece uzmanlardan alınacak bireysel desteğin değil okul, aile ve uzman işbirliği ile yürütülen sistemli çalışmaların en etkili sonucu verdiği görülmektedir. Eğitimsel terapi çalışmalarında çocuğun sorun yaşadığı alanların ve güçlü yanlarının tespit edilmesi, değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçlara yönelik çalışmaların planlanması esastır. Uzman yardımı kadar aileye ev ortamı ile ilgili sunulacak öneriler ve sınıf öğretmeni ile ortak çalışmalar eğitimin etkinliği için önemlidir.

Öğrenme güçlüğü olan çocukların zekâ sorunları yoktur. Sadece standart, var olan öğrenme teknikleri ile öğrenmekte sorun yaşarlar. Sınıf arkadaşları ile aralarındaki bu farklılık nedeniyle normal sınıf ortamında sahip oldukları potansiyeli kullanmakta zorlanırlar. Bu nedenle okul sistemi içindeki öğretmenlerden ve bu konuda uzmanlaşmış profesyonellerden yardım almaları önemlidir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar bazı öğrenme alanlarında sorun yaşayıp zorlansalar da, güçlü olan ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri farklı öğrenme becerilerine de sahip olabilirler. Örneğin okurken ya da yazı yazarken çok zorlanan bir çocuk resimde, müzikte, sporda ya da satrançta başarılı olabilir. Eğitim sisteminde öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için farklı alanlara yer verilmesi çok daha fazla önem taşır.

Öğrenme güçlüğü olan çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?

Öğrenme güçlüğü olan çocukların akademik başarı alanında yaşadıkları zorluklar problemin en dikkat çekici belirtisi olmasına rağmen, maalesef tek sorun değildir. Bu çocuklar zamanında fark edilip, gerekli önlemler alınmadığı takdirde ilerde kayıp bireyler haline gelmektedirler. Birçoğu “tembel”, “yaramaz” ya da “yetersiz” olarak değerlendirildikleri için sahip oldukları potansiyeli hiçbir zaman gösteremezler. Bazıları eğitim hayatlarını yarım bırakır, bazıları ise yaşadıkları başarısızlıklar nedeniyle duymaya alıştıkları olumsuz eleştirileri kendi benlik algıları olarak kabul ederler. Aileleri, yakın çevreleri ve öğretmenler tarafından yeterince çalışmayan kişiler olarak değerlendirirler. Bunlar sonuncunda da okul ile ilgili her şeyden giderek uzaklaşan, yeterli özgüvene sahip olmayan, içine kapanan, ailesi ile iletişim kuramayan, uyumsuzluk ya da saldırganlık gibi davranış problemleri yaşayan bireyler yetişmektedir. Bu nedenle sorunların fark edildiği dönemde hemen önlem alınması önerilmektedir.

Anne‐babalara öneriler

  • Çocuğunuzun yaşadığı öğrenme güçlüğü hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışın.
  • Zorlandığı ve yapamadığı becerileri zaten fark edeceksiniz, bunların yanı sıra çocuğunuzun güçlü yanları, olumlu özelliklerini destekleyin. Başarılı olduğu, becerilerini gösterebileceği bir alan keşfetmesine ve başarıyı yaşamasına yardımcı olun.
  • Öğrenmesini destekleyecek farklı yöntemler deneyin. Öğrenmenin tek bir yolu yoktur, farklı öğrenme yöntemlerini kullanarak (görsel, işitsel, yaparak) çocuğunuzun öğrenmeden keyif almasını sağlayabilirsiniz. Örneğin para kavramını öğretmek için birlikte alışveriş yapmak, masa başında çalışmaktan daha etkili olabilir.
  • Sevginizi ve desteğinizi koşulsuz olarak verin. Sadece başarılı olduğunda, sınavdan iyi not aldığında değil her zaman onu sevdiğinizi bilmesini sağlayın.
  • Yaşadığı zorluklar hakkında onunla konuşun. Ona zor gelenleri ve bunlarla baş etmek için neler yapabileceğinizi birlikte tartışın. Kimse çocuğunuzu kendisinden iyi tanıyamaz.
  • Okul ve öğretmen ile sürekli iletişim halinde olun. Sadece notları değil davranışları ve gösterdiği çaba hakkında da bilgi edinmeye çalışın.
  • Ders çalışma becerisini desteklemek için uygun ders çalışma yöntemlerini öğretin. Ödevine yardım etmek yerine ödevini nasıl yapabileceği konusunda yardım etmeye çalışın.
  • Günlük hayatının planlı ve düzenli olmasına dikkat edin. Odasının, masasının ders çalışmak için uygun (yeterince ışık alan, sessiz bir ortamda, dikkat dağıtacak uyaranlardan uzak) halde olmasına özen gösterin.
  • Zorlandığımız durumlarda profesyonel destek için uzmanlara başvurun.

Boşanmış Aileler ve Çocuk Psikolojisi

Günümüzün en yaygın problemlerinden biri de boşanmış aileler ve onların çocuklarıdır. Bazı çocuklar ailelerinin boşandığını hissetmezken, bazı çocuklar bu dönemi çok güçlüklerle atlatır. Hatta çoğu zaman tedaviye ihtiyaç duyar. Bunun nedeni anne ve babasının artık yanında olmayacağını hissetmesi, tercih yapmak zorunda olduğunu düşünmesidir. Fakat çoğu zaman boşanan taraf fark etmeksizin çocuk annesinin babasını sevmediğini ya da babasının annesini sevmediğini düşünerek psikolojik bunalıma girebilir. Çiftler boşanma evrelerinde sona yaklaşmışsa bu durumu uzatmadan halletmelidir. Çocuğun alışma süresinin geniş tutulması ve bu nedenle boşanmak yerine evleri ayırmak yanlış olabilir. Çocuk her istediğinde anne ya da babasını görebileceğini her zaman bilmelidir. Eğer çok sorunlu bir evlilik sonlandırılıyorsa, o zaman hiçbir şekilde durum çocuğa yansıtılmamalıdır. Özellikle çocukla birebir diyaloglarda eşler birbirini eleştirmemelidir. Bu tutum kesinlikle çocukların psikolojisini bozacaktır.

Boşanmış Aileler Çocuklarına Nasıl Davranmalı?

Boşanmış aileler bu kararlarından önce ve sonrasında  çocuğun pedagoga görünmesi  faydalı olacaktır. Çocuk özellikle anne ya da babadan birine düşkünse, boşanma sonrasında da beraberliği kesmemeli ve aynı evde yaşıyormuşçasına vakit geçirilmelidir. Çocuğa bu durum detaylandırılmadan anlatılmalıdır. Yaşanan kötü durumlar ve boşanma noktasına gelen taraf sakinliğini korumalıdır. Çocuk sayısının tek olması onun için bu dönemi daha zor hale getirebilir. Yalnız, unutulmamalıdır ki çocuğa hiçbir şekilde anne ya da babasını görme konusunda sınırlandırma getirilmemelidir. Bu oldukça yanlış tutumlardan biridir. Mahkeme önünde çocuğun ifadelerinin ve görüşlerinin alınması her zaman sağlıklı olmayacaktır. Çocuğun kimle yaşamak istediğinin önemi kadar çocuğa kimin daha iyi bakacağı da önemli bir husustur.

 

Bazı boşanmış ailelerin çocukları, üzüntülerini ya da korkularını dışarı vurmaktan çekinirler. Örneğin, kolay kolay ağlamazlar ama yanlış başına kaldıklarında ağlayabilirler. İçlerinde yaşadıklarını belli etmek yerine mutlu görünmeyi yeğlerler fakat ufak bir sıkıntıda çöküşe ya da depresyon dönemine dahi girebilirler. Çocuklarını güçlü ve mutlu sanan aileler pek çok zaman yanılarak istedikleri gibi davranır ve istedikleri gibi konuşurlar. Her zaman çocuk psikolojisi ön planda tutulmalı ve aileler çocuklarını çok iyi tanımalıdır.

 

Anne ya da baba olarak çocukların hayatında yeri büyük olan insanların çocuklarına bu dönemde arkadaş gibi yaklaşması da doğru değildir. Çünkü çocukların her şeyden önce bir anne ve bir babaya ihtiyaçları vardır. Yaşamlarının her evresinde arkadaşlık kavramının abartılmaması gerektiği de söylenebilir. Bunların dışında çocuklara sadece maddi ihtiyaç anlamında bakılmaması gerektiği de bilinmelidir. Evden ayrılan tarafın her gün çocuğu ile iletişim kurması, görüntülü konuşması ya da onu görmesi önemli ayrıntılardır. Çocuğun gün içinde neler yaptığını bilmesi ya da onunla diyalog halinde kalmaya çabalaması çocuğun süreci daha kolay ve hızlı şekilde atlatmasına yardımcı olacaktır.

Ailesi boşanmış çocuklarda farklı bir özgürlük dönemi hissedilir. Anne ya da baba bazı izin görevlerini birbirine atarak aslında çocuğu istemeden gereksiz bir özgürlük dönemine sokarlar. Örneğin, dışarı çıkmak isteyen çocuğun annesinden izin alması ve babasına sorması gerektiği cevabı ile karşılaşması direkt olarak çocuk beyninde anneyi geçersiz kılacaktır. Bir zaman sonra çocuk büyüdüğünde anneyi görmezden gelerek istediğini yapmaya başlamasının sebebi de budur.

Çocuğunuz İçin Pedagog ‘dan Yardım Alın

Anne ve babanın boşanmış olması asla ortak bir maneviyata sahip oldukları gerçeğini değiştirmemektedir. Her zaman çocuk hakkında irtibat halinde kalmak ve aralarındaki anlaşmazlığı çocuk konusuna yansıtmamak önemlidir. Doğru ebeveynler sadece aynı evi paylaşan kişiler değildir. Çocuğunun anne ve babasının boşanması halinde çok daha mutlu olduğunu ispatlayan pek çok boşanma vakası da bulunmaktadır. Bu nedenle boşanmış ailelerde çocuk psikolojisi her şeyden önce düşünülmesi ve gerekirse yardım alınması gereken konulardan biridir.

Bebeğin zeka gelişimi için neler yapılmalıdır?

İnsan beyninin gelişimi hamileliğin 3. haftasından itibaren başlar, anne karnında ve doğumdan sonraki ilk yıllarda çok hızlı ilerler.

Uzmanlar, 0-1 yaş arası dönemin bebeklerin zekâ gelişiminin desteklenmesinde önemli olduğunu belirtiyorlar. Bu dönemde anne – babalara önemli görevler düşüyor.

Bebeğinizin 1 yaşına kadar zekâ gelişimi için bebeğinizle birlikte gerçekleştirebileceğiniz birçok aktivite vardır.

 

Doğumundan 4. ay’a kadar yapılabilecek aktiviteler

-Kollarını ve bacaklarını yavaşça doğrultarak gerinme hareketleri yapın. Başlarda çok fazla esnetmeyin, bu bebeğiniz için acı verici olabilir. Bu hareketler hem sizin için‚ hem de bebeğiniz için eğlenceli olacaktır.

-Bebeğinizle konuşun. Konuştuğunuz dili ve nasıl konuştuğunuzu bu yolla öğrenecektir.

-Bebeğinize 2-3 objenin bulunduğu basit parlak renkli kitaplar gösterin.

-Ce-e oyunları oynayın. Bu bebeğinize nesnelerin sürekliliğini öğretecektir.

-Yüz ifadelerini, bebek seslerini taklit edin. Bu şekilde çevresini etkileyebileceğini öğrenecektir.

-Uyanık olduğu zamanlarda en az yarım saatte bir pozisyonunu değiştirmeniz, çevresindeki farklı alanları keşfetmesini sağlamakla birlikte canının sıkılmasını da engelleyecektir.

-Duyma alıştırmaları yapmak için bir çıngırak alın ve yanında, arkasında sallayın. Bebeğiniz nesnenin nerede olduğunu bulmak için odaklanmaya başlayacaktır.

-Çevrenizdeki hayvanları işaret ederek isimlerini söyleyin. Bebeğiniz isimlerini söyleyemese bile seslerini çıkarmaya başlar.

-Bebeğinize bazen bunlar fazla gelebilir. Her gün bebeğinizle birlikte kendinize sessiz bir zaman ayırmak ikinize de iyi gelecektir.

-Temiz hava almak için bebeğinizle dışarı çıkın ve onu yeni ortamlarla tanıştırın.

-Bebeğinize tekerlemeler, ninniler, şarkılar söyleyin. Aynı şarkıların tekrar edilmesi sayesinde tahmin edebilmeyi öğrenir.

-Bebeğinize onu sevdiğinizi söyleyin. Henüz ne anlama geldiğini bilmiyor olsa da yakında öğrenecek ve size karşılık vermesi uzun sürmeyecektir.

 

4-6 ay arası aktiviteler
-Bebeğinizle gözlerine bakarak sık sık konuşun.

-Bebeğinizi ismi ile çağırın.

-Görme duyusunun gelişmesi için obje resimleri gösterin.

-El ve ayak parmakları ile sayı sayarak oynayın.

-Yüzünüze elleriyle dokunup araştırmasına izin verin.

-Tekerlemeler, ninniler söyleyin. Tekrarlar bebeğinizin hoşuna gidecektir.

-Birlikte aynaya bakarak ona yüzündeki değişik bölgeleri gösterin.

-Abartılı mimikler yaparak eğlenceli sesler çıkarın. Bebeğinizin oyuncakları, objeleri eline almasına izin verin. Bu onun farklı sesleri tanımasını ve düşme kavramını öğrenmesi sağlar.

-Tahta kaşıklar veya basit aletlerle ritmik sesler çıkararak bebeğinizin de yapması için cesaretlendirin.

 

6-12 ay arası aktiviteler

-Evde yaptığınız işler ile ilgili onunla konuşun ve ne yaptığını, neden yaptığınızı anlatın.

-Ninni ve tekerlemeler söyleyin. Müzik matematik, dil ve diğer beceriler ile ilgili alanları uyarır.

-Küp oyuncakları üst üste dizerek devirin. Bu alt ve üst kavramlarını anlamasını sağlar.

-Birlikte aynaya bakarak ona yüzündeki değişik bölgeleri gösterin.

-Neden sonuç ilişkisini anlatın. Örneğin; musluğu açınca su akar, elektrik düğmesini basınca ışık yanar… 9-12 aylık olduğunda ve gözetim altında olduğunda bunları denemesini sağlayın.

-Başka çocuklarla bir araya gelmesini sağlayın.

-Ses çıkarın‚ objeleri buruşturun, sesler bebeğinizin hoşuna gidecektir.

-Dergi ve gazetelerden insan ve obje resimleri gösterin. Böylece resimlerin gerçek objeleri temsil ettiğini ve hepsinin birer adı olduğunu öğrenir.

-Beraber top ile ileri geri yuvarlayarak oyunlar oynayın.

-Bir objeyi bir şeyin altına saklayarak altında kavramını öğrenmesini sağlayın.

-İsmini söyleyerek eline bir obje verin ve size geri vermesini sağlayın.

-Bebeğinize kâğıt ve kalem verip, neler yapabileceğini gösterin.

-Elinizi çırpın ve onunda taklit etmesini sağlayın.

Çocuğum tableti cep telefonunu elinden düşürmüyor

Günümüzde çocuklarımızı tablet ve telefondan uzak tutmak pek mümkün olmuyor. Hal böyle olunca çocuklarımızla inatlaşmak yerine onlar için bu teknolojik aygıtları daha uygun hale nasıl getirebiliriz?

Çocuklara tablet ve telefon ne zaman verilmeli?

5 yaş öncesinde uygun olmamakla birlikte önerilen çizgi film izlemek amacıyla tablet ve telefon kullanılabilir. Sonrasında da günde 30 dk geçmemek kaydıyla verilmesi uygun olur.

Tablet hediye etmek için ideal yaş hangisi?

Çocuklar, hedeflenen davranışı gerçekleştirdiğinde ödüle ulaştığı zaman yaptıkları işe daha sıkı sarılıyor. Ancak ödüller, sadece maddî olmamalı. Birlikte yemeğe, sinemaya gitmek, oyun oynamak, bir arkadaş görüşmesi de ödül olabilir. Bilgisayar da zaman zaman bu amaçla kullanılabilir. Son yıllarda eğitimin içinde de yer alıyor tablet. Bu yüzden okulun öğretim tarzı, internet kullanımının gerekliliği, ailenin şartları da göz önüne alınarak o çocuk için gerekli bulunduğu zaman alınmalıdır.

Anne-babalar çocuklarına nasıl model olabilir?

Ailenin bilgisayara ve telefona ilgisi fazla ise, çocukların kişilik gelişimlerinde anne-babayı taklit ederek öğrendiklerini göz önüne aldığımızda, çocuğun bilgisayar bağımlısı olma nedeni kolaylıkla açıklanabilir. Evde çocuk bilgisayar başında zaman geçirirken, aile rahat nefes alıyorsa, bu çocuklar, daha fazla risk altındadır. Bu noktada ailelere düşen çocuklarındaki davranış değişikliklerini gözlemlemeli ve sebeplerini araştırmalıdır. Serbest zamanlarını olumlu bir biçimde değerlendirmelerini sağlamaları (spor, müzik eğitimi, satranç ve diğer sosyal faaliyetler) gerekmektedir.

Tablet ve cep telefonunu nasıl güvenli hâle getirilir?

* Sadece çocuğunuza uygun, reklamsız uygulamalar indirin. Genellikle ücretli, eğitici uygulamalar reklam içermez.

* Çocuğunuz cihazı yalnız da kullansa bir gözünüz üzerinde olsun. Dört yaşından küçük çocuklarınızı tabletle baş başa bırakmayın.

* Çocuğunuzun ismiyle tablette bir dosya oluşturun ve kullandığı uygulamaları dosyada toplayın. Ona sadece dosyadaki oyunları oynaması gerektiğini öğretin.

* Çocuğunuz tableti bıraktıktan sonra oynadığı oyunlar hakkında onunla konuşun.

* Evde tablet kullanıyorsanız ve üç yaşından küçük çocuklarınızın tablet merakı varsa merakını dindirmek için kısa bir süre (5-10 dakika) tablete dokunmasına izin verin. Hiçbir şekilde kullandırmasını istemiyorsanız yanında tablet veya akıllı telefonla meşgul olmayın. Aksi takdirde çocuğunuzun merakı artacaktır.

* Çocuğunuz farkında olmadan çok sayıda uygulama indirebilir. Kredi kartı bilgilerinizi kaydetmeyin.

* Çocuğunuzun elinden tableti aldıktan sonra görmeyeceği bir yere koyun. Günlük süreyi doldurduysa ikinci kez oynamasına izin vermeyin. Birkaç kere uzun süre oynamasına izin verdiğiniz takdirde defalarca size yaptığınız bu davranışı hatırlatacaktır.

* Sık sık tablet kullanmak istiyorsa çocuk uygulamalarını tanıtan dergi ve internet sitelerini takip ederek uygun oyunlar hakkında bilgi toplayabilirsiniz.

Bilgisayarda daha az vakit için birlikte oyunlar oynayın

2 – 3 yaşındaki çocuklar için oyunlar:

Müzikle zıplama: Oyuncular müzik çalarken zıplar. Müzik durduğunda yere oturup bağdaş kurarlar. Bağdaş kurmada sona kalan oyuncu oyundan çıkar. Tabii çocuğunuza yol gösterici olmanız, onun hızına ayak uydurmanız gerekir.

Oyuncak saklama: Oyuncakları dolaba saklayın. “Hadi şimdi oyuncakları bulalım” diye onu oyuna dahil edin. O ararken rafın üzerinde bulamadıysa, “Rafın üzerinde değilmiş demek” gibi tekrarlarla, alt-üst, var-yok gibi zıt kavramları öğrenmesini sağlayabilirsiniz.

Hayvan sesleri: Oyuncak hayvanları bir poşete koyun. Çocuğunuzdan torbadan bir tane oyuncak çekmesini isteyin. Aldığı hayvanın adını ve hangi sesi çıkardığını birlikte tekrarlayın. Aynı şekilde hayvan sesleri alanında oynayabileceğiniz bir oyun daha var; bu da görerek değil, işiterek bulmaya dair. Bunun için hayvan seslerini teybe kaydetmek gerek. Daha sonra ona dinlettiğiniz hayvan sesinin hangi hayvana ait olduğunu bulmasını sağlayın.

YouTube nasıl doğru kullanılır?

İmkânınız varsa çocuğunuza özel bir tablet almanızda yarar var. Bu sayede özel güvenlik ayarları yapabilir ve sadece izin verdiğiniz uygulamalar aktif olur. YouTube’un güvenlik ayarlarına girip, güvenli modu etkin hale getirerek sadece çocuklara uygun video içeriklerinin gösterilmesini sağlayabilirsiniz. Çocuk koruması alanında özellikle iPad Android cihazlara göre daha üstün özelliklere sahip. Güdümlü erişim özelliğini kullanarak, çocuğunuzun ekranda sadece belirli noktalara dokunmasını sağlayabilir veya kullanım süresini istediğiniz kadar kısıtlayabilirsiniz.

Alternatif sitelerden destek alın

Reklamların içeriği bazen çocuklara uygun olmayabilir. Bu durumda bazı alternatif siteler üzerinden YouTube’a erişip reklamları engellemek mümkün. Örneğin http://safeyoutube.net/ ve http://safeshare.tv/ bu sitelerden birkaçı. İzlemek istediğiniz YouTube videosunun linkini bu sitelerdeki uygun yere yazıp, reklam ve benzeri içerikleri engelleyebilirsiniz.

Beğendiğiniz kanallara abone olun

YouTube, kullanıcıların izlediği videolara göre başka video önerileri yapan bir sistem üzerine kuruludur. Örneğin bir kez çizgi film izlemeye başlarsanız, bundan sonra sistem size çizgi film önerileri yapacaktır. Fakat bu konuda işi şansa bırakmayın. Çocuğunuza uygun kanalları bulun, onlara abone olun.

Bilgisayar bağımlısı çocuklarda;

İçe kapanma, sözel iletişimde azalma, daha çok ve sık oynama isteği, bedensel ağırlıkta artış, yaşıt ilişkilerden kopma, yinelemeli beden hareketleri, (İleri geri sallanma, parmakları gereksiz yere oynatma, dönme, tikler) gibi birçok belirti ve bulgular görülebilir.

4 – 5 yaşındaki çocuklar için oyunlar:

Yemek pişirme: Yemeği karıştırmasını, hamura şekil vermesini, yeşillikleri doğramasını isteyebilirsiniz. Hatta hamura şekil verme işinde hazırladığı hamuru kendi eseri olarak sadece onun yiyebileceğini söyleyerek, değerli bir iş yaptığı hissini verebilirsiniz.

Nesi var?: Bir nesne belirleyin ve çocuğunuz size “Nesi var?” diye sorduğunda aldığı dolaylı yanıtlarla belirlenmiş nesnenin ne olduğunu anlamaya çalışsın. Örneğin seçtiğiniz nesne masa ise şöyle bir diyalog olacaktır:

– Nesi var?

– Ayakları var.

– Nesi var?

– Üstünde vazo var.

Aile albümü: Fotoğraflarınızı birlikte düzenleyin. Fotoğraftakiler hakkında sohbet edin, kim kimdir gibi sorularına cevap verin, fotoğrafları kronolojik sıraya göre dizin. Bunlar, planlama, organizasyon ve akrabaları tanıma becerilerini geliştirecektir.

Sınıflandırma: Boya kalemleri, bozuk paralar, çubuklar, çakıl taşları gibi eşyaları bir araya getirin. Çocuğunuzdan bu nesneleri uzunluk, ağırlık, adet ve renklerine göre sıralamasını isteyin. Farklılıkları hakkında konuşun.

Okul başarısızlığının sebepleri nelerdir?

  • Bilgisayar oyunları ve televizyon, öğrencilerin vaktini fazlaca harcayıp sorumluluklarını aksatmalarına yol açar.
  • İlgisizlik, motivasyonun düşük olması ders çalışmak istememesine neden olur.
  • Hedefin çok büyük ya da çok küçük görülmesi yani “Ben çalışsam da yapamam, bunu kimse yapamaz.” ya da “Yapmayı istesem çok basit ama istemiyorum.” vb düşünceler ile çalışma konusundaki yetersizlik örtülmeye çalışılır.
  • Ders çalışmayı seven, başarılı arkadaşlar çalışmaya teşvik ederken; ders çalışmayan arkadaşlar da çalışmama konusunda dolaylı bir mesaj verir.
  • Başka alanlara yönelerek başarısızlığı örtebileceğine inanmak okul başarısızlığının devam etmesini tetikler. Örneğin, bilgisayar oyununda çok iyi bir skora ulaşmaya çalışır ve böylelikle başarılı olma duygusu yaşamayı hedefler.
  • Güven eksikliği yaşayan bir öğrencide gerekli iradede azalma olur ve derslerde olan başarı aksar.
  • Aşırı disiplin, çalışma sırasında yeterli molanın verilmemesi, sık sık ders çalışmaya zorlanmak, baskıcı-müdahaleci tutumlar çocuğu derslerden uzaklaştırabilir.
  • Öğrencinin sorumluluk bilinci az ise çevresindekilere sinirlenerek görevlerini aksatmaya çalışır.
  • Zamanı iyi değerlendirememek ve plan yapamamak vaktini etkili kullanamamaya ve dolayısıyla başarısızlığa neden olabilir.
  • Yıkıcı rekabet çocuğu mutsuzluğa ve başarısızlığa sürükler.
  • Sık sık “Hava çok güzel bugün gezeyim, yarın çalışırım.” vb ertelemeler ya da “Biraz başım ağrıyor.”, ” Canım sıkkın.”, “Bu ders çok sıkıcı ve zor.” gibi bahanelere sığınarak çalışmamak başarıyı olumsuz etkiler.
  • Ders dışı faaliyetlere çok fazla vakit ayırmak çocuğun dikkatini dağıtarak derse karşı ilgisini azaltabilir.
  • Okulu sevmemek, arkadaşları ile çatışmalı iletişim, öğretmenler ile yaşanan zorluklar başarılı olma oranını negatif yönde etkiler.
  • Çalışma süresinin olması gerekenden daha kısa olması ve yeterli gelmemesi de beklenen başarıya ulaşmayı engeller.
  • Çalışma ortamının uygun koşullarda olmaması çocuğun motivasyonunu düşürür ve başarısızlığın kaynaklarından birini oluşturabilir.
  • Dikkat eksiklikleri, öğrenme güçlükleri, zeka sorunları, kaygı ve stres, kişilik problemleri, uyku ve yeme bozuklukları, davranış bozuklukları, depresyon ve duygu durum problemleri, madde kullanım bozuklukları gibi psikiyatrik sebepler de okul başarısını düşüren diğer faktörlerdir ve psikiyatrik problemler için bir uzmana başvurmak en doğru adımdır.

 

Okul başarısını arttırmak için neler yapılabilir? 

  • Çalışma ortamı öncelikle temiz, havadar ve gürültüden uzak olmalı, dağınık ve sıkışık olmayacak şekilde düzenlenmelidir. En iyi çalışma alanı ışığı 75 Watt`lık bir ampulün ışığıdır.  Açık renk eşyalar tercih edilmelidir. Çalışma masası yüzeyi için hiperaktif ve bu sebeple de konsantrasyon sorunu yaşayan çocuklar için koyu yeşil; yorgunluk ve dolayısı ile dikkatsizlik hakim ise portakal rengi tercih edilebilir.
  • Çocukla okul hakkında sohbetler yapılabilir, onu dikkatle dinleyerek “Anlaşıldım.” duygusunu hissetmesi ve kendisini aile sohbetlerinin değerli bir üyesi olarak değerlendirmesi sağlanabilir.
  • Herhangi bir akademik alana ilgi duyuyorsa, örneğin matematiğe ilgisi var ise mental aritmetik dersleri, satranç gibi ekstra takviyelerle desteklenebilir.
  • Eğer çocuğun sıkıcı bulduğu bir ders ya da konu varsa çocuğa bunun eğlenceli yanını göstermek gerekir. Örneğin matematikten hoşlanmayan bir çocuk için, matematiği gündelik yaşama dahil etmek, sayıları daha nesnel kılmak etkili olabilir.
  • Herhangi bir derste başarılı olmakta zorlanıyor ise yardım edilebilir, ihtiyaçlarını anlatmasına fırsat verilip, onun için neler yapılabileceği üzerine etkili iletişim kurulabilir.
  • Çalışması için destekleyip, gerekli imkanlar sağlanırken; performans kaygısı yaşamasını engellemeye çalışmak, aldığı notlar ile onu yargılamamak gerekir.
  • Aşırı müdahaleci bir tutumdan uzak durulmalı, kimseyle karşılaştırma yapılmamalı, “Tembelsin!”, “Sen zaten çalışmayı sevmezsin!” gibi etiketlemelerden uzak durulmalıdır.
  • Öğrenmeyi keyifli hale getirerek çocuğun duyduğu stres ve kaygı azaltılmaya çalışılmalıdır.

Sınav Motivasyonunu Sağlamak

Bir yere ulaşabilmek için önce nereye gideceğimizi bilmemiz gerek. Sonra da oraya gidilecek yolu öğrenmemiz. Öncelikle bir hedef belirlenmelidir. Ancak bu hedefin bizim için doğru bir hedef olması önemlidir. Hedef, spesifik, gerçekçi, ulaşılabilir, ölçülebilir olmalıdır. Net ve açık olmalıdır. Bu hedefe ulaşabilmek için de verimli  çalışma yöntemlerinin kullanılması gerekirÇok çalışmak değil, etkin çalışmak önemli olmalıdır. İyi çalışma alışkanlıklarının kazanılması kişinin sınavlar karşısında kendini daha güvenli hissetmesine ve sınav motivasyonu konusunda motive olmasına yardımcıdır.

Sınav motivasyonunu sağlamak

– Sürekli yüksek tempoda çalışmaya kendinizi zorlamayın zaman zaman tempoyu düşürmek gerekebilir. Ancak bu durumu sık tekrarlar hale de getirmeyin alışkanlık haline dönüşebilir. Yönetimi elinizde tutun.

– Gün herkes için 24 saattir. Zamanı planlı ve düzenli olarak kullanmak hem sınav öncesi çalışmalar açısından, hem de sınav sırasında çok değerli olacaktır. Önemli olanla önemsiz olanı ayırdetmek gerekir.

– Zihinde canlandırma yöntemi başarı ve motivasyonu canlı tutmada size yardımcı olabilir. Elde etmek istenilen şeyi gözünüzde canlandırın. Sahneyi kurgulayın ve filmi oynatın. Bunu belirli zamanlarda yapmak size sık sık neyi yapmak istediğinizi hatırlatacak beyne bu doğrultuda mesajlar gönderecektir.

 Sınav stresi ile başa çıkma yollarından bir kaçını öğrenebilirsiniz. Bu yöntemler heyecanınızı yatıştırmada size yardımcı olacaktır.

 Doğru nefes teknikleri hem çok kısa sürede uygulanabilen hem de kişiyi rahatlatan yöntemlerdir.

– Kendinizi olumlu sözlerle olumlu olarak etkileyebilirsiniz. Bu sözleri içinizden söylemeniz de yeterli olabilir.

– Başarılı insanlar ilgilerinin, becerilerinin farkındadırlar. Kendini tanıma, özelliklerini bilme önemlidir.Başarılı insanlarda görülen bir diğer önemli özellik ise rahat olmak, olumlu olmak ve asla vazgeçmemektir. Unutulmaması gereken önemli bir nokta da başarının bir tek nokta olmadığıdır. Sınavlara ve başarı kavramına yüklediğimiz anlamlar bizim bu durumlarda yaşadığımız duyguları etkilerler. Jim Rohn’un dediği gibi,  “yeteri kadar nedeniniz varsa her şeyi yapabilirsiniz.”

Çocuğa Ders Çalışma Becerileri Nasıl Kazandırılır

  • Okuldan geldikten en az 1 saat, en geç 1.5 saat sonra ödeve ya da ders çalışmaya başla. Derse başlamadan önce elini yüzünü yıka, üstünü başını değiştir, tuvalete gir, karnını doyur, dinlen vs. Derse uygun zamanda başla ki sana uyumadan önce keyifli bir zaman kalsın.
  • Odanda çalış. Odan ve masanı düzenli tut. Odanda dikkatini dağıtan şeyler varsa onları kaldır ya da görmeyeceğin bir yere koy. Biten dersin kitabını ve defterini kaldır, diğer dersin kitabını, defterini masanın üzerine koy. Böylece masanın üzeri derli toplu olur.
  • Ders çalışmaya başlarken kendi kendine bazı cümleler kur.”Ben dikkati dağılabilen bir çocuğum (gencim) şimdi sadece önümdeki konu ile ilgileneceğim, başka hiçbir şeyle ilgilenmeyeceğim”,”Bugün çok iyi çalışacağım” vb.
  • Kısa ya da uzun süreli hedeflerini içinden tekrarla ya da yazıp masanın yakınlarına as. “Sınavımdan iyi not almalıyım”, “Karneme zayıf getirmeyeceğim”,”Öğretmen olmak istiyorum” vb.
  • Bir ödevi ne kadar zamanda bitireceksin tahmin et. Bunu her bir dersin ödevi için ayrı ayrı yap. Tahmin ettiğin süre kadar saatini kur. Saat çaldığında aradaki farka bak. Belirlediğin sürede bitirdin mi, bitiremedin mi? Bitmediyse neden bitmedi çok mu zordu, oyalandın mı? Çok önceden bitti ve çok mu özensiz oldu? Zamanı tahmin etmek mi zor oluyor? vb. Eğer ödevlerinin ne kadar süre alacağını tahmin edersen ödev yapmak seni korkutmaz.
  • Dikkatini iyi bir biçimde toplayabileceğin süre kadar çalış ve ardından mola ver. Çalışma ve mola süreleri orantılı olsun. Örneğin; 15 dakikalık çalışma 5 dakika mola, 30 dakikalık çalışma 10 dakika mola, 45-60 dakikalık çalışma 15 dakika mola gibi. Molada televizyon ve bilgisayar karşısına geçme.
  • Ders çalışırken dikkatini sadece önündeki konuya vermeye çalış. Ne önemli ne önemsiz ayırt et. Önündeki kitapta ya da defterde önemli olanı gösteren ipuçlarına dikkat et. Altı çizili, koyu renk, renkli, eğik yazılmış sözcükler ya da cümleler, konunun başındaki ya da sonundaki sorular, özet, öğretmenin kırmızı kalemle çizdirdiği ya da “Bu önemli” diye vurguladığı yerler vb.
  • Neyi öğrendiğinin farkına varmak için okuyacağın konunun önce başlık ve alt başlıklarını oku. “Ben şimdi ne okuyorum? Okuduğum bölümün ve alt bölümlerinin adı ne?” Sonra bu bölüm (ana ve alt) başlıklarını soruya dönüştür. Örneğin; konu başlığı “İletişim” ise “İletişim nedir?” gibi bir soru sor. Daha sonra bu sorulara cevap bulmak amacıyla ilgili yerleri oku. Okurken de sorduğun soruyu hep aklında tut. “Ben iletişimin ne olduğunu okuyorum” gibi.
  • Öğrendiklerini sıkça tekrar et. Tekrar ederken de önemli olanları tekrar et. Gereksiz bilgilerle belleğini doldurma. Aynı gün içerisinde birkaç kez tekrar etmenin yanısıra, bir iki gün aralıklarla da öğrendiğini tekrar edersen daha kolay hatırlarsın. Unutma, sınavdan önceki son gün sadece gözden geçirme günüdür, sınava üç dört gün kala ders çalışmaya başla.
  • Kitabını okuduktan sonra kapat ve aklında kalanları tekrar et. Tekrar ettikten sonra yeniden kitabını aç ve verdiğin cevaplarla kitaptaki bilgileri karşılaştır. Farklılıklara dikkat ederek yeniden oku ve tekrar et.
  • Bir şey öğrenirken ne kadar çok duyu organını kullanırsan o kadar kolay öğrenirsin.

– Önce içinden sonra yüksek sesle oku, okuduğunu kulağın duysun. Çalışırken sesini kayda al, ses kaydını dinlerken kitaptan  takip et.

– Önemli yerlerin altını kırmızı kalemle çiz.

– Okuduğun konu ile ilgili anahtar noktaları yaz. Her bir anahtar nokta yoluyla konuyu tekrar et. (Örnek; 19 Mayıs 1919, İstanbul, Samsun, Bandırma, Sivas vs.).

– Çalışırken harita, tablo, şema gibi görsel materyaller kullan.

– Çalıştığın konu ile ilgili resim çiz, model oluştur, deney yap.

 

  • Öğrenmekte zorlandığın konuları yatmadan hemen önce çalış. Ardından yeni bir bilgi gelmeden, örneğin başka bir şey okumadan, televizyon seyretmeden, bilgisayar oynamadan vb. yat. Böylece okuduğun bilgilerin belleğinde depolanması daha kolay olur.
  • Dersi derste öğren. Tüm dikkatin öğretmeninde olsun. Dikkatin dağıldığında “Ben buradayım” tekniğini kullan. “Ben buradayım sınıftayım, fen dersindeyim, öğretmenimi dikkatli dinlemeliyim” vb. Bu tekniği evde de kullanabilirsin.Derste aktif ol. Soru sor, katkıda bulun, not al, öğretmen anlatırken kitaptan izle vb.
  • Ödevlerini bitirdikten sonra, ertesi günün önemli derslerine göz gezdir.

 

Yeni Üniversite Sınavı; Yükseköğretim Kurumları Sınavı Nedir?

2018-2019 eğitim öğretim yılında yükseköğretime giriş sınavının yeni adı Yükseköğretim Kurumları Sınavı’dır.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda, adaylar iki ayrı oturuma katılacaklardır. İlk oturumda, adaylar Temel Yeterlilik Testi’ni alacaklardır. Bu testte adayların muhakeme, akıl yürütme, mantıklı düşünme odaklı sözel ve sayısal becerilerinin, yani Türkçe’yi doğru kullanma, okuma ve anlama, dil hakimiyeti ile matematiksel ilişkilerden yararlanmanın ölçülmesi amaçlanmaktadır. Bunun örnekleri dünyada seçkin yükseköğretim sistemlerinde mevcuttur.

Öğleden sonraki ikinci oturumda ise adayların önceki yıllarda takip edilen usule uygun olarak lise müfredatına dair bilgisi esas alınacaktır.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı Takvimi

Yükseköğretim Kurumları Sınavı, Dil sınavı hariç Haziran ayının bir hafta sonu Cumartesi günü yapılacak iki oturumlu bir sınavla gerçekleşecektir. Yabancı Dil sınavı ise aynı hafta sonu Pazar günü tek oturumda gerçekleştirilecek ve soru sayısı 80 olacaktır.

Birinci Oturum

Türkçe ve Temel Matematik sorularından oluşan Temel Yeterlilik Testi olup, Türkçe ve Temel Matematik soruları geçtiğimiz senelerde olduğu gibi bu sınavda da Milli Eğitim Bakanlığımızın ortak müfredatına dayalı olacaktır.

Bütün adayların birinci oturuma girmesi zorunludur.

Birinci oturumdan sonra öğle arası verilecektir. Bu ara, adayların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerinin yanı sıra zihinsel olarak da rahatlamalarını sağlayacaktır.

Birinci Oturumun Uygulanması

40 adet Türkçe ve 40 adet Temel Matematik sorularından oluşan Temel Yeterlilik Testi, Cumartesi günü sabah oturumunda gerçekleştirilecektir. Bu sınavın sonucu adayların Temel Yeterlilik Testi Puanını (TYT-Puanı) belirleyecektir.

Birinci Oturumda Testlerin Ağırlıkları

Türkçe ve Temel Matematik testlerinin, Temel Yeterlilik Testi Puanının oluşmasına etkisi eşittir. Yani Temel Yeterlilik Testi Puanında, Türkçe testinin ağırlığı %50, Temel Matematik testinin ağırlığı %50’dir.

Temel Yeterlilik Testi Puanının Değerlendirilmesi

Bu test, önlisans ve lisans programlarının tercih edebilmesi için yükseköğretime giriş baraj puanlarını belirleyecektir. Bu sene, geçen seneki önlisans ve lisans programlarının tercih edilebilmesi için gerekli baraj puanlarında bir değişikliğe gidilmeyecektir.

Adayların bir önlisans programını tercih edebilmeleri için Temel Yeterlilik Testi Puanı’nın (TYT-Puanı) en az 150 olması gereklidir. Temel Yeterlilik Testi Puanı 150’nin altında olan adayların herhangi bir yükseköğretim programını tercih etme hakkı bulunmayacaktır.

Temel Yeterlilik Testi Puanı 180 ve üzeri olan adaylar ise lisans programlarını tercih etmeye hak kazanacaktır.

Temel Yeterlilik Testi Puanı 200 ve üzeri olan adayların bu puanları, istedikleri takdirde bir sonraki yıl için de geçerli olacaktır.

İkinci Oturum

Bu oturumda Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya 1, Sosyal Bilimler, Matematik ve Fen Bilimleri olmak üzere dört test yer alacak, sorular geçtiğimiz senelerde olduğu gibi bu sınavda da müfredata dayalı olacaktır. Bu kapsam da, Milli Eğitim Bakanlığının müfredatıdır. İkinci oturum, Cumartesi günü öğleden sonra gerçekleştirilecektir.

İkinci Oturumun Uygulanması

Cumartesi günü öğleden sonra gerçekleştirilecek olan ikinci oturumda, 40 adet Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya 1, 40 adet Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe Grubu, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi), 40 adet Matematik ve 40 adet Fen Bilimleri sorularından oluşmak üzere dört test yer alacaktır.

Oturumların süresi geçmiş yıllardaki uygulamalar ve adaylarımızın sınav stresi yaşamamaları hususları dikkate alınarak belirlenecektir.

İkinci Oturumda Testlerin Ağırlıkları

İkinci Oturumda uygulanacak testlerin ağırlıkları puan türüne göre aşağıdaki gibi olacaktır. Tercih edilecek puan türüne göre:

Sözel puanda; Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya-1 testinin ağırlığı %50, Sosyal Bilimler testinin ağırlığı %50’dir.

Sayısal Puanda; Matematik testinin ağırlığı %50, Fen Bilimleri testinin ağırlığı %50’dir.

Eşit Ağırlık Puanda; Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya-1 testinin ağırlığı %50, Matematik testinin ağırlığı %50’dir.

Yerleştirme

Önlisans programlarında; Temel Yeterlilik Testi Puanı esas alınmakta,

Temel Yeterlilik Puanı (TYT-Puanı):[Türkçe Testi (%50)] +[Temel Matematik Testi (%50)]

Lisans programlarında ise; Dört puan türü (Sözel, Sayısal, Eşit Ağırlık, Dil) esas alınmaktadır.

Sözel, Sayısal, Eşit Ağırlık ve Dil puanları hesaplanırken Temel Yeterlilik Testi’nin etkisi %40 olacaktır.

SÖZ: [Temel Yeterlilikler Testi (%40)] + [Sözel Test (%60)]

SAY: [Temel Yeterlilikler Testi (%40)] + [Sayısal Test (%60)]

EA: [Temel Yeterlilikler Testi (%40)] + [Eşit Ağırlık Testi (%60)]

DİL: [Temel Yeterlilikler Testi (%40)] + [Yabancı Dil Testi (%60)]

Belli programlar için getirilen başarı sıralaması şartına devam edilecektir.

Özel Yetenekle Öğrenci Alan Programlar

Özel yetenekle öğrenci alan programlarda geçen sene olduğu gibi baraj puanı bu yıl da aynı tutulmuştur. Temel Yeterlilikler Testi’ne giren ve Temel Yeterlilik Puanı en az 150 olan adaylar Özel Yetenekle Öğrenci Alan Lisans programlarını tercih edebileceklerdir.

OBP Hesaplaması

Ortaöğretim Başarı Puanı’nın hesaplanmasında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.

Yerleştirme puanlarına etkisi geçen seneki gibi aynı oranda olacaktır.

Meslek lisesi mezunlarına geçen seneki alan odaklı ek puan uygulamasına devam edecektir.

Engelli adaylara yönelik düzenlemelerin uygulanmasına devam edilecektir.

Özetle Yeni Sistemimiz

Ø Daha yalın, sade ve kolay anlaşılabilir bir sistem,

Ø Sınav puan türleri 18’den, 5’e indirilmiştir,

Ø Sınav 5 hafta sonundan 1 hafta sonuna çekilmiş, 6 oturumdan 3 oturuma indirilmiştir.

Ø Türkçe ve Temel Matematik’in merkezde olduğu Temel Yeterlilik esaslı değerlendiren,

Ø Mesleki eğitimi önemseyen ve bu kapsamda tek bir puanla farklı MYO programlarını tercih etmeye imkan veren,

Ø Orta öğretim kazanımlarını ve sürecini odağına alan ve önemseyen,

Ø Önceki sistemde orta öğretim üzerinde 4 ay baskı oluşturarak, eğitimi aksatan olumsuzluğu ortadan kaldıran,

Ø Öğrenciler üzerindeki sınav kaygısının etkilerini azaltan bir sistemdir.

Çocuk, Okul ve Ödev Konusunda Anne Babaya Öneriler

Ders çalışmayı sevmeyen bir çocuğun anne-babası nasıl bir tutum sergilemeli?

Ders çalışma birçok çocuğa sevdirilememiştir ancak ders çalışmanın bir sorumluluk olduğunun bilincinde olmaları için ders çalışma düzeninin oturtulması önemlidir.

İlk olarak çocuğun ders çalışması için değişmeyecek bir rutin oluşturulmalıdır. Böylece çocuk ne zaman ders çalışması gerektiğinin farkında olur. Çocuk ders çalışma zamanı için, bir şeyler atıştırıp hemen derse koyulmayı mı yoksa okuldan gelince yarım saat dinlendikten sonra ders çalışmayı tercih ettiği konuşulabilir. Çocuk ile ortak karar verildikten sonra istisnalar dışında bu düzen bozulmamalıdır. Çocuğa empati ile yaklaşılması gerekir. Çocuk okuldan geldiği anda ‘Hemen derse oturuyorsun.’ gibi ifadelerden kaçınılmalıdır. Çocuğa, günün nasıl geçtiği sorulabilir veya farklı konularda sohbet edilebilir. Ebeveynlerinden ders çalışmanın gerekliliği konusunda çok fazla uyarı alan çocuklar ders çalışmaya dirençli olabildikleri unutulmamalıdır.

Çocuğun ders çalışabilmesi için olabildiğince dış uyaranlardan( televizyon, telefon konuşmaları, kardeşi vb.) uzak bir alan seçilmelidir. Ders çalışma süreleri çocuğun gelişimine uygun şekilde kısa molalar ile bölündüğünde daha faydalı olacaktır. Örneğin, 1. Sınıf çocukları en fazla dikkatlerini 15-20 dakika sürdürebildikleri için her 20dakikada bir 5 dakika mola verilebilir.

Çocuğun çalışma programını, çocuk ile birlikte büyük ve renkli bir takvime işaretlemek yine onu ders çalışma konusunda teşvik edebilir. Dersler bölündüğünde daha az çalışması gerektiğini fark ettiğinde rahatlayabilir, bu durum ile daha rahat baş edebilir.

Çocuklar özellikle anlamadıkları veya başarılı olamayacakları düşündükleri konularda ders çalışmaktankaçınırlar. Bu nedenle çocuğun özellikle hangi konuları sevemediğine dikkat edip, o konularda destek sunulması ders çalışmaya onu motive edebilir. Çocuğun ders çalışmayı sevmemesi konusu mutlaka öğretmeni ile görüşülmeli ve ortak bir tutum içerisinde olunmalıdır.

 

Çocuklarını kitap okumaya teşvik etmeye çalışan anne-babalar bunu nasıl sağlayabilir?

Öncelikle ebeveynler ev içinde kitapların ulaşılabilir yerde olmasına özen göstermeli aynı zamanda çocuğun kendine ait kitaplarını saklaması için bir kutu, raf veya dolap olması kitap okuma için teşvik edici olacaktır. Çocuğun istediğinde kitaplarını eline alabilmesi ve onları incelemesi, okumayı sevmesi ve kitap okuma alışkanlığı açısından önemlidir. Çocuğun kitap okumaya teşvik edilmesi için onun ilgi alanına uygun olan kitapları, hatta üzerinde okuyabileceği yazıların olduğu herhangi bir materyal tercih edebilir ( broşür, çizgi roman, dergi vb.). Çocuğun okumayı sevmesi için illa ki sadece kitap okuması gerekmez. İlgisi yönünde arabalar hakkındaki bir dergiyi okumaya çalışması, onu motive etmeye yeterli olacaktır.

Çocuktan kitabından belli bir sayfa sayısını okumasını istemek yerine sınırlı bir süre belirlemek daha olumlu bir yaklaşım olacaktır. Çünkü her çocuğun okuma hızı farklıdır, eğer çocuk akranlarına göre daha yavaş okuyorsa veya okuduğu kitap daha yoğun bir içeriğe sahip ise sayfa sayısı belirlemek onu bunaltabilir. Kitap seçiminde ise ebeveyn iki kitap seçiyor ise üçüncü kitabın çocuğun seçmesine olanak tanınması çocuğun ilgi alanına yönelik bir kitap seçmesine fırsat verir ve çocuk seçtiği kitabı okumak konusunda büyük bir heyecan duyabilir.

Bunun birlikte çocuklar ebeveynlerini model alarak gelişimlerine devam ederler, ebeveynlerin ne kadar çok kitap okudukları çocuk tarafından da gözlenir. Bu sebeple anne-babalar çocukları ile kitap okuma saatleridüzenleyebilir, kitap okuma ardından sohbet ederek çocukları ile kaliteli zaman geçirebilirler.

 

Çocuğu ödülle ders çalışmaya teşvik etmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ödül, çocuğun istenen davranışının pekiştirilmesi için olumlu geri bildirim verilmesidir. Ödül, maddi veya manevi şekilde verilebilir. Çocuğun hayat boyu sürdürmesi istenilen bir davranış/sorumluluk için maddi ödüller kullanılmamalıdır. Bunun yerine çocuğun yeni bir alışkanlık kazanması için ebeveynlerinden teşvik edici sözler ve övgü duyması yeterli bir ödül olacaktır.

Ders çalışma için, çocuğa özellikle ebeveynlerinin onayını içeren cesaretlendirici sözler tercih edilmelidir. Ebeveynler bu noktada ödül veya ceza olarak çocukların kişiliklerine yönelik ifadelerde bulunmak yerine o anki davranışa veya işe yönelik ifadelerde bulunmaya özen göstermelidir. Eğer maddi değeri olan bir ödül verilecek ise, bu nesnenin maddi değerinin gerçekten çok az (1 adet kalem veya silgi gibi )olmasına dikkat etmek gerekir. Çünkü çocuğa gereğinden büyük ve fazla ödül vermek faydan çok zarara neden olur. Çocuk ödülün değerini anlamaz ve teşvik edilen davranışı sadece ödül için geçici bir süre yapar.

Çocuğun odağı ders çalışma sorumluğunu öğrenmesi olmalıdır, ödüle odaklanılır ise bu sorumluluk kalıcı olmaz.

 

Çocuğun ödeve adaptasyonu konusunda önerebileceğiniz başlıca yöntemler neler?

Öncelikle çocuğun her gün belli bir saat aralığında ‘ödev saati’ olmalıdır. Çocuğun ödevine başlamadan ihtiyaçlarını karşılaması ödevini bölünmeden yapabilmesine yardımcı olacaktır. Çocuğun ödevini yapacağı ortamın dikkat dağıtıcılardan arınmış olduğuna özen gösterilmelidir. Çocuğun cep telefona bakarken, tablet veya televizyondan bir şey izlerken ödev yapmasına izin verilmemelidir. Bu tür teknolojik aletler ile çalışan çocukların çalışma kalitelerinde düşüş olduğu gibi odaklanma sorunları da ortaya çıkmaktadır. Ödev için gerekli tüm materyallerin erişilebilir olması ama çalışma masasında fazla materyal olmaması dikkat ve odaklanma becerisi için etkili olacaktır. Çocuğun odaklanma süresine uygun bir düzende kısa molalar vermek önemlidir. Böylece çocuğun ödevin ikinci kısmına uyumu daha etkili ve hızlı olacaktır. Tüm bu önerilere rağmen ödevine uyum sağlayamayan, isteksiz olan çocukların mutlaka bir uzman tarafından dikkat ve öğrenme becerileri değerlendirilmelidir.

Okula gitmek istemeyen bir çocuğa okul nasıl sevdirilebilir?

Okula gitmek istememe farklı yaş gruplarında farklı anlamlara gelebiliyor. Örneğin; bir ergen okula gitmek istemediğinde bu akran zorbalığına maruz kaldığına işaret edebilirken, okul öncesi eğitime devam eden çocuk annesinden ayrılma kaygısı yaşadığı için okula gitmek istemeyebilir. Öncelikle çocuğun neden okula gitmek istemediğinin cevabı iyice araştırılmalı veokul psikologları ile görüşülmelidir. Okula gitmek istememe sebebine yönelik uygun bir strateji belirlemek en sağlıklısı olacaktır. Çocuk akran zorbalığına maruz kalıyor ise zorbalık ile baş etmek için ona uygun stratejiler öğretmek, duygularını ifade edebilmesine olanak tanımak etkili olacaktır. Ayrılık kaygısı yaşayan bir çocuk için ise okula aşamalı olarak alıştırmak, anne –çocuk ilişkisini güvenli hale getirmek gerekebilir.

Henüz yeni okula başlayacak çocuklarınokula uyum sürecinin sağlıklı olabilmesi için mutlaka okul ortamının, öğretmenin, arkadaşlarının nasıl olacağını, okulda ne kadar süre kalacağını, okul çıkışında kimin onu alacağını anlatmak önemlidir. Böylece çocuk belirsizlik nedeniyle daha fazla kaygılanmayacaktır. Okulun ilk gününü konu alana hikaye kitaplarından faydalanmak çok etkili olabiliyor. Çocuk okulun ilk gününde heyecanlanıp, kaygılandığında ise ‘Korkacak bir şey yok’ gibi ifadelerden kaçınarak, empatik bir yaklaşım ile duygusunun anlaşıldığının ifade edilmesi etkili olacaktır.

Ancak bazı durumlarda çocuklarda okul fobisi geliştiği gözlenmektedir. Okula karşı isteksizliğin ve kaygının yüksek olduğu bu durumlarda mutlaka çocuk psikologlarından ve pedagoglardan destek alınması gerekir.

 

Anne-babalar çocuğun ödevlerini yapmasında ne kadar rol almalı ya da almamalı mı?

Tek başına ödev yapabilme, çocuk için önemli bir gelişim basamağıdır. Bu süreçte tabii ki ailelerin desteği gerekir ancak gerektiğinden fazla dahil olmanın tehlikeleri vardır. Ödeve başlamaödevin ne istediğini anlama, ödev kontrolü konularında ebeveynler düzenleyici olabilir. Daha sonra çocuğun yanından ayrılarak çocuğun ödevi ile kendisinin uğraşmasına fırsat tanımalılardır. Çocuk, ebeveynlerinden yardım istediğinde ise buna cevap vermeleri sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi için gereklidir. Anne-babasının fazla müdahalesi olmadan ödevini yapabilen çocuğun; sorumluluk bilinci, planlama ve organizasyon becerileri, sorun çözme becerisi ve bağımsız çalışabilme becerisi gelişmiştir. Ebeveynlerin çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olarak cesaretlendirici ve destekleyici bir tutum sergilemeleri gerekir.

Yani bir kelimeyi hecelemek veya bir matematik işlemi kontrol etmek gibi verimli bir yardım ise evet ebeveyn çocuğun ödevine yardımcı olmalıdır. Eğer çocuk kendi başına yapabileceği ve öğrenebileceği bir konuda destek istiyor ise ebeveyn bu noktada ödeve dahil olmamalıdır.

Çocuğun ödev kontrolünde her yanlış düzeltilir ise öğretmen çocuğun anlamadığı veya eksik kaldığı konuyu yakalayamaz. Bu neden ile ebeveynlerin, çocuğun okula mükemmel ödev götürmesini amaçlamamalıdırlar.

Artık çocukların cep telefonu kullanma oranı ve yaşı gittikçe düşüyor. Bu tür teknolojik aletlerçocuğun derse adaptasyonunu ne oranda etkiler, bu konu hakkında neler önerirsiniz?

Teknoloji kullanımından tamamen kaçınmak günümüzde pek de gerçekçi olmayan bir yaklaşım olacaktır. Çocukların teknolojik aletleri aşırı kullanmaları tüm gelişimlerini olumsuz etkiliyor. Amerikan Pediatri Akademisi doğrultusunda 2 yaş altı çocuklarına ekran önünde geçirme zamanı olarak 0, 3-8 yaş çocuğunda ise günde en fazla 2 saat olarak önermektedir. Çocuklar ödevlerini yaparken veya ders çalışırkeninternetten faydalanmaya ihtiyaç duyabilirler. Bu ihtiyaçlarını ödev yapma veya ders çalışma sırasında karşılayacaklar ise mutlaka ebeveynlerin çocuklarının sadece dersleri konusuna odaklandıklarından emin olmaları gerekir. Çünkü dersi için gerekli bir videoya bakmak üzere tableti eline alan çocuk, bir anda yüklediği yeni oyuna biraz bakmak isteyebilir ve 1 saatini oyun oynayarak geçirebilir.

Ayrıca internette çocuklar gelişimlerine ve yaşlarına uygun olmayan bir çok içerik ve durum ile karşı karşı kalabiliyor. Bu neden ile ebeveynler mutlaka güvenli internet kullanımına dair çocuklarını bilgilendirmeli ve gerekli önemleri almalıdır.

Çocuğun tercih etmediği bir etkinlik olan ders çalışma sırasında yanında tablet, bilgisayar veya telefon varsa dikkati çok daha hızlı bir şekilde dağılacaktır ve verimli çalışamadığı için 1 saatlik çalışma 3 saate yayılabilir. Bu durumda tahmin edilebileceği gibi hem çocuğa hem de ebeveynlere sıkıntı yaşatacaktır. Aynı zamanda çocukların telefon veya tablet ile birlikte uyumamalarına da ebeveynlerin özen göstermesi gerekir. Bir yanında tablet, bilgisayar ve telefon olan çocukların 4 saat daha geç uykuya geçtikleri araştırmalar sonucunda belirlenmiştir. Yeterli ve kaliteli uyku alamayan çocukların akademik yaşantılarında da olumsuz etkiler gözlenmektedir.

 

İlkokul çağındaki bir çocuğa oyun için günde ortalama ne kadar zaman tanınmalı?

İlkokul ile çocuğun rutini değişir, ondan beklentiler artar, yeni kişiler ile tanışır ve yeni sorumluluklar alır. Bu yenilikler heyecan verici olsa da zaman zaman çocukta strese neden olabiliyor. Her çocuk için oyun hayatidir; fiziksel, sosyal, duygusal gelişimi için şarttır. Çocuklar oyun ile yeni edindikleri bilgileri zihinlerine yerleştirir, okulda arkadaşı ile yaşadığı bir sorunu çözümler, ince vekaba motor becerilerini geliştirir. Bu nedenle okul çağı çocuklarının oyun oynamayı bırakması gerektiği düşüncesi yanlıştır. Gelişim ilerledikçe oyun biçimleri ve oyuncaklar değişse de temeldeki oyun oynama ihtiyacı hep mevcuttur.

Çocuklar okullardaki kısa teneffüslerde arkadaşları ile oyun oynamaya fırsat bulsalar da bu kısa molalar yazık ki yeterli olmuyor. Okul gününde, çocuk eve geldiğinde ödeve başlamadan mutlaka yaklaşık 30dklık ara verilmesi gerekir. Böylece çocuk ödevlerine daha iyi odaklanır, dinlenir fiziksel olarak ihtiyaçlarını gidermiş olur. O günkü ödevler bitirdikten sonra yemek saatine kadar çocuğun oyun oynayabileceği 1 saat vermek etkili olacaktır. Aynı şekilde çocuğun hafta sonlarında dengeli bir şekilde hem dışarıda hem de ev içinde daha uzun saatler oyun oynamasına fırsat tanımak onun psikolojik ve fiziksel gelişimi için çok önemlidir.

Çocuğunuzla Sorun Yaşıyorsanız Uzmanından Öneriler

Toplum içinde olduğu gibi ailede de zaman zaman problemler çıkar. Burada önemli olan şudur: “Problem karşısında nasıl davranmalıyız ki onu çözebilelim. Bu arada hem çocuğu kaybetmeyelim, hemde onun ahlâklı ve başarılı bir insan olmasını sağlayalım.”

Çocuğa zorla bir şeyi kabul ettirmeye çalıştığımız takdirde, çoğu zaman onu kaybederiz. Problemi, çocuğu ciddiye alarak, onunla konuşarak, iletişim kurarak ve onu ikna ederek çözmeyi denemeliyiz. Problemi konuşmak ve çocuğun çözümü kavramasını sağlamak için önemli pedagojik adımların atılması ve eğitim prensiblerine uyulması gerekir. Bu adımlar şöyle sıralanabilir:

1. Her şeyden önce bir sohbet ortamı meydana getirmeli ve problemi masaya yatırmalı. Problemin anlaşılması sağlanmalı. Eğitim bir çeşit matematik problemi çözmektir. Anlaşılmayan problem, çözülemez.

2. Çocuğu dinlemeli ve onu anlamaya çalışmalı.

3. Konuşurken sözünü kesmeli ve gereksiz müdahalelerde bulunmamalı. Ne istediğini ve neden istediğini tesbit etmeli.

4. Sonra kendi düşüncelerimizi ve tekliflerimizi söylemeliyiz.

5. Sohbetin dostça bir ortamda, dostça sürdürülmesi şart.

6. Baba, anne ve öğretmen olmak sohbet sırasında önemli olmamalı. Önemli olan argumanlar, gerçekler, fikirlerdir.

“Benim dediğim olacak, burada kuralları ben belirlerim, seni ben besleyip büyüttüm, harçlığını ben veriyorum, o halde benim dediklerimi yapmak zorundasın.”

7. Çocuğa zorla bir şeyi kabul ettirmek yerine, birlikte onun beğeneceği bir çözüm üretmek için çaba harcamalıyız. Çözüm üretimine çocuk da katılmalı, onun düşünceleri dikkate alınmalı.

8. Eğer çocuk, güçlü argumanlar ileri sürer, mantıklı ve tutarlı fikirler söylerse bunları onaylamak ve kabul etmek gerekir. “sen ne anlarsın, senin yaşın kaç? Daha aklın ermez.” şeklinde bir tutum takınmamalı. Bu tavır, çocuğu adam yerine koymadığımızı, ona önem vermediğimizi, hatta küçüm-sediğimizi gösterir. Halbuki önemli olan ço-cuktur, onun düşünce ve projeleridir.

9. Sohbet sırasında çocuğun benimse-yebileceği bir çözüm bulunmalı. Emredici, otoriter bir tavır yerine, danışmanlık ve rehberlik yapan dostça bir tavır takınmak gerekir.

10. Çocuğun çözüme katılması ve sorumluluk alması sağlanmalı. Çocuk, bunlar bana dikte ettirildi, aslında ben bunları yapmak istemiyorum, düşüncesine kapılmamalı.

EN ÖNEMLİSİ

“Yavrucağım, senin başarılı ve mutlu olmanı istiyorum. Hayat senin, önemli olan sensin. Sen başarılı olsan da olmasan da ben senin yanındayım. Beni her zaman arkanda bulacaksın. Sana her hangi bir şarta bağlı olarak yardım etmiyorum, senden bir karşılık beklemiyorum, seni sevdiğim için yardım etmek istiyorum. Hiçbir anne ve baba, hiçbir öğretmen çocuğu kıskanmaz. Aksine onun kendisinden daha başarılı olmasını ister.

Yavrucuğum, ben sadece senin başarılı ve mutlu olmanı istiyorum. Seni seviyorum ve beğeniyorum, her zaman elimden geldiğince sana yardım edeceğim.”

Çocuk eğitimi her zamankinden daha zor hale geldi. Medya, firmalar, mal satmak isteyenler çocuğu müşteri olarak görüyor. Reklâmlarla çocuklar ve insanlar zaaflarından yakalayarak avlanıyor. Birçok malın reklamı çocukları hedef alıyor. Bilgisayarlar, internet oyunları, tv programları çocukların daha fazla dikkatini çekiyor.

Her şeye rağmen çocuk, anne ve babaya fıtrî bir şekide bağlıdır. Onları kendisinin dostu olduğunu ve kendisi için çalıştırdıklarını bilir. Çocuk eğitiminde motivasyon çok önemli. Çocuğun iç dünyası çok mühim.

Çocuğumuzu ciddiye almalıyız. Onun duygu ve düşüncelerini öğrenmeliyiz. Makul ve güzel şeyler düşünüyorsa desteklenmeli, illâ da kendi düşüncelerimizi ve isteklerimizi kabul ettirmek için ısrar etmemeliyiz.

Anne ve baba, öğretmen ve büyüklerin bir hedef belirlemesi yeterli değildir. Önemli olan çocuğun belirlediği hedeftir. Yapılması istediğimiz şeyi, çocuğun istemesini sağlamalıyız. Bu konuda çocuğumuzu konuşarak ikna etmeliyiz.

Eğitimci, bir şeyin yapılmasını emreden hükümdar değildir. O dosttur, arkadaştır, rehberdir, yol arkadaşıdır, zora düşüldüğü zaman yardıma koşulan güvenilir bir dosttur.

ÇOCUĞUM okula başlıyor, Okul Korkusu Nasıl Aşılır

Çocukları ilkokula yeni başlayacak bazı aileler çocuklarının okula uyum sağlayıp sağlayamayacağı konusunda kaygılar taşıyabilir.

Bu konudaki muhtemel problemleri aşabilmek için veliler ve öğretmenlerin birlikte hareket etmesi gerekir. Ailelerin okula yeni başlayacak çocuklarını okulla ve öğretmenle tehdit etmemeleri gerekir. Anne-babaların çocuğunu okula götürürken soğukkanlı ve tutarlı olması gerekir. Duygusal davranarak çocuk okula gitmek istemiyor diye onu okul yolundan geri çevirmek, onun okula uyumunu çok geciktirir. Ancak aileler tarafından öğrencideki okul korkusunun acil sorun olarak görülerek, nedeninin araştırılması gerekir.

Okul, çocuklar için yeni bir sosyal ortamdır

Çocuğun bu ortama uyumu, aileden kazandığı iletişim becerileri ve ilişki biçimlerini kullanmasıyla mümkündür. Çocuğa anaokulu döneminde ve daha öncesinde kendi ayakları üzerinde durabilme yeteneğinin verilmiş olması çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracaktır.

Ancak aile içindeki iletişimsizlikler, çocuğun zeka düzeyi ve öğretmen hataları, çocuğun okula uyumunu zorlaştırabilir. Çocuk, okula uzun süre uyum sağlayamazsa; aile, rehber öğretmen birlikte hareket etmeli, uyumsuzluk devam ederse mutlaka bir uzmana başvurmalıdır.

Okula uyum sorunu sadece okula yeni başlayanlarda görülmez. Bir üst sınıfa geçen ara sınıf öğrencilerinde de uyum sorunu görülebilir. Çünkü yaz tatilinde rahatlama dönemine giren çocuklar okullar açıldığında tekrar ders çalışma, erken kalkma sorumluluğu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumdan aşırı etkilenen bazı öğrenciler özellikle ilk günlerde dersi dinlemek, okula gitmek istemeyebilir. Fakat bu sorunlar kısa sürede aşılır.

Okul stresinden kurtarmalıyız

Okul çocuklarda strese yol açabilir. Okul stresinin en temel nedenlerinin başında okul hakkındaki belirsizlikler ve bilgisizlikler gelmektedir. Daha önce dar bir sosyal çevrede bulunan öğrenciler bu yüzden okula başlama konunda isteksizlik ve stres yaşayabilir. Bu bakımdan çocuk okula başlamadan önce bilgisizlikler ve belirsizlikler giderilmeye çalışılmalıdır.

Herşeyin başı anlayış

Anne babalar çocuklarına karşı anlayışlı olmalıdır. ?Bebek misin sen, kocaman adam oldun, korkacak ne var?? gibi bastırıcı yöntemlerden uzak durmalıdırlar. Bu yaklaşım sorunları çözmez, bastırır. Bastırılan bir sorun da sonradan daha büyük bir şekilde karşımıza tekrar çıkar.

Abartılı anlatımlara son verin

Okul hakkındaki abartılı yorumlardan kaçınılmalı, çocuklara okul, sınıf, sıra, öğretmen, müdür, ders, teneffüs, sınıf arkadaşı ve okul arkadaşı gibi kavramlar konusunda bilgiler verilmelidir.

Çocuğu okulla korkutmayın

Hata yaptıklarında onları okul veya öğretmenle korkutursak, çocuğun öğretmenden ve okuldan soğumasına sebep oluruz. Okul ceza verilen bir yer olarak gösterilmemelidir.

Okul gezdirilebilir

Gideceği okul mümkünse gezdirilmelidir. Çocuk, aynı okula gidecek akraba veya tanıdık çocuğu varsa o çocuklarla tanıştırılabilir. Okulda nasıl davranacağı çocuğa ayrıntılı şekilde anlatılmalıdır. Mümkünse öğretmeniyle önceden tanışılmalıdır.

Kıyafetleri önceden alınabilir

Çcuğun okul kıyafetlerini önceden alıp evde denemesini, onlara alışmasını sağlamayabiliriz. Çocuğun okulda kullanacağı kitabı, defteri ve kırtasiye malzemelerini seçerek kendisinin almasına izin verilmelidir. Böylece çocuk okul ile ilgili güzel duygular hissedecek, psikolojik olarak kendisini okula hazırlayacaktır. Aileler okulun açıldığı ilk birkaç gün çocuğu okula bizzat götürebilir. Ancak bunda da aşırı korumacı bir tavır takınmamalıdır.

Okul, öğrencinin baştan savıldığı bir yer değildir

Aileler çocuğa Okullar açılsa da senden kurtulsam dememelidir. Öğretmenleri de her şeye kızan, sürekli ceza veren, hep yargılayan bir kişi olarak değil; öğrencileri çok seven, onları yarınlara hazırlayan bir kişi veya kişiler olarak gösterilmeliyiz. Çocuklarımız öğretmenlerini çok sevmeli, onlara derin saygı duymalıdır.

Ailenin aşırı koruyucu tavrı okul fobisine sebeb oluyor

Bir hata yaptıklarında çocuklarımızı okul veya öğretmenle korkutursak, çocuğun öğretmenden ve okuldan soğumasına sebep oluruz. Okul ceza verilen bir yer olarak gösterilmemelidir. Okul fobisinin temel nedenlerinden biri aileden ayrılma korkusudur. Çocuk aşırı korumacı bir anlayışla yetiştirilmişse, arkadaşlarıyla iletişimi çok az olmuşsa, dışarıya pek çıkmamışsa kendi ayakları üzerinde duramıyorsa ailesinden uzak kalmak onu çok korkutur. Bu durum pek çok çocukta görülür ve zamanla düzelir. Ancak düzelmeme olasılığı da vardır.

Birbirine duygusal anlamda aşırı derece de bağlı ailelerde çocuk okula gittiğinde anne babasının ona olan sevgisinin azalacağını düşünebilir. Kardeşi varsa kendisine gösterilen sevginin bundan sonra kardeşine yöneleceğini zannedebilir. Annesinin babasının başına bir şey gelebileceğinden endişe edebilir. Bütün bunlar da çocukta okul fobisine yol açabilir.

Ailenin çocukla kurduğu yanlış iletişim de okul fobisinin kaynağı olabilir. Anne veya baba, ?Beni üzersen annesiz, babasız kalırsın!? ya da benzeri sözler kullanarak çocuğu kontrol altında tutmaya çalışmışlarsa çocuk her tehlikede sığındığı ailesinin kendisini bırakıp gideceğini düşünür.

Okul fobisinin belirtileri nelerdir?

Okul fobisi (korkusu), kuvvetli bir endişe sebebiyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi veya bu konuda isteksiz görünmesidir.

Okul fobisi yaşayan çocuklar genellikle okul saati yaklaştığında isteksizliklerini bedensel yakınmalar ile dile getirmeye çalışır. Çocukta mide bulantısı, karın ya da baş ağrısı şeklindeki bedensel şikâyetler genellikle sabahları uyanır uyanmaz başlar. İştahsızlık ve uykuda huzursuzluk, sık sık hasta olmadığı halde hastaymış gibi davranmak, alınganlık ve sinirlilik, enerji kaybı, okul etkinliklerine karşı ilgisizlik, utangaçlık ve içekapanıklık gibi belirtiler görülür. Çocuklardaki bu belirtiler, okula gitmemelerine karar verilir verilmez de kaybolur.

Çocuklar aslında bu şekilde davranarak anne-babalarını okula gitmemek için ikna etmeye çalışırlar. Aileleri onlara ?Tamam, bugün okula gitmeyebilirsin. derse, çocuktaki psikosomatik olan bu sorunlar birdenbire ortadan kalktığı, ağrıların geçtiği görülür. Ancak çocuğun evde kalması uzadıkça okula başlaması da güçleşir. Yatışsın, düzelir, sonra göndeririz, iyileşince göndeririz.? şeklindeki yaklaşımlar sorunun çözümünü oldukça zorlaştırır.

Okul fobisi yaşayan çocuklar için sadece okula gitmek sorundur. Bu çocuklar evde kaldıkları sürece hayatlarından memnundurlar. Hiçbir sorun yaşamazlar. Bu yüzden gerçekte ciddi sorunları, hastalıkları yoktur. Çocuktaki okul fobisi zamanla geçebilir.

Ev Ödevi ve Ders Çalışma İle İlgili Aileye Öneriler

Öğrenciler okulda gördükleri konuları, karşılaştıkları soru ev ödevleri ile pekiştirerek öğrenme faaliyetlerini kalıcı hale getirirler. Bu nedenle ev ödevleri eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır ve çocuklara haftanın 7 günü öğrenme faaliyetlerini pekiştirme ve organize etme olanağı sağlar.

Çocuklara verilen ev ödevlerinin etkin ve verimli olmasının temel şartı onların yapabilecekleri düzeyde olmalıdır. Çünkü ev ödevleri çocukların kapasitelerinin üstüne çıktığı zaman gerçek amacından sapmış olacaktır. Öğrenme faaliyetini pekiştiren bir etkinlik olan ödevler çocukları zorlayacak düzeyde olursa öğrenme faaliyetini baltalayabilir.

Yapılan araştırmalara göre 8 yaşın altında olan çocuklarda ev ödevleri 1 saati üzerindekiler için ise 2 saati aşmayacak şekilde planlanmalıdır. Öğretmenlerimizin ve ailelerin unutmaması gereken en temel ilke, özellikle okulun ilk gününden itibaren önemli olanın çocuğun ödev yapma alışkanlığını kazanmış olmasıdır.  Bu alışkanlığı kazanmaları için çocukların yapabilecekleri ödevleri vermek en temel koşuldur. Çocuklarımız bu alışkanlığı kazandığı zaman ev ödevlerini günlük yaşamlarının bir parçası olarak algılamaya başlar. Nasıl yemek yemek,  dişlerini fırçalamak, oyun oynamak için onları motive etmemize gerek yoksa ev ödevleri içinde ekstra uğraş vermemize gerek kalmayacaktır.

Ev Ödevi ve Ders Çalışma İle İlgili Aileye Öneriler

  • Çalışma İçin günün belli bir saati belirlenir:

Çalışma saatlerini çocuklarınızla birlikte belirlemeniz ve bu saatler konusunda kararlı ve tutarlı olmanız çocuklarınızın düzenli çalışma alışkanlığı kazanmalarına yardımcı olacaktır.

  • Çalışma için tutarlı olunup, belli bir süre belirlenmelidir:

Ev ödevleri ve ders çalışma süresini belirlerken çocuklarınızın odaklanabilme süresini göz önüne alarak belirlemeniz önemlidir. 8 yaşındaki bir çocuğun 2 saati aşkın bir süre ders çalışmasını beklemek gerçekçi olmayan bir tutum olacaktır.

  • Çalışma zamanı çocuğa 15 dakika önce hatırlatılmalıdır:

Bu hatırlatma çocuğun ders çalışmaya mental olarak geçişini kolaylaştırır.

  • Çalışma için uygun bir yer belirlenir:

Tıpkı ders çalışma süresi gibi ders çalışma mekanı da çocuğun ödev yapması konusunda oldukça önemlidir. İyi havalandırılmış, yeterli ışığa sahip ve sessiz bir mekanda çalışması odaklanmasına ve alışkanlık kazanmasına faydalı olacaktır.

  • Çalışmaya başlamak için çocuğa yardımcı olunmalıdır:

Çocuklar çalışmaya başlarken zorlanabilirler çünkü günün yorgunluğu, arkadaşı ile yaşadığı problem ve ders karşı tutumu, onun için engelleyici olabilir. Ders çalışmaya başlarken onun yanında bulunmak veya ilk 5 dakika birlikte çalışmak odaklanmalarına yardımcı olacaktır.

  • Mola zamanları önceden belirlenmelidir:

Mola zamanlarını önceden belirlemek ve bu zamanlara uygun bir tutum içinde olmak çocuğun ders çalışma ve ev ödevi yapması konusundaki sorumluluğunu artıracaktır. Çünkü çocuk ne zaman çalışacağını ve ne zaman dinleneceğini bilecektir. Unutmayalım ki çocuklar net, açık ve kısa yönergeleri daha etkin biçimde uygularlar.

  • Çalışmalar kontrol edilir ve her olumlu davranış övgüyle karşılanır:

Motivasyonun en zahmetsiz ve masrafsız yolu olumlu davranışların övülmesi ve çocuğun cesaretlendirilmesidir. Olumlu davranışlarını överek çocuğun motive olmasını sağlayabilirsiniz.

  • Konulan kurallar sabırla devam ettirilmelidir.

Çocuk eğitiminin en temel taşı SABIR.  Sabırla uyguladığınız olumlu, çocuğun gelişim ve ihtiyaçlarına uygun her kural bir süre sonra alışkanlık halini kazanacaktır.

Okulun ilk günü çocuklarla iletişim

Okulların açılmasına az bir zaman kala okula yeni başlayacak olanlar için bir kaç küçük öneri

Okulun ilk günü çocuğun bir birey olarak ilk kez topluma karıştığı gündür. Bu durum bazı çocuklarda heyecanlı bir bekleyiş şeklinde gözlenirken bazılarında ise sıkıntı bir sürece dönüşebilir.

Okulun özellikle ilk günü, her çocukta farklı bir biçimde gözlemlenir. Bazı çocuklar ortama çok çabuk adapte olurken bazı çocuklar arkadaşları ve öğretmenine alışmada güçlük çeker, ya da anne babasından ayrılmak zor gelir. Annelerin sınıfta beklemesi ile sonuçlanan bu süreç, en az çocuklar kadar anneleri de zorlar.

 

Veli ilk günlerde çocuğu ile birlikte derslere girebilir. Ancak bu asla devamlı hale getirilmemelidir.

 

Okula alışmakta güçlük çeken ya da okulda mutsuz olan çocukların belli başlı özellikleri ise;

– Endişeli, utangaç karakterinin olması,

– Aşırı anne bağımlılığı

– Ev içinde anne- baba arası sorunlar,

– Yeni kardeş doğumu,

– Taşınmalar,

– Sevilen birinin ölmesi,

– Yakın zamanda yaşanmış kaza,

-Hastalık gibi farklı sebeplerden kaynaklanabilir.

 

 

Okul ile ilgili sorun yaşayan velilere ne yapmalı?

 

İşte anne – babalara okul sürecini kolaylaştıracak tüyolar:

– Okula gitmesi konusunda ailenin tüm üyeleri tutarlı davranmalı, çocuk cesaretlendirilmelidir.

– Çocukla her zaman açık ve anlaşılır konuşulmalı. Neden okula gitmek istemediğini çocuk ailesine açıkça söyleyebilmeli.

– Sadece onun değil her çocuğun bunu yaşayabileceği anlatılmalı

-Çocuklar için en önemli şey, güvendir. Çocuklara güven verilmeli. “Buralardayım”“Çıkışta seni alacağım”“Beni göreceksin”“Kapıda olacağım”gibi cümlelerle çocuk sakinleşebilir. Ebeveynlerin, ilk günlerde çocuklarını okullarda yalnız bırakmaması, çocukların güvenlerini kazanmaları açısından gereklidir.

– Kesinlikle karşılaştırıcı bir tutum içinde olunmamalı, başka çocuklar “iyi örnek” olarak gösterilmemelidir.

– Okulun ilk günlerinde ve daha sonra, okul ve öğretmenle işbirliği içinde olunması önemlidir.

– Ailelere; okuldaki profesyoneller ve rehber öğretmenler tarafından bu adaptasyon süreci hakkında detaylı bilgi verilerek, okul – aile işbirliği sağlanmalı

2017-2018 Okula Kayıt Durumu ve Ay Hesaplamaları

2017-2018 eğitim ve öğretim yılı için 30 Eylül 2017 tarihi itibari ile  66 aylığını tamamlayan tüm çocukların okul kayıt işlemleri e-okul sistemi üzerinden merkezi olarak yapılacaktır.

Okul öncesi eğitim için 30 Eylül 2017 tarihi itibari ile  37-66 ay arasındaki çocukların anaokulunda veya uygulama sınıflarında, 48-66 ay arasındaki çocukların ise ana sınıflarında eğitim almaları sağlanacak.

2017-2018 Eğitim Öğretim yılı başlamadan herkes okula kayıt takvimini merak ediyordu.

Sonunda okula kayıt yaşı ve kayıt durumunu içeren takvim belli oldu.

Doğum ayı Ağustos 2011 ve öncesi olanlar, Eylül 2017 itibariyle 73 ve daha büyük olan öğrenciler ve Eylül 2011 doğumlu ve Eylül 2017 itibariyle 72 aylık olan öğrenciler için kayıt zorunlu.

Ekim 2011, Kasım 2011, Aralık 2011 doğumlu, Eylül 2017 itibariyle 71, 70, 69 aylık olanlar için kayıt zorunlu fakat doktor raporuyla kayıt olmayabilir.

Ocak 2012, Şubat 2012, Mart 2012 doğumlu, Eylül 2017 itibariyle 68,67, 66 aylık olanlar için kayıt zorunlu fakat veli dilekçesiyle kayıt olmayabilir.

Nisan 2012, Mayıs 2012, Haziran 2012, Temmuz 2012, Ağustos 2012, Eylül 2012 doğumlu olanlar, Eylül 2017 itibariyle 65, 64, 63, 62, 61, 60 aylık olanlar için kayıt zorunlu değil isteğe bağlı veli dilekçesiyle kayıt olabilir.

Ekim 2012 doğumlu, Eylül 2017 itibariyle 59 ve daha küçük aylık olanlar için kayıt hiç bir şartla olmaz.

2017-2018 eğitim öğretim yılında öğrenci kayıtlarında, 30 Eylül 2017 tarihi itibariyle, 48-60 ayları arasında ise Ana sınıfına, 60-68 ay arasında ise İsteğe Bağlı 1.Sınıf veya Anasınıfına, 68 ay ve yukarı ise zorunlu olarak sistem üzerinden 1.sınıfa kaydolur.

72 aydan küçük olanlar sağlık raporuyla okula göndermeyebilirler.

2017 okullar ne zaman açılacak? sorusu sıkça sorulmakta…

2017-2018 Eğitim öğretim yılı 18 Eylül 2017 Pazartesi günü, okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5’inci sınıflarındaki öğrenciler eğitim ve öğretime hazırlanması, okulların açıldığı hafta içerisinde dersler ile eş zamanlı olarak yapılacak.

Öğrenme Güçlüğü Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Öğrenme güçlüğü belirli tedavilerle giderilebilecek bir rahatsızlıktır. Uzun bir okul yaşamına ilk adımların atıldığı günler her birimiz için farklı heyecanların yaşandığı günlerdir. Anne-baba için, özenle yetiştirdikleri biricik evlatlarının büyümeye başlamasını gözlemledikleri yeni bir yaşantıya geçiş iken, evin miniği için pek çok şeye uyum sağlaması gereken ve çok şey öğrenmesi ve öğrendiğini de göstermesi gereken yepyeni insanlarla tanıştığı yepyeni bir ortam demektir.

Öğrenme Güçlüğü, okuma-yazma gibi ciddi becerilerin geliştirildiği dönem olan ilkokul dönemi ile birlikte karşımıza çıkmaya başlar. Her çocuk mutlaka öğrenir. Ama aynı zamanlarda ve aynı şekillerde değil. Her birimizin öğrenme kapasiteleri farklı olduğu gibi, öğrenme sitilleri de birbirinden farklı olabilir. Bu farklılıklar okulda öğrenilmesi gereken konularda sorun yaşanmasına neden olabilir.  Bu nedenle öğrenme güçlüğü açısından riskli çocukların ilkokula başlamadan , okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir.

Öğrenme Güçlüğü Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Öğrenme güçlüğü veya öğrenme bozuklukları ilkokula başlayınca genellikle ortaya çıkar. Ancak, okul öncesi dönemde erken belirtiler  gösterirler. Bu çocukların (riskli çocuklar) öğrenme bozukluğu açısından değerlendirilmesi, erken müdahale ve kolay yol almak açısından önem taşır. Öğrenme güçlüğü için erken tanı konulduğu ve yardım alındığı oranda çocuklar yaşıtlarına yetişebilmekte, gerçek potansiyellerini gösterebilmektedirler.

Öğrenme güçlüğü açısından erken belirtileri fark edebilmek için erken yaşta gelişimsel bazı özellikleri mutlaka iyi gözlemlemek gerekir.

Çocuklarda Öğrenme Güçlüğü Belirtileri Şunlardır:

  • Konuşmada gecikme var ise,
  • Sözcük bulmada, isimlendirmede güçlük yaşanıyor ise,
  • Sözcük dağarcığı yaşına uygun değilse,
  • Telaffuz sorunları yaşanıyorsa,
  • Temel sözcükleri karıştırıyor ise, (gelmek , yemek, vermek gibi),
  • Konuşurken hecelerin yerini değiştiriyorsa,
  • Sözlü yönergeleri dinleme ve izlemede güçlük yaşanıyorsa ,
  • Harf-ses ilişkisini öğrenmede güçlük çekiliyorsa,
  • Kafiyeli sözcüklerde güçlük yaşanıyorsa,
  • Sayı, harf, renk kavramlarını öğrenmede güçlük yaşanıyorsa,
  • Geometrik şekilleri çizmede güçlük varsa,
  • Dikkat ve konsantrasyon güçlükleri yaşanıyorsa,
  • Yön karıştırıyorsa,
  • Rutini izlemekte güçlük çekiliyorsa,
  • Yaşıtlarıyla ilişki kurmakta-sürdürmekte güçlük yaşanıyorsa,
  • Zaman ve mekan sorunları yaşanıyorsa,
  • El tercihi net olarak gerçekleşmemişse,
  • Kalemi hatalı tutuyorsa,
  • Bisiklet kullanmak, ip atlamak, topu takip etmek gibi koordinasyon gerektiren etkinliklerde zorluk yaşanıyorsa,
  • Plan yapmakta güçlük çekiyorsa,
  • Düşünmeden harekete geçiyorsa,
  • Sakarlık, kazalar sık oluyorsa,

Çocuğunuz öğrenme güçlüğü ve öğrenme bozukluğu açısından risk grubunda demektir. Bir uzman ile işbirliğine girmek için harekete geçmek gerekir. Bu konuda bir uzman desteği alınmadığında okul ortamında öğrenme sorunlarına, duygusal, sosyal ve davranış sorunlarının eşlik etme olasılığının yükseldiği göz ardı edilmemelidir.

Gaziantep Tercih Danışmanlığı

Tercih Danışmanlığı, Gaziantep Tercih Danışmanlığı

Doğru Meslek, Doğru Tercih ve Profesyonel Tercih Danışmanlığı İçin Randevu Alın.

WhatsApp İle Randevu Alabilirsiniz..

online-psikolojik-danisma-randevual-whatsapp-tel

 

 

2018 AYT, 2018 TYT

Hangi Üniversite?, Nasıl Tercih Yapılmalı, #LYS

Tercih döneminden önce 180’ı aşkın üniversite içinde hangi üniversiteyi seçeceğin konusunda kafan karışabilir. Beklentilerine cevap verecek ve sana en uygun olan üniversitenin hangisi olduğunu öğrenmen için sihirli bir yöntem yok. Hangi üniversiteyi seçeceğine karar vermek için öncelikle üniversiteden ne gibi beklentilerin olduğunu belirlemeli ve ne tür seçeneklerin olduğunu bilerek araştırma yapmalısın.
İsteklerini Listele: Üniversite hayatından neler bekliyorsun? Hangi programlar ilgini çekiyor ve ne tür aktivitelerle ilgileniyorsun? Kendini sınırlamadan tüm beklenti ve isteklerini listelemek üniversite hayatından beklentilerini daha rahat görmeni sağlar.

Bölüm Seçeneklerini Değerlendir:
Üniversite deneyimini en verimli şekilde değerlendirmek ve doğru bir seçim yapmak için seçeceğin üniversitenin yanı sıra hangi bölümde okuyacağın da önemli etken.Seçeceğin bölümün seni gelecekteki kariyerine hazırladığını unutmamalısın. Bölüm seçeneklerini değerlendirirken Geleceğin Meslekleri’ni ve Yükselen Sektörleri öğrenmek seçim yapmanı kolaylaştırabilir. Bunun yanı sıra meslek grupları ve mesleklerin işsizlik oranları gibi çeşitli konularda bilgi sahibi olmak doğru bir karar vermene yardımcı olacaktır.

Ailenle Konuş: Ailenle ilgi alanların ve hedeflerinle ilgili konuşmak ve fikir alışverişine açık olmak onların sana hangi konularda yardımcı olabileceklerini öğrenmeni sağlayacaktır. Ayrıca onların üniversite deneyimlerini dinlemek de üniversite araştırma sürecinde sana yardımcı olacaktır. Unutma üniversiteye giriş süreci bir takım işidir ve ailen bu takımın en önemli oyuncularındandır.

Tavsiyelere Açık Ol: Hangi üniversiteyi seçeceğine ilişkin araştırma sürecinde okulundaki ya da dershanendeki rehber öğretmenine merak ettiğin soruları sorabilirsin. Ayrıca diğer öğretmenlerine, üniversitede okuyan arkadaşlarına ve üniversiteyi bitiren tanıdıklarına da merak ettiklerini sorabilir, üniversitenin nasıl bir yer olduğuna ilişkin bilgi edinebilirsin.

Ne İstediğine Karar Ver: Araştırma yapmaya başlamadan önce çok sayıda üniversitenin içinde kaybolmamak için şu soruları sorarak araştırma alanını daraltabilirsin:
  • Lisans diploması mı, ön lisans diploması mı?
  • Devlet Üniversitesi mi, Vakıf Üniversitesi mi?
  • Şehir içinde, şehir dışında ya da banliyöde yer alan bir üniversite kampüsü mü?
  • Büyük ve kalabalık bir kampüs mü, az sayıda öğrencinin bulunduğu bir üniversite mi?

Mezun Olduğun Lise: Hangi üniversiteyi seçeceğine ilişkin karar verme aşamasında, mezun olduğun lise türü de önemli bir etken. Mesleki veya teknik liseden mezun olduysan Sınavsız Geçiş hakkını kullanabilirsin. Ayrıca bir ön lisans programını lisans programına tamamlayabileceğin Dikey Geçiş fırsatın olduğunu da unutmamalısın.Arkadaşlar: Lise hayatı biterken, ilk gençlik yıllarını birlikte geçirdiğin ve hayata dair pek çok şeyi birlikte öğrendiğin arkadaşların da hangi üniversiteyi seçeceğin konusunda önemli bir faktör olabilir.

Üniversite Tanıtım Materyallerini İncele: Üniversitelerin öğrenci adaylarına gönderdiği e-mailleri ve broşürleri incelemek üniversitelere ilişkin pek çok bilgi edinmeni sağlayacaktır. Ayrıca üniversitelerin web sitelerinde ve diğer sosyal paylaşım ağlarında üniversitelerin online tanıtım kataloglarına ve e-broşürlere ulaşabilirsin.

Üniversite Tanıtım Fuarlarına Katıl: Üniversite tanıtım fuarlarına gitmek, yalnızca bir yere giderek pek çok üniversite hakkında bilgi edinmek için en doğru seçenek olabilir. Üniversite temsilcileriyle görüşmek, onlara merak ettiğin soruları sormak ve detaylı bilgi almak sana hangi üniversiteyi seçeceğin konusunda yardımcı olacaktır.

İnternetten Faydalan: Üniversitelerin web sitelerini incelemek üniversite hayatına, kampüsün yapısına ve öğrenci yapısına ilişkin bilgi edinmene yardımcı olacaktır. Ayrıca üniversitelerin web sitelerinde online kampüs turu yapabilir; sınıfları ve kampüsü görebilirsin.

Kampüs Ziyaretlerinde Bulun: Gitmek istediğin üniversitenin kampüsünü ziyaret etmek hem üniversiteye ilişkin daha detaylı bilgi edinmeni sağlayacak hem de öğrencilerle konuşarak merak ettiklerini öğrenme şansı sunacaktır.

Üniversite Seçeneklerini Değerlendir: Üniversiteler arasında bir karşılaştırma yapmak, kendine en uygun üniversiteyi seçmen konusunda sana yardımcı olacak başka bir yöntem.

Üniversitenin İmkanları: Çok sayıda üniversite arasından bir seçim yapmak için pek çok etkeni göz önüne alman gerekiyor. Bu etkenlerden biri de üniversitelerin sahip olduğu çeşitli imkanları değerlendirmek. Seçtiğin üniversitede okuduğun alanın yanı sıra benzer bir alanda ya da ilgini çeken başka bir alanda da eğitim alabileceğin Çift Dal veya Yan Dal programı var mı? Bir yılını başka bir üniversitede ya da yurtdışında geçirebileceğin Farabi ya da Erasmus Programı uygulanıyor mu?
Tümünü Bir Araya Getir: Üniversitelere ilişkin çok sayıda bilgi edindikten sonra senin için nelerin önemli olduğuna daha rahat karar vereceksin. Sahip olduğun tüm bilgileri bir araya getirerek hangi üniversitelerin ilgini çektiğini ve gideceğin üniversite ile ilgili ne tür beklentilerin olduğunu daha net bir şekilde göreceksin. Artık bir Üniversite Listeni Hazırlama’ya başlayabilirsin.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.