Ders çalışmak istemeyen çocukla nasıl başa çıkılır

Çocukların ders çalışmamaları sanıldığı kadar basit bir sorun değil. Ders çalışmamanın çocuğa göre farklılaşan nedenleri olmakla birlikte bazı ortak nedenlerden söz edilebilir. Bu sorun sadece çocuklarımızın değil aslında öğrencilik sürecini geçirmiş tüm insanların ortak noktası. Aslına bakılırsa, ders çalışmak özünde kimsenin zevk alarak yaptığı bir şey değil. Çünkü, ders adı altında sunulan konuları bizler belirlemiyoruz, dışımızdan birileri tarafından belirleniyor. Doğal olarak da bu kimseye çok heyecanlı gelmiyor. Hatta diyebiliriz ki, bir çocuğun ders çalışmayı istemesi değil, istememesi daha doğaldır.

Bir çocuğun ders çalışabilmesi için, şimdiki hazdan vazgeçip uzun vadeli sıkılmayı göze alması gerekiyor. İşte bu, çoğu zaman beynimizin tercihleri ile örtüşmeyen bir durum. Çünkü beynimiz en kısa sürede haz veren faaliyete yönelmeyi sever. Beynin, hazzı kontrol eden alın bölgesi en geç olgunlaşan (yirmili yaşlar) bölümüdür. Bu nedenle, çocukların ders çalışmayı istememesi bir suç değil, beyinlerinin tercihidir.

Çocuğunuza ders çalıştırırken şu yöntemi uygulayın

Çocukların ders çalışmasını sağlamak çok iyi yönetilmesi gereken bir süreç. Yaşa göre farklı uygulamalar söz konusu olsa da genelde bu çocuklar üzerinde uygulanan ve başarı elde edilmiş bir modelden söz etmek mümkün. Bu yöntem henüz ders çalışma alışkanlığı oturmamış çocuklarda etkili oluyor…

Psikolojik Direnci Kırma

Bu aşamada, çocuğunuzla konuşarak günde en az ne kadar ders çalışabileceğini sorun. Diyelim ki yarım saat demiş olsun. Bu sürenin yarısı olan 15 dakikayı esas alın. Çocuğunuza da, “Sen yarım saat dedin ama ben senden yarım saat çalışmanı istemiyorum, sadece 15 dakika çalışmanı istiyorum” deyin.

“Çünkü, şu an sende öncelikle ders çalışma alışkanlığını kazandırmamız gerekiyor” gibi bir açıklama, uygulamanın başlangıç mantığını çocuğun fark etmesini sağlar. Rutin oluşturun İkinci aşamadaki temel hedef, çocuğunuzun belirlenen süreyi her gün çalışmasını sağlamak olmalı. Bunun için ona, “Belirlediğimiz süre ile ilgili bazı kurallarımız var. Bu kurallarımızdan birincisi, belirlediğimiz bu 15 dakikalık çalışma süresini her gün tekrarlayacağız. Tüm sürelerimizi biriktirip hafta sonu çalışmak yok” şeklinde bir açıklama yapın. Düzeni kurun Bu aşamada, çocuğunuzun çalışma ortamı ile ilgili düzenin oturtulması gerekiyor. Çocuğa, “İkinci kuralımız, televizyon karşısında, yatarak, uzanarak çalışmak yok. Belirlediğimiz süreyi, çalışma odamızda ve masamızda tamamlıyoruz. Çünkü, senin hep aynı ortamda çalışmanı sağlayarak çalışma alışkanlığını pekiştirmek istiyoruz” demelisiniz.

Otokontrolü sağlayın

Çocuğunuzun belirlenen sürenin altına düşmemesini sağlayın. Bu aşamada çocuğunuzla, “Senden, belirlediğimiz 15 dakikalık sürenin altına düşmemeni istiyorum. Bunun nedeni, senin ders çalışma alışkanlığını kazanabilmen için otokontrolünü güçlendirmeyi istememiz. Böylece, belirli bir öz disiplin kazanacak ve bu alışkanlığı iyice güçlendirmiş olacaksın” şeklinde konuşun. Masasına bir çalar saat koyarak kurmasını istemek ve süreyi çalar saatle kontrol altına almak mümkün.

Motivasyonu artırın

Beşinci son adımda, çocuğunuzun motivasyonunu geliştirici hamleyi yapmak son derece önemli. Çocuğunuza, belirlenen sürenin üstüne çıkmakta serbest olduğunu söyleyin. Bir başka ifadeyle, “Eğer istersen, 15 dakikadan daha fazla çalışabilirsin” anlamında bir mesajla, çocuğun çalışma isteğindeki yoğunlaşmaya bağlı olarak tercih yapması sağlayın. Özellikle bu aşamada, çocukların birçoğu, kendilerinin bile farkında olmadıkları şekilde belirledikleri sürenin üstüne çıkıyor. Böylece çocuklar, düşündükleri ve belirledikleri sürenin üstüne çıkmanın gururunu yaşıyor ve başarılı oldukları ya da başarılı olacakları inancını iyice güçleniyor. Bu hissediş, onlar açısından önemli bir kırılma aşaması. Unutulmamalı ki, her başarısızlık bir sonraki başarısızlığın, her başarı da bir sonraki başarının zeminini hazırlar.

“Ders çalışmada hırslı olmak değil, azimli olmak gerekiyor. Hırslı çocuklar, yapacakları işe değil, arkadaşlarına odaklanır. Sürekli rekabet halindedir ve arkadaşlarını geçmeye çalışırlar. Bu nedenle, çocuklarda hırsı beslememek gerekiyor. Ancak aşırı iç motivasyon ‘hırs’ olarak karşımıza çıkabiliyor. Hırs ise asla beslenmemesi gereken bir özellik. Çünkü aslolan hırs değil, azimdir. Azimli çocuklar, görev odaklı olup üzerlerine düşen görevi sonuna kadar yapar ve mutlu olurlar. Oysa hırslı çocuklar ilişki odaklıdır. Bir başka ifadeyle, üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmekten çok arkadaşlarını geçmeye çalışırlar.””

MOTİVASYON TİPİNE GÖRE ÖNLEM ALMAK GEREKİYOR!

Ders çalışmayı engelleyen en önemli şeyin motivasyontipi olduğunu söyleyen Aydın, insanda bir iç bir de dış motivasyon diye tanımlanabilecek iki yapı bulunduğunu ve bunların doğuştan gelen kişiliğin bir parçası olduğunu söylüyor.

İç motivasyonu yüksek çocuklar

1- Genelde amaçlarını bilmek isterler

2- Planlı çalışmayı severler

3- İstekli ve sabırlıdırlar

Dış motivasyonu yüksek çocuklar

1- Sürekli yönlendirilmeye ihtiyaç duyarlar

2- Sonuç odaklıdırlar ve kısa sürede işi tamamlamak isterler

3- Kısa sürede tamamlanmayan işlerden çok çabuk sıkılırlar ve enerjileri düşer

4- Başladıkları işleri çoğu zaman yarım bırakırlar ve sürekli mazeret üretirler

5- En belirgin özellikleri de ertelemedir. Sorumluluklarını sürekli erteler ve biriktirirler

Oktay Aydın’a göre, çocuğu sürekli suçlayıp eleştirmek yerine motivasyon tipini anlamak ve ona uygun önlemler almak gerekiyor: “Dış motivasyon tipine sahip çocukların iç motivasyon kaynaklarını harekete geçirecek faaliyetler yaptırılmalı. Buradaki en kritik nokta da, çocukta, başarılı olduğu ve başarılı olacağı inancının hep üst düzeyde tutulması.”

Dikkat

Temel alışkanlıkların ve yeni davranışların kazandırılması için yaklaşık olarak 21 gün tekrar edilmesi gerekiyor. Bu nedenle, çocukların ders çalışma alışkanlığını kazandırmak amacıyla yapılacak bu uygulama 2-3 hafta kadar hiç değiştirilmeden aynen devam ettirilmeli. Böylece, çocuğun beyninde ders çalışma ile ilgili nörolojik aktiviteyi iyice belirginleştirmek ve kalıcılığı sağlamak mümkün olur. Bu süre sonunda, çocukla tekrar görüşerek, çalışma süresinin üzerine 5-10 dakika eklenmesini sağlayabilirsiniz. Süreç bu şekilde adım adım ve azar azar ileriye doğru götürülerek ideal süreye kadar devam ettirilmeli.

Çocuklarda okul kaygısı anne desteğiyle aşılıyor

Çocuklar okula ilk başladığında anne ve babadan ayrılma endişesi duyar. Birçok çocuk, okula gitmek istemez ya da annesini yanında görmek ister. Bu belki bir hafta belki de bir ay sürer.

Aileler, çocukların okula başladığı dönemde birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalıyor. Anne ve babadan ayrılmak istemeyen çocuk, okula adapte olamıyor ve gitmek istemiyor. Bu durum, çocukların önceki döneminde de kaygılı olmalarından kaynaklanıyor. Çocuktaki ilk iki yaşın güvenli bağlanma için çok önemli olduğu bir dönemdir. Ailenin ve okulun bu gibi durumlarda ısrarcı olması gerekmektedir. 18 ay içinde çocuğun ailesiyle güvenli bir ilişki geliştiremediğin de bu durumun özellikle okul döneminde daha fazla ortaya çıkmaktadır. Öğretmenlerin, ‘Çocuğu okula bırakıp evlerinize geri dönebilirsiniz’ gibi bir yaklaşımları olabiliyor. Bu da çocuktaki kaygıyı ve endişeyi daha da artırmaya neden oluyor. Zaten çocuk, ‘Annem beni burada bırakacak, bir daha göremeyeceğim’ düşüncesiyle hareket ediyor. Bu durum karşısında anne ve baba, öğretmen ile işbirliği içerisinde bulunmalı.”

Okullarda alıştırma dönemlerinin başlamasıyla sıkıntılar biraz olsun azaldığı gözlenmektedir. Aileler, 1 hafta boyunca çocuklarının yanında bulunuyor fakat her çocuk aynı tepkiyi vermeyebilir, öğretmenler bu durumu anlayışla karşılamalı. Çocuk, ihtiyacı olduğu zaman annesini yanında bulabileceğini hissedebilmeli. Bir yandan da ‘Şu an ben senin yanında duruyorum ama ilerleyen dönemlerde sen de sınıftaki diğer arkadaşların gibi oturmalısın’ gibi belli zamanlarda çocukla konuşulmalı. Sıkıntının devam etmesi durumunda ise annenin daha sabırlı olması davranış göstermelidir.

İlk haftadan sonra çocuk hâlâ alışmamakta ısrar ediyorsa anne, sınıf dışında beklemeli. Çocuk ihtiyaç duyduğu anda ‘Annem burada mı?’ diye sorduğu zaman gidip görebilmeli. Böylelikle çocukta ‘Annem beni burada bırakıp gitmeyecek’ düşüncesi yerleşir. Bu sağlandığı vakit, anne bu sefer sınıf dışında bir yerde beklemeli. Önceden istediği zaman çocuk dışarı çıkıp annesini görebilecekken ilerleyen süreçte birkaç dakikalık bir görüşme istenebilir. Burada aşamalı olarak çocuğu sınıfa alıştırmak gerekiyor.

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Çocuğunuz Okula Hazır mı?, Okula Uyum İçin Ne Yapılmalı

Ailer çocuğun okula başlamasıyla birlikte ne büyük ruhsal gerilim yaşadığını pek bilmezler. Bir çok ailenin şartlı sevgisi çocuğun gerilimini daha da artırır. Ailenin yapması gerekli olan şey çocuk başarısız da olsa sevgisini esirgememesi gerektiğidir. İlkokula yeni başlayan çocuklar için unutulmaması gereken husus şudur: Çocuğunuzun okul hayatındaki tek şansı, iyi bir öğretmene rastlamış olmasıdır. Hepsi bu.

Okul hayatı boyunca çocuğunuza yapacağınız en büyük iyilik onun öğretmeniyle ilişki ve dostluk kurmanızdır. Bu dostluğun çocuğunuzun eğitim hayatına pozitif yansımalarını göreceksiniz. Herşeyden önce öğretmen çocuğunuza daha itina ile ilgi gösterecek bu durumunda çocuğunuzun dersleri ve okul ortamını sevmesine vesile olacaktır.

Bu dönemde birinci sınıfa başlayacak bir çocuğunuz var. Çocuklarda okula gitmek istememe, ders çalışmama ya da başarısız olma gibi problemleri çevrenizden duyuyorsunuz. Siz de çocuğunuzun çok iyi bir eğitim almasını istiyorsunuz. Eşiniz ve siz bu hususta her türlü fedakârlığı yapmaya hazırsınız. Fakat cocuğunuzun “Okul Dünyası“ na daha sağlıklı bir şekilde dahil olup, başarılı olması için, neler yapmak gerektiği hususunda anne baba olarak yeterli donanıma sahip değisiniz. Çocuğunuzun “Okul Dünyası“ na sağlıklı bir şekilde adım atmasına aileler olarak sizlerin nasıl yardımcı olacağına dair bilgileri konu aldık bu yazımızda.

Okul öncesi dönemde – 0- 5 yaş – çocuk üzerinde tek hakim güç aile iken okulla birlikte iki ayrı dünya daha çocuğun hayatına girmiş olur: Okul ve arkadaş. Aileler çocuğun okula başlamasıyla birlikte ne büyük ruhsal gerilim yaşadığını pek bilmezler. Bir çok ailenin şartlı sevgisi çocuğun gerilimini daha da artırır. Ailenin yapması gerekli olan şey çocuk başarısız da olsa sevgisini esirgememesi gerektiğidir. İlkokula yeni başlayan çocuklar için unutulmaması gereken husus şudur: Çocuğunuzun okul hayatındaki tek şansı, iyi bir öğretmene rastlamış olmasıdır. Hepsi bu.

1.Çocuğunuzun ilkokulda neler okuyacağı konusunda fikir sahibi olun: Unutmayın ki sizin öğrendiklerinizin çok değişmiş olduğunu göreceksiniz. Çocuğunuza yardımcı olabilmeniz için bu yeni durumların öğrenilmesi çok önemlidir.

2.Okulu ve öğretmeni hakkında bilgi toplayın: Okul hayatı boyunca çocuğunuza yapacağınız en büyük iyilik onun öğretmeniyle ilişki ve dostluk kurmanızdır. Bu dostluğun çocuğunuzun eğitim hayatına pozitif yansımalarını göreceksiniz. Herşeyden önce öğretmen çocuğunuza daha itina ile ilgi gösterecek bu durumunda çocuğunuzun dersleri ve okul ortamını sevmesine vesile olacaktır. Sizin ya da çocuğunuzun öğretmeniyle problemi varsa biran önce bunu çözmeye bakın. Ya öğretmenle ya da okul yönetimiyle konuşarak problemi çözün. Cözemiyorsanız mutlak okulunu değiştirin.

3.Okumayı sevdirmek birinci vazifeniz olsun: Çocuğunuzun ilkokulda öğreneceği en önemli beceri “Okumak“ tır. Okumak alışkanlığı bütün öteki konuların anahtarıdır. Okumayı sevdirmek için : Okul öncesi dönemde olduğu gibi yine okumayı sürdürün. Ona kitaplar alın. Birlikte kütüphane ziyaretleri yapın ve hediye kitap alın. Üçüncü ve dördüncü sınıfta çocuğunuza kitap okumayı bırakın ve yeni bir uyku geleneği başlatın. Uyumadan önce çocuğunuz kendisi birşeyler okusun ve öyle uyusun. Aynı zamanda çocuk dergilerine mutlaka abone yapın. Posta kutusundan dergileri kendisi alsın.

4.Okul eğitiminde okumadan sonra ikinci önemli konu matematik öğrenmesidir: Çocuğunuz henüz küçükken somut nesnelerle ona matematik kavramları ögretmişseniz zorluk çekmeyecektir.

5. Evde bulundurulması mutlak gerekli araçlar vardır. Bunlar her zaman başvurulacak araçlardır: Sözlükler , Atlaslar ve Ansiklopediler…

6. Çocuğunuza nasıl ders calışacağını öğretin: Sınıfta nasıl not alacağı, bir kitabı okumakla çalışmak arasındaki farkı, çeşitli testlerin nasıl uygulanacağını öğretin. Bütün bunları ev ödevlerini hazırlarken yapabilirsiniz.

7. Çocuğunuzun belirli bir çalışma yeri olmalı: Televizyon, internet vb ilgi çekici ve caydırıcı unsurların olduğu bir odada çocuğun konsantre olup başarılı olması beklenemez. Sessizlik ders çalışma ve okuduğunu anlama adına önemli bir unsurdur. “Cıstak cıstak” bir müzik eşliğinde ders çalışılsa da verimli olmak mümkün değildir.

8. Belirli bir ders çalışma saati belirlenmeli: Ders çalışma saati her çocuk için farklı farklı olabilir. Fakat kesinlikle ders çalışılması uygun olmayan bir zaman vardır o da okuldan geldiğinde çalışmaktır. Çocuğun dinlenip zihnen boşaldıktan çalışması durumunda verimlilik ortaya çıkar.

 

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep



Gaziantep Öğrenci Koçluğu

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.
Lisans
Uzman Psikolojik Danışman Okan Bal, Pedagog, Aile Danışmanı ve Öğrenci Koçu, Başlıca Danışmanlık Konuları, Aile Danışmanlığı, Evlilik Danışmanlığı, Anne Baba Danışmanlığı, Öğrenci Koçluğu, Çocuk Danışmanlığı, Çocuk Pedagog, Ergenlik Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık Desteği, Zeka Testleri, Çocuk Gelişim Testleri Konuları. Başta Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey Olmak Üzere Çevre İller Olan Adıyaman, Kahramanmaraş Şanlıurfa, Kilis, Nizip, Besni gibi yaşam alanlarından destek almak için randevu oluşturabilir destek alabilirsiniz.