Çocukta Kekemelik Varsa Ne Yapmalı

Çocuklar 2 ila 4 yaşları arasında iken çok hızlı bir dil gelişimi gösterirler bu yüzden bu dönemlerde konuşma sırasında akıcılık problemleri yaşamaları gayet doğaldır. Bu duruma çocukluk çağı kekemeliği adı verilir. Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken nokta ise kekemeliğin ilerlemesi ve form değiştirmesidir.

Böyle bir durumda ebeveynlerin vakit kaybetmeden bir konuşma terapisti ile iletişime geçmeleri gerekir. Konuşma terapisti kekemeliğin kalıcı olmasına sebep olabilecek unsurlar var mı diye çocuğu değerlendirmeye almalıdır. Ardından terapistin takibinde 6 ay ila 1 yıl arasında bekleme süresi geçmelidir. Eğer bu süreç içinde konuşma kendiliğinden düzelmezse terapiye başlanabilir.

Beklenmesi gereken bu 6-1 yıllık süreçte ebeveynlere büyük rol düşmektedir. Çocuğa ters giden bir şeyler olduğu fark ettirilmemeli, konuşmasını düzelmesi için uğraşılmamalıdır. Çocuk konuşamadığını fark ederse kendini düzeltmeye çalışabilir. Çocuk yanlış bir şeyler olduğunun farkına varmaz ve kendini düzeltmeye çalışmazsa kekemelik kendiliğinden düzelebilir. Beklenen sürenin sonunda düzelme sağlayamamış ve terapiye başlayan çocukların ebeveynleri ise artık kekemelik yokmuş gibi davranmamalıdırlar. Çocuğun takılmalarının olduğunu fark etmesini sağlamaya çalışmalıdırlar. Bu sayede çocuk kendi konuşmasındaki yanlışları fark edebilir ve akıcı ve akıcı olmayan konuşmaları ayırt edebilir.

Ebeveynlerin terapi sırasında çocuğun kekemeliğini fark etmiyor, önemsemiyor gibi davranması ise, çocukta anne ve babasının sorunuyla ilgilenmediği gibi bir algı oluşturur. Çocuk kendini ilgisiz hisseder, güveni sarsılır ve zamanla içe kapanık bir hal alır.

Anne ve babaların bu süreçte kendi konuşmalarına da dikkat etmeleri gerekiyor. Özellikle hızlı konuşan anne ve babalar daha yavaş ve sakin konuşmaya çalışmalı, uzun cümlelerde arada nefes almak için duraksamalılar. Aynı hareketleri çocuktan beklememeliler. Çocuğa ‘yavaş konuş, sakin ol, nefes al’ gibi öğütler vermek yalnızca daha fazla panik yapmasına sebep olur.

Çocuğa karşı her zaman anlayışlı olmak, ‘kekemelik’ kelimesi yerine bazı sözcükleri zor söyleyebildiğini ifade etmek, bunun bir süreç olduğunu ve en önemli şeyin sabır olduğunu unutmamak gerekir. Çocuğa gerekli güven verilerek okulda veya kreşte kekemeliği ile alakalı yaşadığı problemleri rahatlıkla evde ebeveynlerine anlatması sağlanmalıdır. Kekemeliğin çocuk üzerindeki psikolojik etkilerini unutmamalı ve bu etkileri olabildiğince aza indirgemeye çalışılmalıdır. Bunun için de en etkili yol çocukla sürekli iletişim halinde olmak ve tabi ki bunun için çocuğa ihtiyacının olduğu güveni vermek gerekmektedir.

Yaşa Göre Oyun ve Oyuncak Seçenekleri

Oyunlar ve oyuncaklar yaşa göre değişiklik gösterir. Çocuğun yaşı büyüyüp algısal ve bilişsel süreçleri geliştikçe daha anlamlı, amaçlı oyunlar ortaya çıkar, motor becerilerin kazanılması, oyuna farklı bir boyut katar.

Başlangıçta çevresindeki oyuncaklarla tek başına oynayan çocuk, biraz büyüyünce diğer çocukların oyunlarını izler, aynı malzemelerle ancak onlarla ilişki kurmadan, bağımsız olarak oynar (paralel oyun), sonraysa arkadaşlarıyla birlikte işbirliğine dayanan oyunlar ve nihayet kurallı oyunlar oynamaya başlar.

Yine başta oyuncağı çok incelemeden oynar, sonra inceler, daha sonraları “bu ne” ve “ben bununla ne yapabilirim?” sorularını sorar ve oyununa yön verir.

Hangi oyuncağın hangi yaşta uygun olduğu konusuna gelince; bazı oyuncaklar, belli yaşlarda ideal olmakla birlikte diğer yaşlarda oynanmamalı veya her yaşta sadece o yaşın oyuncağı oynanmalı diye bir durum söz konusu değildir. Zira çocuk yaş özelliklerine göre bir oyuncakla farklı biçimlerde, onu farklı işlevlerde kullanarak oynayabilir. Aynı oyuncak, bir yaşta oyunun ana malzemesiyken başka bir yaşta yardımcı öğe olabilir. Bunun yanında örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun yapbozları tamamlaması da yaş özelliklerinden dolayı beklenemez.

Oyun, yaşamın ilk yıllarında haz duymak ve çevreyi denetlemek için yapılan bir davranıştır. Bebek, bu sayede eğlenirken bazı beceriler de kazanır. Anne ve babasıyla oynamaktan zevk alır, onların gıdıklama, zıplatma gibi yaklaşımları onun için güzel oyun alıştırmalarıdır. 1 yaşına yaklaştıkça çevresindekilerin sallanarak ve bir yere urup ses çıkartarak yaptığı oyunlara ilgi duyarken bir eşyayı saklayıp ondan bulmasını istenmesinden de hoşlanır. 9 aylık bebek yastığın ya da örtünün altına saklanan oyuncağı bulur. Alıp verme, yuvarlama gibi yer oyunlarını da sever. Yaklaşık 2 yaşına kadar yanında başka çocuklar olsa da onlarla ilgilenmeyip oyuncaklarıyla kendi başına oynar.

İlk yaşlarda ağza anılamayacak, farklı malzemelerden yapılmış, farklı şekillerde, farklı sesler çıkaran, dokunma, duyma, görme gibi birden fazla duyuya hitap eden özellikle parlak oyuncak ve nesneler uygundur. Basit birkaç oyuncak ona yeter. Bebek, küçük bir eşyayı bile oyuncak olarak kullanabilir, karton parçaları, plastik tabaklar, kutular, kaşıklar onun açısından iyi oyuncaklar olabilir. Diş kaşıma halkaları, ses çıkartan tahta ya da plastik oyuncaklar, müzik çalan oyuncaklar ve kurmalı veya elektronik müzik kutuları, büyük renkli küpler, rüzgâr çanları, renkli resim ya da posterler, yatağın üzerine asılan oyuncaklar ve çıngıraklar, onun ilgisini çeker. Hareketli oyuncakları izler. Farklı şekillerde farklı ses çıkaran, kolay taşınan çıngıraklar pek çok açıdan faydalıdır; dikkatini yoğunlaştırmasına, ona uzanmaya ve yakalamaya çalıştıkça el göz koordinasyonunun gelişmesine, bedenini hareket ettirmesine yardım eder ve neden sonuç ilişkilerini öğrenmesine temel oluşturur. Daha sonraları oyunlarda ritim aleti yerini alır.

Bebekler, yumuşak oyuncaklardan da çok hoşlanır. Kumaş veya pelüş ayıcık, kedicik, köpekçik ve tavşancıklar gibi oyuncaklara dokunduğunda ya da bunlarla karın kısmı gıdıklandığında uyarılır ve zevk alır. Bunlar yatağına koyulduğunda kendini güvende hisseder. 1 yaşına doğru küpler ve basit bloklar, tahta ya da plastikten yapılmış geçmeli oyuncaklar, takma, sökme oyuncakları, davul, zil, vb. müzik aletlerinin oyuncakları, ağır olmayan kapaklı tencerelerle oynamaya başlar. Yürümeye başladığında eline geçen şeyleri yere atmaktan zevk alan bebek, Zıplayan ve yere düşünce ses çıkaran oyuncaklarla renkli toplara büyük ilgi gösterir. Basit oyuncakları sevmeye bundan sonra da devam eder ve onlarla Uzun süre oynamak ister. Bu durum bebeğin bilişsel ve diğer özelliklerinin daha gelişmemiş olmasına bağlanmamalıdır. Bebek, o dönemde de hayal gücüne sahip olduğundan basit nesne ve oyuncakları pek çok şeye benzeterek oynayabilir; örneğin kutuları araba yerine koyabilir.

Bir şeyin içine diğerini koyarak itip çekmekten de hoşlanır. Merak ve keşfetme duygusu oyunda kendini gösterir. Biraz daha büyüyüp el hareketleri geliştikçe, rahat tutup bırakmaya başlayınca inşa edebileceği, iç içe geçirebileceği, guruplar oluşturabileceği, yan yana, üst üste dizebileceği, doldurup boşaltabileceği, birbirine vurarak ses çıkartabileceği büyük küpler ve kaplarla oynar. Çamaşır mandalları bile onlar için iyi oyuncak olabilir. Mandalları birbirine takarak farklı şekillere sokabilir, bu yolla ev, araba vb. yapabilir. Bunun yanında legoları da üst üste koyarak kuleler yapabilir. Bu dönemde çocuğun güven duygusunu artırmak ve yeteneklerini geliştirmek için basit nesnelerin yanı sıra farklı şekillere girebilen, itilip çekilebilen oyuncaklarla, tahta ve plastik hayvanlar, su, kum ve bunlarla oynayabileceği kova, kazma, kürek gibi oyuncaklar da faydalıdır.

Bebeğin yaklaşık altıncı aydan on sekizinci ay ve daha sonralarına kadar dikkatini çeken başka bir oyuncak, düğmelerden ve bu düğmelere basınca veya onları döndürünce, itip çekince farklı sesler çıkaran veya hareket eden parçalardan oluşan oyuncaklardır. Bebek, bu oyuncaklar yoluyla alıştırmalar yapma imkânı bulur.

Telefon da altıncı ayda bebeğin ilgisini çekmeye başlar. Bebek bu zamanlarda telefonun düğmelerine basmaktan, ahizeyi indirip kaldırmaktan hoşlanır. Yürümek için çabalaması ve güven kazanması için el arabası iyi bir oyuncaktır. 1,5 yaşından sonra oyuncak arabaları izlemekten, itip çekmekten de hoşlanır. Her tür araba ile oynama, onun el becerilerinin, elkolgöz koordinasyonunun, düşünüp yapacaklarına karar verme becerilerinin gelişimi açısından yararlıdır.

2 yaşından sonra, annesinin, babasının veya çevresindeki diğer kişilerin basit eylemlerini, ev süpürme, bulaşık yıkama, yemek yapma, tıraş olma gibi sürekli gördüklerini oyunlarında taklit etmeye başlayan çocuk, bunu yaparken onlardan model aldığı davranışları gösterir. Bu taklitler sırasında abartmalar da olabilir.

Kum ve su bu yaştan itibaren temel oyun malzemeleri olur. Çocuğun açık havada veya evde bu doğal malzemelerle eliyle ya da doldurup boşaltacağı kaplar aracılığıyla oynaması hem fiziksel hem de zihinsel gelişimine katkı sağlar, çevresini tanımasına, kendince tanıma çalışmaları yapmasına, güveninin artmasına, yaratıcılığının gelişmesine yardımcı olur.

Bundan sonra eskiye göre daha karmaşık, deliklerinden içine çeşitli şekillerde parçalar atılan kutularla oynayabilir. Bu kutular el becerilerinin, arama bulma faaliyetlerinin, nesneleri yerine uydurma ve nesne devamlılığının gelişmesi açısından oldukça yararlıdır. Ayrıca kâğıt, büyük fırçalar ve pastel boya, bebek ve malzemeleri, evcilik, yıkama oyuncakları ve ütü, sallanan atlar, araba, tren vb, büyük bloklar, ipe dizilen boncuklarla da oynar. Müzik çalan oyuncaklar ve müzik aletleriyle oynamayı sürdürür; Bu oyuncaklar, dinleme, müzik ve ritm bilgisini geliştirme ve taklit yeteneklerinin geliştirilmesinde ayrıca büyüdüğünde sosyal faaliyetler yapması açısından idealdir. Bu yaştan sonra hayal gücünün gelişmesiyle sembollere dayanan ve hayaller kurulan oyunlar oynar. Hayalinde bir şeyler canlandırarak, oynadığı nesneleri de bir şeylere benzeterek oyunu sürdürür. Sopayı at, bir tabak veya kapağı direksiyon olarak kullanır. Arabaya binip bir yerlere gittiğini hayal edebilir, hayvanlarla konuşur. 2,5 yaşından sonra rol ağırlıklı dramatik oyunlar da oynamaya başlar. Oyuncak bebekleri uyutma, gezmeye götürme, araba kullanma gibi bu oyunlarda sık sık kendine dostça, sevgiyle yaklaşan bir yetişkini genellikle de annesini örnek alır. Bebeğine yemek yedirirken annesinin ona yedirdiği gibi yapar. Arabasıyla bebeğini gezdirmekten veya oyuncaklarını taşımaktan zevk alır.

3 yaşından sonra bir şey yaparmış gibi oynamaktan hoşlanır. Kitap okuyormuş, uyuyormuş gibi yapar, telefonu birisiyle konuşuyormuş ve onu dinliyormuş gibi yaptığı ve taklitli oyunlarda araç olarak kullanır. Bu, iletişimin gelişmesi için yararlıdır. Artık arkadaşlarıyla da oynamaya başlar. Bu oyunlar sırasında arkadaşlarının hareketlerini izler, onlarla işbirliği yapar, fikir alış verişinde bulunur, oyuncaklarını değiştirir, onlarla birlikte bir sonuca ulaşmaya çalışır (Kollektif oyun). Bu yaştan sonra oyunlarda cinsiyet ayrımı oluşmaya başlar. Kızlar bebeklerle oynamayı ve evcilik oyununu severken, erkekler arabaları ve tabanca, tüfek gibi oyuncakların kullanıldığı oyunları tercih ederler.

Daha önce iç içe geçirip kuleler yaptığı kapları artık renklerine ayırarak oynar.

Çocuk, gözlemlediği kişi ve olayları taklit etmeyi bu yaşlarda da sürdürür, ancak oyunları karmaşıklaşır ve aldığı roller de farklılaşır. Kılıktan kılığa girmekten hoşlanır, cinsiyet rolleri de oyuna yansımaya başlar. Anne baba olmanın yanında doktorluk, öğretmenlik, polislik gibi meslekleri oyunlarında canlandırır. Kendisine öğretmen, evdeki diğer kişilere öğrenci rolünü verip öğretmencilik oynar. Artık paylaşma gelişir, oyun sırasında sıra beklemeyi öğrenir. Küçük kardeşlerine sevgi gösterir ve onlarla oynamak ister. Arkadaşlarının sıkıntıları olduğunu düşünürse onlara yardım etmeye, duygularını anlamaya ve paylaşmaya çalışır.

• Çocuklar, bu yaşlarda da yumuşak oyuncaklardan çok hoşlanır, onlarla sarılma ihtiyaçlarını karşılarlar. Bunlar ayrıca onun sohbet edebildiği, birşeyler anlattığı bir oyun arkadaşı olabilir. Bu iletişim ve dil gelişimine katkı sağlar.

• 4 yaşından sonra bedensel hareketlerinin gelişmesiyle birlikte top oynama, koşma, atlama, tırmanma, gibi oyunlardan da hoşlanır, kaydırak, salıncak ve tahterevalli ile çocuk parklarındaki diğer oyuncakları sever. Kesmeyapıştırma, çizimler yapma ve resim boyamayı sever, hayal gücü ve yaratıcılığı geliştiğinden kendi başına resim yapmaktan zevk alır. Tahta bloklar ve yapboz oyunları oynayabilir, bunlar, bilişsel özelliklerin ve el kaslarının daha da gelişmesini sağlar.

Okul öncesi dönemde mutfak ve piknik setleri, oda setleri, doktor muayene aletleri, dil gelişimi, hayal gücünün gelişimi, role bürünerek oynama, sosyal rolleri öğrenilmesi açılarından faydalı olabilecek oyuncaklardır. Bunların yanında tahta bloklar, kova tırmık, kürek, resim defteri, boya kalemleri, fırçaları, parmak boyaları, oyun hamuru, basit sayı ya da harf boncukları, itme, çekme oyuncakları, giydirilip çıkarılabilen bebekler, basit bilmece ve tahmin oyunları, parmak kuklaları, renkli çıkarmalar, yaşına uygun lego ve yapbozlar, el becerileri, görsel koordinasyonu, düşünmeyi, sorun çözme ve plan yaparak hareket etme becerileri ile bilişsel gelişim için gereklidir.

Yapboz oyuncakları, basitten karmaşığa doğru seçilmelidir. İlk yaşlarda boşluklara parçalar yerleştirilen basit yapbozlar uygunken, bu yaşlardaki çocuk, birleştirildiğinde resimler oluşturulan 6–8 parçadan başlayıp giderek daha çok parçalı ve daha karmaşık yapbozlar oynayabilir. Çeşitli küpler ve birleştirerek şekiller oluşturacağı lego ve diğer oyuncaklar da onun ilgisini çeker ve ona zevk verir. Çocuk bu yollarla denemesınama yöntemini, düşünüp planlayarak sonuca ulaşmayı öğrenir ve geliştirir.

Oyun hamuru da onun becerilerini ortaya koymasına, yaratıcılığının gelişmesine, bir şeyler keşfetmesine aracılık eder. Çocuk, hamuru çekip uzatarak, koparıp yapıştırarak, farklı şekillere sokarak, hünerlerini sergiler. Böylece bir şeyler ürettiği için keyiflenir, bunu tekrar tekrar yapmak ve başka şeyler denemek, daha farklı şekiller oluşturmak için çabalar, yani bir yandan da zihinsel faaliyetler yapmış olur. Çocuğun yaşına uygun her tür boya ve resim malzemesi de aynı amaçlara hizmet eder. Bu noktada elbette hamur ve boyaların çocuğa zarar vermeyecek cinslerden seçilmesine dikkat edilmelidir.

5 yaşına geldiğinde resim eşleştirme, basit harf ya da sayı oyunları, gölge oyunları da oynayabilir. Araştırmalar, okul öncesi dönemde keşfetmeye dayalı oyunlarda yetersiz olan çocukların beş yıl sonra çevreyle daha az ilgili olduğunu ve sosyal uyumda sorunlar yaşadığını, bu tür oyunlarda başarılı olan çocukların ise yaratıcılığı ölçen testlerde daha başarılı, davranışlarında daha bağımsız ve etkinliklerde daha uyumlu olduklarını ortaya koymuştur.

Çocuk altı yaşına yaklaştıkça oyunlarında, faaliyetlerinde de gelişme ve düzenlilik izlenir. Nesneleri mekân içinde daha düzgün ve planlı yerleştirebilir, resim ve yazılarında önceleri kâğıdın her tarafına dağınık olan parçalar artık bir merkez etrafında toplanmaya, düzenlenmeye başlar. Resimlerinde ayrıntılar artar. Manzara çizerken görmediği ancak zihninde canlandırdığı yönleri de çizer. Önden görünen ev çizerken evin içine eşyaları da yerleştirir. Faaliyetlerinde daha gerçekçi olur.

6 yaşında oyuncaklar arasına el kuklaları, basit fen oyuncakları, basit dikiş oyuncakları, büyük arabalar, bilyeler eklenir.

Bazı oyuncaklar, çocuklara her yaşta zevk verir. Örneğin toplar, her dönemde çocuğun hoşlandığı bir oyuncaktır. Emekleyen bir bebek topu kovalayıp o kaçtıkça peşinden gitmekten, yürüyen bir bebekse yuvarlayıp yakalamaktan zevk alır. Biraz daha büyüyünce onunla ayağıyla vuracağı, farklı şekillerde atıp tutacağı oyunlar oynar. Top oyunları sıra beklemeyi, karşısındakine hak vermeyi öğretir. Topun yanında çocuğun çeşitli hareketler yaptıracağı, çekip iteceği ve bu sayede ses çıkaran ya da hareket eden diğer oyuncaklar da koordinasyonun ve parmak ile vücut hareketlerinin gelişmesi için idealdir.

Çocukların en sevdiği oyuncaklardan biri de kuşkusuz bebeklerdir. Bebekler çocuk için bir oyun arkadaşıdır. Onunla konuşur, ona bir şeyler anlatır, duygularını paylaşır. Yaşı büyüdüğünde onunla anne çocuk ve benzeri pek çok oyun oynar. Bunun sonucunda kendini ifade etmesi, iletişim kurması ve buna bağlı becerileri gelişir. Okul dönemine gelindiğinde oynanan oyunlarda ve ilgi alanlarında değişiklikler olduğu gibi kız ve erkek çocuklar arasında da farklılıklar gözlenir. Oyunlar evden sokağa kayar. Erkekler daha çok takım oyunlarından ve yarışmalardan zevk alır, kızlarsa birlikte seksek, ip atlama, ritmik oyunlar vb. oyunlar oynarlar. Kızlar da erkekler de yeni şeyler denemek ister. Oyun oynayabileceği her şeyle sürekli bir şeyler oluşturmaya çalışır, yeni oyunlar keşfedip uygular, yaratıcılıklarını sergilerler. Grup oyunları sever, ortak, kurallı ve amaçlı oyunlar oynarlar. Oyunlarda kurallara uymak gerektiğini daha iyi anlarlar. Seksek, ip atlama, saklambaç, körebe, birdirbir, top oyunları, basketbol, futbol, dama, satranç, tombala, kızmabirader, basit kâğıt oyunları, gibi oyunlar bu oyunlar arasında yerini alır. Bu oyunlarda kuralları kendileri koyabilir ya da belirli kuralları olan oyunlar oynayabilirler.

Çocuklar bu dönemde yarışma şeklindeki oyunlardan da çok hoşlanır, sessiz sinema oyunlarının yanı sıra yapboz oyunları, mekanik oyuncaklarla ve maketlerle de oynar, bisiklete binmeyi severler.

Oynarken iş birliği yapar, hayali rollere girmekten zevk alırlar, kendinden küçük arkadaşlarına ve hayvanlara karşı sevecenlik ve koruma duygularıyla yaklaşırlar.

Oyun becerisinin kazanılması bu dönemde daha da önem kazanır. zira oyunda başarılı olamayan çocuklar, özellikle erkekler, arkadaşları tarafından dışlanır. Çocuğun oyunlarda başarılı olabilmesi, gerekli bedensel olgunluğa ulaşması kadar, kendine güvenmesine, ona fırsat tanınmasına ve deneyim edinmesine de bağlıdır.

Küçük bir çocuk ceketine asılıp aslancılık oynamak istediğinde en ciddi baba bile emekleyip gürlemekten geri durmaz.
Charıote Gray

Okula Uyum Sorunları

Çocuk 6 yaşına geldiğinde, hayatında yepyeni bir sayfa açılır. Bedensel, duygusal, bilişsel ve sosyal yönlerden gelişen çocuk, bu yaşlarda okula gitmeye, yeni bilgiler öğrenmeye hazır hale gelir ve ilgisi, öğrenme, bilgi edinme, yeni insanlar ve varlıklar tanıma gibi konulara kayar. Artık okula gitmesi, pek çok konuda bilgiler edinmesi, hayata hazırlanmaya başlaması gerekmektedir. Böylelikle hayatına evinden başka bir mekân, ailesinden başka insanlar ve yeni uğraşlar katılır.

Çocuğun okula başlaması, uyum sağlayabilmesi ve başarılı olabilmesi için duygusal, sosyal ve bilişsel yönlerden yeterli olgunluğa ulaşması gereklidir. 6–7 yaşına geldiği halde kendini ifade edemeyen, sosyal ilişkilere alışkın olmayan ve uyum sağlayamayan, bilişsel yönden de dersleri kavrayacak duruma gelmeyen çocuğun okula başlaması, hem derslerde hem de sosyal etkinliklerde zorlanmasına, sınıftan geri kalmasına, bunların sonucunda başarısız olmasına ve özgüvenini kaybetmesine neden olur. Bu durumdaki bir çocuğun kendisini toparlayıp başarılı ve uyumlu olmak için çabalaması, yaşadığı duygulardan dolayı güçleşir. Bunun için çocuğun okula başlaması aşamasında yeterli olgunluğa ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilmelidir.

Uyum, bireyin bulunduğu ortamın koşullarına alışabilmesi, karşılaştığı engelleri aşmak için uygun çözüm üretebilmesi ve zorluklarla başa çıkabilmesi, başkalarıyla birlikte bir şeyler yapmaktan, arkadaşlık etmekten hoşlanması ve onlarla iyi iletişim kurabilmesi olarak açıklanabilir. Okul, uyulması gereken kuralları, ilk kez karşılaşılan öğretmenleri, arkadaşları, başarmak gereken görevleri ve yapılacak etkinlikleriyle uyum gerektiren bir sosyal ortamdır.

Okul çocuğu, yalnızca bireysel faaliyetler değil grup faaliyetleri de yapacaktır. Hem onun ilgisi hem de okulun koşulları bu yönde şekillenmiştir. Grup oyunları da okulla birlikte farklı bir boyut kazanır. Birlikte çalışmak, etkinlikler yapmak, oyunlar oynamak, yardımlaşmak çocuklara zevk verir. Arkadaşlar, bu dönemde sosyalleşme açısından aile ve öğretmenden daha önemli yer tutar.

O zamana kadar yaşadığı çevreden farklı, kendine has kuralları olan bir ortama girme ve koşullara alışma süreci, çocuk için zorlayıcı olabilir ve kısa süreli uyumsuzluklara, okula ısınamamaya, evden ayrılmaya karşı direnç göstermeye neden oluşturabilir.

Sosyal yönleri yeterince gelişmemiş olan çocuklar, grup oyunlarına ve diğer etkinliklere uyum sağlayamayabilirler ve tek başlarına kalmayı seçebilirler. Bu da onlar için her konuda zorluk yaşatır. Grupta ifade etmeyi öğrenemeyen çocuklar çekinik kalmayı tercih etmektedirler.

Çocuğun okul ortamına ve sınıf düzeyine uyum sağlayabilmesi, çalışma alışkanlığı kazanabilmesi için ailesinin desteğine ihtiyacı vardır. Anne babalar çocuklarına önceki yıllardan başlayarak okuldan, orada yaşayacağı güzelliklerden, öğretmenden, yepyeni arkadaşları olacağından bahsederek onu okula gitmeye hazırlamalıdır. Okula başlayacağı zaman da onunla görüş alış verişi yapmalı, okulda yaşadıkları hakkında sohbet etmeli ve eve geldiğinde birlikte yapacakları faaliyetlerden söz etmelidir. Böylece çocuk okula daha rahat gider ve kısa sürede ortama alışır. Yalnız bu konuda çocuğa verilecek bilgiler gerçekçi olmalıdır; okul sadece oyun oynanan bir yer olarak ya da başka biçimlerde anlatılırsa çocuk, okula gidince öyle olmadığını görür, bir yandan hayal kırıklığına uğrarken bir yandan da ailesine güveni azalır.

Okul öncesi dönemde çocuklara kendine güvenmesi, girişimlerde bulunabilmesi ile sosyalleşmesi yolunda destek olunması, bunun için imkânlar ve ortamlar sağlanması işte bu noktada daha da önem taşır. Çocuğa yapabileceği küçük görevler verilmesi, görevini nasıl yapacağının öğretilmesi, yanlış yaptığında azarlamadan uyararak doğrusunun gösterilmesi ve başarılı olduğunda güzel sözlerle pekiştirilmesi okula uyum, çalışma alışkanlığı ve başarı için faydalı olacak yaklaşımlardır.

Çocuk, bir yandan bu koşullara, kurallara uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da sorumluluklarını yerine getirmeye, bir şeyler öğrenmeye çabalar. Bunun için zorlandığında, küçük yanlışlar yaptığında sert tepkiler görmesi, kendine güvenini ve hevesini azaltır. Bu konuda yanlıştan çok doğruların vurgulanması daha iyi sonuç verir.

Okula başlayan bazı çocuklarda korku, sıkıntı, endişe gibi duygularla kendini gösteren okul fobisi görülür. Bu çocuklar, okula gitmek istemez ve okula gitme saati yaklaşınca hasta olduğunu, karnının veya vücudunun başka yerlerinin ağrıdığını söyler ve davranışlarıyla da bunu gösterir, ağlar ya da anne babasına onu okula göndermemeleri için yalvarır. Eğer çocuk okul korkusu yaşıyorsa, bu korkunun altında yatan nedenler saptanmalı, buna göre çözüm yolları aranmalıdır. Çocuğu zorlamadan, onunla konuşup anlaşarak sorun çözülmeye çalışılmalı, gerekirse okul psikolojik danışmanı ve rehber öğretmeninden yardım alınmalıdır.

Çocuk yavaş yavaş bu yeni ortama alışır. Öğretmenini, arkadaşlarını tanır. Derslerde bir şeyler öğrenmek hoşuna gider ve her geçen gün okulu daha çok sever. Okul artık daha çekicidir, herşeyin paylaşıldığı, oyunlar oynanan, faydalı bilgiler öğrenilen bir yer olarak yaşamdaki yerini alır.

Okulun ilerleyen zamanlarında ya da üst sınıflarda bazı çocuklarda davranış, uyum sorunları, öğrenme güçlüğü gibi durumlar gözlenebilir. Bu durumdaki çocuklar, oyunlara, etkinliklere katılmak istemez, katılsa da arkadaşlarına uyum sağlayamaz, çeşitli davranış bozukluklarından biri görülebilir ya da derslere konsantre olamaz, anlamada, okumada veya yazmada zorluklar yaşayabilir. Böyle bir durumla karşılaşılırsa, ihmal edilmemeli, bir okul psikolojik danışmanı ve rehber öğretmenine veya çocuk psikologuna danışılarak çocuğun gerekli eğitim desteği ve tedavilerden faydalanması sağlanmalıdır.

Bazı yazılarımızda değinildiği gibi çocuğun ilk 5–6 yaşında yaşadıkları, anne babanın tutumları, yaklaşımları, çocuğun okuldaki ve ileri yaşlardaki davranışlarını da şekillendirir. Çocuğun her istediğinin öyle ya da böyle yapılması, ona az ilgi ve sevgi gösterilmesi veya çok yüz verilmesi, okulda gereğinden çok yardım edilmesi ve buna benzer tutumlar, onun okul ve öğrenme ile ilgili yaşayabileceği sorunların en başta gelen nedenleri arasında sayılabilir. Okul rehberlik ve psikolojik danışma çalışmaları esnasında böyle durumlarla karşılaşılmaktadır.

İşte buna bir örnek: anne baba, çocuğa fazla yüz verip onu her istediğini yaptırmaya alıştırmış, çocuk ağlayarak, bağırarak istediklerini yaptırıyor. Bu okula başlayınca da devam ediyor. Anne baba onun okula alışması, sınıfında oturması için istediği herşeyi yapıyor. Hatta çocuk, başka okula gitsem orada oturur ders yaparım diye bir istekte bulunuyor. Tüm uyarılara ve yapılan danışmanlığa rağmen aile bunu da kabul ediyor, tabi çocuk o okula da uyum sağlayamıyor. Çocuk anne babasını oyalıyor, anne baba tekrar önceki okula dönüyor. Ve sorunlar devam ediyor.

Çocuğun Geleceği İçin?

Çocuğunun geleceği için endişeli olan anne, onun daha iyi bir eğitim alabilmesini sağlamak için, çocuğunu koleje kaydettirmek istedi. Endişeli anne, çocuğunu da yanına alarak okul müdürünü ziyaret etti. Müdür, endişeli anneye okulun eğitimi hakkında gerekli bilgileri verdi. Kadın, müdürün açıklamalarını can kulağıyla dinledikten sonra tamam dedi. “Oğlumun kaydını yaptırmak istiyorum. Yalnız sizden bir şey rica edebilir miyim?” Müdür nazik bir biçimde “elbette, buyurun ”dedi. Kadın ricasını dile getirmekte biraz endişeliydi; ama ne istediğini de bildirmek istiyordu: “Müdür bey, acaba dersleri biraz basitleştiremez misiniz?” dedi. “benim oğlum bu eğitim programını kaldıramaz, derslerin hepsini izleyemez; ama koleji de bir an önce bitirmesini istiyorum.” Müdür. Kadına dönerek, “elbette hanımefendi” dedi. “siz çocuğunuzun ne olmasını istiyorsunuz, onu söyleyin. Bildiğiniz gibi bir meşe ağacı yüz yılda yetişirken bir kabak için iki ay yeterli.”

Gaziantep Tercih Danışmanlığı

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.