Çocuğa sorumluluk duygusunu öğretmek

Çocuklara ”yapamaz” düşüncesiyle görev vermemek, sorumluluk yüklememek hayata eksik hazırlanmalarına sebep oluyor.

Aşırı kollanan, baskı altında tutulan ve sorumluluk verilmeyen çocuklar, pasif, içine kapanık, üzerine düşen görevleri birilerinin yapmasını bekleyen bir fert haline dönüşür. Çocuklara, yaşlarına uygun vazifeler vermek gerekir.Sorumluluk duygusunun; çocukların gelecekte kendine olan özgüveni yüksek, bağımsız ve başarılı bir birey olarak yetişebilmesi için aile tarafından kazandırılması gerekir. Ebeveynler olarak çocuğunuza vereceğiniz görevler onun kişiliğine ve gelişimine olumlu katkılar sağlayacaktır.

Okulöncesi dönem olarak nitelendireceğimiz iki yaşından itibaren çocuğa ufak da olsa yaşına uygun yapabileceği tarzda sorumluluklar vermek ve onu alıştırmak gereklidir. Şunu unutmamak gerekir ki sorumluluk, verilebildikçe alınabilecek bir şeydir. Mesela çocuğunuz kaşık tutma olgunluğuna eriştikten sonra yemeğini kendi başına yiyebilmesi için izin vermek veya dağıttığı oyuncakları toplamasını istemek gibi küçük adımlar onun hayata daha iyi hazırlanmasına yardımcı olacaktır. Ancak ne yazık ki birçok anne ve baba o daha küçük, bir şey yapamaz mantığıyla düşünmektedir. Çocuğun yapması gerekenleri onun adına yapmaktadırlar. Çocuğa aşırı korumacı ve kollamacı bir tutum sergileyerek çocuğun seçim yapmasını engelleyen ailelerin çocuklarıyla ilgili hayal kırıklığı yaşaması kaçınılmaz bir durumdur.

Sorumluluk çocuk karakterinde belirleyici

Aile tarafından sorumluluk verilmeyen çocuk, okula başladığında ev ödevlerini yapmak istemeyecek, odasını toplamayacak ve kendi üzerine düşen görevleri hep başkasının yapmasını bekleyecektir. Yine aynı şekilde aşırı disiplin ve otoriter bir ailede yetişen çocuk için durum çok farklı değildir. Çünkü çocukta tek başına karar verme yetisi gelişmemiştir. Aile çocuğa baskıcı bir tutum uyguladığından çocuk pasif, içe kapanık ve sorumluluktan yoksun bir şekilde büyütülmüştür. Aile her şeyin en iyisini çocuk için yapmaktadır. Dolayısıyla çocuk, hayatının ilerleyen dönemlerinde büyüyüp yetişkin bir birey olduğunda kendi ayakları üzerinde durması güç olacak ve karar verme yetileri gelişmeyecektir.

Sorumluluk için ona yaşına uygun vazifeler verin

Aile olarak yapabileceği görevleri kısa cümleler kurarak çocuğa açık ve net bir biçimde ifade edin.

Sorumlulukların çocuğunuzun yaşına ve karakterine uygun olmasına dikkat edin.

Günlük hayatınızda yapacağınız işlerde size yardım etmesi için onu teşvik edin.

Sofranın hazırlanmasına yardım etmek, çalan telefonlara bakmak gibi basit görevler verebilirsiniz.

Çocuğunuzun sizden ayrı bir birey olduğunu kabul edip ona seçme şansı verin. Bu şekilde olumlu veya olumsuz sonuçları görmesine yardımcı olmuş olursunuz.

Destek olun, fakat müdahale etmeyin.

Ebeveyn olarak ona sorumluluk konusunda örnek olmaya çalışın, unutmayın ki çocuğunuz sizin birer yansımanız olacaktır.

Çocuğunuz vermiş olduğunuz bir görevi başardığında onu mutlaka “Aferin, çok güzel yapmışsın.” gibi sözcüklerle ödüllendirin.

Sorumluluklarını yerine getirmediğinde onu cezalandırmaya kalkmayın. Ebeveyn olarak çocuğunuza vereceğiniz ceza ödül vermemek olmalıdır.

Yenidoğan bebek neler yapar? Çocuk Gelişimi

Yenidoğan bebeğin farkındalığı sınırlı olsa dahi duyabilir, görebilir, koklayabilir, tat alabilir ve dokunmayı hisseder

Yenidoğan bebeğin farkındalığı sınırlı olmakla beraber duyabilir, görebilir, koklayabilir, tat alabilir ve dokunmayı hissedebilir. Her an öğrenir; bu nedenle zengin bir uyarıcı çevreye ihtiyacı vardır. Ayrıca yaşaması için gerekli olan uyaranlara otomatik olarak verdiği refleksif tepkileri vardır.

Duyma: Bebek daha anne karnındayken, 6. ve 7. aylarda duymaya başlar. 1 haftalık iken annesinin sesini tanır ve diğer seslere tercih eder. Onunla konuşulduğunda hareketleri azalır. 4 günlükken, acıkmışsa annenin ayak sesini duyunca besleneceğini anlar ve ağlar. Kulağının çok yakınında çıngırağı sallayıp el çırparsanız, sesin geldiği yöne bakmaya çalışır. Refleksif sesler çıkarır.

Görme: Dünyaya geldikten sonraki ilk birkaç saat içinde annenin yüzüne, gözlerine ve sesine karşı duyarlılığı oluşmuştur. Parlak renkli, hareketli objelere, özellikle insan yüzüne tepki verir. 15-25 cm. uzaklıkta (emzirirken bebekle annenin gözleri arasındaki mesafe) olan objeyi görür. Yeşil ve kırmızı en iyi görebildiği renklerdir. Asılı duran, sallanıp ses çıkaran parlak renkli, hareketli oyuncaklardan hoşlanır. 3. haftadan sonra annenin yüzünü inceler ve seyreder. Yüzde özellikle baktığı alan açılar ve renk kontrastı olan yerlerdir. Buraları alın ve saçların kesiştiği çizgi, kaşlar ve gözlerdir. Annenin yüzünü, diğer yüzlerden henüz ayırt edemez; bu beceri ancak 2. aydan sonra gelişir. Göz bebekleri ışığa duyarlıdır; parlak bir ışık karşısında gözlerini kapatabilir. Dik tutulduğunda gözlerini açabilir; yatar pozisyondayken gözleri kısık bakar. Net görme ancak 2.-4. aylar arasında gelişir.

Koku alma: Annenin kokusunu, 1-2 haftalık iken ayırt eder.

1.ayın sonuna doğru, yüzükoyun yatarken başını kısa bir süre için kaldırır.

İlk ayda bilinçli olmayan, kendiliğinden gülümseme görülür. Uyarana cevap niteliğinde gülümseme (sosyal gülümseme) 5.-6. haftalarda görülmeye başlar.

Kucağa alınınca fiziksel temas sayesinde sakinleşir, kendini güvende hisseder.

Refleksler: Bebek doğduğunda sinir sistemi tam olarak gelişmiş değildir. Bu nedenle doğduğu andan itibaren bebeğin hareketlerinin bir bölümünü refleksler oluşturur. Refleksler, beynin gelişmesi ile ortadan kaybolurlar.

Emme: Yanağına ve ağzının kenarına dokunulunca başını o yana döndürerek emmek iste

Yemek Yemeyen Çocuk İçin Öneriler

Uzmanlara göre 8-9 aylıktan okul çağına kadar sürebilen iştahsızlık sorununu, doğru zamanda, doğru besin seçimi ve doğru yaklaşımla çözmek mümkün.

‘Çocuğuma bir türlü yemek yediremiyorum’, ‘Saatlerce yemek vermesem, umurunda bile olmuyor’… Bu tür yakınmaları çevremizde sıkça duyuyoruz, çünkü hemen her annenin sorunu aynı; iştahsız çocuklar!

Özellikle 8-9 aylıktan okul çağına kadar uzanan dönemde, anne-babalar en çok çocuklarının iştahsız olmasından yakınıyor. Çocuğun yeme isteği büyüme hızına ve kişisel durumuna göre belli dönemlerde değişse de, özellikle 1-2 yaş arası, iştahın en düşük seviyede olduğu dönemi oluşturuyor.

İştahsız çocuk, anne-babaların çözüm bulmakta güçlük çektiği can sıkıcı sorunlardan biri. Bu dönemde özellikle yemek seçme ve yemeği reddetme davranışlarının sıkça karşılaşılan sorunlardan biri.

Çocuğunuz bazı günler az, bazı günler fazla yiyorsa bu yaşının getirdiği doğal bir özellik, dolayısıyla üzerinde durmanız gerekmiyor. Ayrıca çocuğunuz sık ve az yemeye alışmışsa, bu şekilde yenen yemek de ana öğünde yenen kadar besin değeri taşıyabileceği için ‘fazla besin almıyor’ diye endişelenmenize gerek yok. Ancak uzun süredir iştahsızca ve yetersiz kilo alıyorsa bu sorun bağırsak parazitleri, kabızlık, kansızlık veya idrar yolu enfeksiyonundan kaynaklanabileceği için mutlaka bir doktora başvurun.

ÇOCUKLAR NEDEN İŞTAHSIZ OLUR?

Çocuklarda iştahsızlık probleminin diş çıkarma, kansızlık ve ateşli hastalıklar gibi sağlık sorunlarında, anne-babanın boşanması gibi psikolojik travmalarda ama en çok da anne ve babanın beslenme konusunda yaptıkları hatalar sonucunda oluştuğuna dikkat çekiyor. Çünkü çocuğa yemek yeme konusunda baskı yapmak, yediği takdirde ödüllendirmek tam aksine yemediğinde ceza vermek bir işe yaramadığı gibi sorunun daha da büyümesine yol açıyor.

İŞTAH ARTIRAN ÖNERİLER

YEMEK ÖNCESİNDE…

• Çocukların aşırı yorgun ve uykulu oldukları zaman iştahları olmadığı için yemek saatlerini buna göre düzenleyin.
• Sofraya oturmadan önce çocuğunuzla oyun oynayın. Oyun sayesinde neşelenen çocuk yemekten daha fazla keyif almaya başlar.
• Yemek aralarında çocuğunuza şeker, çikolata, pasta, kolalı ve diğer fazla şekerli içecekler kesinlikle vermeyin. Yarım su bardağı kutu meyve suyu içmesi bile onun iştahının kapanmasına neden olabilir.

YEMEK SIRASINDA…

• Yemek yedirmek için ısrar etmeyin, onu ödüllendirmeyin veya ceza vermeyin. Sanılanın aksine bu davranışlar çocuğun yeme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkiler.
• Çocuğunuz yemek zamanında mama iskemlesine oturarak ve aile sofrasına katılarak yemek yemenin sosyal bir olay olduğunu görerek öğrenmeli. Dikkatli olun, büyük kardeşlerinin ve aile büyüklerinin sofraya oturmaması, yemek seçmesi ve yemekleri beğenmemeleri çocuğunuzun yeme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etki yapabilir.
• Yemeği televizyon olmayan, dikkatinin dağılmayacağı sessiz bir ortamda yedirin, zamanının güzel geçmesine özen gösterin. Bir şarkı ya da masalla bu süreci neşelendirebilirsiniz.
• Çocuklar 1,5 yaşından sonra çatal kaşık kullanabilirler, dolayısıyla bu yaştan sonra kendi kendine yemesini desteklemek için kaşığı ağzına vermektense eline verip, yemesini bekleyin. Böylece yediği yemekler konusunda karar verme inisiyitafinin kendinde olduğunu düşünecektir.
• Tabağı tepeleme doldurmak görüntü açısından itici gelebileceği için porsiyonları ufak tutun.
• Kolay çiğneyebileceği ve yutabileceği besinleri tercih edin. Zorlamadan değişik yemek çeşitlerine alıştırarak tek bir besin türüne bağımlı kalmasını önleyin. Örneğin aşırı miktarda süt tüketimi birçok besini reddetmesine yol açar.
• Çocuğunuz sizin beğendiğiniz yemek düzenini ve çeşidini benimsemek zorunda değil, kendi çeşidini kendisinin bulmasına izin verin.

• Acele yedirmek, yemek yemeğe yeterli zaman tanınmaması ya da tam tersine yemek süresini çok uzatmak (yarım saat normal bir süredir) ve yemeği döktüğünde tepki verilmesi çocuğunuzu olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla bu tür davranışlardan sakının.
• Yemeğin aşırı soğuk ya da sıcak olmamasına dikkat edin. Ayrıca birçok çocuk yemekte birbirine karışmış şeyleri reddeder, çok pişirilmiş ve tadı bozuk yemekleri yemezler. Bu noktayı da göz ardı etmeyin.
• Bu yaşlarda yemek seçme de sık rastlandığı için yemek çeşidini artırın. Yemek istemiyorsa yiyecekleri önünden alın, tepki göstermeyin, korkutmayın. Tekrar yemek isterse aynı yiyeceği önüne koyun, tekrar istemezse bir öğün başka yemek vermeyin. Alışkanlık yaratacağı için yemediği zaman aç kalacak endişesiyle süt ve sevdiği içecekleri vermeyin.
• Yemek yerken parmaklarını kullanmasına, yemeklerle oynamasına, etrafı dağıtmasına göz yumun, engellemeyin.
• Doyduğuna dair bir işaret aldığınız an yemesini durdurun, son lokmasına kadar yedirmek zorunda değilsiniz.

SÜT İÇMEK İSTEMİYORSA…

• Bazı çocuklar sütü soğuk bazıları ise sıcak ya da ılık sever. Çocuğunuzun sütü nasıl sevdiğini deneyerek bulun.
• Sütü renkli ve desenli bardağın içine koyun ve bardağına renkli bir kamış yerleştirin.
• Sütlaç ve muhallebi gibi tatlılar yapın.

• İçmemekte direniyorsa siz de ısrar etmeyin, çünkü yoğurt, peynir, et ve yumurta ile de çocuğunuzun protein ihtiyacını karşılayabilirsiniz.

ET YEMEK İSTEMİYORSA…

• Köfte sert geliyorsa, dolmalara kıyma ekleyin.
• Kırmızı et sevmiyorsa, balık ya da tavuk eti yedirmeyi deneyin.
• Makarna seviyorsa üzerine kıymalı sos yapın.
• Çok sık olmamak kaydıyla kıymalı börek yedirin.
• Yumurta sarısı, yoğurt, süt ve peynir de et yerine geçebilir.

SEBZE YEMEK İSTEMİYORSA…

• Salatalık ve havuç gibi sebzeleri çiğ olarak, çubuk biçiminde hazırlayın. Bu şekilde sunum çocuğunuzun hoşuna gidebilir.
• Sevdiği yemeklere, örneğin çorbalara, köftelere ya da soslara rendelenmiş olarak sebze ekleyin, çocuğunuz bunu fark etmeden yer.
• Evde siz de sebze yemekleri yiyin, böylelikle sizden görerek zamanla sebze yemeye alışır.
• Yememekte ısrar ediyorsa, meyveler de sebze yerine geçer. İstediği meyveleri ya da meyve sularını verin.

HEP ŞEKERLİ ŞEYLER YEMEK İSTİYORSA…

• Evde fazla şekerli besin bulundurmayın. Böylece kolayca bulup yiyemez.
• Meyveleri çocuğunuzun ulaşabileceği bir yere koyun.
• Çikolata ve şekeri ödül olarak kullanmayın.
• Kurabiye ve kekleri meyveli yapın, böylece daha az şeker kullanmış olursunuz.
• Şekerli gıdaları yemek sonrası verin. Kesinlikle öğün aralarında atıştırma niyetine vermeyin.



Gaziantep Öğrenci Koçluğu

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.
Uzman Psikolojik Danışman Okan Bal, Pedagog, Aile Danışmanı ve Öğrenci Koçu, Başlıca Danışmanlık Konuları, Aile Danışmanlığı, Evlilik Danışmanlığı, Anne Baba Danışmanlığı, Öğrenci Koçluğu, Çocuk Danışmanlığı, Çocuk Pedagog, Ergenlik Danışmanlığı, Ebeveyn Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık Desteği, Zeka Testleri, Çocuk Gelişim Testleri Konuları. Başta Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey Olmak Üzere Çevre İller Olan Adıyaman, Kahramanmaraş Şanlıurfa, Kilis, Nizip, Besni gibi yaşam alanlarından destek almak için randevu oluşturabilir destek alabilirsiniz.