Çocuklar, Özsaygı Özelliğini 5 Yaşına Kadar Kazanmış Oluyor!

Washington Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü yeni bir çalışmaya göre, çocukların 5 yaşına kadar geliştirdikleri özsaygı hissiyatı yetişkinlerinkiyle kıyaslanabilir nitelikte.
Yeni yapılan bu çalışmaya göre, çocuklar daha anaokuluna başlamadan önce önemli bir kişilik özelliği olan “özsaygı” geliştiriyorlar. Bunun sebebi ise bu özelliğin insan yaşamı boyunca nispeten sabit bir düzeyde kalmaya eğilimli olması. Washington Üniversitesi Öğrenme ve Beyin Bilimleri Enstitüsü’nde (I-LABS) araştırmacı ve aynı zamanda araştırma makalesinin başyazarı Dario Cvencek konu hakkında şunları söylüyor:
“Bizim çalışmamız, okul öncesi çocukların kendi benliklerini nasıl algıladıklarına dair en erken ipuçlarını ortaya koyuyor. Çocuklarda 5 yaş kadar erken bir dönemde oturmuş olduğu görülebilen özsaygı, hassas tekniklerle ölçülebilecek kadar güçlü bir durumda.”
Sonuçları, Deneysel ve Sosyal Psikoloji Dergisi’nin (Journal of Experimental Social Psychology)  Şubat 2016 sayısında yayınlanan bu yeni araştırmada, sayısı 200’ü geçen beş yaşındaki çocukların örtük özsaygısını değerlendirebilmek için yeni geliştirilmiş bir test uygulandı. (Beş yaş, beraber çalışılmış şu ana kadarki en genç yaş grubu.) I-LABS’in yöneticilerinden yazar Andrew Meltzoff çocuklardaki özsaygı ile ilgili şöyle söylüyor:
“Bazı bilim insanları, okul öncesi çocuklarının pozitif veya negatif bir benlik duygusu geliştirmiş olmak için henüz çok erken bir yaş döneminde olduklarını düşünürler. Ancak bizim bulgularımız, kendin hakkında iyi veya kötü hissetmenin, yani özsaygının, temel bir özellik olduğuna; çocukların okulda geliştirdiği bir şey olmayıp okul hayatına taşıdıkları sosyal bir zihniyet olduğuna işaret ediyor. Çocuk-ebeveyn arasındaki etkileşimin hangi özellikleri okul öncesi çocukların özsaygısını destekleyip geliştiriyor? Bu sorulması gereken önemli bir soru. Umarım bunun cevabını yaşı daha küçük olan çocuklarla beraber çalışarak bulabiliriz.” 
Şimdiye kadar hiçbir ölçüm aracı, okul öncesi çocuklardaki özsaygının varlığını saptayamadı. Bunun sebebi, hali hazırdaki özsaygı testlerinde “benlik” gibi bir kavram üzerine konuşulması için irdeleyici sorular yetişkin deneyciler tarafından yöneltildiğinde, cevap verecek olan kişide bilişsel ve sözel yetkinlik olmasının gerekliliğinde yatıyor. Cvencek bu durumu şöyle açıklıyor:
“Okul öncesi çağdaki çocuklar, eğer bahsedilen basit ve somut bir yetenekse, sözel olarak hangi konuda iyi olduklarını aktarabiliyorlar. (Örneğin, “İyi koşabilirim” ya da “İyi resim yapabiliyorum” gibi). Fakat iyi veya kötü bir insan olup olmadıkları sorulduğunda güvenilir sözlü bir cevap vermede zorlanıyorlar.”
Farklı bir yaklaşım denemek için Cvencek, Meltzoff ve Anthony Greenwald okul öncesi çocuklara hitap eden ve özsaygıyı ölçen bir test hazırladılar. “Okul Öncesi Çocuklara Yönelik Örtük Çağrışım Testi” adındaki bu uygulama (Preschool Implicit Association Test, PSIAT) çocukların kendileri hakkında ne kadar olumlu hislere sahip olduğunu ölçüyor.
İlk kez Greenwald tarafından geliştirilmiş Örtük Çağrışım Testi’nin yetişkin versiyonları, insanların sahip oldukları fakat bilincinde olmadıkları tutum ve inançları (ırkla, cinsiyetle, yaşla veya diğer konularla ilgili önyargılar gibi) ortaya çıkarıyor. Greenwald şöyle söylüyor:
“Okula başlamamış çocukların belli bazı iyi yönleri hakkında fikirlerinin olduğunu zaten biliyorduk. Şimdi ise buna ilaveten, kendilerinin ‘iyi bir insan oluşu’ ile ilgili kapsamlı bir bilgiye sahip olduklarını görüyoruz.”
Yetişkinler için olan örtük özsaygı testi, bireylerin farklı kategorideki kelimelere ne kadar hızlı cevap verdiklerini ölçmek üzere hazırlanmış. Örneğin, “kendim” ve “hoş” ya da “diğeri” ve “nahoş” gibi kelimeler arasındaki çağrışımları ölçüyor.
Testi okuma-yazması olmayan okul öncesi çocuklar için daha uygun hale getirmek amacıyla araştırmacılar, “ben” ya da ”ben değil” gibi benlik ile bağlantılı kelimelerin yerine nesneler koydular. Örneğin, çocuklara tanımadıkları küçük bayraklar gösterilerek “bu senin” ya da “bu senin değil” diye söylendi.
Seattle bölgesinden gelen 234 erkek ve kızdan oluşan 5 yaşındaki çocuklar, başlangıç olarak, “ben” diye tanımlanan bir grup bayrağı ”ben değil” diye tanımlanan bayraklardan ayırmayı öğrendiler.
Bilgisayar üzerindeki butonları kullanarak, “ben” ve “ben değil” diye tanımladıkları bayraklara ve hoparlörden duydukları olumlu anlamdaki sözcüklere (eğlence, mutlu, iyi ve güzel gibi) ve olumsuz anlamdaki sözcüklere (kötü, aptal, kaba ve iğrenç gibi) karşılık verdiler. Daha sonra, özsaygının ölçülebilmesi amacıyla çocukların duydukları kelimeleri bayraklarla eşleştirmeleri istendi. “İyi” sözcüklerin daha çok “ben” diye tanımlanan bayraklarla bağdaştırılıp bağdaştırılmadığının anlaşılabilmesi için çocukların butonlara basmaları zorunluydu.
Sonuçlar, 5 yaş grubundaki çocukların kendilerini “kötü”den çok “iyi”yle bağdaştırdıklarını ve bu bağdaştırmanın hem kızlar hem de erkekler için eşit ölçüde geçerli olduğunu gösterdi.
Araştırmacılar, ayrıca, kişiliğin farklı özelliklerini irdelemek için iki tane daha örtük test uyguladılar. Cinsel kimlik testi, çocukların kendilerini kız olarak mı yoksa erkek olarak mı hissettiklerini değerlendirdi.  İkinci olarak, “grup içi cinsiyet tercihi” diye adlandırılan cinsiyet tutum testi ise, çocukların grup içinde hemcinsleri olan diğer çocuklar için olan tercihlerini ölçtü. Buna göre, yüksek özsaygı ve güçlü bir cinsel kimliğe sahip olan çocuklar, hemcinslerini daha çok tercih etmekteydiler.
Tümüyle değerlendirildiğinde sonuçlar, özsaygının sadece bu yaşlardaki çocuklarda şaşırtıcı derecede güçlü olmadığını, aynı zamanda grup içi tercihler ve cinsel kimlik gibi çocuk benliğinin diğer temel yönleriyle de sistematik olarak ilişkili olduğunu gösteriyor. Cvencek bu bağlantı ile ilgili şöyle söylüyor:
“Özsaygı, çocukların nasıl çeşitli sosyal kimlikler oluşturduğu konusunda önemli bir rol oynuyor. Bulgularımız, ilk beş yılın önemini ‘hayatın esası’ olarak vurgulamaktadır.”
Okul öncesi dönemde ölçülmüş özsaygının, sağlık ve okul ortamındaki başarı gibi çocukluğun ileriki dönemlerinde ortaya çıkan durumları etkileyip etkileyemeyeceğini bilmek isteyen araştırmacılar, çalışmaya katılmış olan çocukları bu amaçla takip altına alıyorlar. Araştırmacılar, ayrıca, çocukların sahip olduğu özsaygının şekillenebilirliği ve deneyimlerle nasıl dönüşüme uğradığı konularıyla da ilgileniyorlar.

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Televizyon İzlemenin Zihne Zararları

Yapılan araştırmalara göre hobilerle uğraşmak bunama başlangıcını geciktiriyor. Malesef ki televizyon karşısında çokça vakit geçirmek ise hafıza kaybı gibi sorunlara sebebiyet veriyor.

Araştırma 70 ila 89 yaşlarında, hatırlama sorunu yaşayan yaklaşık 200 kişi ile bu sorunu yaşamayan bir grup arasında gerçekleştirildi. Bu kişilere bazı sorular yöneltildi. 50 ile 65 yaş arasında zihinsel olarak ne kadar aktif oldukları ve son bir yıl içinde  günlük faaliyetleri hakkında sorular soruldu.

Orta yaşta dikiş dikmek, resim yapmak gibi el sanatı ile uğraşanlarda veya okuyan, oyun oynayan kişilerde hafıza kaybı riskinin % 40 oranında azaldığı saptandı. Bu tür faaliyetlerle ilgilenmek ilerleyen yaşlarda da hafıza kaybı riskini yüzde 30 ila yüzde 50 oranında azalttığı sonucuna ulaşıldı.

Araştırmanın bir diğer ilgi çekici noktası ise günde 7 saatten az televizyon seyredenlerin, tv karşısında daha fazla oturanlara göre yüzde 50 oranında daha az hafıza kaybına uğradığı sonucu ortaya çıkmıştır.

Alzheimer Derneği’nin açıklamalarına göre, gelecek 10 yılda bir milyon insanın bunama yaşayacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle de bunamayı önlemenin yollarını bulmak çok önemlidir.

Beyni çalıştıracak egzersizler yaptırmak için bulmaca çözmek, yap-boz yapmak, çeşitli el sanatlarını icra etmek, hatta belki de yeni bir dil öğrenmek bu noktada faydalı olacaktır.

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Utangaçlığı Yenmenin Yolları

Utangaçlıktan nasıl kurtulunur? Utangaçlık nasıl yenilir? Utangaçlığı yenmenin yolları nelerdir? Utangaçlığı yenmek için neler yapmak gerekir? Tüm sorularınızı cevabı bu yazımızda.

Bazı insanlar kalabalık ortamlarda kendini rahat hissedemez ve tedirgin olur. Sürekli yanlış bir şey yapacağı endişesini taşır Bu şekilde yaşamak oldukça zordur. Diğer insanlarla iletişimde de problem yaşabilirler. Özellikle kalabalık ortamlarda konuşmak oldukça zor bir hale dönüşür. Konuşurken kekeleyebilir, kızarabilir, hatta terleyebilir. Ancak bunların birçoğu kendine güven meselesidir. Yani diyebiliriz ki utangaçlığı yenmenin ilk yolu kendine güvenmektir.

Tabii ki insanlar aynı olmak zorunda değil, kimileri mizaç olarak utangaç olabilir. Ancak bu, günlük yaşamın akışını bozacak problemlere yol açmamalıdır. Kendinize şöyle bir bakın. Utangaçlığınız ne derecede bir kontrol edin. Eğer utangaçlığınız hayatınızı olumsuz etkiliyorsa bir şeyler yapmanızın vakti çoktan gelmiş demektir.

 

Utangaçlığı yenmek zor bir mesele değildir. Öncelikle utangaçlığın nedenini etraflıca araştırmak gerekir.

Kendinize dair gereksiz düşüncelerden kurtulmalısınız. İnsanlar sizin ne yaptığınızı takip etmiyor. İnsanlar ne der, ayıplar, dalga geçer diye kendinizi baskılamayın.

Utangaçlıkla iç içe yaşamak zor bir duygudur. Utangaçlığınız üzerine konuşmaktan çekinmeyin. Utandığınız konuların üzerine gidin ve yakınlarınızla bu konularda konuşun. Yeni ortamlara girmeye çalışın ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin.

Bazen adım atmanızı bekleyen konular vardır atmadıgınız sürece hep arkanızda sırtınızda yüktür. bunu bir hafat başına ay sonuna veya belli bir gune bağlamaya gerek yok hareket edebiliyorsan hemen şimdi..

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

 



Gaziantep Öğrenci Koçluğu

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.
Lisans
Uzman Psikolojik Danışman Okan Bal, Pedagog, Aile Danışmanı ve Öğrenci Koçu, Başlıca Danışmanlık Konuları, Aile Danışmanlığı, Evlilik Danışmanlığı, Anne Baba Danışmanlığı, Öğrenci Koçluğu, Çocuk Danışmanlığı, Çocuk Pedagog, Ergenlik Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık Desteği, Zeka Testleri, Çocuk Gelişim Testleri Konuları. Başta Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey Olmak Üzere Çevre İller Olan Adıyaman, Kahramanmaraş Şanlıurfa, Kilis, Nizip, Besni gibi yaşam alanlarından destek almak için randevu oluşturabilir destek alabilirsiniz.