Boşanma Çocukların Psikolojisini ve Yaşamını Nasıl Etkiler?

Ebeveynleri  boşanma kararı almış ya da boşanmak üzere olan çocuklar çeşitli heyecanlar ve sorunlar yaşarlar. Birçok çocuk anne ve babasının boşanma döneminde korku, kafa karışıklığı, hiddetlenme ve güvensizlik gibi karışık duygular hissedebilir; bazen de ebeveynlerin onu terk edeceğini düşünebilir. Anne babasının ilişkisi ne kadar kötü olursa olsun, her çocuk boşanmayı bir kayıp olarak algılar.

Anne babasının boşandığı dönemdeki yaşlarına ve gelişme evrelerine bağlı olarak, çocuklar duygularını farklı şekillerde gösterirler.

Okul öncesi çocuklarda boşanmanın kötü etkileri: Henüz okula başlamamış olan çocuklar, bir ebeveynden ayrılacakları için ya da başka insanların (anneanne, babaanne, amca, dayı gibi akrabalarda ya da çocuk yuvası gibi bir kurumda) kalacağı için korkabilirler. Bazı çocuklar anne ve babasının boşanması konusunda kendisini suçlayabilir. Bu çocuklar bunalımlar geçirebilir, uyku, yeme ya da tuvalet alışkanlıklarında sorunlar ortaya çıkabilir ya da bu düzenleri değişebilir.

Okul çağındaki çocuklarda boşanmanın kötü etkileri: Okula giden çocuklar huysuz, ağlamaklı, öfkeli, dalgın, saldırgan olabilirler ve/veya okula gitmeyi korkabilirler ya da bunalımlar geçirmekten korkabilirler. Boşanmadan dolayı üzüntü duyduklarını ve onların tekrar bir araya gelmelerini çok istediklerini söylerler. Onlara olan bağlılıklarını paylaştırmak zorunda kaldıkları için kaygı duyabilirler. Okul başarılarında düşüş gözlenebilir. Beslenme ve uyku bozuklukları yaşayabilirler.

Ergenlerde boşanmanın kötü etkileri: Anne ve babası boşanmış büyük çocuklarda ve ergenlerde baskın duygu durum değişiklikleri ve şiddetli öfke vardır. Bu yaşlardaki çocuklar genellikle taraf tutar ve suçu diğer ebeveyne yüklerler. Ergenlik döneminde anne ve babası boşanmış çocuklar ailesinden ve arkadaşlarından da uzaklaşabilir, saldırgan bir birey olabilirler. Boşanmanın maddi sonuçlarından kaygı duyabilirler, depresyona girebilirler, ileride yaşayacakları yakın ilişkiler (karşı cinse bağlanmak ve onunla ilgili gelecek planları yapmak gibi) konusunda karamsarlık hissedebilirler. Anne babası boşanmış birçok ergen alkol, sigara ya da başka maddelere başlama eğilimi gösterebilir

Boşanma Kararı Almadan Önce

Evlenirken birbirlerine yaşam boyu aynı yastığa baş koyma sözü veren çiftlerin 1 milyonundan fazlası boşanma kararı aldı. Uzmanlar son 10 yılda yüzde 38 oranında artış gösteren boşanmalarda çiftler arasındaki sosyal, ekonomik, cinsel ve psikolojik nedenlerin başı çektiğini belirtiyor. Boşanmanın başlıca sebeplerini; eşlerde, aile yapılarında ve yaşam tarzlarında zamanla ortaya çıkan uyumsuzluklardır.

Yaş ve sosyal statü evliliklerin geleceğini belirler

Evliliklerin sürmesi için çiftlerin birbirine denk durumda olması çok önemlidir. Kadın ve erkeğin eğitim düzeyi ve sosyolojik yapısı çok uzaksa bu durum çiftler arasındaki paylaşımı azaltarak, çatışmayı artıracaktır. Ayrıca evliliklerde yaşam tarzı ve alışkanlıklarının farklı olması zamanla önemli sorunlara sebep olmaktadır. İlk başlarda erkeğin sosyal statüsü, ekonomik anlamdaki gücü ve olgunluğu genç kadının ilgisini, genç kadının hayat dolu oluşu, güzelliği ve neşesi de yaşça daha büyük olan erkeğe çekici gelmektedir. Bu tür ilişkiler birkaç yıl güzel ve uyumlu sürse de zamanla erkek yorulmakta, daha dingin ve sakin bir yaşamı; kadın ise gençliğinin verdiği enerji ile hareketli ve eğlenceli bir yaşamı devam ettirmek istemektedir. Farklı yerlerde mutlu olan, farklı ilgi alanlarına sahip çiftlerin ayrılığı kaçınılmazdır.

Çiftler karar alma konusunda özgür bırakılmalı

Boşanmanın diğer bir sebebi, ülkemizde büyük bir çoğunluğun problemi olan aynı evde kayınvalide ve kayınpederle yaşamaktır. Yeni evli çiftlerin kurulmuş bir düzene ayak uydurmalarını beklemek ise büyük bir yanlıştır. Hayat tarzını oluşturamayan ve bağımsız olmayan çiftler, kendi evliliklerini de benimseyememekte, erkeğin evin oğlu rolünden, eş rolüne geçmesi zorlaşmaktadır. Çiftlerin bir araya gelerek yaşayacakları yerden çocuklarının eğitimine kadar kendileri karar vermesi evliliklerinin geleceği açısından önemlidir. Geniş aile modeli ile yaşamak; tarafların düşüncelerini dile getirmesini, seçimlerini rahatlıkla yapabilmesini zorlaştırmaktadır ve karı koca arasında erozyonlara sebep olmaktadır. Bununla birlikte evlilik, sadece kadının ekonomik açıdan bağımsız olamadığı ya da çocuklar için sürüyorsa, mutsuzluk vardır. Türkiye’de bu sebeple devam eden mutsuz evliliklerin sayısı oldukça fazladır ve kişiler ancak bağımsız olduklarını hissettikleri kadar birbirlerine bağlı olabilmektedir.

Cinsel sorunlar boşanmanın sessiz sebeplerindendir

Erkek ve kadının tekil olarak ya da bir arada yaşadığı cinsel problemler zamanla dile getirilemeyen fakat huzursuzluk veren sorunlar haline dönüşmektedir. Erkek, cinselliği bedeni ile kadın ise beyni ile yaşamaktadır. Bu farklılık zamanla çözülmemiş diğer problemlerin de çiftlerin cinsel hayatına yansımasına neden olmaktadır. Kadının sürekli aklında olan problemler, cinsel soğukluğu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle sevişerek evlenen çiftler, sevişememekten dolayı boşanmaktadır. Ayrıca hala günümüzde erkekten dolayı yaşanan cinsel sorunlar ve bunların gizli tutulması ayrıca tıbbi yardım alınmaması yüzünden bakire sürdürülen evliliklerin oranı azımsanmayacak kadar fazladır. Bunun dışında boşanmaların nedeni olarak kuşkusuz aldatma da önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Hayatta ve yatakta paylaşım azalmışsa boşanma kaçınılmazdır.

Paylaşım azaldıkça psikolojik çöküş artar

Çiftlerin olduğu gibi boşanmanın da psikolojisi vardır. Kadının duygusal, erkeğin fiziksel şiddet uygulaması, çiftlerin psikolojisini olumsuz anlamda etkilerken boşanmayı da hızlandırmaktadır. Ayrıca çiftler arasındaki kişilik çatışmaları boşanma da önemli bir faktördür. Kadınlar, hayatın onlar için hazırladıkları rollere daha çabuk uyum sağlarken bu durum erkeklerde zaman almaktadır. Kadın henüz anne olmadan annelik rolüne girebilirken erkek baba olduktan sonra bu role adapte olabilmektedir. Bu süreçte doğal olarak azalan paylaşım, çiftlerin birbirini anlamalarını zorlaştırarak uyumu da yok etmektedir.

Boşanma kararından önce ilişki terapisine başvurulmalı

Ülkemizde birçok çift boşanmayı düşünmelerine rağmen mutsuz evliliklerini sürdürmeyi tercih etmektedir. Bu durum çiftlerin psikolojisi için bir çöküş ve ilerleyen süreçte daha zor zamanların habercisi anlamına gelmektedir. Çiftler boşanma kararından önce ilişki terapisini denemelidir. Bilimle ve doğru iletişim yoluyla çiftlerin sorunlarını çözülebilmeleri mümkün olsa da erkekleri eş terapisine ikna etmek kolay olmamaktadır. Bu da sorunların çözülmesini, çiftler arasındaki uyumun düzelmesini imkansızlaştırmaktadır. İnsanların mutsuzluk ve ilişkilerini düzeltmek için uzmanlardan yardım almaları, gelecekte mutlu olmaları açısından önemlidir.

Çocuklarda Davranış Bozuklukları ve Nedenleri

Davranış bozuklukları çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı, iç çatışmalarını davranışlarına aktarması sonucu ortaya çıkar. Hırçınlık, sinirlilik, saldırganlık, inatçılık, yalan, çalma, küfür gibi davranışlar davranış bozukluklarına girer.

Bir çocuğun davranışının bozukluk sayılabilmesi için bazı ölçütler gerekir. Bu ölçütler:

1 Yaşa uygunluk

Her gelişim döneminin kendine özgü davranışları vardır. Bu nedenle çocuğun içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini iyi bilmek gerekir. Ör; 2 yaş çocuğu negativist,hareketlidir ve istenilen şeyi yapmaz. Freud’un anal, Erikson’un özerkliğe karşı kuşku ve utanç dönemine rastlayan bu yaşlarda çocuk, özerk bir birey olduğunu öğrenir. Kendisi istemeyince altının değiştirilmesini istemez, öpülmeyi reddeder.

3-5 yaş çocuğu dikkat çekmek ister. Hayal dünyası çok geniş olduğu için inanılmaz öyküler anlatabilir. Henüz yalanla yalan olmayanı ayırt edemezler. Bu nedenle bu yaşlardaki çocukların anlattıkları yalan olarak kabul edilmezken, 11-14 yaşlarındaki çocuklarda görülen yalan normalden sapan bir davranış olarak kabul edilir.

2 Yoğunluk

Bir davranışın bozukluk olarak kabul edilmesindeki 2. Ölçüt yoğunluktur. Örneğin; 5 yaş çocuğunda öfke ve huysuzluk doğalken, bu davranış başkasına fiziki zarar verme şekline dönüşürse, davranış bozukluğu kategorisine girer.

3 Süreklilik

Çocuğun belirli bir davranış türünü ıısrarlı bir biçimde ve uzun zaman devam ettirmesidir.

4 Cinsel rol beklentileri

Erkeklerde kızlara oranla daha saldırgan olmaları beklenirken, davranışları ile erkeklere benzer saldırgan davranan kızların davranışları normalden sapan davranış kategorisine girer.

GENEL OLARAK DAVRANIŞ BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ

1. Dikkat çekmek: Çocuğa gerekli sevgi ve ilgi gösterilmediğinde yada yeterli zaman ayrılmadığında dikkat çekmek için davranış bozukluklarına yönelir.

2. Ebeveynlere karşı güç kazanma isteği

3. İntikam alma isteği: Özellikle dayak yiyen, sevgi verilmeyen çocuk ana-babasından intikam almak ister. Aşırı otoriter ve baskıcı tutum, katı disiplin ana-babaya karşı öfke ve nefret duygularının gelişmesine ve buna parelel olarak başkaldırıcı bir bireyin oluşmasına neden olur.

4. Yetersizlik: Çocuğun kendine güvensiz olması davranış bozukluklarına neden olur. Anne-babanın aşırı koruyucu, hoşgörülü tutumu, gerektiğinden fazla özen gösterilmesi fazla kontrol anlamına gelir. Sonuçta çocuk diğer kimselere aşırı bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal olarak çabuk kırılan bir kişi olur. Bu durum çocuğun kendi kendisine yetmesine olanak vermez ve davranış bozukluklarına neden olur.

DAVRANIŞ BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARLA OLUMLU İLİŞKİ NASIL KURULUR?

1 Karşılıklı saygı

Azarlamak, bağırmak, vurmak, susturmak, tutarsız davranmak çocuğa saygısızlığın göstergesidir. Her ana-baba çocuklarına saygı göstermeyi öğrenmelidir. Her çocuk ayrı bir birey olarak ele alnıp, fikirleri sorulmalı ve fikirlerine saygı gösterilmelidir.

2 Çocuğa zaman ayırmak

Çocukla ilgilenmek, zaman ayırmak gerekir. Birlikte geçirilecek zaman nicelik değil, nitelik olarak önemlidir. Birlikte çocuğun hoşlanacağı faaliyetler yapılabilir.

3 Cesaretlendirme

Çocuğun kendine güvenmesini istiyorsa önce anne-baba çocuğa güvenmelidir. Çocuğun çabasını övmeli ve yüreklendirmelidir. Cesaretlendirme çocuğun kendini değerli algılayabilmesi için çok önemlidir. Cesaretlendirme çocuğu olduğu gibi kabul edip, kendi olduğu için değer vermedir.

4 Sevgiyi anlatmak

Çocuğun kendini güvenli hissedebilmesi için, en azındansevildiğini bilmesi ve sevmesi gerekir.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.