Ergenlik dönemi belirtileri

Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe atılan ilk adımdır. Sivilceleri çıkıyor, elini kolunu nereye koyacağını bilemiyor, olmadık zamanlarda sinirleniyor, vücudundaki değişimlerden utanıyorsa çocuğunuz ergenliğe adım atmış demektir.

Kızlarda 8-13, erkeklerde ise 9-14 yaşları arasında başlar.

İlk belirtisi kızlarda meme gelişimi, erkeklerde ise testis hacminde artıştır. Bunları pubik bölge

koltuk altında kıllanma takip eder.

Gelişimin kızlarda 8 yaş, erkeklerde 9 yaştan önce meydana gelmesi “erken ergenlik” olarak nitelendirilir.

Kızlarda ilk adet yaşı 10-15’tir. 10 yaşından önce başlayan adete “erken adet” denir.

Dışa dönük, dengeli ve uyumlu bir birey olan çocuk, ergenlik döneminde bedenindeki değişimler sonucu tedirgin, endişeli, bunalımlı, çekingen tavırlar sergileyebilir.

Ergenliğin başlangıç yaşı genetik özellikler, beslenme durumu, obezite, stres ve çevresel faktörlerle değişebilir.

Çocuk ve Ergenlerde Ortaya Çıkan Psikolojik Sorunlar

Çocuk ve Ergenlerde Ortaya Çıkan Psikolojik Sorunlar Konusunda Aileler bir Uzmandan Yardım Alarak Daha Sağlıklı Şekilde Sorunla Başedebilirler.

Okul öncesi döneme ait gelişim sürecinde bulunan (0-6 yaş aralığı) çocuğa sahip aileler sıklıkla şu sorunlarla bir terapistten yardım isterler:

*Yemek, tuvalet ve uyku alışkanlıkları kazandırmada karşılaştığı güçlükler,

*Çocuğun aşırı hareketli olması, çocuğa söz dinletememe ve inatlaşma gibi sorunlar,

* Çocuğun anne-babadan ayrılma kaygısı,

*Okul korkusu, konuşma bozuklukları, tırnak yeme alışkanlığı, parmak emme,

*Kardeş kıskançlığı.

 

Okul döneminde bulunan çocukların  (6-12 yaş aralığı) yaşadığı sorunlar:

*Öğrenme güçlükleri,dikkat eksikliği,

*Sosyalleşme problemleri, arkadaş ve öğretmenlerle sorunlu iletişim,

*Çocuğun gösterdiği mastürbatif hareketler

 

Ergenlik sürecinde (12-18 yaş aralığı) ise ebeveynler şu şikayetlerle başvurur:

*Ergen üzerinde kontrolü kaybettiklerini düşünmesi,

*Ergenin kendi kurallarını oluşturması,

*Madde kullanımı, yaşadığı cinsellik,

*Okul performansına yansıyan davranışları,

*Ebeveynlerin ergenin davranışları ile ilgili olarak aynı fikirde olmayıp, birbiri ile çatışması gibi sorunlarla aileler sıklıkla terapiye gelirler.

 

Daha fazla bilgi ve yardım için bize ulaşın. Gaziantep Pedagog Randevu Telefonu: 05343639896

Ergenlik Döneminde Hangi Durumda Psikolojik Destek Alınmalıdır

Ergenlik dönemi hem ergen için ve hem de ergenin ailesi için zor dönemdir. Aile, ergeni anlamakta güçlük çekerken, ergen anlaşılma duygusunu tam olarak yaşayamadığını düşünür. Ebeveyn bu dönem, çocuğunu ne kadar iyi tanır ve hangi davranış, tutum ve tepkilerin ergenlikle ilişkili olduğunu ayırt edebilirse,  ebeveyn-ergen çatışmaları o denli az olur.

Ergenler, bağımsızlık istekleri doğrultusunda anne-baba ve ailenin diğer üyeleri ile tartışmalar yaşayabilirler. Bu çatışmalar genellikle kiminle arkadaşlık edileceği, eve dönme saatleri, sigara ve madde kullanımları, ders çalışma, telefon, bilgisayar kullanımı, kıyafet ve yemek gibi konulardır. Bazı durumlarda bu gibi sorunlar aile ve ergen arasında ciddi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Çözüm için destek gereksinimi duyulan durumlarda, sorunlar büyümeden ve kişiler ve ilişkiler örselenmeden, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışanlardan destek almak gerekir.

Ergenlik döneminde psikolojik destek alınmasını gerektiren durum ve sorunlar şunlardır;

  • Sınav kaygısı (LGS, TYT, YKS, AYT )
  • Anksiyete bozuklukları
  • Depresif belirtiler ve depresyon
  • Öfke ve dürtü kontrol problemleri
  • Davranış bozuklukları
  • Takıntı ve tekrarlar
  • Fobiler,
  • Tikler,
  • Arkadaş ilişkilerinde sorunlar ve yalnızlık
  • Aile içi çatışmalar
  • Dikkat eksikliği, hiperaktivite sorunları
  • Okulda uyum sorunları, derslerde başarısızlık, ilgisizlik okula gitmeme
  • Bağımlılık sorunları (cep telefonu, internet, oyun, madde vs. )
  • Cinsel kimlik bozuklukları
  • Uyku ve yeme bozuklukları

Ön Ergenlik Nedir? Anne Babaya Öneriler

Günümüzde yeni bir kavramla karşı karşıyayız: Ön Ergenlik. Beslenme değişiklikleri ve sosyal uyaranların ergenlik yaşını öne çekmesiyle ortaya çıkan bir kavramdır.

Pek çok araştırmacı, hekim ve eğitimci tarafından ergenlik dönemi kız çocuklar için 11 -13 yaş arası, erkek çocuklar için ise 13 – 15 yaş olarak belirtilmişse de son yıllarda gerek beslenme şekillerindeki değişiklikler, gerekse sosyal ve duygusal uyaranlar ergenlik yaşının daha aşağılara inmesine neden olmuştur. Günümüzde kız çocuklarında 9 -11 yaş, erkek çocuklarında ise 11 -13 yaş aralığında ergenlik belirtileri görülmektedir.

Ön ergenlik dediğimiz bu devrede ortaya çıkan fiziksel değişiklikler, boy uzaması, hormonsal değişiklikler, tüylenme vb. değişimlerin yanı sıra çocuk duygusal değişiklikler de yaşar ki çocuğu ve ebeveyni en çok zorlayan aslında duygusal ve sosyal alandaki değişikliklerdir. Bu değişimlerin ortaya çıkışıyla birlikte hem çocuk, hem de yetişkin hemen hemen aynı soruyu sorar: “Çocuğuma ne oluyor?” ya da “bana ne oluyor?” Bu değişikliklerin ortaya çıkardığı birincil duygu ise kaygı ve endişedir. Oysa bütün sorunları çözümlemekte olduğu gibi burada da öncelikli olarak yapılacak şey, sakin ve soğukkanlı olmaktır. Bu süreçte duyguları iyice karmaşıklaşan çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, anne babasından alacağı destektir.

Nasıl davranmalı?

Ön ergenlik dediğimiz dönemdeki belirtiler çocuktan çocuğa farklılık gösterir (Göğüslerin büyümeye başlaması, adet görme zamanı, tüylenme, sesteki değişiklik, hormonsal değişiklikler dolayısıyla terlemedeki artış, yüzde sivilcelenme, öz bakımda isteksizlik ve yetersizlik vb.) Bu dönemi yaşayan çocukların mümkünse önceden bilgilendirilmeleri gerekir.
Ergenlik özellikleri benzer hatta aynı olsa da her bireyin ergenlik dönemini yaşayışı, aile yapısına, ailede gördüğü kabul ya da davranışa göre değişebilir. Bu dönemde kemik ve kas koordinasyonu henüz sağlanmamıştır, yani kaslar ve kemikler hızla değiştiği için, birey el kol hareketlerini koordine etmekte zorluk yaşayabilir. Sakarlıklar yapabilir, beceriksiz davranabilir.

Çocuk bu değişiklikleri yaşarken anne – babalar ne yapmalı?

  • Bu dönem hakkında detaylı bilgi edinmeli, çocuğun duygusal ve fiziksel olarak ne gibi değişiklikler yaşayacağı hakkında bilgi sahibi olmalı.
  • Bu dönemin çok kısa sürmeyeceğinin, öğrendiği bilgilerin hemen her şeyi çözmeye yetmeyeceğinin bilincinde olmalı.
  • Bu dönemde çocuğun sergileyebileceği olumsuz tutumlar ya da isyankâr davranışlar karşısında soğukkanlılığını kaybetmemeli.
  • Bu dönemde güven temelli iletişimin çok önemli olduğu unutulmamalı,
  • Kabul, anlayış, olumsuz eleştirilerden kaçınma, duyguları anlama ve kabul etmenin çok önemli olduğunun bilincinde olunmalı.
  • Ergenlik döneminde aile, okul ya da sosyal çevrenin aşırı denetimi ve kontrolü, çocuğu, genci isyana, olumsuz düşünce ve davranışlara yöneltebilir. Bu yüzden kontrol mekanizmaları çocuğun üzerinde yoğunlaştırılmamalıdır.
  • Ergenlik döneminde çocuğun öz bakım konusunda şikayetçi olduğunu duyarız. Yüzündeki sivilcelere, vücudundaki değişikliklere ayak uydurmakta zorlanan genç, zaman zaman temizlik ve öz bakım konusunda isteksiz davranabilir. Sivilcelerin yarattığı görüntü, terleme ve buna çözüm arayışı sonrasında yaşadığı moral bozukluğu ve kendinden memnun olmama duygusu, bazılarında mutsuzluk ve içe dönüklük yaratırken, bazıları da bu konuda çok daha gayretli, öz bakım konusunda da daha dikkatli olabilirler.
  • Genellikle çok küçük yaşlarda çocuklarının yetenek ve ilgilerini geliştirmek için çabalayan ebeveynler, ön ergenlik döneminde akademik kaygılar nedeniyle çocuğun yetenek ve ilgilerini ihmal edebilirler. Oysa gerçekte ön ergenlik döneminde ihtiyaç duyulan bu gibi faaliyetlerin ciddiyetle sürdürülmesinde yarar vardır. Çocuk ya da gencin bu dönemde katılacağı faaliyetlerin hem uygun sosyal ortam yaratmada, duygusal olarak iyi hissettirmede, hedef oluşturmada, mücadele etme ve sosyal beceri geliştirmede son derece yararlı ve geliştirici olacağı açıktır. Özellikle de sağlıklı arkadaş seçimi için yetenek ve becerileri doğrultusunda yönlendireceği çalışmaların faydası ilerleyen yaşlarda ortaya çıkacaktır.
  • Sanat, spor, kültür, yetenek vb. yönlendirmelerin en önemli olduğu dönemler, ilk çocukluk ve ergenlik dönemleridir. İlk çocukluk döneminde çocuğun yeteneğini keşfetmek, sosyal çevresini genişletmek açısından önemli olan bu faaliyetler, ergenlik döneminde ise iletişim becerileri geliştirmek, kendisini herhangi bir alanda yeterli ve değerli hissetmesini, sağlıklı bir sosyal çevre oluşturmasını sağlamak açısından çok önemlidir. Ergenlik döneminde çocuğun yetenek ve hobilerini izleyerek bu konuda teşvik etmek ve desteklemek de bu dönemin sağlıklı geçişi açısından son derece önemlidir.

Öfkeli Ergenle Başetme ve İletişim

Ergenlik çağı dönemi tüm aileler için çeşitlenen nedenlerle bir kabusa dönüşmektedir. Ergenlik dönemi çıkmazların, çelişkilerin, sınır aşımlarının, tartışmaların en çok yaşandığı dönemdir. Bu dönemin dünyası apayrıdır. Ergen kendi kurallarını kendi koyan, kendini herzaman haklı ve fazlaca bağımsız hisseden, duygularını sınır aşımlarıyla yaşayan ve özellikle de ailesinin kendisini anlamadığını düşünen ve kendini aileye genelde kapattığı bir süreçtir. Bu gelişim evresinde aileye meydan okumak özellikle karşı gelmek varoluşlarını besler; ben varım ve özgürüm kimse bana müdahale edemez deme tarzı, aile ile sürekli tartışmalar öfke nöbetleri şeklindedir.

Evde ki sorunlar olumsuz çevre ile desteklendiğinde genellikle işler madde bağımlılıklarına, evden kaçmalara, patolojilere kadar gitmektedir. Kısacası uçların dönemidir bu dönem bu yüzden de oldukça hassastır, çünkü tehlikelidir.

Ergenin dünyasına girmek sabır ve anlayış ister. Taleplerine direkt karşı çıkan ebeveyn tutumları, baskıcı ya da şiddetli davranışlar ergenleri evlerinden iyice uzaklaştırır. Ev adeta bir güç savaşları serisi haline gelir böylece ergenin gizleme, yalan söyleme davranışları da gelişebilir. Ailesinin karşı çıktığı her şey artık ona daha yakın ve keyif verici gelmeye başlar. Zıtlıkların ve abartıların döneminde ailelerin işleri iyice zorlaşmaktadır.

Bu dönemde huzurlu bir ev ortamı için öncelikle, bolca ergeni dinlemek gerekir. Karşı çıkacağınız görüşleri bile öncelikle ifade vermeden dinlemek en büyük kazançlardandır. Ergene onu anladığınızı böyle düşünmesinin normal olduğunu, kendiniz o yaşta iken neler düşündüğünüzü anlatarak süreci rahatlatmak mümkündür. Özellikle ben dili kullanarak kendinizi ifade etmek, ergenin düşüncelerine saygı duyduğunuzu ve sizde yarattığı duygularda ötürü ona karşı geldiğinizi anlatmanın bir başka yoludur. Bu dönemde çok baskıcı olmayarak özellikle arkadaş çevresini tanımanın çok büyük önemi vardır.

Özellikle her dönemde olmakla beraber bu dönemde de ergeni başkalarıyla kıyaslamamak gerekir. Birlikte zaman geçirme ise altın değerindedir. Çocuklarınızın duygu düşünceleri bazen sizi rahatsız etse de ifade etmelerine engel olmayın. Özellikle cevap şeklinizin olumlu cümle ile başlaması önem arz etmektedir. Öfke sorunlarında özellikle nefes ve kas gevşeme egzersizleri de işe yaramaktadır. Çatışmaların sonlanmadığı evlerde psikolojik destek almaktan çekinilmemelidir.

Ergenin zorlu dünyasından kendinizin de başka zaman diliminin koşullarında geçtiğini unutmayarak, daha ılımlı ve anlayışlı tavırlar işleri kolaylaştıracaktır.

Ergenlik Dönemindeki Çocuklarda Davranış Biçimleri

Gençlikten yetişkinliğe geçiş dönemi olarak bilinen bu süreç, gençlerde çok çeşitli tepkilere ve farklı bakış açılarına neden olabilecek hususlardan birisidir.

Ergenlik dönemi davranışları, sizi çocuğunuza karşı ciddi anlamda yanıltacağından bu süreç kapsamında psikolojik, fizyolojik ya da aklınıza gelebilecek diğer her konuda yardım almanız son derece önemli olacaktır. Türkiye’de özellikle bu konularda ailelerin çok ciddi anlamda sıkıntı yaşadığını biliyoruz. İşte bu noktada çocuğunuza nasıl yaklaşmanız gerektiği ile alakalı olarak sizlere bilgiler sunacağız.

Ergenlik Döneminde Çocukların Davranış Biçimleri

Çok farklı hareketler, fizyolojik gelişmeler ya da davranışlar bu süreç içerisinde çocuklarımızda gözlemleyebileceğimiz önemli bir detay. Bu konuyu dikkate alarak özellikle ergenlik döneminde çocukların genelinde yaşanacak gelişmeleri bilmeniz adına aşağıdaki maddeleri benimsemek, sizler için doğru adım atmak açısından olmazsa olmazlardan birisi olacak.

Sürekli sivilcelenme, aşırı iştah ve çok yeme gibi durumlar bu dönemde çocuklarımızda görebileceğimiz önemli başlıklardan.

Agresiflik, anında sinirlenme, karşı gelme gibi durumlar bu noktada çok fazla görülür.
Kendini yalnız hissetmesi, farklı arkadaşlıklar kurması ve sizden uzaklaşması yine kontrolü kaybetmenin diğer belirtilerinden birisi.

Fiziksel gelişmelerden kaynaklı sıkıntılar, bu süreçte ciddi bunalımı beraberinde getirebilir.
Sürekli bir bunalım hali, olmadık zamanlarda ağlama ya da yalnız kalma isteği bu noktada yine bir diğer önemli başlık.

Derslerde düşüş, odaklanma problemleri, dinlememe gayreti bu noktada görülebilecek diğer önemli başlıklar arasında dikkat çekiyor.

Ergenlik Döneminde Çocuklara Karşı Nasıl Davranılmalı?

Bu süreçte yaklaşımınız çok önemlidir. Kendini kaybetmiş bir çocuğa kendini kaybetmiş bir şekilde yaklaşmak demek, özellikle bu dönemden sonraki hayatı için çok ciddi kayıp anlamına geliyor. Bu kaybı yaşatmamak, süreci iyi yönetmek ve çocuğunuzun daha güvenli bir şekilde bu süreci atlatmasına yardımcı olabilmek adına aşağıdaki maddeleri uygulamak, siz değerli ebeveynler için bir nevi kurtuluş olacak.

Sakinlik önemlidir. Çocuklarınıza bu süreçte her ne olursa olsun sakin, anlayışlı ve bir o kadar da çözüm odaklı yaklaşın.

Çocuğunuza bu dönemde zaman ayırın. Birlikte zaman geçirmek ve ona değerli olduğunu göstermek, çok ciddi avantaj olacak.

Fiziksel rahatsızlıklarına beraber çözüm arayın. Asla umursamaz olmayın. Bu durum, çocuğunuzu bireysel çözüm arama yoluna iter. Önü alınamaz bir sıkıntı süreci başlar.

Şiddet, bağırıp çağırmak bu süreci değiştirmeyecek. Bu süreci sizin de yaşadığınızı düşünerek hareket etmeniz olumlu olacaktır.

Çocuğunuza her zaman için özgüven aşılamak önemlidir. Bu neden dolayısı ile kişisel olarak kendini daha da rahatlatması için her zaman güven verin.

Ergenlik Dönemi Çocuğun Ailesine Öneriler

Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe geçişteki ara bir dönemdir diyebiliriz. Genellikle 11-21 yaş arası ergenlik dönemidir. Vücudun fiziksel değişimi, hormonlar, yeni kimlik oluşturma çabaları, bireyselleşmeye çalışma ve sosyal çevreye de uyum gösterme, kadınlık, erkeklik özelliklerinin oluşturulmaya çalışılması gibi konular ve oldukça sık duygu değişimleri bu dönemin belirgin özellikleridir.

Çocuğunuzun birey olma çabasını destekleyin

Bu dönemde anne-babaya bağımlı olan çocukluk dönemi gitmiş, ani öfke ve sevinç duyguları gösteren, abartılı tepkiler veren, gizliliğin ön planda olduğu, paylaşımın aile ile daha az arkadaşlarla daha fazla olduğu, dağınıklığın, tembelliğin, sakarlığın görüldüğü adeta bağımsızlık savaşının yapıldığı bir dönem gelmiştir. Anne-babalar bu dönemde çocuklarının kişilik özelliklerine, bireysel olma çabalarına saygı göstermeli, yine çocuklarına rehberlik etmelidirler. Ergenin davranışlarını saygısızlık olarak almamalı, kişiselleştirmemelidirler.

Ondaki değişiklikleri iyi gözlemleyin

Bu dönemde mutsuzluk, üzüntü gibi duygular görülebilir. Ergeni onaylamamak, izin vermemek veya küçük bir espri bile onun çok mutsuz olmasını sağlayabilir. Bu duygular genellikle geçicidir ve üzüntü duygusuyla günlük hayatlarını devam ettirebilirler. Çocuklarda ve ergenlerde tipik depresyon belirtileri olmayabilir, daha çok görünen tutum ve davranışlardaki değişimlerdir. Ancak yemek ve uyku da değişiklikler, okul başarısının düşmesi, uzun süreli üzüntülü ve mutsuz olma hali, sık sık ağlama isteği, eleştirilere karşı aşırı tepkili olma, otorite ile sorunlar, okuldan veya evden kaçma, huzursuz olma, intihar düşüncesi, madde kullanımı, hiçbir şeyden zevk alamama, dünyaya ve kendine yabancılaşma, suçluluk duyguları, saldırganlık eğilimi, madde kullanımı, rastgele cinsel ilişki varsa ve yaklaşık 2 haftadır gözlemleniyorsa ergenlik depresyonundan bahsedilebilir.

Çocuğunuzun problemlerini kabullenin ve çözüm yoluna gidin

Aileler genelde çocuğunun problem yaşadığını kabul etmeme eğilimi gösterebilirler. Ancak bu tutum ergenin problemlerinin çözülmesini engeller nitelikte bir kısırdöngü oluşturur. Ergenlik döneminde, boşanma, taşınma, karşı cinsle ilgili hayal kırıklıkları, benlikle ilgili olumsuz düşünceler, aile içi çatışmalar gibi çeşitli stres durumları depresyona neden olabilir. Bunun yanında genetik faktörler de depresyonda önemli rol oynar.

Uzman yardımı çok önemli

Ergenlik depresyonunu gözden kaçırmamak, yetişkin yaşamda ruhsal anlamda daha sağlıklı bireyler olma yolunda önemlidir. Özellikle terapi ve gerekiyorsa ilaç tedavisi ile depresyonun tedavisi mümkündür.

Ergenlerle Tartışmak Sorunları Çözer mi?

Ergen çocuklarınızı yetiştirirken tartışmalar genellikle kaçınılmazdır. Sayıları giderek artan pek çok araştırma bunun aslında iyi bir şey olabileceğini gösteriyor. Evdeki anlaşmazlıkların nasıl ele alındığı, hem ergenlerin zihinsel sağlığını hem de genel olarak ebeveyn-ergen ilişkisinin niteliğini belirliyor. Sadece bu tartışmalar değil, genel olarak aile kavgalarının doğası, ergenlerin ev dışındaki insanlarla ilişkilerini idare etmelerini de yönlendiriyor.

Ergenlerin anlaşmazlıklara yaklaşımlarını ele alan uzmanlar dört ayrı tarz tanımladılar: Saldırı, geri çekilme, boyun eğme ya da problem çözme.

İlk iki yolu seçen yani tartışmayı daha da alevlendiren ya da taraf olmayı inatçı bir şekilde reddeden ergenler daha fazla depresif, kaygılı ya da ihmalkâr oluyorlar. Üçüncü seçeneği, yani ebeveynlerinin isteklerini yerine getirmeyi seçen ergenlerde de yüksek oranda ruh hali bozukluklarına rastlanıyor. Dahası, evdeki sorunlarını çözemeyen ergenler arkadaşlık ve aşk ilişkilerinde de sık sık benzer sorunları yaşıyorlar.

Öte yandan, ebeveynleriyle yaşadıkları anlaşmazlıklarda sorunları çözme yolunu seçen ergenler bambaşka bir tablo çiziyor. Bu ergenler psikolojik bakımdan son derece güçlüler, her yerde mutlu ilişkiler kuruyorlar ki anne babaların çocukları için istedikleri şeylerin en başında bu ikisi geliyordur herhalde.

Peki, anlaşmazlıkları, çözülmesi gereken zorluklar olarak gören ergenleri nasıl yetiştireceğiz?

Yeni yapılan bir araştırma, ebeveyn ve ergen arasındaki yapıcı tartışmaların, ergenin bakış açısını genişletmeye hazır olup olmamasına bağlı olduğunu gösteriyor. Bir diğer deyişle, ergenler meseleyi her iki tarafın gözünden görebildiğinde iyi tartışmalar yaşanırken, göremediklerinde tartışmalar kötü oluyor.

Farklı bakış açılarını değerlendirebilme becerisi ergenlik yıllarında gelişmeye başlar. Daha küçük çocukların nörolojik kapasiteleri bir başkasının bakış açısını kavramalarına yetmez. Ergenlerin beynindeyse soyutlamayla ilgili kısımlar hızlı bir gelişim gösterir. Bunun sonucu olarak, sorunlara farklı bakış açılarından yaklaşma becerileri de hızla gelişir. Bu sırada ebeveynler, başkalarının bakış açısını dikkate aldıklarını göstererek çocuklarına iyi birer rol modeli olabilirler. Kendilerini ergen çocuklarının yerine koymaya yatkın olan ebeveynlerin bu konuda başarılı olması daha mümkün.

Öte yandan, yapılan araştırmaların sonuçları aile hayatının gerçekleriyle ender olarak örtüşüyor. Aile içindeki tartışmalar bir anda alevleniyor, oysa insan ancak sakin bir kafayla düşünebildiğinde kendisini karşısındakinin yerine koyabilir.

Diyelim ki ergen çocuğunuz cumartesi akşamı, ciddi kabahatleri olduğunu bildiğiniz eski bir arkadaşında kalmak istiyor. Aklı başında her anne baba bu durumda hemen, “Kesinlikle olmaz!” tepkisi verir ve bunun sonucunda kıyamet kopar. Ergen çocuğunuz ya kavga eder, ya geri çekilir ya da normal gelişimini sürdüren bir ergen gibi, asık suratlı bir şekilde size itaat eder.

Böylece bir etkileşim fırsatı kaçırılmış olur. Ama aslında sert başlangıçlar bile, daha sonra başka tepkiler geliştirilmesine olanak sağlayabilir. Bu senaryodaki ebeveyn bir süre sonra, “O kadar sert çıktığım için kusura bakma. Mike’dan aslında çok hoşlanmadığın halde neden onunla zaman geçirmek istediğini anlamama yardım eder misin? Sence, onunla takılmanızdan neden rahatsız oluyorumdur, bunu kendin ifade edebilir misin?” diyebilir örneğin.

Hiçbir ebeveyn ya da ergen, her tartışmada birbirlerinin bakış açısını dikkate alamaz, alması da gerekmiyor. Bazı ailelerde, tartışmalar çok daha ciddi boyutlara ulaşabilir. Yine de araştırmalar, bu tür anlaşmazlıkların gençlerin kendilerini ve başkalarını anlamasını kolaylaştırdığını ve fikir ayrılıklarının ortasında kendilerine sakin bir alan yaratabilmeleri için gerekli beceriler kazandırabileceğini ortaya koyuyor.

Hiçbir anne baba ergen çocuğuyla kavga etmeye can atmaz. Ama ergen çocuklarımız büyürken karşılaştığımız bu durumları engel değil, bir açılım olarak görürsek daha kolay olabilir.

Kaynak: https://well.blogs.nytimes.com/2016/03/16/the-best-way-to-fight-with-a-teenager/

Ergenlikte Olan Çocuğunuzu Daha İyi Anlamak için İpuçları

Ergenlikte olan çocuğunuz ile iletişim kurmak size zor geliyor olabilir. Ergen çocuğunuzun hiç duymadığınız ilgi alanları, kullandığı ‘garip’ kelimeler olabilir.Ergenlikteki çocuğunuzu daha iyi anlamak ve ilişkinizi kuvvetlendirmek için önerileri:

1. Sorular sorun ve dinleyin.

İlk adım olarak ergen çocuğunuzu anlayabilmek için çocuğunuza sorular yönetmeniz gerekir. Ancak sorularınızın ‘Evet/Hayır’ cevapları olmamasına özen gösterin.Çocuğunuzla sohbet başlatmak için uygun zamanı kollayın. Çocuğunuz arkadaşlarıyla vakit geçirirken sohbet başlatmak için uygun bir zaman değilken araba yolculuğunuz uygun bir zaman olabilir.Çocuğunuza bir soru yönelttiğinizde mutlaka onu dinlemeye çalışın. Size bir şeyler anlatırken bilmediğiniz terimler kullanıyor ise ona anlamını sormaktan çekinmeyin.

2. Araştırın.
Çocuğunuz size popüler olan bir nesneden, aplikasyondan, siteden bahsetti ise bunu aklınızda tutun ve araştırın. Çocuğunuzun ilgi duyduğu konulardan genel bir bilgiye sahip olmanız önemli, sohbetiniz sırasında konuyla alakalı olduğunuzu duymak çocuğunuza iyi gelecektir.

3.Dahil olun/edin.
Çocuğunuzu eve arkadaşlarını çağırması için cesaretlendirebilir, onu bir mekana bırakmak için teklifte bulunabilir veya gideceğiniz etkinliğe onu davet edebilirsiniz.Çocuğunuzun kimlerle ve ne yaparak zaman geçirmeyi tercih ettiğini gözlemleyin.Ergen çocuğunuza bazı etkinlikler için dahil olmak/olmamak seçimini yapmasına izin verin. Çocuğunuzla birlikte yapmaktan keyif aldığınız bir aktiviteyi rutin haline getirebilirsiniz (örn, pazar günü kahvaltısı, dondurma yemeye çıkmak, sinemaya gitmek, ortak dizi izlemek vb.)

4.Rahatlayın.
Her kuşağın kendine özgü trendleri, dili ve ilgi alanları vardır.Tamamen ergen çocuğunuzun yaptığı şeyleri anlamamanız çok normal. Çocuğunuzun ilgili olduğu konulara sizin de ilgili olmanız veya onun en yakın arkadaşı gibi davranmanız gerekmiyor. Önemli olan çocuğunuzun önem verdiği şeyleri biliyor olmanız ve verdiği öneme saygı duyduğunuz hissettirmenizdir.

5.Alan tanıyın.
Çocuğunuzun yaşamının her alanına dahil olmaktan kaçının. Arkadaşları ile geçirdiği ve odasında tek başına geçirmek istediği zamanlarda ona alan bırakın.Ergen çocuğunuzun hayatına dahil olmak adına onu sürekli kontrol etmekten kaçının. Çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu zamanlarda size gelebileceğini ve sizinle konuşabileceğini bilmesi önemlidir.

Ergenlik Dönemi Gençlerle İletişim Dili Nasıl Olmalıdır

Zorlu bir süreç olan ergenlikte hem ailelere hem de öğretmenlere büyük sorumluluklar düşüyor. Ergeni hafife almak ve suçlamak, uzak durulması gereken davranışların başında geliyor. Erken gelişenlerde aşırı güven ve saldırganlık, geç gelişenlerde ise güvensizlik ve kıskançlık duyguları gelişebiliyor. Ergenlik çağındaki bir kişinin aşırı dakik ve düzenli olmasının normal olmadığını vurgulayan Psikolog Dilber Demir Baydar, ergenlere karşı dikkat etmesi gerekenleri 10 maddede sıraladı.

Yetişkinliğe ilk adım olan ergenlik (puberte), kızlarda 12-13, erkeklerde ise 13-14 yaşlarında ortaya çıkıyor.

Ergenlik dönemini tek bir dönem olarak ele almamak; ön ergenlik, orta ergenlik ve ileri ergenlik olmak üzere 3 dönemde incelemek gerekiyor.

YOĞUN DUYGUSALLIK DÖNEMİ

Ön ergenlik döneminin 12-15 yaşları arasını kapsayan, biyo-fizyolojik değişimlerin yaşandığı dönem olduğunu kaydeden Psikolog Dilber Demir Baydar, “Orta ergenlik dönemi 15-18 yaşları arası; yoğun duygusallığın yaşandığı, kalıcı kişiliğin, benlik saygısının, kalıcı kimliğin oluşturulduğu bir dönemdir. İleri ergenlik dönemi 18-22 yaşları arası; gencin sosyal kimliğini sosyal alana taşıdığı, kuşaklar arası çatışmanın yaşandığı dönemdir” diyor.

BUNLARI SAKIN YAPMAYIN!

Zorlu bir süreç olan ergenlikte, hem ailelerin hem de eğitimcilerin üzerine düşen sorumluluk da büyük. Psikolog Baydar, ergen ailelerinin ve eğitimcilerin 10 temel davranıştan kaçınması gerektiğini vurgularken bunları şöyle sıralıyor:

1- Öğrenciler arasında fiziksel karşılaştırma, hafife alma, eksik bulma ve suçlama yapılmamalı.
2- Fiziksel olarak öğrencilerin gösterişli olup olmaması öğretmenlerin değerlendirmelerine etki etmemelidir.
3- Öğrencilerin yapmaları gereken etkinliklerin, onların kritik dönemlerine, hazır bulunuşluklarına uygun olup olmadığına dikkat edilmelidir.
4- Çocukların bu dönemde, özellikle bazı hareket becerilerinde yetersizlikler göstermeleri doğal karşılanmalı ve geliştirilmeleri sağlanmalıdır.
5- Çocuk ve gençlere yönelik uyarı ve yönlendirmeler, onların fiziksel gelişim dönemlerinin özelliklerine uygun olmalıdır.
6- Ergenlerin fiziksel gelişimleri konusunda öğretmenler ve veliler ciddi bilgi sahibi olup, onların sorunlarını önemsemelidirler.
7- Sınıfta cinsel konular anlatılırken orta yol bulma hususunda duyarlı olmak gerekir.
8- Sınıftaki öğrencilerin fiziksel konularda birbirleriyle alay etmelerinin önüne geçmek gerekir.
9- İlköğretimden itibaren kız ve erkeklerin uygun cinsel roller sergilemelerine duyarlı olunmalı.
10- Fiziksel motor gelişmede yoğun bireysel ayrılıkların olduğu bilinmeli ve onlarla ilişkiler de bu husus her zaman göz önünde tutulmalıdır.

5 TEMEL SORUN YAŞIYORLAR!

Dilber Demir Baydar, ergenlik döneminde birçok sorun yaşandığını da vurguluyor. Psikolog Baydar bu sorunları şöyle özetliyor:

1- Erken ve Gecikmiş Erinlik:

Genetik ve çevre şartlarına bağlı olarak, erinlik belirtileri geç veya erken ortaya çıkabilir. Bazen kızlarda 8-9 yaşlarında göğüs gelişimi, 10 yaşlarında da regl görülür. Bu döneme erken giren kızlar, çoğu zaman bunu saklarlar ve bu durum onları strese sokar. Erkeklerde böyle bir saklama ihtiyacı olmaz. Erken gelişenlerde aşırı güven ve saldırganlık, geç gelişenlerde ise güvensizlik ve kıskançlık duyguları gelişir. Erkeklerde erinlik gecikmesi kızlardan daha çok olur. Kronik hastalıklar ve beslenme bozuklukları, her iki cinste de erinliği geciktirebilir. Erinliğe erken veya geç girmek bazı psiko-sosyal mutluluk ve sorunlar getirebilir.

2- Şişmanlık:

Ağırlığın boya göre fazla olmasına şişmanlık denir. Eğer şişmanlık, ergenliğe girerken alınan faz la kalori ve streslerin etkisiyle oluşursa, bu sorun olur. Şişmanlık, başka sorunların da kaynağı olabilir. Bunlara yardımcı olmak ve sorunlarıyla ilgilenmek yararlı olur. Erinlik döneminde organlar oransız geliştiği için gençler zaten huzursuzdurlar. Şişmanlık onları iyice huzursuz eder.

3- ‘O’ beden İsteği:

Zayıflamak amacıyla perhiz yapılması ve bunun aşırı bir şekilde uygulanmasıyla zarif bir bedene sahip olma isteğidir. Fakat bu, bir tür hastalık olan Anorexia Nervosa’ya yol açabilir. Genellikle ergenliğin erken dönemlerinde kız çocuklarda görülür. Psikolojik nedenli iştahsızlık ve aşırı derece de kilo kaybı ile beliren ender bozukluklardan birisidir. Gençler uyarılmalıdırlar.

4- İskelet Bozuklukları:

Ergenlikte kemiklerin hızlı büyümesine paralel olarak ‘skolyoz’ ve ‘epifiz’ kayması gibi bazı hastalıklar da ortaya çıkar.

5- Akne Vulgaris:

Bazı hormonların artmasıyla, ergenlikte hem kıllanma, hem de yağlanma meydana gelir. Özellikle 13-18 yaşları arasında oluşan yağ bezlerinin ve kıl diplerinin iltihaplanmasıyla, Akne Vulgaris denen hastalık ortaya çıkar.

HANGİSİ NORMAL, HANGİSİ DEĞİL?

Psikolog Dilber Demir Baydar, ergenlerin bazı davranışlarının ‘normal’ olduğunu ve anlayışla karşılanabileceğini, ancak bazı davranışları için uzman desteği almak gerekebileceğini belirtiyor. Baydar, bu davranışları şöyle gruplandırıyor:

-Normal davranışlar:

Okul için yapması gerekenlerle ilgili tüm sorumluluğu üstüne almak.
Kendini aynı cinsten olan ebeveynle özdeşleştirir.
Hatalarından ders alır.
Mantıksız kurallara kızar ve bunu dile getirir.
Bazen çok özenli ve duyarlı, bazen tam aksi olur.
Ailesiyle bağları gevşerken, arkadaşlarıyla artar.
Yanlış davranışlarının sonunda samimice pişman olur.
Rahatlıkla değişik duygularını ifade eder.
Biraz dağınık, biraz derli topludur.
Görüntü ve davranışları ergenlere özgüdür.
Sevildiğine inanır, benlik saygısı yüksektir.

-Normal olmayan davranışlar:

Okul ile ilgili her şey için endişelenmeyi anne babasına bırakır.
Kendini karşı cinsten kişiyle özdeşleştirir.
Aynı hataları tekrarlar.
Mantıksız kuralların ya hepsine karşı çıkar veya hepsine boyun eğer.
Hiç kimseyi önemsemez ve değer vermez.
Arkadaşlarına ilgisi az, anne babasına çoktur.
Pişmanlık duymaz, suçu başkasına atar.
Değişik duygularını ya ifade etmez ya da sadece iyi olanları söyler.
Aşırı derecede derli-toplu ve dakik olur; adetlere uyar.
Görüntü ve davranış konusunda ebeveynlere uyar.
Sevilmediğine ve değerinin olmadığına inanır.

Ergenlik döneminde değişimlere dikkat

Ergenlik dönemi hakkında bilgiler

Ergenlik döneminde çocuğunuza nasıl davranmanız gerektiğini biliyor musunuz? Her zamankinden daha alıngan ve isyankar olmak gibi geçici ama radikal değişim yaşayan çocuğunuzla iyi bir ilişki kurabilirsiniz. 

Ergenlik belirtileri nelerdir?

Ergenlik döneminin başlangıcı kız çocuklarında 9-12 yaş, erkek çocuklarda ise 10-13 yaş arasında olur. Erken ergenlik kızlarda 8 yaşından, erkeklerde ise 9 yaşında önce ergenlik bulgularının başlangıcıdır. İlk belirti kızlarda tek veya çift taraflı meme büyümesidir. Daha sonra cinsel bölgede ve koltuk atında tüylenme başlar. En son olarak adet görür. Erkeklerde ise ergenliğin ilk bulgusu testis büyüklüğündeki artıştır. Bunu takiben penis büyümesi, cinsel bölgede ve koltuk altında kıllanma, seste kalınlaşma gözlenir. Kızlar da adet görme, erkeklerde ise sperm üretiminin başlaması ergenliğin tamamlandığını gösterir.

Ergenlik kaç yaşında başlar?

Ergenliğin başlangıç yaşı genetik özellikler, beslenme durumu, obezite, stres ve çevresel faktörlerle değişebilir. Son yıllarda beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve tüm dünyadaki sosyoekonomik zenginleşmeye bağlı olarak ergenlik başlama yaşı azalmış ve erken ergenlik tanılı hasta sayısı artmıştır. Erken ergenlik kız çocuklarında erkek çocuklara göre yaklaşık 10 kat daha fazla gözlenmektedir. Erkek çocuklarda daha nadir görülmesine rağmen buna neden olan organik bozukluklar daha sıktır.

 

Erken ergenlik nasıl belli olur?

Alt yatması olası problemlerin tespiti için yaşıtlarına göre gelişimi hızlanan, erken ergenlik bulguları gözlenen kız ve erkek çocukların mutlaka araştırılması gereklidir. Tanıda gecikilmesi hayatı tehdit edebilir.

Çocukların erken ergenliğe girmesinin en büyük sakıncası boy kısalığına neden olabilmesidir. Ergenlik döneminde boy büyümesi hızlanır. Ergenlik çağının sonunda ise kızlarda salgılanan kadınlık hormonu östrojen ve erkeklerde salgılanan erkeklik hormonu testosteron büyüme kıkırdaklarının kapanmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik döneminde yaşıtlarına göre uzun olan çocuğun büyüme kıkırdağının kapanmasıyla boy büyümesi durur ve erişkin boyu kısa kalır. Erken ergenlik çocuğun psikolojisini de etkiler ve psikososyal sorunlara yol açabilir.

Erken ergenlik neden olur?

Yapılan araştırmalar erken ergenlik probleminin son yıllardaki artışına gıdalar içindeki hormon ve katkı maddelerinin de neden olabildiğini göstermiştir. Hormonlarla hızlı büyütülen tavuklar, yumurtaları, yetiştirilen meyve ve sebzeler uyarıya neden olarak ergenliği başlatabilir. Aynı zamanda oyuncaklar içindeki kimyasallarda benzer hormon uyarıcı etkiyi gösterebilirler.

Erken ergenlik durdurabilir mi?

Erken ergenlikte artan hormonların ayda bir kere kalçadan yapılan bir iğneyle baskılanarak ergenliğin durdurulabilmesi mümkündür. Endokrinoloji merkezlerinde bu tedavi uygulanmaktadır. Tedavi normal ergenlik yaşına kadar sürdürülür. Tedavinin kesilmesini takiben kendi hormonları tekrar devreye girerek ergenlik başlar. Bu tedavi ile epifizlerin erken kapanıp boy kısalığına neden olmasının da önüne geçilmiş olur.

Erken ergenlikte ergenliği geciktirerek boyu uzatmanın mümkün olabilmesine karşın normal zamanında başlayan bir ergenlikte tedavi ile ergenliği geciktirmenin herhangi bir yararı olmadığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.

Ergenlikte içine kapanan çocukla nasıl ilişki kurulmalı?

İçe kapanma, ergenlik döneminin belirgin özelliklerinden biridir. Anne babanın yapması gereken şey, çocuğu iyi tanımaktır. Zaten ebeveynlerin doğduğu andan itibaren çocuklarını iyi tanımaları gerekir.
İçe kapanma, ergenlik döneminin belirgin özelliklerinden biridir. Anne babanın yapması gereken şey, çocuğu iyi tanımaktır. Zaten ebeveynlerin doğduğu andan itibaren çocuklarını iyi tanımaları gerekir.
Bazı çocuklar açısından yalnız başına bir şeyler yapmak, kitap okumak bir tercih sorunudur. Böyle davranmak, bu çocukların kişisel özellikleri olabilir. Küçüklüğünden beri bu şekilde davranan bir çocuk, ergenlikte de bu tutumunu sürdürüyorsa, bu onun kişiliğinin bir parçası olarak görülmelidir.
Ancak çocuk çok neşeli, hareketli ve aktifken, ergenlik döneminde içine kapanabilir. Anne babanın çocuğu çok iyi gözlemlemesi ve içe kapanmanın ergenlikteki değişikliklerden dolayı olduğunu fark etmesi gerekir.
Ebeveynlerin çocukla ilişkileri gerçekten kopmuş ve işlevselliğini yitirmişse, bu durumda bir uzman yardımı gerekebilir. Çünkü içe kapanmak, başka şeylerin de belirtisi olabilir.
Daha geniş bir açıdan bakıldığında, çocuk arkadaş çevresiyle ya da madde kullanımıyla ilgili bir sorun da yaşayabilir.
Ama ilk elde hemen bu olasılıkları düşünmemek gerekir.
Onlarla iletişim içinde olmak, onların istediği kadar iletişim kurmak, bu durumdaki en doğru davranış biçimi olabilir.

Ergenlik nedir? Ergenlik belirtileri nelerdir?

Ergenlik, yetişkinliğe ilk adım evresi olarak kabul ediliyor. Bir başka deyişle çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi. 12-20 yaş arası olarak kabul edilen bu dönem, kızlarda 8–13, erkerlerde 10–15 yaşlarında başlar.

Ergenlik döneminde yaşanan değişimler nelerdir, kız ve erkek çocuklara nasıl davranmak gerekir, ergenlik sorunlarıyla ilgili ne zaman bir uzmana başvurmak gerekir?

Ergenlikte erkeklerde görülen fiziksel değişimler

Ergenlikte, vücuttaki ilk belirtiler tüylenmedir. Öncelikle cinsel bölgede kıllanma olur, daha sonra dudakların üzeri, yüz ve vücutta kıllanma başlar. Deri ve saçlar yağlanır ve yüzde sivilceler ve siyah noktalar ortaya çıkabilir. Sesleri çatallaşmaya ve erkek sesine dönüşmeye başlar. Penis ve testisler olgunlaşmaya başlar, ereksiyon kabiliyeti artar. Ayaklar büyür, bacaklar ve kollar uzar, 13-15 yaş arasında boy hızla uzar. Kasları geliştiği için daha güçlü olduğunu hisseder.

Ergenlikte kızlarda görülen fiziksel değişimler

Kızların göğüsleri belirginleşir ve adet görmeye başlarlar. Genital bölgede ve koltuk altında kıllanma başlar. Vücut ölçülerinde hızla değişir: Bel incelmeye başlar, leğen kemikleri şekillenir ve kalçalar genişler.

İlk ergenlik belirtileri

Tabii sadece fiziksel belirtiler değil, ruhsal belirtileri de vardır ergenliğin. Uzmanlar Çocuğun ruhsal gelişimlere paralel olarak utanmasının gelişebileceğini belirtiyor. Buna göre, çocuk örneğin annenin tuvalete, banyoya girmesine izin vermeyebilir. Anne de bundan dolayı vücuttaki değişiklikleri göremeyebilir. Annenin utanmanın arttığını fark etmesi, ergenlik için ilk sinyal olarak kabul edilebilir. Bu zamandan itibaren ergenlikle ilgili bilgiler verilmeye başlanabilir.

Aileyi reddetme

Okul döneminde sosyal çevreyle özdeşleşen çocuk, bu dönemde arkadaşlarıyla özdeşleşmeye ve onlara benzemeye çalışabilir. Bu dönemde aile bu değişikliği şaşkınlıkla karşılar. Çocuk, ailesini reddedebilir, ailesini beğenmeyebilir. Uzmanlar bunun doğal bir süreç olduğunu, ileriki yaşamda da kendilerini reddedeceği anlamına gelmediğini, dolayısıyla ailenin tedirgin olmasına gerek olmadığını belirtiyor. Uzmanlara göre yapılması gereken, çocuğun içine girdiği arkadaş çevresini sevip saymak ve onore etmektir. Aile tersini yaparsa kendi kaybedebilir. Çocuk şeklen de o girdiği gruba benzemeye başlayacağından, giysileri, saçları değişebilir. Ailenin kendi gençliğine, kendi görüşüne ters olsa bile bunlara aşırı tepki vermemesi gerekir.

Ruhsal sorunlar

Ergenlik döneminde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunları şöyledir:

Genç, çabuk üzülür, çabuk neşelenir, birden öfkelenir, gülerken ağlamaya başlayabilir. Her şeye ilgisi çok fazla arttığından derslere ilgisi azalır. İstekleri artar, bencilleşir. Kendisi ile ilgili her şeyi az bulur. Harçlığı azdır, hakları azdır, evdeki kurallar çoktur, giysileri çok olsa bile azdır ve hep aynı şeyi giyer, hep açtır ve evdeki yemek hep azdır, tatil azdır, öğretmen az not verir. Bağımsızlaşma isteği ve sosyal çevreye ilgisinin artması nedeniyle daha fazla arkadaşlarıyla olmak, değişik yerlere gitmek, görmek ve denemek ister. Karşı cinsle ilgilenir, beğenilmek ister, yakışıklı ya da güzel olup olmadığını sorgular, dışgörüntüsü için aşırı hassas davranır. Kendinden büyükleri örnek alıp bir taraftan onlar gibi davranmaya çalışırken, diğer taraftan çocuksu davranışı devam eder. Ergen, değişen ve gelişen bedenini, dalgalanan duygularını saklamak, kontrol edebilmek ve çevrenin istediği gibi davranabilmek için içine kapanır. Güvensizlik duygusu, karamsarlığa, üzüntüye yol açar. Arkadaş grubunun içinde olma, takdir edilme, sevilme, beğenilme isteği olumlu bir şekilde karşılandığında mutlu olur. Aksi takdirde öfkelenir, endişelenir, kıskanır, kavga çıkarır. Bu dönemde görülen olumsuz duygular genellikle endişe, üzüntü, korku, hayal kırıklıkları ve öfkedir. Genç, bu olumsuz duygularla baş edebilmek için ya hayal kurar, müzik dinler, içe kapanır veya arkadaşlarıyla çok fazla vakit geçirir, sınırları ve kuralları zorlar, anne babasıyla çatışma halinde olur.

Genç kızla iletişim

Ergenliğe giren kız çocuğuyla ilişki kurması gerekenin anne olduğunu söylüyor. Genelde kız çocukları babalarına daha yakın olsalar da ergenlikte içe kapanmaya başlarlar.

Hiçbir zaman bir anne kendi kızıyla arkadaş olamaz. Zaten anne ile kızın arkadaş olması da beklenmemeli, olmamalıdır da, genç kızın bütün sorunlarını, sırlarını annesiyle paylaşmak istemeyeceğini, sırlarını kendi yaşıtlarına, güvendiği kişilere verecektir. Burada anneye düşen görevin, kızıyla dost olmayı başarabilmek, yani karşılıklı güven duygusunu geliştirmek olduğunu ifade ediyor.

Genç erkekle iletişim

Ergenliğe giren erkek çocukla iletişim kurması gereken, babadır. Anne, sakin liman olmayı başarmalıdır. Ergenlikle ilgili anlatılması gerekenleri baba üstlenmelidir. Onunla dostluk kurmak, çocuğun güvenini kazanmaktır önemli olan. Güven kazanılmasının temel öğesi de kişinin davranışlarının tutarlı olmasıdır. Yani çocuğun yaptığı herhangi bir şeye verilen tepinin bir başka seferde de aynı olmasıdır. Bu tutarlılık, dostluğun temel adımıdır.

Ne zaman uzmana başvurmalı?

Ergenlik, gerek genç gerekse de aile için zor bir dönemdir. Bazen, bazı sorunlarla baş etmenin yolu bir uzmandan yardım almaktır.
Ergenin içe kapanma dönemleri çok uzun, duygu dalgalanmaları sık ve şiddetli ise,Huy değişikliği aniden tam zıt şekilde olmuşsa; çok neşeli ve hayat dolu bir genç birdentamamen içine kapanmışsa,Ders başarısı beklenmedik şekilde çok düşmüşse,Eve geliş saatlerindeki gecikme artmış ve açıklamaları yetersizse,Bütün gün uyumak veya bütün gece oturmak gibi uyku sorunları varsa,Aşırı zayıflama ya da şişmanlama olmuşsa,Çok öfkeliyse ve sürekli ağlıyorsa profesyonel yardım almakta fayda vardır.

Ergenlikte Arkadaş İlişkileri

1)Arkadaşlarının kendisi için ne düşündüğü çok önemlidir.

2)Kendi aralarında arkadaş grupları vardır.

3)İlgilerini ve giyim tarzını arkadaş grubuna göre ayarlarlar,

4)Aynı cinsiyetteki yakın arkadaşlarla birlikte olmak ister.

5)Erkekler aralarında cinsellik ve kızlar hakkında daha fazla konuşurlar.

6)Erkeklerin kurdukları gruplar daha kalabalıktır, ilişkiler yüzeyseldir.

7)Kızların grupları daha küçüktür, ancak ilişkiler daha sıkıdır.

8)Aile içinde geçimsizlik ya da şiddet varsa, ergenler arkadaş grupları yerine çeteleşmeye yönelirler.

9)Ergenliğin ortalarına doğru karşı cinse olan ilgi artar.

10) Ergen karşı cinsin dikkatini çekmek için dış görünüşüne dikkat eder.

11)En sevdiği arkadaşı başka biriyle arkadaşlık ederse kırılır.

12)Bir yandan başarılı olmak, beğenilmek ister, diğer yandan başarılı olduğunda arkadaşları arasında, alay edileceği endişesine kapılır.

13)Onura ve başarıya paradan çok değer verir.

14)Bir an bile düşünmeden kendini ortaya atabilir.

15)Bir lidere körü körüne bağlanabilir, bir yandan da bütün liderlere ve yetişkinlere karşı çıkar.

16)Bağımlı olabilir.

17)Düşüncelerinin ve değerlerinin önemsenmesini ister.

18)”Kimse beni anlamıyor” düşüncesi yaygındır.

19)Eli açık ve iyilik severdir,

20)Çabuk güvenir ve bağlanır.

Ergenlik Döneminde Anne-Babalar Gence Nasıl Yaklaşmalı

Hiç kuşku yok ki her anne baba çocuğunun başarılı ve iyi bir gelecek sahibi olmasını arzu eder. Bunun için unutulmamalıdır ki ailenin eğitim süreci içerisinde olması öğrencinin başarısında çok büyük bir öneme sahiptir.

Sevgili veliler, çocuğumuzun gelişim sürecini bilmek; onunla iletişimimizi güçlendirecek ve onun sorunlarına karşı daha duyarlı hale gelmemizi sağlayacaktır.

Lisede okuyan bir öğrenci velisi olmak öncelikle çocuğumuzun en önemli gelişim süreci olan ergenlik dönemini bilmeli ve bu süreçte anne babaya düşen görevlerle ilgili bilgi sahibi olmalıyız.

Ergenlik Dönemi Nedir?

Ergenlik, yetişkinliğe ilk adım evresi olarak kabul ediliyor. Bir başka deyişle çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi. 12-20 yaş arası olarak kabul edilen bu dönem, kızlarda 8–13, erkeklerde 10–15 yaşlarında başlar.

Bireyin Hem Kendisi İle Hem de Çevresi İle Çatışma Yaşadığı Bir Dönemdir.

Ergenlik Dönemi

  • Ergenlik: Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan,
  • Genelde 10-21 yaş arasını kapsayan,
  • Hızlı büyüme ve gelişmenin görüldüğü,
  • Fiziksel, sosyal, zihinsel ve psikolojik değişimlerin yaşandığı evredir. 

Ergenlik Dönemi Özellikleri Nelerdir?

  • Bu dönem bazı çocuklarda erken bazılarında ise geç başlayabilir veya bitebilir.
  • Beden yapıları birbirlerine göre farklı büyüme gösterir.
  • Ergenlik dönemindeki hızlı değişimlere ayak uydurmada çocuklar birbirlerine göre farklılık gösterebilirler.
  • Duygu, Düşünce, Davranış ve İlişkilerinde Değişkendir.
  • Anne, Baba Ve Öğretmen Gibi Otoritelere Karşı Çıkarlar Ancak Örnek Modele İhtiyaç Duyarlar.
  • Otoriteye Karşı Gelmesi Saygısızlık Değil, Varlığını İspat Etme Çabasıdır. (Bir Birey Olma Çabası)
  • Arkadaşları Onun İçin Önemlidir. Çünkü Aynı Sorunlarla Karşı Karşıyadırlar.
  • Dağınıktır, Unutkandır,
  • Beklenenden Fazla Tepki Gösterirler, Çok Hassas ve Kırılgandırlar
  • Dünya Görüşleri Farklıdır ve Çabuk Değişir,

Ergenlik Döneminde Anne-Babalara Düşen Görevler Nelerdir?

· Kimseyle Kıyaslamama

· Aşırı Nasihatçi Olmama

· Hükmetmek Yerine Paylaşma (Zaman ayırma)

· Aşırı Sorgulamama (Gencin Mantığına Uygun Konuşmak)

· Yetişkin Yerine Koyma · Onuruna Saygı Duyma, Bireyselliğini Kabul Etme

· Bastırma Veya Engelleme Yerine Paylaşma Ve Dayanışmayı Seçme

· Sevgiyi Hep Sıcak Tutma (Koşulsuz Sevgimizi Belirtme)

· Kendi Kuşağıyla Bağdaştırmama (Benim Zamanında Dememe)

 

 

 

online-ogrenci-danismani-online-egitim-danismani-online-ogrenci-kocu-okanbal

 

Okan Bal
Uzman Psikolojik Danışman
Eğitim ve Öğrenci Danışmanı

Profesyonel Eğitim ve Öğrenci Danışmanlığı Desteği Almak İçin Randevu Alınız.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Online Danışmanlık ve Online Terapi Nedir?, Randevu Al

Online danışmanlık ve terapi Türkiye’de yaygınlaşıyor. Online terapi, internetten psikolojik danışmanla konuşma yoluyla iletişim kurma ve bireysel terapiyi internet üzerinde sesli ve görüntülü konuşma şeklinde gerçekleştirmektir. Bu yöntem tüm dünyada yaygın olarak kullanıldığı gibi, ülkemizde de kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır.

Online terapi için web kamerası olan bilgisayar, cep telefonu ve Skype, Hangouts  adlı görüntülü görüşme programlarından birisinin olması yeterlidir. Bu araçları kullanılarak ses ve görüntü kalitesi açısından sağlıklı, bir online terapi görüşmesi gerçekleştirilebilmektedir.

Günümüzde çoğu insan problemlerinin farkında olup yüz yüze bir terapiye gitmeye çekinebilir. Online terapi bu konuda probleminizin çözümü bulmak adına bir çözüm yolu olarak görülebilir.
Online Terapi ve Danışmanlıkta Hangi Konular Yardım Alabilirsiniz:

Bireysel Sorunlar

İlişki sorunları (İş ilişkileri, arkadaşlarla veya akrabalarla ilişkiler),

Çift, Evlilik ve aile sorunları,

Eğitsel Danışmanlık (öğrenci takip ve  diğer öğrenci sorunları)

Kaygılar (Sınav kaygısı, obsesyonlar (takıntılar) ),

Depresyon (Majör Depresiyon hariç),

Ergenlik Sorunları

Meslek Danışmanlığı

Tercih Danışmanlığı

 

Online danışmanlık hizmeti almak almak istiyorsanız, randevu al linkimizi tıklayarak online terapi veya online psikolojik danışmanlık almak istediğinizi bildiriniz. Talebiniz en kısa sürede değerlendirilerek size uygun bir görüşme saati belirlenecektir. İnternet üzerinden terapi görüntülü ve sesli görüşme imkanı sağlayan Skype, Google Hangouts programını kullanabilmeniz önemlidir.

Yüz yüze terapiye gelmekten çekiniyorsanız ve internet üzerinden yani online terapi görüşmesi yapmak size daha iyi hissettiriyorsa,Türkiye dışındaki bir ülkede yaşıyor ve bir danışmanla online görüşme yapmak istiyorsanız,  yoğun iş temponuz sebebiyle bir danışmanla yüzyüze terapi görüşmesi için zamanınız yoksa, online danışmanlık yardımı alabilirsiniz.

Online terapi uygulamaları, birebir görüşmeden çekinme durumunda insanların tercih ettikleri bir psikolojik destek türüdür. Önemli sınavlar yaklaştığında trafikte zaman kaybetmek istemeyen, online terapi yönteminden yararlanarak konforlu ve sessiz ev ortamlarında terapi seanslarını gerçekleştirebiliyorlar. Bazı danışanlarımız ise, bazı görüşmelerini yüz yüze, bazı görüşmelerini ise online gerçekleştirmek istiyorlar. Sağlıklı iletişim kurulabildiği sürece her iki yöntem de yararlı olmaktadır.

Hangisi Daha Etkili: Online Danışmanlık mi yoksa Yüz yüze Danışmanlık mi?

Aslında her iki yöntem de etkili. Önemli olan, içinden çıkamadığımız bir durumda uzman bir terapistten yardım almak. Bazen kendi kendimize düşünüp durduğumuz, tanıdıklarımıza açamadığımız bir konuyla ilgili yardıma ihtiyaç duyarız. Bazen konuyu tanıdıklarımıza açsak da bize işlevsel bir yol gösteremediklerini, ya da yaşadığımız problemi çözmemize yardımcı olamadıklarını görürüz. Problemlerin paylaşılması, en azından en yakınlarımızla paylaşılması, hiç konuşulmamasından çok daha iyidir.

İnsanların bazıları yüzyüze yapılan görüşmelere katılmak isterken, bazıları da online görüşmeleri tercih etmektedirler. Bu tercih tamamen kişiye özeldir. Bazılarımız bir terapi koltuğunda oturup terapistle karşılıklı olarak konuşmayı tercih ederken, bazılarımız da kendi evindeki koltuğunda otururken terapistle bilgisayar üzerinden görüşmeyi tercih ediyorlar.

 

Online-terapi hangi durumlar için uygun değildir?

  • Psikiyatrik atak veya psikiyatrik kriz durumları için uygun değildir.
  • 18 yaşından küçük bireylerle psikoterapi için uygun değildir.
  • Aile ve çift terapisi için uygun değildir.
  • İntihar düşünceleri ve kendine zarar verme gibi kritik durumların varlığında uygun değildir.
  • Kişinin başkaları tarafından zarar gördüğü durumlar için uygun değildir.
  • Madde bağımlılığının tedavisinde uygun değildir.
  • Cinsel İşlev Bozuklukların tedavisi için uygun değildir.

 

İnternetten online danışmanla konuşmak ve online danışmanlık desteği almak için randevu al linkimizden randevu talep ediniz. Randevunuz bize ulaşır ulaşmasa sizinle en kısa sürede iletişim kurulacaktır.

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Ergenlik dönemi belirtileri neler? Erken ergenlik nedir?

Ergenlik dönemi belirtileri neler? Ergenlik dönemi kız ve erkek çocukları nasıl etkiliyor? Erken ergenlik nedir? Sakıncaları neler?

Ergenlik belirtileri neler?

Ergenlik döneminin başlangıcı kız çocuklarında 9-12 yaş, erkek çocuklarda ise 10-13 yaş arasında olur. Erken ergenlik kızlarda 8 yaşından, erkeklerde ise 9 yaşında önce ergenlik bulgularının başlangıcıdır. İlk belirti kızlarda tek veya çift taraflı meme büyümesidir. Daha sonra cinsel bölgede ve koltuk atında tüylenme başlar. En son olarak adet görür. Erkeklerde ise ergenliğin ilk bulgusu testis büyüklüğündeki artıştır. Bunu takiben penis büyümesi, cinsel bölgede ve koltuk altında kıllanma, sesde kalınlaşma gözlenir. Kızlar da adet görme, erkeklerde ise sperm üretiminin başlaması ergenliğin tamamlandığını gösterir.

 

Erken ergenlik dönemi kız çocuklarında daha fazla

Ergenliğin başlangıç yaşı genetik özellikler, beslenme durumu, obezite, stres ve çevresel faktörlerle değişebilir. Son yıllarda beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve tüm dünyadaki sosyoekonomik zenginleşmeye bağlı olarak ergenlik başlama yaşı azalmış ve erken ergenlik tanılı hasta sayısı artmıştır. Erken ergenlik kız çocuklarında erkek çocuklara göre yaklaşık 10 kat daha fazla gözlenmektedir. Erkek çocuklarda daha nadir görülmesine rağmen buna neden olan organik bozukluklar daha sıktır.

Erken Ergenlik sakıncalı mı?

Alt yatması olası problemlerin tespiti için yaşıtlarına göre gelişimi hızlanan, erken ergenlik bulguları gözlenen kız ve erkek çocukların mutlaka araştırılması gereklidir. Tanıda gecikilmesi hayatı tehdit edebilir.

Çocukların erken ergenliğe girmesinin en büyük sakıncası boy kısalığına neden olabilmesidir. Ergenlik döneminde boy büyümesi hızlanır. Ergenlik çağının sonunda ise kızlarda salgılanan kadınlık hormonu östrojen ve erkeklerde salgılanan erkeklik hormonu testosteron büyüme kıkırdaklarının kapanmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik döneminde yaşıtlarına göre uzun olan çocuğun büyüme kıkırdağının kapanmasıyla boy büyümesi durur ve erişkin boyu kısa kalır. Erken ergenlik çocuğun psikolojisini de etkiler ve psikososyal sorunlara yol açabilir.

Yapılan araştırmalar erken ergenlik probleminin son yıllardaki artışına gıdalar içindeki hormon ve katkı maddelerinin de neden olabildiğini göstermiştir. Hormonlarla hızlı büyütülen tavuklar, yumurtaları, yetiştirilen meyve ve sebzeler uyarıya neden olarak ergenliği başlatabilir. Aynı zamanda oyuncaklar içindeki kimyasallarda benzer hormon uyarıcı etkiyi gösterebilirler.

 

Erken ergenlik durdurulabilir mi?

Erken ergenlikte artan hormonların ayda bir kere kalçadan yapılan bir iğneyle baskılanarak ergenliğin durdurulabilmesi mümkündür. Endokrinoloji merkezlerinde bu tedavi uygulanmaktadır. Tedavi normal ergenlik yaşına kadar sürdürülür. Tedavinin kesilmesini takiben kendi hormonları tekrar devreye girerek ergenlik başlar. Bu tedavi ile epifizlerin erken kapanıp boy kısalığına neden olmasının da önüne geçilmiş olur.

Erken ergenlikte ergenliği geciktirerek boyu uzatmanın mümkün olabilmesine karşın normal zamanında başlayan bir ergenlikte tedavi ile ergenliği geciktirmenin herhangi bir yararı olmadığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Canım Sıkılıyor Diyen Gençlere Nasıl Yaklaşmalı?

Gençlerin büyük kısmı can sıkıntısından kurtulmak için müzik, sosyal medya, cep telefonu gibi teknolojik vasıtalara sarılıyor. Geçici rahatlık sağlayan bu araçlar, kişinin kendisini tanımasını, kendisini rahatsız eden durumların farkına varmasını dolayısıyla da çözüm bulmasını önlüyor. Oysaki doğal ortamlarda bulunmak hayattan zevk almayı kolaylaştırıyor.

-Ergenlik çağındaki gençlerimiz zaman zaman can sıkıntısından yakınıyorlar. Yapacak birçok şey varken can sıkıntısından hiçbirine adapte olamadığını söyleyen gençler olduğu gibi yapacak bir şey olmadığını hiçbir şeyin kendisine cazip gelmediğini söyleyen gençler de var. Anne-babaların gençlerle ilgili planlamalarında onları geliştirici alanlara yönlendirmelerinde karşılaştıkları en büyük zorluklardan biridir can sıkıntısı.

Can sıkıntısı iç huzurunun, ferahlığın tam tersi bir daralma ve iç sıkıntısını ifade eder ki sebebi de çareleri de çok çeşitlidir. Depresyon, yorgunluk, fizyolojik durum gibi sebeplere bağlı olduğu gibi kişinin içinde bulunduğu manevi durumla da alakalıdır.

Aslında can sıkıntısı hedefe odaklanmayı en fazla zorlaştıran bir ruh hali olduğu kadar kişinin kendisini bilmesini, tanımasını aczinin farkında olmasını sağlayan bir ruh halidir. Can sıkıntısı, ciddi bir sağlık sorunu, bir işlev eksikliği kadar hatta bazen daha da fazla kişinin yaşama enerjisini, isteğini alıp götürmekte bütün imkânlar kullanılamaz hale gelmektedir. Kişide iç huzuru, neşe, gönül genişliği olduğunda ise sağlık sorunları imkân eksikliği gibi engelleri daha kolay aşmaktadır.

Can sıkıntısı olan kişiye bir şey söyleyebilmek, yardımcı olmak için önce onu anlamak dinlemek gerekir. Eğer can sıkıntısı çeken kendimiz isek kendimizi anlamamız gerekecektir. Can sıkıntısı bir nevi gönül ağrısıdır. Ağrı biyolojik bütünlüğümüzü tehdit eden durumların farkına varmamızı sağlayan bir sinyaldir. Bedensel hastalıklarımızın en önemli belirtisi olduğu gibi ruhsal sıkıntılarımızın bedene yansımasını da gösteren ağrıyı kişi tanımadıkça organik sorununun tespit edilmesi çok kolay olmamaktadır. Ağrı uyuşma şeklinde mi zonklayıcı mı, sürekli mi, zaman zaman mı bütün bunların doğru bir şekilde tanımlanması tıp uzmanını doğru bir şekilde yönlendirmektedir. Aynı şekilde kişican sıkıntısı olarak tarif ettiği durumu ne kadar iyi belirlerse bu durumdan o kadar kolay kurtulabilecektir. Bazen kişi hiçbir şey yapmak istemez, yalnız kalmak, düşünmek kendini tanımak ister. Kendi kendine kalıp düşünmek, manevi bir hal içinde olduğunda tefekkür etmek demektir ki bu hem kişi için bir ihtiyaç hem de bir ibadettir. Tefekkür etmeden kişi ne imanının tam farkındadır ne de ibadetlerini şuurlu bir şekilde yapabilir.

Bu sebeple anne-babaların da gençlerin de sürekli bir şeyler yapma konusunda ifrat ve tefritten kaçmaları gerekmektedir. Gençlerin büyük bir kısmı can sıkıntısından kurtulmak için müzik, film, sosyal medya, cep telefonu gibi teknolojik vasıtaları kullanıyorlar. Halbuki bunlardan belli bir program dâhilinde yararlanılmadığı takdirde kişiye geçici bir rahatlık sağlamakta, bir nevi sıkıntısı unutturulmaktadır. Ağrı kesiciler nasıl hastalığı tedavi etmiyor sadece semptomu ortadan kaldırıyorsa can sıkıntısını amaçsız şekilde gidermek de kişinin kendisini tanımasını, kendisini rahatsız eden durumların farkına varmasını, problemlerini belirlemesini dolayısıyla da çözüm bulmasını önlemektedir. Can sıkıntısından muzdarip olan kişinin doğal güzelliklerin olduğu yerlerde bulunması, temiz hava, güneş ışığı güzel manzaralardan istifade edip tabiattaki mahlûkatın yaşayışını ibret alarak izlemesi ise geçici değil kalıcı bir rahatlık sağlamaktadır. Doğal ortamlarda bulunmak hayattan zevk almayı, hayatın anlamını hissetmeyi kolaylaştırmaktadır.

Ruhun daralma ve genişleme halleri bilinmeli

Can sıkıntısı aşırı kaygı, depresyon, stres ve yorgunluktansa tedavi ya da psikolojik destek gerektirdiği gibi kişinin manen kuvvetli olması da sebep ne olursa olsun can sıkıntısından kurtulmasını kolaylaştırmaktadır. Kişinin ruhun kabz ve bast (daralma ve genişleme) hallerini bilmesi de manevi yönden kendisini geliştirmesi için bir kapı aralamakta ve can sıkıntısına çare olmaktadır. Dua, hataların şuurunda olup tövbe etme, zikir tefekkür gibi yollarla kabz halinden kurtulmaya çalışmak, kabz halinin bir imtihan olup bu haldeyken yapılan ibadetlerin daha kıymetli olduğunu bilmek de kişiyi manen güçlendirerek ruh ve beden sağlığı ile ilgili sıkıntılarından daha çabuk kurtulmasını sağlamaktadır. Din ve tasavvuf büyüklerinin hayatlarından örnekler sunmak, gezilerimizde manevi huzurlarına giderek ziyaretlerinde bulunmak can sıkıntısına çare olacak ruhsal doyum için uygun zemin oluşturmaktadır.

 

Sorunlarınızın Daha Sağlıklı Çözümü Adına Profesyonel Danışmanlık Hizmeti

(Yüz-yüze veya Online Randevu) Alabilirsiniz.

psikolojik-danisma-ogrenci-danismanligi-randevual1-gaziantep

Ergenlik Çağındaki Bir Gence Vermeniz Gereken 3 Şey

Ergenlik çağındaki bir genci yetiştirmek kolay iş değildir. Aşırı derecede sabır ve bilgi birikimi gerektirir. Özellikle de katı kuralları aktarma ve çocuğunuzun olgunluk kazanıp, sorumluluklarının farkına varması için gereken sınırları çizme konusunda bilgili olmanız gerekir.

Ergen eğitimi için ipuçları

1. Hem daha fazla özgürlük hem de daha fazla sorumluluk verin

Kız çocukları genellikle daha erken gelişir ve 11 – 12 yaşlarına geldikleri zaman daha fazla özgürlük talep etmeye başlarlar. Erkek çocuklarının gelişmesi ise biraz daha fazla zaman alır. Genellikle 13 yaşına ulaştıklarında hiçbir belirti göstermeden, aniden olaylara anlayamadığınız şekillerde tepkiler vererek daha inatçı ve kibirli hale gelirler.

Çocuğunuz büyümeye başlıyor. Kalpleri hala çocuk kalırken, yetişkinlerin dünyasına adım atıyorlar. Bu onlar için hiç de kolay bir durum değildir. Kim olduklarını belirlemeye yardımcı olan hormonlarının ve kişilik karmaşalarının etkisi altında olduklarını unutmayın.

Ergenler kendileri hakkında daha fazla şey öğrenmek, daha fazla özgürlük elde etmek ve davranışlarının sonuçlarını çözümleyebilmek için fırsatlara ihtiyaç duyarlar.

Bir ebeveyn olarak yapabileceğiniz en güzel şey özgürlükleri ve sorumlulukları arasında denge kurmalarına yardım etmektir. Örneğin, okuldaki derslerinde başarılı olmaya devam ettikleri sürece hafta sonu dışarı çıkabilirler. Eğer eve çok geç geri | ataşehir escort bayan | ümraniye escort bayan | rus escort bayan | dönerlerse sahip oldukları ayrıcalığı kaybedecekleri için, sizin koyduğunuz yasaklara saygı duymaları gerektiğini anlamalarını sağlayın.

Burada bütün ergenlerin öğrenmesi gereken kilit nokta; herkesin, özellikle de yetişkinlerin hayatının uyulması gereken kurallar ve gerekliliklerle dolu olduğudur. Bu nedenle onların da uyması gereken kurallar olabileceğini erken yaşta anlamaları gerekir. Sadece onlar istedikleri için hiçbir şey “gökyüzünden düşüp” önlerine gelmez. Yiyecek, kıyafet, barınma ve hatta yaşamak için ihtiyaçları olan parayı kazanmak için çok çalışmaları gerektiğini anlamak zorundadırlar.

Ergenlerin kendi yaptığı çalışmaların ve eylemlerin sorumluluklarını üstlenmelerini sağlamanız gerekir. Standartları koyanın siz olduğunuzu unutmayın, bu nedenle onları zorlamanız gerekir. Eğer bocalarsanız ya da beklentilerinizi günden güne değiştirirseniz size olan saygılarını yitirirler.

2. Olumlu şekilde destek olmak cezalandırmaktan iyidir

Bazı ebeveynler çocuklarını devamlı cezalandırarak hata yaparlar. Her yanlış bir şey yaptıklarında onlara karşı aşağılayıcı bir dille konuşarak ve azarlayarak olumsuz pekiştirme yaparlar. Bunun yerine bir denge kurmayı öğrenmelisiniz. İşte bir örnek: Çocuğunuz bir sınavdan başarısız oldu ve eve kötü notlarla geldi. Siz de ona tembel olduğunu ve hayatı boyunca hiç şey başaramayacağını söyleyerek azarladınız.

Bu yapmamanız gereken bir şeydir. Böyle bir davranışla sadece kötü duygular, düşük öz saygı ve umutsuzluk hissi yaratırsınız. Bunun yerine, ne olduğunu sorun ve çocuğunuzun kendine olan güvenini tekrar inşa etmeye çalışın. Ona inandığınızı ve bir sonraki sefere daha iyi sonuçlar elde edeceğini, çünkü aklına bir şeyi koyarsa başarabilecek gücü olduğunu söyleyin.

Hata yaptıkları zaman onları eleştiri yağmuruna tutmak yerine, nasıl daha iyi yapabileceklerini gösterin. Devamlı cezalandırmak yerine, kendilerine olan güvenlerini yerine getirmek için bir strateji geliştirin. En iyi yol budur.

3. İletişim kurun ve güven inşa edin

Her gün çocuğunuzla beraber vakit geçirmek için mutlaka biraz zaman ayırın ve gününün nasıl geçtiğini sorun. Yaptığı veya yapmadığı şeylerle ilgili onu yargılamayın.Bir ebeveyn olarak ona rehberlik etmeniz gerekir ve bunu başarılı bir şekilde yapmanın tek yolu sürekli iletişim kurarak güven inşa etmektir.

Kızınızın veya oğlunuzun devamlı odasına kapanıp bilgisayar oynayan veya müzik dinleyen, sadece yemek yemek için ya da arkadaşlarıyla buluşmak için odasından çıkan tipik bir çocuk olmaması için mücadele edin. Küçüklüğünden itibaren evde aile içi aktiviteler düzenleyerek kendisini izole etmesini engelleyin.

Yemek vakitlerinde televizyonu kapatın ve çocuğunuzla sohbet edin. Hoşlandığı şeyler, arkadaşları veya ilgi duyduğu bir kişi hakkında sorular sorun. Hayatıyla ilgili meseleleri sizinle paylaşması için baskı kurmadan teşvik etmeye çalışın.

Nihayetinde, karşısında bir düşmanın veya devamlı eleştiri yapıp ceza veren birinin değil, bir dostun yer aldığını öğrenecektir.

Onları dinleyin, rehberlik edin, annesi, babası ve en iyi arkadaşları olun. Yaptıkları olgun ve sorumlu davranışlar neticesinde özgürlük vermeniz gerektiğinde, aynı zamanda bunun sınırlarını da çizin.

Sonuç olarak, bir ergen yetiştirmek kolay bir iş değildir ve kimsenin elinde de kusursuz bir kullanma kılavuzu yoktur. Fakat size söz veriyoruz ki, eğer iyimser olup ona sevgi ve saygı gösterirseniz, çocuğunuz olgun ve sorumluluk sahibi biri olarak yetişecektir.

Gerçekten mutlu olan insanlar hayatta daha ileriye gidebilmek için devamlı çok çalışmak gerektiğini kavramış olanlardır. İyi arkadaşlara sahip olabilmek için saygılı ve anlayışlı olmak gerekir. Bu seviyedeki duygusal zeka ve farkındalığın çocuğunuzda oluşması için ona yardım etmelisiniz.

Son olarak şunu da unutmamak gerekir: Hem anne hem de baba çocuklarının eğitimi konusunda ortak hareket etmelidir. Beraberce, aynı amaçlara ulaşmak için aynı değerlerin gelişmesine destek olmalısınız.

Ergenlerde Psikolojik Sorunlar Nelerdir

Ergenlik en genel tanımı ile çocukluktan yetişkinliğe bir geçiş dönemidir. Başlangıç ve bitiş yaşları kesin olmamakla birlikte 12-21 yaş arasını kapsar. Ruhsal, fiziksel, sosyal olgunlaşma olarak da tanımlayabile-ceğimiz ergenlik dönemi hızlı bedensel değişimlerin yaşandığı, kimlik duygusunun oluşmaya başladığı bir dönemdir. Her değişimin bir uyum sürecini beraberinde getirmesi döneme kendine özgü bir takım zorluklar katmaktadır. Bu dönemde kim olduğunu, neye değer vereceğini, neye inanıp bağlanacağını bulmaya çalışan ergen yetişkinlerden (anne-baba) duygusal bağımsızlığını gerçekleştirdiği, bir gruba ait olma ihtiyacının ön planda olduğu, karşı cinsle ilişkilerinin giderek daha fazla önem kazandığı, fiziksel görünüme ilişkin kaygılarının arttığı, duygusal alanda iniş çıkışlarla seyreden bir sürecin içine girer.

Bunlarla birlikte okul problemleri, geleceğe ilişkin plan ve güçlükler, toplumsal ilişkilerde zorluklar yaşaması muhtemel olan ergenin hem kendi içinde hem de çevreyle iletişimlerinde yoğun çatışmaların olabildiği görülmektedir. Söz konusu durum ergenlik dönemini hem ergenin kendisi hem de çevresi için zor bir durum haline getirmekte, gerek kendi içinde gerekse çevresiyle arasındaki iletişimde kendini yetersiz hissettiği ve çaresiz kaldığı görülebilmektedir.

Diğer yandan aileler de sürecin içine dahil olmakta ve sözü edilen güçlükler tüm aile sistemini etkilemekte, sonuç olarak dönem bir kriz dönemi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Uyum sürecinde bir takım güçlüklerin olması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Kimi ergen bu dönemi daha az yıpratıcı etkilere atlatırken kimi için daha sancılı geçebilmektedir. Bu dönemde ortaya çıkan problemlerin erken tanınması ve profesyonel yardım alınması dönemin daha az hasarla atlatılması ve ileride oluşabilecek olumsuz durumların önüne geçilebilmesi adına önem taşımaktadır. Ergenlerle gerçekleştirilen terapi hem kendi içinde yaşadığı güçlüklere hem de aile sistemi ile bir arada değerlendirilmesine olanak sağlar.

Ergen ve gençlerle ilgili olarak kurumuzdan destek alabileceğiniz başlıca konular aşağıdaki gibidir:

  • Ergenlik dönemi gelişim problemleri
  • Uyum ve davranış problemleri
  • Kimlik kazanma ve bireyselleşme ile ilgili problemler
  • Bağımlılıkla ilgili sorunlar (anne-baba, bilgisayar, madde,vb.)
  • Okul, ders çalışma ve öğrenme ile ilgili problemler
  • Sınav kaygısı ve stresiyle başedememe
  • Gençlik psikolojisi ve sorunları
  • Hiperaktivite ve dikkat eksikliği
  • Sosyal fobi, çekingen kişilik
  • Yeme sorunları
  • Konuşma bozuklukları, kekemelik
  • Depresyon, kaygı bozuklukları
  • Tikler, tırnak yeme, takıntılı davranışlar
  • Madde kötüye kullanımı sorunları
  • Cinsel kimlik ve eğilimle ilgili sorunlar
  • Masturbasyon ve diğer cinsel davranışlar
  • Travma sonrası psikolojik destek

Ergen ne hisseder, nasıl davranmak ister?

1- Ergenin genel olarak duygularında istikrarsızlık olduğu görülür. Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve bitkin olabilir. Duygular anlık olarak bile değişkenlik arz edebilir. Bu nedenle ebeveynin bunu kabul etmesi ve her defasında “Daha dün iyiydin, şimdi ne oldu?” türünde sorgulamalara ve baskıcı yaklaşımlara girmemesi gerekir.

2- Bu dönemde ergen duygularını çok dolu ve coşkulu yaşar. Gerek ses tonu ve vurgulamaları ve gerekse mimikleri önceki döneme göre duygularını daha fazla ifade ediyor niteliktedir.

3- Diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurar ve gerçekten zaman zaman uzaklaşır. Bu hayaller gelecek planlarını kapsayabileceği gibi genellikle karşı cinsle ilgili hayaller olabilmektedir.

4- Ergen zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilir. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorunu olduğu düşünülüp kaygılanılmamalıdır. Ergen kendisi ile baş başa kalıp yaşadıklarının muhasebesini yapma ihtiyacı hissedebilir.

5- Ergen kendini yorgun hissedebilir, buna bağlı olarak çalışmaya karşı isteksizdir. Vücut enerjisi âdeta büyümeye harcanıyor gibidir.

6- Ergen yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekinebilir ve kendini saklama ve bu değişimlerden çevreyi haberdar etmeme isteği içinde olabilir.

7- Yeni şeyler deneme merakı artmıştır.

8- Bu dönemde arkadaş çok önemli bir noktadadır. Bu nedenle arkadaş seçimi konusunda ergenin dikkatli olması ve ailenin hassas davranması gerekir.

9- Bu dönemde ergenin fark edilme ve takdir edilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını aile içinde gideremeyen ergen, farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını giderebilir.

Ergenlik dönemi ruhsal sıkıntıları

Bu dönemde depresyonlarda artış görülür. Özgüven problemi, karşı cinsle ilgili yaşanan problemler, okul ve aile içi problemler buna sebebiyet verebilir. Genellikle kısa süreli yaşanır ve müdahale gerekmez. Ergen kendini üzgün ve kötü hissediyordur; ancak günlük hayatına devam edebilir. Gerçek depresyonlarda ise intihara kadar varan düşünceler geliştirmiş olabilir ergen. Kendini büsbütün değersiz hissediyordur. Bunun sebepleri arasında; yakınlarını üzmek, ölümü merak, yalnızlık duygusu, çocukluktan gelen sevgi yoksunluğu, ölüm-ayrılık vb. gibi travmatik süreçler vardır. Bunlar dışında ergen zaman zaman öfke patlamaları yaşayabilir. Bu esnada onunla konuşmaya çalışmak anlamsızdır. Sakinleşmesini beklemek gerekir. Yeme bozuklukları ise bir başka sorundur. Özellikle çok yemek yeme veya yemeği reddetme ve sürekli, kilolu olduğunu düşünme ergende aşılması gereken sorunlardandır.

Aileye düşen görevler

Ergen her şeyden önce anlaşılma ve değer görme duygusunu yaşamalıdır. Bu nedenle ebeveynin bu duyguları yaşatma adına söz ve davranışları konusunda hassas olması gerekir. Aksi takdirde ergen bu duygularını tatmin adına farklı çevrelere ihtiyaç duyacaktır.

Ergenle fikir alışverişleri yapılmalı; ergen, aile konuları dışında tutulmamalıdır.

Çeşitli sorun ve konularda ergen objektif bir biçimde saygıyla dinlenmeli ve ortak paydalar bulunmaya çalışılmalıdır.

Nasihatler genellikle işe yaramaz, sadece ergenin o an ebeveyni dinlemesini sağlar, uzun vadede çözüm değildir.

Ergenin arkadaşları eleştirilmemeli, ebeveyn bu konuda ergenin arkadaşlarını tanıma yoluna gitmeli ve bunu çocuğuna hissettirmelidir. Akabinde şayet hoş olmayan bir durum varsa bu, ergenle paylaşılabilir. Fakat tanımadan eleştirmek ergenin ebeveynini haksız bulmasından başka bir işe yaramaz.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.