0-12 Yaş Arasındaki Çocukların Bilişsel Gelişimi

Bilişsel gelişim; çocuğun problem çözme, soyut düşünme, neden-sonuç ilişkisi kurma kapasitesi gibi aslında son derece önemli konuları kapsar. Çocuğun zihinsel faaliyetleri sayesinde öğrendiklerini birbirine bağlama ve giderek daha karmaşık düşünme yetilerini kazanması bilişsel gelişimin temel noktasıdır. Bilişsel gelişimin önemini vurgulayan ilk kuramcı Jean Piaget‘dir. Piaget gelişim dönemlerini 4 ana başlığa ayırmıştır, ancak daha sonraları ortaya çıkan araştırmalar çocukların bilişsel kapasitelerinin onun öngördüğünden daha geniş olduğunu ortaya koymuştur.

Çocukların bilişsel gelişimi‘ni bilmek hem ailelere hem de eğitimcilere çocuğun hangi dönemde olduğunu anlayıp ona uygun bir eğitim programı hazırlama konusunda da önemlidir.

0 – 3 ay arası çocukların bilişsel gelişimi:

  • Bebek anne ve babasını tanımaya başlar, gözleriyle onları takip eder.
  • Aç ve rahatsız olduğu durumlarda ağlar.

4. ay:

  • Yüzlere dikkat etmeye başlar.
  • Eğer yapılan aktivite onun için sıkıcıysa ağlamaya başlar ve uzaklaşmaya çalışır.
  • İnsanların yüzlerini uzaktan tanımaya başlar.
  • Mutlu ya da üzgün olduğu zaman bunu ifade etmeye çalışır.
  • El-göz koordinasyonunu oluşturmaya başlar.

6. ay:

  • Nesneleri elleri arasında geçiş yaptırarak oynamaya başlar.
  • Ulaşmasının zor olduğu nesneleri merak ettiğinden dolayı ulaşmaya çalışır.
  • Yakınındaki şeylere göz-kulak olmaya başlar.

7 – 9. ay

  • Oyuncaklarını gizleyebilir.
  • “Ce-e” tarzı oyunlardan keyif almaya başlar.
  • Saklanan eşyaları araştırmaya başlar.
  • Küçük nesneleri işaret ve baş parmağı arasında tutabilmeye başlar.

10 – 12.ay

  • Neden ve sonuçları anlamaya başlar.
  • Kutulara eşyaları toplamaya başlar.
  • Çağrıldığı zaman jest ve mimikleriyle cevap verebilir.
  • İsmini söylediğiniz zaman doğru nesneyi işaret edebilir.
  • Nesneleri doğru kullanmaya başlarlar, örneğin bir şeyler içmek için kupayı kullanmak gibi.

Küçük bir bebek gördüğü bir nesne ondan saklandığında, artık onun tamamen yok olduğunu düşünür. Yani görülemeyen nesne yok olmuştur. 12. ve 16. aylarda ise zihnin gelişimiyle artık çocuklar, kendilerinden saklanan bir nesnenin tamamen yok olmadığını, aksine hala onların göremediği bir yerde var olduğunu kavrarlar.

12 – 16.ay

  • İngilizce’de, Piaget’nin deneylerle ortaya koyduğu “object permanence” yeteneğini kazanırlar. Nesnenin sürekliliği anlamına gelen bu olgu, bebeğin bir nesneyi görmediği anda bile onun hala var olduğuna dair bilincinin gelişimine dairdir.
  • Birbiri ile alakalı iki nesneyi senkronize biçimde kullanabilmeye başlarlar.

16 ay – 2 yaş

  • Sembolleri kullanabilir.
  • Güçlü bir “egocentrism” (ben-merkezcilik) vardır.
  • Nesneleri tamamen doğru amaçla kullanmaya başlarlar.

2 yaş – 3 yaş

  • 3 haneli sayıları söylediğinizde tekrar edebilirler.
  • 3 objeyi gösterip sayabilirler.
  • Renklerin isimlerini öğrenebilirler.
  • Bu yaşta sembolik oyunları çokça oynarlar, bunlar aracılığıyla çocuklar, çatışmalarını açığa çıkarabilirler.

3 yaş – 4 yaş

  • 4  haneli sayıları söylediğinizde tekrar edebilirler.
  • Vücudun parçalarını sayabilirler.
  • Tek yönlü düşünürler. Örneğin 2+2=4 iken 4-2=2’yi bulamayabilirler.

4 yaş – 5 yaş

  • 10 nesneyi doğru sayabilirler.
  • Mantıktan çok sezgileriyle bir şeyleri bulmaya çalışırlar. Sezgileri ön plandadır.

5 yaş

  • Saymayı öğrenebilirler.
  • Basit yönergeleri takip edip yap-boz tamamlayabilirler.

6 yaş – 12 yaş

  • Nesneleri soyut bir biçimde ifade edebilirler.
  • Yoğunluk gibi kavramlarla başa çıkabilirler. Birden fazla özelliğe göre nesneleri gruplayabilirler. Artık hem miktarına hemde uzunluğuna dikkat edebilirler.
  • Mantıklı hareket etmeye başlarlar.
  • “Mnemonic” yani çağrışım ile bağlantı kurma ve hatırlayabilme, stratejisini kullanabilirler.
  • Doğru ve yanlışa dair kişisel hisleri vardır.
  • Sosyal bakış açısı kazanırlar, tek yönlü akıl yürütme ortadan kalkar.

12+ yaş

  • Problem çözme becerileri kazanırlar.
  • Varsayımsal cümlelerde baş edebilirler.
  • Geçmiş, gelecek ve şimdi kavramları oluşmuştur.
  • Soyut şeyler hakkında konuşabilirler.

Erken Dönemde Ailede Babanın Rolü

Baba Olmak Üzerine: Erken Dönem Baba-Çocuk İlişkisinde Ailede Babanın Rolü

Bir baba ne zaman baba olduğunu hisseder? Çoğu babadan kendilerini bir baba olarak hissetmelerinin en azından birkaç ay sürdüğünü duyuyorum. Sürecin başı şöyle: Anne, hamilelik sürecinde karnındaki bebekle bir bütün, baba ise dış dünyanın bir parçası; baba adayı olmaktan çok annenin koruyucusu ve psikolojik olarak destekçisi konumunda. Peki bebek doğduktan sonra ve babalar baba olduklarını anladıktan sonra süreç nasıl ilerliyor? Bu sorulara yanıt arayan bu yazıda, erken dönemde babanın fiziksel ve psikolojik varlığının önemine ve babanın bu süreçteki rollerine değineceğim.

1. Babanın Fiziksel Varlığı: Babanın fiziksel varlığını, eve ekmek getiren, aileyi koruyan, çocuğun bakımına katılan (uyutmak, altını temizlemek, yemek yedirmek gibi) olma üzerinden tanımlayabiliriz. Babanın fiziksel varlığını aşağıdaki üç rol üzerinden daha detaylı olarak açıklamak istiyorum:

1a. Bebek için gerekli ve yeterli fiziksel koşulları sağlamak: Baba ekonomik gücüyle -bebeği dış tehlikelerden koruyacak- güvenli bir ev ortamı, yiyecek, kıyafet ve bez gibi bebeğin fiziksel ihtiyaçların temin edilmesinden sorumlu olur. Zira o sırada anne kendini, bebeğin bu ihtiyaçlarını doyurma meşguliyeti içinde bulur. Ve annenin yorgun bedeni ve ruhu bunları tek başına yapmasına izin vermez. Bebek ise fiziksel ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli kapasiteye sahip olmadığı için, ebeveynleriyle bağımlı bir ilişki içine girer.

Babanın fiziksel koşulları sağlama rolü, annenin iyi olma halini de en az bebeğinki kadar olumlu etkiler. Bu etki, öncelikle annenin bakımının niceliğini ve niteliğini arttırır. Ayrıca, çift ilişkisinin devam etmesi, annenin cinsel ve narsistik doyum ihtiyaçlarını (beğenilme, önemsenme gibi) doyurmasına yardım eder. 

1b. Anne-bebek ikilisinin iç içe geçme halini önlemek: Baba, anne-bebek simbiyozuna bir üçüncü olarak girer; anne ve bebeğin fiziksel ve psikolojik bağlamda sağlıklı bir ayrışma yaşamalarını kolaylaştırır. Babanın bu simbiyoz içindeki varlığı, hem bebeğin hem annenin kendi psişik alanlarını yaratmalarını ve bebekte iç temsillerin oluşmasını destekler. Ayrıca bebeğe memeden (meme, bebeğin ilk nesnesi olarak tanımlanır) ayrıldığında, tutanacak yeni ve taze bir nesne imkanı sunar. Winnicott, bu durumu şöyle özetler:

Baba bebek için ikinci anne olabilir veya olmayabilir, fakat öyle bir an gelir ki baba bebek için farklı bir rolde olduğunu hisseder. O andan itibaren, baba, kendi bütünlüğünü oluşturmaya çalışan bebek tarafından bir kılavuz olarak kullanılmaya başlar. Bu yüzden, babanın kullanılmaya başlanmasını, çocuğun kendiliğini birleştirme ve entegre olma sürecindeki ilk belirti olarak görebiliriz.”

1c. Farklı var oluş biçimlerinin öğreticisi olmak: Refhan Balkan babanın farklı var oluş biçimlerini öğretme rolünü şöyle tanımlıyor: “Babanın hikayelerinde bir sürü hareket ve macera vardır. Bu hikayelerde, yaralanabilirsiniz ve hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Yine de bu şekilde, sahip olduğunuz şeylerle kendinizi onarmayı ve tatmin olmayı öğrenirsiniz. Bu hikayelerin sonunda, gökten elma düşmez, elma ağacını yetiştirmeniz ve elmaları kendiniz toplamanız gerekir”.

Baba, hem fiziksel görünüş açısından hem de durumları algılayış şekli ve verdiği tepkiler açısından anneden farklıdır. Örneğin, baba, anneden daha kesin gözlere, daha sert tutuşa ve daha kalın sese sahiptir. Bu farklılıklara rağmen, çocuk annesinde bulduğu sevecen, güvenli ve sıcak ilgiyi babasıyla olan ilişkisinde de deneyimler. Buna ek olarak, babanın çocukla kurduğu etkileşim şekli de farklılık gösterir; baba sözel bir ilişkiden ziyade harekete dayalı bir ilişki kurma eğilimi içinde olur. Çocuğuyla keşfe çıkmayı, atçılık oynamayı, onu havaya atmayı tercih eder. Bu deneyimler sırasında çocuklar biraz korksalar da heyecanlı ve haz verici farklı bir deneyim yaşama fırsatı bulurlar.

2. Babanın Psikolojik Varlığı: Babanın psikolojik varlığını, babanın bebeğini zihninde taşıma kapasitesi (beraber değilken de onu düşünmek gibi), bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını anlaması ve bu ihtiyaçlara uygun afektif ve ilişkisel yanıtı vermesi üzerinden tanımlayabiliriz. Babanın psikolojik varlığını da babanın üç temel rolü üzerinden detaylandıracağım:

2a. Yeni bir kapsayıcı nesne olmak: Bebeğin babayla olan ilişkisi, niteliksel olarak anneyle olan ilişkiden farklıdır, çünkü baba bebekle bedensel bir ortaklık deneyimlememiş olmayandır. Bebeğin babayı ayrı bir nesne olarak tanıması zaman alır; bu süreç bebeğin babaya temel güven duygusu geliştirmesi, babayı duyusal ve algısal olarak fark etmesini gerektiren bir süreçtir. Bebek ilk aylarda babayı bir yabancı olarak algılayabilir veya anne ve babasını ayrıştırmakta zorlanabilir. Zamanla babanın bebeğe olan karşılıksız sevgisi ve anne-bebek ikilisini psikolojik olarak kapsaması, babayı bebek için yeni bir kapsayıcı nesne yapar.

Buna ek olarak, baba 3. aydan itibaren psikolojik varlığıyla da anne-bebek simbiyozunu dışarıdan yöneten yeni bir nesne olur. Babanın ilişkiye katılımı, anne ve bebeğin ikili delilik halinin içerdiği yoğun duygular için bir boşaltım alanı sağlar. Bu yoğun duygular kimi zaman yapışma isteği, kimi zaman da yıkıcılık barındırır. Baba yeni bir nesne olma fonksiyonuyla, anne ve bebeği psikolojik olarak hem birbirinden ayırır hem de birleştirir. Bu şekilde, istekleri yerine getirilmeyen bebek için ebeveynleri tamamen kötü nesnelere dönüşmezler, ebeveynlerine karşı duyduğu olumsuz duyguların onları yok etmediği anlar. Böylece, ebeveynler -özellikle anne- bebeğin iç dünyasında daha gerçekçi ve işlevsel bir yerde durmaya devam ederler.

2b. Dış dünyanın temsilcisi olmak:Anne bebeğini kucaklar ve bebeğine şöyle fısıldar: Seni rahatlatacağım. Baba ise bebeği dağın tepesine çıkartır ve şöyle bağırır: Burayı dünya ve seni dünyayla tanıştıracağım.” Bu Kızılderili sözünün babanın dış dünyanın temsilcisi olma rolünü birebir karşıladığını düşünüyorum. Baba, bebeğin tanıştığı ilk ötekidir. Bebek, babası sayesinde anneyle bir olduğunu düşündüğü dünyada ötekilerinin de var olduğunu görür. Zamanla, baba, anne-bebek ikilisinin gözünde geleneksel rolleri, iş hayatı ve sosyal ilişkileriyle dış dünyanın temsilcisi haline gelir. Bebek babasını işe giderken görür ve kapının ardında nasıl bir dünya olduğunu merak etmeye başlar. Akşam olduğunda babası geri döner ve bebek babasına kavuşur. Bu sayede, ayrışmanın ve kısa süreli ayrılıkların önemli kişilerle olan ilişkileri sona erdirmediğini güvenli bir ortamda deneyimlemiş olur.

Ayrıca, baba kural koyucu, otorite figürü, ahlak ve toplum kurallarının uygulayıcısı, geçmişe dair -özellikle aile tarihçesindeki- bilgilerin taşıyıcısı ve aktarıcısı rolleriyle, anne-bebeğin bir olduğu ilişkiyi sosyokültürel içerikle tanıştırır. Bu şekilde, bebek dil, kültür ve sosyal gerçeklikle olan bağını kurmaya başlar, ve daha zengin ve ulaşılabilir bir ruhsallığa adım atar.

2c. Bebeğin kendilik nesnesi olmak: Kişilik gelişiminde önemli bir faktör olan kendilik nesnesi, bebek/çocuk için narsistik parçalarını yükleyebildiği ve dışarıdan kontrol edebildiği bir nesnedir. Bebek kendiliğini oluştururken, kimi kendilik parçalarını anne ve babasına atar ve bu parçaları dışarıdan kontrol etmeyi öğrenmeye başlar (Anne ve babasına yüklediği kendilik parçaları çocuğun cinsiyetine bağlı olarak değişir). Daha sonra bu kendilik parçalarını sahiplenir, birleştirir ve sabit bir kendilik oluşturur.  Bu süreç boyunca baba bebeğin aynalanmak, yüceltilmek ve kontrol edilmek isteyen parçalarını atabileceği ve işlenmiş halini geri alabileceği bir nesne olur. Örneğin, bebek canlı, özel ve değerli olduğunu aynalanılarak kabul edebilir, Winnicott’ın dediği gibi bebek ancak görüldüğünü gördüğünde var olduğunu anlar. Ya da erkek bebek maskülen parçalarının, kız bebek ise feminen parçalarının baba tarafından da görülmesine ve bu parçalarının yüceltilmesine ihtiyaç duyar. Yine babanın psikolojik varlığında, bebek başkalarına benzeme ve ötekilere uyum sağlama ihtiyacını daha kolay esnetebilir. Özetle, baba fiziksel ve psikolojik varlığıyla bebeğin sağlıklı bir kendilik oluşturmasına, bebeğin özgüveni sağlam bir birey olmasına büyük katkı sağlar.

Tüm anlattıklarımın olabilmesi için babanın fiziksel ve psikolojik olarak bebekle ilişki kurması kadar, annenin de bu ilişkiye izin vermesi ve babayı cesaretlenmesi son derece önemlidir. Anneler, “Erkekler, bebek bakmaktan anlamaz.” demeyin, babalara bir şans verin, hatta o şansı yaratın.

Uzm. Klinik Psk. Cansu Torun

Kaynak

Abrevaya, E. (2013). Kadınlığın Uzun ve Dolambaçlı Yolu. Bağlam Yayınları: İstanbul.

Bion,  W. R. (1959). Attacks on linking. In Second Thoughts. New York: Aronson, 1967, p. 93-109.

Bion, W. R. (1962). Learning from Experience. London: Karnac, 1984.

Bion, W. R. (1962a). A theory of thinking. In Second Thoughts. New York: Aronson, 1967, p. 110-119.

Davids, M. F. (2002). Fathers in the internal world: from boy to man to father. In Trowell, J., & Etchegoyen, A. (Ed.). The Importance of Fathers: A Psychoanalytic Re-evaluation (pp. 61-84). Brunner-Routledge.

Dick, G. L. (2011). The Changing Role of Fatherhood: The Father as a Provider of Selfobject Functions. Psychoanalytic Social Work, 18, 107-125.

Ertüzün, I. (2012). Baba İşlevi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Forrest, T. (1966). Paternal Roots of Female Character Development. Contemporary Psychoanalysis, 3, 21-37.

Freud, S. (1900). The interpretation of dreams (Standard Edition, Vol. 4). IV and1900.

Freud, S. (1931). Female sexuality (Vol. 21, p. 225). na.

Jackson, A.P., Choi, J.K., Franke, T.M. (2009). Poor single mothers with young children: Mastery, relations with nonresident fathers, and child outcomes.  Social Work Research, 3, 295-106.

Kohut, H. (1971). The Analysis of the Self. New York: International University Press.

Torun, C. (2015). Effects of the Father’s Physical and Psychological Presence in Daughter’s First Year on the Daughter’s Oedipal Development. İstanbul Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı Bitirme Projesi.

Trowell, J., & Etchegoyen, A. (2002). The Importance of Fathers: A Psychoanalytic Re-evaluation. Brunner-Routledge.

Winnicott,  D. W. (1957). The Child and The Family. Tavistock Publications, London.

Winnicott, D. W. (1990). Human nature. Taylor & Francis.

Winnicott, D.W. (1945). What about father? In: 1945a (1621), 1957a (8186), 1964a (113-118).

Çocukların Gelişimi ile Ilgili Ilginç Bilgiler

Yeni bebek sahibi olmuş anneler sık sık bebeklerinin hızlı gelişimi karşısında ne kadar şaşırdıklarını dile getirirler. Gerçekten de bebeğin hayatının ilk 3 senesi, insan bünyesinin  zihinsel gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir.

“Çok ilginç aslında bireyin zihinsel gelişiminin en hızlı olduğu dönemde, genelde, bebek ve çocukları bu konuda en az bilgilendirilmiş ve genelde de bakıcı gibi az eğitilmiş kişilere teslim ediyoruz. Ama çocuk büyüdükçe, hatta ancak üniversite zamanında, bilgili kişilere emanet ediliyor. Çocuk gelişimine baktığımızda aslında bunun tam tersi olması gerekir.”

Bu yazıda, kısaca sizlere bebeklerin / çocukların gelişimi ile ilgili 10 önemli bilgiyi paylaşacağız.

Çocukların Gelişimi Ile Ilgili Ilginç Bilgiler:

  1. Eğer bebeklerin vücudu, 1 aylıkkenki gelişim dönemlerinde, beyinleri kadar hızlı büyüseydi, 1. ayın sonunda bebekler ortalama 77 kg olurlardı.
  2. Bebeğin harcadığı enerjinin %60′ı beyinde odaklanmıştır.
  3. Bebeğin 0-3 yaş arasındaki beyin gelişimi, tüm insan hayatındaki beyin gelişiminin en hızlısıdır.
  4. Anne-babası sık sık kendisiyle konuşan bebekler, 2 yaşına gediklerinde, anne-babası kendisiyle nadiren konuşan bebeklere göre ortalama 300 kelime daha fazla bilirler.
  5. Bir çocuk 1 yaşına bastığında, ortalama 70 kelimeyi anlar, ancak bunlardan sadece birkaçını dile dökebilir. Çocuk 18. aya geldiğinde ise, kelime haznesi resmen yükselişe geçer. Bu yaştaki bir çocuk neredeyse her iki saatte bir kelime haznesine yeni bir kelime ekler.
  6.  Çocuğunuz bir oyun grubunda oynarken, kendi oyuncağına “Bu benim!” diye sarılıyorsa, bunu hemen kötü ve bencilce bir huy olarak değerlendirmeyin. Aksine, bu yaştaki çocukların bilişsel gelişiminin bir parçası olarak, kendilerini ve başkalarını ayrı olarak görmeye başlarlar ve dolayısıyla kendilerine ait olan eşyaları işreatlemek isterler.
  7. Bebek doğduğunda 300 tane ayrı kemiği vardır, ancak yetişkinliğe eriştiğinde bu sayı 206’ya iner. Neden mi? Çünkü bazı kemikler, özellikle de kafatasında, kaynaşırlar
  8. Müzik öğrenmeyi hızlandırır ve bebek zihninde yatıştırıcı etkisi vardır. Şarkı söylemek, müzik dinlemek ve müzik aleti çalmak görsel-mekansal oryantasyon ve matematiksel becerileri geliştirir. Belki bu yüzdendir ki bebeklere ninni söylemek,  anneler ve bakım verenler arasında evrensel bir davranıştır
  9. Bir bebek 6. aya kadar aynı anda hem yutup hem de nefes alabilir.

Bu bilgiyi okuyan yetişkinlerin %75’i bunu yapmayı deneyecek!

10. 4 yaşındaki bir çocuk günde ortalama 437 soru sorar. Çocuğunuz soru soruyorsa ona, “Aman, biliceksin de ne olacak!” gibisinden bir cevap verip lütfen çocuğunuzun merakını küçük yaşta köreltmeyin. Eğer size cevabını bilmediğiniz sorular soruyorsa birlikte araştırın, cevabını vermek istemediğiniz sorular soruyorsa, kendinize “Neden bunu yanıtlamak istemiyorum?” diye sorun. Merak, kediyi öldürmüş diyorlar (“Curiosity killed the cat.”) Ama aslında merak, insan olmanın temel koşuludur. Soru soran çocuk keşfe çıkmıştır. Çocuğunuzun keşiflerini yarı yolda kesmeyin.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.