Çocuğunuz İnternet Bağımlısı mı?

İnternet, bir bilgi ve iletişim kaynağı olmanın ötesinde günümüzde çocuk, genç ve yetişkinler için bağımlılığa dönüşmüş ve kişiler gerçek dünyada karşılığını bulamadığı tutkuları ve tutsaklığı internet vesilesiyle sanal dünyada yaşamaya başlamıştır..

Aşağıda internet bağımlılığının bazı belirtileri listelenmiştir, sizler de bu belirtilere göz atıp, çocuğunuzda gözlemleyerek durumunu değerlendirebilir ve bir uzman desteği alabilirsiniz.

– Online (internete bağlı) değilken, internette yapılan aktivitelerin hayalinin kuruyor mu?

– İnternet kullanımının artan oranlarda devam etmesi. Günlük İşlerini aksatma derecesinde.

– İnternette planlanandan daha fazla zaman geçirilmesi. İşlerini erteleme, geç kalma, tembelleşme ve isteksizlik artışı

– İşteki ya da okuldaki başarıda düşme görülmesi.

– Sosyal ilişkilerde kopma yaşanması. Arkadaşlarının sanal ortamda artmasına karşın gerçek ortamda arkadaşlık kuramaması

– İnternet kullanımı hakkında aile ya da arkadaşlara yalan söylenmesi.

– İnternetin günlük hayattaki problemlerden kaçmak için bir araç olarak kullanılması.

 

Negatif kişilerle başa çıkma yolları

Enerjilerin insanlar arası geçiş yaptığını biliyor musunuz? Yani bu demek oluyor ki, negatif ya da nefret yüklü kişilerin yanında psikolojik olarak kendinizi çökmüş, sinirli ve yorgun hissedersiniz. Bu negatif enerjiden kurtulmak için öğrenmeniz gereken şey, bu tarz insanlarla başa çıkmayı bilmek.

Sakin olmaya çalışın

Negatif insanlarla baş etmenin birinci kuralı her zaman sakinliğinizi korumanızdır. Nefret yüklü kişiler sizin kendileri gibi tepki vermenizi beklerler. Bu fırsatı onlara vermeyin ve onların bakış açılarının size uygun olmadığını sakin kalarak anlatmaya çalışın.

Cevap vermeyin

Nefret dolu kişilerle tartıştığınız zaman cevap vererek rahatlayacağınızı düşünmeyin. Onun seviyesine inmeyin ve bu durumdan kurtulmanın daha iyi bir yolunu bulun.

Problem onda!

Negatif birisi size saldırıyor ve hakkınızda gerçek olmayan ithamlarda bulunuyorsa, bu onun karakterinin bozuk olduğunu gösterir. Negatif tavır ve bardağın boş tarafından bakmak tamamen onun problemidir. Bu nedenle o kişinin söylediği sözlere aldırmayın ve canınızı sıkmayın.

Neden yaptığını sorun

Negatif yüklü kişiler genellikle karşısındaki insanın itibarını sarsacak sözler söylerler. Böyle bir durumda kaldığınız zaman öncelikle neden bu davranış içinde olduğunu ona sorun ve bundan büyük bir rahatsızlık duyduğunuzu dile getirin. Sonrasında duruma onun penceresinden bakarak problemin kaynağını bulmaya odaklanın.

Uzaklaşın

Etrafınızdaki negatif ve nefret yüklü kişilerden bir an önce uzaklaşın. Bu tarz insanların yaşam enerjinizi çalmalarına izin vermeyin. Size zarardan başka bir şey vermeyen ilişkiler hiçbir zaman çabaya değmez bunu unutmayın. Size destek veren ve hayatınızı kolaylaştıran insanlarla ilişki içinde olmaya özen gösterin.

Mükemmel Kadın Olmak mı?

“Mükemmel kadın” denildiğinde aklınıza ne gelir? Toplumun ve yaşamın üstüne yapıştırdığı tüm sıfatları eksiksiz yerine getiren kadın!

İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını, dost, evlat, sevgili ve daha birçok şey olan mükemmel kadın, neden mutsuz olur? Çünkü bu kadınlar başkaları için yaşarlar!

Bir ilişkide kadın, eşinin hayatını gereğinden fazla kolaylaştırdığında, iyi bir iş yapmış olmaz. Her sorunu çözebilen, sorumlulukları üstünde taşıyan, düzeni koruyan ve bunun için insanüstü çaba gösteren kadın, karşısındaki erkeğin genetiğini bozar.

İnsan doğası almaya, tüketmeye eğilimlidir ve rahata çabuk alışır. Mükemmel kadın, her konuda başarılı olduğundan, karşısındakine yapacak bir şey bırakmaz. Armut piş, ağzıma düş! İlişkiler, paylaşım olmadan büyümez. Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar, dersler ve çaba ile doğru orantılıdır.

Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne, evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir. Aynı durum ilişkilerde de geçerlidir. Eşinin işlerini üstlenen, yapması gerekenleri onun yerine yapan, beceremediklerini bir şekilde halleden mükemmel kadın, mutsuz olmaya mahkumdur.

İşin garip tarafı, bu yapıdaki kadınların ilişkileri genellikle hayal kırıklığı ile biter. En çok aldatılan, terk edilen kadınlar, kusursuz kadınlardır. Neden aldatıldıklarını anlayamazlar. Üstelik eşlerinin seçtikleri kadınlar, kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır. “Benim neyim eksikti?” Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır, hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur.

İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur. Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. Çaba göstermek, uğraşmak için ortada sebep bırakmaz. Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş, doğal olarak gidip, kendini göstereceği, yaratacağı başka ortamlar arar.
Çevrenizdeki insanları bir düşünün. İçlerinde, mükemmel olduğuna inandığınız ama hala neden evlenemediğini ya da mutsuz bir ilişkisi olduğunu anlayamadığınız kişiler yok mu? Dışarıdan bakıp, dört dörtlük kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin. Hazır bir hayat. İlk başlarda çok keyifli gelse de, zaman içinde son derece sıkıcı, tek düze ve boş bir yaşam şeklini alır. İnsani egonuz zarar görür.

Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir. Sürekli başkaları için yaşamak, onların ihtiyaçlarını gidermek, onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak, hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar. Kendi hayatından vazgeçmek, saçının her telini süpürge etmek, gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek, karşı taraftan alkış ve takdir almaz. Düzenli olarak bunlar yapıldığı için, görevmiş gibi algılanır ve kıymet bilinmez.

Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir. Eşini, çocuğunu, kendini hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar. İlişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir. Mükemmel kadın mutlu olamaz. Başkalarının hayatını düzenlerken, kendine ait bir yaşamı unutur.

İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur. Mükemmellik, insana ait değildir. Kusursuz veya mükemmel kadın olmayın. Bu sizi ancak, ruhsal köle ve yaşam hizmetçisi yapar.

Hayatınızı güzelleştirecek 10 tavsiye

Daha iyi bir hayat sürmeniz için yapabileceğiniz küçük, kolay ama etkili yöntemleri sizinle paylaşıyoruz.

Güne hemen başlayın

Uyandıktan sonra sizi mutlu edecek şeyler yapmaya başlayın. Bu, güne pozitif başlamak için şahane bir yöntemdir ve gün boyunca mutlu kalmanızı sağlar.

Fazlalıklardan kurtulun

İhtiyacınız olmayan şeylerden kurtulmanız zihinsel olarak rahatlamanızı sağlar. Koleksiyonculuk ve arşivcilik gibi hobi edindiğiniz şeyler hariç, kaybetmekten üzülmeyeceğiniz şeyleri atın ya da ihtiyacı olanlara verin.

Geçmiş geçmiştir!

Geçmişinizi değiştiremezsiniz. Daha önce yaptığınız hataları düşünüp kendinizi üzmektense, geçmişe bir sünger çekin ve ilerlemeye devam edin. Çünkü geçmişte kalırsanız, asla ilerleyemezsiniz.

Bulunduğunuz anda kalın

Zamanın geri dönüşü olmadığının farkına varın ve her zaman anı yaşamaya odaklanın. Böylece günün tamamını olarak yaşamış olursunuz.

Gülümsemekten çekinmeyin

Bol bol gülün ve kahkaha atın. Beynin mutluluk hormonu olarak salgıladığı serotonin, kendinizi iyi hissetmeniz için en önemli ilaçlardan biridir. Güne başlarken, gün içinde ve günü bitirirken mutlaka gülümseyin.

Yaşamı çok ciddiye almayın

Her zaman küçük şeylerle mutlu olmasını bilin ve dünyaya bir kez geldiğinizi her zaman kendinize hatırlatın. Küçük ayrıntılara canınızı sıkmayın ve başarısızlıklarınızdan mutlaka bir ders çıkarın.

Pozitif şeyler düşünün

Kendinizi ferahlatmak ve mutlu bir hayat sürmek için her olayın pozitif yönüne odaklanın. Negatif şeyleri, kötü düşünceleri ve felaket senaryolarını kafanızdan atın.

Kitap okumayı unutmayın

Hayat görüşünüzün genişlemesi, hayal dünyanızın büyümesi ve yeni şeyler öğrenmek için her zaman kitap okuyun. Kendinize ilginizi çekecek kitaplar hediye edin ve günün en az 1 saatini buna ayırın.

Su için

Birçok insanın ihmal ettiği su, daha iyi bir hayat için gerekli olan en önemli şey. Vücudunuzun ihtiyacı kadar su için ve bu sayede cildinizi nemlendirin. Günde içmeniz gereken su miktarını kilonuzu 36’ya bölerek bulabilirsiniz.

Fit olun

Sağlıklı bir yaşam sürmek için vücudunuzun sağlıklı olması çok önemli. Bu yüzden her zaman egzersiz yapın ve fit kalmaya çalışın. Araştırmalara göre egzersiz yapan insanlar kendine güvenli ve başarılı oluyor.

Eleştirilerle Baş Etmenin Yolları

Eleştiriler çoğu zaman can sıkıcı olabilir fakat bu öneriler sayesinde eleştirilerle baş etmeniz kolaylaşacak.

Güne başladınız. Okulda, işte, evde, sokakta yapmayı planladığınız pek çok şey var. Tam da bu sırada en yakından ya da uzaktakinden gelir eleştiri. Kendinizi eleştirilmiş, düzeltilmiş, başarısız, hatta suçlanmış hissedersiniz.

Sizce bu küçücük bir hata ya da önemsenmeyecek bir konu olabilir. Ama bir kere eleştirildikten sonra belki de günlerce bunun üzerine düşünürsünüz. Eleştiri ile baş etmek, onu kendi yararınıza kullanmak mümkün.

Eleştiriyi dinleyin

Aldığınız eleştiriye tepki vermeden dinlemeye ve karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışın. Yeni bir bakış açısı kazanabilir ve kendinizi geliştirme fırsatı yakalamış olabilirsiniz.

Savunmaya geçmeyin

Hemen savunmaya geçmek yerine karşıdaki insanın size yardım etmek isteyip istemediğini düşünün. Belki de onu reddetmek yerine bu söylediği şeyi değiştirmek veya küçük bir sorumluluk almak sizi bir adım daha ileriye götürecek.

Tepkinizi erteleyin

O sırada sert bir tepki vermek yerine bunu biraz ertelemeye çalışın. Derin bir nefes almak, bulunduğunuz ortamdan ayrılmak, kısa bir mola vermek daha sağlıklı karar almanızı ve bu eleştiriye daha sağlıklı cevap vermenizi sağlar.

Hatalarınızı kabul edin

Ortada bir hatadan kaynaklı bir eleştiri varsa bu hatayı kabul ettiğinizde ne olacağını düşünün. Reddetmek kısa süreli bir rahatlama ve sonrasında sıkıntı yaşamanızı sağlarken kabul etmek hatayı gidermeye odaklanmanızı ve bu eleştiriyi bir takdire dönüştürmenizi sağlayabilir.

Başarısızlığın tadını çıkarın

Bir konuda eleştiri alabilir hatta başarısız olabilirsiniz. Çünkü hata yapmak öğrenme sürecinizin en önemli parçası. Hata yapmadan daha iyisini yapma şansınız yok. Bunun tadını çıkarın.

İlham Verecek Aşk üzerine söylenmiş etkileyici sözler

Aşkın tanımı herkes için farklıdır. Ancak, bazı insanlar hepimiz adına etkileyici aşk sözleri söylemiştir.

Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur. Aristo

Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz. François Bacon

Aşk yaşamında kadın, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar. Balzac

Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. Bailey

Tüm duygularımız ve tutkularımız rastlantı ve çıkarın eseridir ve bizim erdem, aşk, karşılık beklemezlik dediğimiz şeyler de hoşgörülerden başka bir şey değildir. Adalet aşkı nedir? Adaletsizlik ıstırabından korkmaktır. Aşk sahip olduklarımızın bizden alınması korkusudur. Aşk duyuların bir hummasıdır. François La Rocheffoucauld

 

Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı… Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı. Mevlana

Kadınların büyük tutkusu aşkı ilham etmektir. İnsanı aşkın güzellikleri yaşatır. Moliere

Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır. Montaigne

Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır. Victor Hugo

Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar. Newton

Biz aşk karakteri ile doğarız. Aşk ruhumuz yetkinleştikçe gelişir ve bizi güzel görünen şeye sürükler. Bundan sonra artık bizim bu alemde sevmekten başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır? Pascal

Aşk mutluluğunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi? J. J. Rousseau

 

Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir… Aşk gözle değil ruhla görülür. William Shakespeare

Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir. Seneca

Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yaşam neye yarar. Stendal

Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz. Mark Twain

Aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. Tanrı kadınları erkekleri evcilleştirmek için yarattı. Voltaire

Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak ister. Oscar Wilde

Ey aşk, güzel ve kısasın… Aşk insanı birliğe, bencillik yalnızlığa götürür. Schiller

İnsana karşı sonsuz bir sevgi ve şefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir. Robert Owen

İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar. Madame De Scudery

 

Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir. Holty

Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir. Goethe

Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır. Geraldy

Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister. Eugene Delacroix

Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur. La Cordaire

Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur. Antoine Bret

Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever. Basta

Tırnak Yemenin 7 Olumsuz Sonucu

Estetik bir problem olmanın yanı sıra, tırnak yeme bakteri ve deforme parmakların oluşumu gibi sağlık problemlerine de yol açabilir.

Tırnak yeme alışkanlığı her yaşta görülebilecek problemli bir alışkanlıktır. 

Bu makalede sizlere tırnak yemenin neden kötü olduğunu ve bu alışkanlıktan neden uzaklaşmanız gerektiğini anlatacağız. 

Tırnak yemenin nedenleri

 

Tırnak yeme binlerce insanın sahip olduğu ve çocukluklarında geliştirdiği bir alışkanlıktır. Çoğunluğumuz bu süreci aşmış olsak da, bazı insanlar yıllar boyunca tırnak yemeye devam eder.

Bu  alışkanlığın en inanılmaz özelliklerinden biri bunu yaptığımızı fark etmiyor oluşumuzdur. Diğer deyişle, tırnaklarımızı bilinçsiz olarak yeriz. Örneğin televizyon izlerken, metroyla yolculuk ederken ya da süpermarkette ürün seçerken…

Tırnak yemek kırılması zor bir alışkanlıktır. Bunu yapmanın çekici olmadığını bile bile parmaklarımızı acıtmaya devam ederiz ve hatta tırnaklarımızı yemek için yaptığımız bir şeyi bırakıp durabiliriz.

Bir çok durumda, problemlerden, endişelerden ve olumsuz hislerden kaçmak için aklımız ve bedenimiz bunu uygular.

Anksiyete ve stresi kontrol etmeye çalışmak insanların tırnak yeme nedenlerinden biridir. Bunu çok uzun süre yaptıktan sonra, bu alışkanlık kontrol edilemeyen sinirsel bir tik halini alır ve her gün tekrarlanan bir rutine dönüşür.

Tırnaklarımı yemeyi nasıl bırakacağım?

Tırnak yemeyi durdurmak için, bir çok kadın estetik görünümü ön planda tutuyor. Erkekler için ise bu biraz daha karışık ama imkansız değil.

Belki de çoktan o acı ojeyi denediniz, ama ne yaptıysanız olmadı.

Bu alışkanlıkların problemlere yol açtığını bilsek de, bir çok zaman bu kötü alışkanlıkları durdurmak için kendimiz girişimde bulunmak durumundayız. Aynen sigara içmeyi ve alkol tüketimini bırakma sürecinde olduğu gibi.

Tırnak yemek tırnağın yapısını olduğu kadar uzamasını da etkiler. Sonuç olarak tırnaktaki farklı katmanlarda çatlaklar oluşur. Bu yüzden, tırnaklar yamuk şekilde uzar ve parmağın tırnak bölümündeki tüm yüzeyini kaplamaz.

Tırnak yeme alışkanlığı nelere sebep olur?

Bu alışkanlığın sonuçlarını iki grupta anlatabiliriz: fiziksel ve psikolojik ya da duygusal.

Her iki durumda da, eğer kişi tırnak yeme alışkanlığını sonlandırmak istiyorsa, bu sonuçlar değerlendirmeye değer.

Tırnak uzamasında problemler

 

Tırnak aşırı yendiği zaman, yetersiz ve çok yavaş hızda uzar. Bu da tırnakların görünümünü bozar ve ellerin fiziksel güzelliğini etkiler.

Acı

Bir şeyi tutarken, zarf açarken, alet kullanırken, bilgisayarda veya telefonda yazarken her hareket acı vericidir. Günlük aktivitelerimizi rahatça gerçekleştiremeyiz. Ellerimiz bir şeye dokunduğu zaman fena halde irkiliriz.

Bakteriyel hastalıklar

Tırnaklar bakterilerin her türünün yayılması için çok ideal alanlardır. Tırnaklar sürekli kirli ve bakteri taşıyan nesnelere temas eder.

Tırnak altında biriken en yaygın bakteri türü salmonella ve E. Coli’dir. Bunlar çiğ yiyecekler aracılığıyla bulaşır.

Tırnaklarımızı ağzımıza götürdüğümüz zaman, bu mikroorganizmalar tükürüğe geçer ve oradan doğrudan vücuda aktarılır.

Durum ne olursa olsun, bazı insanlar bu bakterileri sindirdiklerinden dolayı daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olurlar. Vücut kendini bunlara karşı korumayı öğrenir ve onlar yüzünden hastalanmaz.

Ağız problemleri

 

Özellikle öndeki dişler tırnakları ısırır. Bu da dişlerin uçlarının bozulmasına ve diş hassasiyetinin artmasına neden olur. Ayrıca bu alışkanlık diş minelerine de zarar verir.

Bunun üstüne, alışkanlığımız ayrıca dişlerin düzeninin bozulmasına da sebep olur. Bu çiğneme problemlerine ve dişler tamamen kapanmadığı için uyku problemlerine yol açar.

Duygusal faktörler

Tırnak yiyen birinin en tipik alışkanlığı ellerini saklamasıdır. İşin aslı, insanlar kırık veya yenmiş tırnaklarının diğerleri tarafından görülmesini istemez. 

Bu alışkanlığın duygusal sonuçları arasında utanç, düşük özgüven, gerginlik ve üzüntü vardır.

Hiperaktif Çocuklara Nasıl Davranmalıyız?

Birçok aile tarafından zekâ alameti sayılıp takdir edilse de hiperaktivite, sanıldığı kadar masum değil.

Çocuğunun yaptığı her yaramazlıkta hafiften mağrur şekilde “Böyle hiperaktif canım, işte bizim oğlan.” savunmasına geçen annelere adımbaşı rastlamak mümkün. Peki, her yaramaz çocuk hiperaktif midir? Uzmanlara göre cevabı hayır. Üstelik, bırakın övünmeyi aslında bu da bir hastalık. Hiperaktivite dikkat eksikliğiyle adeta kardeş gibi.

Bu yüzden de “Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)” olarak anılıyor çoğu zaman. Peki bu rahatsızlık, çocuğun hayatını nasıl etkiliyor? Tedavi edilmezse ne gibi sorunlara yol açıyor?

ÖDÜL VE CAZA İŞE YARAMIYOR

En sık görülen psikiyatrik sorunlardan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) üç temel belirtiden oluşuyor: Aşırı hareketlilik (hiperaktivite), dikkat eksikliği ve dürtüsellik. Hiperaktivite kısaca yaşıtlarına göre aşırı hareketlilik, oturamama ya da oturmayı becerememe olarak tanımlanabilir.

Dikkat eksikliği çocuğun dikkat süresinin yaşına göre kısa olması ve özellikle okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarda dikkatinin kolay ve çabuk dağılması şeklinde tanımlanıyor.

Sonunu düşünmeden eyleme geçme olarak tarif edilebilecek dürtüsellik, çocukların sosyal uyumlarını bozan en ciddi belirti. Yaşıtlarıyla birlikteyken olaylara aşırı tepki vermeleri, fiil ve sözle arkadaşlarını rahatsız etmeleri nedeniyle toplumda ve okulda ‘yaramaz çocuk’ damgası yerler. Diğer çocuklardan farklı olarak genellikle ceza ve ödülden anlamadıkları gibi, başlarına gelen üzücü ya da kötü bir olaydan da ders çıkarmazlar.

HİPERAKTİF ÇOCUKLAR…

– Dersleri dinlemez, ödev yapmayı sevmez, anne-baba ya da öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Çeşitli bahanelerle (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Ders çalışırken sürekli yanlarında birini isterler.

– Sorumluluklardan kaçarlar, üzerlerine aldıkları işi bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden başka işe geçerler.
– Okuma ve yazma becerileri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir.
– Unutkan olabilirler, öğrettiğiniz ve iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi çabucak unutabilirler.

– Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar. Dikkat sorunu olan çocuklar sevdikleri ve zevk aldıkları etkinliklerle (bilgisayar, TV, oyunlar) uzun süre ilgilenebilirler. Daha çok kurallı öğrenmeye karşı isteksizdirler.

NASIL DAVRANMAK GEREKİR?

– Ev işlerinde görev paylaşımı vs. gibi alışkanlıklar ile kural ve takvime bağlanan işler oluşturun.

– Sabırlı olun, fevri davranmaktan kaçının, öfkenizi çocuğa yansıtmayın. Çocukla savaşmayın ve tartışmaya mümkün mertebe girmemeye çalışın.
– Çocuktaki var olan olumlu özellik ve kabiliyetlerin ortaya çıkışını teşvik edin. Hoşunuza giden bir şey yaptığında mutlaka takdir edin.
– Mutlaka bir spor etkinliğine devam etmesini sağlayın.
– Ders çalışma ortamını mümkün olduğunca sadeleştirin.
– Evdeki sorumlulukları ile ilgili olarak (odasını toplama, giysilerini düzenleme, ellerini yıkama, dişlerini fırçalama gibi) onu sık sık uyarın.

– DEHB’li çocuklara diğer çocuklara göre daha az “hayır” kelimesini kullanın. “Hayır” dediğinizde ise geri adım atmamaya çalışın.

BUNLARA DİKKAT!

– DEHB’li çocuğun davranışlarını normal kabul ederek “çocuktur, zamanla düzelir” demek çocuğa haksızlıktır.

– Tedavi edilmeyen DEHB olgularında ileriki yaşamlarında ağır davranış bozuklukları ve akademik başarısızlık gelişme riski yüksektir.
– DEHB oluşumunda suçlu, aile değildir.
– Biyolojik temeli olan bir bozukluktur.
– Terbiye edebilme sorunu değildir.
– Tanı için mutlaka bir çocuk psikyatrisine başvurun. Zira hastalığın benzer belirtiler gösteren başka psikiyatrik bozukluklar ile karışma riski mevcut.
– DEHB başka psikiyatrik bozukluklarla birlikte görülebilir.
– Tedavisinde kullanılan ilaçlar bağımlılık yapmaz. Bedensel olarak kalıcı yan etkileri yoktur. Hatta DEHB’li çocuklarda ilaç tedavisi ileride oluşabilecek alkol ve madde bağımlılığını önlediğine dair birçok çalışma mevcut.

Ergenlikte içine kapanan çocukla nasıl ilişki kurulmalı?

İçe kapanma, ergenlik döneminin belirgin özelliklerinden biridir. Anne babanın yapması gereken şey, çocuğu iyi tanımaktır. Zaten ebeveynlerin doğduğu andan itibaren çocuklarını iyi tanımaları gerekir.
İçe kapanma, ergenlik döneminin belirgin özelliklerinden biridir. Anne babanın yapması gereken şey, çocuğu iyi tanımaktır. Zaten ebeveynlerin doğduğu andan itibaren çocuklarını iyi tanımaları gerekir.
Bazı çocuklar açısından yalnız başına bir şeyler yapmak, kitap okumak bir tercih sorunudur. Böyle davranmak, bu çocukların kişisel özellikleri olabilir. Küçüklüğünden beri bu şekilde davranan bir çocuk, ergenlikte de bu tutumunu sürdürüyorsa, bu onun kişiliğinin bir parçası olarak görülmelidir.
Ancak çocuk çok neşeli, hareketli ve aktifken, ergenlik döneminde içine kapanabilir. Anne babanın çocuğu çok iyi gözlemlemesi ve içe kapanmanın ergenlikteki değişikliklerden dolayı olduğunu fark etmesi gerekir.
Ebeveynlerin çocukla ilişkileri gerçekten kopmuş ve işlevselliğini yitirmişse, bu durumda bir uzman yardımı gerekebilir. Çünkü içe kapanmak, başka şeylerin de belirtisi olabilir.
Daha geniş bir açıdan bakıldığında, çocuk arkadaş çevresiyle ya da madde kullanımıyla ilgili bir sorun da yaşayabilir.
Ama ilk elde hemen bu olasılıkları düşünmemek gerekir.
Onlarla iletişim içinde olmak, onların istediği kadar iletişim kurmak, bu durumdaki en doğru davranış biçimi olabilir.

Eşinizle İlişkiniz Çocuğunuzla Olan İlişkinizi Nasıl Etkiler?

Çocuğunuz karı-kocalık ilişkinizin neresinde duruyor?

Size ne kadar yakın ya da eşinize?

Tartışmalarda taraf tutuyor mu?

Peki ya olayları nasıl yorumluyor dersiniz?

Küçük bir kız/erkek çocuğu büyürken annesinin/babasının diğer ebeveyni ile ilgili duygularına şahit olur.  Şahit olduğu bu duygular yaşamının ileriki dönemlerinde ona, diğerleriyle olan iletişimine rehberlik edecektir.

Bu duygular aşk, merhamet, sevgi gibi olumlu duygular olabileceği gibi; öfke, korku gibi olumsuz deneyimlere neden olabilecek duygular da olabilir. Dolayısıyla sizden aldıkları, geniş bir yelpazede çeşitlilik gösterecektir.  Aşkı yaşayış biçimiz de; öfkeyi yaşayış biçiminiz de onun tanımlamalarındaki ilk anlamı oluşturacaktır. Öyleyse eşinizle aranızda yaşadığınız herhangi bir anlaşmazlığı düşünmenizi istiyorum. Ne olur? Neler yaşanır? Nasıl çözümlenir?

Karı-koca ya da anne-baba olarak hissettiğiniz, düşündüğünüz ya da söylediğiniz her şeyin çocuğunuzun duygu, düşünce ve davranışları olacağını bilseniz, yine de aynı duyguları hisseder, aynı düşünce ve duyguları yaşamaya devam eder miydiniz?

Çocuğunuzun babasına/annesine bitmeyen bir kızgınlık içindeyseniz; onun da ilerde erkeklere/kadınlara kızgın olabileceği ihtimalini düşünün derim. Üstelik gün gelecek ve erkelerle/kadınlarla olan kötü iletişiminde sizi sorumlu tutabileceğini bilseniz, yine onu bu çatışmalara ortak eder miydiniz?

“Bizim annemiz babamız çok mu iyiydi? Ama bakın, hiçbir şeyimiz yok”

Bu gerçekten doğru mu? İlişkilerinizde yaşadığınız tıkanıklıklarınız, büyürken aldığınız telkinlerden, gördüklerinizden ya da yaşadıklarınızdan hiç etkilenmedi mi? Yoksa bu konuyla yüzleşmeye henüz hazır değil misiniz?

Kendinizle ilgili kısmını görmek için hazır değilseniz dahi, çocuklarınız için hala şansınız var. Karı-Koca olarak yaşadığınız süreçlerden çocuklarınızın nasıl etkilendiğini gözlemleyin. Olumlu ya da olumsuz yaşantılarınızı, büyümekte olan aynı zamanda dış dünyayı, ilişkileri daha yeni yeni anlamaya çalışan çocuklarınız nasıl anlamlandırdığına ilişkin uyanık olun.

Eşinizle olan ilişkinizde işler iyi gitmiyorsa, şayet benlik bütünlüğünüzü sağlamış sağlıklı yetişkinlerseniz, bununla bir şekilde baş edebileceğinizi varsayalım.

Peki ya çocuğunuz? Burada yaşadığı duygu, eğer gerekli açıklamalar yapılmadıysa, bölünmüşlük olmayacak mı? Bir tarafta annesi varken, diğer tarafta babasının yaşadığı duyguları anlamaya çalışırken, aslında arada sıkışmışlığı ile baş edebilir mi dersiniz?

Aidiyet ve bağlılık yaşadığı iki kişi karşı karşıya gelmişse, çocuğunuzun muhtemelen, bu çatışmada nerede duracağı ile ilgili kafası karışmıştır. Olanları, birbirinize olan duygu ve düşüncelerinizin yanı sıra davranışlarınızı da kendi dağarcığı içerisinde anlamaya çalışacaktır.

“Sen de büyüdün artık babanın bana böyle davranmasına izin vermemelisin.”

Olaylara dışarıdan bir yetişkin gibi bakmasını ve anlamasını istemek, biraz fazla olmaz mı? Sonuç olarak çocukluk, ön ergenlik, ergenlik ve hatta ergenliği atlatamamış yetişkin bir çocuğunuz var ise siz onun ebeveynisiniz.

Sizin duygularınızla büyüyor; öyleyse aranızdaki çatışmaya da sizin duygularınızla dahil olacaktır. Yakın hissettiği, korunmaya ihtiyacı olduğunu düşündüğü ebeveynin yanında yer alacak, o ne hissediyorsa öyle hissedecek, diğer ebeveyni bu şartlarda değerlendirecektir.

İşte tam da bu aşamada anne-babanın nasıl davrandığı, çocuğa karşı nasıl bir tutum sergilediği büyük önem taşımaktadır. Çocuk çatışma içerisinde yalnız kalmak yerine, taraf olarak en az bir ebeveyn tarafından kabul görüleceğini ve sevileceğini düşünür.

Eğer çocuğun koalisyon kurduğu ebeveyn ya da diğeri bu durumu fark eder; karı-kocalık ve anne-babalık farkını çocukla paylaşırsa çocuk rahatlayacak ve kendini güvende hissedecektir.

Aksi halde, içimize dönüp; çocuğumuzu hem duygularımızı paylaşacak bir arkadaş, hem de yanımızda bize destek olacak bir yoldaş olarak görmeye başlarız.

Bu yazıyı okuyup, böyle davrandığını fark eden ebeveynler olacaktır. Onlardan düşünmelerini istiyorum: Eşiniz (Çocuğunuzun anne/babası ) ile ilgili olumsuz bir duygunuzu çocuğunuzla paylaşırken düşünün! Bu sizin ihtiyacınız mı? Yoksa çocuğunuzun mu? Eminim çocuğunuzun sizin yanınızda yer alarak, size destek olması size iyi hissettiriyordur.

Çocuk bile böyle hissediyorsa siz haklısınızdır, yalnız değilsinizdir. Hatta belki dostlarınıza, arkadaşlarınıza onun olduğundan da olgun bir çocuk olup size nasıl da destek olduğu ile ilgili övgü dolu cümleler kuruyorsunuzdur. Peki çocuğunuz bir anne/babanın olgunluğu ile davrandığında, çocukluğu nereye saklanacak, merak etmiyor musunuz?

Çocuğunuz, bir yetişkin olmaya başlayıp ilişkilerinde tökezlediğinde, yanıldığında dönüp geriye bakacak gücü varsa eğer, onu çabucak büyüttüğünüz için size minnettar mı olacak dersiniz?

İşte bu aşamada seansa gelişler yoğunlaşıyor. Danışanlarımız ilişkilerinde yaşadıkları kısır döngülerin, çocukluklarında saklanan, yaşayamadıkları deneyimlerin bir oyunu olduğunu anladıklarında, ailelerine kızgınlık ve kırgınlıkla karşı karşıya kalıyorlar. Seanslarda bu duygularını özgürce ifade edip, temizledikten sonra olaylara bir yetişkin gibi bakabiliyorlar.

Ve işte ancak o zaman iç huzur ve bütünlük duygusu ile büyüyorlar…

Mutlu birlikteliklerin düşmanı kıskançlık

Kıskanç insanların yaptığı davranışlar kendilerine göre normal sayılsa da kıskanılan kişi için aynı durum söz konusu değil. Peki,kıskançlık kadın ve erkek ilişkilerini nasıl etkiliyor?

Kıskançlık insan doğasında var olan doğal bir duygu. Kıskançlığın en sık karşılaştığımız hali romantik ilişkiler ve karı-koca ilişkilerinde yaşanıyor. Aşırı sahiplenme kıskanılan kişiyi rahatsız ettiği kadar bu duyguyu uç noktalarda yaşayan kişi için de tehlikeli (rahatsız edici) bir durum.

Hem kıskançlık duygusunun kendisi hem de buna eşlik eden düşünce ve düşüncelerin tetiklediği davranışlar kişinin hayatını çekilmez bir hale sokabiliyor.

Kıskançlığın altında yatan pek çok sebep olduğunu söyleyen nörolog Dr. Mehmet Yavuz “Eğer duygu zarar verme noktasında yaşanıyorsa kıskanç kişi mutlaka tedavi görmelidir” uyarısında bulunuyor.

Yavuz,kıskançlık duygusunun altında yatan birçok sorun olmakla beraber en sık gözlemlenenlerin özgüven eksikliği, karşı tarafa güvenmeme ve karşı tarafı kaybetme korkusu olduğunu vurguluyor. Yavuz’la kıskançlığı konuştuk…

Kıskançlık duygusuna neler eşlik eder?

Kıskaçlık duygusuna öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık çaresizlik duyguları da eşlik edebilir. Kıskanç kişi kendinin değerli olmadığını düşünür ve özgüven eksikliği yaşar. Kendisine olan güvensizliğini birlikte olduğu kişiye yansıtarak işleri her iki taraf için de zorlaştırır.

Aşırı kıskanç kişiler ne gibi davranışlar sergilerler?

Kıskanan kişi beraber olduğu kişiyi sürekli takip edebilir, telefonlarını, mesajlarını kontrol edebilir. Sahiplendiği kişiyi başkalarıyla iletişim halinde olmaması için eve kapatabilir, ailesi ve arkadaşlarıyla görüşmesini engelleyebilir.

Böylece birlikte olduğu kişinin kimse tarafından görülmeyeceğine, fark edilmeyeceğine hükmettiğinden içi bir nebze olsun rahat edebilir ama yine de günün belirli saatlerinde telefonla kontroller yaparak bu durumu sağlamlaştırmak isteyebilir.

Daha çok kadınlar maruz kalıyor bu duygulara değil mi?

Genellikle. Kıskançlığın çok ileri düzeyde olduğu durumlarda çiftlerden kıskanan taraf eşinin farklı cins bir doktor tarafından muayene edilmesini bile tolere edemeyebilerek ciddi sağlık komplikasyonlarının gelişmesine neden olabilir.

Kıskanılan kişi kendini nasıl hisseder?

Kıskanılan kişi beraberliğin ilk zamanlarında sahiplenilmeyi hoş karşılayabilir. Fakat belli bir süre sonra bu durum iki kişi için de son derece tehlikelidir. Özellikle kıskanç kişi kıskançlığın şiddetini, sıklığını ve süresini arttırdığı durumlarda davranışlarının şiddetini de arttırır.

Kıskanılan kişi kendini kafese konulmuş gibi hisseder, zamanla psikolojisi bozulur, huzursuz olur ve hırpalanır.

Kıskançlık duyan kişilere önerileriniz nelerdir?

– Kıskançlık yaratan duygular keşfedilmeli.

– Kişi geçmişte yaşadığı kötü olayları geride bırakmalıdır.

– Güven duygusu yeniden kazandırılmaya çalışılmalıdır.

– Sosyal aktivitelere katılabilir, hobiler edinebilir.

– Olumlu düşünceler içine girmeli şüphecilikten uzak durmalıdır.

– Başkalarının onun hakkındaki düşüncelerini gereğinden fazla önemsememeli.

– Romantik partneri ile sorunlarını açık bir şekilde konuşabilmeli, geleceğe dair korkularının kökenleri tespit edilmeli.

– Tüm bunları sağlıklı bir şekilde yapabilmek ve süreci olabildiğince sancısız geçirebilmek için mutlaka profesyonel bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Ders çalışırken sıkılıyorsanız, Ne Yapmalısınız

YGS, LYS ve SBS gibi önemli sınavlara hazırlanan öğrencilerin en büyük handikabı, ders çalışırken kısa sürede sıkılıp, dersten kopmaları. Bozulan konsantrasyonu toparlamak oldukça güç.

O yüzden en iyisi, sıkılmaya fırsat vermeyecek çözümler bulmak. Uzmanlar, uzun süre ders çalışamama, ders çalışma istediğini yakalayamama, çalışırken bir süre sonra sıkılma, ders çalışırken baş ağrısı ile karşı karşıya kalma gibi sorunların sıkça yaşandığına dikkat çekiyor.

Uzmanlar, bu şikayetlerdeki ortak noktanın ders çalışma alışkanlığını kazanmak için öğrencilerin kendilerini uzun süre çalışma odalarında tutmaya çalışmalarından ve ortamı gereği gibi havalandırmamasından kaynaklandığını söylüyor.

Örneğin ders çalışırken başınızın ağrısına, havasız oda neden oluyor. Odadaki oksijenin azalması, havasızlığı beraberinde getiriyor.

Gerginlik ve baş ağrısı da çalışma istediğini azaltıp, öğrencinin sıkılmasına neden oluyor. Çözüm ise belli aralıklarda dinlenme süresi ve bu sırada çalışma ortamının havalandırılması.

Uzun süre çalışmayı engelleyen diğer bir faktör de sınava üniversite sınavına hazırlanan adayın ne kadar çalışması gerektiğini bilememesi ve çalışmaya ara vermemesinden yaşanıyor. Konuyu öğrenmek için yapılan çalışmalarda süre 50 dakika ile 1 saat arasında değişiyor.

Öğrenilmiş bir konuyu pekiştirmek için soru çözümü yapılıyorsa bu süre 1,5 saate uzatılabilir. Dinlenme süresi ise 15-20 dakika arasında olmalıdır. Öğrenci dinlenme süresini odasının dışında geçirebilir.

 

Mutlu Evliliğin Sırları

Kim mutsuz olmak için evlenir ki?  Her kadın ve erkek aşklarının büyüsünü daha da artırmak için, birbirlerine kenetlenir. Göz göze, el ele, kalp kalbe büyüttükleri aşkları gün gelir yol ayırımına gelince ya ayrılığı seçeceklerdir ya da evliliği. Kendilerine güvenenler ve bir ömür hayat arkadaşı olmak isteyenler, elbette ki evliliği seçer. Çiftlerin evlenmek için daha çok yaz aylarını tercih ettiklerini biliyoruz. Siz de evlilik hazırlıkları yapanlardansanız ya da yeni evliyseniz, işte size mutlu evliliğin reçetesi…

Kişiliğinizi Doğru Analiz Edin…

Kendini tanımayan insanın, başkasını tanıyabilmesi mümkün değildir. Kişilik özellikleriniz nedir, kendinizde olumladığınız ve olumlamadığınız yönleriniz nelerdir, sosyal bir insan mısınız yoksa yalnızlığı tercih edenlerden mi? Öfkelerinizi ve mutluluğunuzu neler besler? Hayattan ve evlilikten beklentileriniz nelerdir? Evlilik kararı almadan önce kendinize tutacağınız ayna, evliliğinizde ne kadar mutlu olup olmayacağınıza da ışık tutacaktır.

Karşı Tarafı Objektif Değerlendirmeye Özen Gösterin…

Hiç kuşkusuz, hiç kimse aşık olduğu kişiye objektif bakamaz. Sevdiğimiz insanlara karşı daha hoşgörülü oluruz. Aşkın, insanda görme kusuru yarattığını biliyoruz. Evlendikten sonra, hayal kırıklığına uğramamak için, karşı tarafın kusurlarına odaklanın ve kendinize şu soruyu sorun; “Onu tüm kusurları ve eksi yönleriyle kabul edebiliyor muyum?” Yanıtınız “evet” ise, evlilikte çok fazla hayal kırıklığı yaşamayacaksınız demektir.

Olayları Büyütmeyin…

Evlilik bir yaşam tarzıdır ve bu yaşam biçiminin içinde tartışmalar kaçınılmazdır. Eşinizle aranızda tartışma yaratan olayları büyütürseniz, altından kalkamazsınız. Her yeni başlayan güne, dündeki sıkıntıları eklerseniz, hayatınız cehenneme dönebilir. Eğer, en küçük olayları bile büyütme huyunuz varsa, bu yönünüzü törpülemeye özen gösterin.

Eşinizin Davranışlarına Algıda Seçicilik Yapmayın…

Mükemmel insan var mıdır? Siz mükemmel misiniz? Hatalar, kusurlar insan içindir. Eşinizin her olumsuz davranışına odaklanır ve onun sürekli olumsuz yanlarını görürseniz, evlilik bunu taşımaz. Anlayışlı olun ve eşinizi dikkat alanınızdan çıkarın.

Eşinizle İletişimizde Suçlayıcı, Eleştirici ve Hakaret Edici Sözler Kullanmayın…

Karşı tarafa kızdığımızda, öfkemize yenik düşmek ve onu incitmek çok kolaydır. Birkaç suçlayıcı söz, biraz eleştiri ve can alıcı hakaretler, öfkenizi kusmanız için en etkin yoldur. Ama ya sonrası? Eşiniz suçlamalara, eleştirilere ve hakaretlere karşı savunmaya geçecektir. Ya o da sizin yolunuzu seçecek ve sizi acıtacak sözler söyleyecektir ya da kırgınlığını dile getirmeye çalışacaktır. Genellikle ilk yol seçilir ve ilişki erozyona uğramaya başlar.

Eşinizi Onaylayın…

Evlilik terapilerinde, eşine öfkeli olan taraf ya da her ikisi birden birbirlerinin olumsuz yönlerini anlatırlar. Onlara şunu sorarım; “Eşinin hiç olumlu bir tarafı yok mu?” İnsan, doğası gereği onaylanmak ister. Evliliğinde birbirini onaylayan çiftlerin, ilişkiye güven duyguları sağlamdır. “Seviliyorum, eşim benim davranışlarımı doğru buluyor” duygusu, çiftlerin duygu birlikteliklerini sağlamlaştırır.

Sevginizi Sık Sık İfade Edin…

Bazı insanlar, yapış yapış ilişkilerden nefret ettiklerini, sevgi sözcüklerinin sık kullanılmasını yapmacık bulduklarını ifade ederler. Ancak sevgiyi ifadenin birden fazla yolu vardır. Sözlerle, davranışlarımızla ve dokunarak sevgimizi diğer tarafa hissettirebiliriz. Terapilerde öyle çiftlerle çalışmışımdır ki, yirmi yıllık evliliklerinde bir kez bile birbirlerine sevgilerini ifade etmemişlerdir. Oysa tüm ilişkileri ve evlilikleri besleyen yegane duygudur sevgi. Sevgiden başka paylaşacağımız ne var ki?

Sorunlarınızı Biriktirmeyin…

Evlilikte sorunlar her zaman karşınıza çıkacaktır. Onları biriktirmeyin. Açık iletişim en sağlıklı olandır. Sizi rahatsız eden, üzen, kızdıran ya da hayal kırıklığına uğratan davranış ve olayları eşinizle konuşun ve birlikte çözüm üretme yoluna gidin. İfade edilmeyen ve biriktirilen sorunlar, bir süre sonra patlama yaratır ve ilişkiniz zedelenir.

Cinselliğe Sevgiyi ve Romantizmi Katın…

Cinselliği sadece penis ve vajina olayı olarak görmeyin. Sekse sevginizi ve romantizmi katın. Seks için sadece yatağınızı kullanmayın. Cinsel hayatınızın monotonlaşmasına izin vermeyin.

Aileler İçin Birbirinizi Kırmayın…

Evlilikteki en büyük tuzaklardan biridir eşlerin aileleri ile ilgili çatışmaları. Hiç kimsenin sizin istediğiniz gibi olamayacağı gerçeğini kabullenin ve ailelerinizin davranışları yüzünden, eşinizle kavga etmeyin.

Baş başa Geçireceğiniz Zamanları Artırın…

Flört döneminde çiftler her boş anlarını birbirleriyle geçirirlerken, evlenince bu durum değişir. Evli olunca baş başa zaman geçirmeye gerek yokmuş gibi görülür. Evliliğinizde bu büyük yanılgıya düşmeyin. İş çıkışlarında buluşun, baş başa yemek yemeyi, sinemaya gitmeyi, ufak hafta sonu tatillerini ertelemeyin.

Gün İçinde Birbirinizi Arayın…

Sabah evden çıkıp, akşam eve dönene kadar birbirini aramayan çiftler vardır. Sonra da aralarındaki kopukluktan şikayet ederler. Gün içinde telefonlaşmak, birkaç sevgi sözcüğü söylemek, akşamın planını konuşmak evliliğe iyi gelir.

Evliliğinizi Sosyalleştirin…

Evli olmak demek, toplumdan izole olmak değildir. Evet eşler baş başa zaman geçirmeli ama aynı zamanda evliliklerini sosyalleştirmeliler. Başka çiftlerle görüşülmeli, birlikte zaman geçirmeli ve sosyal paylaşımlar artırılmalıdır. Böylelikle evliliğinizde yaşadığınız sorunları, sadece sizin yaşamadığınız da fark edersiniz.

Sevgili Olmaktan Vazgeçmeyin…

Özellikle çocuk olduktan sonra, eşler anne baba rollerine kendilerini öylesine kaptırırlar ki, değil sevgili, karı koca olduklarını bile unuturlar. Oysa mutlu evliliğin dinamiğini oluşturan, eşlerin birbirlerine “sevgili” olabilme becerileridir. Sürprizleri, çılgınlıkları ve romantizmi evliliğinizden eksik etmeyin…

İstediğiniz Her Şeyi Gerçekleştiremezsiniz

Hayat insanların istek ve arzularına göre işlemez. Eğer öyle olsaydı gezegenimiz çoktan karmaşa içinde olurdu. Zaten şu anda bile yeterince karmaşa görünüyor. Görünen kadarı ile dünya tam bir karmaşa içinde. Elbette görünen şekli bu. Ama gerçek yüzünde sadelik bilgelik düzen disiplin var. İnsanların çocukça arzularını yerine getirmek için değil, ortak hayırları idame için çalışan bir sistem içindeyiz. Bu sistemi fark edebilenler, bilge insanlar oluyor, fark edemeyenler, rüzgarda amaçsız savrulan ve tesadüflerle dönüm noktalarını belirleyen sıradan insanlar oluyor. Ve ne yazık ki bilge insanların sayısı çok az. Onlar evrenin toplam hayır ve bereketini gözettikleri için, istekleri reddedilmez. Onlar kişisel çıkarları çoktan aşmış kimseler oldukları için, karanlık gezegenimizde parıldayan birer ışık olma hakkını kazanıyorlar. Kişisel gelişim  adına insanları pohpohlayan ve “her istediğini başarabilirsin!” diye gaz veren yayınlar, kişiler filmler kitaplar; işin özünü veremiyorlar.  Bu kainatta, her insan bir ayrı kainat gibidir. Onun her istediğinin gerçekleştiğini düşünsenize?

Böyle bir karmaşayı çözebilecek ve onu toparlayabilecek bir güç yok. Sadece 1 dakikalığına, her insanın her isteğinin gerçekleştiğini tasavvur edin. Ortaya çıkacak karmaşayı hayal edebiliyor musunuz?

Bilgelerin istekleri gerçekleştirilir

Ama bazı insanların istekleri, evrenin gizli planlarında bir emir gibi algılanır ve yerine getirilir. Bu insanları özel yapan şey, isteklerinde,  tüm insanlığın ve varlığın hayrı olmasıdır. Bu insanlar egolarının direktiflerini çoktan bırakmış insanlardır. Onlar özel insanlar oldukları için dilekleri gerçekleştirilir. Ancak egosunun kölesi olmayı seçen, bencil insanların istekleri güçlü dirençlerle karşılaştırılır. Sistemde bunlar bilinçli olarak yapılır.  Egoist ve bencil bir insanın isteklerini  karşılamak, evrenin tüm işleyişinin ve ahenginin bozulması demektir. Bu nedenle insanları  pohpohlayan ve her istediğinizi gerçekleştirebilirsiniz  zehirli fikrini aşılayan kaynaklara güvenmemenizi öneriyoruz. Bu kaynaklar, size hayal kırıklığı ve hayata karşı daha karamsar olmaktan başka bir şey getirmezler. Eğer dileklerinizin gerçekleşmesini  istiyorsanız, dileklerinize iyice bakın. Onlar, sadece sizin kişisel arzularınız mıdır? Yoksa siz de içinde olmak üzere tüm insanlığın hayrı için mi istenmektedir? Büyük ihtimalle kişisel arzulardır ve onlar gerçekleşmezler. Ya da çok uzun yıllar beslenirlerse ve insan üstü çaba ile tüm dirençler kırılabilirse bir nebze gerçekleştirilirler ki bu da çok zordur.

Çocuklara Ders Çalıştırmanın Yolları

Çocukların okul başarısı için düzenli ders çalışması, ödevlerini zamanında yapması çok önemli. Ancak diğer taraftan çocuklar ödevlerini yapmak için masa başına oturmakta zorlanabiliyorlar. Anne babalar her ödev saatinde çocuklarını masa başına oturmasına ikna etmek için enerji harcıyorlar.

Çocuğunuzun uzun süre masa başında beklememesi ve ödevlerini düzenli yapabilmesi için çocuğunuza destek olabilirsiniz.

Çocuğunuza düzenli ders çalışma alışkanlığı kazandırmak için işte size birkaç ipucu…

Çocuğunuzla birlikte bir program yapın

Öncelikle çocuğunuzla ihtiyaçlarınızı konuşarak birlikte bir program yapabilirsiniz. Örnek okuldan geldiğinde 1 saat dinlenme, sonrasında akşam yemeği, yemekten sonra 30-45 dakika ödev yapma saati gibi bir program daha verimli olabilir. Evinizde çocuğunuza uygun ders çalışma alanı oluşturun

Günlük programı yaptıktan sonra ise evinizde çocuğunuzun ödevini en iyi şekilde yapabileceği alanı seçin. Çocuğunuzun yerine kendinizi koyun ve ödev yaparken nasıl bir ortam verimli olurdu diye düşünün. Daha sessiz, sakin, ışık alan bir oda olabilir. Her derse nasıl çalışacağını öğretin

Fiziki şartları düzenledikten sonra ise çocuğunuz ödevlerini yaparken nelere dikkat etmeli öğretmelisiniz. Her dersin farklı özellikleri vardır. Bu özelliklere uygun şekilde çocuğunuz daha verimli nasıl çalışabilir idüşünün ve çocuğunuza rehberlik edin. Örneğin tüm ödevlerini gözden geçirip önce hangisinden başlamalı önce bunu belirlemesi gerektiğini söyleyebilirsiniz. Yazılı ödevlerini yaparken, soru çözerken nelere dikkat etmeli bu konularda rehberlik edebilirsiniz. Defteri nasıl kullanmalı, nasıl not almalı gibi konular ders çalışma verimini artırabiliyor.

Ödevlerini tek başına yapabilmesi için motive edin

Amacınız çocuğunuzun kendi başına ödevlerini yapabilmesi olmalıdır, onun yerine ödevlerini yapmak değil. Sizin göreviniz ona rehberlik ettikten sonra takıldığı noktalarda destek olmanız, sorularını yanıtlamanızdır. Bazı anne babalar çocuklarının ödevlerini kendileri yapmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Amacımız çocuğun kendi başına ödev yapabilme becerilerini artırmaktır.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Oğlumun davranışları birden değişti ne yapmalıyım?

SORU: Oğlum 7. sınıf öğrencisi. Özel okula gidiyor. Özellikle bu yıl davranış ve tavırları o kadar değişti ki. Okuldaki çocukların sosyal imkânlarını ister hale geldi. Ders çalışma noktasında ciddi problem yaşıyoruz. Sabrediyoruz da, bu nereye kadar sürer bilemiyoruz?

Girdiği ortamdan ziyade gelişimsel bir süreçle karşı karşıyasınız aslında. Oğlunuz büyüyor.

* Başkalarının sosyal imkânlarına özenme noktasında çocuğunuzu doyurmaya çalışırken anne-baba olarak belli bir ölçü tutturmanızda fayda var. Bu konuda şimdiye kadar bazı sınırlarınız olmuştur sanırım. Bu sınırları fazla sert olmadan uygulamaya devam edin. Her istediğini almadan ama onunla birlikte bazı kurallar geliştirerek. Haftada bir alışveriş, her alışverişte 2 şey almak, ücret limiti gibi.

* Ders çalışma sorunundan bahsetmişsiniz ki, sanki söylediğiniz sorun bu seneye özel değil de şimdiye kadar oturamamış bir durum gibi. Çünkü malum 4. sınıfa gelmeden kendi başlarına ödev yapma becerisini kazanmış olmalı çocuklarımız. Acaba bu konuda ona yardımcı olacak bir öğretmen desteği mi alsanız? Çalışan anne-babalar olarak kısıtlı zamanınızda bir de çocuğunuza öğretmen olmaya çalışarak gerilmeye gerek yok.

* Dikkatle ilgili bir tarama-test yaptırdınız mı oğlunuza? Belki dikkat eksikliği var ve öncelikle bu sorunu ele almalısınız.

* Öte yandan çocuklarla ilgili süreçlerde aynayı kendimize de tutmalıyız. Acaba evde ortam nasıl? Oğlunuzun gelişimsel olarak değişen davranışlarıyla beraber, eşinizle sizde de değişen şeyler var mı? Eşinizle bir göz gezdirin hayatınıza bakalım.

* Oğlunuzu bir spora, sanata yönlendirmeniz de tavsiye edilebilir. Enerjilerini atmak özellikle ergenliğe geçiş yıllarında iyi gelir çocuklara. Ayrıca hem sosyal ilişkiler hem de kendini ifade alanını genişletme adına büyük bir fayda sağlar.

Bütün bunlarla belki de biraz telaş içinde ilgilenirken, oğlunuzla beraber büyüyen, gelişen kendi yanlarınızı da fark edip şükretmeyi ihmal etmeyin.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Çocuğum tableti, cebi elinden düşürmüyor, ne yapmalıyım ?

Günümüzde çocuklarımızı tablet ve telefondan uzak tutmak pek mümkün olmuyor. Hal böyle olunca çocuklarımızla inatlaşmak yerine onlar için bu teknolojik aygıtları daha uygun hale nasıl getirebiliriz?

Çocuklara tablet ve telefon ne zaman verilmeli?

5 yaş öncesinde uygun olmamakla birlikte çizgi film izlemek amacıyla tablet ve telefon kullanılabilir. Sonrasında da günde 1 saati geçmemek kaydıyla verilmesi uygun olur.

Tablet hediye etmek için ideal yaş hangisi?

Çocuklar, hedeflenen davranışı gerçekleştirdiğinde ödüle ulaştığı zaman yaptıkları işe daha sıkı sarılıyor. Ancak ödüller, sadece maddî olmamalı. Birlikte yemeğe, sinemaya gitmek, oyun oynamak, bir arkadaş görüşmesi de ödül olabilir. Bilgisayar da zaman zaman bu amaçla kullanılabilir. Son yıllarda eğitimin içinde de yer alıyor tablet. Bu yüzden okulun öğretim tarzı, internet kullanımının gerekliliği, ailenin şartları da göz önüne alınarak o çocuk için gerekli bulunduğu zaman alınmalıdır.

Anne-babalar çocuklarına nasıl model olabilir?

Ailenin bilgisayara ve telefona ilgisi fazla ise, çocukların kişilik gelişimlerinde anne-babayı taklit ederek öğrendiklerini göz önüne aldığımızda, çocuğun bilgisayar bağımlısı olma nedeni kolaylıkla açıklanabilir. Evde çocuk bilgisayar başında zaman geçirirken, aile rahat nefes alıyorsa, bu çocuklar, daha fazla risk altındadır. Bu noktada ailelere düşen çocuklarındaki davranış değişikliklerini gözlemlemeli ve sebeplerini araştırmalıdır. Serbest zamanlarını olumlu bir biçimde değerlendirmelerini sağlamaları (spor, müzik eğitimi, satranç ve diğer sosyal faaliyetler) gerekmektedir.

Tablet nasıl güvenli hâle getirilir?

* Tablete sadece çocuğunuza uygun, reklamsız uygulamalar indirin. Genellikle ücretli, eğitici uygulamalar reklam içermez.

* Çocuğunuz tableti yalnız da kullansa bir gözünüz üzerinde olsun. Dört yaşından küçük çocuklarınızı tabletle baş başa bırakmayın.

* Çocuğunuzun ismiyle tablette bir dosya oluşturun ve kullandığı uygulamaları dosyada toplayın. Ona sadece dosyadaki oyunları oynaması gerektiğini öğretin.

* Çocuğunuz tableti bıraktıktan sonra oynadığı oyunlar hakkında onunla konuşun.

* Evde tablet kullanıyorsanız ve üç yaşından küçük çocuklarınızın tablet merakı varsa merakını dindirmek için kısa bir süre (5-10 dakika) tablete dokunmasına izin verin. Hiçbir şekilde kullandırmasını istemiyorsanız yanında tablet veya akıllı telefonla meşgul olmayın. Aksi takdirde çocuğunuzun merakı artacaktır.

* Çocuğunuz farkında olmadan çok sayıda uygulama indirebilir. Kredi kartı bilgilerinizi kaydetmeyin.

* Çocuğunuzun elinden tableti aldıktan sonra görmeyeceği bir yere koyun. Günlük süreyi doldurduysa ikinci kez oynamasına izin vermeyin. Birkaç kere uzun süre oynamasına izin verdiğiniz takdirde defalarca size yaptığınız bu davranışı hatırlatacaktır.

* Sık sık tablet kullanmak istiyorsa çocuk uygulamalarını tanıtan dergi ve internet sitelerini takip ederek uygun oyunlar hakkında bilgi toplayabilirsiniz.

Bilgisayarda daha az vakit için birlikte oyunlar oynayın

2 – 3 yaşındaki çocuklar için oyunlar:

Müzikle zıplama: Oyuncular müzik çalarken zıplar. Müzik durduğunda yere oturup bağdaş kurarlar. Bağdaş kurmada sona kalan oyuncu oyundan çıkar. Tabii çocuğunuza yol gösterici olmanız, onun hızına ayak uydurmanız gerekir.

Oyuncak saklama: Oyuncakları dolaba saklayın. “Hadi şimdi oyuncakları bulalım” diye onu oyuna dahil edin. O ararken rafın üzerinde bulamadıysa, “Rafın üzerinde değilmiş demek” gibi tekrarlarla, alt-üst, var-yok gibi zıt kavramları öğrenmesini sağlayabilirsiniz.

Hayvan sesleri: Oyuncak hayvanları bir poşete koyun. Çocuğunuzdan torbadan bir tane oyuncak çekmesini isteyin. Aldığı hayvanın adını ve hangi sesi çıkardığını birlikte tekrarlayın. Aynı şekilde hayvan sesleri alanında oynayabileceğiniz bir oyun daha var; bu da görerek değil, işiterek bulmaya dair. Bunun için hayvan seslerini teybe kaydetmek gerek. Daha sonra ona dinlettiğiniz hayvan sesinin hangi hayvana ait olduğunu bulmasını sağlayın.

YouTube nasıl doğru kullanılır?

İmkânınız varsa çocuğunuza özel bir tablet almanızda yarar var. Bu sayede özel güvenlik ayarları yapabilir ve sadece izin verdiğiniz uygulamalar aktif olur. YouTube’un güvenlik ayarlarına girip, güvenli modu etkin hale getirerek sadece çocuklara uygun video içeriklerinin gösterilmesini sağlayabilirsiniz. Çocuk koruması alanında özellikle iPad Android cihazlara göre daha üstün özelliklere sahip. Güdümlü erişim özelliğini kullanarak, çocuğunuzun ekranda sadece belirli noktalara dokunmasını sağlayabilir veya kullanım süresini istediğiniz kadar kısıtlayabilirsiniz.

Alternatif sitelerden destek alın

Reklamların içeriği bazen çocuklara uygun olmayabilir. Bu durumda bazı alternatif siteler üzerinden YouTube’a erişip reklamları engellemek mümkün. Örneğin http://safeyoutube.net/ ve http://safeshare.tv/ bu sitelerden birkaçı. İzlemek istediğiniz YouTube videosunun linkini bu sitelerdeki uygun yere yazıp, reklam ve benzeri içerikleri engelleyebilirsiniz.

Beğendiğiniz kanallara abone olun

YouTube, kullanıcıların izlediği videolara göre başka video önerileri yapan bir sistem üzerine kuruludur. Örneğin bir kez çizgi film izlemeye başlarsanız, bundan sonra sistem size çizgi film önerileri yapacaktır. Fakat bu konuda işi şansa bırakmayın. Çocuğunuza uygun kanalları bulun, onlara abone olun.

Bilgisayar bağımlısı çocuklarda;

İçe kapanma, sözel iletişimde azalma, daha çok ve sık oynama isteği, bedensel ağırlıkta artış, yaşıt ilişkilerden kopma, yinelemeli beden hareketleri, (İleri geri sallanma, parmakları gereksiz yere oynatma, dönme, tikler) gibi birçok belirti ve bulgular görülebilir.

4 – 5 yaşındaki çocuklar için oyunlar:

Yemek pişirme: Yemeği karıştırmasını, hamura şekil vermesini, yeşillikleri doğramasını isteyebilirsiniz. Hatta hamura şekil verme işinde hazırladığı hamuru kendi eseri olarak sadece onun yiyebileceğini söyleyerek, değerli bir iş yaptığı hissini verebilirsiniz.

Nesi var?: Bir nesne belirleyin ve çocuğunuz size “Nesi var?” diye sorduğunda aldığı dolaylı yanıtlarla belirlenmiş nesnenin ne olduğunu anlamaya çalışsın. Örneğin seçtiğiniz nesne masa ise şöyle bir diyalog olacaktır:

– Nesi var?

– Ayakları var.

– Nesi var?

– Üstünde vazo var.

Aile albümü: Fotoğraflarınızı birlikte düzenleyin. Fotoğraftakiler hakkında sohbet edin, kim kimdir gibi sorularına cevap verin, fotoğrafları kronolojik sıraya göre dizin. Bunlar, planlama, organizasyon ve akrabaları tanıma becerilerini geliştirecektir.

Sınıflandırma: Boya kalemleri, bozuk paralar, çubuklar, çakıl taşları gibi eşyaları bir araya getirin. Çocuğunuzdan bu nesneleri uzunluk, ağırlık, adet ve renklerine göre sıralamasını isteyin. Farklılıkları hakkında konuşun.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Bebeğinizin zeka gelişimini desteklemek için neler yapabilir?

İnsan beyninin gelişimi hamileliğin 3. haftasından itibaren başlar, anne karnında ve doğumdan sonraki ilk yıllarda çok hızlı ilerler.

Uzmanlar, 0-1 yaş arası dönemin bebeklerin zekâ gelişiminin desteklenmesinde önemli olduğunu belirtiyorlar. Bu dönemde anne – babalara önemli görevler düşüyor.

Bebeğinizin 1 yaşına kadar zekâ gelişimi için bebeğinizle birlikte gerçekleştirebileceğiniz birçok aktivite vardır.

Doğumundan 4. ay’a kadar yapılabilecek aktiviteler

-Kollarını ve bacaklarını yavaşça doğrultarak gerinme hareketleri yapın. Başlarda çok fazla esnetmeyin, bu bebeğiniz için acı verici olabilir. Bu hareketler hem sizin için‚ hem de bebeğiniz için eğlenceli olacaktır.

-Bebeğinizle konuşun. Konuştuğunuz dili ve nasıl konuştuğunuzu bu yolla öğrenecektir.

-Bebeğinize 2-3 objenin bulunduğu basit parlak renkli kitaplar gösterin.

-Ce-e oyunları oynayın. Bu bebeğinize nesnelerin sürekliliğini öğretecektir.

-Yüz ifadelerini, bebek seslerini taklit edin. Bu şekilde çevresini etkileyebileceğini öğrenecektir.

-Uyanık olduğu zamanlarda en az yarım saatte bir pozisyonunu değiştirmeniz, çevresindeki farklı alanları keşfetmesini sağlamakla birlikte canının sıkılmasını da engelleyecektir.

-Duyma alıştırmaları yapmak için bir çıngırak alın ve yanında, arkasında sallayın. Bebeğiniz nesnenin nerede olduğunu bulmak için odaklanmaya başlayacaktır.

-Çevrenizdeki hayvanları işaret ederek isimlerini söyleyin. Bebeğiniz isimlerini söyleyemese bile seslerini çıkarmaya başlar.

-Bebeğinize bazen bunlar fazla gelebilir. Her gün bebeğinizle birlikte kendinize sessiz bir zaman ayırmak ikinize de iyi gelecektir.

-Temiz hava almak için bebeğinizle dışarı çıkın ve onu yeni ortamlarla tanıştırın.

-Bebeğinize tekerlemeler, ninniler, şarkılar söyleyin. Aynı şarkıların tekrar edilmesi sayesinde tahmin edebilmeyi öğrenir.

-Bebeğinize onu sevdiğinizi söyleyin. Henüz ne anlama geldiğini bilmiyor olsa da yakında öğrenecek ve size karşılık vermesi uzun sürmeyecektir.

4-6 ay arası aktiviteler
-Bebeğinizle gözlerine bakarak sık sık konuşun.

-Bebeğinizi ismi ile çağırın.

-Görme duyusunun gelişmesi için obje resimleri gösterin.

-El ve ayak parmakları ile sayı sayarak oynayın.

-Yüzünüze elleriyle dokunup araştırmasına izin verin.

-Tekerlemeler, ninniler söyleyin. Tekrarlar bebeğinizin hoşuna gidecektir.

-Birlikte aynaya bakarak ona yüzündeki değişik bölgeleri gösterin.

-Abartılı mimikler yaparak eğlenceli sesler çıkarın. Bebeğinizin oyuncakları, objeleri eline almasına izin verin. Bu onun farklı sesleri tanımasını ve düşme kavramını öğrenmesi sağlar.

-Tahta kaşıklar veya basit aletlerle ritmik sesler çıkararak bebeğinizin de yapması için cesaretlendirin.

6-12 ay arası aktiviteler

-Evde yaptığınız işler ile ilgili onunla konuşun ve ne yaptığını, neden yaptığınızı anlatın.

-Ninni ve tekerlemeler söyleyin. Müzik matematik, dil ve diğer beceriler ile ilgili alanları uyarır.

-Küp oyuncakları üst üste dizerek devirin. Bu alt ve üst kavramlarını anlamasını sağlar.

-Birlikte aynaya bakarak ona yüzündeki değişik bölgeleri gösterin.

-Neden sonuç ilişkisini anlatın. Örneğin; musluğu açınca su akar, elektrik düğmesini basınca ışık yanar… 9-12 aylık olduğunda ve gözetim altında olduğunda bunları denemesini sağlayın.

-Başka çocuklarla bir araya gelmesini sağlayın.

-Ses çıkarın‚ objeleri buruşturun, sesler bebeğinizin hoşuna gidecektir.

-Dergi ve gazetelerden insan ve obje resimleri gösterin. Böylece resimlerin gerçek objeleri temsil ettiğini ve hepsinin birer adı olduğunu öğrenir.

-Beraber top ile ileri geri yuvarlayarak oyunlar oynayın.

-Bir objeyi bir şeyin altına saklayarak altında kavramını öğrenmesini sağlayın.

-İsmini söyleyerek eline bir obje verin ve size geri vermesini sağlayın.

-Bebeğinize kâğıt ve kalem verip, neler yapabileceğini gösterin.

-Elinizi çırpın ve onunda taklit etmesini sağlayın.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Ertelemeyi alışkanlığa dönüştürmeyin

Hayatta her zaman ileriye yönelik planlarımız olmuştur. Bu planlar bazen 5 dakika sonrası bazen de yıllar sonrası için yapılabilir. Genellikle yaptığımız planları bulunduğumuz zamandan daha ilerisine erteleriz. Bu ertelemelerin nedeni genellikle kişinin dışında gelişen faktörler, zamanın yanlış kullanılması, kişinin hayatındaki bazı koşulların elverişsiz olmasıdır. Pek çok insan ne istediğini bilemez ve kararsızlık yaşar. Kişinin eğer bir karar alması gerekiyorsa önünde hiçbir engel yoktur. Bireylerin aldığı kararları hayata geçirmesi için de sadece küçük bir adıma ihtiyaçları vardır. Yoksa sürekli alınan kararlar ertelenir, yapılması gereken yapılamaz duruma gelir.

Ertelemenin alışkanlığa dönüşmemesi gerektiğine dikkat çeken Medicana Konya Hastanesi Uzm. Psikolog Işıl Yenikaynak, “Günümüz çerçevesinde bireylerin sosyal çevresi içerisinde günlük yaşantılarındaki koşturmadan dolayı hayata dair fark edemedikleri şeyler vardır. Birey kendisinin belirlediği zamanlarda günlük yaşamda kaçırdıklarını fark edebilir buna göre kendisine yol çizebilir.

Ertelemek bir sorun değildir ama alışkanlık haline dönüştüğünde kişinin karşısına büyük bir sorun olarak çıkabilir. Bunu alışkanlığa dönüştürmemek adına gelecek için yapılan planları günümüz planları arasına katmak gerekir” şeklinde konuştu.

Gerçekleşmesi mümkün planlarınızı hayale dönüştürmeyin

Her insanın birçok hayali, planı vardır. Bazı hayaller zor olduğu için gerçekleşmeyebilir ama bazıları ise sadece kişinin elindedir ve sadece bir hareket gerekmektedir. Gerçekleşmesi mümkün olan planlar sürekli ileri bir tarihe erteleniyorsa bu planlar bir anda hayale dönüşüp öyle de kalabilir. Kişiler anı yaşamalı, planlarını ve isteklerini gerçekleştirmelidirler. Bu istekler zaman içerisinde yapılmaya yapılmaya zincirleme tepkimeye dönüşür ve istekler, planlar imkânsız hal alabilir. İsteklerin, planların, hayallerin gerçekleşmesi, ertelemeye karşı yapılacaklar mümkündür.

Yapılacaklar listesi hazırlayın

Ertelemeyi sürekli hale getirenler için öncelikle yapılacaklar listesi hazırlanmalıdır. Bu listeyle birlikte hem hedefe ulaşmada kısa zaman harcanmış olur hem de bu süreçte beklenilenden daha az yorularak hedefe ulaşılabilir. Aynı zamanda bireyin önüne koyduğu bu planların, hedeflerin ulaşılabilir olması gerekmektedir. Yapılması gerekenler arasında en önemlilerinden bir tanesi de zamanın doğru kullanılmasıdır. Kişi doğru zamanda doğru planlama yaptığı taktirde başarıya ulaşacak ve böylelikle motive olacaktır. Bu süreçte büyük hedefleri gerçekleştirmek için küçük hedefleri belirlemek ve başarılı olmakla beraber büyük planın, hedefin gerçekleşmesi de sağlanacaktır.

Kişiler günlük yaşamları, okul/iş hayatları, hayalleri ve hedefleri doğrultusunda birçok planını erteleme gereği duymaktadır. Yaşamın hangi bölümünde olursak olalım yapmak istediğimiz şeyleri gerçekleşmede fırsatımız olmayabilir. Hayatı, planları ertelemek şu anda yaşadığımız anın kıymetini bilmemek demektir.

İnsanlarla iletişimi nasıl güçlendirebilirsiniz

İnsan kazanma ve insanla iletişim gerçekten zor bir süreç. İnsanlarla kavga etmeden sağlıklı bir iletişim nasıl kurulur? Onları nasıl kazanabilirsiniz? İşte cevabı.

1- Hiçbir Münakaşanın Galibi Yoktur

Bir münakaşayı kazanmanın en iyi yolu, o münakaşaya hiç girmemektir. Uzun politika hayatım, bana bir gerçeği öğretti: ‘Cahil bir adamı münakaşa yoluyla mağlup etmeye imkan yoktur.

2-Kimseye Yanlış Düşündüğünü, Yanlış Bir Şekilde Söylemeyiniz

Hiçbir zaman yüzde yüz isabetli davranamayacağınıza göre, niçin yanlış hareket ettiklerini başkalarının yüzüne vurup duruyorsunuz?

Bir şey ispatlayacaksanız, bunu iddianızı ve niyetinizi belli etmeden yapınız. Öğreniyormuş gibi davranarak öğretiniz. Hatırlamaya çalışıyormuş gibi hatırlatınız.

Acaba yanlış mı düşünüyorum?

Çünkü bizim esas korumaya çalıştığımız şey fikirlerimiz değil, şahsiyetimizdir.

3-Yanlışınızı Kabul Ediniz

Hatayı kabullenmek hatta üstlenmek aynı zamanda bir asalet işidir. Üstün bir karakterin belirtisidir.

Yanıldığınız takdirde bunu çabuk ve kesin bir şekilde kabul ediniz.

4-İşe Dostça Başlayınız

Bir damla bal, bir varil ziftin çekemeyeceği kadar sinek toplar.

Nezaket ve dostluk, sertlikten kuvvetlidir.

5-Hayır’ın Geri Dönüşü Zordur

Söze doğrudan doğruya anlaşmazlık bulunan konulardan başlamayınız. Başlangıç noktanız ortak düşünceleriniz olsun.

Muhatabınızın ilk sözlerinin ‘Evet’ olmasını sağlayınız. Muhatabınıza konuşmanın başında ‘Hayır’ dedirtmeniz büyük strateji hatası olacaktır.

6-Şikayete Karşı Sigorta

Çok kimse düşüncelerini kabul ettirebilmek için çok konuşmaları gerektiğini zanneder.

Değişik bir fikri dinlerken sabırsızlanıp lafa karışmayın. Kendi fikrinizi ifade etmek için konuşmanın bitmesini bekleyin. Muhatabınızı düşündüğü bir şeyi anlatması için teşvik edin. Bunu samimimi olarak yapın. Konuşmasına müsaade etmediğiniz biri, sizin düşüncelerinizden etkilenmez. Onun aklı, söyleyemediklerinde kalır.

 

7-Düşüncelerinizi Başkalarına Söyletebilmenizin Önemi

Kendi fikirlerimize başkaları tarafından fikirlerden daha çok önem veririz. Başkalarının fikirlerini daima belirli bir direnmeyle karşılarız. Öyleyse fikrimizi kabul ettirmenin yolu nedir? Çok basit, Kendi fikrimizi karşımızdakine sanki kendi fikriymiş gibi söyletebilmek.

 

8-Büyük Neticelerin Küçük Formülü

Çocuklar işbirliği yapmak, bir işi birlikte başarmak fikrinden çok etkileniyorlar. Başarımı, olaya onların gözüyle bakmama borçluyum.

Unutmayın ki karşınızdaki insan hatalı olduğunu hemen kabul etmeyecektir. Bu yüzden onu suçlamadan önce, düşüncesine kuvvet veren sebepleri anlamaya çalışmalısınız. İnsanların düşüncelerinin sebeplerini keşfederseniz. onun şahsiyetinin anahtarını ele geçirmiş olursunuz. Kapıyı açmak kolaydır artık. Bunu sağlamak için kendinizi onun yerine koymalısınız. ‘Onun yerinde olsaydım, onun şartları altında bulunsaydım, nasıl hareket ederdim acaba?’

Olayları tam bir samimiyetle başkalarının bakış açılarından da görmeye çalışınız.

9-Sempatinin Gücü

A-Bu şekilde insanların ihtiyacı olan şey sempati görmektir. Çocuk, yarasını herkese bunun için gösterir. Hatta daha fazla sempati görebilmek için bir yerini yaraladığı bile olur. Büyük insanlar da yanı sebepten maddi-manevi yaralarını-berelerini anlatıp dururlar. Geçirdikleri kazalardan, ameliyatlardan bahsederler. Neler çektiklerini, başlarına ne felaketler geldiğini anlatıp aniden sırlarını dökerler. Bütün dünyada herkes kendi gerçek ya da hayali ızdırablarına karşı acınıp durur.

Diğer insanların düşüncelerine, arzularına, tavırlarına sempati gösteriniz.

10-Asil Duyguların Harekete Geçirilmesi

Gerçek şu ki, karşılaştığınız herkes, aynada gördüğünüz adam dahil, kendisine büyük bir saygı duyar. Başkalarının da bu saygıyı kendisine göstermesini ister.

John D. Rockfeller Jr. a gazetelerde çocuklarının resimlerinin basılmasını asil duygulara hitap ederek önlemişti. Onun dediği şuydu: ‘Sizler de çocuk sahibisiniz. Küçüklere vaktinden önce şöhret sağlamanın iyi yetişmelerini engelleyeceğini takdir edersiniz’.

11-Fikirlerin Gösterisi

Rakamlar, konuşmaktan çok daha büyük bir fayda sağlar. Grafiğin gücü ise rakamı aşar. Rakamların şekillerle ifadesi daha etkili olur.

12-Son Çare

İyi ve çok iş yaptırabilmek için rekabeti körüklemek gerekir. Bu, herkesi birbirine ezdiren bir rekabet değildir. Daha mükemmeli yakalama arzusunun ateşlenmesidir.

İnsanlara vasıflarını ortaya çıkarabilecek cesareti veriniz. Bu cesareti vermenin en emin yolu da onlara meydan okumaktır.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.