Ailelerin sıklıkla yaptığı hatalı davranışlar

  1. Çocuk için gereksiz hazlar oluşturmak.

Çocuk için ihtiyaç olmayan ve ona faydası olmayacak şeylerle onları tanıştırma, sonradan vazgeçemeyecek veya önü kesilmek istendiğinde çocuğun direnci ile karşılaşmamıza sebep olacak can sıkıcı olaylara zemin hazırlar. Cips, çikolata, abur cubur yemek, TV seyretmek çocuğun ihtiyacı değildir. Ama devam ederek ihtiyacı haline gelir ve çocuğu bu hazzından vazgeçirmeye çalışılması evde krize sebep olur. Saatlerce TV başından kalkamaz, kapatmak istendiğinde şiddetle karşılık verir, ağlar, kendini yere atar. Birlikte markete gidildiğinde reyonun başında ağlama krizleri yaşanır. TV seyretme meselesinde yapılacak şey en az iki ama ideal olan 4 yaşına kadar TV’den uzak durmak. En güzeli evden TV’yi kaldırmak. Buradan doğacak boşlukta çocuğun aile içinde yapmaktan hoşlanacağı aktiviteler ile doldurmaktır. Ailenin fertlerinin katıldığı birlikte oynanacak oyunlar, beraber kitap okuma gibi.

Çocuğun damak tadını gereksiz ve fazlaca uyaran abur cuburları mümkün olduğunca evde hazırlanan alternatifler ile azaltmalı. Evde yapılan puding, dondurma, patates kızartması gibi alternatifler bulunmalı. İstediğinde de bunlar sunulmalı. Bu ürünlerin kullanımının çocukta maddi manevi hasara sebep olacağını aile unutmamalı ve hassasiyet göstermeli. Bu bağlamda çok çarpıcı bir hadiseyi paylaşmak isterim; Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi Ali İhsan Tola aynı zamanda hekimdir. Ona çok hareketli bir çocuk getirilir hiperaktif diye. Ailesine ilk sorduğu şey “çok mu çikolata yiyor” olur ve onlara margarinden ve çikolata tarzı hazır ürünlerden uzak durmalarını tavsiye eder.

  1. TV karşısında yemek yedirmek

Nimetlerdeki binler tarzda çeşitlilik kuvve-i zaikanın hissetmesi ve şükre sebep olması içindir. Bir şeyler ile meşgul olarak yemek yemek, o lezzeti hissettirmez insana. TV karşısında hipnotize olmuş bir şekilde ağzını açıp ne yediğini bilemeden doyurulan çocuk, damak tadını kaybeder. Açlığını hissedip yemek yemez, sadece haz alacağı şeyler yemek ister. Yemek vakti gelir çikolatalı ekmek ister meselâ. Nimetlerdeki lezzeti hissedemediğinden mün’ime de yol bulamaz*çocuk acıktığında istediği kadar yemek yemeli

* Aile sofrasında beraber yemek yemek sünnet olduğu gibi çocuk eğitiminde de mühimdir. Sofraya beraber oturulmalı.

* Öğün aralarında özellikle yemekten 1 saat öncesi atıştırmadan kaçınılmalı

  1. TV dil gelişimine faydalıdır zannı

Asla faydalı değildir. Aksine çok TV izleyen çocuklarda konuşma yavaşlar. Bazı durumlarda geri kalır. TV de ekrandaki görüntü bir sürü fotoğraflardan, onların hızlı bir biçimde akmasıyla oluşur. Oradaki hızlılığa alışan çocuğun beyni kolaya alıştığı için düşünmek zor gelir. Çocuk hızlanır, hırçınlaşır. Aşırı uyarım; sürekli dikkatini dağıtacak şeyler aramaya, kendini sürekli meşgul tutmaya çalışmaya neden olur. Bediüzzaman Hazretleri Lemaat’te: “Medeni beşerin hırçınlaşmış ruhunda şu suretler denilen küçük cenazelerin mütebessim meyyitlerin rolleri pek azimdir tesiri pek müthiştir ‘’dediği bu sır olsa gerektir. Hem bizim, hem çocuğun dünyasına taşınan görüntüler hızlılık ve hırçınlığın temel sebebidir.

  1. Sorunu sorun olarak görememek

Ailelerin en büyük problemleri (benim gözlediğim) çocukta istenmeyen bir davranışla karşılaştıklarında o sorunu bir sorun olarak görememeleri. Yani bu çocuğun bunu yapmasına hangi davranışımız sebep oldu? Demeden problemi örtbas etmeleri ya da ceza ile ortadan kalkmasını beklemeleri. Evet, ceza ile ortadan kalkar ama çözüm vicdana tesir etmediği için başka bir şekilde ortaya tekrar çıkar.

  1. Amca kızar, teyze kızar yapma! Teyzesi şuna bir kız!

Bu çocuğa şu mesajı verir: “Sana herkes kızabilir, bağırabilir. O yüzden sana kızmasınlar diye yaptığın şeyleri insanlara göre ayarla. Bu da karaktere zarar verir çocuğun öz benliğine saygısızlıktır. Kimsenin çocuğunuza kızmaya, bağırmaya hakkı yoktur hatta sizin bile!

  1. Çocuğu bir birey olarak görmemek

Çocuk da aynı sizin gibi bir bireydir. Onlarla konuşurken yetişkinle konuşuyor hassasiyetinde konuşulmalıdır. Siz hiçbir yetişkine karşılıklı konuşurken “Sus, hemen evine git işini yap!” Ya da “Senin kafanı kıracağım!” diyor musunuz? O halde bu davranışlardan kaçınılmalı. Efendimiz (asm) hayatının hiçbir döneminde çocuklara bağırmamış, onlara incitici sözler söylememiş, ceza ile terbiye etmeye kalkmamıştı. Bediüzzaman Hazretleri “çocukla konuşmak filozofla konuşmaktan zordur” ifadesini sadece “onlar çok zor soru sorarlar” bağlamında algılamamak lazım.

  1. Çocuğu manipüle etmek, öngörmek, engellemek.

Çocuklar, çocuklukta erken yaptıkları şeyleri merak ettiği için yaparlar. Bizi çileden çıkarmak için değil. Ama anne babalar olarak buna tahammülümüz yoktur. Çocuk çantanın içine bakmak ister engellenir, bardağa dokunmak ister engellenir, çekmeceyi merak eder engellenir. Bu ebeveyn hatası, çocuğun sinirli, agresif, iradesi zayıf bir birey olmasına davetiye çıkarır. İradesi güçlü çocuklar engellenmeyen sürekli onlar için öngörüde bulunulmayan ailelerden çıkar. Aman düşeceksin, önüne bak şu var, çekersen şöyle olur diye, sürekli öngörülmüş çocuklar da iradesi zayıf kendi kararlarını veremeyen ve sakar bireyler olurlar. Maria Montessori’nin çok güzel bir tespiti var, “çocuğunuza bir şey öğretemiyorsanız onları rahat bırakın, (engellemeyin) çünkü fıtrat yolunu bulur.” Fıtrî meyelan mukavemetsuzdur”.Yeter ki engel olmayın, onları budamayın!

  1. Kişisel alanını ihlal.

Dibimize kadar giren insandan ya da izinsiz çekmecemizin açılmasından, vücudumuza dokunulmasından hoşlanmayız. Çocuklar birer birey oldukları için, onların da kişisel alanlarına saygılı davranılmalı, izinsiz ve onu kıskaca alıp sıkarak sevilmemeli. “Teyzeni öp, amcayı öp” gibi istemediği şeyler yapmaya zorlanmamalı. Odalarına, oyun oynadıkları alana izinsiz dalmamalı, bebek dahi olsa ellerinden nesneleri çekmemeli, izin istenmeli. Çünkü bize basit gelen bu dikkatlerimiz, çocuğa bedenine, kendi alanına sahip çıkmayı öğretir. Onlara direnme gücü verir. Taciz gibi kötü vakaların önünü keser.

  1. Başkasının yanında ders vermek

Kimse hatalarının ortalık yerde söylenmesinden hoşlanmaz. Çocuklarımıza da misafir ortasında ya da başkalarının olduğu bir ortamda “Özür dile ne konuşmuştuk? Bunu yapmıyoruz çok ayıp” gibi ders verme tarzında ifadeler kullanmamalı. Bunun hiçbir faydası olmaz, çocuk ders almaz. Yapılacak şey o anda hiç müdahale etmemek, eve gidildiğinde hatırlatmak, doğrusunu göstermektir.

 

Bilgisayar, İnternet ve Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Çağımızın gereği olan kitle iletişim araçlarından telefon, televizyon ve internetin doğru kullanımı, çocukların gelişimi açısından oldukça önemli! Doğru kullanıldığında hayatımızı kolaylaştıran ve bilgiye hızlı ulaşmamızı sağlayan bu araçların, çocuklar tarafından kullanımı kontrol altında tutulmalı ve doğru yönlendirilmeli. Özellikle de internet kullanımına paralel olarak gelişen sosyal medyaya ilginin yoğun olduğu bu dönemde ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler neler?

İnternet, çocukların araştırma yaparak bilgiye ulaşımı ve gelişimleri açısından çok iyi imkânlar sunmaktadır. Çocukların meraklarını geliştirmekte ve aynı zamanda onlara, araştırma ve eleştirel düşünme becerisi kazandırmaktadır. Yaşları gereği, çocukların keşfetme ve merak dürtülerinin çok yoğun olduğu göz önünde bulundurulunca, onları tamamen televizyon ve internetten uzak tutmak, akranları ile olan iletişimlerinde pasif ve yalnız kalmalarına neden olur. Fakat çocuklar için internet ortamının çok büyük riskler ve tehditler oluşturduğunu da unutmamak gerekir.

Çocukların gelişim dönemleri dikkate alındığında, bilgisayar ve internet kullanımı, onların fiziksel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkiliyor.  Öğrencilerin, sosyalleşmeye, oyuna, spor yapmaya, arkadaşları ile birlikte olmaya ihtiyaçları vardır. Bilgisayar başında uzun zaman geçiren, arkadaşları ile oynamak yerine eve kapanan, şiddet içerikli ve bağımlılık yaratan bilgisayar oyunları oynamayı tercih eden çocukların fiziksel, sosyal ve özellikle kişilik gelişimleri olumsuz etkilenmektedir.

Anne – Babalara Öneriler:

  • Çocukların sosyal medyada ve internet başında uzun zaman geçirmemeleri için ebeveynler, aile sohbetlerine, birlikte yapılan aktivitelere, oyunlara daha fazla zaman ayırmalı ve çocuklarla sevgiye dayalı güçlü bir ilişki kurmalıdır.
  • Anne, babalar tarafından çocukları özellikle spor ve beden aktivitelerine yöneltecek, arkadaşları ile sosyalleşmelerini sağlayacak, yaratıcıklarını geliştirecek etkinlikler organize edilmelidir.
  • Ebeveynler, çocukların dünyasında önemli bir yer kaplayan interneti ve sosyal medyayı çok yakından tanımalı ve takip etmelidir.
  • Çocuklara, televizyonu ve interneti yasaklamak doğru bir yaklaşım değildir. Kontrol ve sınırlama kızmadan getirilmeli ve hatta onlarla konuşarak kurallar beraber belirlenmeli.
  • İnternet kullanımı ile ilgili olarak, çocuklar bilgilendirilmeli, ne şekilde kullanmasının doğru olduğu, olumsuzluklarının neler olabileceği uygun bir şekilde anlatılmalıdır.
  • Uygun filtreler kullanarak çocukların, özellikle şiddet ve cinsel içerikli sitelere girmeleri kontrol altına alınmalıdır.

Hiperaktivite ve Dikkat Eksiliğine Karşı İlaçsız Öneriler

Amerikan Psikiyatri Derneği kısa ismi ile APA ve onun destekleyerek yanında bulunduğu ilaç endüstrisi gelir seviyesini yükseltmek maksadıyla, bu tür bozuklukların kasam alanlarını büyütmüşlerdir. İlacı sanki tedavinin en önemli unsuru haline bile getirdiği oldu. Ancak bu tür ilaçların çok ağır yan etkileri olduğu görüldü. Bu sebeple olumsuzlukların ortadan kalkması için, rahatsızlıkları ilaçsız gidermenin yollarını aradılar.

Bu yöntemlerde iki tanesini hem kolay, hem de bedava olduğu için sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

  1. Birinci yöntem Spordur.

Hiperaktivite ve dikkatsizlikle ilaçsız savaş için ilk öncelikle günlük olarak 30-40 dakika yoğun spor yapmak, çocuğun beyninde bulunan serotin ve dopamin düzeylerinin üst seviyeye taşır. Çocuklara verilen birçok ilaçta maksat budur. İlaç ile bu sonuç elde edilmek istenir. Siz bunu ilaç kullanmadan spor yolu ile yapabilirsiniz.

Bu belirtilen kimyasalların vücutta yüksek olması çocuğun derslerine yoğunlaşırken uzun süre dikkatinin dağılmamasına ve uzun süre yoğunlaşmasına vesile olacaktır. Hafıza da düzelme olur ve çok fazla agresif hareketler yapmazlar.

Spor yapması için illaki çocuğun tekvando veya tenis gibi para verilerek yapılacak faaliyetlere gitmesi gerekmez. Çocuğun futbol oynaması veya parkta yoğun bir şekilde enerjisini harcaması yeterli olacaktır.

Bu işlemler için yapılacak olan fedarkarlıklar Anne ve babaya zor gibi görünse de, yapılması gereken bir fedekarlık olduğu bildiriliyor.

 

  1. İkinci Yöntem ise Dengeli Beslenme

Bu yöntem için yapılacak olan temel ve esas konu çocuğun yapay renk, koruyucu, yapay tatlandırıcılar gibi bunları içeren gıdalardan veya abur cuburlardan uzak tutmak olacaktır. Bu konu ile ilgili olarak otoriter örgütlerden bir tanesi Feingold Derneği’dir. Herhangi bir kar amacı bulunmayan ve bu sistem ile çalışan derneğin sitesinde bu konularda ayrıntılı tüm bilgiler, bilimsel araştırmalar ve konuların ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı videolarını seyredebilirsiniz. Hatta orta derecede İngilizce seviyeniz var ise sitenin girişindeki video tanıtımında tüm konu başlıkları genel olarak bahsedilmiştir.

Özellikle bazı gıdalara renk ve koku vermek, marketlerdeki raf ömrünü uzun tutmak için konulan bazı kimyasal karışımların ham maddesi petroldür. Yani bu tür abur cuburlar sayesinde cıva, kurşun, arsenik vs. gibi maddelerin çocuğun midesine gitme işlemlerinin hepsini başlangıç noktaları petrol rafinerileridir.

Derneğin bu konuda yayınladığı ve iddiası ise yapay katı maddelerinde bulunan birçok kimyasalın, beyin dahil olmak üzere insan vücudunda bir çok uvzuya zarar verdiği, bozduğu ve rahatsızlık seviyesinde sebepler oluşturduğudur. Bu rahatsızlıklardan bir tanesi de hiperaktivite bozukluğu ve dikkat eksikliğinin oluşumudur. Dernek başkanı Jane’nin “Tek nedeni olmasa bile en büyük nedeni yapay katkı maddeleridir” sözüne vurgu yapılıyor. Aynı kişinin yaptığı ilginç bir tespit ise hiperaktivite ve dikkat bozukluğunun ilk olarak “ İngilizce konuşan” ülkelerde göründüğü şeklindedir. Devamında ise kendi benzetmesi olan Amerika usulü beslenme, çöp gıda olarak tanımladığı, boyalı gıda ve içeceklerin üretilerek farklı dünyalara da servis yapılmasıdır. Tespitinde bu tür gıdaların birçok alışveriş merkezlerinde ve süper marketlerde ve hatta okul kantinlerinde bulunduğudur. Bu tür yiyeceklerin tüketimini yapan çocuklarda konsantrasyon bozukluğu olduğu tezini savunmaktadır.

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.