Çocukların Konuşmayı Öğrenme Sürecini Destekleyen 5 Egzersiz

Çocuğunuza konuşmayı öğretmek vakit alan bir süreçtir. Çocuğunuzun dil yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz çünkü konuşma sosyal gelişim açısından büyük önem taşır.

Çok küçük yaştaki çocuklar konuşmayı bilmeseler de kendilerini ağlayarak ve vücut dillerini kullanarak ifade edebilirler. Ancak konuşma yeteneklerini geliştirmeleri hayati önem taşır. Bunu yapmanın yollarından biri çocukların konuşmayı öğrenme sürecini desteklemek için onlarla birlikte bazı egzersizler yapmaktır.

Dilin değeri

Konuşma yeteneği çocukların düşüncelerini ve isteklerini içselleştirmelerini ve dışa vurmalarını sağlar. Hatta sözlü dil o kadar önemlidir ki iletişim söz konusu olduğunda ilk sırada gelen araç olarak kabul edilir.
Dil sosyalleşmenin de temel aracıdır. Çocukların çevrelerine daha iyi bir şekilde entegre olmalarına ve uyum sağlamalarına izin verir. Çocuğunuz konuşarak ailesinin kültürel uygulamalarını öğrenir ve sonra yeni ilişkiler kurar.

Peki, bir çocuğun konuşmayı öğrenme sürecini desteklemek için ne yapılabilir?
Yapabileceğiniz egzersizlerden bazıları çok kolaydır. Bu egzersizleri çocuğunuzla birlikte halihazırda yapıyor olduğunuz aktivitelerin içine yedirebilirsiniz.
Bugün sizinle bu egzersizlerden bazılarını paylaşacağız.

Çocukların konuşmayı öğrenme süreci nasıl desteklenir?

Ebeveynler, çocuklarının konuşmayı öğrenme sürecinde çok etkilidirler. Bu nedenle her şeyi doğru telaffuz etmeleri ve harfleri dikkatli bir şekilde söylemeleri önemlidir.
Çocuğunuzun konuşmayı öğrenme sürecini desteklemek için onun sürekli diyalog halinde olmanız tavsiye edilir. Kurduğunuz diyalog sistemli olmalı, çocuğunuzun yaşına, yeteneklerine ve ilgi alanlarına uymalıdır. Çocuğunuzla konuşurken bebek gibi konuşasınız gelse bile bundan kaçınmaya özen gösterin.
Söylemek üzere oldukları şeyleri önceden tahmin etmeye veya cümlelerini tamamlamaya çalışmayın. Çocuğun kendini ifade etmesi ve mesajını genişletmesi için gereken koşulları sağlamak adına ona açık uçlu sorular sorun.
Bu prensiplere dayanarak çocukların konuşmayı öğrenme sürecini desteklemek için yapabileceğiniz bazı egzersizleri keşfedelim.

  1. Yürüyüşe çıkın
    Yürüyüşler veya diğer geziler çocuğunuzun yeni algılar kazanmasını, bunun da ötesinde yeni kelimeler öğrenmesini sağlayan farklı deneyimlerdir. Hissetikleri duygular kendilerini ifade etmek ve duygularını daha özgür bir şekilde paylaşabilmek için onları motive edecektir.
    Renkler, sesler, kokular ve şekiller dahil gördükleriniz hakkında konuşun. Mantıklı ve ilginç bir sohbet yaratmak için etrafınızdaki her şeyden yararlanın.
  2. Ona hikayeler okuyun
    Bu egzersiz çocuğunuzun etrafındaki şeyleri ve insanları anlama yeteneğini geliştirmeye yardımcı olacak. Hikaye okurken “Peki nerede…” ile başlayan bir soru sorabilir ve çocuğunuzun bahsettiğiniz objeye veya renge dokunarak onu göstermesini sağlayabilirsiniz.
    İsteğinizi gerçekleştirmesi için ona biraz zaman tanıyın. Sorunuza doğru bir şekilde cevap verdiklerinde çabasından ötürü onu kutlayın ve sonra ona yeni bir soru sorun.
  3. Fotoğraflarla ve kesilmiş resimlerle oynayın
    Bu da biraz önce bahsettiğimiz aktiviteye benziyor ama hikaye yerine fotoğraflar veya resimler kullanılıyor. Her bir resmi veya fotoğrafı kelimeleri ve işaretleri kullanarak tarif etmekle işe başlayabilirsiniz. Resimler arasındaki karşıtlıkları ve farklı hareketleri anlamayı öğrenecekler.
    Her bir resmi açıklarken çocuğunuzdan orada gördüğü insanların ne yaptıklarını söylemesini isteyin. Resimlerde onlara kolay gelecek tanıdık aktivitelerin olmasına özen gösterin. Bu aktiviteler yemek, oynamak, uyumak veya koşmak olabilir.
  4. Onlara isimlerini söylemeyi öğretin
    İsmini öğrenmesinin yanı sıra bu aktivite çocuğunuzun başka insanları, objeleri ve aktiviteleri isimlendirme yeteneğini de geliştirmesine yardımcı olacak.
    “Senin adın…” ile başlayan bir cümle kurun ve birkaç kez bu cümleyi tekrarlayın. Böylece aynı soruyu daha sonra tekrar sorduğunuzda hemen cevap verebilirler.
    Doğru cevap verdiklerinde onları tebrik etmeyi unutmayın. İkinci isimlerini veya soyadlarını da ekleyin. Böylece aşama aşama öğrenebilirler. Doğru bir şekilde cevap veremezlerse aynı süreci tekrarlayın.
    Vücuttaki organlar veya oyuncak, tabak, ayakkabı, bardak gibi sık sık kullanılan tanıdık objeler için de bu egzersizi yapabilirsiniz.
  5. Çocuğunuza hayvan seslerini öğretin
    Çocukların sevdiği bir başka egzersiz de hayvan sesleriyle hayvanların isimlerini eşleştirmektir. Bu egzersiz için uygulamalar veya oyunlar bulabilirsiniz. Kendi sesinizi kullanarak bir kedinin miyavlamasını veya bir ineğin mö sesini taklit etmeyi de tercih edebilirsiniz.
    Bu egzersizi yapmanın yöntemlerinden biri bir hayvanın sesini taklit etmek ve çocuğunuza bunun hangi hayvanın sesi olduğunu sormaktır. Çocuğunuzdan ördeğin veya köpeğin çıkardığı sesi taklit etmesini de isteyebilirsiniz. Sonra da doğru cevap verip veremediğine bakarsınız.

Sonuçlar
Büyük ihtimalle çocuğunuzun konuşmayı öğrenme sürecini desteklemek için bu egzersizlerden bazılarını zaten yapmışsınızdır. Tüm egzersizlerin amacı çocuklarla sürekli konuşmayı sağlamaktır. Onların kendilerini baskı altında hissetmeden özgürce ifade edebilmelerini sağlamalısınız. Bu sürecin keyfini çıkarın.
Çocuğunuza konuşmayı öğreten ilk kişinin siz olduğunu unutmayın. Kelime hazinelerini zenginleştirmelerine yardımcı olmak için zaman ve enerji harcayın.
Çocuklarınızın konuşmayı öğrenme sürecinde onlara yardımcı olan egzersizler nelerdi?

Bilinçli Ebeveynlik Atölye Çalışması (Ebeveynlik Danışmanlığı)

Ebeveynlik Atölye Çalışması Uzman Pedagog ve Aile Ebeveyn Danışmanı Okan Bal Tarafından Yapılacak 2 Modül Çalışmayı Kapsamaktadır. Toplam Süre: 90dk+90dk=180dk

Bu Grup Çalışmasında Neler Öğreneceksiniz
-Ebeveyn çocuk ilişkisi
-Ev ve iş yaşamında denge
-Çocukta Öfke Yönetimi
-Çocukla Doğru İletişim
-Evde Sağlıklı Kurallar Geliştirme
-Ben dili kullanımı
-Eşler Arası İletişim becerileri
-Çocukta Sorumluluk bilinci
-Çocukta Oyunun Önemi

Kimler Katılmalı?
-0-12 Yaş Çocuklu Aileler
-Çalışan anne babalar
-Anne baba adayları
-Çocuğuyla iletişimini iyileştirmek isteyenler
-Yeni ve taze bir bakış açısı arayanlar
-Pedagojik yaklaşımlarla doğru ve yanlışları görmek isteyenler
-Yeni nesil ile geliştirilmesi gereken iletişimi öğrenmek isteyenler
-Farklı yaklaşımları görmek isteyenler
-Öğretmenler

2 Modül
24.01.2019-18:00-19:30
31.01.2019-18:00-19:30

Sınırlı Kontenjan
Atölye Süresi: 90 Dk Toplam: 180 Dk
Atölye Ücreti: 450 TL

Kayıt Olmak İçin İletişim;
0534 363 98 96

Bebeğiniz İçin Uyku Eğitimi: En Popüler 5 Yöntem

Bebeklerde uyku eğitimiyle ilgili yanlış bilgilerden en yaygın olanı, uyku eğitimini vermenin tek bir yolu olduğudur.Bu bilgi doğru olmaktan daha uzak olamazdı ! Gerçekte ailelerin, bebeğin sağlıklı bir uyku çekmesi, gecenin bir yarısı uyanmaması veya kısa aralıklı uykuları engellemesi için deneyebileceği birçok yol var.Bu yöntemlerden bazıları ağlamayı içersede, diğerleri çok az göz yaşı içeriyor ve çok nazik teknikler.

Peki siz bebeğinizde hangi teknikleri denemelisiniz ? Bu soruyu cevaplamada size yardımcı olmak için en popüler uyku eğitim tekniklerinin listesini ve açıklamalarını içeren bir ‘yönerge’ hazırladık.

En popüler 5 Uyku Eğitim Tekniği

-Süreyi Azaltma

-Al/Bırak

-Sandalye Yöntemi

-Kontrollü Ağlama

-İç Dökme

Süre Azaltma Yöntemi
Bu çok nazik olmakla beraber, göz yaşı/ağlama içermeyen (veya çok az ağlama içeren) bir yöntem.Süre azaltma yöntemi ile bebeğinize uyuması konusunda yardımcı olmaya (sallayarak, besleyerek vb.) devam ederken yavaş yavaş bebeğinizi uyutmak için daha az “efor” sarfedersiniz ve işi daha çok bebeğiniz yapar.Eğer normalde bebeğinizi uyuyuncaya kadar sallıyorsanız, bu sallama sadece bir uyku rutini haline geleseye ve sadece birkaç dakikaya ineseye kadar her gece sallama sürenizi azaltabilirsiniz.Süre Azaltma, bazı durumlarda aileden biraz sabır istesede, ağlamayı olabildiğince azaltmak isteyenler için harika bir yöntem.

Bu yöntem hangi yaş bebeklere uygulanabilir ?
6-8 haftalıktan büyük herhangi bir yaş için bu yöntemi uygulayabilirsiniz.Nazik bir yöntem olduğundan dolayı yaş farketmeksizin herhangi bir bebekte deneyebilir, hızlı veya yavaş, istediğiniz gibi ilerleyebilirsiniz.Hareketli bir bebeğe bu yöntemi uygulamak daha zor olabilir ancak denemekten bir zarar gelmez !

Al-Bırak Yöntemi
Bu da başka bir nazik yöntem.Yöntem aynı yazıldığı gibi işliyor:uyku vakti geldiğinde bebeğiniz beşiğindeyken ağlıyor veya bağırıyorsa, onu kucağınıza alıyor ve sakinleşmesi için rahatlatıyorsunuz.Ardından onu tekrar uyuması için beşiğine koyup, sonunda uykuya yenik düşünceye kadar bu döngüyü tekrar ediyorsunuz.Bu yöntem bebeğin karakterine bağlı olarak sabır gerektirebilen başka bir yöntem ve maalesef her bebek için işe yaramıyor; bazı bebeklere bu kadar sık kucağa alınıp, beşiğe bırakılmak aşırı uyarıcı bir aktivite olarak geliyor, sonuç olarak rahatlamak yerine hayal kırıklığına uğramış ve yorulmuş hissediyorlar.

Bu yöntem hangi yaş bebeklere uygulanabilir ?
Yine tavsiyemiz 6-8 haftalıktan daha büyük bir bebeğe uygulanması yönünde.Nazik bir yöntem olduğundan dolayı herhangi bir yaş için uygulayabilirsiniz.Yine de söyleyelim, ağır bir bebek bu alıp-bırakma döngüsünde sırtınızı sakatlayabilir ! Dahası, bu yöntem bazı bebekleri sinirlendiriyor, rahatlatıcı olmaktan çok sinir bozucu geliyor.

Sandalye Yöntemi
Bu yöntem önceki ikisine göre daha çok göz yaşı içersede, bebeğinizi odada sahipsiz bir şekilde bırakmıyorsunuz.Sandalye yöntemi şöyle çalışıyor ; normal yatma rutininizi yaparak başlayın.Ardından beşiğin hemen yanına bir sandalye koyun ve bebeğiniz uyuyasaya kadar sandalyede oturun.Unutmayın, buradaki amacımız çocuğunuzun uyumasına veya rahatlamasına yardımcı olmak değil, istisnai durumlar dışında bebeğinize ilgi göstermemeniz gerekiyor.Sandalyede oturmanızın sebebi ise bebeğinize orada olduğunuzu ve onu yalnız bırakmadığınızı göstermek.Odanın dışına çıkıncaya ve ona ihtiyaç duymayıncaya kadar her gece sandalyeyi beşikten biraz uzaklaştırın.

Şüphelenebileceğiniz gibi kişiye bağlı olarak bu yöntem çok zor olabilir ve başarıya ulaşmanız günler veya haftalar alabilir.Çocuğunuzla ilgilenmemek ve ağlamasını görmezden gelmek oldukça zor bir durum olduğu gibi, çok küçük bebekler için bu ilgilenmeme haliniz kafa karıştırıcı da olabilir.Fakat zaman ve istikrarla, çocuğunu ağlarken yalnız bırakmak istemeyen ve diğer yöntemlerle de pek başarılı olamamış ebeveynler için iyi bir seçenek olabilir.

Bu yöntemin, bebeğinizi kelimelerle veya fiziksel bir şekilde sakinleştirdiğiniz ve sonrasında tekrar sandalyenize döndüğünüz bir çok varyasyonu da mevcut.Birçok şeyle beraber, buradaki anahtar, sizin ve bebeğiniz için en uygun yöntemi bulmanız.

Bu yöntem hangi yaş bebeklere uygulanabilir ?
Tavsiyemiz 3-6 aylıktan büyük bebeklere, uyku bozukluğunun ne kadar şiddetli olduğuna bağlı olarak bu yöntemi uygulamanız.Bunun dışında nazik bir yöntem olduğundan dolayı herhangi bir yaş aralığındaki bebeğe deneyebilirsiniz.Tabi, eğer çocuğunuz zaten dışarı çıkabileceği bir yatakta yatıyorsa, bu yöntemin uygulanması pek de kolay olmayabilir.

Kontrollü Ağlama Yöntemi
Bu uyku eğitiminin ağlama içeren yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor.Bu yöntem, bebeğinizi aralıkla kontrol ederken ağlamasına izin vermeyi gerektiriyor.Buradaki amacımız bebeğinize yanında olduğunuza ve kendinize onun iyi olduğuna dair güvence vermek.Bebeğinizi kontrol etmeye gittiğiniz zaman, onu kucağa almamanız veya çok fazla tutmamanız gerekiyor.Bunun yerine, en fazla 2-3 dakika sesinizi kullanarak veya sırtını sıvazlayarak onu rahatlatın.Bu uyuma tekniğinin hedefi bebeğinizin uyumasına yardım etmek değil, bunu kendisinin öğrenmesi gerekiyor.Buradaki asıl amaç, gece boyunca sürekli uyandığı çevrede, uykuya kendisinin dalmasını sağlamak.Uykuya yardım olmaksızın nasıl dalabileceğini öğrenmesi, gece uyandığı zaman uykuya geri dönmesini sağlayacak.Zamanla kontrol aralıklarınızın süresini artırırsınız.Bu metodun adım adım daha detaylı açıklamasını görmek için şuraya tıklayabilirsiniz: ‘The Ferber Method

Bu yöntem hangi yaş bebeklere uygulanabilir ?
Tavsiyemiz 4-6 aylıktan büyük ve 18 aylıktan küçük bebeklere, duruma bağlı olarak uygulanması.Ancak birçok aileyi ilk başta daha nazik metodları denemeye teşvik ediyoruz.

İç Dökme Yöntemi
Bu yöntem genelde ilk birkaç gece, az da olsa ağlama içeriyor.Fakat bazıları ağlamanın giderek azaldığını ve uyku eğitiminin daha hızlı başarıldığını söylüyor.(çoğu insan için böyle fakat istisnalar da mevcut) Uygulanışı basit, yatma rutininizi yapıyorsunuz, bebeğinizi uyanık olarak yatağa koyuyorsunuz ve odayı kontrol için geri dönmemek üzere odadan çıkıyorsunuz.Eğer bebeğiniz ağlamaya başlarsa, kontrol için geri dönmemeniz gerekiyor bunun yerine ağlamasına ve ‘içini dökmesine’ izin veriyorsunuz.Buradaki ana fikir, bebeğinizin belli bir süre ağlamasına izin vermek ve sonunda içeri girip onu ‘kurtarmak.’Sonraki gece bu belli süre kadar ağlayacağından emin olabilirsiniz çünkü sizden odaya gelip, onu tekrar ‘kurtarmanızı’ bekleyecek.

Bu yöntem hangi yaş bebeklere uygulanabilir ?
Dürüstçe söylemek gerekirse, bu yöntemi uygulamaktan olabildiğince kaçınıyoruz.Eğer bu yöntemi kullanacaksanız bebeğinizin azından 6 aylıktan, tercihi olaraksa10 aylıktan büyükken, bebeğin beslenmeye ihtiyaç duymadan geceyi atlatabilmesi için kullanın.En sonunda bu tekniği kullansanızda, başlangıçta diğer teknikleri kullanarak bir temel oluşturmanız ağlama süresini azaltabilir.

Uyku Eğitimi Hakkında Hatırlatmalar
Uyku eğitiminde doğru veya yanlış bir yöntem yoktur; her şey sizin benzersiz bebeğinize ve benzersiz ebeveynlik tarzınıza dayanır.Bazı bebekler için işe yarayan yöntemler bazıları için işe yaramaz dolayısıyla arkadaşlarınızın veya aile fertlerinizin önerdiği yöntemler bebeğiniz için aynı şekilde işe yaramazsa şaşırmayın.

Hangi yöntemi seçerseniz seçin, işe yaramadığına karar verip, pes etmeden önce en azından bir hafta boyunca o yönteme bağlı kalmanız gerektiğini unutmayın(tercihen 2 hafta).Bazı bebeklerin yeni yatma düzenine alışması biraz zaman alır.Ve unutmayın, hangi yöntem olursa olsun, tutarlılık anahtar kelime !

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.