Öfkeli Çocuğa Nasıl Davranılmalıdır?

Anne babaların en çaresiz kaldıkları dönemlerden biri de çocuklarının öfkeleri ile başa çıkamadıkları zamanlardır. İstediği yapılmayan her çocuk, bağırma, ısırma, vurma ve kendini yere atma yöntemlerine başvurabilir. Çünkü hiçbir çocuk “hayır” cevabını sevmez. Hatta bu onun öfkesini daha da artırabilmektedir. Bu durumda “çivi çiviyi söker” deyip aynı ölçüde çocuğa tepki göstermek ise yapılan en büyük yanlıştır.

Dikkati çekmek için öfkesi kullanır

Üzüntü, korku, şaşırma, sevinme gibi temel bir duygu olan öfke, spontan ve doğal olarak yüzde kızarma, kalbin çarpması ve küçük çocuklarda ağlama krizlerine varan tepkiler olarak ortaya çıkabilmektedir. Bebek, doğumundan sonraki dönemde ihtiyaçlarının ağlama ile giderildiğini ve çevreyi harekete geçirebildiğini yavaş yavaş öğrenir. İhtiyaçları giderilmediğinde hayal kırıklığı ile tanışır ve tek çaresinin ağlamak olduğunun farkına varmaktadır. Bir yaşından itibaren çocuklar büyüdükçe öfkelenme ve bunu gösterme davranışına başlamaktadır. Öfkeli davranışlar genellikle yapmak istediğini yapamama, istemediği bir şeyi yapma, çok yorulma, acıkma, kendini ifade edememe ve ebeveynlerin dikkatini çekmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir.

Krizin başladığı nokta

Çocuklarda davranışlar bu dönemde ben merkezli ve dürtüsel olmaktadır. Çocuklar davranışlarını engellemek istemezler ve bunun karşısında da onu yönlendirmeye çalışan ebeveynler ile zıtlaşmaktadırlar. İşte tam da bu noktada kriz başlamaktadır. Bu noktada çocuk bağırabilir, ısırabilir, vurabilir ve kendini yere atabilmektedir.

2 yaş en kritik dönem

İki yaş dönemi çoğunlukla “korkunç iki yaş (terrible two)” olarak adlandırılmaktadır. Çocuk bu yaşta yürümeye ve konuşmaya başlar, çevre üzerinde hâkimiyeti artar. Kendini dünyanın merkezindeymiş gibi hisseden çocuk, yapmak istediğinin engellenmesinden hoşlanmaz ve ‘hayır’lar başlamaktadır. Karşılıklı gerginlik arttıkça çocukta tutturmalar, negatif tavırlar öfke krizlerine dönüşebilmektedir.

Aynı ölçüde tepki vermeyin

Çocuğun öfkeli tutumlarına karşılıklı tepki vermek onun gerginliğini daha da artırmaktadır. Sakin kalmalı ve kriz anı geçince çocukla konuşarak durumu değerlendirerek duyguların dışa vurulmasını sağlamak her iki tarafı da rahatlatacaktır. Herhangi bir vurma davranışında çocuğu sadece tutmak ve onunla göz kontağı kurarak bunu bir daha yapmaması söylemek doğru olacaktır.

Çocuğunuza vurmak yerine göz kontağı sağlamayı deneyin

Çocuğa vurmanın bir sınırsızlık göstergesi olduğu düşünüldüğünde anne-baba-çocuk çerçevesinde ebeveynin konumu vurgulanarak sınırların çizilmesi gerekmektedir. Çocuğu odaya kapatarak cezalandırmak gibi öfkeyi artırıcı ve anlamsız davranışlardan uzak durmak gerekir. Çünkü çocuğa öfkeli şekilde davranmak onun da aynı şekilde davranmasına model oluşturmaktadır.

Krizi önlemek için doğru cümleler seçin

İstediğini yaptırmak için öfkelenen çocuğun bu davranışlarına son vermek isteyen ebeveynler çocukların isteğini anında yerine getirme davranışını seçebiliyorlar. Hızlı bir çözümmüş gibi görünse de aslında bu durum çocuğun öfkelenmek ve istediğinin olması arasında ilişki kurmasını ve bu davranışını pekiştirmesini sağlamaktadır. Yapılması gereken davranışlarda net olmaktır. Örneğin yatma saati gelmiş ise ‘Yatağa gitmek ister misin?’ gibi açık uçlu bir soru yerine “Yatağa gitme saati’ demek ve krizleri önlemekte daha faydalı olacaktır.

Oyun terapisi ile öfkesine çözüm bulun

Sorun çözülmez ise ilerleyen yaşlarda dikkat eksikliği, hiperaktivite, kaygı, depresyon gibi psikiyatrik tabloların da eşlik ettiği öfke kontrol sorunları yaşanabilmektedir. Bu tür durumlarda ailelerin danışmanlık hizmeti alması yararı olacaktır. Oyun terapisi teknikleri ile uygulanan psikoterapi süreci bu konuda faydalı yöntemler arasında yer almaktadır.

Çocuğa Bir Pedagoga Gideceğini Nasıl Açıklanır?

Çocuk ve Ergen Psikoterapisi, terapist ve çocuk, ergen ya da aile arasında geçen terapötik görüşmeyi ve etkileşimi içeren bir psikolojik tedavi biçimidir. Çocuk/Genç ve ailelerin problemlerini anlamalarına ve çözmelerine, problemli davranışı değiştirmelerine ve hayatlarında olumlu değişiklikler yapmalarına yardımcı olur. Psikoterapi sürecinde, çocuk ve gencin bireysel ihtiyaçlarına ve içerisinde bulunduğu duruma göre Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanalitik Terapi, Oyun Terapisi, Aile Terapisi gibi birçok terapi yönteminden yararlanılabilir.

Psikoterapi süreci hızlı ilerleyen, sorunları bir anda çözen bir süreç değildir. Bu süreç, karmaşık ve zengin bir şekilde ilerleyen, çocuk ve ergenlerin problemlerini azaltan, onlara iç görü kazandıran ve hayat kalitelerini, işlevselliklerini arttıran uzun bir süreçtir.

Çocuğun yardım alması gerektiğine karar verildiğinde bunun çocuğa açıklanması gerekmektedir. Çocuk ve gencin içerisinde bulunduğu yaş dönemine göre bu sorunun cevabı değişmektedir.  Bu açıklama yapılırken temel olarak bu noktalara dikkat edilmelidir:

  • Açıklamak için sakin bir zamanı bekleyin. Çocuğunuz sizi kızdırdığında, üzdüğünde veya çocuğunuzla bir tartışma sonrasında pedagoga götüreceğinizi söylemeyin.
  • Neden psikoloğa gitmesi gerektiği konusunda dürüst ve açık olun. Sizi endişelendiren durumu çocuğunuza söyleyin. Örneğin; “Son zamanlarda, arkadaşlarınla sorunlar yaşadığının farkındayım. Bu konuda bir uzmandan yardım almanın iyi olacağını düşünüyorum.” diye bir açıklama yapılabilir.
  • Problem hakkında kimden yardım alınacağını çocuğa doğru bir şekilde aktarın.” Bir doktora/öğretmene/ablaya/abiye gideceğiz” yerine bir “uzman” ya da “pedagog” yardımı alacağınızı açıklayın. Bu kişiyi, çocuğun içinde bulunduğu durum hakkında konuşacağı ve bu durumla başa çıkma konusunda ona yardım edecek biri olarak tanımlamalısınız.
  • Gençlerde;  terapiye gitmenin onların kötü davranışından kaynaklanmadığının üzerinde durun ve terapide konuşulanların terapist ve genç arasında gizli tutulacağını anlatın.
  • Çocuğunuza, pedagog ile çalışmanın bütün aileye olumlu bir katkısı olacağını belirtin. Böylece çocuk, problemli bir birey olarak ailede dışlanmamış olacaktır.

Çocuğum ne zaman psikolojik desteğe ihtiyaç duyar?

Çocuğunuzun aile, eğitim ve sosyal hayatını aksatan davranış ve tutumları varsa hiç vakit kaybetmeden uzmandan danışmanlık yardımı almalısınız. Anne-babalar, çocuklarında gördükleri sorunlu bir davranış hakkında uzmana danışmadan önce şu soruların cevaplarını da değerlendirmelidir:

  • Ne kadar sıklıkla bu davranışı çocuğumda görüyorum? Her gün? Haftada bir?
  • Çocuğum bu davranışı ne kadar şiddetli yaşıyor? Farkında mı? Kontrol edebiliyor mu?
  • Çocuğumun yaşıtları da böyle davranıyor mu?
  • Eğer çocuğumun bu davranışı hakkında yardım almazsam ileride ne olur?

Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde çözümlenemeyen psikolojik sorunların ihmal edilmesi yetişkinlikte birçok problemin kaynağı olabilmektedir.

Geç Algılama ve Anlama Durumu İçin Ne Yapılmalı?

Günümüzde öğrenme çocukluk döneminden başlar. Bir insanın öğrenmesi hiçbir zaman bitmez, yaşı ilerledikçe çeşitli konularda bilgi sahibi olmaya devam eder. Bilgi dediğimiz kavramın tabiri caizse sonu yoktur, dolaylı olarak öğrenmenin de bir sonu yoktur. Bu beynimizin normal durumdayken yaptığı bir aktivitedir. Fakat bazı durumlarda algılama konusunda sıkıntı yaşanabilir, anlamakta sıkıntı çekebiliriz. Bu durum doğuştan olabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabilir. Çeşitli nedenler etki olarak kişide algılama ve anlama konusunda yavaşlama yapabilir.

Geç Algılama ve Anlama Durumu Nedir?

Beynimiz yukarıda bahsedildiği gibi normal aktivitelerinde öğrenmeye açık bir organımızdır. Tabii ki her kişinin bir algılama kapasitesi vardır fakat bu farklar bir sorun niteliğinde değildir. Geç algılama ve anlama durumu, adı üstünde kişinin normal bir insana göre algılama ve anlama durumlarında yaşadığı sıkıntılardır. Fakat başta da örnek verildiği gibi bu durum normal insandakine göre fazla bir farklar barındırır. Bu yüzden her geç algılama durumunu sorun olarak görmek doğru değildir.

Geç Algılama ve Anlama Durumuna Neler Sebep Olur?

Bu sorun doğuştan olabileceği gibi sonradan da olabilir. Doğuştan olabilen durumlar bebeklerin kafasının üst kısmında bulunan bıngıldak bölgesinden ve doğuştan zeka seviyesinin daha az olmasıdır. Sonradan olabilen durumları ise yüksek ateş, sinir sisteminin yıpranması, hamilelikte kullanılan sigara ve rastgele ilaçlar, uyku bozukluğu şeklinde sıralamak mümkündür.

1. Doğuştan Kaynaklı Sorunlar

Bebekler doğduklarında bıngıldak bölgeleri açık olur ve bu bölge zamanla kapanır. Bebeğin bu bölgesinin kapalı olarak doğması veya normal zamandan daha geç kapanması durumları zeka seviyesini olumsuz etkileyebilir. Bu konuda bir doktora gitmek en doğru tercih olacaktır. Ayrıca bir bebek doğuştan zeka seviyesi düşük olarak doğabilir. Bu durum da geç algılama ve anlama konusunda sıkıntı yaşanmasına nedendir.

2. Yüksek Ateş

Yüksek ateş hemen hemen herkesin başına gelebilen fakat bebekler ve çocuklarda daha fazla görülen bir durumdur. Vücudumuzun normal sıcaklığı 36 derece civarındadır. Bu sıcaklığın artması ve yüksek ateş olarak tanımlanır. Uzun süre yüksek ateş durumda kalan bir kişinin havale geçirmesi sonucu beyin hücrelerinde sorunlar meydana gelebilir.

3. Sinir Sisteminin Yıpranması

Sinir sistemlerinin yıpranması durumu algılama ve anlama konusunda sorunlar çıkarabilir. Aşırı yorgunluk gibi durumlar sinir sistemini olumsuz etkileyebilir.

4. Hamilelikte Kullanılan Sigara ve Rastgele İlaçlar

Sigara kullanımı kişinin kendi sağlına dahi zarar vermekle beraber hamile olan bir kadının sigara kullanması bebeği için olumsuz bir durumdur. Hamilelik döneminde sigara kullanımının etkilerinden bir tanesi de bebekte oluşabilen zeka geriliğidir. Hamilelik döneminde yapılan bir başka yanlış da doktorun önermediği ilaçları kullanmaktır. Bazı ilaçlar özellikle hamilelik döneminde kullanılmaz.

5. Uyku Bozukluğu

Uyku düzeni bir insanın sağlığı için önemli bir konudur. Uyku zamanında vücut toparlanır ve yeni güne kendini hazırlar. Uyku düzenin bozulması çeşitli sorunlara yol açabilir. Bu sorunlardan bir tanesi kişinin gün içinde algı ve anlama konularında sıkıntı yaşamasıdır.

Geç Algılama ve Anlama Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Bahsi geçen durumların sebepleri yukarıda görüldüğü gibi çeşitli konulardan olabilir. Doğuştan kaynaklı sorunların belli başlı kesin çözümleri yoktur. Tabii ki bir doktora görünmeli ve neler yapılabileceği konusunda danışılmalıdır. Ayriyeten yüksek ateş ve sinir sisteminde kalıcı sorunlar için de bilindik kesin bir çözüm yoktur. Aynı şekilde bu gibi yaşanılan durumlar bir doktora görünmekte fayda vardır. Bunlar dışında hamilelik döneminde kullanılan sigara ve rastgele ilaçlar bebeğin zekası konusunda sorun yaratabileceği için dikkat edilmelidir. Uyku düzeni konusunda ise kişinin en uygun düzeni kendisine belirlemesi ve buna uyması gerekir.

Her kişinin kendine has uyku ihtiyacı vardır. Bunun dışına çıkmaz ve uyku düzeninizi korursanız gün içinde uykudan kaynaklı algılama ve anlama konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Vitamin eksikliği gibi durumlar da algı ve anlama konusunda sıkıntı yaratabilir. Bu sebeple kan değerleri ve vitaminleri ölçtürmek için test yaptırılıp doktora danışılmasında fayda vardır. Son olarak olabildiği kadar stresten ve sıkıntıdan uzak durulmalıdır. Kafanızın yoğun olduğu zamanlarda algılama ve anlama konularında sıkıntı yaşamak doğal bir sonuçtur. Bu yüzden bu konuya dikkat etmekte fayda vardır.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.