Öğrenciler için Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır

Üniversite sınavına hazırlanırken mutlaka bir ders çalışma programınız olmalıdır. Belirli bir program dahilinde çalışmayan öğrenciler çoğu kez o an ki çalışma isteklerine göre “savruk ve düzensiz” çalışırlar. Bu öğrenciler bazen iyi motive olup günlük 4 – 5 saat ders çalışırken bazen de günlük en fazla bir saat ders çalışabilmektedirler.

Saman alevini andıran bu tarz bir çalışma şeklinin ise verimli olmaktan çok uzak olduğu aşikârdır. Hâlbuki üniversite sınavına hazırlanırken istikrarlı olmak ve ders çalışmaktan soğumamak büyük önem taşımaktadır.

Çalışmaktan soğuyan birisinin kendisini tekrar toparlaması için de epeyce bir zamanın geçmesi gerekmektedir. Unutmamalısınız ki en kötü program bile kişinin hiç programının olmamasından daha iyidir.  Ayrıca programlı ders çalışmanız moralinizin yükselmesine ve kendinizi daha iyi hissetmenizi de sağlayacaktır.

Ders Çalışma Programı Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmeli?  

  • Çalışma programınızı aylık, haftalık ve günlük hedefler şeklinde düzenlemeniz çok önemlidir. Öncelikle bir ay süreyle çalışmayı düşündüğünüz konuları belirlemelisiniz. Daha sonra belirlediğiniz bu konuları 4 haftaya bölün. Son aşamada ise haftalık konuları günlere bölmelisiniz. Bu tarz bir program hazırlamanız önünüzü görmenizi sağlayacak ve motivasyonunuzu yükseltecektir. Böyle bir dağılım yapmadığınız takdirde çalışmanız gereken konuları gözünüzde büyütebilir ve “bu kadar konuyu nasıl yetiştireceğim” düşüncesiyle ümitsizliğe kapılabilirsiniz.
  • Ders çalışma programınızın gerçekçi olmasına yani çok ağır veya çok hafif olmamasına özen göstermelisiniz. Özellikle hırslı öğrenciler program hazırlarken abartıya kaçabiliyorlar. Bu öğrenciler normal bir tempoyla 2-3 haftada bitirilmesi gereken konuları bir haftada bitirmeye çalışırlar. Fakat çoğu kez bu yükün altında ezilir ve erken pes ederler. Tabii ki bu durum onların ümidinin kırılmasına ve çalışma iştiyaklarının olumsuz etkilenmesine sebep olmaktadır. Hâlbuki asıl önemli olan husus, ders çalışırken “istikrarlı olmanızdır.” Gerçekçi olmayan programınız “saman alevine” benzerken, gerçekçi olan ise kömürün yanması gibi uzun süreli olacaktır.
  • Çalışma programınızı hazırlarken hangi derslere hangi saatlerde çalışacağınızı iyi belirlemelisiniz. Zihinsel ve bedensel olarak dinç olmanızın yanı sıra dikkatinizin de yoğun olduğu saatler sizin için en verimli saatlerdir. En verimli saatlerinizi kavramakta en çok zorlandığınız konulara ayırmalısınız. Çünkü dinç halinizle iki saatlik ders çalışmanız yorgun olduğunuz zaman ki dört saatlik çalışmanıza bedel olabilir.
  • Günlük programınızın tümünü sadece bir derse ayırmanız sıkıcı olabilir. Bir günde tek bir derse çalışmak yerine iki derse çalışmak daha motive edici olabilir. Fakat ikiden fazla derse çalışmak pek yararlı olmayacaktır. Çünkü böyle bir durumda konulara yüzeysel çalışmış olursunuz ki bu da son derece verimsiz bir çalışma tarzıdır. Bunun yanı sıra aynı formattaki derslere üst üste çalışmak da sizi bunaltabilir. Bunun yerine çalıştığınız derslerden birisinin sayısal, diğerinin sözel olması sizin için daha motive edici olabilir.
  • Blok halinde ders çalışmak konusuna gelince… Blok halinde 1,5 veya 2 saat çalışmak yerine 45 – 50 dakikalık dilimler halinde çalışmanız daha mantıklıdır. Çünkü ne kadar iyi niyetli olsanız da blok şeklindeki çalışmalarda dikkatiniz daha çabuk dağılacaktır. 45 – 50 dakikalık çalışmadan sonra 10 – 15 dakika dinlenmelisiniz. Fakat bu dinlenme süresini çok uzatmamalısınız. Aksi takdirde çalışmaktan soğuyabilirsiniz. Hedeflediğiniz saate kadar sıkı bir şekilde ders çalıştıktan sonra gönül rahatlığıyla kendinize zaman ayırabilir ve dinlenebilirsiniz.
  • Ders çalışırken zamanı verimli kullanmak çok önemlidir. Disiplinli ve tempolu bir çalışmayla iki saatte bitireceğiniz bir konuyu eğer 4 – 5 saatte ancak bitirebiliyorsanız, bu durum zamanınızı verimli kullanamadığınızı ve ders çalışırken çok “oyalandığınızı” gösterir. Bazı zor konular elbette ki sizi çok oyalayacaktır. Bu son derece normal bir durumdur. Fakat çok basit konularda bile saatlerce oyalanmanız ve bunu bir alışkanlık haline getirmeniz zamanınızı iyi kullanamadığınızı ya da verimli ders çalışmayı bilmediğinizi gösterir. Ders başında geçen sürenin uzaması ise kendinize daha az zaman ayırmanıza ve hoşlanarak yapacağınız etkinliklere yeterince zaman ayıramamanıza sebep olacaktır. Bu durum ise belli bir zaman sonra ders çalışmayı sizin için bir kâbus haline getirebilir. Yani saatlerce çalışma odanızda kalmanız sizi bunaltacağı gibi ders çalışmaktan da zevk almamanıza sebep olacaktır. Öğrencileri ders çalışırken en çok oyalayan hususlara gelince; hayallere dalmak, cep telefonuyla oynamak, müzik eşliğinde ders çalışmaktır.
  • “Yeni konu bitirmek” temel prensibiniz olmalıdır. Dolayısıyla programınızı hazırlarken buna dikkat etmelisiniz. Bildiğiniz konularla çok fazla oyalanmamalı ve sınava kadar bütün konuları bitirmiş olmalısınız. Konu eksiğiniz olduğu halde sınava girmeniz kaygı düzeyinizi arttıracak ve kendinize olan güveninizi olumsuz yönde etkileyecektir.
  • Programınızda mutlak soru çözme hedefi olmalıdır. Yeteri kadar soru çözmeseniz konuları tam olarak kavrayamazsınız. Eğer çalıştığınız konuyla ilgili soruların yaklaşık % 80’ini doğru olarak çözebiliyorsanız konuyu anlamışsınız demektir. Yanlış sayınızın fazla çıkması halinde ise yeni bir konuya geçmemeli, tekrar konuyu ele alıp pekiştirene kadar devam etmelisiniz.
  • Çalıştığınız konularla ilgili geçmiş yıllarda üniversite sınavında çıkmış soruları çok iyi incelemelisiniz. Özellikle son on yılın sınav soruları sizin için başvuru kaynağı olmalıdır.
  • Programınızı hazırlarken danışabileceğiniz veya birlikte program hazırlayabileceğiniz birisinin olması yararlı olacaktır. Okulunuzda veya dershanenizdeki öğretmenlerinizden bu konuda destek alabilirsiniz. Fakat birkaç kişiden farklı programlar almanız size yarar sağlamaktan çok “kafanızın iyice karışmasına” sebep olabilir. Üstelik iki farklı program takip etmek sizi çok yoracağından çabuk pes edebilir ve programlarınızı yarı yolda bırakabilirsiniz.
  • Konularınızın yetişemeyeceğini düşünerek paniğe kapılmayın. Çünkü paniklemiş haldeki çalışmanız konuları yarım – yamalak bir şekilde geçmenize sebep olacaktır. Bunun ise çok verimsiz bir çalışma tarzı olduğunu unutmamalısınız. Konularınızı en az % 80 oranında anlayıp öyle geçmelisiniz. Sistemli ve düzenli çalıştıktan sonra konuların yetiştiğini göreceksiniz.

 

Okan Bal

Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Babaların eğitime katılımı çocukların başarısını arttırır

Anneler çocuklarının duygusal, babalar ise zihinsel gelişiminde çok büyük rol oynamaktadır. Babaların eğitime katılıp katılmamasının çocukların başarısını direk etkilemektedir.

Babanın eğitime katılması çocukların zihinsel gelişimi, annenin yükünün hafiflemesi, çocukların rol modeline sahip olmasının yanı sıra okula uyuma da katkı yapmaktadır.

Babaların çocuklarının eğitiminde daha fazla yer alması çocuklarda psikolojik özgüveni güçlendirerek başarıya direk katkı sağlayacaktır.

 

BABALAR ÇOCUKLARININ ZİHİNSEL GELİŞİMİNDE BÜYÜK ROL OYNAR

Annelerin çocuklarını daha koruyucu bir ortamda büyütmeye çalışır. Babalar ise biraz daha cesaret verici, biraz daha keşfedici oyunlarla çocuğun alanını, ufkunu biraz daha açtığı araştırmalarda ortaya çıkmaktadır. Bu da çocuğun dünyayı keşfetmesinde çok büyük ve önemli bir rol oynadığını açığa çıkarıyor. Anneler duygusal gelişimini, iyi bir baba çocuğun zihinsel gelişimini çok etkiliyor. Böylece aile atmosferi daha iyileşiyor. Ayrıca çocuğunun eğitimiyle ilgilenen babalar çocukları için ‘doğru model’ yani ilerisi için iyi bir babalık modeli olabiliyor. Her insan bir nevi anne babasından öğrendiğini bazen bilinçli, bazen bilinç dışı aktarıyor. Yani çocukların rol modele de ihtiyacı var. İyi bir babanın çocuğu iyi bir baba olabiliyor.

BABANIN VARLIĞI BİLE ÇOCUĞA GÜÇ VERİR

Babaların çocuklarının eğitimine eğilmeleri çocukların özellikle başarısına katkı sağlamakla beraber, çocuk daha fazla ilgi görüyor. Örneğin sporda, diğer çocukların aksine babası olmaksızın gelen çocuk kendisini değersiz görebilir. Babanın varlığı bile çocuğa aidiyet ve güç duygusu verebilir. İlgilenen babalar çocuğun eğitimini de teşvik edebiliyor.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Çocuğunuzun Başarılı Bir Öğrenci Olması İçin Yapılması Gerekenler

Çocuğunuzun Başarılı Bir Öğrenci Olması İçin Yapılması Gerekenler

Her çocuk başarılı olmak ister ve tabi ki her veli de çocuğunun başarılı olmasını ister. Ancak bu başarının sağlanabilmesi öğrencinin de velinin de yapması gerekenler ve dikkat edilmesi gereken noktalar bulunmaktadır. Özellikle küçük yaştaki veya ilkokul çağındaki çocuklar için özellikle anne babalara oldukça fazla iş düşmektedir.

Çocuğun Okul Başarısı Aileler Neler Yapmalıdır?

Öncelikle her çocuğun zekâ düzeyinin farklı olduğu göz önüne alınmalı ve çocuklar üzerinde fazla baskı yaratmadan bu konunun üzerine eğilmelidir.

Genel olarak velilerin yanlışları, çocuklarının her konuda başarılı olmasını istemekten geçer. Bu durum pek çok çocukta geçerli olamadığından dolayı da çocuğun başarısız olduğu düşünülür ve bu durum çocuk üzerinde baskı oluşturur. Ancak her çocuğun ilgi alanının farklı olduğu bilinir ve eğitim hayatına bu durum göz önünde bulundurularak yön verilir ise çocuk başarılı ve uzman bir çocuk olarak büyüyebilir.

 

Çocukların Başarılı Olabilmesi İçin Velilere Bazı Öneriler

Çocuklar özellikle anne-babalarının onlara güvenmesini isterler. Çocuğun başarılı olacağına inanmak ve bu güveni çocuğa göstermek çocuk üzerinde olumlu etki sağlamaktadır.

Çocuklara verilecek olumlu mesajlar ve onlara yönelen övgüler de çocuklar üzerinde olumlu etki yaparak başarıya ulaşmayı sağlamaktadır.

Çocukların okul hayatının en önemli parçası olan öğretmenlerle velilerin bire bir ilişki içerisinde olması da başarılı olmanın en önemli adımları arasında yer almaktadır. Bu sayede çocukta yer alan herhangi bir olumsuz durumdan direkt haberdar olunabilecek ve müdahele edilebilecektir. Okulda yapılan toplantıları kaçırmamak ve hepsini takip etmek de okul hayatının başarılı olabilmesi için mutlaka şarttır.

Özellikle küçük yaştaki çocuklarda durmak bilmeyen bir soru sorma potansiyeli yer almaktadır. Onların sorularına cevap vermek ve onlarla ilgilenmek çocuğun öğrenmeye karşı olan ilgisini daima canlı tutar ve bu da başarıyı tetikleyen faktörler arasında yer alır.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Öğrenci Ders Çalışma Programı Nasıl Yapılmalı, Öğrenci Takibi

Sevgili öğrenci velileri yeni bir eğitim öğretim yılına girerken öğrencinin başarısında sizlerin katkılarının yüksek olduğunu belirtmek isterim. Okul öğrencilerimize yeni bilgileri öğretiyorken o bilgilerin pişmesi olgunlaşması ve kalıcı hale gelmesi sizlerin huzurlu ve mutlu yuvalarınız da olacaktır.

Öğrencinin başarılı olması sadece okul kurs çalışmaları ile ilgili değildir. Ev ve ev içindeki takip çalışmaların kontrolü öğrencinin başarısında etkilidir. Bilinçli anne babalar bu takibi yaparken okuldaki öğretmenleri ile irtibatlı şekilde yapmakta ve öğrencinin başarısı ve gelişimi adına güzel adımlar atmaktadır.

Bu yazımda bir öğrencinin sınıf bazında başarılı olması adına atmanız gereken basit birkaç öneriden bahsedeceğim ve sizlere düşen elinizden geldiğince bu önerileri takip ederek çocuğun başarısına katkı sağlamak olacaktır. Çocuğunuzun başarısını gördükçe daha bilinçli anne baba olmanın mutluluğunu yaşayacaksınız.

1- Öncelikle tatil bitti ve hem çocuğumuzun hemde anne baba ve diğer aile fertlerinin tatil alışkanlıkları bitmeli.

  • uyku aile içinde düzenli hale gelmeli
  • sabah kahvaltıları düzenli olmalı
  • yemek saatleri düzenli olmalı
  • ev içindeki etkinlikler, gezi, dışarıdaki organizasyonlar öğrencinin çalışma performansına göre ayarlanmalı

2- Öğrencinin ev içindeki ders çalışmasına engel olan dikkatini dağıtan, zamanını alan televizyon, telefon, bilgisayar tablet vb cihazları kullanımları sınırla hale gelmesi ve öğrencinin çalışma saatinde ailede bu cihazlardan uzak durması çocuğun çalışma kalitesini artıracaktır.

3- Çalışma odasının ve çalışma masasının düzenlenmesi dikkati dağıtan objelerin çıkartılması ve daha sade çalışmaya elverişli hale getirilmesi.

4- Okul çıkışlarında öğrencinin eve geliş saatinde özellikle ev hanımı anneler daha hassas olmalı ve çocuğu kapıda karşılamalıdır.

5- Çocuğunuza muhakkak okulda gününün nasıl geçtiğini okulda neler yaptığını sormak; çocuğu için nelerin önemli olup olmadığını ve arkadaşlarını öğrenmesi adına etkili bir iletişim olacaktır.

Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanmalı;

Ders çalışma programı hazırlanırken muhakak sınıf öğretmenleri ile irtibatlı olmak önemlidir. Ama çocuğunuzla başbaşa program hazırlarken

1- Günün Tekrarı ve Ödev; Okul günü öğrencinin sınıfta gördüğü derslerin tekrarı için zaman ayırmalı. Örneğin öğrenci türkçeden bir konu görmüş ise onu kitabından veya öğretmeninin yazdırdığı defterinden tekrar yapmalı. Örneğin matematikten dersi varsa o gün gördüğü konuyu kitabından veya defterinden tekrar etmesi için programa ekleme.

Verilen ödevler içinde programa ekleme yaparak çocuğun hangi gün hangi derse ve hangi ödevini yapacağını bilmesi önemli olacaktır.

Program hazırlarken etüt çalışma dakiki ilk başlarda en az dk olan 20 dklık olarak başlaması alışkanlık kazandıkça artırılması faydalı olacaktır.

Örneğin;

Pazartesi

Matematik Tekrar En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Türkçe Tekrar En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Ödev Yapma En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Ödev Yapma En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Kitap Okuma En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

 

 

onlineterapim-ogrenci-egitim-danismanligi

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Yeni Eğitim Öğretim Yılı Hayırlı Olsun

hayirliolsun-egitim

2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılının başta değerli öğretmen ve kıymetli öğrencilerimiz olmak üzere eğitim camiasının tüm çalışanlarına ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Çocuğunuz Nasıl Öğreniyor, Öğrenme Stilini Biliyor Musunuz?

Çocuğunuzun akademik başarısı düştü mü? Ne yaparsanız yapın derslere ilgi göstermedi, hatta okuldan uzaklaştı mı?

Eğer böyle ise sorun çocuğunuzda değil öğrenme stilini bilmemenizden kaynaklanıyor olabilir!

Her bireyin öğrenme stilinin birbirinden farklıdır. Uygun öğrenme tekniğiyle eğitim alamayan çocukların akademik başarılarının düşük olacaktır.

İnsanların Öğrenme Şekilleri

  • – Görsel öğrenme stiline sahip bireyler
  • – İşitsel öğrenme stiline sahip bireyler
  • – Dokunsal/Kinesteik öğrenme stiline sahip bireyler

olarak 3 gruba ayrılmaktadır. Her gruptaki bireyin farklı yöntemlerle eğitilmesi gerekmektedir.

Çocuklar gerek oyunlarında, gerekse günlük yaşamlarında öğrenme stillerini belli eden davranışlarda bulunurlar. Aileler ve eğitimciler çocukların hangi öğrenme stiline sahip olduğunu gözlemleyerek kolayla belirleyebilir, çocuğa özel yöntemlerle akademik başarıyı ve okula olan ilgiyi yükseltebilirler.

Bireylerin öğrenme stillerinden yalnızca birine sahip olması gerekmez, bazen iki hatta üç gruba birden dahil olabilirler.

Görsel Öğrenme Stiline Sahip Bireyler

Bu gruptaki çocuklar özellikle resim yapmaya meraklıdırlar. Resimli kitaplara ilgi gösterirler. En büyük özellikleri tertipli ve düzenli olmalarıdır. Küçük yaşlardan itibaren düzen konusunda yaşıtlarından ayrılırlar. Genellikle sessiz çocuklardır. Yaşadıkları olaylardaki görsel detayları unutmazlar. Bu gruptaki çocuklar öğretmenleriyle ilgili her detayı incelerler. Öğretmenin kıyafeti, saçları, hareketleri bu gruptaki çocuklar için çok dikkat çekicidir. Duyarak değil, görerek öğrendikleri için genelde bu gruptaki çocuklar öğretmenleri tarafından ‘dersi çok iyi dinliyor’ şeklinde yorumlanır. Okuyarak çalışılması gereken konularda zayıftırlar. Ders çalışırken okumak yerine dersin anlatılmasını tercih ederler. Bu nedenle bireysel olarak ders çalışmakta zorluk çekebilirler.

İşitsel Öğrenme Stiline Sahip Bireyler

Bu gruptaki çocukları diğerlerinden ayıran en önemli özellik konuşkan olmalarıdır. İşitsel öğrenme stiline sahip çocuklar küçük yaşlardan itibaren sanki yanlarında biri varmış gibi kendi kendilerine konuşurlar. Yaşlarına göre kelime dağarcıkları, dil hakimiyetleri yüksektir. Şarkıları kolayca öğrenebilirler, şiirleri ezberlerler. Bu gruptaki çocukların okulda yaşadıkları en yaygın sorun sınıfta kendi kendilerine konuşmaya devam etmeleridir. Yeni bir bilgiyi ancak sesli olarak duyduklarında öğrenebilen bu çocuklar, sınıf ortamında sessiz kalmakta zorlanırlar. Kitaplarıyüksek sesle okumak isterler. Eğitimciler ve aileler bu gruptaki çocukları sessiz okumaya zorlamamalıdır. Yabancı dil ve müzik eğitimine çok yatkındırlar.

Dokunsal/Kinesteik Öğrenme Stiline Sahip Bireyler

Bu gruptaki çocuklar için dokunmak öğrenmenin olmazsa olmaz koşuludur. Çok hareketli bir yapıya sahip olan bu çocukların en belirgin özelliği sınıf ortamında sabit duramamalarıdır. Bu çocuklar etraflarındaki her şeye dokunmak isterler. Düzenli yaşama adapte olmakta zorluk çekerler. Otoriteye karşı sürekli karşı çıkan özellikler gösterebilirler. Bu gruptaki çocukların öğrenme sırasında hareket etmeleri kesinlikle engellenmemelidir. Çalışırken yerinde sallanma, yürüyerek kitap okuma, yüksek sesle tekrar yapma öğrenmelerini etkin kılan özellikleridir. Akademik başarılarının yükselmesi için bu gruptaki çocuklar için deney, aktivite panoları gibi özel eğitim araçları kullanılmalıdır. En belirgin özellikleri taklit ederek ve deneyerek öğrenmeleridir.

 

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Okula Yeni Başlayan Çocuğun Psikoloji Nasıldır

Okulun ilk günü ebeveyn ve çocuk için heyecanlı bir deneyimdir!

Her yıl okula başlama zamanı hem aileler hem de çocuklar için sevinç ve sıkıntıyı bir arada barındırır. Okula başlanan ilk günün her insan için özel bir hatırası vardır. Ev ortamının, sıcak, korunaklı, biricik olduğunu hissettiren yapısından çıkıp; hiç tanımadığı yaşıtlarının arasında, kural ve bilgilerle dolu bir yere girmek pek çok güçlüğü de beraberinde getirir. Çocuğunuzun hem psikolojik hem de davranışsal olarak sürece hazır olması, adaptasyon sürecini kolaylaştıracaktır.

İlkokula başlayacak olan birçok çocuk bazı endişelere sahiptir; “Okul dedikleri nasıl bir yerdir? Annem de okula gelecek mi? Oradaki çocuklar neler yapar? Neden okula gidiyorum? Okulda annem olmadan istediklerimi nasıl söyleyeceğim?”. Belirsizlik uzun vadede kaygı oluşturur; bu nedenle tüm soruların cevapları çocuğa okula başlamadan önce verilmeli ve gerekli açıklamalar yapılmalıdır. Çocuk, neyle karşılaşacağını bilmeli, yaşadığı zorluklar karşısında baş etme becerileri geliştirebilmelidir.

Okulun sadece ders yapılan bir yer olmadığı, orada da oyun oynayacağı, arkadaşları ve öğretmeni ile güzel vakit geçireceği ifade edilmelidir. Anne babalar, okula hazırlık sürecinde çocuğun “okul” algısında yanlış yorumlara neden olabilecek ifadeler kullanabiliyorlar. En sık karşılaştığımız örneklerden bazıları “artık sen büyüdün, okula gidiyorsun, bundan sonra her şey farklı olacak, bu kadar oyun oynamak yok artık” gibi ifadeler, çocuğun endişesini arttırmaktadır.

Okul ile ilgili çok uzun ve detaylı konuşmalar yapmamak, çocuğun kendi deneyimlerini yaşamasını beklemek ve anlatmak istediğinde onu dinlemeniz yararlı olacaktır. Gün içerisinde sık sık bu konuşmaların yapılması çocuğu sıkabilir ve endişelerini arttırabilir.

Okulun ilk günü hem aile hem de çocuk için heyecanlı bir deneyim olacaktır. Çocuğunuz ilk gün ağlayabilir. Ağlama, iletişim yöntemidir ve normaldir.

 

İlk gün ile ilgili küçük tüyolar;

– Çocuğunuz sizin duygularınızı ayna gibi yansıtır. Sizin ne hissettiğinizi anlamaya çalışacak ve sık sık yüz ifadelerinizi kontrol edecektir. Duygularınızı kontrollü yaşar ve soğukkanlı olursanız; çocuğunuzda bir o kadar rahatlayacaktır.

– Okul hakkında kısa ve genel bilgilendirmeler yapın. Okul binasını ve kullanım alanlarını gezdirin. Lavabo, kantin, sınıflar vs.

– Vedalaşmayı kısa tutun. Ağlamanın sizi geri döndüren bir yöntem olduğunu keşfetmesin. Bazı anne-babaların saatlerce okulun bahçesinde ve sınıf kapısında beklediği görülmektedir. Bu durum uyum sürecinin, süresini uzatır. Siz, her an ulaşabileceği biryerde bulunduğunuz sürece kaygı duygusu tetiklenecektir.

– Kol saati kullanın. Çocuğunuzun koluna okulun başlangıç ve bitiş zamanlarını gösterebilceğiniz bir kol saati taktığınızda; belirsizliği hafifletmiş ve onu rahatlatmış olursunuz.

– Çocuğunuzu söylediğiniz vakitte okuldan almaya özen gösterin.

– Okul hakkında konuşmak istediğinde sizinle gün içinde yaptıklarını paylaşacaktır. Onu ilk gördüğünüz andan itibaren soru yağmuruna tutmayın. ”günün nasıl geçti?” gibi genel bir soruyla onun anlatmasını teşvik edebilirsiniz.

Okul sendromunun hızlı şekilde atlatılabilmesi, çocuğun istikrarlı bir şekilde okula devam etmesiyle sağlanır. Okula gitmemek ya da geç gitmek konusunda taviz vermeyin. Mümkün olduğunca okul ve sınıf değiştirmeyi düşünmeyin. Cesaretlendirici konuşmalar yapın. Bir süre sonra kendiliğinden ağlama ve yakınma belirtilerinin azaldığını göreceksiniz. Tüm bu zorlu süreçte çocuğumuz yeni bir dünyaya adım atarken onun korkularını anlayarak, iletişime açık bir şekilde ve stresle baş etme yöntemlerini öğreterek okul yıllarına daha kolay alışmasını sağlayabiliriz.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Çocuklarda okul kaygısı anne desteğiyle aşılıyor

Çocuklar okula ilk başladığında anne ve babadan ayrılma endişesi duyar. Birçok çocuk, okula gitmek istemez ya da annesini yanında görmek ister. Bu belki bir hafta belki de bir ay sürer.

Aileler, çocukların okula başladığı dönemde birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalıyor. Anne ve babadan ayrılmak istemeyen çocuk, okula adapte olamıyor ve gitmek istemiyor. Bu durum, çocukların önceki döneminde de kaygılı olmalarından kaynaklanıyor. Çocuktaki ilk iki yaşın güvenli bağlanma için çok önemli olduğu bir dönemdir. Ailenin ve okulun bu gibi durumlarda ısrarcı olması gerekmektedir. 18 ay içinde çocuğun ailesiyle güvenli bir ilişki geliştiremediğin de bu durumun özellikle okul döneminde daha fazla ortaya çıkmaktadır. Öğretmenlerin, ‘Çocuğu okula bırakıp evlerinize geri dönebilirsiniz’ gibi bir yaklaşımları olabiliyor. Bu da çocuktaki kaygıyı ve endişeyi daha da artırmaya neden oluyor. Zaten çocuk, ‘Annem beni burada bırakacak, bir daha göremeyeceğim’ düşüncesiyle hareket ediyor. Bu durum karşısında anne ve baba, öğretmen ile işbirliği içerisinde bulunmalı.”

Okullarda alıştırma dönemlerinin başlamasıyla sıkıntılar biraz olsun azaldığı gözlenmektedir. Aileler, 1 hafta boyunca çocuklarının yanında bulunuyor fakat her çocuk aynı tepkiyi vermeyebilir, öğretmenler bu durumu anlayışla karşılamalı. Çocuk, ihtiyacı olduğu zaman annesini yanında bulabileceğini hissedebilmeli. Bir yandan da ‘Şu an ben senin yanında duruyorum ama ilerleyen dönemlerde sen de sınıftaki diğer arkadaşların gibi oturmalısın’ gibi belli zamanlarda çocukla konuşulmalı. Sıkıntının devam etmesi durumunda ise annenin daha sabırlı olması davranış göstermelidir.

İlk haftadan sonra çocuk hâlâ alışmamakta ısrar ediyorsa anne, sınıf dışında beklemeli. Çocuk ihtiyaç duyduğu anda ‘Annem burada mı?’ diye sorduğu zaman gidip görebilmeli. Böylelikle çocukta ‘Annem beni burada bırakıp gitmeyecek’ düşüncesi yerleşir. Bu sağlandığı vakit, anne bu sefer sınıf dışında bir yerde beklemeli. Önceden istediği zaman çocuk dışarı çıkıp annesini görebilecekken ilerleyen süreçte birkaç dakikalık bir görüşme istenebilir. Burada aşamalı olarak çocuğu sınıfa alıştırmak gerekiyor.

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Veli-Öğretmen görüşmesinin etkili olması için öneriler

Öğretmenle çocuğunun durumu görüşmek isteyen bir veli nelere dikkat etmeli? Öğretmenle sağlıklı bir görüşme yapmanın 10 kuralı.

Günümüzde veli-öğretmen görüşmesine velinin veya öğretmenin önemli gördüğü bir sebepten dolayı ihtiyaç duyulmaktadır. Bu önemli sebep kötü not veya davranış bozukluğu gibi tatsız bir neden de olabilir. Oysa bu görüşmeler belli aralıklarla, henüz bir problem ortaya çıkmadan yapılsa daha faydalı olur. Böylece ebeveynler bir taraftan çocuklarının genel durumu hakkında bilgi sahibi olurlar ve onların okul gündemlerini takip etme imkânı bulurlar, diğer taraftan da öğretmenle diyaloglarını geliştirmiş olurlar. Zira anlaşmanın yolu tanışmaktan geçer. Her ne kadar görüşmeler sınıfta bir masada karşılıklı oturarak gerçekleşse de aslında veli ve öğretmen ortak bir hedef için çaba gösteriyor; çocuğunuzun iyi bir insan ve başarılı bir öğrenci olmasını sağlamak!

Velinin öğretmenle görüşmeye gitmeden önce dikkate alması gereken hususları şu şekilde sıralayabiliriz:

Özel Randevu talep edin:
Öğretmenden özel olarak randevu talep ediniz. Ayaküstü yapılan kısa görüşmelerin yarardan ziyade zararı olacaktır. Öğretmenin acelesi olabilir, kafasında başka sorunlar olabilir. Oysa randevu alarak gittiğinizde tamamen size ve çocuğunuza odaklanmış olacaktır.

Görüşmeye ön hazırlık yaparak gidin:
Görüşmeye gitmeden önce hangi konulara değinmek istediğinizi not edin. Konuyla ilgili çocuğunuzla önceden görüşerek onun bakış açısını da kaydedin. Kendinize ‘bu görüşmede hedefim nedir?’, ‘nasıl bir çözüm bekliyorum?’ gibi sorular sorun.

Görüşme öğrenci endeksli olmalı:
Ayrıca dikkat edilecek bir diğer nokta da görüşmenin öğrenci endeksli olmasıdır. Öğretmenin yeterliliği ya da okul sistemindeki eksikliklerin tartışılacağı yer veli-öğretmen görüşmesi değildir. Görüşmede ithamlardan, akıl verircesine konuşmalardan kaçınmak gerekir. Zira kazananın ve kaybedenin olduğu yerde iletişim gerçekleşmemiş demektir.

Öğretmene pozitif yaklaşın:
Öğretmene karşı pozitif bir yaklaşım sergileyin. Ona güvendiğinizi ifade edin. Takdir edin. Bunun için çocuğunuza öğretmeninde sevdiği özellikleri sorabilirsiniz. (Unutulmamalı ki yaygın bir atasözümüz şöyle: Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.) ‘İçinde bulunduğunuz durumu tahmin edebiliyorum’ gibi cümleler kurarak onu anladığınızı hissettirin.

Uzlaşmanın yolunu arayın:
Çözüme ulaşmak için uzlaşmaya açık olun. Bunun için öğretmenin bakış açısını da sabırla dinleyin. ‘Çocuğum haklı, öğretmen haksız’ ön kabulü ile görüşmeye gitmeyin. Öğretmenin önerilerini ve eleştirilerini ciddiye aldığınızı belirterek ‘sizce nasıl davranmalıyım?’ gibi sorularla önerilerini dile getirmesine fırsat verin. Bu tür ifadeler görüşmenin atmosferini olumlu yönde etkileyecektir.

Kendi bakış açınızı dile getirmekten çekinmeyin:
Kendi bakış açınızı mutlaka ifade edin. Duygularınızı ve endişelerinizi açık ve samimi bir şekilde dile getirin. ‘Anladığım kadarıyla…’, “Bana göre…’ diye başlayan ifadelerle ne düşündüğünüzü söyleyin. Konu hakkında çocuğunuzla daha önce görüştüğünüzü ve konu hakkında neler düşündüğünü de belirtebilirsiniz.

İçinde bulunduğunuz şartları öğretmenle paylaşın:
Görüşmede gerekirse ailevi konulara da değinebilirsiniz. Örneğin aile fertlerinden birinin hastalığı veya anne babanın boşanma aşamasında olduğu gibi bilgiler öğretmenin çocuğunuzun durumunu daha iyi anlamasına olanak sağlayacaktır.

Yap(a)mayacağınız şeyler vaat etmeyin:
Öğretmene gerçekleştirilmesi zor hatta imkansız vaatlerde bulunmayın. ‘Bir sonraki yazılıda mutlaka daha iyi bir not alacak’ gibi bağlayıcı ifade yerine, ‘bundan sonra ödevlerini düzenli olarak kontrol edeceğim’ gibi ifadeler kullanmanız daha yerinde olacaktır.

Öğrenciyi de görüşmeye dahil edin:
Gerekli görüyorsanız öğrenciyi de görüşmeye dahil edilebilirsiniz. Sorunu öğretmenle değerlendikten sonra çözüm konusunu öğrenci ile birlikte konuşmak faydalı olacaktır. Birlikte alınacak olan kararlar daha sonra gereksiz yanlış anlamaların önünü alacağı gibi öğrenci tarafından da ciddiye alınacaktır.

Not alın:
Görüşme sırasında küçük bir tutanak şeklinde not alın. Böylece değinilen noktalar, belirlenen hedefler ve getirilen çözüm önerileri kayıt altına alınmış olur. Görüşmenin sonunda ihtiyaç görüyorsanız bir sonraki randevu için tarih belirlenmesini isteyebilirsiniz. Unutmamak gerekir ki ayda yılda bir yapılan görüşme değil, belli aralıklarla yapılan düzenli görüşmeler öğretmenle aranızda sağlam bir iletişim köprüsünün oluşmasının sağlayacaktır. Bundan ise en çok öğrenici, yani çocuğunuz, faydalanacaktır.

 

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Çocuğunuz Okula Hazır mı?, Okula Uyum İçin Ne Yapılmalı

Ailer çocuğun okula başlamasıyla birlikte ne büyük ruhsal gerilim yaşadığını pek bilmezler. Bir çok ailenin şartlı sevgisi çocuğun gerilimini daha da artırır. Ailenin yapması gerekli olan şey çocuk başarısız da olsa sevgisini esirgememesi gerektiğidir. İlkokula yeni başlayan çocuklar için unutulmaması gereken husus şudur: Çocuğunuzun okul hayatındaki tek şansı, iyi bir öğretmene rastlamış olmasıdır. Hepsi bu.

Okul hayatı boyunca çocuğunuza yapacağınız en büyük iyilik onun öğretmeniyle ilişki ve dostluk kurmanızdır. Bu dostluğun çocuğunuzun eğitim hayatına pozitif yansımalarını göreceksiniz. Herşeyden önce öğretmen çocuğunuza daha itina ile ilgi gösterecek bu durumunda çocuğunuzun dersleri ve okul ortamını sevmesine vesile olacaktır.

Bu dönemde birinci sınıfa başlayacak bir çocuğunuz var. Çocuklarda okula gitmek istememe, ders çalışmama ya da başarısız olma gibi problemleri çevrenizden duyuyorsunuz. Siz de çocuğunuzun çok iyi bir eğitim almasını istiyorsunuz. Eşiniz ve siz bu hususta her türlü fedakârlığı yapmaya hazırsınız. Fakat cocuğunuzun “Okul Dünyası“ na daha sağlıklı bir şekilde dahil olup, başarılı olması için, neler yapmak gerektiği hususunda anne baba olarak yeterli donanıma sahip değisiniz. Çocuğunuzun “Okul Dünyası“ na sağlıklı bir şekilde adım atmasına aileler olarak sizlerin nasıl yardımcı olacağına dair bilgileri konu aldık bu yazımızda.

Okul öncesi dönemde – 0- 5 yaş – çocuk üzerinde tek hakim güç aile iken okulla birlikte iki ayrı dünya daha çocuğun hayatına girmiş olur: Okul ve arkadaş. Aileler çocuğun okula başlamasıyla birlikte ne büyük ruhsal gerilim yaşadığını pek bilmezler. Bir çok ailenin şartlı sevgisi çocuğun gerilimini daha da artırır. Ailenin yapması gerekli olan şey çocuk başarısız da olsa sevgisini esirgememesi gerektiğidir. İlkokula yeni başlayan çocuklar için unutulmaması gereken husus şudur: Çocuğunuzun okul hayatındaki tek şansı, iyi bir öğretmene rastlamış olmasıdır. Hepsi bu.

1.Çocuğunuzun ilkokulda neler okuyacağı konusunda fikir sahibi olun: Unutmayın ki sizin öğrendiklerinizin çok değişmiş olduğunu göreceksiniz. Çocuğunuza yardımcı olabilmeniz için bu yeni durumların öğrenilmesi çok önemlidir.

2.Okulu ve öğretmeni hakkında bilgi toplayın: Okul hayatı boyunca çocuğunuza yapacağınız en büyük iyilik onun öğretmeniyle ilişki ve dostluk kurmanızdır. Bu dostluğun çocuğunuzun eğitim hayatına pozitif yansımalarını göreceksiniz. Herşeyden önce öğretmen çocuğunuza daha itina ile ilgi gösterecek bu durumunda çocuğunuzun dersleri ve okul ortamını sevmesine vesile olacaktır. Sizin ya da çocuğunuzun öğretmeniyle problemi varsa biran önce bunu çözmeye bakın. Ya öğretmenle ya da okul yönetimiyle konuşarak problemi çözün. Cözemiyorsanız mutlak okulunu değiştirin.

3.Okumayı sevdirmek birinci vazifeniz olsun: Çocuğunuzun ilkokulda öğreneceği en önemli beceri “Okumak“ tır. Okumak alışkanlığı bütün öteki konuların anahtarıdır. Okumayı sevdirmek için : Okul öncesi dönemde olduğu gibi yine okumayı sürdürün. Ona kitaplar alın. Birlikte kütüphane ziyaretleri yapın ve hediye kitap alın. Üçüncü ve dördüncü sınıfta çocuğunuza kitap okumayı bırakın ve yeni bir uyku geleneği başlatın. Uyumadan önce çocuğunuz kendisi birşeyler okusun ve öyle uyusun. Aynı zamanda çocuk dergilerine mutlaka abone yapın. Posta kutusundan dergileri kendisi alsın.

4.Okul eğitiminde okumadan sonra ikinci önemli konu matematik öğrenmesidir: Çocuğunuz henüz küçükken somut nesnelerle ona matematik kavramları ögretmişseniz zorluk çekmeyecektir.

5. Evde bulundurulması mutlak gerekli araçlar vardır. Bunlar her zaman başvurulacak araçlardır: Sözlükler , Atlaslar ve Ansiklopediler…

6. Çocuğunuza nasıl ders calışacağını öğretin: Sınıfta nasıl not alacağı, bir kitabı okumakla çalışmak arasındaki farkı, çeşitli testlerin nasıl uygulanacağını öğretin. Bütün bunları ev ödevlerini hazırlarken yapabilirsiniz.

7. Çocuğunuzun belirli bir çalışma yeri olmalı: Televizyon, internet vb ilgi çekici ve caydırıcı unsurların olduğu bir odada çocuğun konsantre olup başarılı olması beklenemez. Sessizlik ders çalışma ve okuduğunu anlama adına önemli bir unsurdur. “Cıstak cıstak” bir müzik eşliğinde ders çalışılsa da verimli olmak mümkün değildir.

8. Belirli bir ders çalışma saati belirlenmeli: Ders çalışma saati her çocuk için farklı farklı olabilir. Fakat kesinlikle ders çalışılması uygun olmayan bir zaman vardır o da okuldan geldiğinde çalışmaktır. Çocuğun dinlenip zihnen boşaldıktan çalışması durumunda verimlilik ortaya çıkar.

 

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Çocuk eğitiminde yanlış yaklaşımlardan kurtulun

Bir çok ebeveyn gün boyu çocuklarıyla iletişimlerinde çeşitli yöntemler uygularlar. Problemlerin çözümüne hizmet etmeyen bu yaklaşımlar genellikle ebeveyn ile çocuk arasında sürtüşmelere neden olur. Sürekli uygulanan bu yöntemlerin alternatifi olan pozitif yaklaşım metodlarını bilmeyen anne babalar kısır döngü içine girerler. Sık tekrar edilen yanlış yaklaşım metodları şunlardır :

1. Çocukların bütün isteklerini yapmak ve sınır koymamak
Bir çok anne babayı böyle yanlış bir tutuma iten sebep “Ben çok sıkıntı çektim, evlatlarım çekmesin ..“ düşüncesidir. Böyle yapmakla çocuklarının doyuma ulaşıp, mutlu olacaklarını düşünürler. Fakat maksatlarının tam tersiyle karşılaşırlar. Zamanla, her isteğini karşıladıkları çocuklarının, şımarık, sorumsuz, söz dinlemeyen, saygısız bir birey olduklarını görürler. “Her isteğini de yerine getirdik, neden böyle oldu?” diye dert yanarlar. Çocuklar bir istekte bulunduğu zaman , ebeveyn bunun istek mi ihtiyaç mı olduğuna karar vermelidirler. ihtiyaç ise yerine getirmelidir. Zaruri ihtiyaçlar dışındaki isteklerini ancak hak ettiğinde vermelidir. Böylelikle çocuk bazı isteklerine kavuşması için çalışması ve sabretmesi gerektiğini öğrenmiş olacaktır. Yani kavuştuğu şeyin kıymetini bilecektir. Çocuğun zaruri ihtiyaçlarını almamak ne kadar yanlış ise; her isteğini yerine getirmek de o kadar yanlıştır.

2. Tutarsız davranışlar göstermek
Bir çok evde annenin “yapma” dediği bir davranışa baba “çocuğu rahat bırak” diyerek arka çıkar. Ya da anne babanın hassas olduğu bir mevzuda dede – nine: “Torunumu rahat bırakın , istediğini yapsın” der. Böyle ailelerde çocuklar neyin doğru neyin yanlış olduğunu asla öğrenemez.

3. Bağırmak ve emir vermek
Birçok ebeveynin sabrının tükenmesi sonucu kullandığı yanlış bir yöntemdir “Sana söylüyorum! Derhal bisikletini koy ve yukarıya çık”, “Televizyonu hemen kapatıyorsun, yeter artık “ gibi.

4. Başka arkadaşlarıyla kıyaslamak
“Sen neden hep böyle vurdumduymazsın! Neden kardeşin gibi sorumluluğunu bilen, saygılı ve çalışkan değilsin “, “ Sen hiç, Hasan’ ın annesini üzdüğünü gördün mü ? “.

5. Boş tehditlerde bulunmak
“Çabuk onu bana ver! .. yoksa dışarıya çıkamazsın.“, “Oyun bitti , hemen yukarıya çıkıyorsun .. yoksa bir daha sokağa çıkamazsın “ gibi tehditleri sıralayıp uygulamyorsak çocuk bu tehditleri anlamsız bulurlar.

6. Yalvarmak
“ Lütfen şu kavgayı kesin.. Başım ağrıyor.. beni üzmek hoşunuza mı gidiyor.. n’olur yapmayın artık ! “ bunun yerine kesin, tutarlı ve net bir çıkış yapıp kavgayı sonlandırmak gerekirdi.

7. Rüşvet teklif etmek
“ Oyuncaklarını toplarsan sana çikolata veririm “ ya da “ Ödevini bitirisen bir saat çizgi film izleyebilirsin ” gibi yaklaşımlar kısa süre de sonuç aldırabilir. Fakat çocuğun doğru davranışı içselleştirmesine katkıda bulunmaz. Yani rüşvet verilemediğinde çocuk doğru davranışı yapmaz hale gelir. Ödül olarak kısa vadede kullanılsa da uzun vadede tercih edilmemelidir.

8. Tekrarlamak
Günlük hayatta bir çok anne çocuğuna “ Ayşe , dersin başına oturma zamanı gelmedi mi ? .. Hadi lütfen, dersin başına.. “ gibi ifadeleri sürekli tekrarlar dururlar . Bu tekrarlamalar çocukta süreklilik arzettiği için anlamını yitirir.

Anne babalar isteklerini, lâfı döndürüp dolaştırmadan, tekrarlamadan, yalvarmadan, bağırıp çağırmadan, yakınmadan, tehdit etmeden, ceza vermeden, kısacası çatışma yaşamadan anlatmak zorundadırlar.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

YGS ve LYS Başarısı İçin Test Tekniklerini Geliştirin

ETKİLİ TEST ÇÖZME TEKNİKLERİ

Bilgi: Öğrenmeyle kazanılır. Tekrarlarla pekiştirilir.Test çözme tekniğini kullanmanın temelini teşkil eder.

Yorum: Öğrenilen ve tekrarla pekiştirilen bilgiyle ilgili düşünce geliştirme veya bilgiye farklı açılardan bakabilme gücünü ifade eder. Test çözme tekniğinin geliştirilmesini sağlar.

Hız: Kazanılan bilgiye ve elde edilen yorum gücüne ait problemlerin zaman sınırlaması içinde

çözülmesidir. Hız, test çözerken zamanı etkili şekilde kullanmanıza yardim eder. Denemelerde hep şu konudan soru geliyor ve ben onları yapamıyorum. Gerçek sınavda da gelirse yapamam demeyin.

 

ETKİLİ TEST ÇÖZME TEKNİKLERİ

Her sorunun kendine has mantığı vardır. Test çözerken kendi mantığınızla değil, sorunun mantığına göre hareket etmelisiniz.

Soru kökünün iyi okunup anlaşılması, daha sonra cevabının düşünülmesi gerekir. Soru kökü anlaşılmadan cevabı düşünmeye çalışmak hızı düşürür. Zaman kazanmak için soruyu okumadan cevap şıklarına koşmak sizi yanıltabilir.

Soruda sizden ne isteniyorsa ne eksik ne fazla, sadece istenileni düşünmelisiniz. Bazı sorular sizin için çok kolay gelir ve cevabin böyle kolay olmayacağını düşünürsünüz. Halbuki bazen böyle kolay sorular sormak da bu işin tekniğinin bir parçasıdır.

Her testte bilgi seviyesinin altında ve üstünde sorularla karsılaşırsınız. Ancak testin genelini standart bilgi birikimi ve yorum gücüyle çözülebilecek sorular oluşturur. %10’u çok zor/çok kolay, %20’si zor/kolay ve %40’i normal bilgi seviyesindedir.

Sorulara önyargılı yaklaşmayın. “Bu soru zor ben yapamam; bu soru kolay cevap A şıkkı!” gibi zaman kazanmaya yönelik aceleci davranışlar kazanmak yerine kaybettirebilir.

Hertürlu soru çözme yöntemi, testteki her soruyu incelemenize yardımcı olur. Cevaplandırılmayan soruları soru kitapçığında bir işaret veya bir simgeyle simgelendirmek o soruların ikinci turda daha kolay bulunmasını sağlar.

Hatalı okuma davranışları da önemli sıkıntılar yasamanıza neden olabilir. Olumsuz bir ifadeyi olumlu olarak okumak, soruyu veya cevabı hatalı düşünmenize sebebiyet verebilir.

İnsan psikolojisi soru içindeki ifadeleri olumlu yönde algılamaya eğilimlidir. Bu nedenle soru formlarında altı çizili veya kalın yazı karakterli ifadeleri daha dikkatli okumalısınız.

Soru kökünün veya soru metninin uzun oluşu sizin için daha fazla ipucu anlamına gelir. Bu sebeple uzun metinli sorular daha kolay çözülebilen sorular olarak algılanmalıdır.

Paragraf tipli sorularda genellikle paragraftan önce soru kökünün okunması paragrafın ikinci defa okunması mecburiyetini önler. Soru kökünü okuyan zihin, soruyu zihni hazırlıkla okuma eğiliminde olur.

YGS bütün soruları cevaplama mecburiyeti olan bir sınav değildir. Biliyorsanız elbette cevaplandırmanızda mahsur yoktur. Ancak cevabı konusunda tereddüt ettiğiniz soruları gelişigüzel cevaplandırmak fayda değil, zarar verir. Unutmayın ki her soru, her net önemlidir.

Cevap şıklarından sorunun çözümüne gitmek de test tekniğinde önemli bir yoldur. Yüzde yüz emin olmadığınız sorularda şıkları eleyerek doğru cevaba yaklaşabilirsiniz. Cevap şıklarını elerken eğer 2 şıkka indirebilmişseniz bunlardan birisini seçmenizde mahsur yoktur. Ancak ikiden fazla şık cevap olabilecek nitelikteyse bu soruyu cevaplandırmamanız, en azından sınavın sonlarına doğru soruya dönmek üzere boş bırakmanız daha uygun olacaktır.

Test çözerken sorunun doğru cevabini bulmak kadar önemli olan bir diğer olay da cevap olmayacak şıkların tespitinin yapılmasıdır. Böylece çözüm alternatiflerini daha netleştirir ve doğru şıkka ulaşabilme hızınızı daha da arttırabilirsiniz.

LYS tipi sınavlar hem psikolojik gerilimi yüksek olan hem de muhteva zenginliği bulunan sınavlardır. Bu sınavlarda test çözümünü sekteye uğratan en önemli unsurlardan birisi, sınav kaygısı ve bu yüksek kaygı seviyesinin soruları anlamayı ve problemleri çözmeyi zorlaştırmasıdır. Test çözümü esnasında testte yer alan konuların dışında düşünme süreçleri , konsantrasyonu bozar. Bu sebeple hangi testi çözüyorsanız, zihni yorgunluğunuz da o konunun sınırları içinde olması gerekir.

Cevap şıklarında cevaba benzeyecek bazen iki, bazen de üç şık bulunabilir. Bunlara çeldirici adi verilir. Çeldiriciler ilk başta cevap gibi görünebilir ama ufak bir zihni egzersizle doğru cevabı bulmanız mümkündür. Bu tip sorularda cevap genellikle soru metninde saklıdır.

Test çözümünde kodlama da önemlidir. Soruyu kitapçık üzerinde çözmüş olmak o soruyla işinizin bittiği anlamına gelmez. Soruyu doğru çözmek kadar optik forma doğru kodlamak da önemlidir. Kodlama her sorudan sonra yapılmalıdır. Bu asla bir zaman kaybı değildir. Çünkü kodlama için geçen süre bir ölçüde dinlenme sürenizdir. Bu zaman dilimi içinde bir soruyla olan zihni bağınızı koparır, başka soruya geçmek için zamanın geldiğini düşünürsünüz. Bu bilinçdışı bir faaliyettir. Ayrıca sınavın ilerleyen diliminde boş cevap kağıdı görmek yerine dolu cevap kağıdı görmek kendinize güven duymanıza yardım eder. Zaman kazanacağım diye kodlamayı sona bırakmak sınav sonrası yorgunluk ve dikkat dağınıklığının fazlalığı nedeniyle hatalı veya eksik kodlama riskini arttırır, kaydırma yapmanıza yol açabilir. Her yıl % 0,5 adayın kaydırma hataları nedeniyle mağdur olduğunu unutmayınız.

 

SON BİR KAÇ TAVSİYE DAHA

* Testi iyi çözmek için sadece doğruları bilmek yeterli değildir. Verilen zaman dilimi içinde bu doğruları bulmanız gereklidir. Bu nedenle her bir soruya ne kadar zaman harcanması gerektiği baştan planlanmalıdır.

Çok sorulu testlerde turlu soru çözme yöntemi, bilinen soruların çözümünü hızlandırır. Bilinmeyen sorularla zaman kaybını önler. Ayni zamanda zorluk derecesi yüksek sorulara bakmayı ve bu sorular için daha fazla zaman kullanmasını sağlar.

Zaman kazanmak için soru metni ve kökünü okumadan cevap şıklarına koşmak sizi yanılgılara düşürebilir.

Soruları okurken hızınızı kesecek davranışlar olabilir. Mesela sesli okuma alışkanlığı, dudak kıpırdatarak okumaya çalışmak, okunan her ifadenin altını çizmek gibi. Hızlı okuma teknikleri kullanılmalı ve sınav öncesi okuma egzersizleriyle okuma hızınızı arttırmalısınız. Soru cümlesini ve metni okurken kelimeleri tek tek okuma yerine gruplandırarak okuyun. Hızlı okuma hem anlamayı kolaylaştırır hem de daha az yorulmanızı sağlar. Bir diğer faydası da dikkatimizi daha çok toplamamızı sağlar.

Sınavda zaman kullanımını en fazla zora sokan bildiklerimizi ve bilmediklerimiz değil, biraz bildiğimiz ya da tereddüt ettiğimiz sorulardır. Bu yüzden soruyla inatlaşmak, “bu soruyu çözmezsem ölürüm!” mantığı testin sonunda hüsrana uğrama riskini artırabilir.

Soru içinde geçen ipuçlarından faydalanmayı bilin. Bunlar altı çizili, koyu puntoyla yazılmış, tırnak içinde, değildir, olmaz, her zaman, hiçbir zaman, bütün, zaman zaman, yoktur, vardır, birbirinden farklı, birbirine benzer, eşdeğer, birden fazla, ayrı ayrı, iç içe, yan yana, ikisi bir arada, ana düşünce, yan düşünce, benzer düşünce, asla, genellikle, çoğu, vb. ipuçlarıdır.

Soruları okurken mutlaka kurşun kalem kullanın ve önemli ipuçlarının altını çizin.

Öncelikle soru cümlesini okuyarak ne isteniyorsa altını çizin ve aklınızdan geçirin. Sonra metin kısmını okuyarak soruda sizden istenen kelimelerin altını çizin. Daha sonra şıkları elemeye başlayın.

Uzun paragraf sorularını cevaplandırırken soru cümlesini okuduktan sonra paragraftan bir cümle okuyarak şıkları eleme yöntemini kullanarak ve bunu paragraf bitene kadar devam ettirerek de çözebilirsiniz.

Her soru üzerinde mutlaka işlem yapın, sonuca ulaşamadığınız zaman işlemi sondan başlayarak kontrol ediniz.

İki şık arasında kaldığınız zaman; öncelikle soru cümlesini tekrar okuyun, sonra iki şıktan size en kuvvetli geleni okuyarak metne geçin. Ulaşmak istediğiniz sonucu bulduğunuz zaman doğru cevap bu şıktır. Eğer bulamadıysanız doğru cevap diğeridir. Hemen diğer seçeneği işaretleyin.

Her test bölümü arasında mutlaka ara verilmeli, bu arada gözler dinlendirilmeli, vücut hareket ettirilmelidir. Kan dolaşımı hızlandırılmalı, beynin ihtiyaç duyduğu enerji, kan dolaşımı sayesinde verilmelidir.

Çok soru çözün. Bir günde çözebileceğiniz soru sayısını belirleyip her 15 günde bir soru sayısını arttırın. Böylece çok sayıda soru çözüp, ÖSYM”nin yaptığı sınavlardaki soru tiplerini yakalarsınız.

*Öğrenci Seçme Sınavına kadar son 10-15 yılda çıkmış soruların çözülmesi, YGS-LYS sorularına aşinalığınızı artıracaktır.

 

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Ergenlik Döneminde Anne-Babalar Gence Nasıl Yaklaşmalı

Hiç kuşku yok ki her anne baba çocuğunun başarılı ve iyi bir gelecek sahibi olmasını arzu eder. Bunun için unutulmamalıdır ki ailenin eğitim süreci içerisinde olması öğrencinin başarısında çok büyük bir öneme sahiptir.

Sevgili veliler, çocuğumuzun gelişim sürecini bilmek; onunla iletişimimizi güçlendirecek ve onun sorunlarına karşı daha duyarlı hale gelmemizi sağlayacaktır.

Lisede okuyan bir öğrenci velisi olmak öncelikle çocuğumuzun en önemli gelişim süreci olan ergenlik dönemini bilmeli ve bu süreçte anne babaya düşen görevlerle ilgili bilgi sahibi olmalıyız.

Ergenlik Dönemi Nedir?

Ergenlik, yetişkinliğe ilk adım evresi olarak kabul ediliyor. Bir başka deyişle çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi. 12-20 yaş arası olarak kabul edilen bu dönem, kızlarda 8–13, erkeklerde 10–15 yaşlarında başlar.

Bireyin Hem Kendisi İle Hem de Çevresi İle Çatışma Yaşadığı Bir Dönemdir.

Ergenlik Dönemi

  • Ergenlik: Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan,
  • Genelde 10-21 yaş arasını kapsayan,
  • Hızlı büyüme ve gelişmenin görüldüğü,
  • Fiziksel, sosyal, zihinsel ve psikolojik değişimlerin yaşandığı evredir. 

Ergenlik Dönemi Özellikleri Nelerdir?

  • Bu dönem bazı çocuklarda erken bazılarında ise geç başlayabilir veya bitebilir.
  • Beden yapıları birbirlerine göre farklı büyüme gösterir.
  • Ergenlik dönemindeki hızlı değişimlere ayak uydurmada çocuklar birbirlerine göre farklılık gösterebilirler.
  • Duygu, Düşünce, Davranış ve İlişkilerinde Değişkendir.
  • Anne, Baba Ve Öğretmen Gibi Otoritelere Karşı Çıkarlar Ancak Örnek Modele İhtiyaç Duyarlar.
  • Otoriteye Karşı Gelmesi Saygısızlık Değil, Varlığını İspat Etme Çabasıdır. (Bir Birey Olma Çabası)
  • Arkadaşları Onun İçin Önemlidir. Çünkü Aynı Sorunlarla Karşı Karşıyadırlar.
  • Dağınıktır, Unutkandır,
  • Beklenenden Fazla Tepki Gösterirler, Çok Hassas ve Kırılgandırlar
  • Dünya Görüşleri Farklıdır ve Çabuk Değişir,

Ergenlik Döneminde Anne-Babalara Düşen Görevler Nelerdir?

· Kimseyle Kıyaslamama

· Aşırı Nasihatçi Olmama

· Hükmetmek Yerine Paylaşma (Zaman ayırma)

· Aşırı Sorgulamama (Gencin Mantığına Uygun Konuşmak)

· Yetişkin Yerine Koyma · Onuruna Saygı Duyma, Bireyselliğini Kabul Etme

· Bastırma Veya Engelleme Yerine Paylaşma Ve Dayanışmayı Seçme

· Sevgiyi Hep Sıcak Tutma (Koşulsuz Sevgimizi Belirtme)

· Kendi Kuşağıyla Bağdaştırmama (Benim Zamanında Dememe)

 

 

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Öğrenci Başarısı İçin Öğrenci Takibinin Önemi

Okullar açılıyor ve şimdiden başarıya odaklanmak adına zihinsel olarak hazırlık yapılması ve başarı odaklı sağlıklı bir öğrenci takibinin nasıl yapılacağını bu yazımızda görebilirsiniz.

Öğrencilerin özellikle lise dönemlerinde ergenlik döneminin getirdiği duygusal fiziksel sorunlarıyla birlikte değerlendirmek adına onun hem ruhsal gelişimi hemde akademik gelişiminin sağlıklı olması için takip yapılması önemlidir. Bunun için;

Öğrencinin sağlıklı takibini yapmak için okulla ilişkilerin daha sıkı olması gerekir. Anne veya baba bu takip konusunda ortak olarak hareket ederek sağlıklı  bir şekilde takip edilmesi öğrencinin başarısının yükselmesine katkı sağlayacaktır.

Bu nedenle öncelikle okulda ve kurstaki sınıf öğretmenleri ile daha sık iletişim içerisinde olmak, okul rehber öğretmenlerinden destek almak ve buna bağlı olarak ortalama iki haftada bir okul ziyareti çok büyük önem arz etmektedir. Buradaki ziyaretler bir sorunun oluşmasından öncesinde müdahale edebilmektir. Örneğin Yazılılar olmuş sonuçlar gelmiş ve sorunlar birikmiş şekilde öğrenci takibi mi yoksa yazılılar öncesi tedbirler alınmış çalışma düzenine hassasiyet gösterilmiş ve sorunlar oluşmadan ortadan kalkan bir takibi mi istersiniz. Sizin takibinize katkı sağlayacağını düşündüğüm başlıca maddeleri kontrol etmenizi ve hangileri konusunda ne kadar aşama ilerlediğinize bakarak çocuğunuzu ne kadar takip ettiğinizle ilgili fikir sahibi olabilirsiniz.

İşte öğrenci takibinde dikkat edilecek bazı öneriler..

GENCİN ARKADAŞLARINI TANIMA

  • Genci Tanımanın En Kolay Yolu Arkadaşını Tanımaktan Geçer
  • Arkadaşları İle Mutlaka Tanışın.
  • Birlikte Etkinlikte Bulunun. (Yemek, Sinema, Gezi vb)
  • Arkadaşlarının Aileleri İle Tanışın ve Etkinlikte Bulunun.

EVDE TAKİP NASIL OLMALI

  • Evde Hangi Sorumlulukları Var. ( Yatağını Toplama, Ekmek Alma, Çöp Dökme, İşyerine Çağırma)
  • Ders Çalışma Programını Takip Ediniz.
  • Ne Tür Kitapları Okuyor.
  • TV’de Neler İzliyor. (Hangi Dizi veya Program)
  • İnternette Nasıl Vakit Geçiriyor. Hangi Sitelerde Dolaşıyor.
  • Cep Telefonu Kullanma Sıklığı Nedir.
  • Kullandığı sosyal paylaşım sitelerinde neler paylaşmış

OKUL TAKİBİ NASIL OLMALI

  • Sınıf Öğretmeni İletişim
  • Okul Ziyaretleri
  • Branş Öğretmenleri İle İletişim. (Hangi Derste Ne Düzeyde)
  • Okul ve Kurs Programlarından Haberdar Olmak.
  • Yazılı-Deneme  Takibi
  • Okuduğu Kitaplar (Birlikte Karşılıklı Kitap Okumak)
  • Okul ve Kursa Devam Devamsızlık takibi

Yukarıdaki maddeleri çocuğunuz sağlıklı takibinde sorun oluşmadan çözüm bulmada size yardımcı olacaktır. Burada bunlar uygulanıyorken çocuğunuzun da fikirlerini alınarak onun mantık ve ruh dünyasına da hitap edecek davranışlarda bulunmak önemli. Bazı maddeler esnetilebilirken bazıları sıkı takibi gerektirebilir. Bu durum tamamen sizin ve çocuğunun arasındaki iletişim bağına bağlı olarak değişecektir. Eğer takip konusunda sıkıntılar yaşıyor ve sağlıklı bir takip konusunda sorunlarla karşılıyor ve aşamıyorsanız eğitim danışmanı desteği de alabilirsiniz.

 

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

2017 YGS Sayısal, Tm, Sözel Konuları, 2017 YGS Hangi Konular Çıkacak

2017 LYS MATEMATİK KONULARI 

  1. Sayılar
  2. Sayı Basamakları
  3. Bölünebilme
  4. Obeb-Okek
  5. Rasyonel Sayılar
  6. Basit Eşitsizlikler
  7. Mutlak Değer
  8. Üslü Sayılar
  9. Köklü Sayılar
  10. Çarpanlara Ayırma
  11. Oran Orantı
  12. Denklem Çözme
  13. Kümeler
  14. Fonksiyonlar
  15. Permütasyon
  16. Kombinasyon
  17. Binom
  18. Olasılık
  19. İstatistik
  20. II. Dereceden Denklemler
  21. Karmaşık Sayılar (Kutupsal Gösterim Yok)
  22. Parabol
  23. Polinomlar
  24. Mantık
  25. Modüler Aritmetik
  26. Eşitsizlikler
  27. Logaritma
  28. Diziler
  29. Limit ve Süreklilik ( Sadece 0/0 ve ∞/∞ Belirsizliği var)
  30. Türev (Ters Trigonometri fonksiyonlarının türevi kaldırıldı)
  31. İntegral (Ters Trigonometri fonksiyonlarının İntegrali ve Hacim hesabı kaldırıldı)

 

2017 YGS GEOMETRİ KONULARI 

  1. Doğruda ve Üçgende Açılar (9.Sınıf)
  2. Dik ve Özel Üçgenler (9.Sınıf)
  3. Dik Üçgende Trigonemetrik Bağıntılar (9.Sınıf)
  4. İkizkenar ve Eşkenar Üçgen (9.Sınıf)
  5. Üçgende Alanlar (9.Sınıf)
  6. Üçgende Açıortay Bağıntıları (9.Sınıf)
  7. Üçgende Kenarortay Bağıntıları (9.Sınıf)
  8. Üçgende Eşlik ve Benzerlik (9.Sınıf)
  9. Üçgende Açı-Kenar Bağıntıları (9.Sınıf)
  10. Çokgenler (10.Sınıf)
  11. Dörtgenler (10.Sınıf)
  12. Yamuk (10.Sınıf)
  13. Paralelkenar (10.Sınıf)
  14. Eşkenar Dörtgen (10.Sınıf)
  15. Deltoid (10.Sınıf)
  16. Dikdörtgen (10.Sınıf)
  17. Çemberde Açılar (10.Sınıf)
  18. Çemberde Uzunluk (10.Sınıf)
  19. Daire (10.Sınıf)
  20. Prizmalar (10.Sınıf)
  21. Piramitler (10.Sınıf)
  22. Küre (10.Sınıf)
  23. Vektörler-1 (9.Sınıf)
  24. Koordinat Düzlemi ve Noktanın Analitiği (10.Sınıf)
  25. Doğrunun Analitiği (10.Sınıf)
  26. Tekrar Eden, Dönen ve Yansıyan Şekiller (10.Sınıf)

 

2017 YGS FİZİK KONULARI 

  1. Fizik Bilimine Giriş
  2. Vektör-Kuvvet ve Kuvvet Dengesi
  3. Basit Makineler
  4. Madde ve Özellikleri
  5. Sıvıların Kaldırma Kuvveti
  6. Basınç
  7. Isı ve Sıcaklık
  8. Genleşme
  9. Doğrusal Hareket
  10. Dinamik
  11. İş Enerji
  12. Işık ve Gölge
  13. Düzlem Ayna
  14. Küresel Aynalar
  15. Kırılma ve Renkler
  16. Merceler ve Aydınlanma
  17. Elektrostatik
  18. Elektrik Akımı ve Devreler
  19. Temel Dalga Bilgileri
  20. Yay Dalgaları
  21. Su Dalgaları
  22. Ses ve Deprem Dalgaları

 

2017 YGS KİMYA KONULARI 

  1. Kimya Bilimi
  2. Atom ve Yapısı
  3. Periyodik Sistem
  4. Kimyasal Türler Arası Etkileşimler
  5. Asitler-Bazlaar ve Tuzlar
  6. Bileşikler
  7. Kimyasal Tepkimeler
  8. Kimyanın Temel Yasaları
  9. Maddenin Halleri
  10. Karışımlar
  11. Endüstride ve Canlılarda Enerji
  12. Kimya Her Yerde

 

2017 YGS BİYOLOJİ KONULARI 

  1. Biyoloji Bilimi, İnorganik Bileşikler
  2. Organik Bileşikler
  3. Hücre
  4. Madde Geçişleri
  5. DNA-RNA
  6. Protein Sentezi
  7. Enzimler
  8. Canlıların Sınıflandırılması
  9. Ekoloji
  10. Hücre Bölünmeleri
  11. Eşeysiz-Eşeyli Üreme
  12. İnsanda Üreme ve Gelişme
  13. Mendel Genetiği
  14. Kan Grupları
  15. Cinsiyete Bağlı Kalıtım

 

2017 YGS TÜRKÇE KONULARI 

  1. Kelime Bilgisi:  Kelimede anlam, Kelimelerin farklı anlamlarda kullanımı, Sözcük öbeklerinde anlam
  2. Cümle Bilgisi: Cümlede anlamın oluşumu, Cümlenin ögeleri, Metinde kazandıkları anlamlara göre cümleler
  3. Paragraf Bilgisi: Paragrafta yapı, Paragrafta anlam ve ana düşünce, Paragrafta düşünceyi geliştirme yolları
  4. Sözcük türleri: İsim, Sıfat, Zamir, Bağlaç, Fiil, Edat, Ünlem
  5. Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş): Ses özellikleri
  6. Anlatım Türleri
  7. Yazım Kuralları ve Noktalama İşaretleri
  8. Anlatım Bozuklukları

 

2017 YGS TARİH KONULARI 

  1. Tarih Bilimi: Tarih biliminin ve diğer bilimler ilişkisi
  2. Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar: Tarih öncesi çağlar, Tarih çağları, İlk çağ uygarlıkları, Anadolu’da yaşamış uygarlıklar, Ege ve Yunan uygarlıkları, Hunlar, Göktürkler, Uygurlar ve diğer orta Asya ve Avrupa Türk Devletleri
  3. İslam Tarihi ve Uygarlığı: İslamiyet’in doğuşu, Dört Halife Dönemi, Emevi, Endülüs, Abbasi Devletleri
  4. Türk-İslam Devletleri: Türklerin İslamiyet’i kabulü, Karahanlılar
  5. Türkiye Tarihi: Türkiye Selçukluları
  6. Beylikten Devlete (1300-1453): Osmanlı Devleti’nin gelişimi, Balkanlarda fetihler, İskan Siyaseti ve Anadolu’daki faaliyetler
  7. Dünya Gücü: Osmanlı Devleti (1453-1600): Osmanlı’da toplumsal, askeri, ekonomik yapı, Kanuni Sultan Süleyman, Reform Hareketleri, Coğrafi Keşifler ve Osmanlı’ya etkileri
  8. Arayış Yılları (17. Yüzyıl): Avrupa’daki gelişmeler ve Osmanlı’ya etkileri, Kapitülasyon ve imtiyazlar, Islahat arayışları ve Siyasi/askeri faaliyetler
  9. Avrupa ve Osmanlı Devleti (18. Yüzyıl): Fransız İhtilali, Sanayi devrimi, Osmanlı’da yönetim ve bürokrasi yapısında değişmeler
  10. En Uzun Yüzyıl (1800-1922): Balkanlarda milliyetçilik, Şark Meselesi, Sanayi Devrimi’nin Osmanlı Devleti’ne etkileri, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, I ve II Meşrutiyet, Trablus ve Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı
  11. Milli Mücadelenin Hazırlık Dönemi: Mondros Mütarekesi, Kuvayı Milliye, Kongreler, TBMM’nin açılması
  12. Kurtuluş Savaşında Cepheler: Doğu, Güney ve Batı Cepheleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz
  13. Türk İnkılabı: Saltanatın kaldırılması, Lozan Konferansı’nın süreci ve Lozan Barış Antlaşması, Laiklik, Çok partili hayata geçiş, Hukuk, Eğitim ve Toplumsal alandaki değişimler
  14. Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri: Atatürkçü Düşünce Sistemi, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılapçılık
  15. Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası: Lozan, Musul Sorunu, Dış Borçlar, Sadabad Paktı, Milletler Cemiyeti, Balkan Antantı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi Hatay’ın anavatana katılması

 

2017 YGS COĞRAFYA KONULARI 

  1. Doğal Sistemler: Doğa ve insan etkileşimi, Harita bilgisi, Koordinat sistemi, Eş yükselti eğrileri (izohips), Dünyanın şekli ve hareketleri, Atmosferin özellikleri ve hava olayları, Hava durumu ve iklim özellikleri, İklim elemanları, Dünyanın tektonik oluşumu, Jeolojik zamanların özellikleri, İç kuvvetler ve Dış kuvvetlerin yer şekillerinin oluşumuna etkileri, Kayaçlar, Levha hareketleri, Su, Toprak ve Bitki kaynakları
  2. Beşeri Sistemler: Beşeri dokular, Yerleşim yerleri, Nüfus özellikleri, Nüfus Dağılımı, Nüfus Değişimi, Nüfus piramitleri, Ekonomik faaliyetler
  3. Türkiye Coğrafyası: Türkiye’nin Coğrafi konumu ve etkileri, Yer şekilleri, İklim, İklim elemanları, Toprak kullanımı, Su varlıkları, Bitki örtüsü, Yerleşim ve Nüfus özellikleri, Göçler, Ekonomik ve  sektörel dağılım
  4. Küresel Ortam: Bölgeler ve sınırları, Uluslararası ulaşım yolları
  5. Çevre ve Toplum: Doğal afetler ve Doğal afetlerle baş etme yolları

 

2017 YGS FELSEFE KONULARI 

  1. Felsefe’nin Konusu: Felsefenin tanımı, Bilgelik, Felsefenin anlamı, Felsefenin soruları, Felsefi düşüncenin nitelikleri, Hayatın anlamlandırılması
  2. Bilgi Felsefesi: Bilgi türleri, Doğruluk ve gerçeklik, Bilginin doğruluk ölçütleri, Felsefenin bilgiye bakışı, Bilgi felsefesinin problemleri, Bilginin mümkünlüğü, Bilginin kaynağı
  3. Varlık Felsefesi: Varlık felsefesinin konusu, Varlıkla ilgili temel sorular, Varlığın niceliği ve temel niteliği , Çağdaş varlık görüşleri
  4. Ahlak Felsefesi: Ahlak felsefesinin konusu, İyi ve kötü kavramları, Erdem ve yaşam ilişkisi, Özgürlüğün anlamı, Ahlaki eylemin amacı, Evrensel ahlaki ilkeler
  5. Sanat Felsefesi: Sanat felsefesinin konusu, Güzellik kavramı, Güzelliğin kaynağı, Sanat eserlerinin nitelikleri, Sanata ve sanatçıya etki eden unsurlar
  6. Din Felsefesi: Din felsefesinin konusu
  7. Siyaset Felsefesi: Devletin nasıl ve neden ortaya çıktığı, Toplumun düzenine ilişkin görüşler
  8. Bilim Felsefesi: Bilime felsefesinin konusu, Felsefe ve bilim ilişkisi, Bilimin ve bilim anlayışının gelişimi, Bilim felsefesi yaklaşımları, Bilimsel yöntem

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Okula Uyum Sorununa Çözüm Önerileri

Özellikle 1. sınıfa başlayan öğrencilerde okula uyum sorunları, öğrenme ve davranış problemleri, kurallara ve yeni düzene alışmada zorluklar devam edebiliyor. Peki 1 ay geçmesine rağmen devam eden uyum sorunlarıyla ilgili aileler neler yapabilir?

ANLAYIN; Anlamanın çözmekten çok daha değerli olduğunu unutmadan, öncelikle çocuğunuzun nasıl bir zorluk, kaygı, sorun yaşadığını anlamaya çalışın. Sorular sorun, araştırın, gözlemleyin.

ZAMAN TANIYIN; Yeni durumlar herkes için belli kaygılar ve uyum zorlukları getirdiği gibi çocuklarda da sürprizlerle ve tanımadığı kişilerle dolu okul, onun belli düzeyde kaygı ve zorluklar yaşamasına neden olacaktır. Üstüne gitmek, hemen çözüme geçmek yerine, yanında olduğunuzu hissettirip ona zaman tanıyın.

MERAKLI OLUN; Size farklı gelen, bir gariplik, sorun olduğunu düşündüğünüz hiçbir durumu ihmal etmeyin, nedenlerini araştırın, etrafınızda bu konuda güvendiğiniz/deneyimi olan kişilerle konuşun, ihtiyaç duyduğunuzda öğretmenine danışmaktan çekinmeyin.

DESTEKLEYİN; Yeni süreçte onun en çok ihtiyacı olan şey destek. Ona yanında olduğunuzu hissettirin, eleştirmek yerine destek olun, neye ihtiyacı olduğunu sorun. Kızmak yerine anlamaya çalışın, onun zorlandığını gördüğünüzü, onu anladığınızı hissettirin.

OYUNA YASAK GETİRMEYİN; Oyun ve oyuncaklar hala onun için öğrenme, gelişim ve rahatlama alanı. Artık okul var diye ya da sorumlulukları arttı düşüncesiyle oyunu yasaklamayın, denge kurarak zamanlarını belirleyerek oyun oynamasına izin verin.

SORUMLULUK VERİN; Bu süreci iyi yönetebilmek için onun da düşüncelerini alarak ona sorumluluklar verin. Neyi ne kadar yapması gerektiğine dair yeni okul düzeniyle birlikte sorumluluklarını konuşun. Yapılması konusunda destek olacağınızı anlatın. Rahat olmasını sağlayın.

KAYGILANMAYIN; Eğer siz bu süreçte kaygılıysanız uyum süreci bir o kadar zorlu geçecektir. Çocuklar ebeveynlerinin kaygı ve korkularını çok kolay hisseder ve içselleştirirler. Eğer bu süreçte sizi endişelendiren, korkutan, düşündüren durumlar varsa mutlaka okuldan, öğretmeninden destek isteyin. Siz ne kadar rahatsanız çocuğunuz da o kadar rahat olacaktır.

KURALLAR; Bu sürecin en önemli belirleyicileri konumunda gibidir. Hem okulda hem de evde kurallar iyi belirlenmiş ve çocuk tarafından anlaşılmışsa kurallar iyi işlediği sürece çocuğunuz kaygı, korku hissetmeyecektir. Kuralların anlaşılması için onunla konuşun. Neyi, neden ve nasıl yapması gerektiği konusunda sık sık sohbet edin.

ÖĞRETMENİN DESTEĞİNİ ALIN; Çocuğunuzun sınıf öğretmeni uyum konusunda size en çok yardımcı olabilecek kişidir. İhtiyaç duyduğunuz her konuda mutlaka kendisiyle iletişime geçin.

PSİKOLOJİK DESTEK; Çocuğunuzun ruhsal olarak ne yaşadığını, nasıl bir desteğe ihtiyacı olduğunu, neler hissettiğini ve sizin başka neler yapabileceğinizi öğrenmek için okul psikolojik danışmanından (rehber öğretmen) yardım istemekten çekinmeyin.

ARKADAŞ İLİŞKİLERİNİ DESTEKLEYİN; Okulda geçirdiği zamandan bahsederken diğer sorunlara verdiğiniz önemi arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar varsa onlara da gösterin. Arkadaşlarıyla ne kadar sağlam, doyurucu, uyumlu ilişkiler geliştirirse sınıfla, okulla uyumu o kadar iyi olacaktır.

SORUN ÇÖZMESİNE YARDIMCI OLUN; Uyumu için önemli olan diğer beceriler kendini ifade etme, sorun çözme ve yardım isteme becerileridir. Ona ‘balık tutmayı’ öğretin. Zorlandığını gördüğünüz konularda onun neler yapabileceğini gösterin, adım atmasını sağlayın. Sonuç alamazsa destekleyin, tekrar denemesini sağlayın. Kendine güvenmesi, kendini ifade etmesi birçok sorunun çözümünde anahtar olacaktır.

TARZINIZI GÖZDEN GEÇİRİN; Çocuğunun okula uyumu sizin aile, ebeveyn, kişisel tutum ve sorun çözme becerilerinizden bağımsız değil. Çocuğunuzun değişimi için siz de sorunlar karşısında özellikle uyumla ilgili konularda tavrınızı, düşüncelerinizi gözden geçirin. Değişiminiz konusunda siz de esnek olun. Siz değişirseniz çocuğunuz da okulla ilişkisi de uyumu da çok daha kolay değişir.

BAĞ KURUN; Ona kendi okula başlama deneyiminizden, yaşadıklarınızdan bahsedin, bağ kurmanızı ve onun rahatlamasını sağlayacaktır. Her gün onu zorlamadan okula dair konuşun, arkadaşlarından, öğretmenlerinden, duygularından bahsetmesini sağlayın. Bu sohbetin spontan olmasına özen gösterin. Ne hakkında ne kadar konuşmak istiyorsa o kadar anlatsın ve anlattıklarıyla ilgili yaşanan durumdan çok duygularına, ne hissettiğine odaklanın.

Çocuğunuza sadece dersler, ödevler sırasında değil oyun oynarken de eşlik edin. Bu eşlik onun üzerindeki baskıyı azalttığı gibi sizi de evdeki yardımcı öğretmen pozisyonundan kurtaracaktır. Eğer hala belli konularda zorlandığını, çözümsüz kaldığınızı düşünüyorsanız daha fazla beklemeden bir uzmandan yardım isteyin.

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Eğitim Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Okula Uyum Sorunu, Okul Korkusu Nasıl Aşılır

Okula yeni başlayan çocuklarda uzun süren ayrılık kaygısı ve buna bağlı ağlama nöbetleri, başka sorunların da habercisi olabiliyor.

Her yıl olduğu gibi bu yılda yüz binlerce çocuk, ilk kez anne babasından okulların açılmasıyla saatlerce ayrı kalacak.

Birçoğu ne olup bittiğini anlayamadan duygularıyla baş etmeye bir kısmı ağlayıp, annesini arayıp, evine gitmek isteyecek.

Kısacası “ayrılık kaygısı” hatta okul korkusu yaşayabilir..

Uzun süren ayrılık kaygısının anne baba davranışlarından ortaya çıkmaktadır. Okulun ilk günlerinde çocuğunuzu iyi gözlemleyin. Onu neyin tedirgin ettiğini bulmaya çalışın ve güvende hissettirin. Eğer bu kaygı nedeniyle yaşadığı ağlama nöbetleri birkaç hafta sürerse bir uzmandan yardım almak gerekebilir.

Çocukların ailenin güvenli ortamından, yabancı bir ortama geçişlerin sancılı bir süreçtir, “ayrılık kaygısı” olarak tanımlanan duygu durumunun da sıklıkla görülmektedir. Ancak sanıldığının aksine ayrılık kaygısı, kreş ya da okul çağıyla başlamıyor.

Çünkü bir bebeğin annesinden ayrı odada uyuyamaması, o işe giderken ağlaması da onun kaygı duyduğunu gösteriyor. Bebeklik çağında bunun temel nedeni, bebeğin anneden ayrılık anlarında yaşayacağı duygulara karşı kendini sakinleştirebilme yeteneğini geliştirememesi oluyor. Bu yetenek yavaş yavaş kazanılıyor.

Annelerin doğumdan itibaren bebeğe yaklaşımının bu yeteneğin gelişmesini etkileyen en temel faktördür. Bu nedenle ayrılık kaygısı olan çocuklarda annenin tutumuna odaklanılır.

Ayrılık kaygısı tedavisinde anne ve çocuğun birbirinden sağlıklı, mutlu ve güvenli bir biçimde ayrı kalabilmeleri için aşama aşama planlanan sürecin sonunda, her iki taraf da kaygı ve güvensizlik hissi oluşmadan birbirinden ayrılabiliyor.

Öncelikle çocuk ve annenin her gün sistemli bir şekilde kaliteli vakit geçirmesidir. Çocuğun anne ile kaliteli ve sınırlandırılmış ilişki kurarak ‘yeterli yakıt aldığı’ seansların ardından kendi başına vakit geçirmeye başlaması şaşırtıcı biçimde hızlı olur. Kaliteli vakit geçirmekle kastedilen ise aslında çok basit ve herkesin bildiği bir şeydir; oyun oynamak!.

Çocukla oyun oynamanın ise üç temel kuralı var; oyun iki taraf için de eğlenceli olmalı, telefon, kapı zili, televizyon programı gibi dış faktör tarafından kesintiye uğratılmamalı ve süre olarak sınırlandırılmış olmalı.

Bu kurallara uyularak sistemli olarak egzersizler devam ederken, çocuğun ayrılık anları aşamalı olarak planlanıyor. Örnek olarak, yalnız oyun saatleri ilk dönem annenin yanında olabilir. Ancak anne bu anlarda çocuğun oyununa katılmıyor. Sonraki aşamalarda çocuk odasında yalnız oynaması için cesaretlendiriliyor. Eğer ayrı değilse çocuğun yatağının ayrılması bu süre içinde yapılıyor. Kreşe ya da okula başlama yine bu sürecin içinde bir aşama olarak planlanıyor.

 

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Çocuğunuzun Eğitimiyle Ne Kadar İlgileniyorsunuz?

Çocuğunuzu eğitirken kararlı ve adil davranın. Çocuklar sorumluluk kazanmak ve bağımsız olabilmek için makul bir disiplin anlayışına gereksinim duyarlar.

Çocuğunuza evde sorumluluk üstlenmesini öğretin. Ev ortamında görevler vererek özdenetimini geliştirmesine yardım ederseniz, onu okul yıllarına da hazırlamış olursunuz.

Çocuğunuzla okulu hakkında konuşarak, okulda gerçekleştirilen etkinliklerle ilgilendiğinizi belli edin. Onu dinleyin.
Tüm aile bireylerinin katılabileceği,  müze ve tarihi kalıntıları ziyaret etmek gibi öğrenmeyi özendiren etkinlikler düzenleyebilirsiniz.

Öğrenmenin önemli olduğunu düşündüğünüzü ona belirtin. Kendilerini yetkin hisseden çocuklar yeni bilgilere hevesle yönelirler.
Çocuğunuza yapmaktan hoşlandığı ve başarılı olduğu etkinlikleri belirlemesi için yardımcı olun. Öğrenme deneyimlerini geliştirmesi için ilgi alanlarından yararlanın, örneğin çocuğunuz basketboldan hoşlanıyorsa onu basketbol tarihi veya oyuncuları hakkında bilgi toplaması için yönlendirmeniz  faydalı olacaktır.

Çocuğunuza yardımcı olurken ödül ve yaptırımları dengeleyin. Sürekli yaptırım uygulamak onu bezdirebilir. Ailenin yüksek başarı beklentisi ve ‘tembel’, ‘sorumsuz’ gibi olumsuz sıfatlarla çocuğu etiketlemesi onun kendine duyduğu güveni zayıflatır. Öğrencinin çabasını ve üretkenliğini ödüllendirin. Ancak unutmayın ödüllendirmek ona her zaman para vermek ve ayrıcalık tanımak değildir. Çocuğunuza sadece onunla gurur duyduğunuzu söylemek veya onun başarmak için sarf ettiği gücü fark ettiğinizi belirtmek yeterlidir.

Evinizin sakin bir köşesini çocuğunuzun ödev yaparken gerekebilecek malzemeleri kolayca bulabileceği bir çalışma alanı olarak düzenlemesi için ona yardım edin. İlköğretim çağındaki çocuğunuzla birlikte her gün ödevlere ne kadar zaman ayıracağınızı konuşabilirsiniz. Günlük ödev yapma saatini belirleyin. Bu saat süresince diğer faaliyetler durmalıdır. Aşırı televizyon izleme, bilgisayar ve video oyunlarıyla ilgilenme gibi öğrenmeyi etkileyen etkinliklerin süresini kısıtlayın.

Öğretmenlerine saygı duyduğunuzu çocuğunuza gösterin. Bir eğitimciyle yaşadığınız anlaşmazlığı çocuğunuzun önünde çözümlemekten kaçının. Sık sık öğretmenleriyle konuşun. Evde ve okulda geçen olaylar hakkında karşılıklı olarak bilgi paylaşımında bulunun.

Çocuğunuzun kronik bir hastalığı varsa, hastalık ve tedavi konusunda öğretmeni bilgilendirin. Okul idaresi ve rehberlik servisiyle görüşerek okulun sağlayacağı hizmetlerden yararlanın Örneğin devamsızlık nedeniyle eksik kalan bilgilerin etüt saatlerinde öğrenciye aktarılması, psikolojik danışmanlık verilmesi gibi.

Öğrencinin gelişme gösterdiği ve zorlandığı alanları belirlemek için çocuğunuzla birlikte öğretmeniyle görüşün.
Öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği gibi akademik başarıyı etkileyen konularda okuldaki öğretmen ve psikolojik danışmanların çocuğunuzla ilgili kuşku ve uyarılarına önem verin. Gerekli durumlarda uzmanlara başvurun.

Tatil günlerini, çocuğunuzun okulda neden zorlandığını belirledikten sonra uygun çalışma programıyla başarıyı yakalaması için bir fırsat dönemi olarak değerlendirirseniz hem çocuğunuz hem de çocuğunuzla olan ilişkiniz açısından yararlı olacaktır.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Çocuğa Ödev Yapma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

Bazı çocuklar ödev yapma konusunda daha istekli ve motive olurken bazı çocukların ödev yapmamak için taklalar attıkları gerçeğini görmezden gelemeyiz.

İşte anne ve babalar için, bu konuda hayatlarını kolaylaştıracak ipuçları.

 

Olumlu Kelimeler Kullanmak

Tüm iletişim türlerinde olduğu gibi çocuğunuzla da iletişim kurarken kelimeleri doğru kullanmak gerekir.

Nihayetinde ödev yapmanın bir çocuk için çok da eğlenceli bir durum değildir.

Ancak ödev yapmak, çocukların zihinsel ve sosyal becerilerini geliştirdiği için önemlidir.

Bize düşen, nefret ettirmeden, aksine sevdirerek ödev yapma alışkanlığını çocuklara kazandırmaktır. Çocuğunuza ödev yaptırmak istiyorsanız şu cümleleri hayatınızdan çıkarmanız gerekli;

  • Ben söylemesem senin ödev filan yapacağın yok.
  • Bu ne biçim ders çalışmak!
  • Arkadaşın …….(siz kimin ismini söylüyorsanız) ne güzel ödev yapıyor, annesini de üzmüyor; bir de sana bak.

Çocuğunuzun benlik saygısını zedelemek, onu başkalarıyla kıyaslamak, bir işi yapamayacağına veya başarısız olduğuna dair ona mesajlar vermek asla yapıcı kabul edilemez.

Şu bir gerçektir ki, bizi güçlü kılan kelimelerimizdir. Probleminizi doğru kelimelerle ifade ederseniz, konu bir çatışma haline gelmeden uzlaşım çerçevesinde çözülecektir.

Emin olun, bir şeyleri çözmek için her zaman yıkıcı sözlerden daha iyisini bulabilirsiniz..

Çocuğunuzun Bir Ders Çalışma Programı Olsun

Her çocuk farklıdır. Her çocuk için aynı basmakalıp bir program yapmak neredeyse imkansızdır. Çocuğunuzla ve gerekirse çocuğun rehber öğretmeniyle birlikte, ona en uygun programı hazırlamalısınız. Bu programda çocuğun dinlenme zamanları, ders çalışma zamanları açıkça belirtilmiş olmalı.

Programı oluştururken, çocuğun sınırlarını zorlayan bir program yapmaktan kaçının. Program içerisinde esnek zamanlar muhakkak olsun. Programın zorlayıcı olması bir başarı değildir. Başarı programın uygulanabilir olmasında yatar.

 

Ona Bu İşin Nasıl Yapılacağını Öğretin

Aşırı koruyucu anne ve babalar; çocukların adına karar verir, çocukların yapması gereken her işi kendileri yapar. Bu durum, çocuğunuza ödev yapması konusunda önündeki en büyük engellerden biridir.

Örneğin; çocuğunuz bir kelimenin anlamını bilmediğinde, tutup da kelimenin anlamını söylemeyin. Sözlük verin ve kelimenin anlamına sözlükten kendisinin bakmasını isteyin. İçsel sorumluluk ancak böyle böyle kazanılabilir.

Tutarlı Davranış Sergileme

Hep söylediğim üzere, çocuğun ilk rol modelleri anne ve babasıdır. Önce siz disiplinli, otokontrollü, düzenli, tutarlı olacaksınız ki o da aynı yeteneklere sahip olsun.

 

Çalışma Ortamı İçin Uygun Ortam Ayarlanmalı

Her aile kendi imkanları çerçevesinde, çocuğuna çalışma ortamı hazırlamalıdır. Çocuğunuzun salonda, mutfakta ders çalışması değil; her gün kendisine tahsis edilmiş bir ortamda çalışma yapması gerekir. İlla ki bir oda olmasa bile, evin sessiz bir ortamı, çocuğa tahsis edilmelidir.

Çalıma ortamının aynı zamanda telefon, televizyon gibi dikkat dağıtan uyaranlardan da arındırılmış olması çok önemli.

Verimli Çalışmak Dedikleri

Bazen aileler, çocuklarına şöyle söyler: Ödevlerinin hepsini bitirirsen bilgisayarla oynayabilirsin. Bunun psikolojideki ismi Premack ilkesidir. Çocuk da bilgisayarla oynama hayliyle, ödevlerini çalakaşık tamamlar ve ödülünü bekler.

Ödevlerini kontrol ettiğinizde, çoğu zaman ödevin eksik ve hatalarla dolu olduğunu görürsünüz. Bu yanlış bir stratejidir. “Ödevlerini hatasız bir şekilde tamamlarsan, bilgisayarla oynayabilirsin.” derseniz ise bu daha doğru bir tutum olacaktır.

Sürekli ders çalışmak da, verimli çalışmak olarak algılanmamalıdır. Önemli olan çocuğun, etkin ve kalıcı bilgi edinmesini sağlayan bir çalışma faaliyeti içinde bulunmasıdır.

Tehditle Verimli Ders Çalışma Oluşmaz

Çocuğa kızmak, fiziksel ve sözel şiddette bulunmak asla doğru bir yöntem olamaz. Her çocuğun, kazanılabilecek bir tarafı var. Bunu görmeniz için de öfkenizden sıyrılmanız gerekiyor. Çocuğa bağırmak, kızmak çocuğun sürekli savunma durumunda kalmasına neden olur. Ders çalışma alışkanlığı kazandırmaya ise hiçbir katkısı yoktur.

 

Motivasyon Her Şeydir..

Motivasyon, yaşama sebebimizdir. Her yaptığımız hareketin temelinde bir motivasyon yatar. Çocuklar genelde dışsal motivasyona yani ödüle daha duyarlıdır. Ancak sürekli ödüllendirmek, alışmaya yol açacağından aralıklı ödüllendirmeler tercih edilmelidir. Çocuklardaki dışsal motivasyon, zamanla içsel motivasyon haline gelecektir ve çocuk, artık ödül almak için değil, gerçekten kendisi istediği için derslerini yapacaktır.

Eğitim Uzmanından Destek Alın

Çocuğunuzun okul gelişim sürecinde daha sağlıklı yaklaşımlar adına, sınıf rehber öğretmenleri, okul psikolojik danışmanları ve uzman eğitim danışmanlarından destek alarak daha akılcı ve sağlıklı yaklaşımlar sergilemiş olursunuz.

 

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Ders Çalışma Odası Nasıl Hazırlanmalı

Yeni eğitim ve öğretim döneminin başlayacağı şu günlerde, sadece ilk öğretim öğrencilerinde değil üniversite öğrencilerinde, kursiyerlerde, uzaktan eğitim öğrencilerinde de tatlı bir heyecan var.

Yeni bir başlangıç için planlar yapılıyor, günlük yaşamın rutin programları değişiyor, sorumluluklar artıyor. İster boş vakitlerinizi yeni bir yabancı dil öğrenmekle değerlendirmek için bir kursa kaydolmuş olun ister açık öğretim fakültesine devam ediyor olun…

Ders çalışmak için herkesin özel bir alana ihtiyacı vardır. Bu alanı dekore ederken dikkat edeceğiniz özellikler, verimliliğinizi doğrudan etkileyecektir. Sizin için ders çalışma ortamınızı kusursuz hale getirecek ve motivasyonunuzu artıracak önerileri derledik.

Hayallerinize büyük bir adım atacağınız, başarılı bir eğitim ve öğretim dönemi dileriz.

 

 

Renklerin diline kulak verin…

Uzmanlar, ders çalışma ortamlarında kullanılan renklerin çalışma performansını doğrudan etkilediğini vurgulamaktadır.

Çalışma odanızın duvarlarında ve tekstil malzemelerinde ağırlıklı olarak; açık mavi veya açık yeşil tonlarını kullanarak aydınlık bir ortam sağlayabilirsiniz.

Beyaz rengin hakim olduğu çalışma alanları, gözleri çabuk yormaktadır. Koyu renkler ise farkında olmadan karamsarlığa sürüklenmenize neden olabilir.

Çalışma masanızda ise desenli örtüler veya koyu renkler kullanmak yerine, açık ve sade tonlardaki modelleri tercih edebilirsiniz.

 

 

Çalışma sürenizi artıracak en önemli kriter: Rahatlık!

Ders çalışırken odaklanmanızı sağlayacak, konsantrasyonunuzu bölmeyecek en önemli kriterlerden biri çalışma sandalyenizin ve masanızın rahatlığıdır.

Ders çalışma masanızın ve sandalyenizin ölçüleri, vücut ölçülerinizle uyumlu olmalıdır. Aksi halde bel, boyun ve bacak ağrılarından şikayetçi olabilirsiniz. Çok sert sandalyeler veya çok yumuşak koltuklar ders çalışmak için ideal değildir.

Çalışma masanızı mümkünse sadece ders çalışmak için kullanın. Masanızın üstünde ders çalışmanıza yardımcı olacak, sizi motive edecek notlar ve aksesuarlar bulundurabilirsiniz.

Fakat ders çalışmakla ilgisi olmayan her nesne siz farkında olmasanız da motivasyonunuzu olumsuz yönde etkileyebilir.

 

 

Odanızın atmosferini gözden geçirin…

Çalışma odanızı titizlikle dizayn etttiniz. Sıra geldi odanın havasına, ısısına, ışığına. Çalışma odanızı günlük olarak havalandırmayı alışkanlık haline getirin.

Sıcaklık seviyesi ise hem üşümemenizi hem de sıcaktan bayılmamanızı sağlayacak seviyede olmalıdır.

Evde en çok kullanılan odanın en uzağındaki ışık alan, sessiz ve havadar odalar çalışma odası olmak için oldukça idealdir.

 

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.