Çocuklardan öğrenmemiz gereken 7 kariyer tüyosu

Çocukları çok severiz, yapamadığımızı yapar, söyleyemediğimizi söylerler. Engelleri ve sınırları yoktur. Özgürdürler ve çok mutludurlar. Bazen bize nedensiz gelen bir mutlulukları vardır, küçük bir göz kırpmayla bile kahkahayı basarlar. Mutlu olmak için bizim gibi büyük beklentileri yoktur. Mutlu olmak onlar için çok kolaydır, bizim içinse çok zordur. Onlar hep başarılıdır biz ise arada başarılı. Peki çocuklardan kariyerimiz için ne öğrenebiliriz?

1) Keşfet
Çocuklar daha yürümeden ellerini uzatmaya ve her şeye dokunmaya başlarlar. Araştırırlar, merak ederler, izlerler ve öğrenirler. Risk alırlar, yuvarlanırlar, düşerler, yaralanırlar ama keşfetmeyi ve araştırmayı asla kesmezler. Öğrenmek başarılı bir kariyer için başlangıç noktasıdır. Araştırmayan, merak etmeyen biri asla öğrenemez. Öğrenemeyen ise kariyerinde başarıya ilerleyemez. Keşfetmek bazen risklidir ama konfor alanını terk etmeden de başarılı bir kariyer olmaz.

2) Ağla
Bebekler ağlayarak kendilerini haber verirler. Ağlamak haber vermektir. Bir sıkıntıları olduğunu, karınlarının aç olduğunu ağlayarak bildirirler. İstedikleri bir şey yapılmadığında ısrar eder, yapılmazsa ağlarlar. Bu yüzden sen istemeden kariyerinde hiçbir şey gerçekleşmez. Bu yüzden iste, ısrarcı ol ve haber ver (ağla)!

3) Gülümse
Bebekler bir oyuncak, bir çikolata veya eve gelen bir misafir karşısında bile gülümserler. Gülümsemek onlara çok kapı açar. Mutlu olmak için bizim kadar büyük olaylara ihtiyacı yoktur. Bir göz kırpması bile onları mutlu eder. Kariyerin boyunca çok sayıda problem yaşayabilirsin ama çok sayıda küçük ve büyük başarı da yakalayacaksın. İnsanın temel problemlerinden birisi korunma dürtüsü sonucu negatif olayları daha çok görüp, pozitif olayları pek yakalayamamasıdır. Bunun sonucunda da gülümsemeyi unutur ve güçsüz görür gülümseyeni. Oysa en büyük güç gülümsemektir. Hiçbir gücü olmayan çocuklar en çok gülümseyerek başarılı olurlar.

4) Hareket et
Bebekler yerinde durmaz. Evin içinde bile kilometreler kat edebilir. Bir çocuğu oturtmak dünyanın en zor işidir. Günümüz beyaz yakalılarının en büyük problemi tamamen hareketsiz hale gelmeleridir. Ofiste oturulan saatleri, arabada oturulan saatler ve ardından evde oturulan saatler takip eder. Oysa insan vücudu sabit kalmak üzerine değil, hareket etmek üzerine yaratılmıştır. Hareketsiz kalmak ölmek demektir. Bu yüzden ofiste arada hareket et, arabayı daha az kullan ve en azından hafta sonlarını yeşil çimlerin üzerinde geçir.

5) Soru Sor
Çocuklar durmadan soru sorar. Bu ne? Ne işe yarıyor? Neden? Niye? Nasıl? gibi sorular bitmek bilmez. Her zaman soracakları bir soruları vardır hatta sorulara bile soruyla cevap verebilirler. Sen ise büyüdüğünde soru sormayı unutursun. Hatta her soru bir dert açacakmış gibi bile davranırsın. Oysa hep sorgulamalısın. Neden diyebilmelisin, cevapsız kalmamalı soruların.

6) Hayal Kur
Sınırsızdır hayalleri çocukların. Bir kahve cezvesini bile kamyon yapabilirler, ceplerinden olmayan parayı çıkarır, bir çamaşır mandalını uçak yapabilirler. Bilirler ki görünen değil, algılanan mutlu eder. Çocuklar hayal eder ve mutlu olurlar. Büyüdüğünde ise hayal kurman yasaklanır. Ayakların yere basmalı ve uçmamalısın. Oysa sağ beyin hep uçmak ister. Ayakların yere bastığı bir kariyer hep durağan bir kariyerdir. Yaratıcı olmadan başarılı bir kariyer asla olmaz. Hayal kuramamak seni kısıtlar ve hep yapamayacağını sanırsın, hep imkansızların olur. Oysa çocuklar hayal kurar ve hayalleri hep gerçek olur.

7) Oyun oyna
Çocuklar hep oyun oynar. Oyun ve çocuk kelimesi yan yanadır. Otobüste dans edip şarkı söyler çocuk, evde arabalarıyla oynar. Oyun oynamakta özgürdür ve oyunla hayatı öğrenir. Oyun çocuğa öğretir ve sen oyun oynamayı bıraktığın için öğrenmeyi de unutursun. Kariyer de bir oyundur, büyüdüğün için oyun demezsin de kariyer dersin. Oysa sen oynamayı ve eğlenmeyi unutmuşsundur. Yapman gereken yine oyuna devam etmek ve kariyerin boyunca eğlenmeyi asla unutmamak.

İnsan Kaynakları Uzmanı Cengiz Çatalkaya’nın “Çocuklardan büyüklere 7 kariyer tavsiyesi” yazısından uyarlanmıştır.

Karmaşık Durumların içinden çıkma sanatı

Bazen içinden çıkılamayan karmakarışık durumlar yaşarız. Umut, özgüven, inanç ve yaşama sevinci dünyamızı terk eder. Karmaşık durumun içerisinden bir şekilde çıktığımız anda ise çok yoğun duygu geçişleri yaşarız. Bunun bir sanat olduğunu düşünür, sıradışı bir yeteneğimizi keşfetmiş gibi oluruz. Bunlar günlük hayatta ya da iş hayatında sıkça yaşanılan bir durumlardır. Aslında çok genel bir algı olmasına rağmen karışık durumların da bazı kilit ortak noktaları vardır. Bu ortak noktalar üzerinden bazı çözümler ve başlangıçlar üretmek de mümkün. Böyle bir durum içerisinde kalındığında sakin ve soğukkanlı olun. Daha sonra derin bir nefes alıp aşağıda sizler için bir araya getirdiğimiz yöntemleri hatırlayın.

1) Parçalara ayırın.
Genellikle karmaşık bir durumun içinden çıkmak için karmaşık düşünmek gerekmez. Bazen basit ve temel düşünmemiz gerekebilir. Parçalara ayırmak da en basit yöntemlerden biridir. İçinde bulunduğunuz durumu gelişim aşamalarına ayırın. Ya da kategorize edin. Adım adım ilerlemeyi deneyin.

2) Zihninizi berraklaştırın.
Biraz ara verin. Çıkın, dolaşın, bir şeyler atıştırın ya da televizyon izleyin. Uzun süreli bir düşünme sürecinde sürekli aynı yere yoğunlaştığınız için başka noktaları gözden kaçırıyor olabilirsiniz. Bırakın biraz zihniniz tazelensin, berraklaşsın.

3) Farklı insanlar, farklı bakış açıları…
Güvendiğiniz birilerine içinden çıkamadığınız durumu tüm detaylarıyla anlatın. Durumu paylaştığınız kişi dahice bir çözüm üretememiş olsa bile size yeni bakış açıları kazandırabilir. Aynı zamanda durumu anlattığınızda sesli düşünmüş gibi olacaksınız. Bunu yapıyor olmanız da olaylara, ayrıntılara, çözüm alternatiflerine daha somut bir yaklaşım getirmenizi sağlayacaktır.

4) Önemseyin.
Acaba biraz erken pes ediyor olabilir misiniz? Ya da kaçmaya mı çalışıyorsunuz? Çözüm üretme konusunda yeterli ciddiyete sahip misiniz? Bunu ne kadar önemsiyorsunuz?

Belki de problem buradadır. Bu sorulara vereceğiniz dürüst cevaplar sizi doğru çıkışa götürebilir.

Öfkenize hakim olmak için ne yapmalısınız

Öfkemizin sevdiklerimize zarar vermemesi için kontrol altına alınması gerekiyor. Peki ama nasıl?

Öfkeyi kontrol etmek için neler yapılabilir?

Öfkenin sağlıklı ve normal bir duygudur. Öfkeye verilen tepkiler de birbirinden farklılaşmaktadır. Öfkeye verilen tepkileri kontrol etmek ve öfkeyi sağlıklı ifade edebilmek mümkün. Öfkenizi kontrol etmek için aşağıdaki yöntemleri kullanabiliriz.

Farkına varın

Öfkelendiğiniz zaman düşünceleriniz, gerçeği yansıtmaktan çok abartılı ve çarpıtılmış şekilde algıladığından bahsetmiştik. Bu tür düşünceleri fark etmek ve yerine daha mantıklı düşünceler yerleştirmek öfke kontrolünde yardımcı olacaktır. Örneğin kendi kendinize ‘Eyvah, şimdi her şey mahvoldu’ yerine ‘Çok can sıkıcı bir durum, neden öfkelendiğimi de anlıyorum, ama dünyanın sonu değil’ gibi cümleler kurmayı deneyebilirsiniz.

Öfkelendiğimiz zaman farkında olamadan ‘asla, her zaman’ gibi kelimeleri çok sık kullanabilirsiniz. Bu kelimeleri yakalamaya çalışın.

Seçenekler oluşturun

Öfkelendiğiniz zaman aklınıza gelen ve çözmede yararlı olacak tüm seçenekleri mutlaka not edin. Öfkelendiğimiz zamanlarda görmezden gelme de tercih edebilir, bu çok doğal hakkınız, mutlaka listenizde bulundurun. Bazı sorunlar sizden kaynaklanmayabilir ve çözülmeyebilir, bu sizin kontrolünüzde olan bir durum değildir bu noktada kabullenmek de seçeneklerinizden biri olmalı.

Plan yapın

Oluşturduğunuz seçeneklerinizi inceleyin ve size mantıklı ve uygulanabilir gelen seçeneklerinizi seçin. Karar verdiğiniz seçenek için uygulama ile ilgili kendinize bir yol belirleyin.Yaptığınız planlarınızın ve işe yarayan ve yaramayan yanlarını gözden geçirmeyi unutmayın. Listenizde kendiniz için belirlediğiniz birçok seçenekten uygun olanları deneyin.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.