Çocuk ve Ergende Takıntılar

Belirtileri nedir?  Nasıl ilerler?

Aşırı zorlayıcı, istenmeyen, rahatsız edici düşüncelere, görüntülere eşlik eden kaygı ve bu kaygıyı gidermek için girişilen tekrarlı zorlayıcı ritüel ve davranışlara takıntılı zorlantı bozukluğu diyoruz. Bireylerde çocukken 4 yaşında belirebileceği gibi çoğunlukla ilk 6 ila 9 yaşlarında ortaya çıkar. Erken ergenlik ve yetişkinlik dönemleri de başlangıç yaşları olabilir.  Bu rahatsızlığı geliştiren çocuklarda sanki yapısal bir temel varmış gibi daha sonraki hayatları boyunca gelip gitme eğilimi gösterir.  Duygusal yaşantı ısrarlı ve sürekli bir kaygıyı içerir.  Belirtilerin başlangıcı ve seyri nedenleri ile ilgili net bir şey göstermese de çocuğun ve ailenin gelişimsel süreçlerindeki zorlanmalar belirleyicidir.  İlişkiler açısından takıntılarla ve zorlayıcı davranışlarla aşrı meşgul olmak ilişkileri ve günlük yaşamı zorlar.   Bu çocuklar kaygılarını düzenlemeye çalışırken  bulundukları ortamları ve ilişkilerini daha fazla kontrol etme eğilimindedirler.  İlişkilerde katılık, kontrol ve bağımlılık gözlenebilir. Çocuk incinebilirliği ifade etmekte zorlansa da bu, yakınlık ve arkadaşlık kurma becerisini etkilemez.

Çocuklarda Tikler ve Tik Bozuklukları

Tikler birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, ritmik olmayan istemsiz devinimler ve ses çıkarmalardır. Tikler zaman içinde frekansları, karmaşıklıkları, yoğunlukları, nerede sergilendikleri ve süreleri ile ilgili fazlasıyla değişkendir. Bu değişkenlik içinde tikler neredeyse kesintisiz sürekli sergilenebilirken gün içinde birkaç dakika ile de sınırlı kalabilir. Tikler bir süreklilik çizgisi üzerinde 1 – 2 ay süren geniz temizleme ya da göz kırpıştırmadan başlayıp daha ciddi ve hayat boyu devam eden artan ve karmaşıklaşan çoklu devinimsel ve sözel tikleri içerebilir. Tikler geçici ya da kronik tik bozuklukları ile Tourette sendromu altında sınıflanır. Bazı çocuklar geçici ve kısa süreli tikler geliştirirken bazıları uzun süreler devam eden ya da hayat boyu devam eden ve içerik değiştirip daha karmaşık hale bürünen tikler geliştirebilir. Tikler içerikte istemsiz vokal sesleri hatta küfür ve diğer tabu nitelikteki ifadeleri içerebileceği gibi yüzde göz ve ağız hareketlerini ya da kol ve diğer beden hareketlerini içerebilir. Tik bozuklukları olan çocukların duygusal ve ruhsal durumları ele alınırken hem doğal mizaç özelliklerinin hem de çevresel sosyal etkenlerin belirleyici olduğu görülür. Tikler çocuk baskı altındayken, yorgunken ya da altta yatan tıbbi bir rahatsızlık olduğunda artış gösterebilir. Çevresel uyaranlar da tikleri tetikleyebilir. Uykudayken tikler belirgin şekilde azalır ya da hiç görünmez. Erkek çocuklarda tiklerin görülme oranı kız çocuklara göre 3 kat fazladır. Tik geliştiren bir çocuğun yoğun utanç, kaygı ve depresyonuna çoğunlukla sosyal etkenlerin katkıda bulunduğu görülmektedir. Tikleri nedeniyle alay ve küçümsenme gören ve bunlardan kaçınmak isteyen çocukların okula gitmeyi reddetmeleri gündeme gelebilir. Ebevenler tiklerin görünen belirtilerini azaltabilen ilaç tedavisinin çocuklarının bilişsel ve duygusal yaşantılarına olan olumsuz etkileri karşısında ikilemde kalabilirler. Çocukların tikleriyle ilgili düşünceleri çoğunlukla sorunlarının nedenine ilişkin bir kafa karışıklığı içerir. Çocuklar başkalarının davranışlarını kişisel ve kendilerine yönelik değerlendirip kimi zaman baskılayabildikleri belirtileri kontrol edemedikleri için kendilerini suçlayabilirler. Çocuğun çevresindekilerle ilişkileri açısından tikleri olan çocukların kendilik bilincinin oldukça yüksek, akranlarından uzak ve kendilerini yalıtmış olduklarına tanık olabiliriz.

Tik bozukluğu olan çocuklarla öncelikli tedavi hedefi çocukların bu belirtilerini herhangi başka türlü bir özrü kabullenmeleri gibi kabul etmelerine ve utanç duygusunu azaltarak özdeğerlerini ve özgüvenlerini arttırmaya yöneliktir. Geçici tik bozukluğu genelde bir girişim olmadan kendiliğinden geçer. Kronik tik bozukluğu ve Tourette sendromu vakalarında etkinliği belirlenmiş bilişsel ve davranışçı tedavi yöntemleri çocuğun ailesini de dahil edecek şekilde değerlendirilir.

Çocukta Korku

Üç ila sekiz yaşlarında çocukların kendi ya da anne babalarının güvenlikleri ile ilgili endişelenmeleri ve karanlıktan korkmaları doğaldır. Çocuklar anne babalarının sandıkları kadar güçlü olmadıklarını ve karşılaşabilecekleri kazalardan her zaman koruyamayacaklarını anladıklarında korku duygusunu geliştirirler.

Çocuğunuzun korkuları çoğunlukla geçicidir.

Araştırmalar okul öncesi çocukların hemen hepsinin en az bir tür korkusu olduğunu ortaya koymaktadır. Okul öncesi çocukların korkuları yalnız kalmak, yalnız uyumak, bazı büyük hayvanlar, kötü insanlar, canavarlar, hayaletler, fırtına, karanlık, yaralanmak ya da sevilen birinin yaralanması olarak belirir. Küçük yaşlardaki bu korkuların bir kısmı zamanla kaybolur. Yaralanma ya da anne babadan ayrılma gibi korkular ergenliğe kadar sürebilir. 7-8 yaşlarındaki bir çocuk ölümün herkesin başına gelebilecek sürekli bir ayrılık olduğu bilincine varır ve anne babasını kaybetmekten korkabilir. Çocuğun korkularının yeni bir eve taşıma, okul değiştirme ya da ailede bir kayıp durumunda belirmesi ya da artması doğaldır. Bunların dışında her on çocuktan birinin ani hareketler ve yüksek ses karşısında diğer çocuklara göre daha fazla tepki gösterdiği görülmektedir. Araştırmalar bu tür çocukların sinir sisteminin daha duyarlı olduğunu ve ürkülecek durumlarda daha fazla tepki verdiklerini göstermektedir. Kabuslar da bir korku nedeni olabilir ve çoğunlukla çocuğun var olan korkularının bir dışa vurumudur. Çocuk büyüdükçe rüyalarının ve kabuslarının içeriği değişse de ortak tema bir tehlike karşısında yaşanan acizlik ve umutsuzluktur.

Çocuğunuzun korkuları geçici olmaktan öteyse…

Çocuklukta ya da ergenlikte nadiren görülen kabuslar normal sayılsa da bir çocuk haftada 3-4 kez kabus görmeğe başlamışsa bu aşırı bir endişenin görüntüsü olabilir. Bir çocuk annesinin yanından bir an bile ayrılmak istemiyorsa, anne babası yanında değilken gergin ve sinirli olup bazı fizyolojik tepkiler veriyorsa anne babasını bir daha göremeyip ayrı kalacağı endişesini aşırı ölçüde yaşıyordur. Bazı çocuklar risk alma ya da yeni şeyleri denemekte isteksiz davranabilirler. Bu doğaldır. Ancak çocuğun korkuları onu üzüyor, sosyal ilişkilerini etkiliyor, okulda ya da evdeki faaliyetlerini engelliyorsa bu korkuları aşırı demektir. Bir çocuk böcekler ya da yükseklik gibi belirli şeylere karşı aşırı korku ve tepki veriyorsa fobi geliştirmiş olabilir. Fobiler genellikle olumsuz ve stresli bir durumla karşı karşıya kalınıp başa çıkılamadığında gelişir. Çocuk bu durumda korktuğu şeyle karşılaşabileceği ortamlardan uzak durup kendini güvende hissettiği ortamlarda kalmayı tercih edecektir. Bir başka örnekte, çocuğunuz mikroplardan ya da diğer kirli şeylerden korkup ellerini sık sık yıkayarak kaygısını gidermeğe çalışıyorsa obsesif kompulsif bozuklukta (OKB) görülen belirtileri sergiliyor olabilir. OKB de korkular aşırı ve mantıksız olup bu korkuların yarattığı endişeyi gidermek için yapılanlar tekrarlı ve zaman alıcıdır.

Çocuğunuzun korkularının üstesinden gelmesinde nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Çocuğunuzun korkularının kabul edilebilir bir düzeyde mi yoksa aşırı mı olduğunu belirlemek için yaşıtlarını gözlemleyip o yaş çocuğunda karşılaşılan korkuları belirleyebilirsiniz. Çocuğunuzun bir ya da daha fazla sayıda korkusu olabilir ancak bunlar günlük yaşantısını etkilememeli. Çocuğunuzun korkularından söz etmesini sağlayın. Neler onu korkutuyor? Korkuları belirli bir kişi ya da duruma mı yönelik? Kendisi korkularını anlamlı buluyor mu? Korkularını kontrol edip bunlarla başa çıkabiliyor mu? Bu soruların yanıtlarına göre çocuğunuzu bir tedaviye yönlendirmeği düşünebilirsiniz. Çocuğunuzun korkuları gerçektir ancak bu gerçekçi oldukları anlamına gelmez. Korkuların gerçekçi olmadığını belirlediğinizde korkularına değil endişesine anlayış gösterin. Örneğin, çocuğunuz gerçek üstü bazı yaratıklardan korkuyorsa yaratıkları uzaklaştırmak için değil sadece daha rahat hissetmesi için ışıkları açık bırakın. Korkularına ilişkin çocuğunuzu gerçekçi açıklamalarla bilgilendirin. Çocuk, korkularının gerçekçi olmadığını anladıkça bu korkular zamanla azalır ya da kaybolur. Bu süreç yavaş ve küçük adımlarla ilerlenen bir süreçtir. Anne-babanın takibi ve desteği dışında öğretmeni de bu süreçte takip ederek, anne-babayı bilgilendirerek destek olabilir. Ayrıca doktorun da çocuğunuzun korkularının aşırı olması durumunda bunu belirleme ve sizi bir uzmana yönderdirme yardımı olacaktır.

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.