Boşanan Ebeveynlere Ebeveyn Danışmanlığı

Boşanmanın bir geçiş dönemi olduğu ve boşanmadan ziyade boşanma sonrası beliren tüm değişim ve uyum sürecinin çocuğu ve beraberinde ebeveynleri etkilediği görülmektedir.  Boşanmada anne baba arasındaki süre gelen ve devam eden çatışma ve anlaşmazlık kritik öneme sahiptir.  Öyle ki çatışmalı bir ebeveyn ilişkisinden boşanma ile uzaklaşan bir çocuk ebeveyn kaybına karşın bu çatışmadan daha fazla olumsuz yönde etkilenmektedir.  Değişim ve uyum sürecindeki olumsuzluklar, çocuğa almak isteyebileceğinden fazla yetişkinlik rollerinin dayatılmasını, ebeveyn kaybına yönelik yas ve özlemi, çökkünlüğü, mutsuzluğu ve farklı ortamlarda kendini gösterebilen uyum ve davranış sorunlarını getirebilir.  Burada boşanma sonrası ebeveyn çatışmasının nasıl yönetildiği, çoğunlukla babayı içeren ebeveyn kaybının nasıl giderildiği ve değişebilecek sosyo ekonomik şartları nasıl idare edebilecekleri belirleyicidir.

Boşanan anne-babalara ve çocuklarına yönelik bu aile terapisi içerikli çalışma seanslarında hedeflenen ebeveynleri süregelen çatışmalarını yönetmede ve boşanma kararını çocuklarına açıklamada yönlendirici olurken ebeveyn ve çocuklarını boşanma sonrası yeni ilişki dinamiklerine hazırlamaktır.

Çalışma sürecinde ele alınacak alanlar şunlardır:

  • Boşanma ve sonrasında ebeveyn ilişkileri
  • Boşanmanın çocuklara etkileri üzerine bilgilendirme
  • Boşanmanın çocuğa anlatılması ve değişime hazırlık
  • Çocukla anne baba ayrılığı ve değişen ebeveyn çocuk ilişkisinin çalışılması
  • Değişim sürecinde çocuk ve ebeveynin toplumsal yaşama uyumu ve olası destek kaynakları
  • Olası yeniden evliliklerde değişecek ilişki dinamiklerine hazırlanma

Ön Ergenlik Nedir? Anne Babaya Öneriler

Günümüzde yeni bir kavramla karşı karşıyayız: Ön Ergenlik. Beslenme değişiklikleri ve sosyal uyaranların ergenlik yaşını öne çekmesiyle ortaya çıkan bir kavramdır.

Pek çok araştırmacı, hekim ve eğitimci tarafından ergenlik dönemi kız çocuklar için 11 -13 yaş arası, erkek çocuklar için ise 13 – 15 yaş olarak belirtilmişse de son yıllarda gerek beslenme şekillerindeki değişiklikler, gerekse sosyal ve duygusal uyaranlar ergenlik yaşının daha aşağılara inmesine neden olmuştur. Günümüzde kız çocuklarında 9 -11 yaş, erkek çocuklarında ise 11 -13 yaş aralığında ergenlik belirtileri görülmektedir.

Ön ergenlik dediğimiz bu devrede ortaya çıkan fiziksel değişiklikler, boy uzaması, hormonsal değişiklikler, tüylenme vb. değişimlerin yanı sıra çocuk duygusal değişiklikler de yaşar ki çocuğu ve ebeveyni en çok zorlayan aslında duygusal ve sosyal alandaki değişikliklerdir. Bu değişimlerin ortaya çıkışıyla birlikte hem çocuk, hem de yetişkin hemen hemen aynı soruyu sorar: “Çocuğuma ne oluyor?” ya da “bana ne oluyor?” Bu değişikliklerin ortaya çıkardığı birincil duygu ise kaygı ve endişedir. Oysa bütün sorunları çözümlemekte olduğu gibi burada da öncelikli olarak yapılacak şey, sakin ve soğukkanlı olmaktır. Bu süreçte duyguları iyice karmaşıklaşan çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, anne babasından alacağı destektir.

Nasıl davranmalı?

Ön ergenlik dediğimiz dönemdeki belirtiler çocuktan çocuğa farklılık gösterir (Göğüslerin büyümeye başlaması, adet görme zamanı, tüylenme, sesteki değişiklik, hormonsal değişiklikler dolayısıyla terlemedeki artış, yüzde sivilcelenme, öz bakımda isteksizlik ve yetersizlik vb.) Bu dönemi yaşayan çocukların mümkünse önceden bilgilendirilmeleri gerekir.
Ergenlik özellikleri benzer hatta aynı olsa da her bireyin ergenlik dönemini yaşayışı, aile yapısına, ailede gördüğü kabul ya da davranışa göre değişebilir. Bu dönemde kemik ve kas koordinasyonu henüz sağlanmamıştır, yani kaslar ve kemikler hızla değiştiği için, birey el kol hareketlerini koordine etmekte zorluk yaşayabilir. Sakarlıklar yapabilir, beceriksiz davranabilir.

Çocuk bu değişiklikleri yaşarken anne – babalar ne yapmalı?

  • Bu dönem hakkında detaylı bilgi edinmeli, çocuğun duygusal ve fiziksel olarak ne gibi değişiklikler yaşayacağı hakkında bilgi sahibi olmalı.
  • Bu dönemin çok kısa sürmeyeceğinin, öğrendiği bilgilerin hemen her şeyi çözmeye yetmeyeceğinin bilincinde olmalı.
  • Bu dönemde çocuğun sergileyebileceği olumsuz tutumlar ya da isyankâr davranışlar karşısında soğukkanlılığını kaybetmemeli.
  • Bu dönemde güven temelli iletişimin çok önemli olduğu unutulmamalı,
  • Kabul, anlayış, olumsuz eleştirilerden kaçınma, duyguları anlama ve kabul etmenin çok önemli olduğunun bilincinde olunmalı.
  • Ergenlik döneminde aile, okul ya da sosyal çevrenin aşırı denetimi ve kontrolü, çocuğu, genci isyana, olumsuz düşünce ve davranışlara yöneltebilir. Bu yüzden kontrol mekanizmaları çocuğun üzerinde yoğunlaştırılmamalıdır.
  • Ergenlik döneminde çocuğun öz bakım konusunda şikayetçi olduğunu duyarız. Yüzündeki sivilcelere, vücudundaki değişikliklere ayak uydurmakta zorlanan genç, zaman zaman temizlik ve öz bakım konusunda isteksiz davranabilir. Sivilcelerin yarattığı görüntü, terleme ve buna çözüm arayışı sonrasında yaşadığı moral bozukluğu ve kendinden memnun olmama duygusu, bazılarında mutsuzluk ve içe dönüklük yaratırken, bazıları da bu konuda çok daha gayretli, öz bakım konusunda da daha dikkatli olabilirler.
  • Genellikle çok küçük yaşlarda çocuklarının yetenek ve ilgilerini geliştirmek için çabalayan ebeveynler, ön ergenlik döneminde akademik kaygılar nedeniyle çocuğun yetenek ve ilgilerini ihmal edebilirler. Oysa gerçekte ön ergenlik döneminde ihtiyaç duyulan bu gibi faaliyetlerin ciddiyetle sürdürülmesinde yarar vardır. Çocuk ya da gencin bu dönemde katılacağı faaliyetlerin hem uygun sosyal ortam yaratmada, duygusal olarak iyi hissettirmede, hedef oluşturmada, mücadele etme ve sosyal beceri geliştirmede son derece yararlı ve geliştirici olacağı açıktır. Özellikle de sağlıklı arkadaş seçimi için yetenek ve becerileri doğrultusunda yönlendireceği çalışmaların faydası ilerleyen yaşlarda ortaya çıkacaktır.
  • Sanat, spor, kültür, yetenek vb. yönlendirmelerin en önemli olduğu dönemler, ilk çocukluk ve ergenlik dönemleridir. İlk çocukluk döneminde çocuğun yeteneğini keşfetmek, sosyal çevresini genişletmek açısından önemli olan bu faaliyetler, ergenlik döneminde ise iletişim becerileri geliştirmek, kendisini herhangi bir alanda yeterli ve değerli hissetmesini, sağlıklı bir sosyal çevre oluşturmasını sağlamak açısından çok önemlidir. Ergenlik döneminde çocuğun yetenek ve hobilerini izleyerek bu konuda teşvik etmek ve desteklemek de bu dönemin sağlıklı geçişi açısından son derece önemlidir.

Doğru İletişim Çocuğun Yanlış Davranışını Engeller

Anne ve Baba evde çocuğun ilk iletişimi kurduğu bireylerdir. İletişim, çocuğun özgüvenli yetişmesi, kendisini doğru ifade edebilmesi ve yanlış olan bir davranışı ortadan kaldırma açısından çok önemlidir. Çocuğunuzun hatalı davranışlarını durdurmanın en temel kuralı doğru iletişimdir.

Doğru iletişim kurmanın yolları;

1. Ben Dili: Çocuğunuz, onaylamadığınız bir davranış yaptığında, ” ben dili ” kullanırsanız onun kişiliğini hedef almadan, ona suçluluk duygusu vermemiş olursunuz. Onaylamadığınız davranışın, kısa ve somut tanımını yaparak, bu davranışın sizde hangi duygu ve etkiyi yaşattığını açıklayın. Örneğin; “SEN” beni üzüyorsun, “SEN” beni kızdırıyorsun`un yerine “BEN” üzülüyorum, “BEN” kızıyorum gibi cümlelerle duygularınızı ifade etmek çok daha doğru bir iletişim şekli olacaktır.

2. Beden Dili: Beden dili, çocuğu konuşmaya ve işbirliğine açık hale getirir. Çocuğunuzla bir şey konuşacağınız zaman; yakın mesafede, onun göz hizasına denk gelecek şekide boyunuzu ayarlayarak ve yüz yüze durarak konuşun. Çocuğunuzun dikkatini toplaması için dokunarak konuşmayı başlatmanız yardımcı olacaktır. Çocuğunuzla aynı hizada olarak konuşmanız, bedensel eşitliği sağlar ve çocuklarımıza kendilerini değerli hisettirir.

3. Net Olun: Çocuklarınıza duygularınızı yansıtırken net olun. Örneğin; ”Ben üzülüyorum”, “Ben kızıyorum” derken sebebini net olarak açıklayın. Eğer net bir açıklama yapmazsanız, çocuğunuz sizin aklınıza bile gelmeyecek bir şeyler düşünüp bu durumdan çok farklı sonuçlar çıkarabilirler.

4. Koşulsuz kabul edin: Çocuğunuzu, her yönüyle yani güçlü-zayıf, yeterli-yetersiz bütün yönleriyle kabul edin. Başka bir çocukla çocuğunuzu kıyaslamak onu reddetmek anlamına gelir. Anne ve Baba`nın ne anlatmak istediği kadar çocuğunda ne anlayacağı önemlidir. ”Bak Ayşe`ye ne güzel yüksek not almış, sen neden düşük aldın” demek Ayşe`yi onaylamak, çocuğunuzu da onaylamadığınız anlamını taşır. Bu da çocuğunuzun hırçınlaşmasına, sizinle daha çok inatlaşmasına neden olacaktır.

5. Dinleyin ve Anlamaya çalışın: Çocuğunuzu dinlemeniz daha doğrusu anlamaya çalışarak “aktif” dinlemeniz, onun anlattıklarının altında yatan gerçek duygu ve düşüncelerini anlamanızı sağlayacaktır.

 Aile içi sık sık yapılan iletişim hataları:

– Anne ve Baba`nın tutarsız olması

– Şikayet

– Taktir etmeme

– Tartışma

– Tekrarlama

– Yanlış davranışı görmezden gelme

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.