Çocuğun Kişisel Sosyal Gelişimi

Erikson’a göre kişiliğin gelişimi doğumdan ölüme kadar sekiz evrede gelişir. Çocuğun kişilik gelişimini belirleyen ise beş evre vardır. Merkezinde; güven, özerklik, girişim, çalışma ve başarma, kimlik, yakınlık kurma, üretkenlik ve benlik bütünlüğü gibi kavramların bulunduğu bu kurama Erikson’un Psikososyal Gelişim Evreleri denir. Erikson bu kuramında çocukların hangi iki uçta gidebileceğini aktarmıştır. Ailenin yanlış tutumu ile çocuklar olumsuz uca gidebilirken, ailenin doğru yönlendirmesi çocuğu olumlu olan diğer uca götürebilir. Bu nedenle anne-babalara her bir yaş döneminde o dönemin kritik kavramlarının gelişmesi için çaba göstermelidir.

TEMEL GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİK (0-1 YAŞ)

Yaşamın ilk yıllarında çocuklar tamamen dışa bağımlı ve başkasının desteğine muhtaç halde oldukları için çocuktaki güven duygusunun gelişimi bebeğin bakıcısının (genelde anne) güvenirliğine ve niteliğine bağlıdır. Anne ve babadan sevecen, güvenilir davranışlar gören çocuklarda sağlam bir temel güven duygusu oluşur. İlk dönemlerinde yanlış ya da sert bir bakıma maruz kalmış çocuklarda ise güvensizlik duygusu oluşur ve çocuk bu duyguyu daha sonraki ilişkilerine yansıtabilir. Bu dönemde anne her ihtiyaç duyduğunda çocuğun yanında olmalıdır. Bu gerçekleşmediğinde çocuk dünyaya ve inşalara karşı bir güvensizlik geliştirir. Bu güvensizlik hissi çocuklarda korkuya ve dünyanın tutarsız bir yer olduğu inancına yol açabilir. Çocuğu bu kaygıya maruz bırakmamak için bakımını düzenli yapmak ve ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını yeterince karşılamak gerekir. Acıktığında doyurmak, tuvaletini yaptığında altını değiştirmek, ağladığında hemen yanında olmak, huzursuz olduğunda teskin etmek bu dönemde çocuğa yapılacak en büyük katkıdır.

ÖZERKLİĞE KARŞI UTANÇ VE KUŞKU (2-3 YAŞ)

Erikson çocuğun yürümeye başladığı bu dönemde hareket alanının genişlemesiyle bağımsızlık ya da özerklik duygusunun ortaya çıktığını savunur. Çocuk kendi başına hareket etmek ister. Çünkü yürümesiyle anneden ayrı bir birey olduğunu fark etmeye başlamıştır. Anne ve babanın çocuğun bu özerklik dönemine sağlıklı bir şekilde rehberlik etmesi gerekir. Eğer çocuk anne-babanın aşırı koruyuculuğu nedeni ile sürekli engellenirse, bağımsız olma, girişiminin önüne geçilirse, başarısız olma ve küçük düşme duygusuyla karşı karşıya kalırsa kuşku ve utanç duygusuyla hareket etmeye başlar. Bu durum çocuğun kimlik gelişimine ve öz değer duygusuna zarar verir. Çocuk eğer bu evreyi sağlıklı atlatabilirse yaşamının diğer safhalarında karşılaştığı zorluklara yeni keşif olanakları olarak bakabilir.

GİRİŞİMCİLİĞE KARŞI SUÇLULUK (4-5 YAŞ)

Dört yaşındaki bir çocuk artık biraz planlama yapabilmeye, belirli belirli hedeflere ulaşmak için girişimlerde bulunmaya başlamıştır. Çocuk bu yeni bilişsel becerilerini ve teşebbüslerini çevresindeki dünyayı fethetme çalışmalarıyla sınar. Sokağa tek başına çıkmayı, yürürken elinizi tutmamakta ısrar etmeyi, bir oyuncağı parçalarına ayırdıktan sonra yeniden birleştiremediğini görünce parçalarını anne/babasının kafasına atmayı deneyebilir. Evin dolaplarını karıştırabilir. Bu dönemde çocuk dünyayı kendi girişimi ile keşfetmek istemektedir. Duvarları çizmek, eşyaları farklı amaçlı kullanmak hep bu girişimcilik döneminin bir sonucudur. Bu dönemde çocuğun sergilediği bu davranışları ebeveynler yaramazlık olarak görebilirler. Çocuğun bu dönemdeki sert davranışları kendi kuvvetini denemesinin bir tezahürü olabilir. Çocuğun bu davranışları aşırıya götürmesi ebeveyn tarafından kısıtlayıcı, cezalandırıcı şekilde cevap bulursa bu durum suçluluk duygusuna neden olabilir. Bu evrenin sağlıklı atlatılamaması ileri ki yaşlardaki ilişki ve girişimlerinde suçluluk ve çekingenlik hissetmesine neden olabilir. Çocuğun vicdani gelişimi için elbette suçluluk duygusunu sağlıklı bir miktarda yaşamaya da ihtiyacı vardır fakat bu duygunun fazlalığı çocuğun üretkenliğini olumsuz etkiler.

BAŞARIYA KARŞI AŞAĞILIK DUYGUSU (6-12 YAŞ)

Okula başlamak bu evrenin ortaya çıkmasındaki temel etkendir. Çocuk artık okumayı öğrenmek, matematik sorularını çözmek ve okul becerilerinde başarılı olmak gibi yeterlilikler geliştirmelidir. Bu dönemde çocuk hayatın herhangi bir alanında başarılı olmak ister. Ya derslerde, ya sanatta, ya resimde ya da müzikte çocuk başarılı olduğunu görmelidir. Ailenin görevi bu dönemde çocuğun başarılı olduğu alanı bulmak ve çocuğa yansıtmaktır. Çocuğun farklı yeteneklerini keşfedilip çocuğa başarılı olduğu gösterilmezse, çocukta bir aşağılık duygusu gelişebilir. Öte yandan, bir miktar alçak gönüllülük için biraz başarısızlık da gereklidir. Başarıya aşırı önem verilmesi çocukta başarısızlığın kabul edilemez olduğuna dair bir inancın yerleşmesine ve işkolikliğe dönüşmesine sebep olabilir. İdeal olan başarı/yeterlilik duygusuyla başarısızlık duygusu arasındaki dengenin sağlanmasıdır.

KİMLİĞE KARŞI ROL KARMAŞASI (13-18 YAŞ)

Büluğ çağındaki çocuk önemli bir görevle yüzleşir ve bu dönemde ergen kimliğini ve üstlenmesi gereken rolleri yeniden değerlendirir. Erikson bu evrede cinsel kimlik ve mesleki kimlik olmak üzere iki kimliğin söz konusu olduğunu savunur. Ergenlik çağındaki çocuk bu evreyi ne yapmak ve nasıl biri olmak istediğine dair görüşleri ve uygun cinsel rolü yeniden bütünleşmiş olarak geride bırakır. Bu evrede söz konusu olan risk; bu yaşlarda karşısına çıkan çok sayıda rol seçeneği karşısında çocuğun karmaşaya düşebilmesidir. Aileye düşen görev bu dönemde çocukları için uygun olan mesleği, onun yeteneklerini göz önüne alarak bulmaya çalışmaktır. Cinsel kimliğin gelişmesinde ise çocuklara rehberlik etmek gerekir.

Erikson’un bu dönemleri çocukları hangi yaş diliminde takıldıkları hakkında fikri vermesi açısından oldukça önemlidir. Topluma ve insanlara karşı güvensiz bir çocuk gördüğümüzde, bu çocuğun 0-1 yaş döneminde anne ile güven temelli bir ilişki kuramadığını söyleyebiliriz. Utangaç çocukların ise 2-3 yaş döneminde bağımsızlık girişimi engellendiği için utangaç olduklarını sonucunu çıkarabiliriz. Aşağılık duygusu yaşayan bir çocuğun 6-12 yaş döneminde bir alanda başarılı olarak ilan edilmediği için bu duruma düştüğü sonucunu çıkarabiliriz. Eğitimcilere ve ailelere düşen görev ise çocuğun içinde bulunduğu dönemin kritik kavramların farkına varmak ve ona göre çocuğu yönlendirmektir.

Kaynakça: Çocuk Gelişim Psikoloji – Denise Boyd, Helen Bee – Kaknüs Yayınları – 2009

Denver II Çocuk Gelişim Tarama Testi

Küçük çocuklarda varolan gelişimsel sorunları tespit etmek amacıyla geliştirilmiş bir ölçme aracıdır. Çocuğun yaşına uygun birtakım becerilerini değerlendirmek, gelişimsel olarak şüpheli durumları objektif olarak ölçmek ve risk altındaki çocukları izleyebilmek için 116 madde ve 4 alt bölümden oluşan bir ölçektir.

Zeka testi değil, gelişim testidir.

0-6 yaş arasındaki çocuklara uygulanan bir testtir. Çocuğun yaşının küçük olduğu durumlarda anne,baba ve çocukla birlikte uygulama yapılmaktadır.

Anne babadan çocukla ilgili bazı bilgiler alınır ve uygulamaya geçilir. Test formunda yer alan maddelerden anneye yöneltilmesi gereken sorular anneye yöneltilir ve çocuğun yapması beklenen maddeler ise çocuğa yöneltilir. Testin verilişinde standart yönergeye uyulması gerekmektedir.

Denver II sağlıklı görünümdeki çocuklarda olası gelişimsel sorunları saptamak amacı ile kullanılır. Üç temel alanda değerlidir:

a) Sağlıklı gözüken çocukları olası sorunları yönünden taraması,

b) Gelişimsel gerilik olduğundan kuşkulanılan işlevleri nesnel şekilde saptama olanağı vermesi,

c) Riskli bebekleri (örneğin doğum öncesi sorunlar, düşük doğum ağırlıklı ya da erken doğmuş, çoğul gebelikler, ailede gelişimsel sorunu olanlar, yardımcı üreme teknikleri ile doğan bebekler v.b.) izlemede kullanılabilmesi.

Kapsadığı kişisel-sosyal, ince motor, dil ve kaba motor alanlarda çocuğun kendi yaş grubundaki diğer çocuklarla karşılaştırılarak hangi yüzdelik diliminde olduğunu göstermesi açısından diğer birçok gelişimsel tarama testine göre daha kolay uygulanma özelliği taşımaktadır.

Çocuk Gelişim Testi Nasıl Yapılır?

İster sağlıklı olsun isterse gelişim sorunu olsun, çocukları gelişimsel olarak izlemlemek ve değerlendirmek önemlidir. Anne babaların gözünden kaçan detaylar, bazen gelişimsel olarak önemli olabiliyor. Çocuğun gelişimsel olarak yaşıtlarından geride ya da ileride olma durumunda, çocuk kadar anne babanın da yönlendirilmesi ve onlara doğru rehberlik yapılması gerekmektedir.

Bu amaçla uygulanan gelişim testleri bulunmaktadır. Bir çocuğa gelişim testi uygulamak için, gelişimsel olarak risk altında olma zorunluluğu yoktur. Genel gelişim durumunu takip etmek, kazanmış olduğu bilgi ve beceri düzeyini belirlemek adına da gelişim testi yapılabilir.

Ancak gelişim testi ile zeka testi birbirine karıştırılmamalıdır. Gelişim testi doğum sonrasında ve onu izleyen süreçlerde uygulanabilir, ancak zeka testinin yapılabilmesi için çocuğun 6 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir.

Gelişim testinde çocuklar 5 ana gelişim alanında değerlendirilir.

  1. Zihinsel gelişim
  2. Sosyal- duygusal gelişim
  3. Motor gelişim
  4. Dil gelişimi
  5. Özbakım gelişimi

Özbakım gelişimi ile ilgili maddeler çocuğun anne ya da babasına sorularak doldurulmaya çalışılır, ancak diğer gelişim alanlarında çocukla birebir uygulama yapılır.

Bu uygulama sırasında önce çocuğun takvim yaşı gün/ay/yıl olarak hesaplanır ve bu aralıkta ondan beklenen becerileri yapıp yapamadığı test edilir.

Uygulama sırasında testi yapan kişi çocuğa tardım etmez, onu yönlendirmez. Sadece soruları sorar ya da yönergeleri vererek çocuğun bu yönergeler uygun davranıp davranmadığını gözlemler.

Gelişim testi sonucunda eğer çocukta bir ya da birkaç gelişim alanında yaşıtlarında geride olma durumu tespit edilirse, detaylı bir gelişim taraması için farklı alanlara da yönlendirilebilir.

Örneğin, tüm gelişim alanlarında yaşıtlarının düzeyinde fakat dil gelişim alanında geride çıkan bir çocuk, dil gelişimine yönelik çalışmalar planlanır.

Gelişim testi 6 ayda bir tekrarlanabilir. Test sonucuna göre çocuk gelişim takibine alınmışsa, her ay test tekrarlanmaz ama her ay kontrol sırasında hangi becerileri kazandığı, gelişim hızı takip edilir. Gerekli görülürse aileye ev destek programı hazırlanır ve Ebeveyn danışmanlık hizmeti sağlanır.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.