Oyun Terapisi Hangi Konulara Yardım Eder?

Oyun terapisi ile çocuğunuz:

  • Duygularının farkına varacak, başkalarının ne hissettiğini anlayacak,
  • Kendini başkalarının yerine koyacak, empati duygusunu geliştirecek,
  • Yeni sosyal beceriler kazanacak ve uygulayacak,
  • Aldığı sorumlulukları zamanında yerine getirecek,
  • Karşılaştığı problemlere uygun ve gelişmiş stratejiler üretecek,
  • Kendine ve çevresindekilere olan saygısı gelişecek,
  • Zihinsel ve fiziksel becerilerini geliştirecek,
  • Duygu ve düşüncelerinin farkına vararak, onları ifade edebilecek,
  • İçinde bulunduğu dünya hakkında bilgi edinecek,
  • Çevreleri ve aileleriyle olan sosyal becerilerini geliştirecek.

“Bir insanı tanımak için onunla bir yıl sohbet edeceğine bir saat oyun oyna.” Platon

Oyun Terapisi Nedir?

Oyun terapisi, 2.5 – 13 yaş aralığındaki çocukların kendilerini güvende hissedeceği özel oyun odasında, oyun ve oyuncakları kullanarak, oyun terapistinin çocuğa yaptığı duygu yansıtmaları ile gerçekleşen bir süreçtir. Virginia Axline’in 1940 yılında geliştirdiği prensiplere dayanan hümanistik ve yönlendirilmemiş olan bu yaklaşım, çocukların sağlanan uygun ortam ile olumlu gelişimler göstereceğini savunur. Terapist çocuğu aynen olduğu gibi kabul eder, çocuğun hareketlerini ya da konuşmasını yönlendirmeye çalışmaz. Terapiyi çocuk yönlendirir ve terapist de bu yolu takip eder. Çocuk, oyun odasının kaptanıdır. Özgürce oyununu oynayan çocuk, duygu, düşünce ve deneyimlerini terapist ile kurduğu özel ilişki ile oyun odasında ortaya koyabilme fırsatını bulur.

Neden Oyun Terapisi?

Bazen yetişkinler çocukların duygu ve düşüncelerini kelimelerle ifade etmekte zorlandığını unutabilir. Oyun terapisi odasındaki oyuncaklar, çocukların kelimeleridir; oyunlar da düşünceleri, deneyimleri haline dönüşür. Çocuklar oyuncaklara yaşadıkları korkuları, kızgınlıkları, üzüntüleri, fantazilerini transfer ederek canladırırlar. Oyun ve oyuncaklar çocuklara, iletişim kurma, sorunlarını çözme ve olumsuz davranışlarını değiştirme konularında yardımcı olur. Oyun terapisi, çocuğun yaşadığı travma sonucu, takıldığı gelişim aşamasında gerekli iyileşmeyi sağlayarak bir sonraki gelişim aşamasına geçmesine ve çocuğun kendi iç dengesini kurmasına yardımcı olur.

Oyun Terapisi Hangi Konulara Yardım Eder?

  • Öfkeli davranışlar, öfke kontrolü (itme, ani bağırma, zarar verme vb.),
  • Aile yaşamındaki değişimler (kayıp, yas, boşanma, aile ilişkilerinin bozulması vb.),
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite,
  • Davranış bozukluklukları,
  • Öğrenme güçlüğü,
  • Sosyal gelişim sorunları (duygu ve düşüncelerini ifade edememe, girilen ortamda çekingen kalma, arkadaş edinememe vb.),
  • Okul fobisi,
  • Kardeş kıskançlığı,
  • Travmatik yaşam olayları (deprem, sel vb.),
  • Yeme problemleri.

Çocuklarda Tikler ve Tik Bozuklukları

Tikler birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, ritmik olmayan istemsiz devinimler ve ses çıkarmalardır. Tikler zaman içinde frekansları, karmaşıklıkları, yoğunlukları, nerede sergilendikleri ve süreleri ile ilgili fazlasıyla değişkendir. Bu değişkenlik içinde tikler neredeyse kesintisiz sürekli sergilenebilirken gün içinde birkaç dakika ile de sınırlı kalabilir. Tikler bir süreklilik çizgisi üzerinde 1 – 2 ay süren geniz temizleme ya da göz kırpıştırmadan başlayıp daha ciddi ve hayat boyu devam eden artan ve karmaşıklaşan çoklu devinimsel ve sözel tikleri içerebilir. Tikler geçici ya da kronik tik bozuklukları ile Tourette sendromu altında sınıflanır. Bazı çocuklar geçici ve kısa süreli tikler geliştirirken bazıları uzun süreler devam eden ya da hayat boyu devam eden ve içerik değiştirip daha karmaşık hale bürünen tikler geliştirebilir. Tikler içerikte istemsiz vokal sesleri hatta küfür ve diğer tabu nitelikteki ifadeleri içerebileceği gibi yüzde göz ve ağız hareketlerini ya da kol ve diğer beden hareketlerini içerebilir. Tik bozuklukları olan çocukların duygusal ve ruhsal durumları ele alınırken hem doğal mizaç özelliklerinin hem de çevresel sosyal etkenlerin belirleyici olduğu görülür. Tikler çocuk baskı altındayken, yorgunken ya da altta yatan tıbbi bir rahatsızlık olduğunda artış gösterebilir. Çevresel uyaranlar da tikleri tetikleyebilir. Uykudayken tikler belirgin şekilde azalır ya da hiç görünmez. Erkek çocuklarda tiklerin görülme oranı kız çocuklara göre 3 kat fazladır. Tik geliştiren bir çocuğun yoğun utanç, kaygı ve depresyonuna çoğunlukla sosyal etkenlerin katkıda bulunduğu görülmektedir. Tikleri nedeniyle alay ve küçümsenme gören ve bunlardan kaçınmak isteyen çocukların okula gitmeyi reddetmeleri gündeme gelebilir. Ebevenler tiklerin görünen belirtilerini azaltabilen ilaç tedavisinin çocuklarının bilişsel ve duygusal yaşantılarına olan olumsuz etkileri karşısında ikilemde kalabilirler. Çocukların tikleriyle ilgili düşünceleri çoğunlukla sorunlarının nedenine ilişkin bir kafa karışıklığı içerir. Çocuklar başkalarının davranışlarını kişisel ve kendilerine yönelik değerlendirip kimi zaman baskılayabildikleri belirtileri kontrol edemedikleri için kendilerini suçlayabilirler. Çocuğun çevresindekilerle ilişkileri açısından tikleri olan çocukların kendilik bilincinin oldukça yüksek, akranlarından uzak ve kendilerini yalıtmış olduklarına tanık olabiliriz.

Tik bozukluğu olan çocuklarla öncelikli tedavi hedefi çocukların bu belirtilerini herhangi başka türlü bir özrü kabullenmeleri gibi kabul etmelerine ve utanç duygusunu azaltarak özdeğerlerini ve özgüvenlerini arttırmaya yöneliktir. Geçici tik bozukluğu genelde bir girişim olmadan kendiliğinden geçer. Kronik tik bozukluğu ve Tourette sendromu vakalarında etkinliği belirlenmiş bilişsel ve davranışçı tedavi yöntemleri çocuğun ailesini de dahil edecek şekilde değerlendirilir.

Çocuğun Bilişsel (Zihinsel) Gelişimi

Bireyin, çevresindeki dünyayı anlamasını ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyetlerin gelişimine BİLİŞSEL GELİŞİM adı verilmektedir. Bilişsel gelişim; bebeklikten yetişkinliğe kadar bireyin çevreyi ve dünyayı anlaması ve düşünme yollarının daha karmaşık ve etkili hale gelme sürecidir. Piaget gelişim dönemlerini 4 ana başlığa ayırmıştır. Piaget’e göre tüm çocukların bu gelişim aşamalarından sırasıyla geçmesi gerekmektedir. Çocuklar bir gelişim dönemini atlayarak diğerine geçemezler. Ancak çocukların gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden farklılık gösterebilir.

DUYUSAL-MOTOR DÖNEMİ (0-18 Ay)

Bebek, bu aşamada dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullandığından bu döneme duyusal-motor adı verilmektedir. Bütün bebekler doğuştan reflekstif davranışlara sahiptir. Yeni doğan bebeğin dudaklarınıza dokunduğunda emmeye başlar; parmağınızı avucuna koyduğunuzda yakalar. Bu refleksler, çocuğun ilk biliş şemalarını oluşturur. Başlangıçta kendisini diğer nesnelerden ayıramayan bebek, bu ilk şemaları (emme, tutma, yakalama vb.) yoluyla kendi vücudunu keşfetmeye çalışır. Daha sonra, diğer nesnelerle etkinliklere başlar. Çıngırak, fincan vb. nesneleri tutar, emer, vurur. Onları, kendisinde var olan şemalarla tesadüfen keşfeder.

Örneğin; yeni doğan bebeğe mama şişesini ters olarak verdiğinizde de emmeye çalışır. Oysa bir ya da iki ay sonra biberonun ne tarafından emileceğini öğrenir. Bebeğin, çevresiyle etkileşimleri sonucu edindiği yaşantılarla oluşturduğu yeni bilişsel yapılar, refleksif davranışlardan amaçlı davranışlara doğru ilerlemesini sağlar. Artık bebek, kendisine ilginç gelen bazı davranışları sadece tekrar etmez aynı zamanda bazı basit problemleri çözmeye de çalışır.

Örneğin; beş aylık bebek, gözünün önündeki top battaniyenin altına saklandığında onu aramaktan vazgeçer; oysa sekiz aylık bebek, onu aramaya devam eder. Çünkü bebek, nesne gözünün önünden kaldırıldığında onun yok olmadığını öğrenir.

İŞLEM ÖNCESİ DÖNEM (18 Ay-6 Yaş)

İşlem öncesi dönem ikiye ayrılmaktadır. Bunlar:

  1. a) Sembolik ya da kavram öncesi dönem (2-4 yaş)
  2. b) Sezgisel dönem (4-6 yaş)
  3. a) Sembolik Dönem:

İki dört yaşlarını kapsamaktadır. Bu dönemde çocukların dili, çok hızla gelişir ancak geliştirdikleri kavramlar ve kullandıkları sembollerin anlamları, kendilerine özgüdür; çoğu zaman gerçek değildir. 2-4 yaşlarına çocuk, gözünün önünde bulunmayan ya da hiç mevcut olmayan nesne, olay, kişi, varlığı temsil eden semboller geliştirmeye başlar. Örneğin; bir çubuğu at, cetveli tabanca gibi kullanabilir. Bu yaşta sembolik oyun sıkça gözlenir. Sembolik oyunlar aracılığıyla çocuklar, çatışmalarını ortaya koyabilir ve dengelerini sağlayabilirler.

Bu dönemdeki çocuklar ben merkezlidir. Kendilerini başkalarının yerine koyamazlar. Dünyayı başkalarının açısından göremezler. Objeleri sadece tek bir özellikleri açısından sınıflandırılabilirler. Örneğin; renklerine göre sınıflandırma ya da biçimlerine göre sınıflandırma gibi. Bir özellik bakımından farklı olan nesnelerin farkını göremezler. Örneğin; yeşil üçgenlerle yeşil kareleri bir arada gruplayabilirler. Ancak aynı anda hem renge hem de şekle göre gruplama yapamazlar. Tek yönlü düşünürler.

  1. b) Sezgisel Dönem:

4-6 yaş arasını kapsar. Çocuklar bu dönemde, mantık kurallarına uygun düşünme yerine, sezgilerine dayalı olarak düşünürler ve problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. Çocuklar bu dönemde, nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadır. Korunumun kazanılmamasında bu özellikleri etkili olmaktadır.

Örneğin; eşit miktarda dolu olan iki süt bardağından birini, ince uzun bir bardağa, diğerini geniş bir bardağa çocuğun gözünün önünde boşaltalım. İnce uzun bardaktaki süt daha yüksek göründüğünden çocuk, o bardaktaki sütün daha çok olduğunu söyleyecektir. İki eşit miktardaki çikolata kalıbından birisini parçaladığımızda, çocuk gözü önündeki parçalara ayrılmış olan kalıbı daha çok görecektir. Ayrıca, bu yaşlarda çocuklar, dilin kuralları ve sözcüklerle oynayarak, komik cümleler ve sözcükler üretmekten çok hoşlanırlar.

SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ (6-12 YAŞ)

İlkokul yıllarındaki çocuklar, bilişsel yeterlilik bakımından çok hızlı değişme gösterirler. İlkokul dönemindeki, çocukların düşünmesi okul öncesi çocukların düşünmesinden çok farklıdır. Nesnelerin fiziksel yapılarında, mekandaki konumlarında değişmelerle; miktar, hacim, sayı vb. özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar. Kısa ve geniş bardaktaki süt ile ince uzun bardaktaki sütün aynı miktarda olduğunu görebilirler; parçalanmış çikolatalarla kalıp halinde olanın aynı miktarda söyleyebilirler. Algılanan görüntüye göre değil gerçeği anlayarak tepkide bulunurlar.

Tüm dünyada çocukların somut işlemler döneminde okula başlamaları bir tesadüf değildir. Bu dönemde, bazı işlemlerin zihinsel olarak yapabilecek durumdadırlar. Örneğin; benim beş portakalım, senin dört portakalın var. İkimizin portakallarını bir araya getirdiğimizde kaç portakal eder? diye sorduğumuzda problemi zihinsel olarak çözebilirler. Bu dönemde en üst düzeyde gruplama yapabilirler. Bir grup bir nesnenin bir başka grubun alt sınıfı olabileceğini anlarlar. Örneğin; taşıt araçlarına otomobiller ve kamyon vb. diğer taşıt araçları olarak gruplayabilir, otomobilleri de, benzinle çalışanlar ve mazot vb. yakıtla çalışan diğer otomobiller olarak sınıflandırılabilirler.

Örneğin, nesneleri uzunluklarına, genişliklerine, ağırlığına vb. göre düzenleyebilirler. Somut işlemler dönemindeki çocuklar benmerkezcilikten uzaklaşmışlardır. Olayları ve dünyayı, başkaları açısından da görebilirler. Ancak bu dönemde, düşünme süreçleri çocuk tarafından gözlenebilen gerçek olaylara yöneliktir. Çocuklar, somut olduğu sürece karmaşık problemleri çözebilirler. Soyut problemleri ise çözemezler. Soyut kavramları, çevresindekileri model alma yoluyla yerinde kullanmalarına rağmen, anlamlarını açıklayamazlar.

Çocuklar bu dönemde dili etkili olarak kullanmakla birlikte vatan, millet, ülke vb. soyut kavramları anlayamazlar. Soyut kavram ve deneyimlerin somut yollarla açıklanmaları gerekir. Örneğin sakla samanı gelir zamanı vb. deyimler somut olarak çocuklara açıklanmalıdır.

SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ (12 +)

Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri, yetişkinlere benzer hale gelir. Bu dönemde artık soyut düşünme başlar. Bir problemin çözümü, somut yollarla sınırlanmaz. Problemde bulunan değişkenler arası ilişkileri bulur. Çocuklar soyut kavramları anlayarak etkili bir şekilde kullanabilirler. Bu dönemde çocuklar, çeşitli idealler, fikirler, değerler ve inançları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, felsefesiyle, politikayla ilgilenirler.

Ergenliğin başlamasıyla vücutta değişmeler meydana geldiği gibi, beyinde ve beynin fonksiyonlarında birçok değişme gözlenmektedir. Piaget, birçok yetişkinin soyut işlemleri geliştirmediğini ifade etmektedir. Bunun nedeni de bireyin içinde yaşadıkları çevrenin niteliğidir. Bireyin soyut işlemleri yapabilmesi için, bu tür düşünme tarzını gerektirecek karmaşık problemlerle karşılaşması gerekir.

Öğretim, ergenin bilimsel yöntemi kullanmasını sağlayacak biçimde düzenlenmelidir. Somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayıca dil gelişimi bakımından kavramları atasözlerinin, deyimlerin anlaşılmasında artık problemleri yoktur. Ayrıca yazılı dilinde bir yetişkin kadar etkili olarak kullanabilirler. İlköğretimin 6, 7 ve 8. sınıflarda ve lisede ergenlerin, analiz etme karşılaştırma soyut ilişkileri bulma özgün bir şey üretme, eleştirel düşünme gibi özelliklerini geliştirici nitelikte etkinliklere yer verilmesi gerekmektedir.

Ergenlerde gözlenen önemli bir diğer zihinsel gelişim özelliği de hipotetik koşullara göre düşünmeleridir. Örneğin, okullarda münazara (tartışma) yaparken, bulunduğu gruba benimsemediği bir fikir savunma görevi verildiğinde, tartışmanın hatırı için bu konuda fikir üretip savunabilirler.

Piaget’in bilişsel gelişim dönemleri, bize çocuğun hangi dönemde nasıl düşündüğü ve akıl yürüttüğü hakkında fikir verir. Bunları bilmek, çocuğa hangi dönemde neyi öğretebileceğimize dair bize yol gösterir. İşlem Öncesi döneminde olan bir çocuğa akıl yürütme ve bağlantı kurma gereken konuları pek öğretemeyiz. Çünkü yorumlama, çıkarım yapma becerisi daha çok somut dönemde gerçekleşir. Yine somut dönemde olan bir çocuğa “x” ve “y” leri kullanarak matematik anlatmak zor olacaktır. Çünkü onun soyut kavramlar ve semboller ile işlem konusunda zorlanmaktadır. Soyut konuları tam olarak anlaması 12 yaş sonrasını bulacaktır. Anne babalara düşen görev ise çocuklarının zihin gelişiminin hangi dönemde nasıl seyredeceğini bilmek ve ona göre alıştırmalarla zihinsel süreci desteklemektir.

Kaynakça:

  • Çocuk Gelişim Psikoloji – Denise Boyd, Helen Bee – Kaknüs Yayınları – 2009

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.