2017 YGS Neler Değişti, 2017 LYS Neler Değişti

Her yıl açıklanan ÖSYS kılavuzu ÖSYM tarafından açıklandı. Kılavuz ile birlikte bu sene ne gibi değişiklikler olacağı da ÖSYM tarafından duyuruldu.

Bu sene üniversite sınavlarına girecek öğrencileri önemli değişiklikler beklemekte. İşte o değişiklikler:
1- Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından ön lisans programlarına sınavsız geçişle yerleştirme işlemi kaldırıldığından mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar, ön lisans programlarına ek puanları ile yerleştirileceklerdir.
2- Adaylar, saat 10.00’da başlayan sınavlarda saat 09.45’ten sonra; saat 14.30’da başlayan sınavlarda saat 14.15’ten sonra sınav binalarına alınmayacaklardır.

3- LYS’lerde kısa cevaplı sorular yer alacaktır.

4- LYS-1’de (Matematik Sınavı) Matematik Testi yer alacaktır.

5- Açıköğretim önlisans/lisans programlarına da puan türü konulmuş olup puan türü programın örgün programdaki puan türü ile aynıdır.
6- Öğretmenlik programlarında baraj puan 240 bin olarak belirlenmiştir.

7- Öğretmenlik programlarının tamamı ve İlahiyat programı LYS ile öğrenci alacaktır.

ÖSYM’nin açıklamasına göre; Kısa cevaplı soruların değerlendirilmesinde doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının dörtte birinin çıkarılmayacağı belirtildi.

Buna göre, LYS-1 Matematik testinde 3 soru, LYS-2’de Fizik, Kimya, Biyoloji testlerinin her birinde 1’er soru, LYS-3’te Türk Dili ve Edebiyatı testinde 2 soru, Coğrafya-1 testinde 1 soru, LYS-4’te Tarih testi ve Coğrafya-2 testinin her birinde 1’er soru, Felsefe grubu ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testinde tüm adaylar için ortak olan 1 soru “kısa cevaplı” olacak.

Yabancı Dil testinde (LYS-5) ise 3 soru,”kısa cevaplı” sorulardan oluşacak. Kısa cevaplı soruların değerlendirilmesinde doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının dörtte biri çıkarılmayacak.

Değişikliklere Bakışımız Nasıl Olmalı?
Üniversiteye giriş sisteminde yapılan değişiklikler üniversite adaylarımızda kaygı meydana getirebilir. Fakat unutulmamalıdır ki; bu değişiklikler bütün adaylar için geçerlidir. Bu yönüyle adaylarımızın değişiklikleri yalnızca kendisi için geçerliymiş gibi değerlendirmesi objektif ve makul bir yaklaşım olmayacaktır. Sistemde her ne değişiklik yapılırsa yapılsın, düzenli ve verimli bir şekilde çalışma kararlılığını sürdüren adayların mutlaka başarılı olacağı gerçeği değişmeyecektir. Bununla birlikte yapılan değişikliklerin farkına varmak ve değişikliklerin etkilerini değerlendirmek çalışma ve sınav stratejilerinizi daha sağlıklı belirlemenize yardımcı olacaktır. Şimdi de üniversiteye giriş sisteminde yapılan ve 2017 yılında uygulanacak değişiklikleri detaylı bir şekilde inceleyelim;
Sınavsız Geçiş Tamamen Kaldırıldı
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin alanları ile ilgili ön lisans programlarına sınav puanı aranmaksızın birtakım önceliklerle beraber ortaöğretim başarı puanı ile yerleşmeleri esasına dayanan sınavsız geçiş tamamen kaldırıldı. 2015 yılında kademeli olarak başlayan sınavsız geçişin kaldırılması (sınavsız geçiş kontenjanları önce %40, geçen yıl da %50 azaltılmıştı) için yapılan kanunsal düzenleme birkaç ay önce de kamuoyuna ilan edilmişti. Kılavuzun yayınlanması ile bu durum üniversite adayları için de kesinleşmiş oldu. Sınavsız geçişin kaldırılması, sağlıkla ilgili ön lisans programlarına ve adalet, çocuk gelişimi, uçak teknolojisi gibi daha fazla tercih edilen ön lisans programlarına daha fazla alan dışı (genel lise mezunu) adayın yerleşmesine olanak sağlayacaktır.
Meslek Liseliye Ön Lisans Tercihinde Ek Puan Getirildi
Sınavsız geçişin kaldırılması ile birlikte meslek liselerine olan ilginin azalmaması adına mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu mezunlarına ön lisans tercihlerinde ek puan uygulamasına geçildi. 2017’den itibaren mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu mezunları alanlarının devamı niteliğinde olduğu kabul edilen ön lisans programlarını tercih ettiklerinde ek puan alacaklar. Başka bir ifade ile sınavsız geçiş yapılan programlara artık ek puan verilecek. Ek puan, ortaöğretim başarı puanının 0,06 ile çarpılmasıyla elde edilecek. Böylece ek puan öğrencinin ortaöğretim başarısına (lise başarısı) göre en az 15, en fazla 30 olacak. Meslek liselilerin alanları ile ilgili ön lisans programlarına ek puan alması, meslek lisesi öğrencileri arasında düzenli çalışmanın belirleyici olmasına, ön lisans programlarına daha nitelikli adayların yerleşmesine ve daha nitelikli mezunların verilmesine katkı sağlayacaktır.
LYS Oturumlarında Açık Uçlu (Kısa Yanıtlı) Sorular Yer Alacak
2017 yılında adaylar ilk defa açık uçlu sorularla tanışacak. Açık uçlu soruların yanıtı kısa olacak. Yanıt, adaylar tarafından cevap kağıdına hem yazılacak hem de kodlanacak. Optik okuyucu kodlamayı dikkate alacak. Açık uçlu soru bir tarih, neden-sonuç veya sorgulaması yapılan bir olayın adı veya bir işlemin sonucu şeklinde olacak. ÖSYM tarafından yayınlanan kısa yanıtlı soru örneklerine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Her LYS oturumunda 3’er kısa yanıtlı soru olacak. Buna göre oturumlarındaki kısa yanıtlı (açık uçlu) soruların dağılımı şöyle;
  • LYS-1 Matematik Sınavı: Matematik Testi’nde 3 kısa yanıtlı soru yer alacak.
  •  LYS-2 Fen Bilimleri Sınavı: Fizik, Kimya, Biyoloji Testlerinin her birinde 1’er olmak üzere toplam 3 kısa yanıtlı soru yer alacak.
  • LYS-3 Edebiyat-Coğrafya Sınavı: Dili ve Edebiyatı Testinde 2 ve Coğrafya-1 Testi’nde 1 olmak üzere toplam 3 kısa yanıtlı soru yer alacak.
  • LYS-4 Sosyal Bilimler Sınavı: Tarih, Coğrafya-2 ve Felsefe Grubu testlerinin her birinde 1’er olmak üzere toplam 3 kısa yanıtlı soru yer alacak. Felsefe Grubu testindeki kısa yanıtlı soru, tüm adaylar için ortak olan sorulardan yani Sosyoloji, Psikoloji veya Mantık sorularından biri olacak.
  • LYS-5 Yabancı Dil Sınavı: Yabancı Dil Testi’nde 3 soru kısa cevaplı soru olacak.
Bu konu ile ilgili önemli bir nokta da kısa cevaplı soruların doğrulardan götürmeyecek olması. Mevcut YGS-LYS test uygulamasında 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor. Fakat kısa yanıtlı soruların yanlış olması puan kesintisine neden olmayacak.
LYS-1’de Sadece Matematik Testi Yer Alacak
2017 LYS’de yapılan önemli değişikliklerden biri de LYS-1‘de sadece Matematik Testi’nin yer alması oldu. Daha önce Matematik ve Geometri testlerinden oluşan LYS-1 sınavı yine 80 sorudan oluşacak ve 135 dakika olacak. Yeni uygulamada geometri soruları da Matematik Testinde yer alacak. Böylece sınavda iki kitapçık yerine tek kitapçık kullanılacak. Bu durum hem kitapçık toplama ve dağıtma sürecindeki zaman kaybını önleyecek hem de geometri yapmayan veya yapamayan adayların bütün süreyi matematik sorularına ayırmalarına fırsat tanıyacak. Önceki uygulamada iki kitapçık olduğundan matematik testi için tanın süre sonrasında matematik soru kitapçığı toplanarak geometri soru kitapçığı dağıtılıyor ve aday geometri yapsa da yapamasa da 60 dakika geometri soruları ile baş başa kalıyordu.
MF ve TM Puan Türlerinde Geometri Sorularının Katkısı Arttı
LYS-1 sınavında Matematik ve Geometri testlerinin birleştirilerek sadece Matematik Testi’ne yer verilmesi Matematik-Fen (MF) ve Türkçe-Matematik (TM) puan türlerinde Geometri sorularının ağırlığını arttırdı. Yeni uygulamada Matematik testinin ağırlığı, önceki uygulamadaki matematik ve geometri testinin ağırlıklarının toplanması ile elde edildi. Bu durum geometri sorularının değerini yükseltti. Örneğin eski sistemde Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon vb. sağlık programlarına yerleştirmede kullanılan MF3 puan türünün hesaplanmasında geometri sorularının katkısı en az olarak %5 iken; yeni uygulamada geometri sorularının katkısı, sorular matematik testinde yer alacağı için %18 olacak. Yine Hukuk, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Psikoloji programlarına yerleştirmede kullanılan TM3 puan türünün hesaplanmasında geometri sorularının katkısı yüzde 5 iken, yeni uygulamada yüzde 23 olacak.
Açıköğretim Programlarına Puan Türü Getirildi
Eski sistemde açıköğretim programlarının puan türü bulunmuyor ve yerleştirme sırasında en yüksek puan dikkate alınıyordu. Daha önce kontenjan sınırlaması olmayan açıköğretim programlarına kademeli olarak kontenjan sınırlaması getirilmesi süreci geçen yıl sona ermişti. Bu yıl da açıköğretim ön lisans ve lisans programlarına puan türü getirildi. Programın örgün öğretimdeki puan türü neyse açıköğretimde de aynı puan türü geçerli olacak. Örneğin açıköğretim Sosyoloji programı da örgün Sosyoloji programları gibi TM3 puan türünden öğrenci alacak.
Öğretmenlik Programlarının Tamamı ve İlahiyat LYS İle Öğrenci Alacak
Öğretmenliklerin programlarının büyük bir bölümü LYS puan türü ile öğrenci alırken bir kısmı da YGS puan türü öğrenci alıyordu. Bazı öğretmenliklerin YGS puan türü ile öğrenci almasının nedeni, ilgili öğretmenliğe ek puan alarak yerleşebilen meslek lisesi öğrencilerin bulunmasıydı. Fakat lisans programlarına ek puan uygulaması da geçen yıl kaldırıldı. Bu yıl YGS ile öğrenci alan öğretmenliklerin ve ilahiyat programının (Mezunları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak da atanıyor) da LYS’ye aktarılması ile bütün öğretmenliklerin LYS puan türü ile öğrenci alması ve böylece öğretmenlik programları arasında bir standart oluşması sağlandı. YGS’den LYS’ye aktarılan öğretmenlikler şöyle;
  • Daha önce YGS1 puan türü ile öğrenci alan Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği yeni düzenleme ile artık MF1 puan türü ile öğrenci alacak.
  • Daha önce YGS2 puan türü ile öğrenci alan Kimya Öğretmenliği yeni düzenleme ile artık MF3 puan türü ile öğrenci alacak.
  • Daha önce YGS4 puan türü ile öğrenci alan İlahiyat/Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni yeni düzenleme ile artık TS1 puan türü ile öğrenci alacak.
  • Daha önce YGS4 puan türü ile öğrenci alan Özel Eğitim Öğretmenliği yeni düzenleme ile artık TS1 puan türü ile öğrenci alacak.
  • Daha önce YGS5 puan türü ile öğrenci alan Okul Öncesi Öğretmenliği yeni düzenleme ile artık TS1 puan türü ile öğrenci alacak
  • Daha önce YGS6 puan türü ile öğrenci alan Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği yeni düzenleme ile artık TM2 puan türü ile öğrenci alacak.
Öğretmenliklerin LYS puan türüne aktarılmasında en dikkat çekici olanı Okul Öncesi Öğretmenliği. Okul Öncesi Öğretmenliği, eşit ağırlık YGS puanlarından YGS5 ile öğrenci alırken LYS’de Türkçe Sosyal (TS1) puan türünden öğrenci alacak. Bu durum sözel alandan üniversiteye hazırlanan adaylar için büyük bir fırsat oluşturdu.
Öğretmenlik Programlarına Taban Başarı Puanı Getirildi
YÖK, Tıp Fakültesi ile başladığı taban başarı sırası uygulamasına bu yıl öğretmenlikleri de ekledi. 2017’den itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programı da dahil öğretmenlik tercihinde bulunabilmek için ilk 240 bin içerisinde yer almak gerekecek. Yeni uygulama ile 240 bin başarı sıralamasına ulaşamayan aday, vakıf üniversitelerinin ücretli öğretmenlik kontenjanlarına da yerleşemeyecek. Öğretmenlik programlarına 240 bin başarı sırası gerisinden yerleşmeler genellikle vakıf üniversitelerin ücretli kontenjanlarına yapılıyordu. Örneğin geçen yıl rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümünün devlet üniversitesi kontenjanlarına en düşük 60 bin 400 başarı sırası ile yerleştirme yapılmışken, aynı bölümün vakıf üniversitesi ücretli kontenjanlarına en düşük 627 bin başarı sırası ile yerleştirme yapılmıştı. Üniversiteye giriş sisteminde uygulanan diğer taban başarı puanı uygulamaları da şöyle;
  • Tıp Fakültesi 40 bin,
  • Hukuk Fakültesi 150 bin,
  • Mimarlık 200 bin,
  • Mühendislik programları (Orman, Ziraat, Su Ürünleri Fakülteleri hariç, Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği programı dâhil) 240 bin,
  • Öğretmenlik programları 240 bin.
Geciken Aday, Sınav Binasına Alınmayacak!
ÖSYM bu yıl ilk defa sınav binasına (sınav salonu değil, birçok sınav salonunun bulunduğu sınav binası) girişlere süre sınırlaması getirdi. Yeni uygulama ile adaylar, saat 10.00’da başlayan sınavlarda saat 09.45’ten sonra; saat 14.30’da başlayan sınavlarda ise saat 14.15’ten sonra sınav binalarına alınmayacak. Bu sınırlama özellikle büyük şehirlerdeki adayların ulaşım konusunda daha dikkatli olmalarını gerektiriyor.
Yeniliklerin üniversite adaylarımıza hayırlı olması dileklerimle, yapılan değişikliğin bütün adaylar için geçerli olduğu ve değişmeyen tek şeyin düzenli ve verimli bir şekilde çalışma kararlılığını sürdüren adayların mutlaka başarılı olacağı gerçeğinin değişmeyeceğini tekrar hatırlatmak isterim.

Sıkılmadan Nasıl Ders Çalışılır

Sıkılmadan nasıl ders çalışılır? sıkılmadan nasıl test çözülür?  diyorsanız çözümü işte burada… Öğrencilerin veya herhangi bir sınava hazırlanan insanların ders çalışırken en büyük ve en çok yaşadığı problemlerin başında ders çalışırken sıkılıyor olmalarıdır.İlk zamanlar ders çalışmak için hevesli olanların ders çalışmaya başladıktan belli zaman sonra ders çalışmaktan sıkıldım, ders çalışmaktan yoruldum, ders çalışmaktan bunaldım gibi problemlerle

Sıkılmadan nasıl ders çalışılır? sıkılmadan nasıl test çözülür?  diyorsanız çözümü işte burada… Öğrencilerin veya herhangi bir sınava hazırlanan insanların ders çalışırken en büyük ve en çok yaşadığı problemlerin başında ders çalışırken sıkılıyor olmalarıdır.İlk zamanlar ders çalışmak için hevesli olanların ders çalışmaya başladıktan belli zaman sonra ders çalışmaktan sıkıldım, ders çalışmaktan yoruldum, ders çalışmaktan bunaldım gibi problemlerle karşılaşmaya başlıyorlar.Ders çalışmaya ilk başladıkları heves ve azimleri kalmıyor.Bu azimlerini ve heveslerini azaltan sebepler ve nedenler ise birden fazla olabilir ve kişiden kişilerde değişebilir.Bu gibi sıkıntı ve problemlerle karşılaşmak istemiyorlarsa öncelikle kendilerine bir hedef belirmeleri gerekiyor.Yani bir amaçlarının olmaları gerekir.

Sıkılmadan Ders Çalışma Yöntemleri

Ben ders niye çalışıyorum? Ben neden ders çalışıyorum veya neden ders çalışmalıyım gibi sorulara kendi kendilerine cevap vermeleri gerekiyor.Bu soruların aynılarını kitap ve testler içinde sormaları ve kendilerine cevap vermeleri gerekiyor.

Eğer bu soruların cevaplarını kendilerine verirlerse ders çalışmaları ve soru çözmeleri daha kolay olacaktır.Ayrıca ders çalışmayı ve soru çözmeyi eğlenceli hale getirmekte önemlidir.Ders çalışmayı nasıl eğlenceli hale getirelim diyorsanız ilk başta bir ders zevkli ve eğlenceli gelmeyebilir.Fakat zamanla çalışa çalışa soru çöze çöze birde göreceksiniz ki ders çalışmak ve soru çözmekten zevk almaya ve eğlenmeye başlayacaksınız.

Hayata Sıkı Tutunun!

İşte buruda önemli olan başta çabuk pes etmeden mücadele ederek bıkmadan geleceğinizi düşünerek hayallerinize ve ideallerinize ulaşmak için çalışmalısınız.Çünkü bu hayatı siz yaşayacaksınız yani bir nevi senaryoyu yazmak sizin elinizde…

 

onlineterapim-ogrenci-egitim-danismanligi

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Öğrenciler için Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır

Üniversite sınavına hazırlanırken mutlaka bir ders çalışma programınız olmalıdır. Belirli bir program dahilinde çalışmayan öğrenciler çoğu kez o an ki çalışma isteklerine göre “savruk ve düzensiz” çalışırlar. Bu öğrenciler bazen iyi motive olup günlük 4 – 5 saat ders çalışırken bazen de günlük en fazla bir saat ders çalışabilmektedirler.

Saman alevini andıran bu tarz bir çalışma şeklinin ise verimli olmaktan çok uzak olduğu aşikârdır. Hâlbuki üniversite sınavına hazırlanırken istikrarlı olmak ve ders çalışmaktan soğumamak büyük önem taşımaktadır.

Çalışmaktan soğuyan birisinin kendisini tekrar toparlaması için de epeyce bir zamanın geçmesi gerekmektedir. Unutmamalısınız ki en kötü program bile kişinin hiç programının olmamasından daha iyidir.  Ayrıca programlı ders çalışmanız moralinizin yükselmesine ve kendinizi daha iyi hissetmenizi de sağlayacaktır.

Ders Çalışma Programı Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmeli?  

  • Çalışma programınızı aylık, haftalık ve günlük hedefler şeklinde düzenlemeniz çok önemlidir. Öncelikle bir ay süreyle çalışmayı düşündüğünüz konuları belirlemelisiniz. Daha sonra belirlediğiniz bu konuları 4 haftaya bölün. Son aşamada ise haftalık konuları günlere bölmelisiniz. Bu tarz bir program hazırlamanız önünüzü görmenizi sağlayacak ve motivasyonunuzu yükseltecektir. Böyle bir dağılım yapmadığınız takdirde çalışmanız gereken konuları gözünüzde büyütebilir ve “bu kadar konuyu nasıl yetiştireceğim” düşüncesiyle ümitsizliğe kapılabilirsiniz.
  • Ders çalışma programınızın gerçekçi olmasına yani çok ağır veya çok hafif olmamasına özen göstermelisiniz. Özellikle hırslı öğrenciler program hazırlarken abartıya kaçabiliyorlar. Bu öğrenciler normal bir tempoyla 2-3 haftada bitirilmesi gereken konuları bir haftada bitirmeye çalışırlar. Fakat çoğu kez bu yükün altında ezilir ve erken pes ederler. Tabii ki bu durum onların ümidinin kırılmasına ve çalışma iştiyaklarının olumsuz etkilenmesine sebep olmaktadır. Hâlbuki asıl önemli olan husus, ders çalışırken “istikrarlı olmanızdır.” Gerçekçi olmayan programınız “saman alevine” benzerken, gerçekçi olan ise kömürün yanması gibi uzun süreli olacaktır.
  • Çalışma programınızı hazırlarken hangi derslere hangi saatlerde çalışacağınızı iyi belirlemelisiniz. Zihinsel ve bedensel olarak dinç olmanızın yanı sıra dikkatinizin de yoğun olduğu saatler sizin için en verimli saatlerdir. En verimli saatlerinizi kavramakta en çok zorlandığınız konulara ayırmalısınız. Çünkü dinç halinizle iki saatlik ders çalışmanız yorgun olduğunuz zaman ki dört saatlik çalışmanıza bedel olabilir.
  • Günlük programınızın tümünü sadece bir derse ayırmanız sıkıcı olabilir. Bir günde tek bir derse çalışmak yerine iki derse çalışmak daha motive edici olabilir. Fakat ikiden fazla derse çalışmak pek yararlı olmayacaktır. Çünkü böyle bir durumda konulara yüzeysel çalışmış olursunuz ki bu da son derece verimsiz bir çalışma tarzıdır. Bunun yanı sıra aynı formattaki derslere üst üste çalışmak da sizi bunaltabilir. Bunun yerine çalıştığınız derslerden birisinin sayısal, diğerinin sözel olması sizin için daha motive edici olabilir.
  • Blok halinde ders çalışmak konusuna gelince… Blok halinde 1,5 veya 2 saat çalışmak yerine 45 – 50 dakikalık dilimler halinde çalışmanız daha mantıklıdır. Çünkü ne kadar iyi niyetli olsanız da blok şeklindeki çalışmalarda dikkatiniz daha çabuk dağılacaktır. 45 – 50 dakikalık çalışmadan sonra 10 – 15 dakika dinlenmelisiniz. Fakat bu dinlenme süresini çok uzatmamalısınız. Aksi takdirde çalışmaktan soğuyabilirsiniz. Hedeflediğiniz saate kadar sıkı bir şekilde ders çalıştıktan sonra gönül rahatlığıyla kendinize zaman ayırabilir ve dinlenebilirsiniz.
  • Ders çalışırken zamanı verimli kullanmak çok önemlidir. Disiplinli ve tempolu bir çalışmayla iki saatte bitireceğiniz bir konuyu eğer 4 – 5 saatte ancak bitirebiliyorsanız, bu durum zamanınızı verimli kullanamadığınızı ve ders çalışırken çok “oyalandığınızı” gösterir. Bazı zor konular elbette ki sizi çok oyalayacaktır. Bu son derece normal bir durumdur. Fakat çok basit konularda bile saatlerce oyalanmanız ve bunu bir alışkanlık haline getirmeniz zamanınızı iyi kullanamadığınızı ya da verimli ders çalışmayı bilmediğinizi gösterir. Ders başında geçen sürenin uzaması ise kendinize daha az zaman ayırmanıza ve hoşlanarak yapacağınız etkinliklere yeterince zaman ayıramamanıza sebep olacaktır. Bu durum ise belli bir zaman sonra ders çalışmayı sizin için bir kâbus haline getirebilir. Yani saatlerce çalışma odanızda kalmanız sizi bunaltacağı gibi ders çalışmaktan da zevk almamanıza sebep olacaktır. Öğrencileri ders çalışırken en çok oyalayan hususlara gelince; hayallere dalmak, cep telefonuyla oynamak, müzik eşliğinde ders çalışmaktır.
  • “Yeni konu bitirmek” temel prensibiniz olmalıdır. Dolayısıyla programınızı hazırlarken buna dikkat etmelisiniz. Bildiğiniz konularla çok fazla oyalanmamalı ve sınava kadar bütün konuları bitirmiş olmalısınız. Konu eksiğiniz olduğu halde sınava girmeniz kaygı düzeyinizi arttıracak ve kendinize olan güveninizi olumsuz yönde etkileyecektir.
  • Programınızda mutlak soru çözme hedefi olmalıdır. Yeteri kadar soru çözmeseniz konuları tam olarak kavrayamazsınız. Eğer çalıştığınız konuyla ilgili soruların yaklaşık % 80’ini doğru olarak çözebiliyorsanız konuyu anlamışsınız demektir. Yanlış sayınızın fazla çıkması halinde ise yeni bir konuya geçmemeli, tekrar konuyu ele alıp pekiştirene kadar devam etmelisiniz.
  • Çalıştığınız konularla ilgili geçmiş yıllarda üniversite sınavında çıkmış soruları çok iyi incelemelisiniz. Özellikle son on yılın sınav soruları sizin için başvuru kaynağı olmalıdır.
  • Programınızı hazırlarken danışabileceğiniz veya birlikte program hazırlayabileceğiniz birisinin olması yararlı olacaktır. Okulunuzda veya dershanenizdeki öğretmenlerinizden bu konuda destek alabilirsiniz. Fakat birkaç kişiden farklı programlar almanız size yarar sağlamaktan çok “kafanızın iyice karışmasına” sebep olabilir. Üstelik iki farklı program takip etmek sizi çok yoracağından çabuk pes edebilir ve programlarınızı yarı yolda bırakabilirsiniz.
  • Konularınızın yetişemeyeceğini düşünerek paniğe kapılmayın. Çünkü paniklemiş haldeki çalışmanız konuları yarım – yamalak bir şekilde geçmenize sebep olacaktır. Bunun ise çok verimsiz bir çalışma tarzı olduğunu unutmamalısınız. Konularınızı en az % 80 oranında anlayıp öyle geçmelisiniz. Sistemli ve düzenli çalıştıktan sonra konuların yetiştiğini göreceksiniz.

 

Okan Bal

Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Sınavlarda Başarının Anahtarı Düzgün Psikoloji

Sınavlar yaklaştıkça öğrencilerin yaşamakta olduğu stres de artıyor.

Çoğu öğrenci çalışma imkanlarını yeterince değerlendirmediğinden içine düştüğü psikolojik zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu zorlukları yenmek için neler yapılabilir.

Çalışmalara etki eden olumlu ve olumsuz faktörleri görüp kendiniz için yeniden bir çalışma havasına sokmanın çoğu şeyi değiştireceğini unutmamalısınız.

Uzman kişilere danışarak psikolojik yardımlar almak sınav başarısı için katkı sağlıyor. Sınav hazırlık sürecinde birçok küçük sorunlar ve zaman alıcı şeyleri danışarak daha kolay atlatabileceğinizi hatırlatmak isterim.

İNANÇ BAŞARIYI KOLAYLAŞTIRIYOR

“Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar”

“Bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar.

Başaracağınıza inandığınız sürece yapacağınız çalışmalar size daha zevkli hale gelir, dersin başında ne kadar süre geçirdiğinizin farkına bile varmaz daha kolay amaçlarınıza ulaşırsınız.

Ama inanmadığınız sürece de zoraki ders çalışmalar büyük oranda size zahmet ve yorgunluk olarak yansıyacaktır.

Başarmaya inancınızı artırmak için yılmamak şarttır. Başarı biraz ketumdur. Yani hemen yüzünü göstermez. İstediğini hissettirmek çok önemlidir.

Öğrenmede, ısrarların sonunda başarı yüzünü gösterdiği zaman görülecek ki her şey değişmiş artık daha kolay sonuçlara ulaşılabiliyor olacaktır.

Yapamıyorum, olmuyor gibi değerlendirmeler işi yokuşa sürmekten başka bir şey değildir.

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Sınav kaygısı ve ailelere düşen görevler

Ailelerin sorumlulukları çok büyük
Öncelikle karıştırılmaması gereken bir konu; sınav kişiliğin değerlendirmesi değil, öğrencinin bilgi ve çalışmasının değerlendirilmesidir.
Sınav kaygısının giderilmesinde ailelere büyük sorumluluklar düşmektedir.
Aileler sınavların mutluluğun ve başarının tek ölçütü olduğu düşüncesinin oluşmasına neden olacak davranış ve beklentilerden kaçınmalıdırlar.
Ayrıca anne ve babalar her bireyin yetenek ve kapasitelerinin farklı olduğunu bilmeli ve çocuklarının kapasitelerinden fazlasını başarmalarını beklememelidirler.
Öğrenciler ders çalışırken pozitif bir bakış açısı ile hareket etmeli, başarısızlığı değil başardığını hayal etmelidirler. Sınavın sadece bildiklerini gösterebilmek için bir fırsat olduğunu düşünmelidirler.
Öğrencilerin sınava girmeden önce deneme sınavlarına girmesi ve kendilerine uygun sınav stratejilerini belirlemesi büyük önem taşımaktadır.
Adaylar sınava kadar uyku düzeni ve sağlıklı beslenmeye özen göstermelidirler.
Ev içi etkinliklerin sınav çalışmaları göz önünde bulundurularak yapılması önemlidir.
Pozitif Dil Kullanmak ve destekliyici ifadeler her zaman daha yararlı olacaktır.

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Sonbahar Yorgunluğu ve Depresyon

Yaz aylarını geride bıraktığımız bu aylarda psikolojik kökenli fiziksel rahatsızlığımızın artmaya başladığını yavaş yavaş fark ediyoruz. Kimimizde basit bir yorgunluk ve kırgınlık haliyle beliren sonbahar yorgunluğu kimimizde daha zorlayıcı bir çökkünlük haliyle başlayan ve yavaş yavaş beliren depresyon halini almaktadır.

Sonbahar yorgunluğu ya da depresyonunun gerçek nedeni henüz bilinememekte ancak bahar aylarında bazı rahatsızlıkların gerilemesi sonbaharla birlikte yinelemesi sebebiyle meşhur serotonin hipotezini akla getirmektedir. Uzmanlara göre güneş ışının azalmasıyla azalan serotonin başta yeme ve uyku bozuklukları, enerji ve istek azalması gibi yüzünü gösteriyor. Kısa sürede basit bir yorgunlukmuşçasına tolere edilebilirken uzayan şikâyetlerde muhakkak bir uzman yardımı almalarını öneriyor.

Kimler daha sonbahar depresyonuna daha yatkın?

Aşırı evhamlı, kaygılı, suçluluk duygusunu sık yaşayan hayır diyemeyen ve gereğinden fazla sorumluluk taşıyan kişilerde depresyon riski artıyor.

Depresyonda olduğumu nasıl anlarım?

Şimdi kendinizi test edin

1-Uyanınca kendimi yorgun hissediyorum, daha uzun saatler uykuya ihtiyaç duyuyorum.

2-Gece uyku düzenim bozulduğunu hissediyorum gece saatlere kadar uyuyamıyorum.

3-Gün içinde yaptığım işe konsantre olamıyorum, ilgim hemen dağılıyor.

4-Unutkanlığım had safhada.

5-Tahammülüm azaldı. Gürültü ses vs.

6-Kendimi değersiz ve suçlu hissediyorum.

7-Hayatın oldukça sıkıcı ve anlamsız olduğunu düşünüyorum.

8-Son üç haftada nedenini bilemedim şekilde aşırı kilo kaybettim.

Eğer bu soruların yarısına evet diyorsanız ve şikâyetleriniz 15 günden fazla sürüyorsa uzman yardımı almaya ihtiyacınız olabilir. İhtiyaca yönelik  psikoterapi yöntemleriyle kısa sürede eski enerjinize kavuşursunuz.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

İş ve özel yaşamda tükenmişlik duygusu

Tükenmişlik duygusu… Bu duygunun çıkış noktalarından birisi de kişinin enerjisinin düşmesi, düşen enerjisini tazelememesi,  pozitif yükleme yapamaması olabilir. Enerjideki yükselişler ya da düşüşler dış dünyamızda yaşadığımız olayların seyrinde de etkilidir belki de…

Tükenmişlik duygusu; kritik gedik dediğimiz zamanlarda iş hayatında, özel ilişkilerde, kişinin kendi iç bünyesindeki doyumsuzluklar baş gösterdiğinde yaşanabilir. Kişi olmak istediği ile şu anda nerede olduğu arasında  bir boşluk yaşıyor olabilir.

Hayat çarkı dengeli ve sağlıklı dönmemeye başlamıştır. Hayat çarkındaki sosyal yaşam, kariyer, özel ilişkiler, bireysel gelişim, para ya da sağlık  alanlarında dengeler bozulmaya başlamıştır.

İş hayatında tükenmişlik duygusunun özellikle aynı yerde uzun bir süreci doldurmuş,  bu süreçte halen terfi alamamış veya istediği ekonomik geliri elde edememiş  insanlarda görülme potansiyeli daha yüksektir. Kişi mevcut olduğu durum ile mevcut olmak istediği durum arasında farklılıklar yaşıyor olabilir. Veya kişi çevresi ile iletişim problemleri yaşamaya veya eğer böyle bir durum yaşıyor ise; mobbing’i  tolere edememeye,  yaptığı işin hayatının bir parçası olmadığını hissetmeye başlamıştır.

Kısaca kariyerinde dalgalanmalar yaşıyordur. Ya mevcut düzenine uyum sağlamalıdır ya da yeni arayışlara yönelebileceği gücü toplamalı, kendine güvenini tazelemeli ve dış koşullar her ne kadar çok da kolay olmasa da adım atma, yer ya da iş tarzı değiştirme korku ve endişesini yenmelidir. Buradaki en önemli gerçek; kişinin atacağı adımın kendisini bulunduğu konumdan daha kötüye değil;  daha iyi bir seviyeye götürebileceği bir adım olmasıdır.

Özel yaşamda ise; yaşanan ilişki bir aşama kaydetmiyordur, evlilik isteniyor karşı tarafın engeli ile karşılaşılıyordur, istenen doyum sağlanamıyordur, taraflar birbirini eskisi gibi tolere edemiyordur. Birlikte geçirilen zamanlar sınırlıdır. Yaşanan evlilikler, ilişkiler alışkanlığa dönüşmüştür, sevgili anlamı yitirilmiş ilişki arkadaşlığa dönüşmüştür. Taraflarda başka insanlara yönelme durumu yaşanıyordur. Taraflar birbiri ile artık kaliteli zaman geçiremiyordur. Birbirini dinlemiyordur; empati kuramıyordur. Birbirini yargılamalar, birbirine karışmalar artmıştır.  Evinde yaşananlar kişiyi  huzursuz bir hayata sürüklüyordur. Alma-verme dengeleri bozulmuştur. Birbirini değiştirme çabaları tarafları olumsuz duygulara sürüklüyor, ilişkiden ya da karşıdaki kişiden soğutuyordur. Kısaca ilişkide dengeler bozulmuştur.

Parasal alanda tükenmişlik yaşayan kişi ise  yeterli geliri elde edemediğini biliyordur ve bu durumun getirilerinin stresinin yükünü taşıyamamaya, mevcut gelirinin çarkı döndürmediği endişesini yaşamaya, yaşam tarzı gelirinin üzerinde seyretmeye ve kişi bunu karşılayamamaya başlamıştır. Parayla ilgili davranış kalıplarında, parayla olan ilişkisinde sorunlar vardır. Veya parayı kazanabileceği alternatifleri oluşturabilmekte kendisi dışında gelişen  tıkanıklıklar yaşıyordur.

Tükenmişlik duygusu yaşayan birey, sabah yataktan kalkmak istemez, işe gidilecek ise kişinin ayakları geri gider, içinden hiçbir şey yapmak gelmez, insanlar üstüne   geliyordur, kimse onu anlamıyordur. Eski alışkanlıklarının gölgesinde kaybolmaya başlanmıştır. Kendi iç benliği ile ve çevresi ile uyum kaybedilmiştir. Yaşama sevinci kalmamıştır. Hatta kendi öz benliğinden bile uzaklaşmaya başlamıştır. Enerjisi negatif yönde düşmüştür.

İnsan beyni nedense olumludan çok, olumsuza daha çok odaklanabiliyor. Gün içerisinde insan beyninden geçen olumsuz düşünce oranının olumlu düşünce oranına göre daha yüksek olması gibi… İnsanın ruh halini, psikolojisini, gündelik modunu enerjisindeki negatif ya da pozitif dalgalanmalar etkileyebiliyor. Hatta bilinçaltına yerleşmiş korkular insana şu anda yaşadığı hayattaki enerjisini dengeleyebilmesine engel olabiliyor.

Bunun farkına varabilen kişiler bu korkuları ile yüzleşerek, bilinç altı kayıtlarını temizletebiliyor. Ve yerine olumlu düşünceleri koyma yöntemi ile hayatının kalan kısmında çok daha mutlu ve huzurlu bir hayat sürmeyi başarabiliyor. Hayattaki zorluklar bitiyor mu? Tabi ki hayır… Sadece kişi bu zorlukları daha kolay ve daha az hasarla, daha kısa süreçlerde, daha kolay uyum sağlayarak  atlatabilmeyi başarabiliyor.

Enerjisel dalgalanmalar kişinin ruhsal sağlığının dengesinde de bozulmalara sebep olabilir. Bu bozulmalar sonucunda da kişi kendi negatif enerjisi altında ezilebilir. Bu durum tükenmişlik duygusunu daha da tetikleyebilir.

Negatif düşünce ve duygulardan uzak, enerjileri pozitif olan veya enerjileri düşse dahi enerjisini yükseltebilen insanların üretkenlikleri, başarılarının daha fazla olabilmesi,  hayattan aldıkları hazzın tatmini ve hayatın iniş-çıkışlarına bakış açıları, iş hayatındaki performansı ve  sosyal hayattaki yaşam enerjisi  çok daha farklı olabiliyor.

Yaşadığımız hayat evet oldukça zor, yüklerimiz fazla… Bu benim kadar hepimizin yaşadığı ve mücadele etmeye uğraştığı bir gerçek… İnsanız sonuçta an geliyor bu yükler sırtımızda kambur oluşturdukça sendeleyebiliyor, gücümüzü yitirebiliyoruz ama bu bizim kurban rolünü benimsemeyi seçmemizi gerektirmeli mi? Yoksa bir üst seviyeye çıkmamız için bizi tetiklemeli mi?

Kazanan insanların ya da hayatının bir evresinde tükenmişlik duygusunu yaşayan ve bu evreyi olumlu yönde atlatabilen  insanların çoğunun başarısının sırlarından biri de olumlu düşünce gücünün, girişimci ruhunu yaşatabilmesinin, kendisinin yapabilirliklerine inanmanın ve bu inançla değişimlere yüreğini ve zihnini açabilmenin verdiği motivasyon ve olumlu enerjidir belki de…

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Renkler ve hayatımıza etkileri

Her rengin bir enerjisi ve hayatımıza etkileri olduğunu biliyor muydunuz? İşte size renkler ve hayatımıza etkileri.

Turuncu

Neşe verici bir renk olan turuncu, dışa dönüklük, canlılık ve heyecan, cinsellik duygularını harekete geçirmektedir.

Kırmızı
Aktifleştiren, canlandıran ve hayata ernerji katan kırmızı rengi, insan psikolojisini olumlu yönde etkilemektedir. Kırmızının aynı zamanda güç veren bir özelliği bulunmaktadır.

Siyah
Gücün rengi olan siyat kendisinizi daha fazla güvden hissetmenizi sağlar.

Beyaz
Beyaz arındırıcı renktir. Koruyucu etkisi olan beyaz, gelen olumsuzlukları geri yansıtır, rahatlık sağlar.

Sarı
Zihinsel işler yapan insanlar için idealdir. Ders çalışan öğrenciler için çok olumlu sonuçlar sağlamaktadır. Sarı aynı zamanda zekânın ve iletişimin rengidir.

Yeşil
Güvenin rengi olan yeşil, paylaşma, cömertlik, huzur, istikrar, sakinlik, zihinsel ve duygusal benlikte etkin rol oynamaktadır.

Mavi
Huzur, Mutluluk, sakinlik denince mavi renk akla gelmelidir. İçsel iyileşme, korunma, arınma ve güvende olmak gibi birçok faydalı etkisi bulunmaktadır.

Pembe
Duygunun ve saf sevginin rengidir. Hayallerin, korunma duygusunun pekişmesinde etkin rol oynamaktadır.

Mor
Ruhsal dünyanın rengi olan mor, asilliği, dengeyi, kendine güveni, sakinleştirici ve dinlendirici duyguları pekiştirmektedir.

Kahverengi
Ağırbaşlılık, önderlik rengi olan kahverengi; eğitim, öğretim, kültür, sanat, emin olma ve sağlamlık duygularının pekişmesinde etkin rol oynamaktadır.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Zamanı doğru nasıl kullanırsınız?

Birçok kişi zamanın kendisine yetmediğinden yakınır. Zaman belirli bir ritimde akıp gider, onu planlayamazsınız. Planlayabileceğiniz bir tek şey kendinizsiniz.

Bazı şeyleri yapmayı alışkanlık haline getirdiğinizde ve iyi organize olduğunuzda zamanı daha verimli kullanabilirsiniz. Zamanı verimli kullanabilecek bir strateji geliştirebilirsiniz.

İşlerini zamanında bitiremeyenler, kendilerince akla yakın gelecek bir sürü mazeret bulabilirler. Zamanını verimli kullanan insanlar ise her zaman yeterli zaman bulur.

Zamanın tamamına yakınını çalışarak geçirmek zamanı etkin kullanmak anlamına gelmez. Zamanı yönetmiyorsunuzdur sadece zamanınız sizi yönetiyordur. Zaman sınırlaması konulmuş bir iş daima hızlı bitirilir. Zaman sınırlamaları mantıklı ve adil oldukları sürece iyi sonuç verir. Zamanım yok, zamanım yetmiyor gibi kavramlar kullanmayın çünkü bu sizin yetersiz olduğunuz kanaatini uyandırır.

“Zaman yönetimi” zamanı mümkün olduğunca etkin ve etkili bir biçimde kullanma ve denetleme sistemidir. Zamanı iyi yönettiğinizde önceliklerinizi kolayca belirleyebilir, erteleme hastalığından ve zaman tuzaklarından kurtulursunuz.

Zaman Tuzakları Nelerdir?

Kişinin kendi otokontrolünü geliştirmesi kişiden kaynaklanan zaman tuzaklarını ortadan kaldırabilir.

Plansızlık:

Planlama yapılmadığı takdirde, işler zamanında bitmemekte ve bunun sonucunda işleri planlamaya zaman kalmamaktadır. Planlama ve organizasyon için zaman ayırın. Etkin zaman kullanımı düşünmeyi ve planlama yapmayı gerektirir. İşlerinizi ve yapacaklarınızı size uygun olacak bir şekilde düzenlemelisiniz. Bu işi daha zevkli bir hale getirmek için takviminizde ya da not defterinizde renkli kalemler ve resimler kullanabilirsiniz. Yapılacak işler listesi bir kağıt üzerinde yapılabileceği gibi bir takvim üzerinde de oluşturulabilir ve sürekli güncellenebilir.

Öncelikleri belirleyememek ve sıralayamamak:

Öncelikleri belirleyip, işin önem sırasına göre işleri sıralayarak planlamak gerekir. Zamanı nasıl harcayacağınızı bilmezseniz zamanı yönetmekte başarılı olamazsınız. Buradaki en büyük sorun hedef ve önceliklerin ne olduğunun belirlenmiş olmamasıdır. Yapılacak işler öncelik ve önem sırasına göre gerçekleştirilmelidir. İşleri yaparken öncelik ve önem sırasına dikkat etmemek, acil işlerle önemli işleri birbirine karıştırmak plansızlığın bir sonucudur.

Ertelemek:

Tatsız işlerden uzak durma isteği doğaldır fakat ertelemek işi uzatır. Daha da kötüsü ertelediğimiz her iş bizde strese sebep olur ve psikolojik sorunlar oluşturur. Ertelenenlerin farkında olunduğu “bilinçli erteleme” ve farkında olunmadan yapılan “bilinçsiz erteleme” şeklinde ertelemeciliğin iki çeşidi vardır. Erteleme alışkanlığını yenmek için her bir işe ait son tarih saptamak, en tatsız işi en önce yapmak, işi oyun haline getirmek gerekir. Bir ödül saptamak da işi kısa sürede bitirmeye teşvik edebilir. Küçük başarılarınızı bile kutlayın.

Her iş tamamlandıktan sonra kendinize bir ödül sözü verin. İşi tamamladıktan sonra verdiğiniz sözü tutun ve kendinizi ödüllendirin. Eğer bir işi yapmaktan kaçınıyorsanız, onu parçalara bölün ve onu örneğin on beşer dakikalık küçük parçalar halinde tamamlayın. Bu şekilde tamamlayarak sıkılmadan işi bitirebilirsiniz. Erteleme sebepleri arasında; bazı işlerin hoşa gitmemesi, işin sonuçlarının beklenildiği gibi çıkmayacağına inanıyor olmak, işi nasıl yapacağını bilmemek, önceliklerin belirlenmesinde kararsızlık yaşamak, zor işlere başlama konusunda duyulan çekingenlik sayılabilir.

Kendini gereğinden fazla işe adamak:

İşleri verimli bir şekilde yapabilmek için fiziksel ve zihinsel olarak zinde olmak gerekir. Bu da ancak düzenli bir çalışma ile sağlanabilir. İnsanların, ailesine, spora, gezmeye ve diğer sosyal faaliyetlere ayıracak zamanları da yaratması gerekir.

Acelecilik:

Ana işleri önce yapın. Planlama ve değerlendirme için kendinize günlük düşünme zamanı ayırın. İşin nasıl yapılacağına karar vermeden önce, ne elde etmek istediğinizi başlangıçta açık olarak ortaya koyun.

Kırtasiyecilik ve verimsiz okuma:

Çalışma masasının üzerinde o an çalışılan konu ile ilgisi olmayan değişik şeylerin bulunması, dikkati dağıttığı gibi işin yavaşlamasına da neden olur.

Rutin ve gereksiz işler:

Açık kapı politikası, ziyaretçiler, hayır diyememek…

Her zaman görüşülebilir biri olmak randevusuz ziyaretçilere cesaret verir. Bu durum planladığınız zamanın çalınmasına neden olabilir. Çalışmaları yaparken başka birisinin müdahalesini kabul etmeyin. Önceliklerinizi ve zaman planlamanızın önemini karşınızdakine açıklayarak size gelen taleplere sınır koyabilirsiniz. Canınız her istediği zaman hayır diyemezsiniz fakat sınırlar konusunda kararlı davranırsanız bu durumda sık sık hayır demek durumunda kalmazsınız. “Hayır” küçük ama söylenmesi zor bir kelimedir. “Hayır” diyebilmek için amaçlarınıza odaklanmak size yardımcı olabilir.

Gereksiz telefonlar:

Uzun ve sık telefon görüşmeleri…

Gündemsiz ve verimsiz toplantılar:

Gündemi belirlenmeden yapılan, normal süresini aşan ve amacına ulaşmayan toplantılar verimsiz toplantılardır. Konuyla ilgisi olmayan konuşma yapanlar, amaç dışı tartışmalara girenler, hazırlıksız katılımcılar, kontrolü sağlayamayan toplantı başkanı zaman kaybına sebeplerdir. Toplantılara sadece ilgililerin katılımı sağlanarak zaman kaybına engel olunabilir.

Kararsızlık:

Zaman ve para kaybına neden olduğu gibi, moralsizliğe de yol açar.

Yetki verememek:

Sizin dışınızda başkaları tarafından da yapılabilecek işleri belirleyin. Belirlediğiniz bu işleri ilgililere devredin. İşleri devrettiğiniz kişilerin yetki ve sorumluluklarını belirleyerek kendilerine anlatın. Yardımcınızın yeteneklerini tam anlamı ile kullanması için ona yardımcı olun. Belirli işleri başkalarına vererek önemli işlere daha fazla zaman ayırmak mümkün olabilmektedir. Bu gerçeğe rağmen, pek çok birey, tüm iş yükünü tek başlarına taşımaya çalışmaktadırlar.

Dağınık masa ve büro düzeni:

Düzensizlik çoğu insanın zamanı etkin kullanmasına engeldir. Önemli dokümanların, yazışmaların ve projelerin yanlış yerlere koyulması da zaman kaybını sebep verir. Dağınık düzen; yorgunluğa, verimsizliğe, baş edememe hissine, strese ve iş üzerinde kontrol yoksunluğuna neden olur. Masanızı sürekli olarak gözden geçirin ve kullanmadığınız evrakları masanızdan uzaklaştırın. İş yaparken kullandığınız araç, gereç ve malzemeyi her zaman belirli yerlerde bulundurun.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Öğrenci Ders Çalışma Programı Nasıl Yapılmalı, Öğrenci Takibi

Sevgili öğrenci velileri yeni bir eğitim öğretim yılına girerken öğrencinin başarısında sizlerin katkılarının yüksek olduğunu belirtmek isterim. Okul öğrencilerimize yeni bilgileri öğretiyorken o bilgilerin pişmesi olgunlaşması ve kalıcı hale gelmesi sizlerin huzurlu ve mutlu yuvalarınız da olacaktır.

Öğrencinin başarılı olması sadece okul kurs çalışmaları ile ilgili değildir. Ev ve ev içindeki takip çalışmaların kontrolü öğrencinin başarısında etkilidir. Bilinçli anne babalar bu takibi yaparken okuldaki öğretmenleri ile irtibatlı şekilde yapmakta ve öğrencinin başarısı ve gelişimi adına güzel adımlar atmaktadır.

Bu yazımda bir öğrencinin sınıf bazında başarılı olması adına atmanız gereken basit birkaç öneriden bahsedeceğim ve sizlere düşen elinizden geldiğince bu önerileri takip ederek çocuğun başarısına katkı sağlamak olacaktır. Çocuğunuzun başarısını gördükçe daha bilinçli anne baba olmanın mutluluğunu yaşayacaksınız.

1- Öncelikle tatil bitti ve hem çocuğumuzun hemde anne baba ve diğer aile fertlerinin tatil alışkanlıkları bitmeli.

  • uyku aile içinde düzenli hale gelmeli
  • sabah kahvaltıları düzenli olmalı
  • yemek saatleri düzenli olmalı
  • ev içindeki etkinlikler, gezi, dışarıdaki organizasyonlar öğrencinin çalışma performansına göre ayarlanmalı

2- Öğrencinin ev içindeki ders çalışmasına engel olan dikkatini dağıtan, zamanını alan televizyon, telefon, bilgisayar tablet vb cihazları kullanımları sınırla hale gelmesi ve öğrencinin çalışma saatinde ailede bu cihazlardan uzak durması çocuğun çalışma kalitesini artıracaktır.

3- Çalışma odasının ve çalışma masasının düzenlenmesi dikkati dağıtan objelerin çıkartılması ve daha sade çalışmaya elverişli hale getirilmesi.

4- Okul çıkışlarında öğrencinin eve geliş saatinde özellikle ev hanımı anneler daha hassas olmalı ve çocuğu kapıda karşılamalıdır.

5- Çocuğunuza muhakkak okulda gününün nasıl geçtiğini okulda neler yaptığını sormak; çocuğu için nelerin önemli olup olmadığını ve arkadaşlarını öğrenmesi adına etkili bir iletişim olacaktır.

Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanmalı;

Ders çalışma programı hazırlanırken muhakak sınıf öğretmenleri ile irtibatlı olmak önemlidir. Ama çocuğunuzla başbaşa program hazırlarken

1- Günün Tekrarı ve Ödev; Okul günü öğrencinin sınıfta gördüğü derslerin tekrarı için zaman ayırmalı. Örneğin öğrenci türkçeden bir konu görmüş ise onu kitabından veya öğretmeninin yazdırdığı defterinden tekrar yapmalı. Örneğin matematikten dersi varsa o gün gördüğü konuyu kitabından veya defterinden tekrar etmesi için programa ekleme.

Verilen ödevler içinde programa ekleme yaparak çocuğun hangi gün hangi derse ve hangi ödevini yapacağını bilmesi önemli olacaktır.

Program hazırlarken etüt çalışma dakiki ilk başlarda en az dk olan 20 dklık olarak başlaması alışkanlık kazandıkça artırılması faydalı olacaktır.

Örneğin;

Pazartesi

Matematik Tekrar En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Türkçe Tekrar En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Ödev Yapma En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Ödev Yapma En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

Kitap Okuma En az 20dk, En Fazla 40dk Etüt

 

 

onlineterapim-ogrenci-egitim-danismanligi

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Okula Yeni Başlayan Çocuğun Psikoloji Nasıldır

Okulun ilk günü ebeveyn ve çocuk için heyecanlı bir deneyimdir!

Her yıl okula başlama zamanı hem aileler hem de çocuklar için sevinç ve sıkıntıyı bir arada barındırır. Okula başlanan ilk günün her insan için özel bir hatırası vardır. Ev ortamının, sıcak, korunaklı, biricik olduğunu hissettiren yapısından çıkıp; hiç tanımadığı yaşıtlarının arasında, kural ve bilgilerle dolu bir yere girmek pek çok güçlüğü de beraberinde getirir. Çocuğunuzun hem psikolojik hem de davranışsal olarak sürece hazır olması, adaptasyon sürecini kolaylaştıracaktır.

İlkokula başlayacak olan birçok çocuk bazı endişelere sahiptir; “Okul dedikleri nasıl bir yerdir? Annem de okula gelecek mi? Oradaki çocuklar neler yapar? Neden okula gidiyorum? Okulda annem olmadan istediklerimi nasıl söyleyeceğim?”. Belirsizlik uzun vadede kaygı oluşturur; bu nedenle tüm soruların cevapları çocuğa okula başlamadan önce verilmeli ve gerekli açıklamalar yapılmalıdır. Çocuk, neyle karşılaşacağını bilmeli, yaşadığı zorluklar karşısında baş etme becerileri geliştirebilmelidir.

Okulun sadece ders yapılan bir yer olmadığı, orada da oyun oynayacağı, arkadaşları ve öğretmeni ile güzel vakit geçireceği ifade edilmelidir. Anne babalar, okula hazırlık sürecinde çocuğun “okul” algısında yanlış yorumlara neden olabilecek ifadeler kullanabiliyorlar. En sık karşılaştığımız örneklerden bazıları “artık sen büyüdün, okula gidiyorsun, bundan sonra her şey farklı olacak, bu kadar oyun oynamak yok artık” gibi ifadeler, çocuğun endişesini arttırmaktadır.

Okul ile ilgili çok uzun ve detaylı konuşmalar yapmamak, çocuğun kendi deneyimlerini yaşamasını beklemek ve anlatmak istediğinde onu dinlemeniz yararlı olacaktır. Gün içerisinde sık sık bu konuşmaların yapılması çocuğu sıkabilir ve endişelerini arttırabilir.

Okulun ilk günü hem aile hem de çocuk için heyecanlı bir deneyim olacaktır. Çocuğunuz ilk gün ağlayabilir. Ağlama, iletişim yöntemidir ve normaldir.

 

İlk gün ile ilgili küçük tüyolar;

– Çocuğunuz sizin duygularınızı ayna gibi yansıtır. Sizin ne hissettiğinizi anlamaya çalışacak ve sık sık yüz ifadelerinizi kontrol edecektir. Duygularınızı kontrollü yaşar ve soğukkanlı olursanız; çocuğunuzda bir o kadar rahatlayacaktır.

– Okul hakkında kısa ve genel bilgilendirmeler yapın. Okul binasını ve kullanım alanlarını gezdirin. Lavabo, kantin, sınıflar vs.

– Vedalaşmayı kısa tutun. Ağlamanın sizi geri döndüren bir yöntem olduğunu keşfetmesin. Bazı anne-babaların saatlerce okulun bahçesinde ve sınıf kapısında beklediği görülmektedir. Bu durum uyum sürecinin, süresini uzatır. Siz, her an ulaşabileceği biryerde bulunduğunuz sürece kaygı duygusu tetiklenecektir.

– Kol saati kullanın. Çocuğunuzun koluna okulun başlangıç ve bitiş zamanlarını gösterebilceğiniz bir kol saati taktığınızda; belirsizliği hafifletmiş ve onu rahatlatmış olursunuz.

– Çocuğunuzu söylediğiniz vakitte okuldan almaya özen gösterin.

– Okul hakkında konuşmak istediğinde sizinle gün içinde yaptıklarını paylaşacaktır. Onu ilk gördüğünüz andan itibaren soru yağmuruna tutmayın. ”günün nasıl geçti?” gibi genel bir soruyla onun anlatmasını teşvik edebilirsiniz.

Okul sendromunun hızlı şekilde atlatılabilmesi, çocuğun istikrarlı bir şekilde okula devam etmesiyle sağlanır. Okula gitmemek ya da geç gitmek konusunda taviz vermeyin. Mümkün olduğunca okul ve sınıf değiştirmeyi düşünmeyin. Cesaretlendirici konuşmalar yapın. Bir süre sonra kendiliğinden ağlama ve yakınma belirtilerinin azaldığını göreceksiniz. Tüm bu zorlu süreçte çocuğumuz yeni bir dünyaya adım atarken onun korkularını anlayarak, iletişime açık bir şekilde ve stresle baş etme yöntemlerini öğreterek okul yıllarına daha kolay alışmasını sağlayabiliriz.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Çocuklarda okul kaygısı anne desteğiyle aşılıyor

Çocuklar okula ilk başladığında anne ve babadan ayrılma endişesi duyar. Birçok çocuk, okula gitmek istemez ya da annesini yanında görmek ister. Bu belki bir hafta belki de bir ay sürer.

Aileler, çocukların okula başladığı dönemde birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalıyor. Anne ve babadan ayrılmak istemeyen çocuk, okula adapte olamıyor ve gitmek istemiyor. Bu durum, çocukların önceki döneminde de kaygılı olmalarından kaynaklanıyor. Çocuktaki ilk iki yaşın güvenli bağlanma için çok önemli olduğu bir dönemdir. Ailenin ve okulun bu gibi durumlarda ısrarcı olması gerekmektedir. 18 ay içinde çocuğun ailesiyle güvenli bir ilişki geliştiremediğin de bu durumun özellikle okul döneminde daha fazla ortaya çıkmaktadır. Öğretmenlerin, ‘Çocuğu okula bırakıp evlerinize geri dönebilirsiniz’ gibi bir yaklaşımları olabiliyor. Bu da çocuktaki kaygıyı ve endişeyi daha da artırmaya neden oluyor. Zaten çocuk, ‘Annem beni burada bırakacak, bir daha göremeyeceğim’ düşüncesiyle hareket ediyor. Bu durum karşısında anne ve baba, öğretmen ile işbirliği içerisinde bulunmalı.”

Okullarda alıştırma dönemlerinin başlamasıyla sıkıntılar biraz olsun azaldığı gözlenmektedir. Aileler, 1 hafta boyunca çocuklarının yanında bulunuyor fakat her çocuk aynı tepkiyi vermeyebilir, öğretmenler bu durumu anlayışla karşılamalı. Çocuk, ihtiyacı olduğu zaman annesini yanında bulabileceğini hissedebilmeli. Bir yandan da ‘Şu an ben senin yanında duruyorum ama ilerleyen dönemlerde sen de sınıftaki diğer arkadaşların gibi oturmalısın’ gibi belli zamanlarda çocukla konuşulmalı. Sıkıntının devam etmesi durumunda ise annenin daha sabırlı olması davranış göstermelidir.

İlk haftadan sonra çocuk hâlâ alışmamakta ısrar ediyorsa anne, sınıf dışında beklemeli. Çocuk ihtiyaç duyduğu anda ‘Annem burada mı?’ diye sorduğu zaman gidip görebilmeli. Böylelikle çocukta ‘Annem beni burada bırakıp gitmeyecek’ düşüncesi yerleşir. Bu sağlandığı vakit, anne bu sefer sınıf dışında bir yerde beklemeli. Önceden istediği zaman çocuk dışarı çıkıp annesini görebilecekken ilerleyen süreçte birkaç dakikalık bir görüşme istenebilir. Burada aşamalı olarak çocuğu sınıfa alıştırmak gerekiyor.

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Veli-Öğretmen görüşmesinin etkili olması için öneriler

Öğretmenle çocuğunun durumu görüşmek isteyen bir veli nelere dikkat etmeli? Öğretmenle sağlıklı bir görüşme yapmanın 10 kuralı.

Günümüzde veli-öğretmen görüşmesine velinin veya öğretmenin önemli gördüğü bir sebepten dolayı ihtiyaç duyulmaktadır. Bu önemli sebep kötü not veya davranış bozukluğu gibi tatsız bir neden de olabilir. Oysa bu görüşmeler belli aralıklarla, henüz bir problem ortaya çıkmadan yapılsa daha faydalı olur. Böylece ebeveynler bir taraftan çocuklarının genel durumu hakkında bilgi sahibi olurlar ve onların okul gündemlerini takip etme imkânı bulurlar, diğer taraftan da öğretmenle diyaloglarını geliştirmiş olurlar. Zira anlaşmanın yolu tanışmaktan geçer. Her ne kadar görüşmeler sınıfta bir masada karşılıklı oturarak gerçekleşse de aslında veli ve öğretmen ortak bir hedef için çaba gösteriyor; çocuğunuzun iyi bir insan ve başarılı bir öğrenci olmasını sağlamak!

Velinin öğretmenle görüşmeye gitmeden önce dikkate alması gereken hususları şu şekilde sıralayabiliriz:

Özel Randevu talep edin:
Öğretmenden özel olarak randevu talep ediniz. Ayaküstü yapılan kısa görüşmelerin yarardan ziyade zararı olacaktır. Öğretmenin acelesi olabilir, kafasında başka sorunlar olabilir. Oysa randevu alarak gittiğinizde tamamen size ve çocuğunuza odaklanmış olacaktır.

Görüşmeye ön hazırlık yaparak gidin:
Görüşmeye gitmeden önce hangi konulara değinmek istediğinizi not edin. Konuyla ilgili çocuğunuzla önceden görüşerek onun bakış açısını da kaydedin. Kendinize ‘bu görüşmede hedefim nedir?’, ‘nasıl bir çözüm bekliyorum?’ gibi sorular sorun.

Görüşme öğrenci endeksli olmalı:
Ayrıca dikkat edilecek bir diğer nokta da görüşmenin öğrenci endeksli olmasıdır. Öğretmenin yeterliliği ya da okul sistemindeki eksikliklerin tartışılacağı yer veli-öğretmen görüşmesi değildir. Görüşmede ithamlardan, akıl verircesine konuşmalardan kaçınmak gerekir. Zira kazananın ve kaybedenin olduğu yerde iletişim gerçekleşmemiş demektir.

Öğretmene pozitif yaklaşın:
Öğretmene karşı pozitif bir yaklaşım sergileyin. Ona güvendiğinizi ifade edin. Takdir edin. Bunun için çocuğunuza öğretmeninde sevdiği özellikleri sorabilirsiniz. (Unutulmamalı ki yaygın bir atasözümüz şöyle: Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.) ‘İçinde bulunduğunuz durumu tahmin edebiliyorum’ gibi cümleler kurarak onu anladığınızı hissettirin.

Uzlaşmanın yolunu arayın:
Çözüme ulaşmak için uzlaşmaya açık olun. Bunun için öğretmenin bakış açısını da sabırla dinleyin. ‘Çocuğum haklı, öğretmen haksız’ ön kabulü ile görüşmeye gitmeyin. Öğretmenin önerilerini ve eleştirilerini ciddiye aldığınızı belirterek ‘sizce nasıl davranmalıyım?’ gibi sorularla önerilerini dile getirmesine fırsat verin. Bu tür ifadeler görüşmenin atmosferini olumlu yönde etkileyecektir.

Kendi bakış açınızı dile getirmekten çekinmeyin:
Kendi bakış açınızı mutlaka ifade edin. Duygularınızı ve endişelerinizi açık ve samimi bir şekilde dile getirin. ‘Anladığım kadarıyla…’, “Bana göre…’ diye başlayan ifadelerle ne düşündüğünüzü söyleyin. Konu hakkında çocuğunuzla daha önce görüştüğünüzü ve konu hakkında neler düşündüğünü de belirtebilirsiniz.

İçinde bulunduğunuz şartları öğretmenle paylaşın:
Görüşmede gerekirse ailevi konulara da değinebilirsiniz. Örneğin aile fertlerinden birinin hastalığı veya anne babanın boşanma aşamasında olduğu gibi bilgiler öğretmenin çocuğunuzun durumunu daha iyi anlamasına olanak sağlayacaktır.

Yap(a)mayacağınız şeyler vaat etmeyin:
Öğretmene gerçekleştirilmesi zor hatta imkansız vaatlerde bulunmayın. ‘Bir sonraki yazılıda mutlaka daha iyi bir not alacak’ gibi bağlayıcı ifade yerine, ‘bundan sonra ödevlerini düzenli olarak kontrol edeceğim’ gibi ifadeler kullanmanız daha yerinde olacaktır.

Öğrenciyi de görüşmeye dahil edin:
Gerekli görüyorsanız öğrenciyi de görüşmeye dahil edilebilirsiniz. Sorunu öğretmenle değerlendikten sonra çözüm konusunu öğrenci ile birlikte konuşmak faydalı olacaktır. Birlikte alınacak olan kararlar daha sonra gereksiz yanlış anlamaların önünü alacağı gibi öğrenci tarafından da ciddiye alınacaktır.

Not alın:
Görüşme sırasında küçük bir tutanak şeklinde not alın. Böylece değinilen noktalar, belirlenen hedefler ve getirilen çözüm önerileri kayıt altına alınmış olur. Görüşmenin sonunda ihtiyaç görüyorsanız bir sonraki randevu için tarih belirlenmesini isteyebilirsiniz. Unutmamak gerekir ki ayda yılda bir yapılan görüşme değil, belli aralıklarla yapılan düzenli görüşmeler öğretmenle aranızda sağlam bir iletişim köprüsünün oluşmasının sağlayacaktır. Bundan ise en çok öğrenici, yani çocuğunuz, faydalanacaktır.

 

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Çocuğunuz Okula Hazır mı?, Okula Uyum İçin Ne Yapılmalı

Ailer çocuğun okula başlamasıyla birlikte ne büyük ruhsal gerilim yaşadığını pek bilmezler. Bir çok ailenin şartlı sevgisi çocuğun gerilimini daha da artırır. Ailenin yapması gerekli olan şey çocuk başarısız da olsa sevgisini esirgememesi gerektiğidir. İlkokula yeni başlayan çocuklar için unutulmaması gereken husus şudur: Çocuğunuzun okul hayatındaki tek şansı, iyi bir öğretmene rastlamış olmasıdır. Hepsi bu.

Okul hayatı boyunca çocuğunuza yapacağınız en büyük iyilik onun öğretmeniyle ilişki ve dostluk kurmanızdır. Bu dostluğun çocuğunuzun eğitim hayatına pozitif yansımalarını göreceksiniz. Herşeyden önce öğretmen çocuğunuza daha itina ile ilgi gösterecek bu durumunda çocuğunuzun dersleri ve okul ortamını sevmesine vesile olacaktır.

Bu dönemde birinci sınıfa başlayacak bir çocuğunuz var. Çocuklarda okula gitmek istememe, ders çalışmama ya da başarısız olma gibi problemleri çevrenizden duyuyorsunuz. Siz de çocuğunuzun çok iyi bir eğitim almasını istiyorsunuz. Eşiniz ve siz bu hususta her türlü fedakârlığı yapmaya hazırsınız. Fakat cocuğunuzun “Okul Dünyası“ na daha sağlıklı bir şekilde dahil olup, başarılı olması için, neler yapmak gerektiği hususunda anne baba olarak yeterli donanıma sahip değisiniz. Çocuğunuzun “Okul Dünyası“ na sağlıklı bir şekilde adım atmasına aileler olarak sizlerin nasıl yardımcı olacağına dair bilgileri konu aldık bu yazımızda.

Okul öncesi dönemde – 0- 5 yaş – çocuk üzerinde tek hakim güç aile iken okulla birlikte iki ayrı dünya daha çocuğun hayatına girmiş olur: Okul ve arkadaş. Aileler çocuğun okula başlamasıyla birlikte ne büyük ruhsal gerilim yaşadığını pek bilmezler. Bir çok ailenin şartlı sevgisi çocuğun gerilimini daha da artırır. Ailenin yapması gerekli olan şey çocuk başarısız da olsa sevgisini esirgememesi gerektiğidir. İlkokula yeni başlayan çocuklar için unutulmaması gereken husus şudur: Çocuğunuzun okul hayatındaki tek şansı, iyi bir öğretmene rastlamış olmasıdır. Hepsi bu.

1.Çocuğunuzun ilkokulda neler okuyacağı konusunda fikir sahibi olun: Unutmayın ki sizin öğrendiklerinizin çok değişmiş olduğunu göreceksiniz. Çocuğunuza yardımcı olabilmeniz için bu yeni durumların öğrenilmesi çok önemlidir.

2.Okulu ve öğretmeni hakkında bilgi toplayın: Okul hayatı boyunca çocuğunuza yapacağınız en büyük iyilik onun öğretmeniyle ilişki ve dostluk kurmanızdır. Bu dostluğun çocuğunuzun eğitim hayatına pozitif yansımalarını göreceksiniz. Herşeyden önce öğretmen çocuğunuza daha itina ile ilgi gösterecek bu durumunda çocuğunuzun dersleri ve okul ortamını sevmesine vesile olacaktır. Sizin ya da çocuğunuzun öğretmeniyle problemi varsa biran önce bunu çözmeye bakın. Ya öğretmenle ya da okul yönetimiyle konuşarak problemi çözün. Cözemiyorsanız mutlak okulunu değiştirin.

3.Okumayı sevdirmek birinci vazifeniz olsun: Çocuğunuzun ilkokulda öğreneceği en önemli beceri “Okumak“ tır. Okumak alışkanlığı bütün öteki konuların anahtarıdır. Okumayı sevdirmek için : Okul öncesi dönemde olduğu gibi yine okumayı sürdürün. Ona kitaplar alın. Birlikte kütüphane ziyaretleri yapın ve hediye kitap alın. Üçüncü ve dördüncü sınıfta çocuğunuza kitap okumayı bırakın ve yeni bir uyku geleneği başlatın. Uyumadan önce çocuğunuz kendisi birşeyler okusun ve öyle uyusun. Aynı zamanda çocuk dergilerine mutlaka abone yapın. Posta kutusundan dergileri kendisi alsın.

4.Okul eğitiminde okumadan sonra ikinci önemli konu matematik öğrenmesidir: Çocuğunuz henüz küçükken somut nesnelerle ona matematik kavramları ögretmişseniz zorluk çekmeyecektir.

5. Evde bulundurulması mutlak gerekli araçlar vardır. Bunlar her zaman başvurulacak araçlardır: Sözlükler , Atlaslar ve Ansiklopediler…

6. Çocuğunuza nasıl ders calışacağını öğretin: Sınıfta nasıl not alacağı, bir kitabı okumakla çalışmak arasındaki farkı, çeşitli testlerin nasıl uygulanacağını öğretin. Bütün bunları ev ödevlerini hazırlarken yapabilirsiniz.

7. Çocuğunuzun belirli bir çalışma yeri olmalı: Televizyon, internet vb ilgi çekici ve caydırıcı unsurların olduğu bir odada çocuğun konsantre olup başarılı olması beklenemez. Sessizlik ders çalışma ve okuduğunu anlama adına önemli bir unsurdur. “Cıstak cıstak” bir müzik eşliğinde ders çalışılsa da verimli olmak mümkün değildir.

8. Belirli bir ders çalışma saati belirlenmeli: Ders çalışma saati her çocuk için farklı farklı olabilir. Fakat kesinlikle ders çalışılması uygun olmayan bir zaman vardır o da okuldan geldiğinde çalışmaktır. Çocuğun dinlenip zihnen boşaldıktan çalışması durumunda verimlilik ortaya çıkar.

 

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Çocuk eğitiminde yanlış yaklaşımlardan kurtulun

Bir çok ebeveyn gün boyu çocuklarıyla iletişimlerinde çeşitli yöntemler uygularlar. Problemlerin çözümüne hizmet etmeyen bu yaklaşımlar genellikle ebeveyn ile çocuk arasında sürtüşmelere neden olur. Sürekli uygulanan bu yöntemlerin alternatifi olan pozitif yaklaşım metodlarını bilmeyen anne babalar kısır döngü içine girerler. Sık tekrar edilen yanlış yaklaşım metodları şunlardır :

1. Çocukların bütün isteklerini yapmak ve sınır koymamak
Bir çok anne babayı böyle yanlış bir tutuma iten sebep “Ben çok sıkıntı çektim, evlatlarım çekmesin ..“ düşüncesidir. Böyle yapmakla çocuklarının doyuma ulaşıp, mutlu olacaklarını düşünürler. Fakat maksatlarının tam tersiyle karşılaşırlar. Zamanla, her isteğini karşıladıkları çocuklarının, şımarık, sorumsuz, söz dinlemeyen, saygısız bir birey olduklarını görürler. “Her isteğini de yerine getirdik, neden böyle oldu?” diye dert yanarlar. Çocuklar bir istekte bulunduğu zaman , ebeveyn bunun istek mi ihtiyaç mı olduğuna karar vermelidirler. ihtiyaç ise yerine getirmelidir. Zaruri ihtiyaçlar dışındaki isteklerini ancak hak ettiğinde vermelidir. Böylelikle çocuk bazı isteklerine kavuşması için çalışması ve sabretmesi gerektiğini öğrenmiş olacaktır. Yani kavuştuğu şeyin kıymetini bilecektir. Çocuğun zaruri ihtiyaçlarını almamak ne kadar yanlış ise; her isteğini yerine getirmek de o kadar yanlıştır.

2. Tutarsız davranışlar göstermek
Bir çok evde annenin “yapma” dediği bir davranışa baba “çocuğu rahat bırak” diyerek arka çıkar. Ya da anne babanın hassas olduğu bir mevzuda dede – nine: “Torunumu rahat bırakın , istediğini yapsın” der. Böyle ailelerde çocuklar neyin doğru neyin yanlış olduğunu asla öğrenemez.

3. Bağırmak ve emir vermek
Birçok ebeveynin sabrının tükenmesi sonucu kullandığı yanlış bir yöntemdir “Sana söylüyorum! Derhal bisikletini koy ve yukarıya çık”, “Televizyonu hemen kapatıyorsun, yeter artık “ gibi.

4. Başka arkadaşlarıyla kıyaslamak
“Sen neden hep böyle vurdumduymazsın! Neden kardeşin gibi sorumluluğunu bilen, saygılı ve çalışkan değilsin “, “ Sen hiç, Hasan’ ın annesini üzdüğünü gördün mü ? “.

5. Boş tehditlerde bulunmak
“Çabuk onu bana ver! .. yoksa dışarıya çıkamazsın.“, “Oyun bitti , hemen yukarıya çıkıyorsun .. yoksa bir daha sokağa çıkamazsın “ gibi tehditleri sıralayıp uygulamyorsak çocuk bu tehditleri anlamsız bulurlar.

6. Yalvarmak
“ Lütfen şu kavgayı kesin.. Başım ağrıyor.. beni üzmek hoşunuza mı gidiyor.. n’olur yapmayın artık ! “ bunun yerine kesin, tutarlı ve net bir çıkış yapıp kavgayı sonlandırmak gerekirdi.

7. Rüşvet teklif etmek
“ Oyuncaklarını toplarsan sana çikolata veririm “ ya da “ Ödevini bitirisen bir saat çizgi film izleyebilirsin ” gibi yaklaşımlar kısa süre de sonuç aldırabilir. Fakat çocuğun doğru davranışı içselleştirmesine katkıda bulunmaz. Yani rüşvet verilemediğinde çocuk doğru davranışı yapmaz hale gelir. Ödül olarak kısa vadede kullanılsa da uzun vadede tercih edilmemelidir.

8. Tekrarlamak
Günlük hayatta bir çok anne çocuğuna “ Ayşe , dersin başına oturma zamanı gelmedi mi ? .. Hadi lütfen, dersin başına.. “ gibi ifadeleri sürekli tekrarlar dururlar . Bu tekrarlamalar çocukta süreklilik arzettiği için anlamını yitirir.

Anne babalar isteklerini, lâfı döndürüp dolaştırmadan, tekrarlamadan, yalvarmadan, bağırıp çağırmadan, yakınmadan, tehdit etmeden, ceza vermeden, kısacası çatışma yaşamadan anlatmak zorundadırlar.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Öğrenci Başarısı İçin Öğrenci Takibinin Önemi

Okullar açılıyor ve şimdiden başarıya odaklanmak adına zihinsel olarak hazırlık yapılması ve başarı odaklı sağlıklı bir öğrenci takibinin nasıl yapılacağını bu yazımızda görebilirsiniz.

Öğrencilerin özellikle lise dönemlerinde ergenlik döneminin getirdiği duygusal fiziksel sorunlarıyla birlikte değerlendirmek adına onun hem ruhsal gelişimi hemde akademik gelişiminin sağlıklı olması için takip yapılması önemlidir. Bunun için;

Öğrencinin sağlıklı takibini yapmak için okulla ilişkilerin daha sıkı olması gerekir. Anne veya baba bu takip konusunda ortak olarak hareket ederek sağlıklı  bir şekilde takip edilmesi öğrencinin başarısının yükselmesine katkı sağlayacaktır.

Bu nedenle öncelikle okulda ve kurstaki sınıf öğretmenleri ile daha sık iletişim içerisinde olmak, okul rehber öğretmenlerinden destek almak ve buna bağlı olarak ortalama iki haftada bir okul ziyareti çok büyük önem arz etmektedir. Buradaki ziyaretler bir sorunun oluşmasından öncesinde müdahale edebilmektir. Örneğin Yazılılar olmuş sonuçlar gelmiş ve sorunlar birikmiş şekilde öğrenci takibi mi yoksa yazılılar öncesi tedbirler alınmış çalışma düzenine hassasiyet gösterilmiş ve sorunlar oluşmadan ortadan kalkan bir takibi mi istersiniz. Sizin takibinize katkı sağlayacağını düşündüğüm başlıca maddeleri kontrol etmenizi ve hangileri konusunda ne kadar aşama ilerlediğinize bakarak çocuğunuzu ne kadar takip ettiğinizle ilgili fikir sahibi olabilirsiniz.

İşte öğrenci takibinde dikkat edilecek bazı öneriler..

GENCİN ARKADAŞLARINI TANIMA

  • Genci Tanımanın En Kolay Yolu Arkadaşını Tanımaktan Geçer
  • Arkadaşları İle Mutlaka Tanışın.
  • Birlikte Etkinlikte Bulunun. (Yemek, Sinema, Gezi vb)
  • Arkadaşlarının Aileleri İle Tanışın ve Etkinlikte Bulunun.

EVDE TAKİP NASIL OLMALI

  • Evde Hangi Sorumlulukları Var. ( Yatağını Toplama, Ekmek Alma, Çöp Dökme, İşyerine Çağırma)
  • Ders Çalışma Programını Takip Ediniz.
  • Ne Tür Kitapları Okuyor.
  • TV’de Neler İzliyor. (Hangi Dizi veya Program)
  • İnternette Nasıl Vakit Geçiriyor. Hangi Sitelerde Dolaşıyor.
  • Cep Telefonu Kullanma Sıklığı Nedir.
  • Kullandığı sosyal paylaşım sitelerinde neler paylaşmış

OKUL TAKİBİ NASIL OLMALI

  • Sınıf Öğretmeni İletişim
  • Okul Ziyaretleri
  • Branş Öğretmenleri İle İletişim. (Hangi Derste Ne Düzeyde)
  • Okul ve Kurs Programlarından Haberdar Olmak.
  • Yazılı-Deneme  Takibi
  • Okuduğu Kitaplar (Birlikte Karşılıklı Kitap Okumak)
  • Okul ve Kursa Devam Devamsızlık takibi

Yukarıdaki maddeleri çocuğunuz sağlıklı takibinde sorun oluşmadan çözüm bulmada size yardımcı olacaktır. Burada bunlar uygulanıyorken çocuğunuzun da fikirlerini alınarak onun mantık ve ruh dünyasına da hitap edecek davranışlarda bulunmak önemli. Bazı maddeler esnetilebilirken bazıları sıkı takibi gerektirebilir. Bu durum tamamen sizin ve çocuğunun arasındaki iletişim bağına bağlı olarak değişecektir. Eğer takip konusunda sıkıntılar yaşıyor ve sağlıklı bir takip konusunda sorunlarla karşılıyor ve aşamıyorsanız eğitim danışmanı desteği de alabilirsiniz.

 

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

2017 YGS Sayısal, Tm, Sözel Konuları, 2017 YGS Hangi Konular Çıkacak

2017 LYS MATEMATİK KONULARI 

  1. Sayılar
  2. Sayı Basamakları
  3. Bölünebilme
  4. Obeb-Okek
  5. Rasyonel Sayılar
  6. Basit Eşitsizlikler
  7. Mutlak Değer
  8. Üslü Sayılar
  9. Köklü Sayılar
  10. Çarpanlara Ayırma
  11. Oran Orantı
  12. Denklem Çözme
  13. Kümeler
  14. Fonksiyonlar
  15. Permütasyon
  16. Kombinasyon
  17. Binom
  18. Olasılık
  19. İstatistik
  20. II. Dereceden Denklemler
  21. Karmaşık Sayılar (Kutupsal Gösterim Yok)
  22. Parabol
  23. Polinomlar
  24. Mantık
  25. Modüler Aritmetik
  26. Eşitsizlikler
  27. Logaritma
  28. Diziler
  29. Limit ve Süreklilik ( Sadece 0/0 ve ∞/∞ Belirsizliği var)
  30. Türev (Ters Trigonometri fonksiyonlarının türevi kaldırıldı)
  31. İntegral (Ters Trigonometri fonksiyonlarının İntegrali ve Hacim hesabı kaldırıldı)

 

2017 YGS GEOMETRİ KONULARI 

  1. Doğruda ve Üçgende Açılar (9.Sınıf)
  2. Dik ve Özel Üçgenler (9.Sınıf)
  3. Dik Üçgende Trigonemetrik Bağıntılar (9.Sınıf)
  4. İkizkenar ve Eşkenar Üçgen (9.Sınıf)
  5. Üçgende Alanlar (9.Sınıf)
  6. Üçgende Açıortay Bağıntıları (9.Sınıf)
  7. Üçgende Kenarortay Bağıntıları (9.Sınıf)
  8. Üçgende Eşlik ve Benzerlik (9.Sınıf)
  9. Üçgende Açı-Kenar Bağıntıları (9.Sınıf)
  10. Çokgenler (10.Sınıf)
  11. Dörtgenler (10.Sınıf)
  12. Yamuk (10.Sınıf)
  13. Paralelkenar (10.Sınıf)
  14. Eşkenar Dörtgen (10.Sınıf)
  15. Deltoid (10.Sınıf)
  16. Dikdörtgen (10.Sınıf)
  17. Çemberde Açılar (10.Sınıf)
  18. Çemberde Uzunluk (10.Sınıf)
  19. Daire (10.Sınıf)
  20. Prizmalar (10.Sınıf)
  21. Piramitler (10.Sınıf)
  22. Küre (10.Sınıf)
  23. Vektörler-1 (9.Sınıf)
  24. Koordinat Düzlemi ve Noktanın Analitiği (10.Sınıf)
  25. Doğrunun Analitiği (10.Sınıf)
  26. Tekrar Eden, Dönen ve Yansıyan Şekiller (10.Sınıf)

 

2017 YGS FİZİK KONULARI 

  1. Fizik Bilimine Giriş
  2. Vektör-Kuvvet ve Kuvvet Dengesi
  3. Basit Makineler
  4. Madde ve Özellikleri
  5. Sıvıların Kaldırma Kuvveti
  6. Basınç
  7. Isı ve Sıcaklık
  8. Genleşme
  9. Doğrusal Hareket
  10. Dinamik
  11. İş Enerji
  12. Işık ve Gölge
  13. Düzlem Ayna
  14. Küresel Aynalar
  15. Kırılma ve Renkler
  16. Merceler ve Aydınlanma
  17. Elektrostatik
  18. Elektrik Akımı ve Devreler
  19. Temel Dalga Bilgileri
  20. Yay Dalgaları
  21. Su Dalgaları
  22. Ses ve Deprem Dalgaları

 

2017 YGS KİMYA KONULARI 

  1. Kimya Bilimi
  2. Atom ve Yapısı
  3. Periyodik Sistem
  4. Kimyasal Türler Arası Etkileşimler
  5. Asitler-Bazlaar ve Tuzlar
  6. Bileşikler
  7. Kimyasal Tepkimeler
  8. Kimyanın Temel Yasaları
  9. Maddenin Halleri
  10. Karışımlar
  11. Endüstride ve Canlılarda Enerji
  12. Kimya Her Yerde

 

2017 YGS BİYOLOJİ KONULARI 

  1. Biyoloji Bilimi, İnorganik Bileşikler
  2. Organik Bileşikler
  3. Hücre
  4. Madde Geçişleri
  5. DNA-RNA
  6. Protein Sentezi
  7. Enzimler
  8. Canlıların Sınıflandırılması
  9. Ekoloji
  10. Hücre Bölünmeleri
  11. Eşeysiz-Eşeyli Üreme
  12. İnsanda Üreme ve Gelişme
  13. Mendel Genetiği
  14. Kan Grupları
  15. Cinsiyete Bağlı Kalıtım

 

2017 YGS TÜRKÇE KONULARI 

  1. Kelime Bilgisi:  Kelimede anlam, Kelimelerin farklı anlamlarda kullanımı, Sözcük öbeklerinde anlam
  2. Cümle Bilgisi: Cümlede anlamın oluşumu, Cümlenin ögeleri, Metinde kazandıkları anlamlara göre cümleler
  3. Paragraf Bilgisi: Paragrafta yapı, Paragrafta anlam ve ana düşünce, Paragrafta düşünceyi geliştirme yolları
  4. Sözcük türleri: İsim, Sıfat, Zamir, Bağlaç, Fiil, Edat, Ünlem
  5. Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş): Ses özellikleri
  6. Anlatım Türleri
  7. Yazım Kuralları ve Noktalama İşaretleri
  8. Anlatım Bozuklukları

 

2017 YGS TARİH KONULARI 

  1. Tarih Bilimi: Tarih biliminin ve diğer bilimler ilişkisi
  2. Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar: Tarih öncesi çağlar, Tarih çağları, İlk çağ uygarlıkları, Anadolu’da yaşamış uygarlıklar, Ege ve Yunan uygarlıkları, Hunlar, Göktürkler, Uygurlar ve diğer orta Asya ve Avrupa Türk Devletleri
  3. İslam Tarihi ve Uygarlığı: İslamiyet’in doğuşu, Dört Halife Dönemi, Emevi, Endülüs, Abbasi Devletleri
  4. Türk-İslam Devletleri: Türklerin İslamiyet’i kabulü, Karahanlılar
  5. Türkiye Tarihi: Türkiye Selçukluları
  6. Beylikten Devlete (1300-1453): Osmanlı Devleti’nin gelişimi, Balkanlarda fetihler, İskan Siyaseti ve Anadolu’daki faaliyetler
  7. Dünya Gücü: Osmanlı Devleti (1453-1600): Osmanlı’da toplumsal, askeri, ekonomik yapı, Kanuni Sultan Süleyman, Reform Hareketleri, Coğrafi Keşifler ve Osmanlı’ya etkileri
  8. Arayış Yılları (17. Yüzyıl): Avrupa’daki gelişmeler ve Osmanlı’ya etkileri, Kapitülasyon ve imtiyazlar, Islahat arayışları ve Siyasi/askeri faaliyetler
  9. Avrupa ve Osmanlı Devleti (18. Yüzyıl): Fransız İhtilali, Sanayi devrimi, Osmanlı’da yönetim ve bürokrasi yapısında değişmeler
  10. En Uzun Yüzyıl (1800-1922): Balkanlarda milliyetçilik, Şark Meselesi, Sanayi Devrimi’nin Osmanlı Devleti’ne etkileri, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, I ve II Meşrutiyet, Trablus ve Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı
  11. Milli Mücadelenin Hazırlık Dönemi: Mondros Mütarekesi, Kuvayı Milliye, Kongreler, TBMM’nin açılması
  12. Kurtuluş Savaşında Cepheler: Doğu, Güney ve Batı Cepheleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz
  13. Türk İnkılabı: Saltanatın kaldırılması, Lozan Konferansı’nın süreci ve Lozan Barış Antlaşması, Laiklik, Çok partili hayata geçiş, Hukuk, Eğitim ve Toplumsal alandaki değişimler
  14. Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri: Atatürkçü Düşünce Sistemi, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılapçılık
  15. Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası: Lozan, Musul Sorunu, Dış Borçlar, Sadabad Paktı, Milletler Cemiyeti, Balkan Antantı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi Hatay’ın anavatana katılması

 

2017 YGS COĞRAFYA KONULARI 

  1. Doğal Sistemler: Doğa ve insan etkileşimi, Harita bilgisi, Koordinat sistemi, Eş yükselti eğrileri (izohips), Dünyanın şekli ve hareketleri, Atmosferin özellikleri ve hava olayları, Hava durumu ve iklim özellikleri, İklim elemanları, Dünyanın tektonik oluşumu, Jeolojik zamanların özellikleri, İç kuvvetler ve Dış kuvvetlerin yer şekillerinin oluşumuna etkileri, Kayaçlar, Levha hareketleri, Su, Toprak ve Bitki kaynakları
  2. Beşeri Sistemler: Beşeri dokular, Yerleşim yerleri, Nüfus özellikleri, Nüfus Dağılımı, Nüfus Değişimi, Nüfus piramitleri, Ekonomik faaliyetler
  3. Türkiye Coğrafyası: Türkiye’nin Coğrafi konumu ve etkileri, Yer şekilleri, İklim, İklim elemanları, Toprak kullanımı, Su varlıkları, Bitki örtüsü, Yerleşim ve Nüfus özellikleri, Göçler, Ekonomik ve  sektörel dağılım
  4. Küresel Ortam: Bölgeler ve sınırları, Uluslararası ulaşım yolları
  5. Çevre ve Toplum: Doğal afetler ve Doğal afetlerle baş etme yolları

 

2017 YGS FELSEFE KONULARI 

  1. Felsefe’nin Konusu: Felsefenin tanımı, Bilgelik, Felsefenin anlamı, Felsefenin soruları, Felsefi düşüncenin nitelikleri, Hayatın anlamlandırılması
  2. Bilgi Felsefesi: Bilgi türleri, Doğruluk ve gerçeklik, Bilginin doğruluk ölçütleri, Felsefenin bilgiye bakışı, Bilgi felsefesinin problemleri, Bilginin mümkünlüğü, Bilginin kaynağı
  3. Varlık Felsefesi: Varlık felsefesinin konusu, Varlıkla ilgili temel sorular, Varlığın niceliği ve temel niteliği , Çağdaş varlık görüşleri
  4. Ahlak Felsefesi: Ahlak felsefesinin konusu, İyi ve kötü kavramları, Erdem ve yaşam ilişkisi, Özgürlüğün anlamı, Ahlaki eylemin amacı, Evrensel ahlaki ilkeler
  5. Sanat Felsefesi: Sanat felsefesinin konusu, Güzellik kavramı, Güzelliğin kaynağı, Sanat eserlerinin nitelikleri, Sanata ve sanatçıya etki eden unsurlar
  6. Din Felsefesi: Din felsefesinin konusu
  7. Siyaset Felsefesi: Devletin nasıl ve neden ortaya çıktığı, Toplumun düzenine ilişkin görüşler
  8. Bilim Felsefesi: Bilime felsefesinin konusu, Felsefe ve bilim ilişkisi, Bilimin ve bilim anlayışının gelişimi, Bilim felsefesi yaklaşımları, Bilimsel yöntem

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

 

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.
psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Okula Uyum Sorununa Çözüm Önerileri

Özellikle 1. sınıfa başlayan öğrencilerde okula uyum sorunları, öğrenme ve davranış problemleri, kurallara ve yeni düzene alışmada zorluklar devam edebiliyor. Peki 1 ay geçmesine rağmen devam eden uyum sorunlarıyla ilgili aileler neler yapabilir?

ANLAYIN; Anlamanın çözmekten çok daha değerli olduğunu unutmadan, öncelikle çocuğunuzun nasıl bir zorluk, kaygı, sorun yaşadığını anlamaya çalışın. Sorular sorun, araştırın, gözlemleyin.

ZAMAN TANIYIN; Yeni durumlar herkes için belli kaygılar ve uyum zorlukları getirdiği gibi çocuklarda da sürprizlerle ve tanımadığı kişilerle dolu okul, onun belli düzeyde kaygı ve zorluklar yaşamasına neden olacaktır. Üstüne gitmek, hemen çözüme geçmek yerine, yanında olduğunuzu hissettirip ona zaman tanıyın.

MERAKLI OLUN; Size farklı gelen, bir gariplik, sorun olduğunu düşündüğünüz hiçbir durumu ihmal etmeyin, nedenlerini araştırın, etrafınızda bu konuda güvendiğiniz/deneyimi olan kişilerle konuşun, ihtiyaç duyduğunuzda öğretmenine danışmaktan çekinmeyin.

DESTEKLEYİN; Yeni süreçte onun en çok ihtiyacı olan şey destek. Ona yanında olduğunuzu hissettirin, eleştirmek yerine destek olun, neye ihtiyacı olduğunu sorun. Kızmak yerine anlamaya çalışın, onun zorlandığını gördüğünüzü, onu anladığınızı hissettirin.

OYUNA YASAK GETİRMEYİN; Oyun ve oyuncaklar hala onun için öğrenme, gelişim ve rahatlama alanı. Artık okul var diye ya da sorumlulukları arttı düşüncesiyle oyunu yasaklamayın, denge kurarak zamanlarını belirleyerek oyun oynamasına izin verin.

SORUMLULUK VERİN; Bu süreci iyi yönetebilmek için onun da düşüncelerini alarak ona sorumluluklar verin. Neyi ne kadar yapması gerektiğine dair yeni okul düzeniyle birlikte sorumluluklarını konuşun. Yapılması konusunda destek olacağınızı anlatın. Rahat olmasını sağlayın.

KAYGILANMAYIN; Eğer siz bu süreçte kaygılıysanız uyum süreci bir o kadar zorlu geçecektir. Çocuklar ebeveynlerinin kaygı ve korkularını çok kolay hisseder ve içselleştirirler. Eğer bu süreçte sizi endişelendiren, korkutan, düşündüren durumlar varsa mutlaka okuldan, öğretmeninden destek isteyin. Siz ne kadar rahatsanız çocuğunuz da o kadar rahat olacaktır.

KURALLAR; Bu sürecin en önemli belirleyicileri konumunda gibidir. Hem okulda hem de evde kurallar iyi belirlenmiş ve çocuk tarafından anlaşılmışsa kurallar iyi işlediği sürece çocuğunuz kaygı, korku hissetmeyecektir. Kuralların anlaşılması için onunla konuşun. Neyi, neden ve nasıl yapması gerektiği konusunda sık sık sohbet edin.

ÖĞRETMENİN DESTEĞİNİ ALIN; Çocuğunuzun sınıf öğretmeni uyum konusunda size en çok yardımcı olabilecek kişidir. İhtiyaç duyduğunuz her konuda mutlaka kendisiyle iletişime geçin.

PSİKOLOJİK DESTEK; Çocuğunuzun ruhsal olarak ne yaşadığını, nasıl bir desteğe ihtiyacı olduğunu, neler hissettiğini ve sizin başka neler yapabileceğinizi öğrenmek için okul psikolojik danışmanından (rehber öğretmen) yardım istemekten çekinmeyin.

ARKADAŞ İLİŞKİLERİNİ DESTEKLEYİN; Okulda geçirdiği zamandan bahsederken diğer sorunlara verdiğiniz önemi arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar varsa onlara da gösterin. Arkadaşlarıyla ne kadar sağlam, doyurucu, uyumlu ilişkiler geliştirirse sınıfla, okulla uyumu o kadar iyi olacaktır.

SORUN ÇÖZMESİNE YARDIMCI OLUN; Uyumu için önemli olan diğer beceriler kendini ifade etme, sorun çözme ve yardım isteme becerileridir. Ona ‘balık tutmayı’ öğretin. Zorlandığını gördüğünüz konularda onun neler yapabileceğini gösterin, adım atmasını sağlayın. Sonuç alamazsa destekleyin, tekrar denemesini sağlayın. Kendine güvenmesi, kendini ifade etmesi birçok sorunun çözümünde anahtar olacaktır.

TARZINIZI GÖZDEN GEÇİRİN; Çocuğunun okula uyumu sizin aile, ebeveyn, kişisel tutum ve sorun çözme becerilerinizden bağımsız değil. Çocuğunuzun değişimi için siz de sorunlar karşısında özellikle uyumla ilgili konularda tavrınızı, düşüncelerinizi gözden geçirin. Değişiminiz konusunda siz de esnek olun. Siz değişirseniz çocuğunuz da okulla ilişkisi de uyumu da çok daha kolay değişir.

BAĞ KURUN; Ona kendi okula başlama deneyiminizden, yaşadıklarınızdan bahsedin, bağ kurmanızı ve onun rahatlamasını sağlayacaktır. Her gün onu zorlamadan okula dair konuşun, arkadaşlarından, öğretmenlerinden, duygularından bahsetmesini sağlayın. Bu sohbetin spontan olmasına özen gösterin. Ne hakkında ne kadar konuşmak istiyorsa o kadar anlatsın ve anlattıklarıyla ilgili yaşanan durumdan çok duygularına, ne hissettiğine odaklanın.

Çocuğunuza sadece dersler, ödevler sırasında değil oyun oynarken de eşlik edin. Bu eşlik onun üzerindeki baskıyı azalttığı gibi sizi de evdeki yardımcı öğretmen pozisyonundan kurtaracaktır. Eğer hala belli konularda zorlandığını, çözümsüz kaldığınızı düşünüyorsanız daha fazla beklemeden bir uzmandan yardım isteyin.

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Eğitim Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Okula Uyum Sorunu, Okul Korkusu Nasıl Aşılır

Okula yeni başlayan çocuklarda uzun süren ayrılık kaygısı ve buna bağlı ağlama nöbetleri, başka sorunların da habercisi olabiliyor.

Her yıl olduğu gibi bu yılda yüz binlerce çocuk, ilk kez anne babasından okulların açılmasıyla saatlerce ayrı kalacak.

Birçoğu ne olup bittiğini anlayamadan duygularıyla baş etmeye bir kısmı ağlayıp, annesini arayıp, evine gitmek isteyecek.

Kısacası “ayrılık kaygısı” hatta okul korkusu yaşayabilir..

Uzun süren ayrılık kaygısının anne baba davranışlarından ortaya çıkmaktadır. Okulun ilk günlerinde çocuğunuzu iyi gözlemleyin. Onu neyin tedirgin ettiğini bulmaya çalışın ve güvende hissettirin. Eğer bu kaygı nedeniyle yaşadığı ağlama nöbetleri birkaç hafta sürerse bir uzmandan yardım almak gerekebilir.

Çocukların ailenin güvenli ortamından, yabancı bir ortama geçişlerin sancılı bir süreçtir, “ayrılık kaygısı” olarak tanımlanan duygu durumunun da sıklıkla görülmektedir. Ancak sanıldığının aksine ayrılık kaygısı, kreş ya da okul çağıyla başlamıyor.

Çünkü bir bebeğin annesinden ayrı odada uyuyamaması, o işe giderken ağlaması da onun kaygı duyduğunu gösteriyor. Bebeklik çağında bunun temel nedeni, bebeğin anneden ayrılık anlarında yaşayacağı duygulara karşı kendini sakinleştirebilme yeteneğini geliştirememesi oluyor. Bu yetenek yavaş yavaş kazanılıyor.

Annelerin doğumdan itibaren bebeğe yaklaşımının bu yeteneğin gelişmesini etkileyen en temel faktördür. Bu nedenle ayrılık kaygısı olan çocuklarda annenin tutumuna odaklanılır.

Ayrılık kaygısı tedavisinde anne ve çocuğun birbirinden sağlıklı, mutlu ve güvenli bir biçimde ayrı kalabilmeleri için aşama aşama planlanan sürecin sonunda, her iki taraf da kaygı ve güvensizlik hissi oluşmadan birbirinden ayrılabiliyor.

Öncelikle çocuk ve annenin her gün sistemli bir şekilde kaliteli vakit geçirmesidir. Çocuğun anne ile kaliteli ve sınırlandırılmış ilişki kurarak ‘yeterli yakıt aldığı’ seansların ardından kendi başına vakit geçirmeye başlaması şaşırtıcı biçimde hızlı olur. Kaliteli vakit geçirmekle kastedilen ise aslında çok basit ve herkesin bildiği bir şeydir; oyun oynamak!.

Çocukla oyun oynamanın ise üç temel kuralı var; oyun iki taraf için de eğlenceli olmalı, telefon, kapı zili, televizyon programı gibi dış faktör tarafından kesintiye uğratılmamalı ve süre olarak sınırlandırılmış olmalı.

Bu kurallara uyularak sistemli olarak egzersizler devam ederken, çocuğun ayrılık anları aşamalı olarak planlanıyor. Örnek olarak, yalnız oyun saatleri ilk dönem annenin yanında olabilir. Ancak anne bu anlarda çocuğun oyununa katılmıyor. Sonraki aşamalarda çocuk odasında yalnız oynaması için cesaretlendiriliyor. Eğer ayrı değilse çocuğun yatağının ayrılması bu süre içinde yapılıyor. Kreşe ya da okula başlama yine bu sürecin içinde bir aşama olarak planlanıyor.

 

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Evinizdeki Küçük Değişiklikler Hayatınızı Değiştirebilir!

Evimiz hem bedenimiz hem de ruh halimiz üzerinde etkilidir. Evimizde yapacağımız ufak değişikliklerle kendimizi daha iyi hissetmemiz mümkün!

Her şeyin bir manyetik alanı olduğunu biliyor muydunuz?

Dünyadaki bütün kıtaların, ülkelerin, şehirlerin hatta mahallelerin manyetik alanı birbirinden farklıdır.  Arabanın içinde bir semtten başka bir semte gidince duygularımızın ve bedenimizdeki hislerin değişmesinin sebebi de aslında geçtiğimiz yerlerin manyetik alanlarının birbirlerinden farklı olması. Aynı sokak içinde bir eve gittiğimiz zaman bile büyük değişiklikler yaşıyoruz. Her şeyin ve her yerin üzerimizdeki enerjisel etkilerinin farkında olursak hayatımız kolaylaşır. Feng Shui, bu noktada çok önemli faydalar sağlıyor.

Sağlığımız için evimizi nasıl döşemeliyiz?

Evimiz hem bedenimiz hem de ruh halimiz üzerinde etkilidir. Bedenimiz burada kendini iyi hissetmeli, güvende olduğunu bilmeli, belli bir düzen içinde olduğunu hissetmelidir. Şayet evimiz bizi kendine çekmiyorsa, orada rahat değilsek ya da bize huzur vermiyorsa evimizi mutlaka yeniden gözden geçirmeliyiz. İhtiyaç, istek ve imkanlarımızla, evimizi dünyanın en huzurlu yeri haline getirebilir hatta hayatımızı değiştirmesini sağlayabiliriz.

Renklerin Gücünü Hayatınıza Katın

Siyah: Siyah Güç rengidir. Siyah renk kişinin kendini çok daha güvende, sağlam ve güçlü hissetmesini sağlar.

Kırmızı: Aktifleştirici, canlandırıcı, hayat enerjisini arttıran bir renktir. İnsan psikolojisini çok olumlu yönde etkiler. Kırmızının aynı zamanda güç veren bir özelliği de vardır.

Beyaz: Beyaz arındırır, korur, gelen olumsuzlukları geri yansıtır. Berraklık ve rahatlık sağlar.

Sarı: Sarı zihin rengidir. Zihinsel işler yapan insanlar için idealdir. Ders çalışan öğrenciler için çok olumlu sonuçlar sağlar. Sarı, zekânın ve iletişimin rengidir. İletişimin az olduğu işyerlerinde ve evlerde daha çok sarı kullanıldığında oradaki iletişimin canlılığın arttığı gözlemlenecektir.

Mavi: Huzur, Mutluluk, Sakinlik, içsel iyileşme, korunma, arınma ve güvende olmak gibi birçok fayda sağlar.

Heykeller ve Objeler

Evlerimiz de, caddelerimiz de, şehir merkezlerinde de birçok heykellerimiz ve objelerimiz var. Uzmanlar bunların etkileri ile ilgili geniş yorumlar yapıyorlar. Ben sizlerle kısa bir şekilde evlerinizde iş yerleriniz de kullanabileceğiniz bazı obje ve heykeller hakkında elde ettiğim bilgileri paylaşmak istiyorum.

Nar: Nar sembolü toplumumuzda bereketi, bolluğu, çokluğu simgeler. Konulan alandan bizim bilinçaltımıza bu mesajları verir.

Şaha kalkmış At: Şaha kalkmış at başarıyı yükselmeyi temsil eder.

Yukarı doğru tutulan asa, kılıç veya bayrak heykeli: Gücü, egemenliği, asaleti ve kendi kendinin efendisi olmayı temsil eder.

Çift Kuğu: Evliliği sonsuz, aşkı, tek eşliliği ve sevgiyi temsil eder. Yunuslar: Yunuslar mutluluğu, neşeyi, huzuru, iyiliği ve birliği temsil ederler.

Kartal: Kartal Özgürlüğü, dönüşümü, Sonsuz Gücü, hayatı yönetebilmeyi, korkusuz ve kudretli olmayı temsil eder.

Güneş Fotoğrafı

Evimize, iş yerimize kısaca yaşam alanlarımıza koyacağımız Güneş fotoğrafı bizi ve yaşam alanlarımızı arındırır, destekler, canlandırır ve güç verir. İş yerinizde masanızın üstünde, duvarınızda bir güneş fotoğrafının olması iş hayatınızda sizi destekleyecektir. Evinizin girişinde, yatağınızın karşısında, salonunuzda olan güneş fotoğrafı sizin ve bütün ortamın enerjisini olumlu yönde etkileyecektir. Kendinizi kötü hissettiğiniz zaman dikkatinizi güneşe vermeniz, eğer dikkatiniz dağınıksa bir güneş fotoğrafına bir süre odaklanmanız sizi çok olumlu yönde etkileyecektir. Güneş mutluluktur, dinamizmdir, neşedir, güçtür ve saflaştırıcıdır.

Ağaçlar

İnsan doğanın içinde mutlu olur. Bütün canlıların insan üstünde farklı etkileri vardır. Yaşadığımız ortamlara doğanın bizi destekleyici gücünü sokmamız çok önemlidir. Ağaçlar bizleri ve yaşadığımız mekânların enerjisini arındırır ve pozitif yönde etkiler. Günümüzde çoğu insan evlerinde çeşitli ağaçlar yetiştiriyorlar. Portakal, mandalina, greyfurt ağaçları balkonlarda rahatlıkla yetiştirilebilir. Bu ağaçlar bolluk, bereket, mutluluk, huzur gibi çok olumlu duyguları temsil etmektedir. Aynı zamanda beden sağlığı için ihtiyaç duyulan temel gıdaları içerirler. Portakalın, greyfurtun ve mandalinanın kokusu insan psikolojisinde çok olumlu etkiler ortaya çıkarır.

Çift Kişilik Eşyalar ile Beklediğiniz Sevgiliye Kavuşun

Hayatımızda, kalbimizde ve evimizde o kişiye yer olmalı. Özetlersek, yatağınız mutlaka çift kişilik olmalı ve her iki yanından da yatağa girilebilmeli. Terliklerin, bornozun, diş fırçasının, havluların, kullanılan her temel şeyin çift kişilik olması güzel bir ilişkiyi hayatınıza çekmeniz için çok anlamlı bir değişiklik. Ayrıca evin dağınık olmaması ve her an misafir kabul edebileceğiniz konumda bulunması gerekir. Evin ilişki bölümlerinin aktive edilmesi ve çift sembollerin, resimleri, heykellerin kullanılması enerjisel olarak sizin de manyetik alanınızı etkileyecektir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da eski sevgili ve eşin eşyalarıyla vedalaşmak. Çünkü ancak bu şekilde hayatınıza yeni bir kişinin girmesi için yer açılmış olacak.

 

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.