Çocuk ve Ergenlerde Ortaya Çıkan Psikolojik Sorunlar

Çocuk ve Ergenlerde Ortaya Çıkan Psikolojik Sorunlar Konusunda Aileler bir Uzmandan Yardım Alarak Daha Sağlıklı Şekilde Sorunla Başedebilirler.

Okul öncesi döneme ait gelişim sürecinde bulunan (0-6 yaş aralığı) çocuğa sahip aileler sıklıkla şu sorunlarla bir terapistten yardım isterler:

*Yemek, tuvalet ve uyku alışkanlıkları kazandırmada karşılaştığı güçlükler,

*Çocuğun aşırı hareketli olması, çocuğa söz dinletememe ve inatlaşma gibi sorunlar,

* Çocuğun anne-babadan ayrılma kaygısı,

*Okul korkusu, konuşma bozuklukları, tırnak yeme alışkanlığı, parmak emme,

*Kardeş kıskançlığı.

 

Okul döneminde bulunan çocukların  (6-12 yaş aralığı) yaşadığı sorunlar:

*Öğrenme güçlükleri,dikkat eksikliği,

*Sosyalleşme problemleri, arkadaş ve öğretmenlerle sorunlu iletişim,

*Çocuğun gösterdiği mastürbatif hareketler

 

Ergenlik sürecinde (12-18 yaş aralığı) ise ebeveynler şu şikayetlerle başvurur:

*Ergen üzerinde kontrolü kaybettiklerini düşünmesi,

*Ergenin kendi kurallarını oluşturması,

*Madde kullanımı, yaşadığı cinsellik,

*Okul performansına yansıyan davranışları,

*Ebeveynlerin ergenin davranışları ile ilgili olarak aynı fikirde olmayıp, birbiri ile çatışması gibi sorunlarla aileler sıklıkla terapiye gelirler.

 

Daha fazla bilgi ve yardım için bize ulaşın. Gaziantep Pedagog Randevu Telefonu: 05343639896

Çocuklarda Tırnak Yeme Problemi ve Tedavisi

Diğer adı Onikofaji (onychophagia veya onychophagy) olan tırnak yeme, bir davranış bozukluğudur ve günümüzde çocukların üçte biri, ergenlik dönemindeki gençlerin ise neredeyse yarısı bu problemi yaşamaktadır. Çocuk takıntılı bir şekilde tırnak yer ve kendini durduramaz. Dürtü Kontrol Bozukluğu olarak sınıflandırılır ve Obsesif Kompulsif Bozuklukla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yaşayan çocukların %75’i, Karşıt Olma ve Karşıt Gelme Bozukluğu yaşayan çocukların %36’sı ve Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu yaşayan çocukların %21’i aynı zamanda tırnak yeme problemi de yaşar.

Ne Zaman Başlar?

Tırnak yeme 3 yaşından itibaren çocuğun kendi duygularını fark etmesiyle başlar ve yetişkinliğe kadar devam edebilir. Yetişkinlikte nispeten azalır ve sosyal çevrenin etkisiyle görülme sıklığı düşer.

Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?

Eğer çocuğunuz tırnak yiyorsa onu dikkatle gözleyin ve davranışın hangi durumlarda ortaya çıktığını tespit edin. Bu onu anlamanıza ve tedavi sürecine katılmanıza yardımcı olacaktır. Fakat genellikle çocuklar korku, heyecan, endişe, sınav stresi ve ilgisizlik gibi durumlarda tırnak yeme davranışını gösterebilmektedir.

Nedenleri?

Ebeveyn profili

Tırnak yeme davranışı görülen çocukların ebeveynleri kaygılı ve içedönük kişilik özelliklerine sahiptir. Bazıları ise kontrolcü, mükemmeliyetçi, baskıcı ve cezalandırmadan kaçınmayan anne-babalardır. Hatta birçoğunun fiziksel, duygusal veya psikolojik şiddete başvurduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda boşanma sürecinde olan veya yoğun çatışma ve anlaşmazlık yaşayan ailelerin çocuklarında tırnak yeme problemine sık rastlanmaktadır.

Sosyal-Kültürel Nedenler

Okul veya evden farklı bir bölgeye taşınma ve yaşantıda önemli değişiklikler çocuğun tırnak yeme problemi göstermesini sağlayabilir. Ancak burada yeni çevre ile uyum sağlama güçlüğü mü yoksa çocuğun eski yaşantısını terk etmesinin verdiği tahribatın mı etkili olduğu bilinmemektedir.

Tırnak yeme (onikofaji), çocuğun kendine yakın hissettiği birisini model alması sonucu da ortaya çıkabilir. Sosyal çevresinde önemli gördüğü bir kişide (örneğin dayısı) tırnak yeme davranışı varsa bunu taklit edebilir. Başlangıçta taklit olan durum zamanla alışkanlık haline gelebilir.

Psikanalitik Görüş

Freud’a göre yaşamın ilk yıllarını kapsayan (0-2 yaş) dönem oral dönemdir. Bu dönemde çocuk ağız ve ağız çevresinin uyarımlarına karşı elini, nesneleri, hatta ayağını bile ağzının içine alır ve bundan haz duyar. İşte bu dönemde aşırı ilgi veya engellenme çocuğun oral dönemde takılma yaşamasına sebep olabilir. Eğer bu dönemde ağız uyarımlarına karşı ebeveynler kaygılı (nesneleri ağzına almasına karşı kaygılı ve engelleyici) veya emme isteğine duyarsız kalırlarsa bu hazzı yaşamlarının ileriki dönemlerinde de sürdürme eğilimi gösterebilirler. Her insanın içinde öfke ve başkasına zarar verme dürtüsü bulunmaktadır. Fakat çoğumuzda bu dürtüler kontrol altındadır ve sosyalize olmuşlardır. Örneğin trafik kurallarına uymayanlara olan öfkemizi ve zarar verme dürtümüzü trafik kuralları için eğitimler vererek sosyal normlara taşır ve faydalı bir birey oluruz. Ancak insanlar bu dürtüyü kontrol altına almakta bazen başarılı olamayabilir. Tırnak yeme işte bu durumda psikanalitik görüşe göre kişinin başkasına yönelemeyen veya sosyalize olamayan agresyon ve fiziksel zarar verme dürtüsünün kendine yönelmesidir.

Ne Yapmalı?

Ebeveynlerin çocuklarını dikkatle izlemesi gerekmektedir. Bazı durumlarda tırnak yeme çocuğun ilgi çekme aracı olabilir. Böyle durumlarda tırnak yeme davranışına odaklanmadan ve suçlayıcı olmadan konuşmak yararlı olacaktır. Çocuğun ilgi ihtiyacının neden kaynaklandığı sorgulanabilir. Bu konuda asla yapılmaması gereken şey ise tırnak yemesini zorla durdurmaya çalışmak, baskı yapmak ve eleştirel yaklaşmaktır. Bunlar çocuğun kaygısının artmasına ve bu davranışın pekişmesine yol açar.

Çocuklarla her konuda konuşmak kendisini değerli hissetmesini sağlar. Onlarla ilgileri doğrultusunda vakit geçirmek, güçlü ve olumlu gördüğünüz yanlarını övmek, özgüvenini pekiştirecektir. Tırnak yeme davranışı ortadan kalkana kadar bu konuda yapıcı ve sabırlı olunması sürecin olumlu sonuçlanmasına katkı sağlayacaktır.

Bebeğim Otizmli Mi?, Otizm Belirtileri

Otizm Nedir Ne Değildir?

Otizm esasında bir iletişim bozukluğudur. Yani beynin “sen, ben, o” kısmının yeterince çalışmamasıdır. İletişim kurabildiğiniz her şeyi düşünün. Otizm de bunun tam tersi. İletişimsizlik. Patolojik olarak beynin merkezi sinir sitemi hastalığıdır. Otizm zeka geriliği değildir. Toplumumuzda ilk akla gelen “çocuğumun zekası mı geri?” Tam olarak söylenemez.. Çünkü bu bir iletişim kuramama problemi.

Nedenlerine gelince halen şundadır denebilecek bir neden bulunamadı. En çok üzerinde durulan nedenler,

• Genetik olduğu ve bazı genlerin bozularak çocuğa taşınması,
• Annenin hamileliğinde hastalık geçirmesi özellikle kızamıkçık,
• Özellikle annenin ilk 8 haftalık hamileliği sırasında bebeğin ağır metallere maruz kalması ( bulaşıcı hastalık, egsoz gazı, GDO lu ürünler, alkol, sigara gibi..)
• Çocuğa yapılan aşılarla ağır metal yüklenmesi,

Ancak kesinlikle bu nedenden kaynaklanıyor diyerek sebep göstermek zor. Ancak benim gözlemim genelde genetik etmenlerin ağır olması. Genelde genetik denince ilk akla gelen anne, baba, hala, amca da var mı yok muyu araştırmak.. Ancak soy ağacında daha aşağılara inildiğinde farklı sonuçlar çıkabilmekte..

Bebeğimiz daha doğmadan aslında bizimle iletişime geçer. Hareketleriyle, hıçkırıklarıyla, konuştuğunuzda size tepki vermesiyle kendini bize hissettirir. Otistik bebeğin anne karnında daha az tepkisel olduğu söylenmekte.. Kesin bir bulgu değil ama olası.. Bebek doğduktan sonra sesleri, ışığı, karşıdan gelen tepkileri anlamaya çalışır. Özellikle ilk 3 aydan sonra bu bakışlar ve tepkiler daha da netleşir.

Eğer;

3 – 6 ay arası bebeğiniz,

– Yüzünüze bakmıyorsa,
– Kapı, telefon sesine tepki veriyor ama ona seslendiğinizde tepki vermiyorsa,
– Sürekli huzursuz ve ağlamaları fazla ise,
– Ellerini izlemiyorsa,
– Müziksel ritimlere, ninnide susuyor ama konuşmaya başladığınızda ağlamalar tekrarlıyor ve artıyorsa,

İlk otistik belirtileri vermeye başladığını düşünülmektedir. Diğer otizm belirtileri :

Özellikle oturma ile emekleme dönemleri arasında ( 6-12 ay içerisinde )

– Yine yüzünüze bakma tepkileri zayıfsa,
– Anne baba nerede dediğinizde anlamıyor gibi görünüyor ise,
– İsmiyle seslendiğinizde bakmıyor ama telefon, kapı çaldığında pür dikkat ise,
– Yemek konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyorsanız ( her şeyi püre yemek istemesi ya da tek tip gıdaları yemesi farklı gıdalara aşırı tepki vermesi )
– Araba tekerliği çeviriyor ya da yuvarlak nesneleri çeviriyor, kapı açılışlarına kapanışlarına fazla odaklanıyor, özellikle tavanda köşelere açılı yerlere keskin bakışlar yapıyorsa,
– Aşırı heyecan ya da üzüntüde elleriyle kuş kanadı çırpışına benzer hareketler gösteriyorsa,
– Reklam, müzik, müzik aleti duyduğunda elindeki her şeyi bırakıp oraya fiks oluyorsa,
– Nesneleri eşyaları istediği şeyleri parmağıyla ya da gözleriyle göstermiyorsa,
– “Cee- Ee oyununa” tepkisiz ise,
– İsteklerini ağlayarak, başını yere sert vurarak, kusarak, oyuncakları nesneleri atarak davranış sorunu olarak size göstermeye çalışıyorsa,
– Attığı oyuncağın nereye düştüğünü araştırmıyorsa,
– Sarılmaktan sevilmekten huzursuz oluyorsa,
– Belli kıyafetlerde huzursuzluğu ve tepkileri artıyorsa ( yünlü kıyafet, çorap giymek, battaniye, saçına toka taktırmak istememe gibi… )
– Kalabalık mekanlarda huzursuz oluyor, ağlıyor, öfke nöbetlerine giriyorsa,
– Parmak ucunda yürüme ağırlıktaysa,
– En önemlisi de çocuğunuzla hem sizin hem de diğer kişilerin yeterince iletişime giremediğini düşünüyorsanız

Bu belirtiler ciddi sıkıntılar olabileceğinin işaretidir.

Bu bahsedilen belirtiler “nasıl olsa geçer”, “bugün yarın bekleyeyim” gibi telkinlerle 18 aylığa kadar sürmekte. Çocuk 1.5-2 yaşına geldiğinde araştırmaya başlanmakta.. Aslında bu belirtileri çok keskin anne ya da yetişkin gözüyle 6 ay ile 12 ay arası fark edebilirsiniz.

Elbette ki fark ettikten sonraki süreç çok önemli.. Çünkü bu problemin çözülebilme şansı  erken tedavi ve eğitimden geçiyor.

Özellikle 6 aylıktan takip edilen ve otizm belirtileri olan bebek doğru yönlendirme ve tedavilerle 2 yaşında normal yaşıtlarını yakalama durumu olabilir. Bu nedenle erken teşhis iyileşmede ciddi faktör.. Ancak bugün hem çocuk doktorları hem de çocuk psikiyatrları 18 aylıktan küçük bebeklere böyle bir tanılama yapmıyor. Otizm konusunda araştırmalar yoğunlaştıkça ve yeteri kadar gözlem sonuç verisi toplandıkça ve bunun yanı sıra nörolojide elektronik  beyin tarama inceleme aygıtları daha da geliştikçe , daha çocuk anne karnındayken bile genetik nedenli otizm teşhis edilebilecektir.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.