Birçok insan kendilerine yakıştırdıkları sınırları öne sürerek enerji tüketirler; “Ben bunu yapamam,” “Elimde değil, ben hep böyleyimdir,” “Hiçbir zaman sevgiye dayalı bir ilişki kuramayacağım,” ve bunun gibi yüzlerce olumsuz ve yenilgiyi baştan kabullenen savlar her an dillerinin ucundadır.

Zihnimiz çok güçlü bir gereçtir. Bir şeyin gerçek veya bizim için erişilmez olduğuna karar verirsek, daha sonra kendi koyduğumuz bu engeli aşmak çok zor olur. Hele bir de bunu savunmak durumundaysak, neredeyse imkânsızdır, örneğin, “Ben yazmayı beceremem,” diye kabullendiğinizi farz edin. Bu savınızı kanıtlamak için bir sürü örnek ararsınız. Lisedeyken nasıl kötü kompozisyonlar yazdığınızı, ya da, son kez birşey karalamaya kalktığınızda nasıl bocaladığınızı hatırlarsınız. Kafanızın içini bir dolu sınırlamalarla doldurup, kendinizi denemekten bile korkar hale getirirsiniz. Bir yazar, ya da, herhangi bir şey olabilmek için atılacak ilk adım en büyük eleştirmeninizi susturmaktır… yani, kendinizi!

Eğer yeni birşeyleri denemek veya sizi davet ettikleri bir şeyleri yapmak adına sizi engelleyen sınırları fark edip bu olumsuz davranıştan uzaklaşmak gerekiyor. Sınırları öne sürüp, bunları savunmanın olumsuz bir alışkanlık olduğunu ve yerini kolayca olumlu bir alışkanlığa bırakabildiğini anlamak gerekiyor.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual