Çocukların Yaşayabileceği Psikolojik Problemler

Çocuk psikolojisi yaş guruplarına gore farklılık göstermektedir.. İlk çocukluk 2-6 yaş arası iken, son çocukluk kız çocuklarında 6-11 yaş arası, erkek çocuklarında 6-13 yaş arası olarak kabul edilir. Ergenlik dönemi ise kızlarda 11-20 iken erkeklerde 13-20’dir. Çocuklar bu süreçte herhangi bir sorun yaşamaları durumunda uzman bir pedagog tarafından görülmelidir.

Farklı nedenlere bağlı olarak; bulunulan konum, eğitim kalitesi, aile içi şiddet, travma, hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi çocukların yaşayabileceği bazı sorunlar vardır. Bunları yaşayan çocuklar kendilerini belli etmekle birlikte bazen içe kapanabilir ve bazen ebeveyn fark etmekte güçlü çekebilir.

Pedagoga gitmeden önce çocuğun davranışları izlenmelidir. Çocuk travmaya sebep olabilecek ölüm, hastalık gibi acı bir olay yaşadıysa pedagog yardımı alınması tavsiye edilmektedir. Çocukta ki ani ruh değişimleri, yerinde duramama,  hal ve tavırlarında büyük farklılıklar gözlemlendiği takdirde muhakkak bir pedagog ile iletişime geçilmelidir. Burada çocuğun bu davranışları hangi sure ile tekrarladığı da önemlidir. Örnek verecek olursak; evine gelen misafir çocuğunu kıskanan çocuğun davranışları farklılık gösterebilir. Bu durum kendiliğinden geçeceği için aile doğru tutum ve davranışları sergileyerek süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilir.  Eğer çocukta 1-2 haftadan uzun sure farklı ve olumsuz davranışlar gözlemleniyorsa ebeveynler çocuğu incelemeli, çevre etkenleri incelemeli, çocuk ile konuşmalı ve son olarak bir uzmana danışmaları gereklidir.  Ayrıca çocukların gelişim kontrolü için aile bir pedagog ile çalışmalıdır. Son olarak ergenlik dönemin zihinsel, duygusal ve kişisel özelliklein saptanması içinde psikolojik test yaptırabilirler.

 

Pedagog Ne Yapar?

Pedagoglar uzman oldukları çocuk psikolojisi alanında çocuklara psikolojik destek sağlar. Bu destek aileninde tutumu ile birlikte oldukça güçlenir ve çocuk yaşadığı sorunu sağlıklı bir şekilde atlatır.  Pedagoglar, özgül öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği-hiperaktivite, otizm, okul redid, yeme bozuklukları, fobiler, altını kirtletme – ıslatma- anne baba bağımlılığı, kardeş kıskanlığı, gece korkuları, davranış bozukluğu, çocukluk çağı depresyonu, tik bozukluğu, inatçılık, yalan söyleme, karşıt gelme bozukluğu, parmak emme, tırnak yeme gibi sorunlar ile ilgilenir.

 

Kaç Seans Terapi Vermektedir?

Bu tamamen çocuğun ruhsal durumuna ve yaşadığı psikolojik sorun ile ilgilidir.

 

Terapileri Nasıl Destekler?

Pedagog sadece çocuğa terapi esnasında yardımcı olmaz. Ailelere ev ödevleri gibi çocuğun ruhsal gelişimine katkı sağlayacak önerilerde bulunur ve bunların uygulanmasını bekler. Aile ve çocuk pedagog ile birlikte çalışmalı ve yaşanan problem her ne ise beraber üstesinden gelmeye çalışılmalıdır.

 

Ev Ödevlerini Yaptırmanın Kolay Yolları

Okul çağındaki çocukların en büyük sorunu; eve geldikten sonra ödevlerini yapmaları için ebeveynlerinin verdiği mücadeledir.

Okulun en büyük gerekliliklerinden biri de ev ödevidir. Özellikle 6-9 yaş arasındaki çocuklar günde en az bir, bir buçuk saat ev ödevi yapmalıdır.

İşte çocuğunuza ev ödevlerini yaptırmanın 6 kolay yolu;

1. Çocuğunuzun ödevlerine bakıp hangisi için kaç dakika ayıracağına siz karar verebilirsiniz. Böylelikle onun da bu zaman limitine uymasını sağlayabilirsiniz.

2. Ev ödevinin ne zaman yapılacağına dair birtakım kurallar belirleyebilirsiniz. Örneğin; Fayda sağlaması için ev ödevini okuldan gelir gelmez yapması için yönlendirebilirsiniz.

3. Okuldan geldikten sonra biraz ara verip, başka aktiviteler yaptıktan sonra da ödeve başlatabilirsiniz. Ancak hangi zaman aralığını seçerseniz seçin, ev ödevi söz konusu olduğunda bunu düzenli olarak uygulamaya çalışın.

4. Bir okuma günlüğü tutabilir, çocuğunuzla birlikte kitap okurken yaşadıklarınızı bu günlüğe yazabilirsiniz.

5. Her gece aynı saatte çocuğunuzla birlikte bir kitap okuyabilirsiniz.

6. Çocuğunuzun okul sonrası yaptığı spor, resim veya müzik gibi aktivitelerin saatlerini de çocuğunuzun ev ödevlerine göre ayarlamaya dikkat edin.

7. Kuralları belirleme ile birlikte takip edilmeli ve tutarlı davranış sergilenmelidir.

8. Çocuğunuzla birlikte özel oyun saatleri ihmal edilmemeli hep ders odaklı düşünülmemelidir.

9. Çocuğa önce sorumlulukları yerine getirmeyi sonrasında eğlence ve oyun olacağı düşüncesi aşılanmalıdır.

Çocuklar ve Depresyon

Tıkılmış,hareket etme dürtüsü bastırılmış çocuklar strese girmekte zamanla depresif belirtiler göstermektedir.Peki siz çocuğunuzun depresyonda olduğunu nasıl anlarsınız?

Çocuklarda depresyon, yetişkinlerde olduğu gibi olmayabilir. Yetişkinler içine kapanıp evden dışarı çıkmak istemez ve genel olarak hayat enerjileri düşer. Diğer taraftan çocuklarda depresyon saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Çocuk daha saldırgan davranır, anne babasına, arkadaşlarına vurur, okulda kurallara uymakta zorluk çıkarır. Çok hırçın davranışlar sergiler, daha fazla ağlar. İstediği olmayınca önce saldırgan davranır, sonra da ağlayabilir ve pişman olabilir. Genel olarak normal sergilediği davranışlarda değişiklik gösterebilir. Depresyon belirtileri pasif de olabilir; tamamen içine kapanıp hiçbir şey yapmak istemez, ağlama nöbetleri yaşayabilir, kabuslar görebilir, normal uyku düzenine göre fazla ya da az uyuyabilir.

Özellikle küçük çocuklarda depresyon genel olarak saldırganlık ve davranış problemi olarak yansır. Bu nedenle çocuğunuzda saldırganlık artarsa mutlaka profesyonel destek alıp çocuğunuzun tedavi görmesini sağlamalısınız.

Teknolojik cihazlar çocukları nasıl etkiliyor?

Teknoloji çağının nimetleri hayatınızı kolaylaştırıyor fakat aynı zamanda beraberinde yeni sıkıntılar getiriyor. Elektronik cihazların çocuklarda yarattığı bağımlılık büyük sakıncalar doğuruyor.

Peki teknolojik cihazlar çocukları nasıl etkiliyor?

Gelişim bozuklukları

Özellikle 12 yaş altındaki çocukların teknoloji kullanımları, gelişimi ve öğrenme becerileri için oldukça zararlı. Tüm günlerini ve saatlerini elektronik oyunlar karşısında geçiren çocuklarda hareketsizlikle birlikte hem bedensel hem de beyinsel gelişim bozuklukları görülebilir.

Uykusuzluk

Bazen ebeveynler çocuklarının teknolojik alet kullanımlarına dikkat etmeyebilirler. Fakat uzun süreli teknolojik alet kullanımı, uykusuzluğa sebep olarak okul başarılarını da olumsuz etkileyebilir.

Saldırganlık

Sosyal medya, oyunlar ve filmler çocukların şiddeti küçük yaşlarda öğrenip çevrelerine uygulamalarına neden olabilir.

Obezite

Araştırmalar odalarında teknolojik cihaz bulunan 5 çocuktan 2’sinde obezite görüldüğünü belirtiyor.

Psikolojik rahatsızlıklar

Teknolojinin fazla kullanımı çocuklarda dikkat bozukluğu, özgüven yoksunluğu, depresyon ve umarsızlık gibi rahatsızlıklara neden olabilir.

Bebeğinizin ilk kitabı ne olmalı?

Bebeğiniz çevresindeki objeleri, eşyaları, kısacası dünyaya tanımaya başladığı zaman ona kitaplar yoluyla birçok şeyi öğretebilirsiniz. Bebeğinizin ilk kitabı için öneriler.

Bebeğinize kitap okumaya başlayacağınız andan itibaren dünyası gelişecek ve birçok nesneyi kitaplar sayesinde tanıyıp öğrenmeye başlayacak. Bebeğe ne zaman kitap okumaya başlamalı ve ne tür kitaplar seçmelisiniz? İşte, uzmanların tavsiyeleri…

– Bir yaşına girdiğinde bebeğinizi ilk kitabıyla tanıştırabilirsiniz.

– Seçtiğiniz kitabın içeriğinde kısa cümleler olmalı ve az sayfaları olan rengarenk bir kitap tercih etmelisiniz.

– Bebeğiniz kitabına dokunduğunda üzerindeki kabartmaları hissetmeli. Ayrıca büyük görselleri olan kitaplar daha çok ilgisini çekebilir.

– Bebeğinize kitabın sayfalarını çevirmesi için yardımcı olun ve dikkatini resimlere yönlendirin.

– Kitaptaki hikayenin birkaç cümleden meydana gelen ve net cümleler içeren yazılar olmasına dikkat edin.

– Bebeğinize kitap okumayı her gün bir etkinlik haline getirin ve onu da bu etkinliğe olabildiğince katmaya çalışın.

Çocuğunuzun okula alışmasını sağlayacak öneriler

Çocuğun okula güven duyabilmesi ve alışabilmesi için, ebeveynlerin dikkat edecekleri çok basit davranışlar bu süreci kolaylaştırabilir.

Çocuğunuza, okula gitmeyi yaşamın gerekliliği olarak anlatın ve bu konu hakkında kısa açıklamalar yaptıktan sonra üzerinde çok durmayın.

Birlikte okul alışverişi yapmak çocuğunuzu heyecanlandırır. Hatta bu alışveriş öncesinde çocuğunuza okulda nelere ihtiyacı olabileceğini sorarsanız, okulu nasıl hayal ettiği ile ilgili fikir sahibi de olabilirsiniz.

Okulla beraber çocuğunuzun uyku düzeni de değişir. Erken yatması için zorlayıcı bir tutum içerisinde olmayın.

Çocuğunuza anlayış gösterin ve okulun ilk günlerinde siz de uyku zamanınızı ona göre ayarlayın.

Çocuğunuzu ilk iki gün dışında okulda beklemeyin.

Okuldan siz alacaksanız tam vaktinde okulda olun. Bu davranış, çocuğa okula ve ailesine güvenebileceği mesajını verir.

Çocuğunuzu okula götürdüğünüzde vedalaşma anını çok uzun tutmayın.

Çocuğunuz okuldayken, siz dışarıda bir etkinlik yapacaksanız, bunu onun yanında konuşmayın. O okuldayken, sizin eğleneceğinizi düşünebilir ve okula gitmek istemeyebilir.

Çocuğunuzun eğitim öğretim hayatına sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için, okul yöneticileri ve öğretmeniyle karşılıklı güvene dayalı bir ilişki kurun.

Ergenlik dönemi belirtileri

Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe atılan ilk adımdır. Sivilceleri çıkıyor, elini kolunu nereye koyacağını bilemiyor, olmadık zamanlarda sinirleniyor, vücudundaki değişimlerden utanıyorsa çocuğunuz ergenliğe adım atmış demektir.

Kızlarda 8-13, erkeklerde ise 9-14 yaşları arasında başlar.

İlk belirtisi kızlarda meme gelişimi, erkeklerde ise testis hacminde artıştır. Bunları pubik bölge

koltuk altında kıllanma takip eder.

Gelişimin kızlarda 8 yaş, erkeklerde 9 yaştan önce meydana gelmesi “erken ergenlik” olarak nitelendirilir.

Kızlarda ilk adet yaşı 10-15’tir. 10 yaşından önce başlayan adete “erken adet” denir.

Dışa dönük, dengeli ve uyumlu bir birey olan çocuk, ergenlik döneminde bedenindeki değişimler sonucu tedirgin, endişeli, bunalımlı, çekingen tavırlar sergileyebilir.

Ergenliğin başlangıç yaşı genetik özellikler, beslenme durumu, obezite, stres ve çevresel faktörlerle değişebilir.

Çocukların ödevlerinde aile desteği nasıl olmalı?

Evde ödev yapma, çocuğun öğrenme sürecini hızlandırıyor ve derse hazırlanmasını sağlıyor. Aynı zamanda, ailenin çocuğun ödevlerine destek vermesi, çocuğun sorumluluk duygusunu arttırdığı gibi, özgüvenini de olumlu etkiliyor.

Anne- baba çocuğun ödevine yardım etmeli mi?

Çocuğunuz ödev yaparken tabii ki, yol göstererek destek vermelisiniz. Ancak çocuğun ödevini tek başına yapması, sorumluluk duygusunu daha hızlı geliştiriyor ve ödevini yardım almadan yapan çocuklarda bağımsızlık duygusu da artıyor.

Bu noktada ebeveynlerin yapması gereken ise çocuklarına ödev yapma konusunda teşvik etmek ve zorlandıkları noktalarda yardımcı olmak. Asla çocuğun ödevinin ebeveyn tarafından yapılamaması gerekiyor.

Ödevini yaparken, hata yapan çocuklara sert çıkışlarda bulunulması çocuğun performansını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle aileler, çocuğun başarısına odaklanmalı ve sert dille eleştirmekten kaçınması gerekiyor.

Çocuklarda Karakter Gelişimi

Her aile çocuklarını iyi yetiştirmek ister. Çocuklara tüm olanakları sağlama çabaları, bazen istenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Çocuklar taklit ederek öğrenir, bizim aynamızdır. Sözlerimiz kadar beden dilimize de dikkat ederler. Özellikle 0-6 yaş döneminde dikkatli olmakta fayda var.
Ailelere ipuçları:
1-Canı yanmayan çocukları düştüğünde hemen kaldırmaya çalışmayın.
2-Kendi halledebileceği işleri elinden almayın.
3-Mükemmeliyetçi olmayın. Bu hissi ona aşılamayın.
4-Çaba gösterdiği ya da başardığı konularda onu överek cesaretlendirin
5-Sevginizi gösterin.
6-Asla kıyaslamayın.
7-Eleştirmeyin, baskı kurmayın.
Karakterinin gelişimi için dikkat etmeniz gerekenler:
1-Konuşurken göz temasında bulunun. Mümkünse konuşurken onun göz hizasına inin.
2-Bebek gibi değil bir yetişkin gibi konuşun.
3-Birlikte zaman geçirin, bolca oyun oynayın.
4- “Seni seviyoruz, bizim için çok değerlisin ve güvendesin,” gibi cümleleri sık sık kullanın.
Bunlarla beraber:
1-Her eylemine destek vermekten kaçının. Doğru ile yanlışı ayırt etmesini öğretin.
2-Hataları konusunda konuşun. Hatalarını doğru bir şekilde ifade edin.
3-Kurallar koyabilirsiniz. Belirsiz olmayın.
4-Yapmasını istediğiniz hareketlerde rol model olun.

Öfkeli Sinirli Çocuk İçin Neler Yapılmalı

Öfke nöbeti, çocukların herhangi bir şeyin yapması engellendiği zaman gösterilen güçlü ve olağanüstü kızgınlık olarak açıklanır ve bu durum her yaşta görülebilmektedir. Bu davranış şekli genellikle 18 ay ile 3 yaş arasında ortaya çıkmakla birlikte, 5-6 yaşa kadar da görülebilmektedir.

Hangi karakter eğiliminde olursa olsun, hemen her çocukta öfke nöbetini tetikleyen bazı şeyler vardır. Başlıca sebepler;

– İlgi çekmek istemek,
– Sahip olamayacağı bir şeyi istemek,
– Bağımsız olduğunu ispat etmeye çalışmak,
– Kıskançlık ve inatçılık,
– Yorgunluk ve açlık olarak görülebilir.

Elbette ki, bu kriz anlarını tamamen yok etmek mümkün değildir. Çocuğun gelişim süreci içerisinde aile bireyleri ve diğer kişiler ile belli başlı konularda çatışma yaşaması da doğal bir süreçtir. Ancak çocuğun neden öfkelendiğini doğru bir şekilde analiz edip, davranışını olumluya dönüştürebilmek ve bu kriz anlarını en aza indirmek de mümkün.

– Olayları çocuğunuzun bakış açısından görmeye çalışın. Bazen çocukken neler hissettiğinizi düşünmek çocuğunuzun neler hissettiğini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.
– Anne-babalar tarafından yaramazlık olarak görülen bazı davranışlar, aslında çocuğun gelişim süreci içinde normal olan bir davranıştır. Bu durumda ailenin çocuk üzerinde fazla baskı kurması öfke krizlerine yol açabilir.
– Aile içerisinde uygulayacağınız kuralların az sayıda ve anlaşılır olması, çocuğunuzun bu kuralları aklında daha kolay tutmasına ve daha kolay uyum sağlamasına yol açacaktır.
– Çocuğunuzun hasta veya yorgun olduğu dönemlerde davranışlarına karşı daha toleranslı olabilirsiniz.
– Çocuğunuz güzel davranışlar sergilediğinde onun bu davranışlarını takdir etmek, benzer davranışları tekrarlaması için onu teşvik edecektir.
– Çocuğunuzun sizin davranışlarınızı taklit ederek yaşamı öğrendiğini unutmayın. Sizin sorunların çözümü karşısındaki tutumlarınız onun da davranış şekillerini belirleyecektir.
– Çocuğunuzun mümkün olduğunca ne giyeceği veya ne yiyeceği konusunda seçim yapmasına izin verin. Bazı şeylerin kendi kontrolünde olduğunu görmek onu biraz daha rahatlatacaktır.
– Çocuğunuzun talep ettiği bir şey için “hayır” diyecekseniz, nedenleri ile birlikte açıklayın.
– En başta “hayır” dediğiniz bir şey için, daha sonraki taleplerde kabul etmemeniz önemlidir. Çünkü çocuğunuz ona boyun eğeceğinizi kısa sürede anlayacaktır ve hayır dediğiniz her şey için sizi zorlayacaktır.
– Çocuğunuzun yapmamakta ısrar ettiği bir davranışı karşısında, olayın akışını ters yöne çevirmek için şakanın gücünü kullanmayı tercih edebilirsiniz. Araba koltuğuna oturmak istemediğinde, “O halde araba koltuğuna ben oturayım, sen de arabayı kullan” diyerek koltuğa tırmanmaya çalışabilirsiniz.

Tüm bu önerilerimize ek olarak, çocuğunuzla mümkün olduğunca rahat ve eğlenceli zaman geçirmeye bakın. Birlikte zor bir gün geçirdiyseniz, parka veya yürüyüşe çıkmak ikinize de iyi gelebilir.

Oyuncak Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Çocuğa her istediğini almak, her istediği almak ne kadar doğrudur veya doğru mudur? Çok fazla oyuncak ile aynı anda oynamaya çalışan çocuklarda dikkat eksikliği meydana geldiği gözlemlenmiştir.

Çocuğunuz sırf mutlu olsun diye her istediği oyuncağı almak oldukça yanlış bir davranış olacaktır. Elbette ki çocuklar her gördükleri oyuncağı almak isteyebilirler. Ancak sizler ebeveynleri olarak çocuğunuza iyilik yapayım, onu mutlu edeyim derken dikkat eksikliği ve farklı sorunlara neden olabilirsiniz.

Çocuğunuza işlevsel, yaşına uygun birkaç oyuncak almanız elbette sağlık açısından hiçbir sakıncası yoktur. Ancak haddinden fazla oyuncak almak, oyuncağa boğmak elbette zararlıdır. Bunun için çocuğunuz aldığınız oyuncaklardan sıkıldıktan bir süre sonra yeni oyuncaklar almalı ve hepsini önüne sermek yerine azar azar eline vererek amaca yönelik oynamasını sağlamalısınız.

Oyuncak seçiminde nelere dikkat edilmeli, nasıl oyuncak seçilmeli gibi sorularınızın cevabı ise aşağıdaki gibidir

Çocuğunuza her gördüğü veya yeni çıkan oyuncakların hepsini almayınız. Çocuğunuz kısa vadede mutlu olsa da bir süre sonra sıkılacaktır.
Çeşit çeşit çok fazla oyuncak almak çocuk ile ebeveynler arasındaki iletişimin azalmasına neden olmaktadır.

Bunun yerine yaşına ve becerilerine uygun oyuncaklar tercih edebilirsiniz.
Oyuncak satın alırken çocuğunuzun gelişimine ne gibi bir faydası olur bunu düşünün ve ondan sonra alınız.
Sık oyuncak ve oyun değiştirmesine müsaade etmeyiniz.

Kardeş Çatışması ile Başa Çıkmak için Öneriler

Kardeşler arası çatışmalar, kavgalar hem çocukları hem de aileleri yıpratmaktadır. Özellikle de yaş arası az olan çocuklar arasında bu durum daha sık gözlenmektedir. Bu sorun karşısında ebeveynler sorumsuz olur, durumu çocukların eline bırakırlarsa işler iyice çıkmaz bir hal alabilir. Bunun için kardeşler arası kavga veya çatışma durumunda ebeveynlere fazlasıyla iş düşmektedir. Doğru bir yol izleyerek, çocukları doğru yönlendirerek bu sorunu çözüme kavuşturabilirsiniz. Birkaç öneriye dikkat ederek kardeşler arasında yaşanan çatışmaların önüne geçebilirsiniz.

Kardeşler arasında meydana gelen çatışma, kavga gibi durumlar genellikle anne ve babanın dikkatini kendi üzerilerine çekmek için yaptıkları bir durumdur. Çocuklar üzerinde yapılan gözlemlerde kardeşlerin yalnız başlarına iken anne babalarının yanında oldukları zamandan daha iyi anlaştıkları kanısına varılmıştır. Kardeşler çatışması ile başa çıkmak için öneriler ise aşağıdaki gibidir;

  • Kardeşler arasında yaşanan çatışmaları önlemek veya en aza indirmek için öncelikle yapmanız gereken ilk şey kardeşler arasında kesinlikle ayrım yapmamak olmalıdır.
  • Çocuklarınıza eşit davranmalı, sevginizi ve zamanınızı onlara eşit miktarda vermelisiniz.
  • Kesinlikle çocuklarınızın arasında kıyaslamaya yapmayınız.
  • Kardeşler arasında çatışma, kavga olduğunda mola vermeyi deneyebilirsiniz. Kardeşleri ayrı odalara veya köşelere göndererek yaptıkları şeyin yanlış olduğunu anlatıp birbirlerinden özür dilemeleri gerektiğini anlatabilirsiniz.
  • Çocuklarınızla olan iletişiminize önem vermeli, onlarla etkili ve kaliteli zaman geçirmelisiniz.

2-4 Yaş Çocuklar İçin Eğitici Oyunlar

Çocuklarınız ile hem kaliteli hem de keyifli vakit geçirmek için pahalı oyuncaklara ihtiyacınız yoktur. Bunun için sadece çocuklarınızın ihtiyaçlarına cevap vermek, onları anlamak ve gelişimlerine uygun ortam hazırlayarak etkinler yapabilir, gelişimlerini destekleyebilirsiniz.

2-4 yaş dönemi çocukların el kol koordinasyonlarının geliştiği, zekalarının sürekli dinamik olduğu, çabuk öğrendikleri dönemdir. Bu dönemde çocuklarınızın yanında olarak, onlara destek olarak, beraber etkili etkinler yaparak hem keyifli zaman geçirebilir hem de onların gelişim ve öğrenmelerini destekleyebilirsiniz. 2-4 yaş çocuklar için eğitici oyunlar arasından birkaçı şunlardır;

Balonlar ile elektriğin ve yer çekiminin keşfi: Bu etkinlik özellikle yerinde duramayan afacanlar için oldukça eğlencelidir. Bunun için 4 5 balonu şişiriniz ev hava fırlatınız. Zıplayarak balonların yere düşmesini engelleyiniz. Bunun dışında ise balonları kazak veya yünlü herhangi bir eşyaya sürterek ardından saçlarınızı nasıl havalandırdığını gözlemleyebilirsiniz.
2-4-yas-cocuklar-icin-egitici-oyunlar

Hayvan tahmin etme oyunu: 2,3,4 yaşındaki çocuklar duyarak ve hissederek öğrenmeye daha hevesli ve açıktır. Bunun için çeşitli hayvanların minyatürlerini alınız. Çocuklarınızı gözlerini kapatarak eliniz hayvanı veriniz ve bir yandan da eline verdiğiniz hayvanın sesini taklit ederek çocuğunuzun hayvanı doğru tahmin etmesini sağlayınız.

Kendi oyun hamurunu kendin yapma: Bunun için 1 su bardağı tuz, 1 su bardağı un, 1 su bardağı su ve kurabiye kalıpları, gıda boyaları alarak işe başlayınız. Malzemeleri bir araya getirerek çocuğunuz ile beraber yoğurunuz.

Çocuğun Tutumlarını Anne Baba Tutumları Belirliyor

Çocuk eğitiminde sevgi ve disiplin bir denge içinde olmalıdır; tabii anne-babanın modelliği de son derece önemli. Çocuk gördüğünü taklit eder, davranış repertuvarı anne-baba ve çevre ile zenginleşir.

  • Anne-baba tutarsız davranıyorsa, net olmakta zorlanıyorlarsa ya da farklı tutumlara sahip ise, çocuğun her istediği oluyorsa, engellenmeyi öğrenemez, kendi iç disiplinini oluşturamaz… Ayrıca çocukta stres  oluşturan etkenler de davranış sorunlarına yol açar.
  • Ailenin yaşantısındaki değişimler (ev değişimi-ekonomik sorunlar-aile bireyleri veya bir yakının ölümü-kardeş doğumu-annenin çalışmaya başlaması)
  • Anne-baba arasındaki sorunlar, boşanmış aile
  • Ebeveynlerin tutum hataları (eleştiri-yargılama-kıyaslamanın yapılması-ilginin ve zaman paylaşımının yeterli olmaması ve/veya koruyucu tutumlar-aile içi şiddet)
  • Çocukla kurulan iletişim dilinin yanlış olması
  • Çocukta var olan psikiyatrik rahatsızlıklar (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme güçlüğü, davranım bozukluğu gibi…)
  • Sosyal ortamlarının kısıtlı olması, çocuğun bilişsel-duygusal-sosyal gelişimini olumsuz etkilemekte ve birtakım psikolojik sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir.

Ailelerin Nelere Dikkat Etmesi Gerekir?

  • Çocuğunuzun duygularını kabul edin, onu dinleyin. Doğru iletişim dili kullanın. Anlaşıldığını hissetsin (empati ). Çocuğunuzu destekleyin ki kendine güveni gelişsin. Doğru davranışlarını ödüllendirin, yanlış davranışları olduğu zaman onunla konuşun, bu başarılı olmazsa, mahrum etmeler kullanın (örneğin, televizyon izlememek gibi; fakat mahrum etmenin doğru şekilde ve zamanda kullanılması önemlidir.)
  • Çocuğunuzu sevdiğinizi ve ona güvendiğinizi her fırsatta söyleyin.
  • Sorumluluklar verin. Hem kendine güveni artacak hem de sorumluluk almayı öğrenecektir.
  • Çocuğunuzla etkin zamanlar geçirin. Onunla oyun oynayın. Anne ile özel, baba ile özel ve ailece yapılan etkin zamanlar uygulayın. Sorumluluk çocukta olsun. Bu, çocuğa kendisine değer verildiği duygusunu verecek ve sorumluluk duygusunu geliştirecektir.
  • Başka çocuklarla veya kardeşiyle kıyaslamayın; hoş olmayan sözcükleri çocuğunuz için kullanmayın. Onun yerine iyi bir rehber olmayı deneyin.
  • İlgisizlik her ne kadar sorunsa, gerekenden fazla ilgi göstermek, korumacı davranmak da çocuğun kendine güvenini kazanmasına engel olmaktadır.
  • Çocuk model alarak büyür. Ebeveynler olarak, çocuklarınıza doğru model olmanız ve doğru modeller sunmanız, çocuğunuzun gelişimi açısından oldukça önemlidir.

Çocuğunuzun Dikkati Dağınık mı?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite, çocukluk döneminde en çok teşhis edilen davranış bozukluğudur. Okul çocuklarında, 50 kişilik sınıfta ortalama 1-3 öğrenci bu problemden etkilenmektedir. Erkeklerde 5 kat fazla görülür.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun belirtileri nelerdir?

Temel belirtileri çocuğun gelişim seviyesine uygun olmayan aşırı hareketlilik, dikkat süresi ve çelinmesinde sorunlar, düşünmeden-dürtüsel hareket etme davranışlarıdır. Tüm çocuklarda bütün belirtilerin olması gerekmez. Problemin dağılımı, her çocukta farklı oranlarda olabilir. Hiperaktivite olmadan, sessiz, çekingen, kendi halinde, yavaş ve dalgın çocuklara “Dikkat eksikliği bozukluğu” tanısı konulabilir.

Hiperaktivite bozukluğu neden olur?

Hiperaktivite bozukluğunun neden kaynaklandığı henüz ortaya çıkarılamamıştır. Ancak soya çekim, hamilelik, doğum ve erken bebeklikte gelişimi etkileyen her tür olumsuz etkenin beynin gelişiminde sorunlara yol açtığı bilinmektedir.

Nasıl teşhis edilir?

Teşhis için özgül bir test veya tahlil ne yazık ki yoktur. Tanı, aileden alınan öyküde bebeklikten bu yana belirtilerin incelenmesi, çocuğun bugününün gözlenmesi ve okul ile öğretmenlerden alınan bilgiler doğrultusunda yardımcı psikometrik testlerle konur. Ayırıcı tanıda tiroid testleri, EEG, kan incelemesi veya nörolojik inceleme bazen gereklidir.

Hiperaktiviteyle birlikte hangi sorunlar ortaya çıkabilir?

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği bozukluğu tek başına bulunmayabilir. Beraberinde özgün öğrenme sorunları (harfleri eksik okuma yazma, eldeyi unutma, toplama işareti yaptığı halde çıkartma yapma), incemotor gelişiminde gecikmeler (yazı yazarken yorulma, ince işlerde beceriksizlik, ayakkabı bağlama, çorap giyme, düğmelemede güçlükler), duygu-durum sorunları (tutturma, çabuk ağlama, doyumsuzluk, çok gülme, memnuniyetsizlik), davranım sorunları (agresif davranma, küfür etme, gerçeği söylememe, vurma, eşyalara zarar verme, otoriteyle sorunlar yaşama), anksiyete bozuklukları (anneden ayrılma güçlüğü, sınav kaygısı, başarısız olma korkusu, takıntılar, saplantılar), sosyal ilişkilerde zorluklar (utangaçlık, özgüven eksikliği, göze bakma kısıtlılığı, destursuzluk) bulunabilir.

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Tedavisi için uzman, aile ve okul arasında işbirliğine ihtiyaç vardır. Her çocuk için yaşam alanı, öncelikler ve ailenin imkanları doğrultusunda tedavi planlanır. Çocuğu incitmeden güçlükleri hakkında bilgi vermek, tedavide onay ve desteğini sağlamak önceliklidir. Davranışçı yöntemlerde, ilaç ve eğitim birbirine paralel olarak uygulanır. Her çocukta ilaç kullanmak şart değildir. Gerekli vakalarda aileler ilaç kullanımı konusunda suçluluk ve kararsızlık gösterdiklerinden; bu durum bazen tedavinin gecikmesine, sorunların büyümesine, çocuğun yaralanması veya etrafın etkilenmesine neden olmaktadır. İlaçlar doktor kontrolünde kullanıldığından kesinlikle ciddi bir yan etkiye ve bağımlılığa neden olmaz. Ne kadar erken değerlendirilip üzerinde durulursa akademik güçlükler, hırçınlık, mutsuzluk gibi ikincil problemlerin gelişmesi o kadar engellenebilir. Toplum ve okul hayatındaki yanlış bilgiler nedeniyle, çocukların bu tanı ile dışlanmasına yönelik korkular erken değerlendirmelere engel olmaktadır. Gün geçtikçe okullarda ve toplumda, bu güçlüğü yaşayan çocuklar artık doğru tanınmakta; “yaratıcı, enerjik, çabuk karar veren, pratik, hazırcevap coşkulu” yönlerini öne çıkaracak şekilde aramızda, kendine güvenen, kendileri ve çevreyle barışık, üretken bireyler olmaları kapısı aralanmaktadır.

Çocuğunuzla ilgili bu endişeleri taşıyorsanız…

-Çok hareketli, düz duvara tırmanıyor, rafları basamak yaptı.
-Sürekli gözüm üstünde, her an bir vukuat çıkarıyor.
-Çok konuşuyor, iki çift laf ettirmiyor, sesini ayarlayamıyor.
-Eli-ayağı, kaşı-gözü hep oynuyor.
-Gözü kara, tehlikelerden kendini korumuyor.
-Aceleci, sırasını beklemez, hemen olsun ister.
-Çabuk öfkeleniyor, sonra üzülüyor.
-Haklıyken hep haksız konuma düşüyor.
-Maymun iştahlı, her seste dikkati dağılıyor.
-Hareketli değil ama hayal aleminde gibi.
-Öğretmen, “Çok zeki ama yapamıyor” diyor.
-Komşuya gidemez, topluma çıkamaz oldum.
-Başa çıkamıyorum, benim psikolojim bozuldu diyorsanız, çocuğunuzda dikkat eksikliği veya hiperaktivite bozukluğu olabilir.

Çocuklar Hangi Yaşta Nasıl Davranırlar

12-18 aylık
Size karşı çıkan davranışlar sergilemeye başlar. Bunu genelde yemek yemesini, uyumasını ya da banyo yapmasını istediğinizde yaptığını gözlemleyebilirsiniz. Genel olarak bu yaş civarında öfke nöbetleri geçirmeye de başlayacaktır.

2 yaşında
İki kişiliği varmış gibi gözükür: Yumuşak başlı/direnen ve sakin/sinirli. Öfke nöbetleri ağlama, vurma ve ısırmaya da dönüşebilir.

3 yaşında
Konuşma ve dil yeteneklerini geliştirdikçe, çocuklar bunları hayal kırıklıklarını ve öfkesini dışa vurmanın alternatif bir yolu olarak kullanmaya başlarlar. Bu yüzden de daha az asabi davranış sergilerler.

4 yaşında
Hâlâ zor/inatçı davranışlar gösterirler. Bu yaştaki çocuklar bazen kullanmakta zorlanacakları kadar fazla bilgi edinirler. Çabaladıklarını size göstermek için bu tür davranışları kullanırlar.

5 yaşında
Öfkesini ve hayal kırıklıklarını sözlü olarak ifade edebilir ve genelde daha fazla kendine güvenen bir tavır sergilemeye başlar.

6-8 yaşında
Bu yaştaki çocuklar biraz daha makul davranmaya başlasa bile anne babalarının koyduğu sınırları denemek amacıyla onları test etmeye devam ederler.

8-12 yaşında
Çocuklar artık ilerisi için daha fazla plan yapabilir hale gelirler. Ayrıca üzüntü ve hayal kırıklıklarıyla başa çıkmayı da becerirler.

Bu gelişim aşamalarının çoğu tamamen normal ve kabul edilebilirdir. Bu yüzden dünyadaki en kötü çocuğa sahip olduğunuzu ya da dünyanın en kötü anne babası olduğunuza inanmaya başlamadan önce bir daha düşünün. Pek tabii ki her şeyin ters gittiğini düşündüğünüz zamanlar yaşayacaksınız. Ancak unutmayın ki çocuğunuz bu aşamalardan geçmek zorunda. Size düşense çocuğunuz bu aşamaları geçerken, olabildiğiniz kadar becerikli, sakin ve düşünceli bir biçimde ona rehberlik ederek yardımcı olmaktır.

Bu yüzden:

  • Sakin olun ve her dönemin geçici olduğunu unutmayın.
  • Farklı davrandığını ve bu davranışlarını ne zaman gösterdiğini fark etmesini sağlamak için ona yardım edin.
  • Onunla zıtlaşmadan önce durun ve iyi düşünün. Belki de çocuğunuz henüz kontrolü tamamen sağlama kapasitesine sahip değildir. Örneğin dil becerilerini daha iyi hale getirene kadar öfke nöbetleri geçirecektir.

Bebeklerin Uyku Düzeni İçin Öneriler

Bebekler aslında uyku düzenine çabuk alışırlar. Ancak bu konuda ebeveynlerin sakin ve sabırlı olması gerekir. Bebeğiniz büyüdükçe dış dünyayı tanımaya başlayacak ve gece uykuları uzarken gündüz uykularında azalmalar hatta bunun yerini ufak şekerlemeler alacaktır. Bebeğinizin kendi uyku düzenini ayarlamasına fırsat vermeli ve ona zaman tanımalısınız. Bu nedenle ona karşı sabırlı olun. Böylelikle onun uyku döngülerinin giderek belli bir düzene girdiğini göreceksiniz.

İşte, öneriler…

1. Gündüz sık sık kucağınıza alarak dış dünyanın farklılıklarını algılamasını sağlayın.

2. Gün içerisinde olabildiğince uyanık tutmaya çalışın.

4. Uyku öncesi ılık bir banyo yaptırın.

5. Uyku vakti ev içinde ani değişimlerden kaçının. Birden yüksek sesle televizyon açmak ya da ani hareketlerde bulunmayın.

6. Derin uykuya geçişini takip edin. Bunu ağız ve burun hareketlerinden anlayabilirsiniz.

7. Gece uykularında olabildiğince sakin bir ortam sunmaya çalışın.

8. Uykusu geldiği sırada yaptığı vücut hareketlerini takip edin ve anlamaya çalışın.

9. Gece uykularında odasına götürün, ışığı kapatın ancak kapısını yarı açık bırakın.

10. Pijama giydirme, ninni söyleme ya da hafif bir müzik… Uykuya gidişi törensel bir havayla bebeğinize yaşatmanız onun uykuya hazırlanmasını ve daha çabuk uyumasını sağlar.

11. Bebeğinizi istemediğiniz bir şeye zorlamanız ya da sert hareketlerde bulunmanız onu huzursuz eder. Bu tarz yaşanabilecek anlaşmazlıkları mutlaka uyku öncesi çözün.

12. Ağlayarak uyanma durumunda yumuşak bir şekilde konuşarak, sakinleştirerek tekrar uyumasını sağlayın.

13. Evdeki ritüellerinizi çok fazla bozmamaya çalışın.

14. Bebekler, uyku düzenine çok çabuk alışırlar. Olabildiğince rahat olun, zorlamayın.

15. Gözlemlerinize göre uyku saatlerini belirleyin. Bir takvim oluşturun. Bu saatler sizin istediğiniz saatler değil, çocuğun doğal vücut ritminin belirlediği saatler olmalıdır.

Boşanma ve Ayrılık Psikolojik Etkileri

Boşanma/Ayrılık sürecindeki anne-babalar bir çift ve aile terapistinden psikolojik yardım veya destek aldığı takdirde boşanma süreciyle daha kolay baş edebilirler. Bir çift ve aile terapistinden alınacak psikolojik yardımla, aile için, boşanmanın çocuğa veya ebeveynlerden birine yapacağı olumsuz etkiyle baş etmek daha az yorucu olur. Anne ve babası boşanmış çocuklar, anne ve babası birlikte yaşıyan çocuklara kıyasla, duygusal, sosyal ve psikolojik gelişim açısından daha fazla sorun yaşamaktadırlar.

Ayrılık/Boşanma kararı sonrası psikolojik destek alınabilecek konular:

Ayrılık kararı sonrası duygusal çatışmalar, stres, depresyon, öfke problemleri, çaresizlik duyguları ile baş etmek.
Ayrılmanın etkilerini, özellikle de çocuk üzerindeki etkilerini, en aza indirmek.
Boşanma/Ayrılık aşaması veya sonrasında çiftler arasında uyuşmazlıklarda (nafaka, velayet, boşanma sonrası kişisel ilişki günleri, çocuk ile ilgili konularda ortak hareket etmede sorunlar, maddi sorunlar) destek almak.
Ayrılık kararını çocuğa nasıl anlatacağınız konusunda destek almak.
Ebeveynin yeniden evlenmesi sebebiyle çocuğun yaşadığı sorunlarla baş etmesine yardımcı olmak.

Boşanma kararını çocuğa nasıl söyleyeceksiniz?

Bazı ebeveynler ayrılma kararını çocuklarla paylaşmayı gereksiz görürler. Onlara göre bu kararlar yetişkin kararıdır ve çocukları ilgilendirmez. Çocuğun yaşı küçüktür ve nasıl olsa olup biteni anlamayacağını düşünürler. Bazıları da boşandıktan sonra çocuk hazır hissedene kadar söylemeyip aynı evde iki yabancı gibi yaşamaya devam ederler. Tüm bunlar çocuğun olup bitene bir anlam verebilmek için olmadık şeyler (reddedilme, suçluluk, değersizlik vb.) düşünmelerine sebep olabilir.

Ayrılmayı veya boşanmayı düşünüyorsanız bunu çocuğun yaşına, gelişimine ve gösterebileceği tepkilere uygun şekilde nasıl söylemeniz gerektiğini planlamanız gerekir. Bu konuda kendinizi yetersiz hissediyorsanız bir uzmandan çocuğa nasıl açıklayacağınız konusunda destek alabilirsiniz veya uzman eşliğinde bu durumu çocuğa anlatabilirsiniz. Çocukların soracağı soruları cevaplama konusunda ne kadar hazırlıklı olursanız o ölçüde onların göstereceği olumsuz tepkileri azaltırsınız.

Boşanma ve Ayrılık Kararının Etkileri

Boşanma ve Ayrılık ve Psikolojik Etkileri, Boşanmanın Sebepleri, Boşanmanın Nedenleri Boşanmanın Etkileri Sorunlu Evlilik, Evlilik Terapisti Kadıköy, İlişki Terapisi, Boşanma Kararı, Boşanmak istiyorum, ilişki terapisti Terapisti Cihangir,

Boşanmanın Sonuçları

Çocukların boşanma/ayrılık sonrası gösterdiği ortak tepkiler:
Çocuklar ayrılık/boşanma sonrası “suçluluk, korku, geleceği ile ilgili kaygılar, öfke, yalnızlık, ebeveynlerden biri tarafından reddedildiği duygusu, parmak emme, yatağa işeme (Enürezis), anne ve babaya vurma gibi gerileyici davranışlar, uyku ve yeme problemleri, okul sorunları, anne ve babayı tekrar barıştırma arzusu” gibi tepkiler göstrebilmektedir. Bu tepkiler, sorunun türüne göre çocukta altı ay ile bir yıl arasında sürebilir. Ancak çocuğun boşanmaya tepkilerinin normal olmaktan çıkıp ciddi bir duruma işaret ediyorsa bir uzmanın müdahale etmesi gerekiyor olabilir.

Boşanma kararını çocuğa söylerken dikkate alınması gereken davranışlar:

  • Çocuk kendini çevresindekilerden soyutlar, içe kapanır, iletişim kurmak istemez,
  • Sık sık ölümden ve ölmekten bahseder,
  • Çocuk sürekli dalgın, kaygılı veya gergin görünür,
  • Çocuk çevresindeki hayvanlara veya eşyalara zarar verir,
  • Sürekli el yıkama, oyuncaklarını belirli sıraya dizme gibi bazı törensel davranışlar geliştirir,
  • Okul başarısında ani düşüş olur, sürekli okuldan kavga sebebiyle şikâyet alır,
  • Çocuğun yaşadığı bazı korkuların normal hayatını sürdürmesini engeller,
  • Çocuk kendisine fiziksel zarar verir,
  • Çocuk alkol veya uyuşturucu madde kullanır,

Tüm bunlar çocuğun yaşadığı süreci anlamlandırmada karşılaştığı zorluğun yansıması olabilir, psikolojik destek veya yardım alınması önerilir.

Boşanmış anne-babaların dikkat etmesi gereken konular:

  • Disiplin konusunda ayrıldığınız eşinizle işbirliği yapın. Böylece velayeti alamayan ebeveynle-çocuk arasında kurulacak kişisel ilişki günlerinde çocuğun diğer ebeveynle vakit geçirirken yaşadığı uyum sorunu azalır.
  • Tek başına çocuk yetiştirmenin zorluklarını yaşayabilirsiniz. Olmayan ebeveynin yerini doldurmaya çalışmayın.
  • Çocuğun yemek ve uyku saatlerinin düzenli olduğu ve tutarlı kuralların uygulandığı bir ev ortamı düzenleyin.
  • Çocuğun yanında diğer ebeveyni eleştirmeyin, hakkında olumsuz bir şey söylenmeyin.
  • Çocukların diğer ebeveyni ile veya akrabaları ile görüşmesine engel olmayın bu çocuğu cezalandıracak bir durum oluşturur.

Ebeveynlerin ve/veya çocukların boşanma süreciyle daha kolay baş etmesine yardım edebilmek için bir çift ve aile terapistinden psikolojik yardım ve destek almak bu açılardan büyük bir öneme sahiptir.

Ergenlik Döneminde Hangi Durumda Psikolojik Destek Alınmalıdır

Ergenlik dönemi hem ergen için ve hem de ergenin ailesi için zor dönemdir. Aile, ergeni anlamakta güçlük çekerken, ergen anlaşılma duygusunu tam olarak yaşayamadığını düşünür. Ebeveyn bu dönem, çocuğunu ne kadar iyi tanır ve hangi davranış, tutum ve tepkilerin ergenlikle ilişkili olduğunu ayırt edebilirse,  ebeveyn-ergen çatışmaları o denli az olur.

Ergenler, bağımsızlık istekleri doğrultusunda anne-baba ve ailenin diğer üyeleri ile tartışmalar yaşayabilirler. Bu çatışmalar genellikle kiminle arkadaşlık edileceği, eve dönme saatleri, sigara ve madde kullanımları, ders çalışma, telefon, bilgisayar kullanımı, kıyafet ve yemek gibi konulardır. Bazı durumlarda bu gibi sorunlar aile ve ergen arasında ciddi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Çözüm için destek gereksinimi duyulan durumlarda, sorunlar büyümeden ve kişiler ve ilişkiler örselenmeden, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışanlardan destek almak gerekir.

Ergenlik döneminde psikolojik destek alınmasını gerektiren durum ve sorunlar şunlardır;

  • Sınav kaygısı (LGS, TYT, YKS, AYT )
  • Anksiyete bozuklukları
  • Depresif belirtiler ve depresyon
  • Öfke ve dürtü kontrol problemleri
  • Davranış bozuklukları
  • Takıntı ve tekrarlar
  • Fobiler,
  • Tikler,
  • Arkadaş ilişkilerinde sorunlar ve yalnızlık
  • Aile içi çatışmalar
  • Dikkat eksikliği, hiperaktivite sorunları
  • Okulda uyum sorunları, derslerde başarısızlık, ilgisizlik okula gitmeme
  • Bağımlılık sorunları (cep telefonu, internet, oyun, madde vs. )
  • Cinsel kimlik bozuklukları
  • Uyku ve yeme bozuklukları

Çocuğunuzu Pedagog Rehberliğinde Bilinçli Büyütün

Çocuğunuzun sağlıklı ve mutlu büyümesini desteklemek, ileride oluşabilecek problemlerinin önüne geçmek için çocuğunuzu uzman pedagog danışmanlığında büyütebilir, gelişimini takip ettirebilir ve çocuğunuz büyürken sağlıklı iletişim kurma yollarını öğrenebilirsiniz.

Bir pedagoga sadece sorunlar oluştuğunda değil, çocuğunuzu uzman rehberliğinde bilinçli büyütmek için de gidebilirsiniz. Bu süreç anne-baba olmaya karar verme ile başlar. Yani hamilelik öncesi, hamilelik ve doğum sonrası, bebeklik ilk aylar ilk yıllar, okul öncesi dönem ve orta öğretim dönemi şeklinde devam eder.

Çocuğun ve ailenin hayatını zorlaştırarak tüm ailede mutsuzluk yaratan psikolojik problemleri çözmek amaçlı;

Çocuğunuzun ve sizin yaşamınızı zorlaştırdığını gördüğünüz psikolojik sorunlar mutlaka çocuk psikolojisi konusunda eğitimli ve deneyimli bir pedagog desteğiyle çözülmelidir.

Bu tür sorunlara ilaveten, çocuğunuzun hayatını olumsuz etkileyeceğini düşündüğünüz bazı değişiklikler ve olaylarda çocuğun etkilenmesini en aza indirmek ve durumlara uyumunu kolaylaştırmak amacıyla da pedagog’dan psikolojik destek alabilirsiniz.

Tüm bu durumlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Boşanma ve ayrılıklar,
  • Kardeş kıskançlıkları, aileye yeni bir bebeğin gelişi,
  • Aile içi ciddi problemler (işsizlik, kumar, alkol, çatışma ve kavgalar ),
  • Gelişimsel bozukluklar,
  • Kreşe, anaokuluna ve ilkokula başlamada zorluklar,
  • Okul değişiklikleri ve arkadaş dışlanmaları,
  • Okul başarısızlıkları ve ödev yapmada güçlükler,
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozuklukları,
  • Konuşma bozuklukları ve kekemelik,
  • Korku ve kaygı bozuklukları,
  • Yalnız kalmaktan korkma, yalnız yatamama,
  • Uyku ve beslenme bozuklukları,
  • Takıntı ve zorlayıcı tekrarlar,
  • İçine kapanıklık, ilişki kurmada güçlükler,
  • Anne veya babada psikiyatrik, psikolojik sorunlar,
  • Ailede yaşanan travmatik olaylar, kayıplar vs.,
  • Anneye aşırı düşkünlük, anneden ayrılma kaygısı,
  • Anne ve babayla yatmakta ısrar,
  • Gece kabusları, gece ağlayarak uykudan uyanmalar,
  • Gece diş gıcırdatmaları, uyku bozuklukları,
  • Gece ya da gündüz alt ıslatma, dışkı kaçırma,

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.