Çocukların Yaşayabileceği Psikolojik Problemler

Çocuk psikolojisi yaş guruplarına gore farklılık göstermektedir.. İlk çocukluk 2-6 yaş arası iken, son çocukluk kız çocuklarında 6-11 yaş arası, erkek çocuklarında 6-13 yaş arası olarak kabul edilir. Ergenlik dönemi ise kızlarda 11-20 iken erkeklerde 13-20’dir. Çocuklar bu süreçte herhangi bir sorun yaşamaları durumunda uzman bir pedagog tarafından görülmelidir.

Farklı nedenlere bağlı olarak; bulunulan konum, eğitim kalitesi, aile içi şiddet, travma, hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi çocukların yaşayabileceği bazı sorunlar vardır. Bunları yaşayan çocuklar kendilerini belli etmekle birlikte bazen içe kapanabilir ve bazen ebeveyn fark etmekte güçlü çekebilir.

Pedagoga gitmeden önce çocuğun davranışları izlenmelidir. Çocuk travmaya sebep olabilecek ölüm, hastalık gibi acı bir olay yaşadıysa pedagog yardımı alınması tavsiye edilmektedir. Çocukta ki ani ruh değişimleri, yerinde duramama,  hal ve tavırlarında büyük farklılıklar gözlemlendiği takdirde muhakkak bir pedagog ile iletişime geçilmelidir. Burada çocuğun bu davranışları hangi sure ile tekrarladığı da önemlidir. Örnek verecek olursak; evine gelen misafir çocuğunu kıskanan çocuğun davranışları farklılık gösterebilir. Bu durum kendiliğinden geçeceği için aile doğru tutum ve davranışları sergileyerek süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilir.  Eğer çocukta 1-2 haftadan uzun sure farklı ve olumsuz davranışlar gözlemleniyorsa ebeveynler çocuğu incelemeli, çevre etkenleri incelemeli, çocuk ile konuşmalı ve son olarak bir uzmana danışmaları gereklidir.  Ayrıca çocukların gelişim kontrolü için aile bir pedagog ile çalışmalıdır. Son olarak ergenlik dönemin zihinsel, duygusal ve kişisel özelliklein saptanması içinde psikolojik test yaptırabilirler.

 

Pedagog Ne Yapar?

Pedagoglar uzman oldukları çocuk psikolojisi alanında çocuklara psikolojik destek sağlar. Bu destek aileninde tutumu ile birlikte oldukça güçlenir ve çocuk yaşadığı sorunu sağlıklı bir şekilde atlatır.  Pedagoglar, özgül öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği-hiperaktivite, otizm, okul redid, yeme bozuklukları, fobiler, altını kirtletme – ıslatma- anne baba bağımlılığı, kardeş kıskanlığı, gece korkuları, davranış bozukluğu, çocukluk çağı depresyonu, tik bozukluğu, inatçılık, yalan söyleme, karşıt gelme bozukluğu, parmak emme, tırnak yeme gibi sorunlar ile ilgilenir.

 

Kaç Seans Terapi Vermektedir?

Bu tamamen çocuğun ruhsal durumuna ve yaşadığı psikolojik sorun ile ilgilidir.

 

Terapileri Nasıl Destekler?

Pedagog sadece çocuğa terapi esnasında yardımcı olmaz. Ailelere ev ödevleri gibi çocuğun ruhsal gelişimine katkı sağlayacak önerilerde bulunur ve bunların uygulanmasını bekler. Aile ve çocuk pedagog ile birlikte çalışmalı ve yaşanan problem her ne ise beraber üstesinden gelmeye çalışılmalıdır.

 

Dil Gelişimini Etkileyen Faktörler

Çevre ve Kültür

Çocuk ne kadar çok uyaran alırsa dil gelişimi o kadar hızlanır.

Cinsiyet

Kızlar erkeklere göre daha erken konuşur ve kelime haznesi daha çoktur.

Zeka

0-2 yaşına kadar dil gelişimi ile zeka arasında bir ilişki yokken 2 yaşından sonra doğrudan bir ilişki vardır

Fizyolojik Yapı

Konuşma; ses telleri, ağız, dudak ve dişlerle yapılan bir süreçtir. Bu nedenle bu yapıların sağlıklı ve normal olması dil gelişimi açısından önemlidir. Ayrıca uzun süreli hastalıklar iletişimi sınırlarsa dil gelişimi olumsuzu etkilenebilir.

Algısal ve Nörolojik Gelişim

Doğuştan görme bozukluğu olan bireylerde dil gelişimi gecikmekte hatta konuşma bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Zihinsel gerilik, sağırlık, otizm, dil geişimini olumsuz etkilemektedir. Sinir sisteminin sağlıklı gelişiminde dil gelişimini etkileyen önemli bir faktördür.

Sosyoekonomik düzey

Üst gelir seviyesindeki ailelerin çocuklarının dil gelişimi daha hızlıdır. Bu çocuklar daha çok uyarana maruz kaldıkları için daha erken ve düzgün konuşurlar.

Yetişkinlerin Konuşması ve aile yapısı

Çocuğa konuşma ihtiyacı yaratmayan anne babalar dil gelişimini yavaşlatabilir. Anne ve çocuk arasındaki sağlıklı, sevgi, güven ve hoşgörüye dayalı ilişkiler dil gelişimini destekler.

Oyunlar

Tekerlemeler, bilmece, bulmaca, şarkılar  vb. oyunlar dil gelişimini hızlandırır.

Olumsuz Durumlar

Şiddet, çocuğun sevgi ve şefkat görmemesi, çocuğun konuşmaya yüreklendirilmemesi, taciz, anne baba ayrılığı, kardeş kıskançlığı gibi durumlar dil gelişimini olumsuz etkiler.

Bunlar evrensel olarak kabul edilenlerdir. Eğer çocuğunuzda geç konuşma gibi bir durum söz konusu ise ve “çocuğum neden konuşmuyor” sorusunu soruyorsanız bir uzmandan destek alabilirsiniz.

Dil Gelişimi İçin Aşamalar ve Dil Gelişim Dönemleri

Dil gelişimi konusunu etkileyen bir çok faktör bulunmaktadır. Ebeveynler çocuklarının dil gelişim sürecini yakından takip etmektedir. Çocukların bireysel farklılığı olsa da hemen hemen bazı evrelerden geçişler aynı zamana denk gelmektedir. Çocuğunuzun konuşma sürecini etkileyen evreleri sizler için listeledik.

Dil Gelişim Evreleri

Agulama Evresi

 

Ses ve sıra vardır ancak anlam henüz tam kazanılmamıştır. Bu dönem evrenseldir. Kendi içinde üç aşamada incelenir.

Ağlama evresi (0-2 ay)

Çocuk bilinçsiz ve refleks sesler çıkarır. Özellikle doğumdan sonraki iki hafta ağlama dışında sesler çıkarmaz. Ancak bu çocuğun ihtiyaçlarını anlatması bakımından önemlidir.

Babıldama Evresi (2-6 ay)

Çocuk ünlü ve ünsüz sesleri birlikte kullanarak anlamsız ve bilinçsiz sesler çıkarır. Bu sesleri doğuştan işitme engelli bebeklerinde çıkarttığı gözlendiği için doğuştan olduğu düşünülmektedir. Bu sesler daha çok “oooo”, “ahhhh” gibi seslerdir.

Heceleme Evresi (6-12 ay)

Bu evredeki bebekler ünlü ve ünsüz harfleri sıraya koyarak dilde olan yada olmayan pek çok sesi çıkartır. Ancak bu seslerden dilde kullanılmayanlar zamanla azalarak ortadan kalkar. Bebekler bu evrede ses çıkartmak için gırtlaklarını, dil, diş ve dudaklarını kullanırlar. Dönemin sonuna doğru yetişkinleri taklit yoluyla, vurgu, tonlama ritimde, yöresel özellikler dilde görülmeye başlar. Sağır bebekler özel bir eğitim almazsa bu evreden öteye gidemez ve çıkardıkları sesler azalır. İlk anlamlı kelimeye hazırlık evresidir.

Tek Sözcük (12-18 ay)

Çocuk ilk anlamlı sözcüğü bu dönemde kullanır ve tek bir sözcüğe farklı anlamlar yükler. Yani çocuk bir kelime ile birçok şeyi anlatmaya çalışır. Bu dönem gelişim açısından kritik dönemdir. Alıcı dil ifade edici dilden daha gelişmiş durumdadır.

Telagrafik Konuşma Evresi (18-24 ay)

İki veya daha çok sözcüğü bir araya getirerek anlamlı ama kuralsız sözcük grupları oluşturur. Aşırı kurallaştırma görüşür. Çocukta dil öğrenmeye isteklilik gözlenir.

İlk Gramer Evresi (24-60 ay)

 

Çocuk gramer yapılarını kullanarak kurallı ve düzgün cümleler kurabilir. Kelime hazinesi çok hızlı gelişir. 24 aylık bir çocuk 500-600 kelime kullanabilirken, 72 aylık bir çocuk 8000-12000 kelime kullanabilir.

2-3 yaş

  • Çok farklı cümle tiplerini anlar.
  • Dört-beş sözcüklük cümleler kullanır.
  • “Neden” soru tipini kullanır.

3 -4 yaş

  • Çok sayıda sorular yöneltir
  • Yaptıklarını anlatır.
  • Yaklaşık beş-altı sözcüklü cümleler kurar.

4-5 Yaş

  • Uzun öyküler anlatır.
  • Beş sözcükten daha fazla sözcük içeren cümle kurar.

5-6 yaş

  • 6-8 kelimelik cümleler kurabilir, söylendiğinde tekrarlayabilir.
  • Günlük yaşantısını anlatabilir.
  • Niçin sorusunu açıklayarak cevaplayabilir.

Kimler öğrenci koçluğuna ihtiyaç duyar?

Kimler öğrenci koçluğuna ihtiyaç duyar?
👇🏻👇🏻👇🏻
🚩 Sınavlara hazırlanan, kendisini stres altında hisseden öğrenciler [stres yönetimi]
🚩 Sınav esnasında çok heyecanlanarak bildiklerini unutan öğrenciler [sınav kaygısı]
🚩 Sınavlardan korkan öğrenciler [NLP teknikleri]
🚩 Ders çalışma esnasında zihnini derse odaklanmada zorlanan öğrenciler [odaklanma becerileri]
🚩 Verimli ders çalışma yöntemini bilmeyen öğrenciler [ders çalışma teknikleri]
🚩 Ders çalışmayı erteleyen öğrenciler [planlama becerileri]
🚩 Çalıştıkları dersi hafızalarında tutamayan öğrenciler [hafıza teknikleri]
🚩 Özgüven sorunu yaşayan öğrenciler [özgüven geliştirme teknikleri]
🚩 Başarısız olacağından korkan öğrenciler [pozitif yaşam becerileri]
🚩 Gelecekte hangi mesleğin kendine uygun olduğunu tespit edememiş öğrenciler [kendini tanıma ve ilgi alanlarına göre doğru meslek seçimi]
🚩 Zaman yönetimi yapamayan öğrenciler [etkin zaman yönetimi becerileri]
🚩 Sosyal anlamda problem yaşayan öğrenciler [sosyal becerileri geliştirme/kendini ifade edebilme]

 

Uzman Pedagog Desteği İle Öğrenci Koçluğu
İletişim: 0 534 363 98 96

Ev Ödevlerini Yaptırmanın Kolay Yolları

Okul çağındaki çocukların en büyük sorunu; eve geldikten sonra ödevlerini yapmaları için ebeveynlerinin verdiği mücadeledir.

Okulun en büyük gerekliliklerinden biri de ev ödevidir. Özellikle 6-9 yaş arasındaki çocuklar günde en az bir, bir buçuk saat ev ödevi yapmalıdır.

İşte çocuğunuza ev ödevlerini yaptırmanın 6 kolay yolu;

1. Çocuğunuzun ödevlerine bakıp hangisi için kaç dakika ayıracağına siz karar verebilirsiniz. Böylelikle onun da bu zaman limitine uymasını sağlayabilirsiniz.

2. Ev ödevinin ne zaman yapılacağına dair birtakım kurallar belirleyebilirsiniz. Örneğin; Fayda sağlaması için ev ödevini okuldan gelir gelmez yapması için yönlendirebilirsiniz.

3. Okuldan geldikten sonra biraz ara verip, başka aktiviteler yaptıktan sonra da ödeve başlatabilirsiniz. Ancak hangi zaman aralığını seçerseniz seçin, ev ödevi söz konusu olduğunda bunu düzenli olarak uygulamaya çalışın.

4. Bir okuma günlüğü tutabilir, çocuğunuzla birlikte kitap okurken yaşadıklarınızı bu günlüğe yazabilirsiniz.

5. Her gece aynı saatte çocuğunuzla birlikte bir kitap okuyabilirsiniz.

6. Çocuğunuzun okul sonrası yaptığı spor, resim veya müzik gibi aktivitelerin saatlerini de çocuğunuzun ev ödevlerine göre ayarlamaya dikkat edin.

7. Kuralları belirleme ile birlikte takip edilmeli ve tutarlı davranış sergilenmelidir.

8. Çocuğunuzla birlikte özel oyun saatleri ihmal edilmemeli hep ders odaklı düşünülmemelidir.

9. Çocuğa önce sorumlulukları yerine getirmeyi sonrasında eğlence ve oyun olacağı düşüncesi aşılanmalıdır.

Çocuklar ve Depresyon

Tıkılmış,hareket etme dürtüsü bastırılmış çocuklar strese girmekte zamanla depresif belirtiler göstermektedir.Peki siz çocuğunuzun depresyonda olduğunu nasıl anlarsınız?

Çocuklarda depresyon, yetişkinlerde olduğu gibi olmayabilir. Yetişkinler içine kapanıp evden dışarı çıkmak istemez ve genel olarak hayat enerjileri düşer. Diğer taraftan çocuklarda depresyon saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Çocuk daha saldırgan davranır, anne babasına, arkadaşlarına vurur, okulda kurallara uymakta zorluk çıkarır. Çok hırçın davranışlar sergiler, daha fazla ağlar. İstediği olmayınca önce saldırgan davranır, sonra da ağlayabilir ve pişman olabilir. Genel olarak normal sergilediği davranışlarda değişiklik gösterebilir. Depresyon belirtileri pasif de olabilir; tamamen içine kapanıp hiçbir şey yapmak istemez, ağlama nöbetleri yaşayabilir, kabuslar görebilir, normal uyku düzenine göre fazla ya da az uyuyabilir.

Özellikle küçük çocuklarda depresyon genel olarak saldırganlık ve davranış problemi olarak yansır. Bu nedenle çocuğunuzda saldırganlık artarsa mutlaka profesyonel destek alıp çocuğunuzun tedavi görmesini sağlamalısınız.

Teknolojik cihazlar çocukları nasıl etkiliyor?

Teknoloji çağının nimetleri hayatınızı kolaylaştırıyor fakat aynı zamanda beraberinde yeni sıkıntılar getiriyor. Elektronik cihazların çocuklarda yarattığı bağımlılık büyük sakıncalar doğuruyor.

Peki teknolojik cihazlar çocukları nasıl etkiliyor?

Gelişim bozuklukları

Özellikle 12 yaş altındaki çocukların teknoloji kullanımları, gelişimi ve öğrenme becerileri için oldukça zararlı. Tüm günlerini ve saatlerini elektronik oyunlar karşısında geçiren çocuklarda hareketsizlikle birlikte hem bedensel hem de beyinsel gelişim bozuklukları görülebilir.

Uykusuzluk

Bazen ebeveynler çocuklarının teknolojik alet kullanımlarına dikkat etmeyebilirler. Fakat uzun süreli teknolojik alet kullanımı, uykusuzluğa sebep olarak okul başarılarını da olumsuz etkileyebilir.

Saldırganlık

Sosyal medya, oyunlar ve filmler çocukların şiddeti küçük yaşlarda öğrenip çevrelerine uygulamalarına neden olabilir.

Obezite

Araştırmalar odalarında teknolojik cihaz bulunan 5 çocuktan 2’sinde obezite görüldüğünü belirtiyor.

Psikolojik rahatsızlıklar

Teknolojinin fazla kullanımı çocuklarda dikkat bozukluğu, özgüven yoksunluğu, depresyon ve umarsızlık gibi rahatsızlıklara neden olabilir.

Bebeğinizin ilk kitabı ne olmalı?

Bebeğiniz çevresindeki objeleri, eşyaları, kısacası dünyaya tanımaya başladığı zaman ona kitaplar yoluyla birçok şeyi öğretebilirsiniz. Bebeğinizin ilk kitabı için öneriler.

Bebeğinize kitap okumaya başlayacağınız andan itibaren dünyası gelişecek ve birçok nesneyi kitaplar sayesinde tanıyıp öğrenmeye başlayacak. Bebeğe ne zaman kitap okumaya başlamalı ve ne tür kitaplar seçmelisiniz? İşte, uzmanların tavsiyeleri…

– Bir yaşına girdiğinde bebeğinizi ilk kitabıyla tanıştırabilirsiniz.

– Seçtiğiniz kitabın içeriğinde kısa cümleler olmalı ve az sayfaları olan rengarenk bir kitap tercih etmelisiniz.

– Bebeğiniz kitabına dokunduğunda üzerindeki kabartmaları hissetmeli. Ayrıca büyük görselleri olan kitaplar daha çok ilgisini çekebilir.

– Bebeğinize kitabın sayfalarını çevirmesi için yardımcı olun ve dikkatini resimlere yönlendirin.

– Kitaptaki hikayenin birkaç cümleden meydana gelen ve net cümleler içeren yazılar olmasına dikkat edin.

– Bebeğinize kitap okumayı her gün bir etkinlik haline getirin ve onu da bu etkinliğe olabildiğince katmaya çalışın.

Çocuğunuzun okula alışmasını sağlayacak öneriler

Çocuğun okula güven duyabilmesi ve alışabilmesi için, ebeveynlerin dikkat edecekleri çok basit davranışlar bu süreci kolaylaştırabilir.

Çocuğunuza, okula gitmeyi yaşamın gerekliliği olarak anlatın ve bu konu hakkında kısa açıklamalar yaptıktan sonra üzerinde çok durmayın.

Birlikte okul alışverişi yapmak çocuğunuzu heyecanlandırır. Hatta bu alışveriş öncesinde çocuğunuza okulda nelere ihtiyacı olabileceğini sorarsanız, okulu nasıl hayal ettiği ile ilgili fikir sahibi de olabilirsiniz.

Okulla beraber çocuğunuzun uyku düzeni de değişir. Erken yatması için zorlayıcı bir tutum içerisinde olmayın.

Çocuğunuza anlayış gösterin ve okulun ilk günlerinde siz de uyku zamanınızı ona göre ayarlayın.

Çocuğunuzu ilk iki gün dışında okulda beklemeyin.

Okuldan siz alacaksanız tam vaktinde okulda olun. Bu davranış, çocuğa okula ve ailesine güvenebileceği mesajını verir.

Çocuğunuzu okula götürdüğünüzde vedalaşma anını çok uzun tutmayın.

Çocuğunuz okuldayken, siz dışarıda bir etkinlik yapacaksanız, bunu onun yanında konuşmayın. O okuldayken, sizin eğleneceğinizi düşünebilir ve okula gitmek istemeyebilir.

Çocuğunuzun eğitim öğretim hayatına sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için, okul yöneticileri ve öğretmeniyle karşılıklı güvene dayalı bir ilişki kurun.

Ergenlik dönemi belirtileri

Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe atılan ilk adımdır. Sivilceleri çıkıyor, elini kolunu nereye koyacağını bilemiyor, olmadık zamanlarda sinirleniyor, vücudundaki değişimlerden utanıyorsa çocuğunuz ergenliğe adım atmış demektir.

Kızlarda 8-13, erkeklerde ise 9-14 yaşları arasında başlar.

İlk belirtisi kızlarda meme gelişimi, erkeklerde ise testis hacminde artıştır. Bunları pubik bölge

koltuk altında kıllanma takip eder.

Gelişimin kızlarda 8 yaş, erkeklerde 9 yaştan önce meydana gelmesi “erken ergenlik” olarak nitelendirilir.

Kızlarda ilk adet yaşı 10-15’tir. 10 yaşından önce başlayan adete “erken adet” denir.

Dışa dönük, dengeli ve uyumlu bir birey olan çocuk, ergenlik döneminde bedenindeki değişimler sonucu tedirgin, endişeli, bunalımlı, çekingen tavırlar sergileyebilir.

Ergenliğin başlangıç yaşı genetik özellikler, beslenme durumu, obezite, stres ve çevresel faktörlerle değişebilir.

Çocukların ödevlerinde aile desteği nasıl olmalı?

Evde ödev yapma, çocuğun öğrenme sürecini hızlandırıyor ve derse hazırlanmasını sağlıyor. Aynı zamanda, ailenin çocuğun ödevlerine destek vermesi, çocuğun sorumluluk duygusunu arttırdığı gibi, özgüvenini de olumlu etkiliyor.

Anne- baba çocuğun ödevine yardım etmeli mi?

Çocuğunuz ödev yaparken tabii ki, yol göstererek destek vermelisiniz. Ancak çocuğun ödevini tek başına yapması, sorumluluk duygusunu daha hızlı geliştiriyor ve ödevini yardım almadan yapan çocuklarda bağımsızlık duygusu da artıyor.

Bu noktada ebeveynlerin yapması gereken ise çocuklarına ödev yapma konusunda teşvik etmek ve zorlandıkları noktalarda yardımcı olmak. Asla çocuğun ödevinin ebeveyn tarafından yapılamaması gerekiyor.

Ödevini yaparken, hata yapan çocuklara sert çıkışlarda bulunulması çocuğun performansını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle aileler, çocuğun başarısına odaklanmalı ve sert dille eleştirmekten kaçınması gerekiyor.

Çocuklarda Karakter Gelişimi

Her aile çocuklarını iyi yetiştirmek ister. Çocuklara tüm olanakları sağlama çabaları, bazen istenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Çocuklar taklit ederek öğrenir, bizim aynamızdır. Sözlerimiz kadar beden dilimize de dikkat ederler. Özellikle 0-6 yaş döneminde dikkatli olmakta fayda var.
Ailelere ipuçları:
1-Canı yanmayan çocukları düştüğünde hemen kaldırmaya çalışmayın.
2-Kendi halledebileceği işleri elinden almayın.
3-Mükemmeliyetçi olmayın. Bu hissi ona aşılamayın.
4-Çaba gösterdiği ya da başardığı konularda onu överek cesaretlendirin
5-Sevginizi gösterin.
6-Asla kıyaslamayın.
7-Eleştirmeyin, baskı kurmayın.
Karakterinin gelişimi için dikkat etmeniz gerekenler:
1-Konuşurken göz temasında bulunun. Mümkünse konuşurken onun göz hizasına inin.
2-Bebek gibi değil bir yetişkin gibi konuşun.
3-Birlikte zaman geçirin, bolca oyun oynayın.
4- “Seni seviyoruz, bizim için çok değerlisin ve güvendesin,” gibi cümleleri sık sık kullanın.
Bunlarla beraber:
1-Her eylemine destek vermekten kaçının. Doğru ile yanlışı ayırt etmesini öğretin.
2-Hataları konusunda konuşun. Hatalarını doğru bir şekilde ifade edin.
3-Kurallar koyabilirsiniz. Belirsiz olmayın.
4-Yapmasını istediğiniz hareketlerde rol model olun.

Öfkeli Sinirli Çocuk İçin Neler Yapılmalı

Öfke nöbeti, çocukların herhangi bir şeyin yapması engellendiği zaman gösterilen güçlü ve olağanüstü kızgınlık olarak açıklanır ve bu durum her yaşta görülebilmektedir. Bu davranış şekli genellikle 18 ay ile 3 yaş arasında ortaya çıkmakla birlikte, 5-6 yaşa kadar da görülebilmektedir.

Hangi karakter eğiliminde olursa olsun, hemen her çocukta öfke nöbetini tetikleyen bazı şeyler vardır. Başlıca sebepler;

– İlgi çekmek istemek,
– Sahip olamayacağı bir şeyi istemek,
– Bağımsız olduğunu ispat etmeye çalışmak,
– Kıskançlık ve inatçılık,
– Yorgunluk ve açlık olarak görülebilir.

Elbette ki, bu kriz anlarını tamamen yok etmek mümkün değildir. Çocuğun gelişim süreci içerisinde aile bireyleri ve diğer kişiler ile belli başlı konularda çatışma yaşaması da doğal bir süreçtir. Ancak çocuğun neden öfkelendiğini doğru bir şekilde analiz edip, davranışını olumluya dönüştürebilmek ve bu kriz anlarını en aza indirmek de mümkün.

– Olayları çocuğunuzun bakış açısından görmeye çalışın. Bazen çocukken neler hissettiğinizi düşünmek çocuğunuzun neler hissettiğini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.
– Anne-babalar tarafından yaramazlık olarak görülen bazı davranışlar, aslında çocuğun gelişim süreci içinde normal olan bir davranıştır. Bu durumda ailenin çocuk üzerinde fazla baskı kurması öfke krizlerine yol açabilir.
– Aile içerisinde uygulayacağınız kuralların az sayıda ve anlaşılır olması, çocuğunuzun bu kuralları aklında daha kolay tutmasına ve daha kolay uyum sağlamasına yol açacaktır.
– Çocuğunuzun hasta veya yorgun olduğu dönemlerde davranışlarına karşı daha toleranslı olabilirsiniz.
– Çocuğunuz güzel davranışlar sergilediğinde onun bu davranışlarını takdir etmek, benzer davranışları tekrarlaması için onu teşvik edecektir.
– Çocuğunuzun sizin davranışlarınızı taklit ederek yaşamı öğrendiğini unutmayın. Sizin sorunların çözümü karşısındaki tutumlarınız onun da davranış şekillerini belirleyecektir.
– Çocuğunuzun mümkün olduğunca ne giyeceği veya ne yiyeceği konusunda seçim yapmasına izin verin. Bazı şeylerin kendi kontrolünde olduğunu görmek onu biraz daha rahatlatacaktır.
– Çocuğunuzun talep ettiği bir şey için “hayır” diyecekseniz, nedenleri ile birlikte açıklayın.
– En başta “hayır” dediğiniz bir şey için, daha sonraki taleplerde kabul etmemeniz önemlidir. Çünkü çocuğunuz ona boyun eğeceğinizi kısa sürede anlayacaktır ve hayır dediğiniz her şey için sizi zorlayacaktır.
– Çocuğunuzun yapmamakta ısrar ettiği bir davranışı karşısında, olayın akışını ters yöne çevirmek için şakanın gücünü kullanmayı tercih edebilirsiniz. Araba koltuğuna oturmak istemediğinde, “O halde araba koltuğuna ben oturayım, sen de arabayı kullan” diyerek koltuğa tırmanmaya çalışabilirsiniz.

Tüm bu önerilerimize ek olarak, çocuğunuzla mümkün olduğunca rahat ve eğlenceli zaman geçirmeye bakın. Birlikte zor bir gün geçirdiyseniz, parka veya yürüyüşe çıkmak ikinize de iyi gelebilir.

Aile Terapisinin Faydaları Nelerdir?

Aile olmak ve bu ailenin fertlerinin mutlu ve huzurlu bir şekilde bir arada yaşamlarını sürdürmesi özellikle günümüz şartlarında oldukça güçleşen ve emek gerektiren bir durumdur. Ailede her bireyin kendine ait sorunları olması, buna rağmen aynı ortamda yaşamak ciddi bir sorumluluk gerektiriyor. Aile terapisi ise böyle zamanlarda ve durumlarda başvurulabilecek ve psikolojik destek alınabilecek bir yöntem haline geliyor.

Aile içinde yaşanan anlaşmazlıklar birçok çiftin yaşadığı sorunların başında gelmektedir. Bunun en önemli sebebi iletişimsizlikten kaynaklanmaktadır. Tek başına kolayca çözülebilecek bir sorun karşısındaki zıt veya farklı fikirler çözüme ulaşmayı zora sokmaktadır.

Bu gibi durumlarla karşılaşıldığında içinden çıkılmaz bir probleme dönüşmesindense, sorunu uzman birinden psikolojik destek alarak çözmeye çalışmak inanıyoruz ki yapılacak en doğru davranış olacaktır. Aile terapisi sayesinde gereğinden fazla büyütülen sorunlar yüzünden bile yıkılacak hale gelen aile kavramı; yeniden toparlanma şansını bulabilmektedir. Çiftlerin birbirini dinleyebilme ve anlayabilme konularında iletişimlerini kuvvetlendirecek bir yöntem olduğu tartışmasız bir gerçektir.

Aile kurmak, aile olabilmek çok da kolay bir olgu değildir. Birbirinden farklı iki insanın bir araya gelmesi, aynı evi paylaşması ve ortak bir hayat kurmaları ara sıra anlaşmazlıkların olması ya da çatışma yaşanmasını da beraberinde getirmektedir. Zorlu hayat şartları herkesi aynı şekilde etkilemez. Kiminin olaylara karşı direnci daha yüksekken kimi daha zayıf duruş sergileyebilir. Çiftlerden biri çok sabırlıyken diğeri tez canlı olabilir. Bu bile ortak yaşam sürdürürken karşılaşılabilecek en basit sorunlardan biri olmasına rağmen iletişim eksikliği varsa giderek büyüyen bir problem haline gelebilir.

Aile terapisi sayesinde çiftler birbirlerinde var olan iyi yönleri daha iyi görüp değerlendirebilmektedir. Sorunlar yüzünden sadece olumsuz taraflar göze battığından birlikte olunduğunda yaşanabilecek güzel anlar kaçırılmaktadır. İşte aile terapisi bu noktada çiftlerin birbirlerine karşı daha pozitif bakabilmelerini de sağlayacak en etkili yöntemlerden biridir.

Çocuklarda Üstün Zeka Nasıl Anlaşılır?

Bazı çocuklar doğuştan üstün zeka sahibi olarak doğmaktadır. Ancak pek çok anne baba bunu fark etmekte oldukça zorlanmakta ve başarısız olmaktadır. Küçük yaşlarda fark edilmeyen bu durum ise zaman gittikçe körelmekte ve zamanla normal insan seviyesine düşmektedir. Siz ebeveynler olarak çocuklarınıza dikkat etmeli ve onları iyi tanımalısınız. Peki üstün zekalı olan çocuklar nasıl anlaşılır, nasıl özelliklere sahip olurlar? Eminim ki bu sorunun cevabını pek çok anne baba merak ediyor. Şimdi sizlere bunu anlayabilmeniz için birkaç ipucu vereceğiz.

Çocuklarda Üstün Zeka Nasıl Anlaşılır

-Çocuğunuz yaş seviyesine göre daha zor ve karışık soruları çözebiliyorsa dikkat edebilirsiniz.
-Müziğe, resme yani sanata karşı ilgili bir çocuksa ve bu çok küçük yaşlardan beridir fark ettiyseniz çocuğunuz üstün zekalı olabilir.
-Üstün zekalı çocuklar erken yaşta okuma, yazma alışkanlığı kazanmaktadır.
-Öğrenmeye ve araştırmaya karşı oldukça meraklı olurlar.
-Kendine güvenleri üst seviyede olurlar.
-Üstün zekaya sahip olan çocuklarda sorumluluk duygusu hayli gelişmiş olur.
-Yaşıtlarına göre daha farklı ve fazla soru sorarlar.
-Bazı durumları, soruları sezerek çözüme ulaştırma gibi bir yetenekleri vardır.
-Matematiğe ve uzaya karşı yaşıtlarına göre çok daha fazla ilgili ve meraklı olurlar.
-Sürekli bir şeyleri keşfetmek, eşyaları farklı özelliklerde ve niteliklerde kullanmak gibi niteliklere sahip olurlar.

 

Gaziantep Zeka Testi İçin Randevu Alın

Oyuncak Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Çocuğa her istediğini almak, her istediği almak ne kadar doğrudur veya doğru mudur? Çok fazla oyuncak ile aynı anda oynamaya çalışan çocuklarda dikkat eksikliği meydana geldiği gözlemlenmiştir.

Çocuğunuz sırf mutlu olsun diye her istediği oyuncağı almak oldukça yanlış bir davranış olacaktır. Elbette ki çocuklar her gördükleri oyuncağı almak isteyebilirler. Ancak sizler ebeveynleri olarak çocuğunuza iyilik yapayım, onu mutlu edeyim derken dikkat eksikliği ve farklı sorunlara neden olabilirsiniz.

Çocuğunuza işlevsel, yaşına uygun birkaç oyuncak almanız elbette sağlık açısından hiçbir sakıncası yoktur. Ancak haddinden fazla oyuncak almak, oyuncağa boğmak elbette zararlıdır. Bunun için çocuğunuz aldığınız oyuncaklardan sıkıldıktan bir süre sonra yeni oyuncaklar almalı ve hepsini önüne sermek yerine azar azar eline vererek amaca yönelik oynamasını sağlamalısınız.

Oyuncak seçiminde nelere dikkat edilmeli, nasıl oyuncak seçilmeli gibi sorularınızın cevabı ise aşağıdaki gibidir

Çocuğunuza her gördüğü veya yeni çıkan oyuncakların hepsini almayınız. Çocuğunuz kısa vadede mutlu olsa da bir süre sonra sıkılacaktır.
Çeşit çeşit çok fazla oyuncak almak çocuk ile ebeveynler arasındaki iletişimin azalmasına neden olmaktadır.

Bunun yerine yaşına ve becerilerine uygun oyuncaklar tercih edebilirsiniz.
Oyuncak satın alırken çocuğunuzun gelişimine ne gibi bir faydası olur bunu düşünün ve ondan sonra alınız.
Sık oyuncak ve oyun değiştirmesine müsaade etmeyiniz.

Kardeş Çatışması ile Başa Çıkmak için Öneriler

Kardeşler arası çatışmalar, kavgalar hem çocukları hem de aileleri yıpratmaktadır. Özellikle de yaş arası az olan çocuklar arasında bu durum daha sık gözlenmektedir. Bu sorun karşısında ebeveynler sorumsuz olur, durumu çocukların eline bırakırlarsa işler iyice çıkmaz bir hal alabilir. Bunun için kardeşler arası kavga veya çatışma durumunda ebeveynlere fazlasıyla iş düşmektedir. Doğru bir yol izleyerek, çocukları doğru yönlendirerek bu sorunu çözüme kavuşturabilirsiniz. Birkaç öneriye dikkat ederek kardeşler arasında yaşanan çatışmaların önüne geçebilirsiniz.

Kardeşler arasında meydana gelen çatışma, kavga gibi durumlar genellikle anne ve babanın dikkatini kendi üzerilerine çekmek için yaptıkları bir durumdur. Çocuklar üzerinde yapılan gözlemlerde kardeşlerin yalnız başlarına iken anne babalarının yanında oldukları zamandan daha iyi anlaştıkları kanısına varılmıştır. Kardeşler çatışması ile başa çıkmak için öneriler ise aşağıdaki gibidir;

  • Kardeşler arasında yaşanan çatışmaları önlemek veya en aza indirmek için öncelikle yapmanız gereken ilk şey kardeşler arasında kesinlikle ayrım yapmamak olmalıdır.
  • Çocuklarınıza eşit davranmalı, sevginizi ve zamanınızı onlara eşit miktarda vermelisiniz.
  • Kesinlikle çocuklarınızın arasında kıyaslamaya yapmayınız.
  • Kardeşler arasında çatışma, kavga olduğunda mola vermeyi deneyebilirsiniz. Kardeşleri ayrı odalara veya köşelere göndererek yaptıkları şeyin yanlış olduğunu anlatıp birbirlerinden özür dilemeleri gerektiğini anlatabilirsiniz.
  • Çocuklarınızla olan iletişiminize önem vermeli, onlarla etkili ve kaliteli zaman geçirmelisiniz.

2-4 Yaş Çocuklar İçin Eğitici Oyunlar

Çocuklarınız ile hem kaliteli hem de keyifli vakit geçirmek için pahalı oyuncaklara ihtiyacınız yoktur. Bunun için sadece çocuklarınızın ihtiyaçlarına cevap vermek, onları anlamak ve gelişimlerine uygun ortam hazırlayarak etkinler yapabilir, gelişimlerini destekleyebilirsiniz.

2-4 yaş dönemi çocukların el kol koordinasyonlarının geliştiği, zekalarının sürekli dinamik olduğu, çabuk öğrendikleri dönemdir. Bu dönemde çocuklarınızın yanında olarak, onlara destek olarak, beraber etkili etkinler yaparak hem keyifli zaman geçirebilir hem de onların gelişim ve öğrenmelerini destekleyebilirsiniz. 2-4 yaş çocuklar için eğitici oyunlar arasından birkaçı şunlardır;

Balonlar ile elektriğin ve yer çekiminin keşfi: Bu etkinlik özellikle yerinde duramayan afacanlar için oldukça eğlencelidir. Bunun için 4 5 balonu şişiriniz ev hava fırlatınız. Zıplayarak balonların yere düşmesini engelleyiniz. Bunun dışında ise balonları kazak veya yünlü herhangi bir eşyaya sürterek ardından saçlarınızı nasıl havalandırdığını gözlemleyebilirsiniz.
2-4-yas-cocuklar-icin-egitici-oyunlar

Hayvan tahmin etme oyunu: 2,3,4 yaşındaki çocuklar duyarak ve hissederek öğrenmeye daha hevesli ve açıktır. Bunun için çeşitli hayvanların minyatürlerini alınız. Çocuklarınızı gözlerini kapatarak eliniz hayvanı veriniz ve bir yandan da eline verdiğiniz hayvanın sesini taklit ederek çocuğunuzun hayvanı doğru tahmin etmesini sağlayınız.

Kendi oyun hamurunu kendin yapma: Bunun için 1 su bardağı tuz, 1 su bardağı un, 1 su bardağı su ve kurabiye kalıpları, gıda boyaları alarak işe başlayınız. Malzemeleri bir araya getirerek çocuğunuz ile beraber yoğurunuz.

Üniversite YKS Tercihleri Nasıl Yapılacak – Gaziantep Tercih Danışmanlığı

ÜNİVERSİTE TERCİHLERİ NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

ÖSYM tarafından yayımlanan kılavuzda tercih süresi 7-14 Ağustos 2018 olarak belirtildi.

Adaylar, 2018-YKS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzuna tercih süresi içinde ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden erişebilecekler.

Adaylar tercihlerini , T.C. Kimlik Numarası ve şifre ile tercih süresi içinde ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden bireysel olarak yapacaklar ve tercihlerini, internet üzerinden elektronik ortamda göndererek tercih bildirimini tamamlayacaklar.

YKS TERCİHLERİ NASIL YAPILACAK?

Adaylar puanlarını ve mezun oldukları okul türlerini göz önünde tutarak hangi tablolardan tercih yapabileceklerini belirleyeceklerdir. Adaylar, sadece tercih yapabilecekleri tablolardan olmak koşuluyla girmek istedikleri yükseköğretim programlarını saptayacaklar, bu programların kodları ve adları ile bağlı oldukları üniversite ve fakülte/yüksekokul adlarını tercih sırasına göre yazacaklardır. Adayların, yükseköğretim programları arasından tercih yapmaya başlamadan önce, bu Kılavuzdaki tabloların hangilerindeki programlardan tercih yapma haklarının bulunduğunu belirlemeleri gerekir. Tablo 3’te yer alan ön lisans programlarını, 2018-TYT’de 150 ve üzeri puan alanlar tercihleri arasında gösterebileceklerdir. Tablo 4’teki yükseköğretim programlarını, 2018-AYT/YDT’de ilgili puan türünde 180 ve daha fazla puan alan adaylar tercihleri arasında gösterebileceklerdir. Yukarıdaki açıklamalara göre her adayın, girmek istediği programları Tablo-3 veya Tablo-4’ten bularak tercih sırasına koyması gerekir. Tercih sırası önemlidir. Tercih yanlışlıklarından doğacak sonuçların bütün sorumluluğu adaya ait olacaktır. Tercih alanlarının tamamının doldurulması zorunlu değildir. Örneğin, bir aday tercih bildiriminde yalnızca dört programı göstermek istiyorsa ve bunlardan herhangi birine giremediği takdirde başka bir yerde okumak istemiyorsa, sadece bu dört programı yazabilecektir. 2018- YKS sonuç bilgilerinde her adayın hesaplanan yerleştirme puanlarına ilişkin başarı sıraları yer alacaktır.

a)Her yükseköğretim programına, Kılavuzda belirtilen ve bilgisayar ortamında denetlenebilen koşulları taşıyan ve bu programa tercih listesinde yer vermiş olan adaylar arasından kontenjan sayısı kadar öğrenci yerleştirilecektir. Yerleştirme puanlarına göre yapılacak yerleştirme işleminde ilgili yerleştirme puanı yüksek olan adaya öncelik verilecektir.

b) Bir aday, puanları ne denli yüksek olursa olsun yalnız bir programa kayıt hakkı kazanabilir. Bu program, adayın yerleştirme puanlarıyla girebildiği en üst tercihidir. Bunun altında kalan tercihler işleme konmaz.

c) Merkezî yerleştirme sisteminde bir adayın kayıt hakkı kazandığı programı sonradan değiştirmesi, bir başka deyişle, daha düşük puanla öğrenci alan başka bir programa kaydolması mümkün değildir.

d) Bir adayın kayıt hakkı kazandığı programın bağlı olduğu yükseköğretim kurumuna gönderilecek bilgilerde, kayıt hakkı kazanan bütün adayların açık kimlikleri, fotoğrafları, puanları, ortaöğretim alan/dalı ve ek puandan yararlanıp yararlanmadığı bilgisi yer alacaktır.

e) Tercihlerinizi yaparken kaydolmayı en çok istediğiniz programı en üst tercihinize, daha sonra istediğiniz programı ikinci tercihinize yazınız ve bütün tercihlerinizi bu şekilde sıralayınız. Duruma göre yapabileceğiniz 24 tercihin baştan birkaç tanesini “Puanım yeterli olmayabilir.” endişesine kapılmadan, sadece ilginizi göz önüne alarak belirleyebilir, buralara en çok istediğiniz programları yazabilirsiniz. Ancak, kazansanız bile kaydolmayı istemediğiniz bir programa tercih listenizde yer vermemeniz yararınıza olacaktır.

AYT TYT YKS SONUÇLARI SAAT KAÇTA AÇIKLANACAK?

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin yayımladığı sınav takvimine göre, 2018 YKS sonuçları 31 Temmuz’da açıklanacak. Üniversite hayali kuran öğrenciler, sonuçların açıklanacağı saati merakla bekliyor. Fakat YKS sonuçlarının saat kaçta açıklanacağı konusunda resmi bir bilgi bulunmuyor. Ancak geçtiğimiz sınavlara bakacak olursak, sonuçların öğle vakitlerinde erişime açılması bekleniyor.

ÖSYM
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi, kısaca ÖSYM, yükseköğretim programlarına girmek için başvuran adaylar arasından, başarılı olma olasılıkları diğerlerinden daha yüksek olanları seçerek bu programlara yerleştirmek amacı ile 1974 yılında kurulmuş olan devlet kurumudur. Merkezi Ankara’da bulunur.

Kurum ilk olarak 22 Kasım 1974 tarihinde, Üniversitelerarası Kurul tarafından, 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun 52. Maddesine göre, “Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM)” adıyla kuruldu. 1981 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) bağlanarak” Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)” adını almıştır.

ÖSYM’nin görevleri 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 10. Maddesinde şu şekilde belirlenmiştir:
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslar çerçevesinde yükseköğretim kurumlarına öğrenci alınması amacıyla sınavları hazırlayan ve yapan, öğrenci isteklerini de göz önünde tutarak Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslara göre değerlendiren, öğrenci adaylarının yükseköğretim kurumlarına yerleştirilmesini sağlayan ve bu faaliyetlerle ilgili araştırmalar ve diğer hizmetleri yapan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na bağlı bir kuruluştur.

Bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumları mezunlarının, Tablo 3A’da, Tablo 3B.1’de ve Tablo 3C’de belirtilen yükseköğretim ön lisans/lisans programına yerleştirilirken OBP’nin 0,06 katsayısı ile çarpımından elde edilecek ek puanları da yerleştirme puanlarına eklenecektir. Bu ek puanlardan yararlanmak için adayların ön lisans programları için 150 veya daha yüksek puan almış olmaları, lisans programları için ilgili puan türünde 180 veya daha yüksek puan almış olmaları gerekmektedir.

Tablo 3A’da, Tablo 3B.1’de yer alan programlar için ek puanlar, 30.03.2012 tarihi itibarıyla bir mesleğe yönelik program
uygulayan ortaöğretim kurumlarından mezun olan veya belirtilen tarih ve öncesinde öğrenim görmekte olan öğrenciler için
uygulanacaktır. İlgili ortaöğretim kurumuna 30.03.2012 tarihinden sonra kayıt olan adaylar için Tablo 3A ve Tablo 3B.1
kapsamında ek puan hesaplanmayacaktır.

2018 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI SINAVI (YKS) YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE KONTENJANLARI KILAVUZU (3 Temmuz 2018)

 

Tercih Danışmanlığı, Gaziantep Tercih Danışmanlığı

Doğru Meslek, Doğru Tercih ve Profesyonel Tercih Danışmanlığı İçin Randevu Alın.

WhatsApp İle Randevu Alabilirsiniz..

online-psikolojik-danisma-randevual-whatsapp-tel

Çocuğun Tutumlarını Anne Baba Tutumları Belirliyor

Çocuk eğitiminde sevgi ve disiplin bir denge içinde olmalıdır; tabii anne-babanın modelliği de son derece önemli. Çocuk gördüğünü taklit eder, davranış repertuvarı anne-baba ve çevre ile zenginleşir.

  • Anne-baba tutarsız davranıyorsa, net olmakta zorlanıyorlarsa ya da farklı tutumlara sahip ise, çocuğun her istediği oluyorsa, engellenmeyi öğrenemez, kendi iç disiplinini oluşturamaz… Ayrıca çocukta stres  oluşturan etkenler de davranış sorunlarına yol açar.
  • Ailenin yaşantısındaki değişimler (ev değişimi-ekonomik sorunlar-aile bireyleri veya bir yakının ölümü-kardeş doğumu-annenin çalışmaya başlaması)
  • Anne-baba arasındaki sorunlar, boşanmış aile
  • Ebeveynlerin tutum hataları (eleştiri-yargılama-kıyaslamanın yapılması-ilginin ve zaman paylaşımının yeterli olmaması ve/veya koruyucu tutumlar-aile içi şiddet)
  • Çocukla kurulan iletişim dilinin yanlış olması
  • Çocukta var olan psikiyatrik rahatsızlıklar (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme güçlüğü, davranım bozukluğu gibi…)
  • Sosyal ortamlarının kısıtlı olması, çocuğun bilişsel-duygusal-sosyal gelişimini olumsuz etkilemekte ve birtakım psikolojik sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir.

Ailelerin Nelere Dikkat Etmesi Gerekir?

  • Çocuğunuzun duygularını kabul edin, onu dinleyin. Doğru iletişim dili kullanın. Anlaşıldığını hissetsin (empati ). Çocuğunuzu destekleyin ki kendine güveni gelişsin. Doğru davranışlarını ödüllendirin, yanlış davranışları olduğu zaman onunla konuşun, bu başarılı olmazsa, mahrum etmeler kullanın (örneğin, televizyon izlememek gibi; fakat mahrum etmenin doğru şekilde ve zamanda kullanılması önemlidir.)
  • Çocuğunuzu sevdiğinizi ve ona güvendiğinizi her fırsatta söyleyin.
  • Sorumluluklar verin. Hem kendine güveni artacak hem de sorumluluk almayı öğrenecektir.
  • Çocuğunuzla etkin zamanlar geçirin. Onunla oyun oynayın. Anne ile özel, baba ile özel ve ailece yapılan etkin zamanlar uygulayın. Sorumluluk çocukta olsun. Bu, çocuğa kendisine değer verildiği duygusunu verecek ve sorumluluk duygusunu geliştirecektir.
  • Başka çocuklarla veya kardeşiyle kıyaslamayın; hoş olmayan sözcükleri çocuğunuz için kullanmayın. Onun yerine iyi bir rehber olmayı deneyin.
  • İlgisizlik her ne kadar sorunsa, gerekenden fazla ilgi göstermek, korumacı davranmak da çocuğun kendine güvenini kazanmasına engel olmaktadır.
  • Çocuk model alarak büyür. Ebeveynler olarak, çocuklarınıza doğru model olmanız ve doğru modeller sunmanız, çocuğunuzun gelişimi açısından oldukça önemlidir.

PedagogSoru Sor

Not:
OkanBal.Com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.