Aile Terapisinin Faydaları Nelerdir?

Aile olmak ve bu ailenin fertlerinin mutlu ve huzurlu bir şekilde bir arada yaşamlarını sürdürmesi özellikle günümüz şartlarında oldukça güçleşen ve emek gerektiren bir durumdur. Ailede her bireyin kendine ait sorunları olması, buna rağmen aynı ortamda yaşamak ciddi bir sorumluluk gerektiriyor. Aile terapisi ise böyle zamanlarda ve durumlarda başvurulabilecek ve psikolojik destek alınabilecek bir yöntem haline geliyor.

Aile içinde yaşanan anlaşmazlıklar birçok çiftin yaşadığı sorunların başında gelmektedir. Bunun en önemli sebebi iletişimsizlikten kaynaklanmaktadır. Tek başına kolayca çözülebilecek bir sorun karşısındaki zıt veya farklı fikirler çözüme ulaşmayı zora sokmaktadır.

Bu gibi durumlarla karşılaşıldığında içinden çıkılmaz bir probleme dönüşmesindense, sorunu uzman birinden psikolojik destek alarak çözmeye çalışmak inanıyoruz ki yapılacak en doğru davranış olacaktır. Aile terapisi sayesinde gereğinden fazla büyütülen sorunlar yüzünden bile yıkılacak hale gelen aile kavramı; yeniden toparlanma şansını bulabilmektedir. Çiftlerin birbirini dinleyebilme ve anlayabilme konularında iletişimlerini kuvvetlendirecek bir yöntem olduğu tartışmasız bir gerçektir.

Aile kurmak, aile olabilmek çok da kolay bir olgu değildir. Birbirinden farklı iki insanın bir araya gelmesi, aynı evi paylaşması ve ortak bir hayat kurmaları ara sıra anlaşmazlıkların olması ya da çatışma yaşanmasını da beraberinde getirmektedir. Zorlu hayat şartları herkesi aynı şekilde etkilemez. Kiminin olaylara karşı direnci daha yüksekken kimi daha zayıf duruş sergileyebilir. Çiftlerden biri çok sabırlıyken diğeri tez canlı olabilir. Bu bile ortak yaşam sürdürürken karşılaşılabilecek en basit sorunlardan biri olmasına rağmen iletişim eksikliği varsa giderek büyüyen bir problem haline gelebilir.

Aile terapisi sayesinde çiftler birbirlerinde var olan iyi yönleri daha iyi görüp değerlendirebilmektedir. Sorunlar yüzünden sadece olumsuz taraflar göze battığından birlikte olunduğunda yaşanabilecek güzel anlar kaçırılmaktadır. İşte aile terapisi bu noktada çiftlerin birbirlerine karşı daha pozitif bakabilmelerini de sağlayacak en etkili yöntemlerden biridir.

En Sık Rastlanan Evlilik Sorunları

Evli bir çift arasındaki gerginliğin asıl nedeni çok daha farklı olabilir. Klasik nedenleri ortaya atmadan önce, siz farkında olmadan evliliğinizi tehdit eden şeyleri öğrenin. İşte en sık yaşanan evlilik sorunlarının gizli nedenleri:

Çok fazla özür dilemek

Bir kavganın ardından eşinizin duymak istediği şey ”özür dilerim” olmayabilir. Özür dilemenin yerine, uzlaşmaya varmayı deneyin. Böylelikle iki taraf ta kendisi için sorun oluşturan şeyleri göz ardı etmek zorunda kalmaz ve problem gerçekten çözümlenir.

Televizyon aşkları Televizyon ve filmlerde

gördüğünüz hayali çiftlerden vazgeçemiyor musunuz? Araştırmalar, televizyon romansına ciddi ölçüde kapılan ve inanan insanların eşleriyle olan ilişkilerine kendilerini daha az adadıklarını göstermekte. Dizi ve filmlere kendini kaptıran kişiler, gerçek, inişli çıkışlı ilişkiler yerine çiçekler almayı ve heyecanlar yaşamayı bekliyorlar ve ne yazık ki gerçek hayatta ilişkiler o şekilde yürümüyor. Bu da çiftlerin mutsuz olmalarına sebep oluyor.

Dijital iletişim Birbirinize SMS, e-posta ya da Facebook’tan mesajlar göndermek yüz yüze iletişim içinde olmaktan çok daha kolay ve hızlı gelebilir ama Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, dijital yollardan birbirleriyle iletişime geçmeyi tercih eden çiftlerin ilişkilerinde daha doyumsuz olduklarını gösteriyor.

 

Rüyalarınız Rüyanızda kocanızın size kötü davrandığını ya da sizi aldattığını görmeniz gerçek hayatta da kavga etmenize neden olabilir. Bu, araştırmalarca da kanıtlanmış bir gerçektir. Rüyanızda sinirlendiğiniz bir konu için eşinizle kavga etmek yerine, neden canınız sıkıldığı hakkında onunla konuşun.

Başbaşa randevuya çıkmak Normalde romantik ve rahatlatıcı olması gereken bu aktivite iki tarafın farklı istekleri nedeniyle bir kabusa dönebilir. Kadınlar, planlı aktiviteleri tercih ederken, erkekler, daha spontan aktivitelerden hoşlanırlar. Bu nedenle, iki taraftan birinin mutsuz olmaması için, randevunuzda ne yapmak istediğinizi karşılıklı konuşmak ve ortak bir karara bağlamak evliliğiniz için daha doğru olacaktır.

Az uyku

İhtiyacınız olan uykuyu almazsanız sinirli ve gergin olursunuz. Bu da ilişkinize sinir ve kavga olarak yansır.

Boşanan arkadaşlar Araştırmalar, boşanmanın bulaşıcı olduğunu göstermekte. Mesela, arkadaşınızın kocası onu aldattığında siz de ister istemez kendi kocanızın sadakatini sorgulamaya başlarsınız ve bu durum, ortada bir şey yoksa dahi, evliliğinizi kötü yönde etkiler.

Hiç kavga etmemek Kavga etmiyor olmanız birbirinize sinirlenmediğiniz anlamına gelmez. Kavga etmek, tartışmak sağlığınız için iyidir ve birbirinize karşı dürüst olmanızı sağlar. Kavgadan kaçınmak ise stres hormonlarınızı arttırır. Kavgadan kaçınmak yerine sakin bir şekilde sizi sıkan durumları konuşmayı deneyin.

Evlilikte her zaman iniş çıkışlar olabilir. Önemli olan karşılıklı olarak birbirinizi anlamaya çalışmak, orta yol bulmak ve bu güzel günlerin keyfini çıkarmaktır.

Aile Danışmanlığı Desteği İçin Randevu Alabilirsiniz

Evlilikte Ailelerin Müdahalesi Boşanmalara Neden Olabilir

Ailelerin evliliğe karışması başlangıçta işleri kolaylaştırıyormuş gibi görünse de sonradan işleri dahada zorlaştırmakta ve evliliği gençler için kabusa çevirmektedir.

Evlilikte yaşanan sorunların en büyük nedeni ailelerin, özellikle erkeğin annesinin, yani kayınvalidenin evliliğe karışması ile yaşanmaktadır.

Genellikle kız tarafının ailesi de evliliğe karışmakta hatta el altından evliliği idare etmektedir ama bunu çok belli etmeden ve tepki çekmeden yapmaktadırlar. Eşler arasında sorunlar oluşmaya başladığında ise bu durum problemlere neden olmaktadır.

Ailelerin evliliğe yardım etmesi ile karışması farklı şeyler olup bir süre sonra “ Senin ailen şunu yaptı, benim ailem bunu yaptı” şeklinde tartışmalar başlamakta ve giderek bu tartışmalar evliliği sıkıntıya sokmaktadır. Ailelerin ekonomik yönden yardım etmeleri, tartışmalarda arabulucu olarak müdahale etmeleri, evde yaşanan sıkıntıların aktarılıp her şeyden haberdar edilmeleri, farkında olmadan onları evliliğe müdahil duruma getirmekte ve tartışmalarda taraf olmalarına neden olmaktadır.

Ailelerin genelde kendi evlatlarını haklı görmeleri, onlardan yana olmaları, eşlerin birbirlerine karşı öfkelerini arttırmakta, kimi zaman aileler ile iplerin kopmasına neden olmaktadır. Bu durumdan kendisi ile sorun olmadığı halde öbür tarafın ailesi de nasibini almakta, “Sen benim ailemle görüşmüyorsan ben de senin ailen ile görüşmüyorum” diyerek her iki tarafla da sorun yaşanmaktadır.

Sonuç olarak aileleri evliliğe karıştırmak kolayımıza gelir ama daha sonra onları olaylardan uzak tutmanın mümkün olmayacağını düşünerek evlilik içinde yaşananları evlilik içinde çözmeye çalışmalıyız.

Eğer bunu yapamazsak profesyonel bir yardım almalı ama ailelere ev içinde yaşanan olumsuzlukları aktarmamalıyız. Buna dikkat etmediğimizde biz eşimizle aramızı düzeltiriz ama sonrasında ailemiz eşimize karşı cephe alır ya da onlar affetse bile ortalıkta dolaşan laflar nedeniyle bu sefer eşimiz onları affetmez. Buna asla sebebiyet vermeyelim.

Gerek ekonomik gerekçelerle, gerek çocuğumuza bakma adına, gerekse ev içinde yaşananları çözmek adına ailelerimizden yardım istemeden önce on kere daha düşünelim, mümkünse de yapmayalım.

 

Aile Danışmanlığı Desteği İçin Randevu Alabilirsiniz

Mutlu olmak için önce eşinizi mutlu edin

İşte evliliğin 10 şartı!

1-Baş başa, el ele ve göz göze sohbet etmek,

2-Birlikte vakit geçirmek,

3-Sevişmek,

4-Birlikte yatmak ve birlikte banyo yapmak,

5-Armağan vermek,

6-Hizmet etmek,

7-Suçlamak yerine istemek,

8-Takdir etmek, övmek ve onaylamak,

9-Aile büyüklerine saygı göstermek,

10-Ahde vefa

 

Evlilik Öncesi Endişelerinizi Bir Kenara Bırakın!

Evliliği sürdürebilme endişesi, özgürlüğün biteceğinin düşünülmesi, alışılan düzenden yeni bir düzene geçecek olma fikri ve sorumlulukların artacak olması evlilik kararı alan çiftlerde görülen olağan stresin nedenleri arasında yer alır

Acaba doğru insan mı?

Evlilik öncesinde çiftler kendilerine, “Acaba bu insan benim için doğru kişi mi?” “Hayatımı bu insanla geçirebilir miyim?” “Daha iyisi var mıdır?” gibi sorular sorabilir. Bu tür soruların oluşması normal ve geçici bir durumdur. İki farklı hayat tarzının bir evin içinde birleşecek olması, hazırlık aşamasında ailelerin fazla müdahil olması, hazırlık sürecinin yoğun ve karmaşık geçmesi özellikle gelin adaylarının daha fazla stresli hissetmesine neden olur. Bu dönemde her iki taraf için de evlilik konusunda kararsızlık durumu da görülebilir.

Yaşanan yoğun stresin önüne geçmek mümkün!

Öncelikle bu durumun geçici ve keyifli bir olay için yaşandığının bilincinde olun.

Bu süreçte ne istediğinize emin olun ve kararınızı değiştirmemeye özen gösterin.

Evli arkadaşlarınızdan ya da ailelerden düğün ve evlilik ile ilgili fikir ve yardım alın ancak kafanızın karışmasına izin vermeyin.

Cinsellik dahil evlilik ile ilgili hissettiğiniz tüm korkularınızı partnerinizle açıkça konuşun. Çözümsüz hissettiğiniz durumlarda bir uzmandan yardım alın.

Bu süreçte gevşemenize yardımcı olacak aktiviteleri yapmayı ihmal etmeyin.

Her ne olursa olsun yaşadığınız yoğunluğu ve karmaşayı sevdiğiniz insanla hayatı paylaşmak için yaptığınızı unutmayın ve sürecin keyfini çıkarın.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Eş Seçiminde Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Sırtta Sivilce Neden Çıkar?

Son zamanlarda bir hayli escort ümraniye bayanın bedenlerindeki daha doğrusu sırtlarından çıkan sivilceler için bir cilt uzmanına veya hoşluk uzmanına müracaat ettiği görülmektedir. Bunun en ehemmiyetli sebeplerinden bir tanesi ise hiç şüphesiz deri yapısı ve ona bağlı olarak derinin maruz kaldığı fizyolojik etmenler. Efor sarf eden bir işiniz var ise veya çalışma civarınızdan kaynaklı terleme meseleyi ile karşılaşıyorsanız sıklıkla sırtınızda sivilce ile karşılaşabilirsiniz. Sırtta sivilce çıkmasının bir hayli sebebi olduğu gibi Şehir escort bayanın kendisinden de kaynaklı olabilir.

Çok Efor Sar Edenlerde Sık Görülen Bir Gidişattır

Uzmanların terli kalmış bir bedenin millet arasında sivilce olarak öğrenilen iltihaplı sivilcelerin daha basit çıkmasına müsait olduğu vurgusunu yapmaktalar. Özellikle çok efor sarf eden sporcularda ve işi gereği yoğun fiziksel çalışmalar yapan kimselerde bu vaziyet daha çok barizdir.

Ten Gözeneklerinin Kapalı Olmasının Sivilceye Tesiri

Hoşluk uzmanları tarafından yapılan bir hayli araştırmada tenin gözeneklerinin kapalı olmasından kaynaklı olabileceği ön görülmekte. Öyle ki yapılan bilimsel cildiye araştırmaları da bunu doğrular kalitede. Tenin dış etmenlere maruz kalması kum, yağ, güneş yanıkları, toz vs. gibi cildin anatomisini bozmakta ve tesire tepki olarak görülen sivilcelerin çıkmasına neden olmakta. Şehir escort bayan olarak böyle bir vaziyetle karşılaşmamak için sırt bölgesi ve bedenimizin öbür bölgelerini kesintisiz arınmalı ve hijyenik yakalamalıyız. Tenimizin alerji dinlediği krem, losyon, karışım, kür gibi maddelerden uzak durmalı veya bir uzman hakimiyetinde kullanmalıyız. Aksi takdirde çıkmasını istemediğimiz sivilcelere davetiye göndermiş oluruz.

Çiftlerin sık kavga ettikleri konular

Kirpik Uzatma Yolları

Kirpikler bir hayli escort kadıköy bayan için en ehemmiyetli hoşluk göstergelerinden biridir. Bir Hayli Şehir escort bayan ise kirpiklerinin kısalığından davacıdır ve uzatma usullerine müracaat etmektedir. Bazı bayanlar natürel usullere müracaat etirken bazı Şehir escort bayanlar kimyevilere müracaat etmektedirler. Hiç bir usul kirpiklerin genetik yapısını değiştirmez. Başka Bir Deyişle kirpikleriniz doğuştan seyrekse bu yapıyı radikal değiştirmek muhtemel olmayacaktır. Usullerin doğru kullanımı sayesinde muhteşem neticeler elde edilebilir.
Konutta kirpik uzatmak için teklifler:

-Kirpiklerinizi minik bir fırça desteğiyle tarayın. Bunu her gün yapın.
-Kirpiklerinize badem yağı ve zeytinyağı uygulaması yapın.
-Yeşil çayın içinde kirpikleri besleyen maddeler olduğundan, kirpiklerinize yeşil çayla tampon uygulayın.
-Makyaj artıklarını zamanında arının. Makyaj kirpiklerinize çepere dahi verebilir. Her zaman makyajınızı arınmayı unutmayın.
-Kirpiklerinizi tararken vazelin uygulayın. Vazelin uygulamasını elinizle veya bir çubuk desteğiyle yapabilirsiniz. Bu uygulama kirpiklerinizin daha nemli olmasını sağlar. Kesintisiz yapabilirsiniz.
-Yeterince beslenin.
-Kirpiklerinizi güneş ışığından yoksun vazgeçmeyin.
-Zorunlu vitamin yardımlarınızı önemsememe etmeyin.
-Bedeninize yeterince akışkan alın.
-Hint yağı ve E vitamini yağı kullanın. Bu yağları genellikle gece uyurken uygularsanız daha tesirli olacaktır. Bu yağların ortak verimi kirpiklerin dökülmesini önlemek ve kirpikleri kuruluktan kurtarmaktır.
-Sıhhatsiz bir bedende kirpikte saç veya kaş gibi kirpiklerde dökülebilir. Sıhhatli kirpikler için sıhhatinize dikkat etmelisiniz.
-Yumurta akı ve Hint yağı maskesini de hem saçlarınıza hem kirpiklerinize uygulayabilirsiniz.

Kumpaslı kullanım neticeyi işe yaradığını göreceksiniz.

Evliliği sürdürmenin 15 yolu!

Bronde Saç Modası

Her şeyin olduğu gibi saçın da zaman zaman kısalık, uzunluk ve renk gibi revaçta olduğu muhakkak modeller olur. Bunlardan biri de Bronde Saç Modasıdır.

Bronde Saç Modası

2017 senesinde ortalığı kasıp kavuran Bronde saç modası; şanlıların da bu rengi çok fazla kullanmasından dolayı 2017 senesinin saç modası haline gelmiştir.

Bronde Saç Modasında Renkler

Sarı ile kumral renklerin saçları boyamasıyla oluşan bu saç rengi; ana renk tablosunda olmamakla beraber ara renklerdendir. Genellikle hoşluk salonları, bu rengi kahverengi saçlı Ataşehir escort kadınlar için uç kısımlarına ton ve vuruş yaparak açar ve elde etmeye çalışır. Saç rengini ve aynı zamanda stilini değiştirmek isteyen hanımların devamlı olarak müracaat ettiği bir renk olan Bronde saç modası 2017 ile sarih renklerin yiğit kraliyetine katılmıştır.

Bronde Adı Nereden Kazanç?

Blonde sarı anlamına gelmekte olup Brunette ise kumral olarak nitelendirebileceğimiz bir renktir. Blondeyle Brunette ittifakından oluşan renk Bronde’dir. B. Lively adlı namlının bu renge saçını boyatıp sosyal medya hesaplarında paylaşması ile ve paylaşımın altına Bronde yazmasıyla aniden bir moda isteği haline gelmiştir. J. Lopez ve bir sürü şöhretli bu akıma kapılmış ve hanımları çevresine toplamıştır. Bu yaratıcı saç rengi eforlu Şehir escort kadınlara hitap etse de cesareti az olan Şehir escort kadınların da sık sık seçim ettiği öğrenilir zira bu saç renginden başka bir renge dönüş için çok çabalamaya gerek yoktur.

Bir ilişkide olması gereken 6 şey!

“Bir ilişkiden ne bekliyorsunuz?” sorusu kulağa klişe gibi gelebilir fakat gelecekteki mutluluğunuzu etkileyen şey beklentilerinizdir! İşte ilişkinizde olması gereken 6 şey…

İlişkiden ne beklediğinizi bilmek, birlikte olduğunuz kişiyle aynı frekansta olmanızı ve her iki tarafı da tatmin eden bir ilişkiye sahip olacaksınız!

İşte ilişkinizde olmasını beklemeniz gereken 6 şey!

1- Dürüstlük her ilişkinin olmazsa olmazıdır. Sevgiliniz ileride küçük bir kasabaya taşınmayı hayal ettiğini anlatırken, kendi düşüncenizi saklayıp “evet çok güzel bir fikir” demeyin.

Bazen ilişkilerde dürüstlük, iyi niyetten dolayı da zarar görebiliyor. Partnerini mutlu etmek isteyen sevgili, çatışmadan kaçmak için gerçeklerin önüne perde çekebiliyor.

Gerçekten ne hissettiğinizi ve düşündüğünüzü sevgilinizden saklayarak ancak aranızdaki soğukluğu ve mesafeyi arttırabilecektir.

2- Kendinize zaman ayırmaya ihtiyacınız var! Birçok çift birbiriyle fazla iç içe oluyor ve zamanla kendi karakterlerini kaybediyor.

Kendinizi bir çift olarak düşünmek çok hoş olsa da bir birey olduğunuzu unutmayın. Birbirinizden farklı ilgi alanlarınızın olması ve farklılıklarınız aranızdaki ilgiyi canlı tutan şey.

3- İlişkinizde maddi durumunuz hakkında yalan söylemeyin. Bu ilk buluşmada kredi kartı borcunuzdan ya da ne kadar çok para kazandığınızdan bahsetmeniz gerektiği anlamına gelmiyor.

İlişkiniz ilerlediğinde ve ciddileştiğinde birlikte yatırım yapmaya başladığınız zaman, maddi durumunuzu saklamak ilişkinizde problem yaratır ve dürüst imajınızı zedeler.

4- Bir ilişkideki en önemli noktalardan biri de seks hayatıdır. Her seferinde orgazm olmasanız da, sevgilinizin dokunuşları sizi tatmin etmeli.

Birçok çift için seks hakkında konuşmanın seks yapmaktan daha zor olduğunu söylüyor. Seks hayatınızdan zevk aldığınız sürece ilişkinizin daha sağlam temeller üzerine oturduğunu unutmayın. Sizi birbirinize bağlayan bu özel bağ, kuvvetli olmalı. Bu konuda partnerinizle konuşmak yapacağınız en sağlıklı şey.

5- Evlenmek, yalnızca sevgilinizle hayatlarınızı birleştirmek değil aynı zamanda ailelerinizi de paylaşmak demektir.

Uzmanlara göre her zaman eşinizin sizin yanınızda olacağını bilmeli ve hissetmelisiniz. Aileler zaman zaman genç çiftlere bir şeyler dayatabiliyor ve bu nedenle çiftler sorun yaşıyor.

En önemlisi kendinizi ve sevgilinizi yapmak istemediğiniz bir şeyle karşı karşıya bırakmamak ve birbirinize destek olmak.

6- Günlük koşuşturma içinde romantizm duygusunu ve eğlenceyi kaybetmek çok kolay. Fakat eski neşenizi kaybetmeniz hiç de doğal ve normal bir şey değil.

Birbirinizi neşelendirmeyi, randevulaşmayı ve flörtleşmeyi ön planda tutun. Bu şekilde ilişkinizin eğlenceli yönünü hiç kaybetmeyeceksiniz.

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

 

Evlilikte dikkat edilmesi gereken 6 kural

Dünya değişiyor. Evlilikler de değişim gösteriyor. Bu değişim sırasında evli çiftlerin ilişkileri de değişim geçiriyor. Ancak evlilikleri yürütmek için tarafların bazı fedakarlıklar yapmaları gerekirken, bazı ilkelere de uygulamaları gerekiyor. Evlilik uzmanları, evli çiftlerin uygulamaları gereken 6 ilkeyi çıkardı.

1. Heyecan verici şeyler bulun

Evli insanların ilişkilerinin bir süre sonra monotonluğa girdiği bilinen bir gerçek. Evlililiğiniz uzun soluklu olmasını istiyorsanız, eşinizin gözünde ilginç olmanız kaçınılmaz birinci kuraldır. İlişkinizde yeni bir şeyler denemek hayatınızı heyecanlı hale getirecektir.

2. Kavgadan kaçının

Evliliklerde sorunların ortaya çıkmaması mümkün değildir. Ancak sorunlar kavgayla değil, konuşarak çözümlenir. Bunun için tartışmalarınızı uzun sürdürmeyin, dinlemeyi bilin ve çözüm yolları bulmaya çalışın. Eşinizi dinlemek ve anlamaya çalışmak en iyi yoldur. Dinlemez hep konuşursanız, kavgaların sonucu boşanma olabilir. Boşanma bir çözüm değildir, sonuçtur.

3. Ayrı tatil yapın

Bazen hafta sonlarını ayrı geçirmek fikri size sakın kötü gelmesin. Bu çok sağlıklı bir şeydir. İlişkilerin de zaman zaman molaya ihtiyaçı olabilir. Bir hafta sonu bile ayrı kalmanız halinde hem kendinize özel bir zaman yaratmış olacaksanız, hem de karşı tarafa olan duygularınızı gözden geçirme imkanınız olacaktır. Genellikle çiftler ayrı yapılan tatillerden sonra ilişkilerinin daha iyi olduğunu belirtiyorlar.

4. Hobilerine ortak olun

Aynı şeylerle ilgilenen kişilerin aynı hobilere sahip olması doğaldır. Birbirinizin yaptığı hobilere katılmaya ve bunlardan zevk almaya çalışın. Tabi bu konuda çok da ısrarcı değiliz. Eşinizin hobisinden zevk almıyorsanız, zorla katılmaya çalışmayın. Unutmayın hobiler, kişilerin kendilerini en iyi ifade edebildikleri alanlardır.

5. Öfkeli yatağa gitmeyin

Yatağa her zaman pozitif ve yapıcı düşüncelerle girin. Olumsuz düşünceler hem sizin sağlığınızı etkiler hem de eşinizle olan ilişkinizi. Akşamlar insan vücudunda stres birikimleri olur. Bunları azaltmanın farklı yolları vardır. Gerginliğinizi azaltmak için müzik dinleyin, kitap okuyun, komedi filmi izleyin, yürüyüş yapın.

 

6. Dürüstlük yeminini iyi uygulayın

Dürüstlük en iyi politikadır. Bu, önemli bir şey hakkında konuşurken olmazsa olmaz kuraldır. Beyaz yalanlar ise bazen sağlıklıdır. Özellikle çok önemli olmayan konularda eşinizin hoşuna gitmesi için yalanlar söyleyebilirsiniz. Ancak eşinizi üzecek, onu kötü duruma düşürecek durumlarda yalanlardan kaçının.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Kadınlarda Cinsel Yaşamı Etkileyen Psikolojik Faktörler

Birçok kadının cinsel yaşamındaki en büyük problem Boşalamamak olamamaktır. Çoğu kadın bundan şikayetçidir. Fakat ne yapacağını, kime danışacağını bilememektedir. Hatta bunu biriyle paylaşmaya ya da çözüm aramaya utanmaktadır.

Herkesin bildiği bir gerçek var! Kadınlar erkeklere kıyasla daha geç orgazm oluyor. Kadınlar erkeklere göre daha çok ilgilenilmek daha çok tahrik edilmek isterler.

Çünkü erkekler görsel olarak tahrik olurlar ama kadınlarda tahrik olmak ne yazık ki bu kadar kolay olamamaktadır. Kadınların etkilenmesi  dokunsaldır. Yani onu etkilemek için dokunmak gerekir.

Kadınların cinsel yaşamını olumsuz etkileyen diğer nedenleri ise şu şekilde sıralamak mümkündür.

*Kadının kendine olan  güvensizliği,

*Kilolu, göbekli veya selülitlerinin olması,

*Partnerini memnun edip edememe korkusu,

*Partnerinin  erken  boşalması,

* Aklının başka yerde  olması,

*İlişkiye  kendini  odaklayamaması,

* Ya da ailevi problemlerinin olması ,

Kadınlarda bu  problemlemin temelini oluşturuyor.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Ufak tefek hatalar mutluluğunuza gölge düşürmesin

İşte mutlu ve sağlıklı bir birlikteliğin temellerini atmanızı sağlayacak önerler.

1) Sırlarınızı ilişkinin başında paylaşmayın

Kadınlar sırlarını hoşlandıkları erkekle paylaşarak partnerlerine kendi hayatlarını, sorunlarını ilk zamanlarda açarak yakınlıklarını mevcut durumdan daha ileri boyuta taşımak isterler ve eğer beni olduğum gibi kabul ediyorsa o doğru erkektir sonucuna varırlar. Ancak hiçbir erkek ilk zamanlarda kurulan bu yakınlığa ve bilgi yüklemesine hazır değildir.

Öneri: Konuşmadan önce birkaç kez düşünmek hata yapmamızın önüne geçer. Psikologların konuyla ilgili önerisi ise karşı tarafın duymak isteyeceği şeyleri söylememiz.

2) İlişkide patron olmayın

İlişkide her şeye karar vermek karşı tarafın işini kolaylaştırmaktan ziyade partnerinizin kendisini zayıf hissetmesini sağlar.

Öneri: Kadın veya erkek kimse bir ilişkide sürekli emir altında olmayı kabul edemez zira bu durum insan doğasın aykırıdır. Bu nedenle karşı tarafa güvenmek ve saygı duymak bir hayatı paylaşmanın en önemli koşuludur.

3) Dürüst olun

İlişkilerde kadınlar bir süre sonra “artık beni eskisi gibi sevmiyorsun, beni artık önemsemiyorsun “şeklinde söylenmeye başlar. Erkeklerin böyle durumlarda partnerlerini geçici olarak sakinleştirmeleri ile ilişkide sular durulurken aslında işlerin yolunda gitmediğinin 2 tarafta farkında değildir. Erkekler sorunu çözmek yerine anı kurtarmanın peşindedir. Kadınlar ise, asıl söylemek istedikleri “bu ilişkide kendimi güvende hissetmiyorum, senin için vazgeçilmez olduğumu düşünmüyorum” demek ve herseyi dürüstce ifade etmek yerine olayı trajedik bir boyuta taşımayı tercih ediyorlar.

Öneri: Karşılıklı olarak sergilenen samimiyetsiz tavırlar ilişkinin bitişini hazırlar ve duygusal bir krizin aslında haberciliğini yapar. Partnerimize karşı dürüst olmak ve onunda duygularını açıkça belli edebilmesini sağlamak 2 tarafında ne istediğini bilmesini sağlar.

 

4) İlişkinizin başında sevgilinize güvenmek için bekleyin

İlişkinin başında sevgilinizle e-posta şifrelerinizi, kredi kartlarınızı paylaşmak sizin açınızdan bakıldığında ona ne kadar güvendiğinizin göstergesi olsa da bu durum sizi mağdur edebilir.

Öneri: Duygusal hiçbir ilişkide güven verilmez, kazanılır kuralını hayatınız boyunca unutmayın. İlişkinizle ilgili evinizin anahtarını vb özel hayatınızla ilgili ayrıntıları ne zaman paylaşmanız gerektiğini gösteren bir çizelge hazırlamak işiniz kolaylaştırabilir.

5) Pahalı hediyelerle sorunlarınızı maskelemeyin

Erkek arkadaşınıza pahalı hediyeler almak veya maddi sıkışıklığına çözüm yolu olarak kendi maddi birikiminizi kullanmanız sizin cömert olduğunuzu göstermez. Kadınlar anaç yapılarından kaynaklı olarak bu tarz tavırlar sergilemekte ve bu tavırlarını sevgilerinin ifadesi olarak sıfatlandırmaktadır. Unutmayın, pahalı hediyeler ilişkide ki sorunların örtülmesinden başka bir şey değildir, kendinizi kandırmayın.

Öneri: Pahalı hediyeler almadan önce bir kere daha düşünün ve bunu yapmaya sizi hangi sebeplerin ittiğini anlamaya çalışın.

6) İlişkinizin başında gelecek planları kurmayın

Kadınlar bazen sadece haftaya yapılması gerekenlerin ötesinde planlar yaparak anı yaşamanın keyfini kaçırırlar. İlerde yaşamak istediğiniz ev, çocuğumuz kız olursa ismi bu olsun şeklindeki planlar, aslında istedikleri hayata kavuşamayacakları korkusundan kaynaklanır. Unutulmaması gereken şey kimse planlara uymak zorunda değil, haftaya ve sonraki haftalara ait olması ve yapılması gereken planlar oluşturmak ilişkiyi boğmaktan öteye gitmez.

Öneri: Hayatı stresten uzak ve anı anına yaşamaya çalışın. Planlar yapmaktan değil erkek arkadaşınızla keyifli anlar yaşamaktan zevk almaya çalışın. Eğer bunu yapamıyorsanız ilişkinizi, ne istediğinizi ve ne yaptığınızı gözden geçirin.

7) Partnerinizin kahramanı olmaya çalışmayın

Kadınlar partnerleri için vazgeçilmez olma yolunun onların sorunlarını çözebilen tek insan olmaktan geçtiğini zanneder.

Öneri: Sevgilinizin sorunlarını çözmek istemek tabiiki iyi niyetli bir davranıştır ama eğer buna direniyorsa ona yapabileceğiniz en iyi şey kendisini bir terapiste yönlendirmektir.

8) Partnerinizle ilgili gerçekçi hayaller kurun

Kadınlar bir ilişkiye başladıklarında partnerlerinin her konuda kendilerinin destekçisi olacağı gibi boş ümitlere kapılabilmektedir.

Öneri: Partnerinizle ilişkiden ve ondan ne beklediğiniz gerçekçi bir şekilde konuşun, kendi hayatınıza sahip çıkın, onsuz da mutlu olduğunuz alanlar oluşturun.

 

Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Tatmin olmayan eşler aldatmaya daha fazla meyilli oluyor!

Erkekler ve kadınlar neden aldatır? Aldatmayla ilgili yeni bir bilimsel gerçek daha ortaya çıktı. Meğer cinsel narsizm de bir aldatma nedeniymiş.

İlginç ve önemli bilginin kaynağı Florida Eyalet Üniversitesi Psikoloji Bölümü ile Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği “Evliliğin İlk Yıllarında Narsisizm ve İhanet / Sadakatsizlik İlişkisi” konulu araştırma.

CİNSEL YÖNDEN KENDİNİ AŞIRI YETENEKLİ GÖRENLER

Toplam 123 evli çift üzerinde yapılan bu çalışmada cinsel narsisizmin evlilikte sadakatsizliği ne derece etkilediği konusu incelendi.

Narsisizmin sadakatsizlikle ilişkisi olduğunu düşünmek için teorik düzeyde sebepler bulunabilir, çiftleri yakından ilgilendiren bu önemli araştırmanın detayları şu şekilde:

“Cinsel yaşamda ortaya çıktığı taktirde narsisizmin cinsel davranışları etkilediği fikrinden hareketle, kişideki cinsel narsisizm duyguları ve sadakatsizlik arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu düşünülüyor. Bu ilişkinin ortaya çıkma sebeplerini anlamaya yönelik yapılan çalışmalarda cinsel narsizmin dört farklı yönünün (cinsel istismarcılık, cinsel yönden kendini aşırı yetenekli görme, cinselliğin hakkı olduğunu düşünme ve cinsel empati eksikliği -sadece kocalarda-), bu duruma sebep olduğu ortaya çıktı.

NARSİSTLER DE ALDATILIR

Araştırmaya göre, narsistlik düzeyi yüksek kişiler geçmişte partnerlerine ihanet ettikleri zamanlar olduğunu söylediler.

Öte yandan, narsistlik düzeyi yüksek kişilerin diğer kişilere göre partnerleri tarafından aldatılma riski daha fazla.

4 yıl süren araştırmada 243 katılımcının hepsi (üç erkek katılmadı) ya da eşleri en az iki kez ihanet yaşadıklarına dair bildirim yaptı.

Eşlerden 139’u ya da partnerleri (yüzde 57.2), araştırmaların yedi aşamasının hepsinde ihanet yaşadıklarına dair bildirimi yaptı, 56’sı (yüzde 23) altı aşamada ihanet bildirimi yaptı, 15’i (yüzde 6.2) beş aşamada, 16’sı (yüzde 6.6) dört aşamada, 15’i (yüzde 6.2) üç aşamada ve ikisi (yüzde 0.8) sadece iki aşamada ihanet yaşadıklarına dair bildirim yaptı.

TATMİN OLMUYORSA İHANET EDER

Sadakatsizlik ve kişideki cinsel narsisizm arasında doğru bir orantı, sadakatsizlik ve cinsel tatmin ve evlilikten duyulan memnuniyet arasında da ters orantı var. Bu durum hem erkekler hem de kadınlar için geçerli.

Kişinin cinsel yaşamından duyduğu memnuniyet ve sadakatsizlik arasında ters orantı var ve cinsel yönden tatmin olmayan eşler, ihanet etmeye daha fazla meyilliler.

Aynı şekilde, cinsel narsizm duyguları yüksek olan eşler, kadın veya erkek fark etmiyor, bu duyguları düşük seviyede olanlara göre, eşlerini aldatmaya daha meyilliler.”

Yapılacak yeni araştırmalarla narsizmin değişik yönleri ve sadakatsizlik arasındaki bağlantı incelenerek, sadakatsizliğe neden olan belli psikolojik süreçlere dair önemli bilgiler elde edilebilecektir.
Araştırmanın künyesi:

Araştırmaya katılan erkeklerin yaş ortalaması 25,4. Ortalama 15,7 yıl eğitim almışlar.

Kadınların yaş ortalaması 24,1. Eğitim gördükleri süre ortalama 17,8 yıl.

Eşlerin yıllık ortak gelirleri 40 bin ve 50 bin dolar arasında.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Anlamak istemiyorsa, bazı zaman sadece sessiz kalın

Anlamak istemiyorsa, söz gümüş ise sükut altındır sözü derinine inip düşündüğünüzde, o kadar anlamlı ki… Hele ki sözden, davranıştan anlamayanlar için. Kendini üzmeye, yormaya, boş insanlara zaman harcamaya gerek yoktur belki de…

Anlamıyorsa ne yapsanız da, sessiz kalın

Aslında her şeye verilecek cevabımız çoktur ama anlamayana bazen sessizlik en güzel cevaptır. Karşı tarafı deli eder aslında; kendisine sessiz kalınması…

Karşıdaki insanın gerçekten ne söylemek, ne anlatmak istediği çok iyi dinlenmediğinde, dinleyicinin anlatılanlara kendince yorum yapma, anlam katma ya da itiraz etme gibi davranış sergileme olasılığı yüksektir. İyi bir dinleyici olmak çatışmaları çözmekte ilk adımlardan biridir belki de… Ama ya karşıdaki dinliyormuş gibi yapıp dinlemiyorsa? Ya da dinlese de bildiğini okuyorsa? Daha da kötüsü zaten oradan giren, buradan çıkıyorsa misali?

Duygusal farkındalık ne işe yarar?

Duygusal farkındalığında olabilmek aslında en sihirli çözüm biliyor musunuz. Duygusal farkındalığa sahip insanlar hem kendini hem de karşısındaki insanı çok daha iyi anlayabilir. Karşısındakinin neden/nedenlerden rahatsız olduğunu anlayabilmek, kişinin kendisini rahatsız edenin/edenlerin ne olduğunu anlayabilmek, açık ve verimli bir iletişim sağlanabilmesi anlamında “duygusal farkındalık” kişiye çatışmaları çözmek ya da önleyebilmek için yardımcı olabilir.

Duygusal farkındalıkta olan ayrıca neye ve kime zaman ve enerji harcayacağını, kim için boşa kürek çekmeyi bırakıp, kimden enerjisini çekeceğini, susmayı ve gitmeyi de bilir. En azından bunu anladığı an yapar, kaybetme korkusu ile aylarını, yıllarını çürüttükten sonra değil.

Her konuda kazanan taraf olma hırsını ve egosunu azaltarak ya da yok etmeye çalışarak, sadece kazanan olmaktan öte birbirini anlayarak ya da çatışmaları her iki taraf için de tatminkar çözümlere ulaşılmış şekilde ortamdan ayrılmaya odaklanarak, eğer bir çatışma hiçbir şekilde çözüme gitmiyorsa, çözüme vardırılacak gibi görünmüyorsa ortamdan mümkünse bir süreliğine uzaklaşarak biraz sakinleşmek gibi yöntemler ile çatışmaları daha aza indirmek mümkün olabilir.

Ne de olsa birçok iyi ve olumlu insanın var olduğu kadar, hayatı ve insanları zehirlemeyi daha çok seven ya da bunun için üstün başarı gösteren insanların olduğu bir yaşam alanında yaşamaya çalışırken sakinliği korumak oldukça zor. Kendisiyle bile kavga eden, kendisine bile aslında faydası olmayan bir insan varsa hele karşınızda…

Bazen durumları ya da insanları olduğu gibi kabullenmek de gerekiyor, değiştirme uğraşına girmeden eğer çevreden temizlenebilecek (birlikte olma seçimlerini kendimizin yapabilme imkanı olduğu) insanlar ise ayıklayabilmek, çevresini sadeleştirebilmek kişinin fizyolojik sağlığını bozmaması açısından etkili bir yöntem olabilir.

Kayıtsız kalın

Bir de temizlemesi bize pek şans vermeyen durumlar, ortamlar ve konumdaki insanlar var ki; örneğin trafikte, iş yerinde ya da toplumsal alanlarda veya hizmet veren kuruluşlarda gibi bu insanlarla işinizi bir şekilde çözmek durumundasınız.

Bu tür ortamlar söz konusu olduğunda yapılabilecek belki de en iyi şey: kayıtsız kalmak… Bir daha görmeyeceğim ya da hayatımda anlamlı bir rolü olmayan bir insana bağırarak, öfkemi kusarak, kendimi üzecek şekilde öfkelenerek vereceğim tepkilerle bile değer vermemek… İnanın siz ne yaparsanız yapın; bazı insanlar var ki insanı çileden çıkartır…

Hiç bu durumda kendinizde kusur aramayın, üzülmeyin  çünkü bu tarz insanlar sırf size karşı değil herkese çoğunlukla aynı davranış tarzını sergileyen yapıda insanlardır. Yani çoğu zaman kişisel bir durum olarak algılanmamalı… Yeri geldiğinde gülüp geçmeli bile…

Bir de şöyle bir durum var;  duyguları bastırdıkça bu bastırılan duygular  zamanla devasa yığınlara dönüşüyor. Birine seni seviyorum, seni, özledim, iyi ki varsın demekten, ona sarılmaktan, duygularımızı hissettirmekten bile korkar olmuşuz… Tabi bir başka açıdan da baktığımızda şunu da unutmamak da fayda var sanırım: bunları söylenecek, paylaşacak insan tipi de var; paylaşılmayacak, seçici davranılacak insan tipi de var. Söylüyorsunuz, yapıyorsunuz ama anlamıyor mu, cevap vermiyor mu, kıymeti bilmiyor mu; siz elinizden geleni yaptınız, orada artık susun ve gerekiyorsa da gidin. Öyle bir insanda kalsanız ne olur?

Bir ilişkinin sağlam başlayabilmesi ve ilerleyebilmesi için; iki tarafın da ne istediğini bilmesi, kendini gerçek anlamda tanıması ve beklentilerinin ne olduğunu iyi analiz etmesi büyük bir etken.

Beklentilerin zamanla değişmesi eğer iki tarafın da eşit arzusunda olmuyorsa; beklentisi değişen kişinin fazla sorgulayıcı ve baskıcı tutumu diğer kişinin duygularının ya da ilgisinin bitmesi ile karşılaşmasına sebebiyet verebilir. Kimse istemediği bir şeyi sırf karşı taraf istiyor diye değil ancak kendisi de gönülden istediğinde yapabiliyor.

Başlangıçta güzel başlayan ve zamanla da büyüsü bozulan ilişkilerin sebeplerinden biri de her iki tarafın da gerçekten ne istediğini bilmemesi, bunu biliyorsa da diğer tarafla paylaşmaması… En azından farklı beklentilerle yürümeyecek bir ilişkiyi baştan belirleyebiliyor insan; şeffaf olabildiğinde…

Huzurlu bir hayat herkesin istediği… Eğer bir ilişki zamanla mevcut huzuru bozmaya başlıyor ve kişisel hayat düzeninin bozulmasına sebebiyet veriyorsa; hayat ritmini de bozabiliyor insanın… Ve yoruyor. Siz ne yapsanız da bir ilişkide kıymetiniz bilinmiyorsa ya da karşı tarafın niyetinin sizden farklı olduğunu anlıyorsanız, daha tanıştığınız ilk günlerde cinselliği alet olarak kullanıyorsa ya da bağlanma korkusu ile bırakın konuşmayı bir mesaj atarak sadece size ben yapamayacağım senle diyerek kaçıyorsa; atın, satın, verin gitsin hem de kayıtsız kalarak, anlamadıysa susarak…

Maskesiz olabilmek

Bazen öyle insanlar çıkıyor ki karşınıza; lanet ettiriyorlar. Bazıları laftan, sözden, uyarıdan anlamıyorlar bir türlü; öyle arsız insanlar var ki, ne yapsanız nafile…

Bugün yüzüne gülerken ertesi gün arkandan konuşanlar,

Haklıyken haksız duruma düşürmeyi uğraş edinenler,

Başkalarının hayatı üzerinden prim yapanlar,

Aklı fikri ortalık karıştırmakta olanlar, insanlarla uğraşmaktan başka iş bellemeyenler,

Egoları yüzünden etrafa bütün negatif enerjilerini saçanlar,

Çıkar ilişkilerini marifet sayanlar,

Sevgi hırsızları, ilgi arsızları,

İyi niyet emiciler,

Kendisini sütten çıkmış ak kaşık edaları ile lanse edenler,

Ben hata yapmamcılar,

Keyfi istediğini gelip, arayanlar, sen istediğinde sitem edip, üste çıkanlar,

Kendini Don Juan sananlar,

Ben vazgeçilmezim kafasında olup, ben dünyanın hakimiyimciler,

İşi gücü akıl vermek, ahkam kesmek olanlar… Baksanız fos…

Saydıkça bu liste sayfaları bulur. Ne yazık ki!…

Bu nedenle kendi ruh sağlığı açısından kişinin böyle tipteki insanları yok sayması, bu insanlara söylediği sözler işe yaramayacağı için  karşı tarafa sessiz ve kayıtsız kalması ve kendisinin öfke kontrollerini yapabilmesi en güzeli belki de…

Değerini hak etmiyorsa birileri, anlatamadıysan da tüm çabana rağmen, bırak anlatmaya uğraşma… Kalma artık orada…

Ne yapmalıyım, nasıl yapmalıyım diyorsan eğer, sadece dur, hiçbir şey yapma.

Sadece durmak ve susmak…

Olmayacağını, olduramayacağını, zaten olmaması gerektiğini anlamak… Kendini hırpalamayı bırakmak. Enerjini üzerinden çekmek… Sadece kendinle mutlu olmak ve yola kendinle devam etmek. İşte bu…

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile-Evlilik Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Cinsel Problemlerle İlgili Eşinizle Nasıl Konuşmalısınız?

Günümüzde çoğu evliliğin finansal problemler yüzünden sonlandığı bilinse de cinsel sorunlar da evlilikleri bitiren sebepler arasında ilk sırada yer alırlar. Çoğu çiftin hem birbirleriyle hem de bir uzmanla konuşmadıkları  cinsel sorunları olabilir. Ancak konuşmak, partnerinizle iletişime geçmek iyi cinsel hayatın anahtarıdır.

İster yeni evli olsun isterse uzun yıllardır evli bir çift olsun bu konu mutlaka konuşulmalıdır. Peki, cinsel problemleri konuşmak için doğru zaman ve doğru şartlar nelerdir?

  • Cinsel problemlerinizi yatak odanızda ve yatma zamanı geldiğinde konuşmamalısınız.
  • Eşinizi bilinmezlik içinde bırakmayın, eğer onunla konuşmak istediğiniz problemleriniz varsa ona önceden haber verin. Bu konuyu konuşmak için birlikte bir zaman ayarlayın ve o zaman gelince konuyu konuşun.
  • Eğer cinsel hayatınızda daha fazla sorun istemiyorsanız eşinizle var olan problemlerinizi konuşmadan önce cinsel hayata dair öneriler veren kitaplar alıp gelmeyin. Konuyu ilk önce eşinizle konuşun ve eğer ikiniz de hem fikir oluşanız bu kitaplara başvurun.
  • Eşinizle beklentilerinizi, korkularınızı, arzularınızı ve kaygılarınızı dürüstçe konuşun. Cinsel hayatınızda neyi sevdiğiniz ve neyi sevmediğiniz konusunda konuşmaktan korkmayın. Aynı şekilde eşinizin de sizinle dürüstçe konuşması için onu yüreklendirin.
  • Herkesin cinsel hayatta farklı stilleri olabilir ve bu stiller günden güne değişiklik gösterebilir. Öncelikle bunun normal olduğunu kabullenin. Bir gün yatakta beraber eğlenip gülerken, bir başka sefer daha tutkulu olabilirsiniz. Ancak o an nasıl hissettiğinizi eşinizin bilmesi gerekmektedir.

Cinsellik tadı çıkarılması gereken ve ilgi gösterilmesi gereken bir hediyedir aynı zamanda eşlerin birbirleriyle iletişime girmeyi es geçmemeleri gereken bir konudur.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Çocuk kalbi zararsız zannedilen sözleri önemsiyor

Ailelerin çoğu çocuklarını ne bedensel ne de duygusal olarak yaralamak istemez. Ancak çoğu dikkatsizce seçilen sözcük ve davranışların ne tür izler bırakabileceğini bilmiyor.

Hâlbuki ailelere ufak-tefek görünen bazı söz ve davranışlar çocuklar için büyük önem taşıyabiliyor. Çocuklar gün içinde enerjilerini tükettikleri için akşamları daha hassas oluyorlar.

Anne-babalar çocuklarını öfke nöbeti geçirdiklerinde cezalandırmamalı, onların korku ve hislerini ciddiye almalı, anne-babalar çocuklarının duyamayacağı bir yerde yüksek sesle tartışmalı, çocuğu tehdit yoluyla terbiye etmeye kalkmamalı.

Bir diğer önemli konu ise ağlayan çocuğa nasıl davranılacağı ile ilgili. Uzmanlara göre bütün dünyada uygulanan ağlamasına ve kendi kendisini teselli etmesine göz yumma metodu yanlış. Araştırmalara göre bu şekilde ağlayarak uyuyan çocuklar bedensel ve psikolojik rahatsızlıklara yakalanabiliyor.

Bir diğer araştırma bu şekilde tek başına bırakılan çocukların daha çok ağladıklarını ortaya koyuyor.

Bu sebeple de bu yöntemi uygulayan aileler çocuğunun sadece daha fazla gözyaşı dökmesine yardımcı oluyor.

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Terapisti
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü İçin
“Online Terapi” Randevusu Alabilirsiniz.

onlineterapim-randevual

Ne Zaman Evlilik Terapistine Gidilmeli?, Online Terapi

Çiftler arası ilişkide, rutin haller dışında ilişkileri değiştiren bazı durumlar ve bu durumlara uyum yeteneği, ilişkinin dengesi açısından önemlidir. Hamilelik, doğum, emeklilik gibi yaşam döngüsünü etkileyecek olaylar çiftlerin yeni denge hali kurmasını gerektirir. Örneğin emeklilik ve ardından yeni bir iş çok stabil bir ilişkide çiftlerden biri eski rolde ısrarlı olması halinde ilişkiye zarar gelebilir.

Çift kavramı değişik değerler sistemi, duygusal, düşünsel ve davranışsal farklılıklar taşıyan, en azından iki değişik sistemin birleşmesi anlamına gelir. Çok basit gibi görünse de ne zaman yemek yeneceği, hangi sabunun kullanılacağı, ailelerin ne sıklıkta ziyaret edileceği ve benzeri pek çok şey açık olmayan ortaklık şartlarındandır. Danışma veren kişi tarafından çiftin köken aldığı aile yapısı, politik, dini fikirleri, kent ya da köy kökenli oluşları anlaşma içinde dikkate alınmalıdır.

Çiftler ne zaman terapiye ihtiyaç duyar

1. Ekonomik nedenler en önemli mesele: Paranın nasıl kazanılacağı ve nasıl harcanacağı ile ilgili netlikler olmaması, eşlerden birinin onaylamadığı biçimde başkalarına mali destek sağlaması (özellikle karı veya kocanın köken aldığı aileye)

2. Ebeveynlerin çocukla ile ilgili ortak karar almaması sorun: Çocukların bakımını kimin üstleneceği, eğitimlerinin nasıl olacağı, disiplinlerinin nasıl sağlanacağı en önemli tartışma konusudur. Genellikle eşlerden birinin ebeveynlik işini tamamen üzerine aldığı ailelerde ya da bir tarafın bu konuları daha iyi bildiğini düşündüğü çiftlerde sorunlar daha sık yaşanıyor. Ebeveynlerin çocukları ile ilgili sorumluluğu ortak bir şekilde yüklenmesi ilişkinin sağlığı açısından çok büyük önem taşıyor.

3. Çiftler birbirine zaman ayırmazsa çatışma başlıyor: Eşlerin birbirlerine, çocuklarına, arkadaşlarına, akrabalarına ayırdıkları zamanın miktar ve kalitesi önemlidir. Birbirlerine yeterli zaman ayıramamaları çift olmalarını engeller. Çiftlerin en sık yakındığı şey “Biz konuşamıyoruz” veya “Artık konuşacak bir şey bulamıyoruz” tarzındaki ifadeler oluyor.

4. Çekirdek aile olamama hali ilişkiyi yıpratıyor: Ülkemizde giderek azalmasına karşın oldukça sık rastlanan bir durum, eşlerden birinin genelde de erkeğin ailesiyle yaşamak ya da eşlerden birinin anne-babasıyla oturmaktır. Bu danışmaya gelen çiftlerin sıklıkla tartıştıkları bir konudur. “Sen onların sözünden çıkmazsın”, “Bu evde benim konumun ne zaten” gibi cümleler suçlayıcı olarak tekrarlanır. Bunun biraz farklı şekli de bir süre, büyükleriyle yaşayıp sonradan kendilerine ev kuran çiftlerin baş başa kaldıklarında ilişkiyi yürütememeleri durumudur.

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Evlilikte Mutluluğun Sırrı Eşine İlgi Göstermek

Evlilikte mutluluk puanını düşüren durumlar gibi görünse de gerçek sebebin ilgi azlığı olduğunu söylemek yanlış değildir. Nasıl bir hane bakılmadığında, bir ateş ilgilenilmediğinde hasar görür ve sönerse evlilik de ilgi azlığı sebebiyle dağılmaya yüz tutar.

Aşk ateşini, ilgi alevlendirir. En iyi âşıklar, sanıldığı gibi duygusal insanlardan öte, zamanlarını sevdikleriyle geçirenlerdir. Birlikte iyi vakit geçirmenin yöntemi ise nitelikli beraberliktir. Sevgi yolu bakış, tebessüm, güzel birkaç söz, aşk ateşini hemen canlandırır. Bu güzellikleri tetikleyen unsur da temelde var olan içtenliktir.

Kadın erkek ilişkilerinde dostluk ve arkadaşlık boyutu, içtenliğin var oluşuyla mümkündür. İyi ve kötü günde beraber olma hâli, insanların kendilerini güvende hissetmeleriyle olur. Çıkara dayalı beraberlikte içtenlik ikinci plâna düşer. İnsan eşini değil, ondaki çıkarını sevmektedir. “Karşılıksız sevgi” dediğimiz şefkatin olmadığı bir beraberliğe evlilik demek gerçekçi olmayacaktır. Ve çıkarlar çatışıp bittiğinde de boşanma durumu ortaya çıkmaktadır.

Evliliklerde ilgi, birlikte nitelikli zaman geçirmeye çalışmak karşılıklı hassasiyetleri fark edip sen, ben kişisel çıkarlardan ziyade biz ortak payesinde buluşmak gerekir.

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Evliliği güçlendirmenin tüyoları

Evli çiftlerin yaşadıkları en büyük sıkıntılardan birisi, evliliğin başlangıcındaki o sıkı bağın aradan geçen senelerin ardından bundan böyle eskisi kadar sıkı olmaması. Dolayısıyla bu hal maalesef her iki eşin de evliliğini güçlendirebilmek için yollar aramasını sağlasa da bazı çiftler bu süreci başarıyla atlatamadıkları için ya boşanıyorlar ve ya mutsuz bir şekilde evliliği devam ettiriyorlar. Evliliği güçlendirmenin yolları ise aslında sandığınız kadar zor değil.

Evlilikte yaşanan hastalıkların en büyüğü aslında rutinleri herzaman tıpkı biçimde devam ettirmek. sürekli olarak tıpkı yerlere gitmek, tıpkı gezintileri yapmak, tıpkı mekanlarda yemek yemek bir süre sonra evliliğin rutinliğinin çiftleri bezdirmesine neden oluyor. Dolayısıyla eşinizle aranızdaki bağları güçlendirmek için ilk yapmanız gereken rutinlerinizin dışına çıkarak sevgili olduğunuz zamanlarda olduğu bunun gibi yeni şeyler keşfetmek.
Eşinizin her zaman ne yaptığını bildiğiniz için bundan böyle ona hayatına dair soru sormayı bırakmışsanız, bu alışkanlığı tekrar kazanmaya çalışın. Gün arasında neler yaşadığını, nasıl sorunlarla boğuştuğunu, nelere sevdiğini ve öteki merak ettiğiniz şeyleri sorarak aranızdaki iletişimi her zaman sıcak tutabilirsiniz. Karı kocalar sık şekilde birbirleriyle iletişim kurmadıkları için aralarının açıldığına tanık oluyorlar.

Tartışmaktan kaçmak için eşinizle olan iletişiminizi de sınırlandırmış olabilirsiniz. oysa saygı sınırlarını aşmadan ve kontrolünüzü kaybetmeden yapacağınız tartışmalar, belki de sorunlarınızın çözülmesini sağlayacak. Biz kadınların tartışma olduğunda biraz histerik davrandığımız ortada. ancak tartışmaları sinir krizlerine girmeden ve düz şekilde bir dille sürdürmenin çok aşırı büyük faydası mevcut.

Yapılan araştırmalar tartışmalar ile çözülen sorunların ilişkileri kuvvetlendirdiğini gösteriyor.
Vaktinizi evde pinekleyerek ve TV başında geçiriyorsanız, evliliğin zayıflaması çok fazla normal. Vücudumuzdaki hormonların salgılanmaları duygusal yapımızı ekseriyetle etkiliyor ve spor yapanların pozitif duygular edinmelerini verici hormonların daha aktif şekilde salgılandığı görülüyor. Dolayısıyla eşinizle birlikte haftanın göze çarpan günleri spora gitmeniz ikinizin de daha pozitif olmasına destekçi olacaktır.

Evliliği kuvvetlendirmenin yollarından bir öteki ise doğal ki iyi bir cinsel hayata sahip olmak. şayet eşinizi uzun süredir arka çeviriyor, ondan fiziksel olarak irak durmaya çabalıyorsanız aranızdaki ilişkinin sıkılaşmasının hiçbir yolu bulunmamaktadır. Fiziksel ilişki da en az ruhsal ilişki kadar evliliğin temelleri içinde yer alıyor.

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Ayrılıklar ve terk edilme gerçeği ile yüzleşmek

Kimisi (bu daha düşük yüzdedir) hemen durumu kabullenip, hayatına devam edebiliyor, kimisi ise (bu da daha büyük yüzdeye sahip) hırs yapıp bir şeyleri düzeltebilmek arzusu ile yanlış zaman ve yanlış yöntemlerle olayın üstüne  gidebiliyor.

Her insanın yaşadığı olaylara yaklaşım şekilleri ya da bakış tarzları farklılık gösterebilir.

Ayrılıklar ya da terk edilişler ilişkilerin birçoğunda daha hızlı yaşanabilirken, bazılarında da uzun vadeli beraberlikler sonrası olabiliyor.

Kuşkular, soru işaretleri, merak, sorgulamalar yaratmak ya da karşı tarafın bunları yaratması; bazen ilişkilerin dengesini bozabiliyor. Beklenti, baskı, şüphe ve kaybetme korkusu ile  yaşanan ilişkilerde, zamanla ilişki kalitesinde bozulmalar  başlıyor. İlişkide güvensizlik ya da tek tarafın ilgisi ile yürütülmeye çalışılan, kazan-kazan dengesini kurulamadığı ilişkilerin ayrılığa gitme potansiyeli çok daha yüksek değil midir?

Aşık olmak ya da bir insanı sevmek bazen ona sahip olduğu değerlerden çok daha fazla anlam yüklememize sebep olabilir. Bir insanı sevdiğimizde onu gözümüzde fazla büyütme ihtimalimiz de vardır.

Bu durumda bağlılıktan  öte bağımlılıkların artışındaki dengesiz seyir kişinin kendi dengesi kadar ilişkideki rolündeki dengesini de bozabilir. Karşı tarafın ilgisine muhtaç olma, telefonlarını bekleme, her aradığında her şeyi bir tarafa bırakıp hemen koşup yanına gitme ya da onun hayatında yaptıklarını saplantı haline getirme…

Aşırı bağımlılık yaşanan durumlarda ayrılıkların ya da terk edilişlerin yükünü taşımak çok daha zorlaşabilir.

İlişkiyi sonlandırmak isteyen taraf; sebep ne olursa olsun ki elbet kendince yarattığı bir sebep vardır,  bunu dile getirdiğinde diğer tarafın yaşadığı yıkımın psikolojisi de çok ağırdır.

Bir insanı sevdiğinde onu hayatının merkezine oturtmuş ve diğer hayat alanlarını bir tarafa atmış insanlarda ayrılık sendromunun atlatılması çok daha ağır olabilir. Kendine ait bir yaşam alanı bırakmamıştır, ailesi, dostları, çevresi ya da kendinden o kadar uzaklaşmış ve tek  bir insana kendini o kadar endekslemiştir ki; onun gitme isteği bir travma oluşturabilir.

Kimi ayrılıklar belki de bizim için hayırlıdır; belki de karşımızdaki insan bizim için doğru insan değildir ki, bir sebeple çıkıvermiştir hayatımızdan. Hatta ilişkiyi sırf sürdürmek için ilişki içerisinde yaşadığımız yalnızlığı bile görmezden gelmek isteriz. Kopamayız bir türlü….

Ayrılıklar sonrası, ilişki nasıl biterse bitsin hazmedemeyiz bir türlü, hele ki terk edilen taraf biz olduysak… Neden, niçin sorgulamaları başlar sonra kimi zaman kendimizde suç arayışları: ben boyle davranarak hata mı yaptım? Keşke daha anlayışlı olsaydım gibi birçok benzer suçlama… Bir süre kimseleri koyamayız onun yerine, çaresizce ona ulaşmaya çalışır, defalarca kendimizi ya da tekrar denenirse her şeyin daha güzel olacağını anlatmaya uğraşır dururuz. Karşı taraf kafasında tamamen bitirdiyse; nafiledir tüm çabalar. Başta konuşan o insan, zamanla telefonlarını açmaz, mesajlara cevap vermez olur.

Bazı ayrılık teklifleri bir tarafın bazı sebeplerle yorulması ya da dinlenmek isteği ile de gelebilir. Belki hala sevgi vardır ama ona göre ilişki bu şekliyle sağlıklı yürümüyordur.  Her insanın hata yapabilirliğini göz önünde bulundurarak hata yapılan şeyler farkındalığına varılıp düzeltilebilir tarzda hatalar ise; karşılıklı konuşarak, paylaşarak bu durumu çözmeye gitmek ve şans vermek en güzeli tabi…

Ama karşı taraf, ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim ikna olmak istemiyor ve şu anda kendi bildiğini yapmakta ısrar ediyorsa?

Bu durumda yapabildiğimiz en büyük hata üstüne gitmek belki de… Neden bitmiş, neden şöyle olmuş, yoksa başka biri mi var şüpheleri, karşısına çıkmak,  ayrılıktan dönmesi için ikna etmek uğruna defalarca telefonla aramak, mesajlar göndermek, hele ki karşı taraf aramalara cevap vermiyorsa defalarca aramaya devam etmek…

Elbette ki ayrılık sonrası yaşanan çaresizlik duygusu ve bir şeyleri ben ısrar edersem düzeltebilirim hissi birçoğumuzda var. Ama bir gerçek daha var ki; yapılan konuşmalar sonrasında karşı taraf fikrinde ısrar ediyorsa bu uğraşların devamı karşı tarafı daha fazla soğutmak ve insanın da kendisini hırpalamasından başka bir yere götürmüyor kimi zaman…

Ne kendinizi, ne de karşınızdakini yormayın. Elden gelen her şey yapılıp bir geri bildirim olumlu alınamıyorsa belki de en güzeli bir süre sessizliktir.

 

Belki çok acı çekilir, uykusuz geceler, ağlamalar, onsuz nasıl yaşarım kabusu… Ama bir gerçek daha var ki; hayat devam etmeli… Uğruna çaba gösterilen insan aynı çabayı karşısındakine göstermek istemiyorsa; bu durumda belki de daha az yıpratıcı olan kabullenmek ve hayatına devam etmek… Mutluluğun bir insana endeksli olmadığını mutluluğun insanın kendi içinde olduğunu fark edebilmek… Kendi değerinin farkında olmak… Kendi hayatı içerisinde yaptıkları ya da yapabilecekleri ile kendini beslemek ve ileriye bakabilmek…

İnsan kendi hayatını yaşama gücünü gösterebildiğinde ve ayrılığın üstüne düşmek yerine akışa ve zamana bırakabildiğinde bitmiş ilişkinin ya da bir süre dinlendirilmesi gereken ilişkinin daha da fazla yıpratılmasına engel olabiliyor. Bazen yıpratılmayan durumlarda diğer taraf biraz dinlendikten ve diğer tarafı sevdiğini, onunla devam etmek istediğini anladığında geri dönüş kararı da daha sağlıklı olabiliyor.

Geri dönüşleri kabul etmek ya da hayır demek her insanın kendi bileceği bir durum… Kimi ayrılıklarda sadece yorgunluk ya da bir tarafın psikolojisindeki geçici bozukluk, kafa karışıklığı ya da tamir edilebilir çok ufak hatalar söz konusu ise ve hala sevgi varsa yeniden devam kararı alabilmek daha kolay olabiliyor.

Ama sürekli ısrar ya da ayrılık sonrası yapılan baskılar, çaresiz davranışlar sergilemek; geri dönme potansiyeli olan insanın bile (kafasında tamamen bitirmiş ise zaten bu zor bir olasılık olabilir tabi ki bu nedenle fazla beklentiye kapılmamak gereği söz konusu) gözünü korkutup ya da ayrılmakta haklıymışım dedirtip geri adım atmasına sebep olabiliyor.

Sessiz kalmak, bir gün döneceği beklentisi ile yaşamak yerine akışa ve zamana bırakmak ve kendi hayatına devam…

Belki de en güzel ilaçtır insanın psikolojisinin ve dengesinin bozulmasına engel olabilmesi için…  Kim bilir? Bir gerçek varsa ve ne yapsa o gerçeği değiştiremeyecek ise;  o gerçeği kabullenebilmek ve yoluna devam edebilmek…

 

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.