Çok kıskanmak, çok sevmek midir?

İnsan doğasında var olan doğal bir duygudur kıskançlık. Aşırı sahiplenmeyle birlikte ortaya çıkan bu durum, kıskanılan kişiyi rahatsız ettiği gibi bu duyguyu uç noktalarda yaşayan kişi için de tehlikeli hale gelebiliyor.

Uzmanlar bu durumda kıskanan tarafın mutlaka tedavi görmesi gerektiğini söylüyor.

Kıskançlık duygusunun altında en sık gözlemlenen sebeplerin; özgüven eksikliği, karşı tarafa güvenmeme ve karşı tarafı kaybetme korkusu vardır.

Bu olaylara maruz kalan kişinin bu duygusunun tetiklenmesi için romantik ilişki yaşadığı kişiyle güven sarsıcı bir olay yaşıyor olması da gerekmez. Kaybetme, terk edilme korkusu ve sevgiden mahrum kalma durumu kişi için son derece yıkıcı olabilir.

Kıskanılan kişinin ise zamanla kendini kafese konulmuş gibi hissedecektir. Bunalan kişinin zamanla psikolojisi de bozulur, huzursuz olur ve hırpalanır.

Kıskanan kişiyle konuşamaz ve derdini dahi anlatamaz hale gelir. Bu noktada ise bu kişiden ayrılma yollarını arar.

Veyahut kıskanılan kişinin yakınmaları sonucu ilişkinin çıkmaza girmesiyle profesyonel yardıma başvurulur.

Romantik ilişkilerin, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin hayatlarına müdahil olunmadığı durumlarla sağlıklı olarak ilerleyeceğini dile getiren Yavuz, şöyle konuşuyor: “Önemli olan, başkalarının özel hayatına saygı göstermektir.

Birbirini seven iki insanın birbirlerini ölçülü derecede kıskanıyor olması sevimli bir duygudur ancak aşırı kıskançlık çok sevmeden kaynaklanan bir duygu değildir.

Sağlıklı ilişkilerde çiftler birbirlerinin benliklerini eritmeden aynı potada var olabilirler. Birbirlerinin farklı zevklerine ve isteklerine değer verirler. Çiftler birbirlerini önemserler, kıskanırlar ama birbirlerini sıkmazlar.

Evliliği kurtarma yöntemleri

Evliliğinizin o ilk romantik ve tutku dolu halleri zamanla yerini sıkıcı bir rutine mi bıraktı? İlişkinizi yeniden canlandırmak ve eşinizle ilk günkü gibi yeniden mutlu olmak istiyorsanız, bu kuralları asla atlamayın!

Sevginizi gösterin

Hayatın akışına kapılıp çoğu zaman sevgimizi göstermeyi unutuyoruz. Sevgiyi yalnızca bir duygu olarak hissetmek yerine, onu partnerimize ve etrafımızdakilere göstermemiz gerekiyor. Evliliğiniz ilerledikçe “Bugün eşime ne kadar sevgi gösterdim? Ya da ” Onunla gerçekten ilgilendim mi?” gibi soruları kendinize sormanız gerekiyor. Onu önemsediğinizi ve saygı duyduğunuzu hem sözlerinizle hem de davranışlarınızla belli edin. Onunla ne kadar mutlu olduğuzu dile getirmeyi ve en önemlisi “seni seviyorum” cümlesinin sihrini kullanmayı ihmal etmeyin.

Kavgaları uzatmayın

Eşinizle şiddetli bir kavga etmiş bile olsanız, bir köşeye çekilip ilk adımın ondan gelmesini beklemek ya da sinirlerinize hakim olamayıp tartışmaya devam etmek, ilişkinizi oldukça yıpratır. Bu sebeple kavga sonraları kendinize ve eşinize düşünmek için biraz zaman tanıyın. Kavganın ardından bir süre bekleyin ve eşinize “Bu tartışmaya sebep olacak yanlış bir şey mi yaptım?” ya da “Son zamanlarda seni üzecek bir hareketim mi oldu?” gibi soruları sorabilirsiniz. Eşiniz, sorduğunuz sorulara sizin kadar sakin cevaplar veremiyorsa, ona biraz daha zaman tanıyın. Ona karşı olan nazik yaklaşımınız eşinizin yumuşamasına ve aranızdaki soğukluğun hızla düzelmesine zemin hazırlayacaktır.

Özür dilemekten çekinmeyin

“Özür dilerim” cümlesi, ilişkide en az “seni seviyorum” kadar etkilidir. Kimse yaptığı hataları kabullenmek istemez; ancak bazı anlarda özür dilemeyi bilmek tüm sorunları ortadan kaldırmaya yeter. Evliliğinizin ve aranızdaki ilişkinin her şeyden önemli olduğunu unutmayın ve özür dilemeyi bir gurur meselesi haline getirmeyin. Bir tartışmada haklı çıkmaya çalışmak ve “Evet, her şey senin yüzünden oldu!” gibi suçlayıcı cümleler kurmak yerine, “Aramızda anlaşmazlıklar olsa da bizim ilişkimiz her şeyden önemli” demelisiniz.

Görünüşünüzü değiştirin

Erkekler dış görünüşe oldukça önem verirler. Her ne kadar “Seni her halinle seviyorum ve beğeniyorum” deseler de, sizi her zaman bakımlı görmek isterler. Evliliğiniz boyunca sizi pijamalar içinden rahat ve salaş kıyafetlere kadar her halinizle gören eşiniz, bir süre sonra ilişkinin ilk evrelerindeki o seksi kadını özlemeye başlar. Bu durumu fark ettiğinizde eşinize küçük bir oyun oynayarak onun sizi eskisi gibi arzulamasına fırsat verebilirsiniz. Örneğin, iç çamaşırlarınız arasından en seksi olanlardan birkaç tane seçin ve eşinize “Yarın bunlardan birini giymek istiyorum ama karar veremedim” gibi bir şeyler söyleyin. Eşiniz tüm gün boyunca sizi bu iç çamaşırlarının içinde yeniden seksi bir kadın olarak hayal edecek ve eve gelmek için sabırsızlanacaktır.

İlk sürprizi siz yapın

Tüm gün ofisteki iş yoğunluğu, evde yapacağınız işler, sorumluluklar derken, eşinizi ve ilişkinizi ihmal edebilirsiniz. Aranızdaki ilişkinin üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, romantik sürprizlerin etkisi hiçbir zaman değişmez. İlk adımı eşinizden beklemek yerine, siz ahrekete geçin ve eve küçük sürprizlerle dönün. Onu tutkulu bir öpücükle karşılayın ve ne kadar özlediğinizi dile getirin. En sevdiği tatlıyı satın alın veya spontane bir şekilde eşinizi siz yemeğe çıkarın. Bunun gibi küçük sürprizler, eşinize onunla ilgilendiğinizi hissettirecek ve oldukça mutlu edecektir.

Planlarınızı gözden geçirin

Eşinizle kahvaltı yaptığınız sırada gün içinde ofiste neler yapacağını, kaç toplantıya gireceğini ya da önemli bir sunumu olup olmadığını sorun. Hiç de romantik olmayan bu sorular kulağa tuhaf gelse de, aslında sağlıklı bir ilişki için oldukça önemli. Eşiniz ofiste yoğun bir tempoda çalışırken, sizinle bunları paylaştığı için ona önem verdiğinizi görecek ve sabah konuştuğunuz şeyler ona iş yerinde destek olacaktır.

Doğru iletişim kurun

Yoğun iş temposu ve günlük koşuşturmaca esnasında eşinizle birbirinizi ihmal ediyor olabilirsiniz. Gün içinde yalnıca “Nasılsın?” ya da “Eve gelirken bir şey istiyor musun?” gibi mesajlar atmak yerine, onu ne kadar özlediğinizi ya da sevdiğinizi gösteren mesajlar atın. Hatta mesajlaşmak yerine kısa da olsa sesinizi duyması için fırsatlar yaratın. 2 dakikalık da olsa romantik bir konuşma kalplerinizi ısıtmaya yetecektir.

‘Biz’ fikrini unutmayın

Dengeli bir ilişki yürütmeye çalışırken farkında olmadan eşinizle aranızda bir yarışa girmiş olabilirsiniz. Örneğin, kim daha çok çalışıyor, sosyal çevresine fazladan vakit ayırıyor ya da daha fazla para hacıyor gibi düşünceler, ilişkinizi bir rekabete sokmaya başlayabilir. Bu konuları yüksek sesle dile getirmeseniz bile içinizde eşinize karşı bir kızgınlık duyabilir ve ilişkinize zarar verebilirsiniz. Bu düşünceleri bir kenara bırakıp evliliğin bir takım işi olduğunu unutmamanız gerekiyor. Eğer ‘biz’ düşüncesi yerini sadece ‘ben’e bırakıyorsa, ilişkinizde yavaş yavaş sorunlar baş gösterecektir.

Birbirinizin özel vakitlerine saygı duyun

İlişkinizde birbirinizden ayrı geçirdiğiniz ya da hobilerinizle uğraştığınız zamanlara karşılıklı olarak saygı duymalısınız. Eşiniz kendine vakit ayırdığı ve dinlendiği bir anda, ona musluğu tamir etmesini ya da yapması gereken bir işi hemen o anda kalkıp bitirmesini istemeyin. Onun da kendine özel anları oması gerektiğini ve buna gerçekten ihtiyaç duyduğunu unutmayın. Hafta sonu güzellik bakımınızı yaptığınız anda eşiniz elinde ütülenmesi gereken bir gömleği ile yanınıza gelse ve yapmanız için diretse hiç hoş olmaz, değil mi?

Yatağa birlikte gidin

İlişkinizin ilk dönemlerinde birlikte yatağa girmenin size ne kadar heyecan verdiğini hatırlıyor musunuz? Evlilikte yıllar geçtikçe yatağa birlikte girme rutini yerini koltukta sızıp kalmaya ve sabahı orada geçirmeye ya da ayrı yataklarda uyumaya bırakabiliyor. Yatağa eşinizle birlikte girmek, yalnızca onunla yapabileceğiniz kutsal ve özel bir şeydir. İlişki uzmanları, yatağa girdiğinizde sevişmeseniz bile kısa süre de olsa bir şeyler paylaşmak, ilişkinize güç katmaya yeteceğini vurguluyor.

 

 

Evlilikte dikkat edilmesi gereken davranışlar

Dünya değişiyor. Evlilikler de değişim gösteriyor. Bu değişim sırasında evli çiftlerin ilişkileri de değişim geçiriyor. Ancak evlilikleri yürütmek için tarafların bazı fedakarlıklar yapmaları gerekirken, bazı ilkelere de uygulamaları gerekiyor. Evlilik uzmanları, evli çiftlerin uygulamaları gereken 7 ilkeyi çıkardı.

– Heyecan verici şeyler bulun

Evli insanların iiişkilerinin bir süre sonra monotonluğa girdiği bilinen bir gerçek. Evlililiğiniz uzun soluklu olmasını istiyorsanız, eşinizin gözünde ilginç olmanız kaçınılmaz birinci kuraldır. İlişkinizde yeni bir şeyler denemek hayatınızı heyecanlı hale getirecektir.

– Kavgadan kaçının

Evliliklerde sorunların ortaya çıkmaması mümkün değildir. Ancak sorunlar kavgayla değil, konuşarak çözümlenir. Bunun için tartışmalarınızı uzun sürdürmeyin, dinlemeyi bilin ve çözüm yolları bulmaya çalışın. Eşinizi dinlemek ve anlamaya çalışmak en iyi yoldur. Dinlemez hep konuşursanız, kavgaların sonucu boşanma olabilir. Boşanma bir çözüm değildir, sonuçtur.

– Hobilerine ortak olun

Aynı şeylerle ilgilenen kişilerin aynı hobilere sahip olması doğaldır. Birbirinizin yaptığı hobilere katılmaya ve bunlardan zevk almaya çalışın. Tabi bu konuda çok da ısrarcı değiliz. Eşinizin hobisinden zevk almıyorsanız, zorla katılmaya çalışmayın. Unutmayın hobiler, kişilerin kendilerini en iyi ifade edebildikleri alanlardır.

– Öfkeli yatağa gitmeyin

Yatağa her zaman pozitif ve yapıcı düşüncelerle girin. Olumsuz düşünceler hem sizin sağlığınızı etkiler hem de eşinizle olan ilişkinizi. Akşamlar insan vücudunda stres birikimleri olur. Bunları azaltmanın farklı yolları vardır. Gerginliğinizi azaltmak için müzik dinleyin, kitap okuyun, komedi filmi izleyin, yürüyüş yapın.

– Dürüstlük yeminini iyi uygulayın

Dürüstlük en iyi politikadır. Bu, önemli bir şey hakkında konuşurken olmazsa olmaz kuraldır. Beyaz yalanlar ise bazen sağlıklıdır. Özellikle çok önemli olmayan konularda eşinizin hoşuna gitmesi için yalanlar söyleyebilirsiniz. Ancak eşinizi üzecek, onu kötü duruma düşürecek durumlarda yalanlardan kaçının.

Gaziantep Tercih Danışmanlığı

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.