İşte mutluluğa kavuşmak için Sormanız Gereken 10 Soru

Hepimiz mutlu olmak, mutlu hissetmek veya mutluluğa kavuşmak istiyoruz. Ancak bunları başarabilmek için kendimize doğru soruları soruyor muyuz? Belki de gözden kaçırdığımız şey, yanlış soruları sorarak, mutluluk zannettiğimiz olgunun cevabını da yanlış şeylerde bulmak. Bu yazıda, benim kendi kendime sorduğum ve bana hayatımı bir perspektife oturtmama yardımcı olan 10 soruyu sizlerle paylaşıyorum. Bu soruları kendime sordukça, ben de kendimi daha kendi doğrularımla yaşamaya ve daha mutlu hissetmeye başladım. İşte mutluluğa kavuşmak için arada bir belki de teker teker kendi kendinize sormanız gereken 10 soru:

1. Hayatınızı önemsediğiniz değer yargıları ve ilkelere göre yaşıyor musunuz?

2. Eğer ki en yakın arkadaşlarınız/aile fertleriniz/akrabalarınız/çocuklarınız sizi olduğunuz gibi, herşeyinizle bilselerdi bu öğrendiklerinden sonra sizinle ilişkileri iyi ve güzel kalır mıydı?

3. Bugün sizden daha büyük bir şeyin (toplumunuzun, çevrenizdekilerin, büyük bir arkadaş grubunun) iyiliğine katkıda bulundunuz mu?

4. Eğer başkaları da sizin gibi davranıyor olsaydı, dünyanın daha iyi bir yer olacağına inanıyor musunuz? Dürüst olun.

5. Hayatınızda insanların rolü ve önemi nedir? Hayatınızda eşyaların rolü ve önemi nedir? “Bırakamam, onsuz yapamam, kaybedersem/çaldırırsam çok kötü olur.” dediğiniz kaç şey var hayatınızda?

6. Başarı sizin için ne kadar önemli ve ne tip bir başarı sizin için önemli?

7. İnsanlar sizi hayal kırıklığına uğrattığında, siz onlara nasıl tepki veriyorsunuz?

8. Birisini kırdığınızda, onun gönlünü nasıl geri alıyorsunuz? Hatta, birisinin kalbini kırdığınızı her olduğunda acaba farkedebiliyor musunuz?

9. Paranızı harcadığınız şeyler, sizin değerlerinizi yansıtıyor mu?

10. Sizden genç ve küçük insanlara hangi yönlerinizle iyi örnek olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Ben bu soruları arada bir kendi kendimizee cevaplamaya çalışarak, hayatta değer verdiğimiz şeyleri daha iyi oturtacağımıza ve elimizdeki imkanları (paramızı, enerjimizi, sahip olduğumuz diğer şeyleri) ona göre daha iyi değerlendirerek, daha mutlu olabileceğimize inanıyorum.

Haftasonu Aktivitenizin İşinizle İlişkisi

Haftasonları sizin için işten kaçma günleri mi? Yoksa hayatınızda tutkuyla yaptığınız şeyleri kovalama günleri mi?

Aşağıdaki insan tiplerinden en çok hangisi size uyuyor?

1. “Çalışmak benim en büyük tutkum.” diyenler: Bu insanlar için haftasonu demek, ekstra iş günü demek. Ve onlar bu ‘ekstra iş günleri’ni hiç dert etmiyorlar. Tersine, haftasonları onlar için çalışmak için her zamankinden daha ideal bir zaman, çünkü trafik daha açık ve ofis daha sessiz.

2. “İşten kopup, başka şeylere dalıyorum.” diyenler: Bu insanlar için de haftasonları işten arda kalan zamanlarda çok severek yaptıkları başka aktiviteleri kovalamak için ideal iki gün sunuyor. Haftasonları motorsikletine atlayıp İstanbul dışına çıkan, veya bir mini bir tırmanma turu düzenleyen bu tip kişiler, işle eğlence arasındaki çizgiyi en iyi çekebilenler.

3. “Haftasonları ne yaparım, pek bilmiyorum.” diyenler: Eğer bu gruptaysanız, işiniz büyük ihtimalle sizi çok yormuş ve iş düşünmekten haftasonlarınızı bile dilediğiniz gibi planlayamıyorsunuz. Ayrıca bir işe tutkuyla bağlanmak size zor geliyor, dolayısıyla arada kalıyorsunuz.

4. “Pazar günleri karnımı ağrıtıyor. Pazartesi sendromu muzdaribiyim.” diyenler: Eğer bu sözler ağzınızdan dökülüyorsa, büyük ihtimalle işinizden nefret ediyorsunuz. İşe gitmek zor geliyor ama başka çareniz olmadığını düşünüyorsunuz. Değişime ihtiyacınız var: Hem haftasonu yaptıklarınızı, hem de muhtemelen işinizi değiştirmelisiniz.

Eğer 1. veya 2. gruptaysanız, hayatınızı tutkuyla yaşıyorsunuz. Bu da harika birşey. Ancak tek dikkat etmeniz gereken, hayatınızda tutkuyla yaptığınız bu kadar zaman alan şey varken, sevdiklerinize yeterince zaman ayır(a)mamak. Bir seçim yapmak durumunda olabilirsiniz, ya tutkuyla yaptığınız şeylerden kısacaksınız, ya da uykunuzdan. Çoğunlukla herkes b şıkkını seçer, ancak performans düşüklüğü olmadan uykusuz kalmak oldukça zordur.

3. gruptaysanız, işiniz biraz zor. Kararsızsınız ve sırf haftasonunuzla değil ama genel olarak hayatınızla ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. İşinizle ilgili olarak şunu diyebiliriz, ya işinize tutku katın, ya da işinizden çıkın. Çünkü kimse işine karşı ‘ortalama’ hisler besleyen birini terfi etmez. Sizin istemeyerek yaptığınız işi, (en azından başında bile olsa) dört elle sarılarak yapacak başka biri bulunacaktır. Dolayısıyla işinize enerjiyle sarılmayı deneyin.

4. gruptaysanız yenilik şart! Unutmayın, işinizi bırakmak ve yeni işler aramak mümkün. Çoğu zaman bizi psikolojik derecede etkileyecek sorunlar, onları değiştirecek bir çözüm yolu olmadığına inanmamızdandır. Ancak günümüzde kariyer yolunun dimdik çıkan bir merdiven olmadığı konusunda herkes hemfikir. Dolayısıyla nefret ettiğiniz bir işin içinde debelenmek yerine, risk alın ve yepyeni birşeyler deneyin. Bunu yapmak için de öncelikle kendinizi motive etmeniz ve enerji seviyenizi artırmanız gerekecektir.

Ve bilin ki, dünyada hem Pazarları hem de Pazartesileri seven çok küçük bir yüzde var. İş ve özel hayatınızda değişiklikler yaparak, o yüzdeye dahil olmaya çalışın.

Herkese güzel haftasonları dilerim,

Hayatta Herşey Boş Geldiğinde

Hepimize olur, bir anda bomboş hissederiz. Hayatta herşey boş gelir. Kendimizi odalara kapatmak ve dışarı çıkmamak isteriz, ve yaşadığımız hayatı sorgularız. Kendimizi motive etmemiz güçleşir, herşey boş gelir. Bu bazen uzun süredir istediğimiz birşeyi bile başardığımızda olur. Yatağımıza yatmak ve kendi kabuğumuza çekilmektir o anda tek istediğimiz. Dr. Alex Lickerman bu boşluktan çıkmak için şunları öneriyor:
1. İnsanlarla bağ kurun. Arkadaşlarınızla sinemeya gidebilirsiniz, veya ailenizle vakit geçirebilirsiniz. Çoğu zaman hayatın akışında en sevdiklerimizi ihmal ediyoruz. ”quality time” denen kaliteli vakit geçirme çok önemli birşey. Arkadaşlarınızla sadece bir club’da veya cafe’de buluşmak değil de, onlarla beraber bir aktivite yapmak: Örneğin, birlikte bahçede çalışmak ve yemek pişirmek anılar yaratır ve paylaşarak mutlu hissedersiniz.Bir başka opsiyonunuz ise, muhtaca yardım etmek. Bir aşevinde çalışmak, haftasonu bir yetim çocuk yuvasını ziyaret edip onlarla vakit geçirmek, hediye dağıtmak. Müslümanlığa göre, zekat vermek. Modern tanımlamayla, topluma katkıda bulunmak. Bunlar hayatımıza anlam katan ve bizi zenginleştiren şeylerdir.
2. Yeni bir hedef belirleyin. Bazen bu boş hissetme duygusu hayatta bir hedefinizin olmamasıyla alakalıdır. Rutin, terfi olanaklarının az gözüktüğü bir iş hayatı; çocuklar büyüyüp üniversiteye yerleştikten sonra ilgilenecek ve kafanızı meşgul edecek kimsenin olmaması bazen bu hedefsizliği tetikler. Kendiniz için önemli hedefleri belirleyin, ve listenizi seneler geçtikçe yenileyin. Tek bir hedefe kilitli kalmayın. Sokak hayvanlarını düzenli beslemek bile basit ama anlamlı hedeftir. Hayata dair böyle detayları kaçırmayın.

3. Güzel bir kitap okuyun veya film izleyin.Kitapların ve filmlerin, hatta başka birçok sanat eserinin bizi bulunduğumuz yerden farklı bir yere götürme, bize farklı bir perspektif verme gücü vardır. Bazen kitaplar ve filmler üzerinden uzun süredir yabancı kaldığımız hisleri yaşarız: hüzün, hasret, mutluluk. Bu yüzden boş oturmayın, güzel bir film izleyin veya kitap okuyun!

4. Seyahat edin. Seyahat etmek pahalı bir yöntem. Ancak iyi para kazanıyorsanız ama kendinizi bir türlü iş hayatından ayıramıyorsanız bir ara verin. Seyahat edin. Farklı ortam ve kültürlerde bulunmak sizin kendinizde yeni şeyler keşfetmenize yardımcı olur. Kafanızı boşluktan alır ve güzel görüntü ve anılarla doldurur.

5. Biraz sabredin. Eğer klinik bir durumunuz yoksa hiç bir his sonsuza dek sürmez. Bazen içine düştüğümüz boşluk bizi hayatta yeni engelleri aşmamız ve hedeflere ulaşmamız için motive eder. İçine düştüğünüz boşluğun ve mutsuzluğun farkına varın ve kabullenin ve sizi yeni hedeflere götürmesi için ondan güç alın. Klinik bir durumunuz olduğundan şüpheleniyorsanız, profesyonel yardım alın. Hayatta hiçbir engeli atlatmak imkansız değildir.



Gaziantep Öğrenci Koçluğu

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.
Lisans
Uzman Psikolojik Danışman Okan Bal, Pedagog, Aile Danışmanı ve Öğrenci Koçu, Başlıca Danışmanlık Konuları, Aile Danışmanlığı, Evlilik Danışmanlığı, Anne Baba Danışmanlığı, Öğrenci Koçluğu, Çocuk Danışmanlığı, Çocuk Pedagog, Ergenlik Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık Desteği, Zeka Testleri, Çocuk Gelişim Testleri Konuları. Başta Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey Olmak Üzere Çevre İller Olan Adıyaman, Kahramanmaraş Şanlıurfa, Kilis, Nizip, Besni gibi yaşam alanlarından destek almak için randevu oluşturabilir destek alabilirsiniz.