Anne baba kavgası güveni azaltıyor

Aile çocuk için gelecek hayatını şekillendiren en önemli kurumdur. Bütün dünyada da çocukların ilk gördükleri, gözlerini açtıkları sosyal ortam ailedir. Anne karnından itibaren annenin yaşadığı kaygıyı hissedebilen bebek ev içindeki gerilimi ve kendi için en önemli varlık olan annenin sıkıntılarını da hisseder. Bu onun gelecekteki hayatını da etkileyecektir. Çocuk için gelecekte kendine olan güvenini verecek olan şey ev içindeki güvendir. Çocuk geleceğinden emin olmak ister. Aç açıkta kalmayacağından, anne babasının devamlı onunla ilgilenip bakacağına emin olmak kendine olan güveni arttırır.

Fakat devamlı kavga eden anne babanın ayrılma riski çocukta bana kim bakacak diye kaygı yaratabilir. Bu da gitgide kendine olan güveni azaltır. Devamlı kaygı içindeki çocukta çökkünlük görülür. Bu yüzden anne baba kendi arasındaki problemleri çocuk önünde ya da onun üzerinden çözmeye kalkışmamalıdır. Çocuk burada kendinin anne babanın arasını bozduğunu ya da anne babanın kendini sevmediğini düşünebilir. Bu durumlarda çocuğun şu andaki ve gelecekteki ruhsal sağlığı için anne babanın muhakkak aile terapisi alması gerekir. Yoksa kendi ilişkileri bozulduğu gibi çocuğun da ruhsal sağlığını bozacaklardır.

Okul öncesi çocuklarda arkadaşlık ilişkileri

Çocukların ilk sosyal çevresi aileleridir. Özellikle 3 yaşa kadar sosyallik sadece ihtiyaçların giderilmesi ve dünyayı tanıma adınadır.

3 yaşına geldiğinde artık çocuğumuz özbakım becerilerini geliştirmeye başlar. Bu süreçte tek başına oyundan grup oyununa geçer. Ancak paylaşım duygusu zayıf olduğundan sık sık kavga edebilir. 4 yaşında; yenmek-yenilmek, yapmakyapamamak, başarmak-başaramamak kavramlarının farkına varmaya başlar ve hep olumlu tarafta olmak ister. Bağımsızlık duygusu gelişmiştir.

5 yaşındaki çocuk artık yavaş yavaş gruba ve sosyalleşmeye doğru ilerlemiştir. Kendi başına kalmak istemeyecek, yaşıtları ile aynı ortamlarda bulunmaktan zevk alacaktır. Artık kurallı ve “evcilik” dediğimiz, çocuğun rol yapmasını gerektiren oyunlar öğrenilmiştir.

5 yaşın sonlarında ve 6 yaşında çocuk olumsuz olduğu bir döneme girer. Çeşitli olumsuz huylar edinebilir. Başkalarıyla laf kavgası yapabilir, erkek çocuklarda bedensel kavga gündeme gelebilir. Erkek ve kız çocuklar arası ayrım iyice belirginleşmeye başlar. Erkek çocuklar top, araba vb. oyuncaklara yönelirken, kız çocukları ip atlama, evcilik, gerçek bebeklere bakma türünde davranışlar sergilerler. Suçlanmak, eleştirilmek istemez; verilen cezalara tepki gösterir. Her şeyin hepsini ister, paylaşmaktan kaçınır; ancak zaman zaman toplumsal onay istediği için bunun tam tersi şekilde davranabilirler.

Çocuk okul olgunluğuna erişene kadar olumsuz, hırçın dönem devam eder. Bu dönemde çocuk benmerkezcidir. Bu; çocukların bilinçli ve isteyerek bencil oldukları ya da kendileriyle aşırı derecede meşgul oldukları anlamına gelmez. Benmerkezlilik, daha çok bir şeyi başkasının bakış açısından görme ya da başkasının duygularını, gereksinimlerini fark etme konusundaki yetersizlik anlamına gelir. Bu dönemdeki çocuklar bazen başka çocuklarla alay eder ya da hayvanları incitirler, çünkü karşılarındakilerin duyduğu acıyı fark etmezler. Benmerkezlilik küçük çocukların birbirleriyle ya da daha yaşlı insanlarla iletişimlerinde sık sık görülür.

Eve koşup ‘’Anne, onu aldı,o şimdi yok’’diyen çocuğu düşünün.’’O’’dediğinin kim oldu- ğunu ve ‘’O’’ nun neyi aldığını annesinin bilmediğini anlayamaz, çünkü kendisini annesinin yerine koyamaz. Bu süreçte çocuklarımızın sık sık arkadaşlarını eleştirdiklerini ve şikâyet ettiklerini görebiliriz

5 yaşındaki olgunluk çağında da, 6 yaşındaki negatif dönemde de çocuklarımızın arkadaşlara ihtiyacı olduğunu görürüz. Onlar dünyayı kendi taraflarından algılasalar da birileri ile bu dünyayı paylaşmaya ihtiyaç duyarlar. Gruplarını ve arkadaşlarını genellikle kendi cinslerinden seçerler. Aynı zamanda kendi cinsiyetlerine uygun rolleri öğrenme ve benimseme sürecinde olduklarından, bu yeni davranımları karşılarındakilerle, kendileri gibi olanlarla paylaşırlar. Bu dönemde çocuklar yalnız bir arkadaş ve dostu genellikle tercih etmezler. Kendilerini tüm çevrelerine kanıtlamak istekleri vardır çünkü. Eğer bireysel arkadaş seçimleri varsa da bu seçim çocukların kişiliklerine göre değişecektir. Örneğin lider ruhlu bir çocuk bu liderlik özelliklerini ortaya koyabileceği, daha sessiz, sakin kişilerle arkadaş olabilir. Duygusal olarak anne-babaya bağımlı, takipçi özellikleri olan bir çocuk ise bu karakter yönünde seçimler yapacaktır.

Çocuklarımızın seçimlerini hem desteklemeli, hem de farklı ortamlara girmeleri için onlara fırsatlar sunmalıyız. Okul öncesi dönemde çocuklar sosyalleşme adına pek çok şey öğrenir, bu öğrendikleri ile okulun kurallı ortamına daha uygun ilişki şekilleri geliştirebilirler. Çocuklarımızın sosyalleşmesine olanak verirken, mümkün olduğunca doğru bakış açılarını göstermek ancak arkadaş ilişkilerine birebir müdahale etmemek daha doğru olacaktır. Unutmamalı ki çocuklarımız model alarak ve yaşayarak öğrenirler.

 

Çocuklar Boşanmadan Nasıl Etkileniyor?

Evlilik kadar boşanma da doğal bir şey. Ancak boşanma bazen karı koca kadar çocukları da ilgilendiriyor. Hatta çocukları daha çok ilgilendiriyor diyebiliriz. Çünkü eğer anne baba yeterince dikkatli olmazsa çocukta ciddi travmalara yol açabilir bu boşanma durumu.

 

Çocukta boşanmanın ortaya çıkardığı ilk düşünce ‘Ben şimdi ne olacağım?’ dır. İlk olarak gelecek kaygısı baş gösteriyor yani çocukta.  Ben nerede kalacağım? Babamı görebilecek miyim? Annem evlenirse ne olacak? Bunlar ve bunlar gibi sorular çocukların kafasını meşgul etmeye başlar.

 

Burada çocuğun psikolojisinin korunması için yapılması gereken tek şey, çocuğun olabildiğince boşanmadan uzak tutulmasıdır. Boşanmadan önce çiftler arasında çeşitli tartışmalar yaşanabilir, sürtüşmeler yaşanabilir ama çocuğun bunlardan haberi olmaması gerekir. Çocuğa boşanmayla ilgili açıklanması gereken tek şey, standartlarının değişmeyeceği, annesini de babasını da istediği zaman görebileceği, sadece artık aynı evde yaşamayacaklarıdır. Eğer bu şekilde bir açıklama yapılır ve çocuk gergin ortamdan uzak tutulursa çocuk travmayı en kısa sürede, en kolay şekilde atlatacaktır. Bu aşamada çocuğun öğretmeniyle iletişim içerisinde olmanız yararlı olacaktır. Bazen çocuğun bu dönemden daha az etkilenebilmesi için bir psikolog yardımı gerekebilir.

 

Boşanmanın çocuklar üzerinde bir etkiye yol açacağı aşikar. Ancak sadece bir çocuğun mutluluğu için bir evliliğin devam ettirilmesi sağlıklı bir yöntem değildir. Sevgi, saygı ortamının olmadığı, huzursuzlukların yaşandığı bir evde yaşamak da çocuk için olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.