Çocuğunuzda Okuma bozukluğu varsa Disleksi olabilir

Disleksi; “özel öğrenme güçlüğü” olarak adlandırılıyor. Okul öncesi dönemde tespit etmek biraz zor olsa da, okul başlar başlamaz belirtileri netleşiyor. Geç okuyup yazan bir çocuğunuz varsa, dislektik şüphesi taşıdığından bir uzmanla görüşmenizde fayda var!

Özgül öğrenme bozukluğu nedir?

Özgül Öğrenme Bozukluğu (ÖÖB) terimi zihinsel ve duyusal engellilik, ruhsal ve nörolojik sorunlar ya da psikososyal olumsuzluklar ile açıklanamayan bir grup ‘spesifik’ öğrenme bozukluğu olarak ifade ediliyor.

Bu bozukluktaki öğrenme sorunları birçok alanda görülebilmekle birlikte akademik olarak temelde üç ana grup olarak özetlenebilir:

  • Okuma bozukluğu (disleksi),
  • Yazılı anlatım bozukluğu (disgrafi),
  • Matematik bozukluğu (diskalkuli).

Dislekside neler oluyor?

Disleksisi olan bireyler;

  • sözcükleri doğru okuma
  • okuduğunu anlama
  • okuma hızlarında problemler yaşıyor.

Disleksi genetik mi, çevresel mi?

“Birçok gen ile ilişkili bulunmuştur. Yapılan ikiz ve aile çalışmaları da genetik kökenli bir hastalık olduğunu destekliyor. Disleksisi olan bireylerin ailesinde Özgül Öğrenme Bozukluğu görülme sıklığı normal popülasyona göre 5-12 kat artmıştır. Beyin görüntüleme çalışmaları neticesinde beyinde normalden farklı yapısal özellikler bulunmuştur. Çevresel faktörlerden önemlileri erken doğum, düşük doğum ağırlığı, anne karnında nikotin maruziyeti, beslenme sorunları ve eğitim yetersizliği olarak tanımlanmıştır.”

Beslenme bozukluğu da dislekside etkili

Çevresel faktörlerden biri olan beslenme de dislekside önemli. Erken dönemde kötü beslenme beyin yapısında bazı değişikliklere yol açabiliyor. Vitamin ve mineral eksiklikleri de öğrenme bozukluklarına neden olabiliyor.

“Eğer bu özel durumları fark edilip gerekli ve yeterli destek sunulmaz ise farklı psikiyatrik hastalıklar görülebilir. Amerikan Psikiyatri Birliği 2013 yılında Disleksisi olan çocuk, ergen ve erişkinlerin özkıyım açısından risk grubunda olduğunu belirtmiştir. Uyum sorunları sonrası düşük benlik algısı gelişebilir”

Sosyal becerilerde sorunlar

  • Sosyal alanda sorunlar yaşayabilirler.
  • Kendilerini ifade etmekte güçlük çekebilirler.
  • Kendilerine olan saygıları ve güvenleri azalabilir.
  • Kendilerini toplumdan izole edebilirler.
  • Akademik zorluklar yanında yıllar içinde kaygı taşıyabilirler.

Uzmandan yardım

Dislektik olduğu şüphenilen bir çocuk için uzmandan yardım alınabilir.

Birlikte bir plan dahilinde çocuk sık tekrarlarla problemini aşabilir.

Okul ile işbirliği yapılmalıdır.

Dislektik çocuklar normal sınıflarda veyahut kaynaştırma sınıflarında öğretmen gözetiminde olabilir.

Ek dersler alabilir.

Dikkat süreleri kısa olduğundan akademik programlar buna göre düzenlenebilir.

Hafıza kartları ile oyunlar oynanabilir.

Çocuk normal bir şekilde okuluna devam ederken, haftasonları özel gruplar içinde bulunarak, disleksinin azalması yönünde adımlar atılabilir.

Sınav Kaygısı İle Başetme

“Sınav zamanı iyice yaklaştı.”, “Şimdiden heyecanlıyım.”, “Ya sınavda heyecandan soruları yapamazsam?”, “İyi bir puan getiremezsem aileme ne derim?”, “İstediğim okula giremezsem hayatım mahvolur.”, “Ya soruları yetiştiremezsem?” Bunlar sınav ile ilgili bizi kaygılandıran düşüncelerden bazıları. Peki nedir sınav kaygısı?

       Sınav kaygısı, kişinin bilgi ve becerilerinin belirli ölçütlere göre değerlendirildiği durumlarda yaşanan, işlevselliği bozan kaygıdır. Sınav kaygısına kalp atımında hızlanma, terleme, ağız kuruluğu, titreme, el ve ayaklarda soğuma gibi fiziksel belirtiler; korku, çaresizlik, öfke gibi duygular; ders çalışmayı bırakma, deneme sınavına girmekten kaçınma gibi davranışlar eşlik edebilir. Konsantre olmada zorluk, anlamada ve bilgiyi hatırlamada güçlük, sınavla ilgili yoğun olarak olumsuz düşünceler geliştirme, dikkat dağınıklığı da sınav kaygısının belirtilerindendir. Sınav kaygısı kişinin var olan potansiyelini sınav esnasında ortaya koymasını engelleyen bir rol oynayabilir.

           Neredeyse herkes sınav, mülakat gibi performans göstermesi gereken durumlarda kaygı duyar. Birçok öğrenci sınav öncesinde, sınav esnasında ve sonrasında bir miktar kaygı yaşar. Bu kaygı zararlı değil; aksine uyuma yönelik ve faydalıdır, motive olmayı sağlar; normaldir. Fakat kaygı düzeyi yüksekse, kişinin işlevselliğini ve sınava olan hazırlığını etkiliyorsa artık yardımcı ve motivasyon sağlayıcı değildir. Tersine rahatsız edicidir, kişinin kendine ve bilgi düzeyine olan güvenini, sınava olan hazırlığını olumsuz olarak etkiler.

          Sınav kaygısının altında kişinin sınava ve sınavın sonuçlarına yönelik geliştirdiği objektif olmayan ya da abartılmış olumsuz düşünceler yatar. “Kazanamazsam hayatım mahvolur.”, “Anneme, babama ne derim?”, “Ne yaparsam yapayım bu sınavda başarılı olamayacağım.”, “Yüksek bir puan alamazsam bu, başarısız bir insan kolduğum anlamına gelir.” bu düşüncelere örnektir. Bu tarz işlevsel olmayan düşüncelerin kişi tarafından önce tanımlanması sonrasında ise objektif olarak ele alınması sınav kaygısı ile baş etmede kullanılan etkili bir yoldur. Sınav ve sonucuna ilişkin düşünceler gerçekçi ve olumlu olursa kişi işlevsel ve normal bir kaygı hisseder.

          Kaygı duyulduğunda ortaya çıkan bedensel belirtileri azaltmada nefes ve gevşeme egzersizlerini kullanmak da yararlıdır ve sınav kaygısı ile başederken kullanılan yöntemlerdendir.

          Sınava hazırlanırken çalışılması gereken konunun fazla, sınava kalan sürenin ise az olması kişinin kaygı düzeyini arttırır. Sınava hazırlık döneminde kişinin etkili ve planlı çalışması kaygı düzeyinin artmasını önler. Bu nedenle sınava hazırlık sürecinde kişinin sorumlu olduğu konuları net olarak öğrenmesi ve ona uygun bir çalışma düzeni oluşturması önemlidir. Sınava yapılandırılmış bir program ile hazırlanma kişinin yaşadığı kaygı düzeyinin azalmasını sağlayacaktır.

       Sınava hazırlık döneminde kişinin kendisini tükenmiş, yorgun, bunalmış hissetmesi kaygısını arttırır. Bu yüzden kişi kendisinde kaygının fiziksel, duygusal ya da bilişsel belirtilerini gözlemlediğinde beden ve zihninin rahatlayabilmesi için bazı yöntemlere başvurmalıdır. Sınava hazırlanan kişi düzenli beslenmeli, uyku düzenine dikkat etmelidir. Bu dönemde kişinin yaşamındaki her şeyi bir kenara bırakıp sadece sınav hazırlığı ile meşgul olması kaygıyı arttıran bir etkendir. Bu yüzden kişinin sınava hazırlanırken kendisini motive eden etkinliklere de zaman ayırması, programı dahilinde molalar vermesi, ailesi ve sosyal çevresi ile etkileşimini devam ettirmesi önemlidir. Sınav ve sınavın sonuçlarına yönelik olumsuz tutuma sahip, motivasyona zarar veren kişilerden ziyade sınava hazırlanma sürecinde motive eden, hazırlık sürecini olumlu olarak destekleyen kişilerle iletişim halinde olmak yararlıdır.

        Son olarak sınava ilişkin kaygınız yüksekse bir uzmandan (psikolog, psikiyatrist, psikolojik danışma ve rehberlik uzmanları) destek almaktan çekinmeyin.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

OKB Nedir ?

Obsesyonlar istenmeden akla gelen, kişiyi rahatsız eden, bireyin iradesi ile uzaklaştıramadığı, inatçı biçimde tekrarlayan, benliğe yabancı (ego-distonik) düşünceler, dürtüler ya da hayallerdir. Tipik obsesyonlar arasında bulaşma, kendine ya da başkasına zarar verme düşünceleri, cinsel-dini içerikli obsesyonlar, simetri-sayma-sıralama obsesyonları, biriktirme-istifleme obsesyonları sayılabilir. Obsesyonlar çoğu zaman hastanın düşünce/değer sistemi ile çelişen özellikler taşır.

Kompulsiyonlar ise haz amacı olmayan, çoğu zaman obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmayı amaçlayan ya da korkulan sonuçları engellemek için yapılan davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Yıkama, kontrol etme, düzenleme, sıralama, tekrarlama da sık görülen kompulsiyonlardır.


Bu bozukluk beyin kimyasında ve işlevselliğinde bozulma sonucu oluşur.

Çocuk ve ergenlerde OKB’nin başlangıç yaşı 9-12 yaş olarak görülmektedir. Genetik geçiş özelliği olabildiğinden ailenin diğer üyelerinde de olma ihtimali vardır.

Tedavi

Tedavide psikoterapi, gerekirse ilaç tedavisi psikiyatri uzmanı tarafından uygulanmaktadır.Bazı olgular kronik seyirli ve dirençli olduğundan tedavi süresi en az 6 ay-1 yıl arasında değişebilmektedir.

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.