Aile terapisinden beklentileriniz ne olmalı?

İkiniz de sürekli olarak aynı, sonuca varmayan tartışmaları yaşamaktan yorulmuş olabilirsiniz. Ya da tartışmaların konusu değişse de, her seferinde dönüp dolaşıp yine aynı çıkmazda kendinizi buluyor olabilirsiniz. Bir tartışmadan sonra barışıyor, fakat birkaç gün sonra kendinizi tekrar aynı döngünün içinde buluyor olabilirsiniz. Ya da herhangi bir konu üzerine tartışmayabilir ama aynı evin içinde farklı hayatlar yaşıyor olabilirsiniz. Akşam yemeğini birlikte yemek, çocuklarla ilgilenmek ve belki günlük hayatla ilgili kısa konuşmalar yapmak dışında paylaştığınız çok da fazla şey olmayabilir. Evin içinde biriniz televizyon biriniz sosyal medyada vakit geçirdikten sonra yatıyor ve ertesi gün tekrar aynı kısır döngü içinde hayatınıza devam ediyor olabilirsiniz.

Ve hatta aylardır cinsel birliktelik yaşamamış da olabilirsiniz.

Bütün bunları gözden geçirip ilişkinizdeki sorunları çözemediğinizi fark ettiğinizde çift terapisine gitme fikri aklınıza gelebilir.

Mükemmel bir fikir: Yapılan araştırmalara göre, kısa süreli bile olsa çift terapisine giden çiftlerin %60-70’i ilişkilerinde belirgin değişiklikler yaşamaktadırlar.

Bu yazıda, çift terapisine başlama fikrinizi gerçekleştirmenizi ve çift terapisti seçiminizi kolaylaştıracak birkaç öneriyi bulabilirsiniz.

  • Önce biraz araştırma yapın.

Öncelikle, size uygun bir terapist arayarak başlayabilirsiniz. İnternetin şimdiki gibi yaygın olmadığı zamanlarda, insanlar ancak etraflarından aldıkları tavsiyelerle bir çift terapistine ulaşabilirlerdi. Elbette şimdi de yakınlarınızın tavsiyeleri aracılığıyla bir terapiste gidebilirsiniz ama artık bunu internetten araştırma imkânınız da var.

  • Kıyaslayın ve karşılaştırın.

Bu araştırmayı yapmaya başlarken ne istediğinize ve ne istemediğinize dair az çok bir fikriniz olacaktır, mesela kadın ya da erkek terapistle mi çalışmak istediğiniz gibi. Kadın bir terapistle çalışmak isteseniz de partnerinizin istemeyeceğini bildiğinizden, erkek terapist arayabilirsiniz. Kıyaslayınca daha uzun sürecek ve belki çocukluğunuza kadar uzanacak bir terapi sureci yerine, size daha belirgin tavsiyeler verecek bir terapistle görüşmek isteyebilirsiniz. Ya da çocukluğunuzdan beri sizi etkileyen yaşantılarınızın farkına varıp, bunları da terapi sürecine dahil etmek isteyebilirsiniz. Eğer partneriniz veya siz daha önce bireysel ve çift olarak bir terapi sürecinden geçtiyseniz, geçmiş deneyimlerinize bakarak da neyi isteyip neyi istemediğiniz konusunda bir karara varabilirsiniz.

  • Bulduğunuz çift terapisti ile iletişime geçin.

Bunu yaptığınızda, ulaştığınız terapistin yaklaşımı ve değerlendirme süreci ile ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz. Bunun yanında önceden doldurulması gereken bir formun olup olmadığını, seans ücretini ve randevu alabileceğiniz zamanları da öğrenebilirsiniz. Bu aramayı yapmadan önce, bu gibi sorularınızı aklınızda bulundurun.

Ayrıca, çoğu terapistin telefon üzerinden ilişkinizle ilgili detayları ve hikayenizi öğrenmek istemeyeceğini de unutmayın. Bunun nedeni telefon üzerinden bedava bir seans yürütmek istememeleri değil, böyle bir durumun terapist ile sizin ve partnerinizin arasındaki ilişkinin dengesini bozabilecek olmasıdır. Eğer siz terapiste telefonda kendi tarafınızdan bir şeyler anlatmaya başlarsanız, partneriniz de görüşmeye terapistin onunla ilgili bir önyargısı olduğu hissiyle gelebilir. Bu da başlangıç için iyi olmayacaktır.

  • Seansa partnerinizle birlikte gidin.

İdeal olan partnerinizin ve sizin, çift terapisine gitmek konusunda anlaşmış olmanız ve sorunlarınızın farkında olarak ilk görüşmeye birlikte gitmenizdir. Eğer partneriniz sizinle birlikte gelmeye istekli değilse, ona bir kereliğine sizin hatırınız için gelip gelemeyeceğini sorabilirsiniz. İkinizin de içinden geçenleri rahatça konuşabileceğiniz güvenli bir ortamda olmanın iyi bir fikir olabileceğinizi söyleyebilirsiniz. Çoğu kişi, terapi sırasında partnerleri tarafından terkedilmekten ya da uzun zaman sürecek ve belki sonu gelmeyecek bir terapi surecinin içine girmekten korkarlar. Bir kere gitmek için partnerinizi ikna edin. Daha sonrasını terapiste ve görüşmenin akışına bırakın.

Partnerlerden birinin terapiye devam etme ve ilişki üzerine çaba harcama konusunda daha motive olması ve diğer partnerin ona kıyasla süreçle ilgili daha fazla çekincesinin olması ve hatta ilişki üzerine çalışmak konusunda daha az motive olması oldukça sık rastlanan bir durumdur. Bu olağan bir durum ve terapistiniz de büyük olasılıkla farkında olacak ve bu farklılıkları da sürece dahil edecektir. (Çoğu çift terapisti partneriniz ve sizi aynı anda görmek isteyecektir ancak bazı durumlarda ikinizi de farklı zamanlarda teker teker görmeyi tercih edebilir.)

  • Eğer gerekirse, tek başınıza gidin.

Partnerinizi gitmek için ikna edemezseniz de kendiniz terapiye gidin. İlişki içerisinde bir kişinin terapiye gidiyor olmasıyla da bir şeyler değiştirilebilir. İlişkilerde işlevsel olmayan davranış kalıpları problemlerin çözülmesinin önünde bir engel oluşturur ve bu da çözümsüz bırakılan sorunların sürekli hale gelmesine yol açar. Bir terapist, size bu problemleri aşmayı nasıl öğreneceğiniz ve nasıl daha kaliteli iletişim kurabileceğiniz konusunda yardımcı olacaktır. Daha kaliteli iletişim kurmak da, tartışmalar sırasında sağlıklı bir şekilde kendinizi ifade edebilmenize yardımcı olacaktır. Bunun yardımıyla, partnerinizin ve kendinizin eski kırgınlıklarını tetikleyecek ani tepkileri vermemeyi de öğrenerek sonu gelmeyecek tartışmaların başlamasının önüne geçebilirsiniz.  

Terapiye tek başınıza gitmeyi siz de tercih edebilirsiniz. Bunun nedeni, partnerinize de açık olabilmek adına ilişkide ne istediğinize karar vermek veya ilişkiye emek sarf etme konusunda ne kadar istekli olduğunuzu anlamak olabilir. Aynı zamanda çift terapisinden ne gibi beklentileriniz olduğunu da görmek isteyebilirsiniz. Bunların farkına varmak hem sizin hem partneriniz için iyi olabilir. Aynı zamanda gittiğiniz çift terapistinin sizin için uygun olup olmadığını görme imkânını da elde etmiş olursunuz.

Eğer tek başınıza gitmeye karar verirseniz ve bir noktada sürece partnerinizi de dahil etmek isterseniz, bunu öncelikle terapistinizle konuşun. Eğer bireysel görüşmelerinizde birkaç seanstan daha fazla devam ettiyseniz, bu partnerinizin dışarıdan biri olarak görüşmelere dâhil olması anlamına gelir. Terapistiniz sizi daha önceden bildiği ve tanıdığı için de bu, üçünüzün arasında dengeli bir ilişki kurulmasının önüne geçebilir. Böyle durumlarda terapistler durumu dengelemek için sizi bir arada görmeden önce partnerinizi bireysel görüşmeye almak isteyebilir. Bazıları da sıfırdan başka bir çift terapistine gitmenizi tavsiye edebilir.

  • Terapiye fırsat tanıyın.

Seanslara başladıktan sonra terapistin yaklaşımının sizin beklediğiniz gibi olmaması veya kendinizi güvenilir, destekleyici ve dinlenildiğinizi hissettiğiniz bir ortamda bulamamanız durumunda, terapiyi bırakmaya karar vermeden önce bir kaç seans daha bekleyin. Böyle durumlarda terapistinizle konuşmaktan çekinmeyin. Bunu yapmak en başta zor gibi gözükebilir ama bunun sizin terapi süreciniz olduğunu aklınızdan çıkartmayın.

  • Not alın.

Seanstaki size ait sürenin daha verimli olması için, konuşmak istediklerinizi not alarak seansa gelebilirsiniz. Terapi seansı terapistin bir yargıç gibi davrandığı ve sonu gelmez “haftalık kavgalarınızı” yaptığınız bir yer değil, evde olduğundan daha dürüst ve daha derin konuşmalar yapabileceğiniz güvenli bir ortam olacaktır. Terapinin yegane amacı, sorunlarınızı kendiniz çözebilmeniz konusunda sizi cesaretlendirmek ve bunun için gerekli yetileri geliştirmenizi sağlamaktır.

  • Terapi bağımlısı olmayın.

Herhangi bir sebepten dolayı terapiye tek başınıza gitmeye karar verirseniz, terapide ihtiyaç duyduğunuz desteğin ve ilginin karşılandığını fark edebilirsiniz. Bunun sonucunda da evde olup ilişkiniz üzerine çaba harcamaktan ziyade seansta olmayı tercih eder duruma gelebilirsiniz. Bunu yapmayın. Bireysel olarak terapiye devam ediyorsanız, bu sırada ilişkinizdeki problemlerinizle ilgili gerçekçi adımlar attığınızdan emin olun. Terapi süreci içerisinde ihtiyaçlarınızın karşılandığını hissetmeniz normaldir, fakat terapinin amacının mevcut ilişkiniz içindeki ihtiyaçlarınızı karşılamanın yollarını bulmak olduğunu unutmayın.

Son olarak, klinik yaklaşımlar farklılaşsa da, terapistin asıl amacı sizin problemlerinizi çözmeyi öğrenmenize yardımcı olmaktır, o problemlerle yaşamaya devam etmeniz için toleransınızı yükseltmek değil. Eğer partneriniz ve siz gerçekten çift terapisine gitmeye karar verirseniz, bu yazıda bahsedilen adımları atarak başlayabilirsiniz. Unutmayın, binlerce kilometrelik bir yolculuk ilk adımın atılmasıyla başlar.

O halde, ilk adımı atın!

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/blog/fixing-families/201601/what-you-can-really-expect-couples-therapy

Boşanan Ebeveynlere Ebeveyn Danışmanlığı

Boşanmanın bir geçiş dönemi olduğu ve boşanmadan ziyade boşanma sonrası beliren tüm değişim ve uyum sürecinin çocuğu ve beraberinde ebeveynleri etkilediği görülmektedir.  Boşanmada anne baba arasındaki süre gelen ve devam eden çatışma ve anlaşmazlık kritik öneme sahiptir.  Öyle ki çatışmalı bir ebeveyn ilişkisinden boşanma ile uzaklaşan bir çocuk ebeveyn kaybına karşın bu çatışmadan daha fazla olumsuz yönde etkilenmektedir.  Değişim ve uyum sürecindeki olumsuzluklar, çocuğa almak isteyebileceğinden fazla yetişkinlik rollerinin dayatılmasını, ebeveyn kaybına yönelik yas ve özlemi, çökkünlüğü, mutsuzluğu ve farklı ortamlarda kendini gösterebilen uyum ve davranış sorunlarını getirebilir.  Burada boşanma sonrası ebeveyn çatışmasının nasıl yönetildiği, çoğunlukla babayı içeren ebeveyn kaybının nasıl giderildiği ve değişebilecek sosyo ekonomik şartları nasıl idare edebilecekleri belirleyicidir.

Boşanan anne-babalara ve çocuklarına yönelik bu aile terapisi içerikli çalışma seanslarında hedeflenen ebeveynleri süregelen çatışmalarını yönetmede ve boşanma kararını çocuklarına açıklamada yönlendirici olurken ebeveyn ve çocuklarını boşanma sonrası yeni ilişki dinamiklerine hazırlamaktır.

Çalışma sürecinde ele alınacak alanlar şunlardır:

  • Boşanma ve sonrasında ebeveyn ilişkileri
  • Boşanmanın çocuklara etkileri üzerine bilgilendirme
  • Boşanmanın çocuğa anlatılması ve değişime hazırlık
  • Çocukla anne baba ayrılığı ve değişen ebeveyn çocuk ilişkisinin çalışılması
  • Değişim sürecinde çocuk ve ebeveynin toplumsal yaşama uyumu ve olası destek kaynakları
  • Olası yeniden evliliklerde değişecek ilişki dinamiklerine hazırlanma

Akran Zorbalığı Önleme

Akran zorbalığı bir veya çok sayıda çocuğun, kendilerinden daha zayıf olanları bilerek ve devamlı olarak rahatsız etmesi ve karşısındakinin kendini koruyamayacak halde olduğu bir saldırganlık çeşididir.

Zorbalık ile saldırganlık arasında ki farklılığın iyi anlaşılması gerekmektedir. Çünkü saldırganlık ve şiddet içeren eylemler birbirine denk çocuklar arasında yaşanırken zorbalık, kurbanın korkmasına, acı çekmesine neden olur ve güçlerde orantısızlık görülür. Kurban tarafından herhangi bir kışkırtma tahrik söz konusu değildir. Güçlü olan, zayıf olan çocuğa baskı yapar, fiziksel, sözel ve psikolojik sadırı eylemlerini gerçekleştirir.

AKRAN ZORBALIĞI HANGİ ÇOCUKLARDA GÖRÜLÜR

Genel olarak 7-16 yaş aralığındaki çocuklarda karşılaşılan zorbalık, 9-15 yaşları arasında maksimum seviyeye çıkıyor. Zorbalar ve kurbanlar genelde aynı sınıfta bulunuyorlar ve aynı yaşta oluyorlar. Toplumsal yeteneklerin gelişmesi nedeniyle kurbanların yaşları yükseldikçe zorbalığa uğrama düzeyleri azalıyor.

Hangi Çocuklar daha çok zorbalığa maruz kalır

Okulda ve sınıfta yalnız hisseden, aktivitelere iştirak etmeyen, arkadaş edinemeyen, iletişim kurmada problem yaşayan ve kendini ispatlama yeteneklerinden yoksun çocukların akran zorbalığına maruz kalma ihtimali daha fazla. Kurban olan çocuklar diğer çocuklara kıykatiyen daha kaygılı, güvensiz, mutsuz, çekingen ve daha duyarlı olabilirler.

Çocukların Saldırgan Yetiştirilmesi

Akran zorbalığını gerçekleştiren çocukların en baskın talepleri, diğer çocuklar üstünde baskınlık kurmak ve denetimi elinde tutmaktır. Bu çocuklar genelde saldırgan davranışlar takınarak bir gruba lider olabileceğini küçük yaşta farketmiştir. Zorbalık uygulayan çocuklar, saldırganlığın gücünü genelde evlerinde öğrenir veya benzer disiplin biçimlerine maruz kalarak büyütülmüşlerdir. Ayrıca bu çocuklar, genelde dışa dönük kişilik özellikleri sergilerler. Arkadaş edinmeyi ve sürdürmeyi seven, sosyal ilişkilerden haz duyan, arkadaşları içerisinde tanınmış olan çocuklardır.

Çocukların Zorbalığa Maruz Kalmaması İçin Aileler Ne Yapmalıdır

Akran zorbalığının nedenlerini incelerken okul ve aile ortamı, içinde bulunulan toplumun özellikleri beraber değerlendirilmeli. Zorbalığın başlıca nedenleri arasında sınıflarda yükselen öğrenci sayısı, öğrenciler arasında rekabetin aşırı pekiştirilmesi, problemlerin şiddetle halledilebileceğine olan inanç ve tutumlar, kurbanın düşük benlik saygısı sayılabilir.

Anne Babalara Düşenler:

• Çocuklarınızın saldırgan davranışlarla istedikleri şeyleri yapmayın.
• Çocuklarıza sosyal yetişkinliğne uyan görevler verilerek kendine güvenin oluşması yönünde destekleyin.
• Çocuklar kızgın ve sinirliyken onlarla tartışmamalı, çocuğun sakinleşleşmesinin ardından bu durumu beraber konuşularak değerlendirin.
• Ebeveynler çocuğun izlediği televizyon kanalları, filmler ve oynadığı oyunları, konusu ile ilgili seçici ve dikkatli olmalıdır.
• Aileler çocuklarının diğer arkadaşlarının yanısıra tanınmış olması yönündeki isteklerini, çocuklarına yansıtmaktan kaçınmalıdır
• Anne babalar, çocuklarının hareketleri hakkında sık sık öğretmenlerinden bilgi almalı ve şayet bir alanda problem belirtilirse, çocuğuna nasıl yardım edebileceği konusu ile ilgili öğretmenler ve uzmanlar ile işbirliği yapmalıdır

Gaziantep Tercih Danışmanlığı

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.