Hafızayı Güçlendirmek İçin Neler Yapılmalı

Hafızayı Güçlendirmek için neler yapmalı?

Hafızayı kuvvetlendirmek için ve hayat aynı rutininde devam ediyor ve sıkılıyorsanız, yaşamı farklılaştırmanız ve beyninizi alışkanlıklarını bırakmaya zorlamanız gerekiyor. Uzmanlara göre, cep telefonu, internet, televizyon gibi uyaranlar yüzünden insanlar hiçbir şeye tam olarak konsantre olamamaktalar. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, kitap okumak, müzikle uğraşmak, bulmaca çözmek hafızayı güçlendirdiği konusunda tüm uzmanlar hem fikir.

Ağır diyetler hafızayı zayıflattığı gibi, genç yaşta ortaya çıkan kronik unutkanlık durumu aynı zamanda psikiyatrik hastalık sebebi de olabiliyor. Hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği sorununu önleyin ya da kontrol altına alın. Çünkü kalbimiz için zararlı olan her şey beynimiz için de aynı ölçüde zarar vericidir. Diğer yandan yi ve kaliteli bir uyku düzeni beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar. Sağlıklı bir yetişkinin ihiyacı olan ortalama uyku 8 saat kadardır. O gün öğrenilen bir şeyi yatmadan önce tekrar etmek, akılda kalmasını yüzde 20-30 oranında artırır. Eğer bir düşünce uykunuzu kaçırıyorsa, bu düşünceyi ya da sorunu bir kağıda yazmaksa onu kafanızdan atmanıza yardımcı olur.

Stres ise bir çok hastalığa kapı açtığı gibi hafıza konusunda da sizin aleyhinize çalışan bir unsur. Stresinizi iyi yönetin. Ölçülü ve kontrollü stres dikkati yoğunlaştırmakta, odaklanmayı arttırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve aşırı stres ise dikkati sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte, kortizol hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar geliştirmektedir.

Yeni Şeyler Öğrenmek:

Yeni şeyler öğrenmekten asla vaz geçmeyin. Hatta bunu alışkanlık haline getirin. Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir. Tembelliği bırakın. Zihinsel faaliyetlerinizi sınırlamayın. Özellikle televizyon seyretmek gibi pasif faaliyetleri azaltın. Televizyon karşısında geçirdiğiniz saatler sadece bedensel değil, ruhsal sağlığınızı da kötü yönde etkiler.

Bilinciniz gün içinde alçalıp yükselen bir seyir izler. Çoğu kişi için 90 dakikalık bir döngünün 30 dakikasını düşük düzeyde bilinç oluşturur. Bu döngüyü keşfetmek için kendi kendinizi izleyin. Eğer hangi dönemde bilincinizin doruk noktasına varıp ne zaman performans kaybettiğini fark ederseniz, konsantrasyon gerektiren işlerinizi bilincinizin yüksek düzeyde olduğu zaman yapmaya çalışın.

Egzersizin Önemi:

Her gün egzersiz yapın. Günde 30-45 dakika, haftada en az 4 gün yürümeye, iş saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt kullanmamaya çalışın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturabilmesinin başlıca desteklerinden biri de düzenli ve ılımlı egzersizlerdir. Bizim önerimiz fırsat buldukça yürümenizdir. Yürüyüş yaparken çözmek zorunda olduğunuz bir problem üzerine konuşun. Yürüyüşle birlikte rahatlayan bedeninizde kan dolaşımı artar; bu da daha açık, net ve doğru düşünmenizi sağlar. Ritmik ve düzenli hareketler de beyninizi sakinleştirir.

 

İlaç Kullanımı:

Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin. Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara komşu, eş dost tavsiyeleri ile başlamayın.

Reçetesiz satılan ilaçları rastgele yutmayın. Doğal ya da zararsız diye kullanabileceğiniz bitkisel ürünlerin, besin desteklerinin ve diğerlerinin beyin hücrelerinizi üzebileceğini, zihinsel fonksiyonları bozabileceğini unutmayın. Antihistamik- antialerjik ilaçları özellikle alüminyum içeren antiasitleri ve uyku kolaylaştırıcıları doktorunuzla konuşmadan uzun süre kullanmayın. Vitaminlerden yararlanın. E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerin, selenyum gibi serbest radikal avcısı minerallerin hücreleri oksitlenmekten koruyan güçlerinden faydalanabilirsiniz. Yeteri kadar B vitamini, özellikle B12 vitamini aldığınızdan emin olun. Dengeli bir beslenmenin de yaşlılıkta vitamin eksikliğine yol açabileceğini unutmayın.

Hayata bağlı kalın. Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu koruma ve güçlendirmeye bakın. Aileniz, dostlarınız, işiniz, hemşerilik ve vatandaşlık bağlarınıza, inançlarınıza daha sıkı sarılın. İnsanlarla daha sık birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal aktivitenizi çoğaltmaya çalışın. İyi sosyal ilişkileri olan yaşlılarda bellek fonksiyonları bozulmuyor. Sosyal ilişkiler bir taraftan zihinsel egzersizleri yoğunlaştırıyor, diğer taraftan çeşitli olayların ruhsal travmalarını hafifletmeye yardımcı oluyor.

Hafıza Kuvvetlendirici Birkaç Öneri:

* Vücudunuzu yeni davranışlara alıştırın. Saçınızı tararken, dişlerinizi fırçalarken, kahvenizi karıştırırken ya da diğer günlük basit işleri yaparken sürekli kullandığınız elinizi değil diğer elinizi kullanın.
* Gözlerinizi kapatın ve odada yolunuzu duygularınızla bulmaya çalışın. Bilinçli olarak sesleri dinlemeye ve kokuları almaya çalışın. Bazen yerden bir şey almanız gerektiğinde, ayaklarınızı kullanın mesela kapıyı ayağınızla kapatmak gibi.
* Buzdolabınızın içine dikkatlice bakın. Daha sonra kapağını kapatın. İçindekileri teker teker sıralamaya çalışın. Eviniz için de aynı şeyi yapabilirsiniz, pencerenin önündekileri ya da duvardaki resmin ayrıntılarını inceleyebilirsiniz.
* Her zaman üzüntü ya da şüpheye yakalanıyorsanız ve kendinizi başkalarından daha aşağı görüyorsanız, bunun yerine en çok istediğiniz şeyi ayrıntılı olarak tasarlayın ve elde ettiğinizdeki yaşamınızı düşünün. Negatif düşünceleriniz olduğunda pozitife çevirmek için gün boyunca bunu uygulayın.
* Her günün sonunda o ana kadar ne yaptığınızı 60 dakikada gözden geçirin. Bu gününüzü daha önemli hale getirmek için iyi yardımcı yoldur. O ana kadar olan tüm aktivitelerini zihinsel olarak gözden geçirin. Hafızanız gününüz hakkındaki boşlukları, anları kasıtsız olarak açığa vuracaktır.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Ayrıldıktan sonra yapılan hatalar

Ayrılıklar hayatın bir gerçeği ve eşinizden yahut sevgilinizden ayrıldığınız zaman yaptığınız hataların telafisi bazen çoğu zaman mümkün bile olmayabiliyor. Dolayısıyla ayrıldıktan sonra yapılan hatalar konusunda bilgili olmak, bu hatalardan uzak durmak ve onların etkilerinden sakınabilmek için çok önemli. Aksi taktirde ayrılığın üzerine bir de davranışlarınızın sonuçlarına katlanmak zorunda kalmanız işten bile değil.

Ayrıldıktan sonra yapılan hataların en büyüğü, belki de ayrıldığınız kişinin arkasından kötü konuşmak. Zira birlikte güzel vakitler geçirdiğiniz bu insanın ardından kötü konuşmak, hem yaşadıklarınızın anısına bir ihanet olacaktır hem de bir daha o kişinin hayatta ne zaman karşınıza çıkacağını bilme ihtimaliniz yok. Bunun yanında, özel hayata dair bilgilerinizi paylaşmak, diğer insanlar üzerinde kötü bir izlenim bırakacaktır.

Pek çok kadın ve erkeğin yaptığı bir diğer hata ise, gereksiz yere güçlü görünmeye çalışmak olmaktadır. Ayrılıkların ardından güçlü görünmeye çalışmak, maalesef üzüntünüzü yaşama ihtimalinizi ortadan kaldıracaktır ve bu durum da psikolojik olarak ayrılığın etkilerinden kurtulma sürenizi uzatacaktır. Korku ve üzüntülerinizle yüzleşmek, bu konuda çok daha faydalı olacaktır. Yapılan araştırmalar, yüzleşilmeyen korku ve üzüntülerin, ilerleyen zamanlarda ciddi ruhsal bunalımlara sebep olabildiğini gösteriyor.

Ayrılığın ardından intikam almaya çalışmakda maalesef size üzüntü getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. İntikam için başka birisiyle birlikte olmak, ayrıldığınız kişinin işlerini zorlaştırmak, onun yeni ilişkisini sabote etmeye çalışmak gibi durumlar, maalesef hem sizi hem de karşı tarafı sinir edecektir ve ayrılığın etkilerinden kurtulmanızı imkansız hale getirecektir. Kendi yolunuza bakmanız her iki taraf için de daha faydalı olacaktır.

Ayrılığı kaldıramayıp barışmak için yalvarmak ise sizi küçük düşürdüğü kadar, sizi artık sevmeyen birisine karşı gereksiz duygular beslemenize neden olacaktır. Karşı taraf zaten sizinle barışmak istemiyorsa sizi gözden çıkarmış demektir ve bu nedenle kendinizi yormanın da bir anlamı yok. Barışsanız bile ilişkinizin çok uzun süreler devam edeceğini düşünmeyin.

Ayrılıktan sonra kendinizi değiştirmeye çalışmak, saçları kestirmek, kıyafetler almak, ekstrem işlere girişmek gibi davranışlar, o an sizi mutlu etse de ayrılıkla yüzleşmenizi engelleyecektir. Yaptığınız değişikliklerden hoşnut kalmama ihtimaliniz de her zaman mevcut.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Güçlü bağlara sahip mutlu evliliklerin için 10 altın öneri

Birbirlerinin kişisel özelliklerine ve farklılıklarına saygı duyan çiftlerin ilişkilerini uyum içerisinde sürdürmektedir. Bu unsurların yanında daha da önemli olan faktörlerin, ilişkiyi sürdürmeye dair duyulan inanç ve arzudur. Evlilikte, istek ve çabanın diri tutulmasıda önemlidir. Çabanın ve isteğin istikrarsızlığı, ilişkiyi çıkmaza sokan önemli unsurların başında geliyor.

İletişimsizlik, saygısızlık ve saldırganlık ciddi sorunlara neden oluyor

Birlikteliklerin ve evliliklerin yenilenmeye ve gelişmeye ihtiyaç duyan bir dinamiğe sahiptir. Mutlu ilişkilerin, yenilenmeye ve gelişmeye açık bireyler tarafından yürütüldüğünü, evlilikteki veya birlikteliklerdeki iletişimsizlik, saygısızlık ve saldırganlığın ciddi sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Aile yapılarının, karakter özelliklerinin, eğitim seviyelerinin ve zevklerin birbirine uyumunun, ilişkilerde ortaya çıkan problemlerle başa çıkılmasını kolaylaştıran unsurlardır.

Güçlü bağlara sahip mutlu evliliklerin için 10 altın öneri;

1. Farklılıklar, erkeği kadına kadını erkeğe üstün kılmayan özelliklerdir. Bunun bir üstünlük değil bir özgünlük olarak kabul edilmesi gereklidir. Unutulmamalıdır ki farklılıklar, rutini bozan heyecanlara zemin hazırlar.

2. Çiftlerin yaşamdan beklentileri ve amaçları uyumluluk göstermeli, çift ruhsal ve cinsel uyuma sahip olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, birbirlerini seven ve paylaşma duygusuna sahip çiftler birbirlerini mutlu eder.

3. Fiziksel, sözel ve davranışsal ve psikolojik şiddet, mutlu bir evlilikte olmaması gerekenlerin başında gelir.

4. İlişkide çatışma yaşandığında çiftler sakinliğini koruyarak sorunu çözme yoluna gitmelidirler. Davranışsal ve yapıcı eleştirilerle çözüm için uğraşmalıdır.

5. İlişkide ortaya çıkan herhangi bir sorun, asla çiftlerden birine mal edilmemelidir; çünkü evlilik iki kişiliktir. Var olan bir sorunda, kadın ve erkeğin değişen oranlarda sorumlulukları bulunmaktadır.

6. Araştırmalar, evliliğin ilk yıllarında ve ilk çocuk doğduktan sonra çiftlerin birbirlerine ayırdıkları zamanın azaldığını ortaya koymaktadır. Bu dönemlerde eşler, birlikte düzenli vakit geçirecekleri programlar yapmayı ihmal etmemelidir.

7. Eşlerden biri ya da her ikisinin cinsel sorunlar yaşamaları durumunda yardım almaya açık olmaları önemli bir diğer husustur.

8. Eşlerden birinin iletişim ya da öfke kontrol problemleri varsa yine bahsi geçen konularda profesyonel yardım alınması, ilişki açısından oldukça önem taşımaktadır.

9. Evlilikte dostluğun devamı, konuşmak, dertleşmek ve destek olmak vazgeçilmez bir özelliktedir. İlişkiye zarar verdiği düşünülen üçüncü şahıslara sınır koyma, ilişkiye dahil etmeme de önemli ve gereklidir.

10. Çiftler evlilik süresince yaşanabilecek krizlere direnebilme ve ilişkiyi ayakta tutabilme becerilerini geliştirebilir ve gerektiğinde profesyonel yardım alarak yaşanan çatışmalara dışarıdan bakabilmelidir.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.