İşte mutluluğa kavuşmak için Sormanız Gereken 10 Soru

Hepimiz mutlu olmak, mutlu hissetmek veya mutluluğa kavuşmak istiyoruz. Ancak bunları başarabilmek için kendimize doğru soruları soruyor muyuz? Belki de gözden kaçırdığımız şey, yanlış soruları sorarak, mutluluk zannettiğimiz olgunun cevabını da yanlış şeylerde bulmak. Bu yazıda, benim kendi kendime sorduğum ve bana hayatımı bir perspektife oturtmama yardımcı olan 10 soruyu sizlerle paylaşıyorum. Bu soruları kendime sordukça, ben de kendimi daha kendi doğrularımla yaşamaya ve daha mutlu hissetmeye başladım. İşte mutluluğa kavuşmak için arada bir belki de teker teker kendi kendinize sormanız gereken 10 soru:

1. Hayatınızı önemsediğiniz değer yargıları ve ilkelere göre yaşıyor musunuz?

2. Eğer ki en yakın arkadaşlarınız/aile fertleriniz/akrabalarınız/çocuklarınız sizi olduğunuz gibi, herşeyinizle bilselerdi bu öğrendiklerinden sonra sizinle ilişkileri iyi ve güzel kalır mıydı?

3. Bugün sizden daha büyük bir şeyin (toplumunuzun, çevrenizdekilerin, büyük bir arkadaş grubunun) iyiliğine katkıda bulundunuz mu?

4. Eğer başkaları da sizin gibi davranıyor olsaydı, dünyanın daha iyi bir yer olacağına inanıyor musunuz? Dürüst olun.

5. Hayatınızda insanların rolü ve önemi nedir? Hayatınızda eşyaların rolü ve önemi nedir? “Bırakamam, onsuz yapamam, kaybedersem/çaldırırsam çok kötü olur.” dediğiniz kaç şey var hayatınızda?

6. Başarı sizin için ne kadar önemli ve ne tip bir başarı sizin için önemli?

7. İnsanlar sizi hayal kırıklığına uğrattığında, siz onlara nasıl tepki veriyorsunuz?

8. Birisini kırdığınızda, onun gönlünü nasıl geri alıyorsunuz? Hatta, birisinin kalbini kırdığınızı her olduğunda acaba farkedebiliyor musunuz?

9. Paranızı harcadığınız şeyler, sizin değerlerinizi yansıtıyor mu?

10. Sizden genç ve küçük insanlara hangi yönlerinizle iyi örnek olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Ben bu soruları arada bir kendi kendimizee cevaplamaya çalışarak, hayatta değer verdiğimiz şeyleri daha iyi oturtacağımıza ve elimizdeki imkanları (paramızı, enerjimizi, sahip olduğumuz diğer şeyleri) ona göre daha iyi değerlendirerek, daha mutlu olabileceğimize inanıyorum.

Dikkati Toplama Teknikleri

Modern hayatta bir yandan telefonumuza düşen mesajın sesi olsun, bir yandan twitter’da her an atılan twitler olsun neredeyse insanın oturup işine odaklanması imkansız. Bugün Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu oranları her geçen gün çocuk popülasyonunda artmakta. Peki ya yaptığı işe odaklanamayan yetişkinler? Her gün ofisten çıkıp, “Yarına yapacaklarım daha da arttı.” diye hayıflanan çalışanlar… Maalesef günümüzde dikkati toplayabilmek her zamankinden daha zor. Ama bu yazıda size sunduğumuz dikkat üzerine yapılmış psikolojik araştırmalarla kanıtlanmış dikkati toplama teknikleri ile gün geçtikçe zihninizi daha da iyi odaklayabileceksiniz.

1. Facebook’u kapatın.

Psikolojik araştırmalar gösteriyor ki, insan beyni hiçbir şey yapmadığı zaman (yani default modda iken) aslında birçok şey düşünüyor. Bu düşündüğü şeyler de genel olarak başka insanlar, geçmişi ve geleceği. Yine psikolojik araştırmalar gösteriyor ki, insan zihninin bu modda uzun süre çalışması depresyonu tetikliyor. Çünkü başka insanları, geçmişi ve geleceği çok düşünen insanlar kendilerini başkalarıyla karşılaştırarak mutsuzluğa ve umutsuzluğa kapılıyor. Bilin bakalım bu default modu en iyi besleyen günümüz buluşu ne? Facebook. Facebook, insan zihninin hiçbir şey yapmıyor iken çalışan hali için tam bir abur cubur. Zihnimiz Facebook’ta arkadaşlarımızın resimlerini, statülerini, gittikleri yerleri bize besleyerek resmen bizim bu umutsuz halimizi besliyor. Zaten University of Michigan’da yapılan yeni bir araştırma gösteriyor ki, Facebook’ta vakit geçiren insanlar hem bir iş yapmaya daha az motive, hem de geleceğe dair umutsuzlar. Dünya’da milyarlarca insanın her gün sadık bir biçimde girdiği bu platform, aslında zihinsel sağlığımızın baş düşmanı olmasın?

2. Cep telefonunuzu sessize alın, ve çalışmaya başlayın.

Bir sinemaya gittiğinizde nasıl ki cep telefonunuzu sessize alıp, araya kadar ona bakmıyorsanız, aynı şekilde bir iş yapmaya niyetliyseniz, telefonunuzu sessize alın ve ona 1 saat boyunca bakmayın. Meraklanmayın, siz telefonunuza bakmıyorken dünya başınıza yıkılmayacak. Eğer ki mesajlaştığınız birileri varsa, onlara da odaklanmak için cep telefonunuzu kapattığınızı söyleyin, böylece bir saat boyunca telefonunuza bakmadığınız için size kızmayacaklar.

3. Her ne yapıyorsanız tamamen kendinizi verip yapın.

Doğu öğretilerinde insanın her ne iş yapıyorsa yapsın, tamamen kendini verip yaptığında yaşadığı mutluluğu ve işinden aldığı verimi vurgulayan sözler vardır. Bu tarlaya ürün ekmek olsun, masa başında yazı yazmak olsun, hatta ve hatta evde bulaşık yıkamak olsun insana bir işi verdiği tatminden bahsedilir. Örneğin, bulaşıkları mı yıkıyorsunuz? Her tabağı iyice temizlemeye, ve üzerinde hiç bir bulaşık bırakmamaya gayret edin. Suyun tabağı nasıl temizlediğine ve sizin nasıl süngeri sürttüğünüze odaklanın. Yaptığınız işi ne olursa olsun sevin. En basit işleri bile tam odaklanarak yaptıkça, dikkati toplama yeteneğiniz artıcaktır.

4. Her gün bir kitaptan belli sayıda sayfa okuyun.

Sevdiğiniz veya uzun süredir okumak istediğiniz bir kitabı seçin. Ve kendinize günün belli bir saatinde okumak için belli sayıda sayfa belirleyin. Ve o gün ne olursa olsun, o kitaptan belirlediğiniz sayıda sayfayı okuyun. Eğer o gün okumazsanız, ceza olarak ertesi gün bir önceki günün ve o günün sayfalarını okuyun ve kitap bitene kadar bu düzeni tutturun. Görüceksiniz ki bir süre sonra kitabın başına geçip ayırdığınız sayfaları okumak daha da kolaylaşacak.

5. Egzersiz yapın.

Vücuttaki ekstra enerjiyi atıp, sonrasında odaklanabilmenin en etkili yollarından biri spor veya egzersiz yapmak. Psikolojik araştırmalar gösteriyor ki, güne erken kalkıp sporla başlayan insanlar işlerine hem daha mutlu gidiyorlar, hem de daha iyi odaklanabiliyorlar. Sabah yapılan egzersizler vücudu çok yormamalı. Yarım saatlik bir yürüyüş, 20 dakikalık bir yoga sekansı veya bugünlerde Amerika’da çok popüler olan 7 dakikalık egzersizler güne zinde başlamanız ve sonrasında işe iyi odaklanmanız için birebir.

Haftasonu Aktivitenizin İşinizle İlişkisi

Haftasonları sizin için işten kaçma günleri mi? Yoksa hayatınızda tutkuyla yaptığınız şeyleri kovalama günleri mi?

Aşağıdaki insan tiplerinden en çok hangisi size uyuyor?

1. “Çalışmak benim en büyük tutkum.” diyenler: Bu insanlar için haftasonu demek, ekstra iş günü demek. Ve onlar bu ‘ekstra iş günleri’ni hiç dert etmiyorlar. Tersine, haftasonları onlar için çalışmak için her zamankinden daha ideal bir zaman, çünkü trafik daha açık ve ofis daha sessiz.

2. “İşten kopup, başka şeylere dalıyorum.” diyenler: Bu insanlar için de haftasonları işten arda kalan zamanlarda çok severek yaptıkları başka aktiviteleri kovalamak için ideal iki gün sunuyor. Haftasonları motorsikletine atlayıp İstanbul dışına çıkan, veya bir mini bir tırmanma turu düzenleyen bu tip kişiler, işle eğlence arasındaki çizgiyi en iyi çekebilenler.

3. “Haftasonları ne yaparım, pek bilmiyorum.” diyenler: Eğer bu gruptaysanız, işiniz büyük ihtimalle sizi çok yormuş ve iş düşünmekten haftasonlarınızı bile dilediğiniz gibi planlayamıyorsunuz. Ayrıca bir işe tutkuyla bağlanmak size zor geliyor, dolayısıyla arada kalıyorsunuz.

4. “Pazar günleri karnımı ağrıtıyor. Pazartesi sendromu muzdaribiyim.” diyenler: Eğer bu sözler ağzınızdan dökülüyorsa, büyük ihtimalle işinizden nefret ediyorsunuz. İşe gitmek zor geliyor ama başka çareniz olmadığını düşünüyorsunuz. Değişime ihtiyacınız var: Hem haftasonu yaptıklarınızı, hem de muhtemelen işinizi değiştirmelisiniz.

Eğer 1. veya 2. gruptaysanız, hayatınızı tutkuyla yaşıyorsunuz. Bu da harika birşey. Ancak tek dikkat etmeniz gereken, hayatınızda tutkuyla yaptığınız bu kadar zaman alan şey varken, sevdiklerinize yeterince zaman ayır(a)mamak. Bir seçim yapmak durumunda olabilirsiniz, ya tutkuyla yaptığınız şeylerden kısacaksınız, ya da uykunuzdan. Çoğunlukla herkes b şıkkını seçer, ancak performans düşüklüğü olmadan uykusuz kalmak oldukça zordur.

3. gruptaysanız, işiniz biraz zor. Kararsızsınız ve sırf haftasonunuzla değil ama genel olarak hayatınızla ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. İşinizle ilgili olarak şunu diyebiliriz, ya işinize tutku katın, ya da işinizden çıkın. Çünkü kimse işine karşı ‘ortalama’ hisler besleyen birini terfi etmez. Sizin istemeyerek yaptığınız işi, (en azından başında bile olsa) dört elle sarılarak yapacak başka biri bulunacaktır. Dolayısıyla işinize enerjiyle sarılmayı deneyin.

4. gruptaysanız yenilik şart! Unutmayın, işinizi bırakmak ve yeni işler aramak mümkün. Çoğu zaman bizi psikolojik derecede etkileyecek sorunlar, onları değiştirecek bir çözüm yolu olmadığına inanmamızdandır. Ancak günümüzde kariyer yolunun dimdik çıkan bir merdiven olmadığı konusunda herkes hemfikir. Dolayısıyla nefret ettiğiniz bir işin içinde debelenmek yerine, risk alın ve yepyeni birşeyler deneyin. Bunu yapmak için de öncelikle kendinizi motive etmeniz ve enerji seviyenizi artırmanız gerekecektir.

Ve bilin ki, dünyada hem Pazarları hem de Pazartesileri seven çok küçük bir yüzde var. İş ve özel hayatınızda değişiklikler yaparak, o yüzdeye dahil olmaya çalışın.

Herkese güzel haftasonları dilerim,



Gaziantep Öğrenci Koçluğu

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.
Lisans
Uzman Psikolojik Danışman Okan Bal, Pedagog, Aile Danışmanı ve Öğrenci Koçu, Başlıca Danışmanlık Konuları, Aile Danışmanlığı, Evlilik Danışmanlığı, Anne Baba Danışmanlığı, Öğrenci Koçluğu, Çocuk Danışmanlığı, Çocuk Pedagog, Ergenlik Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık Desteği, Zeka Testleri, Çocuk Gelişim Testleri Konuları. Başta Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey Olmak Üzere Çevre İller Olan Adıyaman, Kahramanmaraş Şanlıurfa, Kilis, Nizip, Besni gibi yaşam alanlarından destek almak için randevu oluşturabilir destek alabilirsiniz.