Çocuklarda Kekemelik ne zaman ortaya çıkıyor?

Kekeme olan bireylerin özellikle heyecanlandıklarında, baskı altına girdiklerinde, stres yaşadıklarında, sinirlenince, yeni kişilerle konuşurken, toplum karşısında konuşurken, önemli bir kişiyle konuşurken takılmanın arttığı belirtiliyor.

Kekemelik ne zaman ortaya çıkıyor?

Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkıyor (2-6 yaş). Çocuklarda, 1,5-2 yaşına dek süren dönemin ardından düşünce gelişimi, konuşma gelişimine göre daha ön planda olduğu için düşüncesini kelimelere aktarması sorun olabilir, bu da kekemeliğe yol açabilir. Kekemeliğin daha çok belirgin olduğu ortalama yaşı 5 yaş civarıdır.

Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla kekemelik daha çok görülmektedir.

Neden kaynaklanıyor?

Kekemeliğin birden fazla nedeni vardır. Bu durumun psikolojik, fizyolojik ya da kalıtımsal nedenlerden kaynaklanabilecektir. Fizyolojik olarak beyin dalgalarından gelen iletim bozuklukları kekemeliğe neden olabiliyor. Solunum bozukluğu ve nefesi doğru kullanamama da nedenler arasında yer alıyor. Çocukların psikososyal anlamda sıkıntı veren çevrelerde bulunması, ailevi problemler, herhangi bir şeyden duyulan şiddetli korku da kekemeliğe sebebiyet verebiliyor. Baskı ve stres altında kalmaları, onlardan büyük beklentilerin olması, titiz ve kontrolcü bir çevrede yetişmesi nedeniyle kekemelik ortaya çıkabilir. Genelde kekemeliği başlatan korku ve strestir. Kekemeliğin çok görüldüğü bir neden de travma durumlarıdır. Birey ani korku, kaygı gibi ağır ve ani duygu değişlerinden sonra kekeleyebilir veya konuşamayabilir. Kekemeliğin nedenlerinden biri de ev içerisinde ebeveynler ya da yakın akrabalardan birinin kekeme olmasıdır. Çocuk bu durumda o kişi ile özdeşim kurarak kekemelik gösterebilir.

Ailelere düşen görevler

Çocuğun ilk sosyalleştiği ortam aile olduğundan kekeme çocukları olan anne – baba ve diğer aile bireylerine önemli görevler düşüyor.

Çocuk kekelediğinde yüzünüzde oluşacak üzülme ya da acıma ifadelerinden kaçınmalısınız. Düzgün konuşması yönünde ısrarlı şekilde telkinde bulunmak, çocuğun sözünü yarıda kesip cümlesini tamamlamak çocuk üzerinde bir baskı ve heyecan oluşturacak ve daha çok kekelemesine neden olacaktır. “Kekeme” terimi çocuğun duyabileceği ortamlarda vurgulanmamalıdır. Sabırlı olmanız, çocuğunuzu konuşurken dinlemeniz ve düzgün konuşmanızla çocuk için rol model olabilirsiniz. Konuşması sırasında kekeme çocuklar göz teması kurmaktan kaçınabilirler, ancak siz yine de çocuğunuz ile göz teması kurmaya çalışın ve konuşurken dudaklarına bakmayın.

Bebeklerin rahat bir uykuya dalması için öneriler

Çocukların uykuya olan ihtiyacı ve uyku süreleri büyüme dönemlerine göre farklılık gösteriyor. Çocuğun yeterli büyüyüp gelişmesi için geceleri düzenli uyuması gerekiyor.  Sağlıklı uyku alışkanlığını kazandırmak için bebeklikten itibaren belirli bir saatte, bebeğin uyuması ve uyanmasını sağlamak büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Erkan Uçlar, bebeklerin sağlıklı ve kaliteli uykusu için neler yapılması gerektiği hakkında bilgi verdi.

Bebeğinizin aşırı yorgun olmamasına dikkat edin

Bebeklerin uyku saatleri biyolojik ritme göre düzenlenmelidir. Bebeğin geç uyutulması, uyku süresinin daha uzun olacağı anlamına gelmez. Hatta bebek bu nedenle yorgun düşerse uyku düzeni etkilenir, uykuya dalmakta ve uykuda kalmakta zorluk çeker, bir süre sonra da kronik uykusuzluk gelişebilir. Bu nedenle bebeğin yorgunluğunun belirtileri iyi gözlemlenmelidir. Bebeğin yorgun olduğu ancak bu yorgunluğun aşırı olmadığı an çok önemlidir.

Bebeğin rahat bir uykuya dalması için 8 altın kural;

  1. Ilık banyo yaptırmak
  2. Badem, papatya ya da lavanta yağı ile masaj yapmak
  3. Kitap veya masal okumak
  4. Şarkı söylemek
  5. Hafif müzik dinletmek
  6. Beslemek
  7. Memede uyuma alışkanlığı kazandırmamak
  8. Odasının karanlık olmasına özen gösterin

Emerek uykuya dalmasını engelleyin

Bebekler için yatma vakti rutini geliştirilmelidir. Uyku vaktinden bir saat önce gerçekleştirilen bu rutin, bebeğe uyku vaktinin geldiğini işaret eder ve uykuya hazırlanmasında yardımcı olur. Eğer bir bebek uykuya sürekli emzirilerek ya da biberonla beslenerek dalıyorsa, emzirme ile uykuyu ilişkilendirebilir. Bu durum zamanla uykuya başka yollarla dalmasına engel olur. Bebeğin herhangi bir yardım olmadan uykuya dalması isteniyorsa, uykulu hale gelene kadar emzirilmeli fakat bu şekilde uyuyakalması engellenmelidir.

Uyanırken nasıl sesler çıkardığına dikkat edin

Bebeğin daha uzun uyuyabilmesine yardım etmek için ilk adım onun uykuda çıkardığı seslerle, uyanmış olduğu zamanlarda çıkardığı sesleri belirleyebilmektir. Bu durumda bebeğin gerçekten uyanmaya başlarken onu beslemeye başlamanız ya da uykuya dalması için kullandığınız sözcüklerle onu nazikçe okşamanız, uykusunu bölmeden tekrar uyumasına yardımcı olabilir. Aksi takdirde bebek en ufak kıpırdanışında kucaklanıp beslenir, bakımı yapılır veya sallanırsa, zamanla uykuya dalabilmek için bu rutine ihtiyacı olduğunu düşünür.

Sağlıklı bir uyku alışkanlığı kazandırmak için bunlara dikkat edin;

  • Gece bebeğin uyuduğu odayı olabildiğince karartın
  • Geceleri yanındayken sakin ve yavaş hareket edin
  • Gece çok gerekli olmadıkça alt değiştirmemeye çalışın ve bezini nazikçe kontrol edin
  • Gece uyandığında kendini oyun zamanında hissetmemesi için hareketli oyuncakları bebeğin yatağından uzak tutun
  • Bebeği yatırırken kullandığınız “pış pış, uyku zamanı” gibi bazı anahtar kelimeleri birkaç hafta boyunca tekrara edin
  • Bebeğin akşam uyuyacağı odada gün boyunca kitap okuma, şarkı söyleme ve oyun oynama gibi sakin zamanlar geçirin. Bu odada onu gün boyunca 2 ya da 3 kez gündüz uykusuna yatırın. Bu bebeğin kendi yatağının güvenli ve çok rahat bir yer olduğunu öğrenmesinde yardımcı olacaktır
  • Kendi başına oynaması için yatağında bırakıp o oynarken arkasına geçip onu izleyebilirsiniz
  • Bebeğe uykuyu anımsatacak oyuncak ya da battaniye gibi bir uyku oyuncağı alabilirsiniz
  • Uyuyan bir bebek beslenmemelidir.
  • Eğer bebek on sekiz aylıktan büyükse ve onunla uyumayı isteyecek ondan daha büyük bir kardeşi varsa birlikte uyumalarını sağlayın
  • Düzenli bir öğle uykusu, beslenme ve aktivite programı takip ederek, bebeğin iç saatinin ayarlanmasını sağlayın

Hızlı düşün mutlu ol

Keyifsiz misiniz? Güzel şeyler düşünmeye kendi nizi zorlamayın, sadece hızlı düşünün yeter. Yeni bir çalışmaya göre hızlı düşünme duygu durumunu düzeltebiliyor. Princeton ve Harvard Üniversitesi’nde yapılan deneylerde, araştırmacılar deneklerin düşüncelerini hızlandırmayı hedeflediler. Onlardan 10 dakika içerisinde olabildiğince çok sayıda prob – lem çözücü fikir üretmelerini, bilgisayar ekranındaki görüşleri hızlıca okumalarını veya hızlandırılmış bir şekilde video izlemelerini istediler.

Sonuçta hızlı düşünme katılımcıları daha sevinçli ve yaratıcı kıldı, enerjik ve güçlü hissetmelerine yol açtı. Çalışmanın öncü yazarı Emily Pronin’e göre, bulmaca çözmek veya bir fikir hakkında hızlı bir şekilde beyin jimnastiği yapmak enerji ve duygu durumunu yükseltiyor. Pronin hızla ateş alan düşüncenin kimi zaman olumsuz sonuçlar da doğurabileceğine dikkat çekiyor. Bipolar bozukluğu olan kişilerde, yarış halindeki düşünceler manik bir tablo oluşturarak, caydırıcı olabilir.

Pronin ve arkadaşları yayınladıkları makalede farklı hız ve türdeki düşüncelerin mizaç üzerindeki etkisini analiz ettiler. Çok yönlü ve hızlı düşünme kişiyi mutlu ederken, hızlı fakat tekrarlayıcı düşünceler anksiyeteyi tetikleyebiliyor. Ayrıca çok yönlü, yavaş bir şekilde düşünme, eskilerin deyimiyle tefekkür, huzurlu bir mutluluğa kapı ararlarken, yavaş, tekrarlayıcı düşünceler enerjiyi tüketip, depre – sif düşünceler uyandırabiliyor.

Düşünce hızının duygu durumunu neden etkilediği bilinmiyor. Pronin ve arkadaşlarına göre bizim kendi beklentilerimiz bunda rol oynuyor olabilir. Önceki araştırmada, genellikle insanların hız – lı düşünmeyi iyi bir duygu durum belirtisi olarak algıladıkları saptandı. Bu durumda şa – yet hızlı düşünüyorsak, içgüdüsel olarak mutlu olduğumuz sonucunu çıkartıyor olabiliriz. Ayrıca hızlandırılmış düşünceler beyinin yenilikten hoşlanan ödül sistemini harekete geçiriyor olabilir.

PedagogSoru Sor

Kategoriler
Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.